+ Konuyu Yanıtla
4 / 1 1234 SonSon
65 sonuçtan 1 --- 20 arası gösteriliyor

Konu: hz İsanın ölmediğine dair kuranıkerimde yer alan deliller

  1. #1
    İhVaN-ElFidAm Humeyra YILDIRIM kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Thu Mar 2008
    Konum
    Nefes aldığım her yer..
    İletiler
    871
    Blogdaki Konular
    1

    hz İsanın ölmediğine dair kuranıkerimde yer alan deliller

    Hz.İsa'nın Ölmediğine Dair Kuran'da Yer Alan Diğer Deliller

    u bölümde, Hz. İsa'nın ölmediğine ve yeniden dünyaya geleceğine dair Kuran'da yer alan diğer delilleri inceleyeceğiz.

    Hz. İsa ile ilgili bildirilen ayetlerde, Hz. İsa'nın mucizevi doğumu, içinde bulunduğu topluma yaptığı tebliğ, inkar edenler ve müşriklerle mücadelesi, gösterdiği mucizeler, kendisine tabi olan havarileri detaylı olarak anlatılmaktadır. Kuran'da Hz. İsa'yla ilgili bildirilen bir diğer önemli haber de Hz. İsa'nın kıyamet gününe yakın bir tarihte yeniden yeryüzüne geleceğidir. Hz. İsa'nın ölmediğinin bildirildiği Al-i İmran Suresi'nin 55. ayetini ve Nisa Suresi'nin 157-158. ayetlerini yukarıdaki bölümlerde detaylı olarak incelemiştik. Bu ayetlerde bildirilen ifadeler, bu ifadelerin Arapça anlamları ve çeşitli tefsirlerde bu ayetlerle ilgili yer alan açıklamalar, Hz. İsa'nın ölmemiş olduğunu hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde göstermektedir. Bu ayetlerin yanı sıra Kuran'da yer alan bazı diğer ayetlerde de Hz. İsa'nın ölmediğine ve ikinci kez dünyaya geleceğine dair açık deliller vardır. Ayetlerde haber verilen bu delilleri maddeler halinde şu şekilde sıralayabiliriz:

    1. Hz. İsa öldürülmemiş ve asılmamıştır,

    2. Hz. İsa Allah Katına yükseltilmiştir,

    3. İnkar edenlere bir benzeri gösterilmiştir,

    4. İnkar edenlerin bu konudaki düşünceleri zan ve tahminden ibarettir,

    5. O kıyamet için bir alamettir,

    6. Allah, ona Tevrat ve İncil'in yanı sıra Kitabı -yani Kuran'ı- öğretmiştir (en doğrusunu Allah bilir),

    7. Kitap Ehli tekrar geldiğinde ona itaat edecektir,

    8. Ona uyanlar, kıyamete kadar inkar edenlere üstün kılınacaktır,

    9. Yetişkin olarak yeryüzüne gelecek ve insanlarla konuşacaktır,

    10. Hz. İsa'nın ölümü, ikinci kez dünyaya geldikten sonra gerçekleşecektir.



    O: "Dini dosdoğru ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin" diye dinden Nuh'a vasiyet ettiğini ve sana vahyettiğimizi, İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya vasiyet ettiğimizi sizin için de teşri' etti (bir şeriat kıldı). Senin kendilerini çağırdığın şey, müşriklere ağır geldi. Allah, dilediğini buna seçer ve içten Kendisi'ne yöneleni hidayete erdirir. (Şura Suresi, 13)

    Dünya tarihinin en önemli ve büyük gelişmelerinden biri olan Hz. İsa'nın yeryüzüne yeniden gelişi, Kuran'da yer alan delillerin de gözler önüne serdiği gibi, önemli bir gerçektir. Bu delillerin ortaya konulması, bir yandan Hz. İsa'nın gelişini heyecanla ve sevinçle bekleyen müminlerin şevklerini artıracak ve Hz. İsa'nın gelişi için yaptıkları hazırlıkları hızlandırmalarına aracı olacaktır.

    Öte yandan, Hz. İsa'nın gelişi konusu üzerinde bugüne kadar yeterince ve gereği gibi düşünmemiş olanlara konunun önemini hatırlatacak, onların da bu konuda bilinçlenmelerine aracı olacaktır.


    Kuran'da Hz. İsa'nın "Kıyamet İçin Bir Alamet" Olduğu Bildirilmektedir

    Kuran'da Hz. İsa'nın ölmediği ve öldürülmediği bildirilirken, Hz. İsa'nın ikinci kez yeryüzüne dönecek olduğu da haber verilmektedir. Bu ayetlerden biri, Zuhruf Suresi'nin 61. ayetidir. Bu surenin 57. ayetinden itibaren Hz. İsa'dan bahsedilir:

    Meryem oğlu (İsa) bir örnek olarak verilince, senin kavmin hemen ondan (keyifle söz edip) kahkahalarla gülüyorlar. Dediler ki: "Bizim ilahlarımız mı daha hayırlı, yoksa o mu?" Onu yalnızca bir tartışma-konusu olsun diye (örnek) verdiler. Hayır, onlar 'tartışmacı ve düşman' bir kavimdir. O, yalnızca bir kuldur; kendisine nimet verdik ve onu İsrailoğulları'na bir örnek kıldık. Eğer Biz dilemiş olsaydık, elbette sizden melekler kılardık; yeryüzünde (size) halef (yerinize geçenler) olurlardı. (Zuhruf Suresi, 57-60)

    Bu ayetlerin hemen arkasından gelen 61. ayette Hz. İsa'nın kıyamet saati için bir ilim olduğu belirtilmektedir:

    Şüphesiz o, kıyamet-saati için bir ilimdir. Öyleyse ondan yana hiçbir kuşkuya kapılmayın ve Bana uyun. Dosdoğru yol budur. (Zuhruf Suresi, 61)

    Bu ayetin Hz. İsa'nın ahir zamanda yeryüzüne dönüşüne açık bir işaret taşıdığını söyleyebiliriz. Çünkü Hz. İsa, Kuran'ın indirilişinden yaklaşık altı asır önce yaşamıştır. Dolayısıyla bu ilk hayatını "kıyamet saati için bir bilgi" yani bir kıyamet alameti olarak anlayamayız. Ayetin işaret ettiği anlam, Hz. İsa'nın, ahir zamanda, yani kıyametten önceki son zaman diliminde yeniden yeryüzüne döneceği ve bunun da bir kıyamet alameti olacağıdır. (En doğrusunu Allah bilir.)

    Bu ayette geçen "hu" yani "o" zamirinin "Kuran"a işaret ettiğini söyleyenler vardır. Ancak Kuran'ın diğer ayetlerine bakıldığında, "o" zamirinin Kuran için kullanıldığı durumlarda, mutlaka bir önceki veya sonraki ayette Kuran'dan bahsedildiği görülmektedir. Ya da ayette geçen diğer ifadelerden Kuran'a işaret edildiği net olarak anlaşılmaktadır. Bu ayetlerden bazıları şu şekildedir:

    Hayır; çünkü o (Kur'an), bir öğüttür. Artık dileyen, onu 'düşünüp-öğüt alsın.' O (Kur'an), 'şerefli-üstün' sahifelerdedir. Yüceltilmiş, tertemiz (mutahhar) kılınmış. (Abese Suresi, 11-14)

    Onlara: "Allah'ın indirdiklerine iman edin" denildiğinde: "Biz, bize indirilene iman ederiz" derler ve ondan sonra olan (Kur'an)ı inkar ederler. Oysa o (Kur'an), yanlarındakini (Kitap'ı) doğrulayan bir gerçektir. (Onlara) De ki: "Eğer inanıyor idiyseniz, daha önce ne diye Allah'ın peygamberlerini öldürüyordunuz?" (Bakara Suresi, 91)

    İşte Allah'ın hidayet verdikleri bunlardır; öyleyse sen de onların bu hidayetlerine uy. De ki: "Ben bunun için sizden bir ücret istemiyorum. O (Kur'an), alemlere bir 'öğüt ve hatırlatmadan' başkası değildir." (Enam Suresi, 90)

    Biz onu (Kur'an'ı) hak olarak indirdik ve o hak ile indi; seni de yalnızca bir müjde verici ve uyarıp-korkutucu olarak gönderdik. Onu bir Kur'an olarak, insanlara dura dura okuman için (bölüm bölüm) ayırdık ve onu safha safha bir indirme ile indirdik. De ki: "İster ona inanın, ister inanmayın. O, daha önce kendilerine ilim verilenlere okunduğu zaman, çenelerinin üstüne kapanarak secde ederler." (İsra Suresi, 105-107)

    Ve şüphesiz o (Kur'an), senin ve kavmin için gerçekten bir zikirdir. Siz (ondan) sorulacaksınız. (Zuhruf Suresi, 44)

    Gerçekten Benim ayetlerim size okunuyordu, fakat siz topuklarınız üzerinde geri dönüyordunuz. Buna (ayetlerime) karşı büyüklük taslayarak; gece vakti de hezeyanlar sergiliyordunuz. Onlar, yine de o sözü (Kur'an'ı) gereği gibi düşünmediler mi, yoksa onlara, geçmişteki atalarına gelmeyen bir şey mi geldi? (Müminun Suresi, 66-68)

    Oysa Zuhruf Suresi'ndeki ayetlere bakıldığında, "kıyamet saati için bir ilimdir" ifadesinin öncesinde veya sonrasındaki ayetlerde Kuran'dan bahsedilmediği görülür. Ayetlerde Hz. İsa'dan bahsedilmektedir. Dolayısıyla, "o" zamiri de Hz. İsa'ya işaret etmektedir. (En doğrusunu Allah bilir.)

    Nitekim büyük İslam alimleri de ayette geçen "o" zamirinin, gerek ayetlere gerekse sahih hadislere dayanarak, Hz. İsa'ya işaret ettiğini açıklamaktadırlar. Ebu Hureyre, İbn Abbas, Katade, Malik bin Dinar, Dahhak, Ebu Rezin, Ebu Abdurrahman, Humeyd ve İbn Muhaysın da Hz. İsa'nın gelişinin kıyamet alametlerinden biri olduğunu söylemektedirler.55

    Alusi, Şevkani, es-Sabuni, Gumari, Ömer Nasuhi Bilmen, Seyyid Kutub, Hasan Basri Çantay gibi pek çok tefsircinin tefsirinde ise bu ayet şu şekilde açıklanmaktadır:

    Hz. İsa'nın zuhur etmesi kıyamet saatinin gelişini bildiren bir alamettir. Çünkü onun zuhuru kıyamet alametlerindendir. Yeryüzüne inişi dünyanın sonunun geldiğine ve ahiretin başlangıcına delildir.56

    Ki Allah, hak olmak üzere Kitab'ı ve mizanı indirdi. Ne bilirsin; belki kıyamet-saati pek yakındır.
    (Şura Suresi, 17)



    İmam Taberi, ayeti tefsir ederken İbn Kesir'in bu konudaki açıklamasını da delil olarak kullanmıştır. İbn Kesir, "Kıyamet gününden önce İsa'nın adil bir devlet başkanı ve adil bir hakim olarak yeryüzüne ineceğine dair Peygamber Efendimiz (sav)'in mütevatir hadisleri mevcuttur" diyerek, söz konusu ayetin Hz. İsa'nın dünyaya ikinci kez gelişine delil olduğunu ifade etmiştir. Elmalılı Hamdi Yazır'ın tefsirinde ise bu konu şu şekilde açıklanmaktadır:

    Muhakkak ki o saat için bir ilimdir de -saatin geleceğini ölülerin dirilip, kıyam edeceğini bildiren bir delil ve alamettir. Çünkü Hz. İsa gerek zuhuru ve gerek emvati ihya (ölüleri diriltme) mucizesi ve gerek emvatın kıyamını (ölülerin kalkışını) haber vermesi itibarıyla kıyametin vaki olacağına bir delil olduğu gibi hadiste varid olduğuna göre eşratı saattendir (kıyamet alametidir).57

    Çağdaş İslam alimlerinden Seyyid Kutub da tefsirinde, Hz. İsa'nın yeryüzüne yeniden gelecek olmasının önemli delillerinden birinin bu ayet olduğuna dikkat çekmektedir. Kutub'un tefsirinde konu şöyle açıklanmaktadır:

    Hz. İsa'nın kıyametin kopmasından önce yeryüzüne ineceğine ilişkin birçok hadis var dilimizde. Nitekim bu ayet de ona işaret etmektedir: "O, kıyametin kopacağını gösterir bir ilimdir." Yani Hz. İsa'nın yeryüzüne inmesi ile kıyametin kopmasının yakın olduğu bilinir. İkinci bir okuyuş tarzında ayet şöyle okunur: "Ve innehu le alemun lissati". Yani onun inişi kıyametin belirtisidir, alametidir. Her iki okuyuş tarzı da aynı anlamı ifade etmektedirler. Hz. İsa'nın gökten inişi, doğru sözlü ve güvenilir Peygamberin -salat ve selam üzerine olsun- sözünü ettiği ve yüce Kuran'ın işaret ettiği bir gaybtır. Kıyamet gününe kadar değişmeden kalacak bu iki kaynaktan gelen bilgilerden başka, bu meseleye ilişkin olarak herhangi bir insanın söyleyebileceği bir söz olamaz.58

    Kevseri, en eski akaid kitaplarında dahi bu ayetin Hz. İsa'nın ikinci kez yeryüzüne gelişine delil olarak kullanıldığını söylerken59, Ömer Nasuhi Bilmen tefsirinde ise bu ayet şu şekilde açıklanmaktadır:

    Ve kıyametin yaklaşmış olması için İsa Aleyhisselam'ın bir alamet olduğunu ve kıyametin vuku bulacağına şüphe edilmeyeceğini haber veriyor... İsa Aleyhisselam'ın yeryüzüne nüzul edeceği de kıyamet şeriatinden sayılmaktadır...60

    Ayrıca şunu da belirtmek gerekir ki, Kuran'da hiçbir peygamberin kıyamet için bir ilim olmasından bahsedilmemektedir. Hz. Muhammed (sav), Hz., İbrahim, Hz. Nuh, Hz. Musa, Hz. Süleyman, Hz. Yusuf, Hz. Davud, Hz. Yakup ve diğer birçok peygamberin hayatı Kuran'da detaylı olarak anlatılmakta, ancak hiçbiri için bu ifade kullanılmamaktadır. Bu da, Hz. İsa'nın -Allah'ın takdiri olarak- diğer peygamberlerden farklı bir özelliğe sahip olduğuna işaret etmektedir. Bu özellik, Hz. İsa'nın Allah Katına alındıktan sonra yeniden yeryüzüne gönderilecek olmasıdır. (En doğrusunu Allah bilir.)


    Kuran'da, Hz. İsa'ya "Kitab'ın, Tevrat'ın ve İncil'in Öğretildiği" Bildirilmektedir

    Kuran'da Hz. İsa'nın ikinci gelişine işaret eden bilgilerden biri de, Hz. İsa'ya Tevrat ve İncil ile birlikte Kitab'ın da öğretilmiş olduğudur.

    Hani Melekler, dediler ki: "Meryem, doğrusu Allah Kendinden bir kelimeyi sana müjdelemektedir. Onun adı Meryem oğlu İsa Mesih'tir. O, dünyada ve ahirette 'seçkin, onurlu, saygındır' ve (Allah'a) yakın kılınanlardandır. Beşikte de, yetişkinliğinde de insanlarla konuşacaktır. Ve O salihlerdendir. "Rabbim, bana bir beşer dokunmamışken, nasıl bir çocuğum olabilir?" dedi. (Fakat) Allah neyi dilerse yaratır. Bir işin olmasına karar verirse, yalnızca ona "ol" der, o da hemen oluverir. Ona Kitab'ı, hikmeti, Tevrat'ı ve İncil'i öğretecek. (Al-i İmran Suresi, 45-48)

    Bu kitabın hangi kitap olduğu kuşkusuz önemlidir. Aynı ifade Maide Suresi'nin 110. ayetinde de yer almaktadır:

    Allah şöyle diyecek: "Ey Meryem oğlu İsa, sana ve annene olan nimetimi hatırla. Ben seni Ruhu'l-Kudüs ile destekledim, beşikte iken de, yetişkin iken de insanlarla konuşuyordun. Sana Kitab'ı, hikmeti, Tevrat'ı ve İncil'i öğrettim..." (Maide Suresi, 110)

    Kuran'da yer alan diğer ayetleri incelediğimizde, her iki ayette de geçen "Kitap" ifadesinin, Kuran'a işaret ettiğini görürüz. Ayetlerde Tevrat ve İncil dışında gönderilen son hak kitabın Kuran olduğu bildirilmektedir. (Hz. Davud'a verilen Zebur da Eski Ahit'in içindedir.) Bunun yanında, yine Kuran'ın diğer ayetlerinde, "Kitap" kelimesi, İncil ve Tevrat'ın yanında Kuran'ı ifade etmek için kullanılmıştır:

    Allah... O'ndan başka İlah yoktur. Diridir, Kaimdir. O, sana Kitab'ı Hak ve kendinden öncekileri doğrulayıcı olarak indirdi. O, Tevrat ve İncil'i de indirmişti. (Al-i İmran Suresi, 2-3)

    Sana da (Ey Muhammed,) önündeki kitap(lar)ı doğrulayıcı ve ona 'bir şahid-gözetleyici' olarak Kitab'ı indirdik... (Maide Suresi, 48)


    İsa, açık belgelerle gelince, dedi ki: "Ben size bir hikmetle geldim ve hakkında ihtilafa düştüklerinizin bir kısmını size açıklamak için de. Öyleyse Allah'tan sakının ve bana itaat edin."
    (Zuhruf Suresi, 63)

    Kitap kelimesinin Kuran'a işaret ettiği diğer bazı ayetler ise şu şekildedir:

    Öyle ki size, kendinizden, size ayetlerimizi okuyacak, sizi arındıracak, size Kitap ve hikmeti öğretecek ve bilmediklerinizi bildirecek bir elçi gönderdik. (Bakara Suresi, 151)

    Allah'tan başka bir hakem mi arayayım? Oysa O, size Kitab'ı açıklanmış olarak indirmiştir. Kendilerine kitap verdiklerimiz, bunun gerçekten Rabbinden hak olarak indirilmiş olduğunu bilmektedirler. Şu halde, sakın kuşkuya kapılanlardan olma. (Enam Suresi, 114)

    Biz Kitab'ı ancak, hakkında ihtilafa düştükleri şeyi onlara açıklaman ve inanan bir kavme rahmet ve hidayet olması dışında (başka bir amaçla) indirmedik. (Nahl Suresi, 64)

    Kitab'ın sana (kalbine vahy ile) bırakılacağını umud etmezdin; (bu,) Rabbinden ancak bir rahmettir. Öyleyse sakın kafirlere arka olma. (Kasas Suresi, 86)

    Kendilerine okunmakta olan Kitab'ı sana indirmemiz onlara yetmiyor mu? Şüphesiz, bunda iman eden bir kavim için gerçekten bir rahmet ve bir öğüt (zikir) vardır. (Ankebut Suresi, 51)

    Şüphesiz, Allah'ın sana gösterdiği gibi insanlar arasında hükmetmen için Biz sana Kitab'ı hak olarak indirdik. (Sakın) Hainlerin savunucusu olma. (Nisa Suresi, 105)

    Bu durumda, Hz. İsa'ya öğretilecek olan üçüncü "Kitab"ın Kuran olduğu ve bunun da ancak Hz. İsa'nın ahir zamanda dünyaya dönüşünde mümkün olabileceği açıkça görülmektedir. Çünkü Hz. İsa Kuran'ın indirilmesinden yaklaşık 600 sene önce yaşamıştı. Dolayısıyla, yaşadığı dönemde Kuran'ı öğrenmiş olması mümkün değildi. Bununla birlikte, Peygamber Efendimiz (sav)'in hadislerinde Hz. İsa'nın dünyaya ikinci kez gelişinde İncil ile değil Kuran'la hükmedeceği bildirilmiş olması da bunun bir delilidir:

    Kırk (40) yıl Allah'ın Kitab'ı ve benim sünnetimle hükmeder, vefat eder.61

    Bu ifadeden de açık olarak anlaşıldığı gibi Hz. İsa yeniden yeryüzüne geldiğinde, Kuran'da yer alan hükümler ile hükmedecek, Hz. Muhammed (sav)'in sünnetini devam ettirecektir. Bu da ayetlerdeki manaya tam olarak uygun düşmektedir. (Şüphesiz en doğrusunu Allah bilir.)

    Bu ayetlerde dikkat edilmesi gereken bir başka bilgi de, Hz. İsa için bildirilen söz konusu ifadenin -bir önceki konuda olduğu gibi- başka hiçbir peygamber için bildirilmemiş olmasıdır. Örneğin Hz. Musa'ya Tevrat'ın indirildiği, Hz. İbrahim'e verilen sahifeler olduğu, Hz. Davud'a Zebur'un vahyedilmiş olduğu Kuran'da bildirilir. Ya da peygamberlerin kendi dönemlerinden önce indirilen kitaplar varsa, bu kitapları bildikleri haber verilir. Ancak peygamberlerin hiçbiri için, kendi dönemlerinden sonra indirilecek olan bir kitabın daha onlara öğretildiği haber verilmez. Kendisinden önce indirilen, kendisine vahyedilen ve kendisinden sonra indirilecek olan kitabı bildiği haber verilen tek peygamber Hz. İsa'dır. Bu da, Hz. İsa'nın tekrar yeryüzüne geleceğinin ve ikinci kez geldiğinde kendisinden sonra vahyedilmiş olan kitapla yani Kuran'la hükmedeceğinin işaretlerinden biridir. (En doğrusunu Allah bilir.)


    Kuran'da, Hz. İsa'ya Uyanların Kıyamete Kadar İnkara Sapanlara Üstün Geleceği Haber Verilmektedir

    Önceki bölümlerde detaylı olarak açıklamasını incelediğimiz Al-i İmran Suresi'nin 55. ayetinde, Hz. İsa'nın ölmediğinin yanı sıra, ikinci kez yeryüzüne gelişi de haber verilmektedir. Ayette şöyle buyurulmuştur:

    Hani Allah, İsa'ya demişti ki: "Ey İsa, doğrusu seni Ben vefat ettireceğim ve seni Kendime yükselteceğim, seni inkar edenlerden temizleyeceğim ve sana uyanları kıyamete kadar inkara sapanların üstüne geçireceğim. Sonra dönüşünüz yalnızca Bana'dır, hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyde aranızda Ben hükmedeceğim. (Al-i İmran Suresi, 55)


    Hani Meryem oğlu İsa da: "Ey İsrailoğulları, gerçekten ben, sizin için Allah'tan gönderilmiş bir elçiyim. Benden önceki Tevrat'ı doğrulayıcı ve benden sonra ismi "Ahmed" olan bir elçinin de müjdeleyicisiyim" demişti…
    (Saf Suresi, 6)

    Allah, ayette kıyamete kadar inkar edenlere üstün gelen ve Hz. İsa'ya gerçekten tabi olan bir grubun varlığını bildirmektedir. Hz. İsa hayatta iken ona uyanların sayısı çok azdı. Ve onun Allah Katına yükselişinin ardından hızla dinde dejenerasyon başladı. Sonraki iki yüzyıl boyunca da, Hz. İsa'ya iman edenler (İseviler) şiddetli baskılara maruz kaldılar. Üstelik İsevilerin hiçbir siyasi gücü de bulunmamaktaydı. Bu durumda geçmişte yaşayan Hıristiyanların, inkar edenlere üstün geldiklerini ve bu ayetin onlara işaret ettiğini söyleyemeyiz.

    Günümüzde ise Hıristiyanlığın özünden uzaklaştığını, Hz. İsa'ya indirilen hak dinden farklı bir dine dönüştüğünü görürüz. Hıristiyanlar arasında Hz. İsa'nın Allah'ın oğlu olduğu şeklindeki (Allah'ı tenzih ederiz) sapkın inanç benimsenmiş ve teslis inancı (üçleme; Baba, oğul, kutsal Ruh) kabul edilmiştir. Bu durumda, dinin aslından iyice uzaklaşmış olan günümüz Hıristiyanlarını da Hz. İsa'ya uyanlar olarak kabul edemeyiz, çünkü Allah, Kuran'ın birçok ayetinde "üçleme"ye inananların inkar içerisinde olduklarını bildirmiştir:

    Andolsun, "Allah üçün üçüncüsüdür" diyenler küfre düşmüştür. Oysa tek bir İlahtan başka İlah yoktur... (Maide Suresi, 73)

    Bu durumda "sana uyanları kıyamete kadar inkara sapanların üstüne geçireceğim" ifadesi açık bir işaret taşımaktadır. Hz. İsa'ya uyan ve kıyamete kadar yaşayacak olan bir topluluk olması gerekmektedir. Böyle bir topluluk, kuşkusuz Hz. İsa'nın yeryüzüne tekrar gelişiyle ortaya çıkacaktır. Ve tekrar dünyaya gelişi sırasında bu kutlu insana tabi olanlar, kıyamete kadar inkar edenlere üstün kılınacaktır. (En doğrusunu Allah bilir.) Bu bilgiyi destekleyen bir başka ayet de, Saff Suresi'nin 14. ayetidir:

    Ey iman edenler, Allah'ın yardımcıları olun: Meryem oğlu İsa'nın havarilere: "Allah'a (yönelirken) benim yardımcılarım kimlerdir?" demesi gibi. Havariler de demişlerdi ki: "Allah'ın yardımcıları bizleriz." Böylece İsrailoğulları'ndan bir topluluk iman etmiş, bir topluluk da inkar etmişti. Sonunda Biz iman edenleri düşmanlarına karşı destekledik, onlar da üstün geldiler. (Saff Suresi, 14)

    Yukarıdaki ayette Hz. İsa'nın yaşadığı dönemde, insanların bir kısmının iman edip bir kısmının ise iman etmedikleri anlaşılmaktadır. Ayetin son cümlesinde bildirilen "sonunda Biz iman edenleri düşmanlarına karşı destekledik, onlar da üstün geldiler" hükmüyle ise, Hz. İsa'ya inananların üstün geldikleri bir dönem haber verilmektedir.

    Bu dönemin, Hz. İsa'nın kıyametten önce, yeniden yeryüzüne geldiği dönem olması muhtemeldir. Bu dönemde Hz.İsa gerçek din ahlakını tüm dünyaya hakim kılacak ve Allah'ın izni ile iman edenler inkar edenlere üstün geleceklerdir. Bu ifade ile ahir zamanda iman edenlerin inkar edenlere üstün gelecekleri bildiriliyor olabilir. (En doğrusunu Allah bilir.)


    Kuran'da, Hz. İsa'nın Yetişkinliğinde de İnsanlarla Konuşacağı Bildirilmiştir

    Hz. İsa'nın tekrar dünyaya geleceği ile ilgili bir başka delil ise Maide Suresi'nin 110. ayetinde ve Al-i İmran Suresi'nin 46. ayetinde geçen "kehlen" kelimesidir. Ayetlerde şu şekilde buyurulmaktadır:

    Allah şöyle diyecek: "Ey Meryem oğlu İsa, sana ve annene olan nimetimi hatırla. Ben seni Ruhu'l-Kudüs ile destekledim, beşikte iken de, yetişkin kehlen) iken de insanlarla konuşuyordun…" (Maide Suresi, 110)

    Beşikte de, yetişkinliğinde (kehlen) de insanlarla konuşacaktır. Ve O salihlerdendir. (Al-i İmran Suresi, 46)

    Bu kelime Kuran'da sadece yukarıdaki iki ayette ve sadece Hz. İsa için kullanılmaktadır. Hz. İsa'nın yetişkin halini ifade etmek için kullanılan "kehlen" kelimesinin anlamı "otuz ile elli yaşları arasında bulunup saçları ağarmaya başlayan veya gençlik devresini atlatıp ihtiyarlığa ayak basan ve yaşı kemale ermiş kişi, ergin" şeklindedir. Bu kelime İslam alimleri arasında ittifakla "35 yaş sonrası döneme işaret ediyor" şeklinde çevrilmektedir.


    Hz. İsa'nın Kapalı Kapılar Ardındaki Görünüşü.
    (1308-1311) Musco dell'Opera del Duomo, Siena

    Hz. İsa'nın genç bir yaş olan otuz yaşının başlarında Allah Katına yükseldiğini, yeryüzüne indikten sonra kırk yıl kalacağını ifade eden İslam alimleri, Hz. İsa'nın kehlen döneminin, tekrar dünyaya gelişinden sonra olacağını, dolayısıyla bu ayetin, Hz. İsa'nın nüzulüne dair bir delil olduğunu söylemektedirler.62

    Tüm peygamberler insanlarla konuşup, onları dine davet etmişlerdir. Hepsi de yetişkin yaşlarında tebliğ görevini yerine getirmişlerdir. Ancak Kuran'da hiçbir peygamber için bu şekilde bir ifade kullanılmamaktadır. Bu ifade sadece Hz. İsa için ve mucizevi bir durumu ifade etmek amacıyla kullanılmıştır. Çünkü ayetlerde birbiri ardından gelen "beşikte" ve "yetişkin iken" kelimeleri iki büyük mucizevi zamanı bildirmektedirler. Mısırlı çağdaş İslam alimlerinden Halil Herras da, ayeti açıklarken, bu hususa dikkat çekmiştir:

    Ayette geçen kehl kelimesi, kendinden önce geçen ve zarf olan mehd kelimesine matuftur. Özel bir karine olmadıkça da, kendinden önceki kelimenin taşıdığı anlamı devam ettirir. Böyle olunca da nasıl ki Hz. İsa'nın doğumundan hemen sonra konuşması doğrudan bir mucize ise, kehl halinde de aynı mucizeyi gerçekleştirmesi gerekir. Yoksa normal olarak bir insanın kehl durumunda konuşması mucize özelliği taşımaz ve bunun ayette zikredilmesinin hikmeti de tam anlaşılmamış olur. Ancak Hz. İsa yeryüzüne nüzul ettikten sonra kehl halinde konuşursa, işte o zaman mucize olur...63



    Onların (peygamberleri) ardından yanlarındaki Tevrat'ı doğrulayıcı olarak Meryem oğlu İsa'yı gönderdik ve ona içinde hidayet ve nur bulunan, önündeki Tevrat'ı doğrulayan ve muttakiler için yol gösterici ve öğüt olan İncil'i verdik.
    (Maide Suresi, 46)

    ... Ey İsa, doğrusu senin hayatına Ben son vereceğim, seni Kendime yükselteceğim, seni inkar edenlerden temizleyeceğim ve sana uyanları kıyamete kadar inkara sapanların üstüne geçireceğim...
    (Al-iİmran Suresi, 55)


    Ünlü İslam alimi Gumari ise, ayette Hz. İsa'nın beşikte iken konuşmasının ardından yetişkin iken konuşmasına da dikkat çekilmesinin hikmetlerinden birinin, Hz. İsa'nın mucizevi hayatı olduğunu belirtmiştir. Hz. İsa'nın bebekken konuşmasının, Allah'ın bir mucizesi olması gibi, yetişkin döneminde insanlarla konuşmasında da mucizevi bir yön olması gerektiğini ifade etmiştir:

    Hz. İsa'nın beşikte iken ve kehl halinde iken konuşmasına dikkat çekilmesi bir hikmetin gereğidir, aynı zamanda sıra dışı bir olaya işaret etmektedir. Hz. İsa (genç yaşta) semaya yükseltilmiştir. Yüzlerce sene yok olmuştur. Cismani değişikliklerin meydana geldiği kanunlara tabi olmayan bir aleme nakledilmiştir. Böyle bir kişinin inerek insanlarla konuşması olağanüstüdür.64

    İmam Suyuti, Maide Suresi'nin 110. ayetinde geçen "kehlen" kelimesine dikkat çekerek, "Bu kavil, onun (Hz. İsa'nın) kıyametten evvel gökten ineceğini ifade etmektedir. Çünkü Hz. İsa yaşça kemale ermeden göğe kaldırılmıştır." demektedir.65 İmam Taberi ise, Taberi Tefsiri isimli eserinde bu ayetlerde geçen ifadeleri şu şekilde açıklamaktadır:

    Bu ifadeler (Maide Suresi, 110), Hz. İsa'nın ömrünü tamamlayıp yaşlılık döneminde insanlarla konuşabilmesi için gökten ineceğine işaret etmektedir. Çünkü o, genç yaştayken göğe kaldırılmıştı… Bu ayette (Al-i İmran Suresi, 46), Hz. İsa'nın hayatta olduğuna delil vardır ve ehl-i sünnet de bu görüştedir. Çünkü ayette, onun yaşlandığı zamanda da insanlarla konuşacağı ifade edilmektedir. Yaşlanması da ancak, semadan yeryüzüne ineceği zamanda olacaktır.66

    Ömer Nasuhi Bilmen'in tefsirinde de Al-i İmran Suresi'nin 46. ayeti açıklanırken, bu ayetin Hz. İsa'nın yeniden yeryüzüne gelişinin delillerinden biri olduğu ifade edilmiştir:

    Bu ayet-i kerime Hz. İsa'nın semaya ref edildikten sonra tekrar yeryüzüne inerek nas (insanlar) ile konuşacağına delalet (işaret) etmektedir. Çünkü onun sinni kuhulete (olgunluk yaşına) tamamen girmiş olması semaya refinden sonra müsadiftir (olacaktır).67

    Görüldüğü gibi, burada yalnızca bir kısmına yer verdiğimiz, İslam alimlerinin "kehlen" kelimesine dair açıklamaları da, Kuran'da yer alan diğer bilgiler gibi, Hz. İsa'nın tekrar yeryüzüne gelişine işaret etmektedir. (Doğrusunu en iyi Allah bilir.) Tüm bu deliller Hz. İsa'nın ahir zamanda yeryüzüne tekrar geleceğini ortaya koymaktadır.


    Kuran'da Tüm Kitap Ehli'nin Hz. İsa'ya İman Edeceği Bildirilmiştir

    Nisa Suresi'nin 159. ayeti, Hz. İsa'nın ikinci kez dünyaya gelecek olmasını müjdeleyen ayetlerden biridir. Ayette şöyle bildirilmektedir:

    Andolsun, Kitap Ehli'nden, ölmeden önce ona inanmayacak kimse yoktur. Kıyamet günü, o da onların üzerierine şahid olacaktır. (Nisa Suresi, 159)

    Ayette bildirilen, "kable mevtihi" yani "ölmeden önce" ifadesinde yer alan "o" zamirinin, tefsir alimlerinin büyük çoğunluğunun tasdiki ile Hz. İsa'ya işaret ettiği kabul edilmektedir. Arapça dilbilgisi de, burada geçen "o" zamirinin kesin olarak Hz. İsa'yı işaret etmesini gerektirmektedir.68

    Ayette yer alan "kıyamet günü o da onların üzerlerine şahid olacaktır." cümlesi de, ayette Hz. İsa'ya işaret edildiğinin bir diğer delilidir. Bu durumda, ayetin tefsiri; "Hz. İsa geldiği zaman, Kitap Ehli'nden ona iman etmeyen hiç kimse olmayacaktır." şeklindedir. Bu da Hz. İsa'nın yeniden dünyaya döneceğine ve onun önderliğinde gerçek din ahlakının tüm dünyaya hakim olacağına işarettir. (En doğrusunu Allah bilir.)

    Allah Kuran'da tüm peygamberlerin ve elçilerin, gönderildikleri toplum için ahiret gününde şahitlik edeceklerini bildirmiştir:

    Ve resuller de (şahitlik için) belli bir vakitte getirildiği zaman. (Mürselat Suresi, 11)

    Rabbimiz, Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)'in de, kendi toplumu için şahitlik yapacağını bildirmiştir:

    Her ümmetten bir şahid getirdiğimiz ve onların üzerine seni şahit olarak getirdiğimiz zaman nasıl olacak? (Nisa Suresi, 41)

    Ancak Hz. İsa dışında hiçbir peygamber için "ölmeden önce ona inanmayacak kimse yoktur" diye bildirilmemiştir. Ayrıca, Kuran'da Hz. İsa'dan önce gelen ve Kitap Ehli'nin de iman ettiği hiçbir peygamber için bu şekilde bir ifade kullanılmamıştır. Hz. İbrahim, Hz. Süleyman, Hz. Davud, Hz. Musa, Hz. Yusuf, Hz. Yakup için benzer bir açıklama yapılmamıştır.

    Eğer haber verilen, Kitap Ehli'nden her bir kişinin kendi ölümünden önce Hz. İsa'ya iman etmesi olsaydı (ki bu şekilde olmadığı açık olarak görülmektedir), bu durumda benzer bir ifade Kitap Ehli'ne gelmiş olan diğer peygamberler için de bildirilirdi. Oysa, bu ifade yalnızca Hz. İsa için kullanılmaktadır. Bu da, Hz. İsa için farklı bir konuma işaret edildiğinin önemli delillerinden biridir. (En doğrusunu Allah bilir.)

    Gerçek şu ki, kıyamet-saati yaklaşarak gelmektedir, onda şüphe yoktur. Gerçekten Allah kabirlerde olanları diriltecektir. (Hac Suresi, 7)



    Görüldüğü gibi, "ölümünden önce" ifadesinin işaret ettiği kişinin Hz. İsa olduğu çok açıktır. Ayetin, bazı kimselerin öne sürdüğü gibi, "Kitap Ehli'nden her bir kişinin kendisine ölüm gelmeden önce Hz. İsa'ya inanacak olması" şeklinde tefsir edilmesi ise mümkün değildir. Hz. İsa döneminde Kitap Ehli olan Yahudiler, kendisine iman etmedikleri gibi onu öldürmeye kalkışmışlardır. Daha sonra onu öldü sanıp inkarlarını sürdürmüşlerdir.

    Tüm bu bilgilerin ışığında, ayette bildirilen haberler şu şekildedir: Hz. İsa yeryüzüne ikinci kez gelecek, her insan gibi yaşayıp ölecektir. Hz. İsa yeniden geldiğinde tüm Kitap Ehli onu görüp bilecek, ona yaşarken itaat edecek ve Hz. İsa da onların durumuyla ilgili ahirette şahitlik edecektir. (En doğrusunu Allah bilir.)

    İslam alimlerinin büyük bir çoğunluğunun da kanaati bu yöndedir. Sahabilerden Ebu Hureyre ve İbn Abbas, bu ayetin Hz. İsa'nın yeniden gelişine delil olduğunu ifade etmişlerdir. Kurtubi, ayetin açıklamasını şu şekilde yapmaktadır:

    Kıyamet alametleri yaklaştığında, Hz. İsa diri olarak gökten yeryüzüne indiği zamanda Ehl-i Kitap'tan hayatta olan herkes ona inanacaktır. Ortada sadece İslam milleti kalacaktır.69

    Taberi tefsirinde ise söz konusu ayet şu şekilde tefsir edilmiştir:

    Ehl-i Kitap'tan her biri, Hz. İsa'nın ölümünden önce, o Deccal'i öldürmek üzere yeryüzüne indiğinde, ona iman edecektir. O zaman bütün milletler İslam adına tek bir millet haline geleceklerdir.70

    Halil Herras da konuyla ilgili yaptığı açıklamada, Taberi'nin tefsirinin sahih olduğunu belirtmiş ve Nisa Suresi'nin 159. ayetinin Hz. İsa'nın yeniden dünyaya gelişine ne şekilde delil olduğunu şöyle açıklamıştır:

    Ayette geçen "o" zamiri, Hz. İsa'ya işaret etmektedir. O indiği zaman bu dönemde mevcut olan Ehl-i Kitap'tan her biri Hz. İsa'ya iman edecek, onu tasdikleyecek ve kendilerinden din olarak ancak İslam kabul edilecektir... Hz. İsa yeryüzüne indiğinde Ehl-i Kitap ona inanacaktır...71


    Hz. İsa'nın Ölümü İkinci Kez Gelişinden Sonra Olacaktır

    Hz. İsa'nın ikinci kez gelişine işaret eden ayetlerden biri de Meryem Suresi'nin 15. ayetidir. Bu ayette bildirilen "öleceği gün" ifadesi ile, çok önemli bir bilgi haber verilmektedir. Ayette şu şekilde bildirilmektedir:

    ... Ona selam olsun; doğduğu gün, öleceği gün (yemutu) ve diri olarak yeniden-kaldırılacağı gün de. (Meryem Suresi, 33)

    Ayette "öleceği gün" ifadesinde geçen Arapça kelime "yemutu"dur ve bu kelimenin kökü, Kuran'ın diğer ayetlerinde ölüm anlamında bildirilen mevt kelimesidir. Hz. İsa'yla ilgili bildirilen diğer ayetlerde ise, Hz. İsa'nın vefatından bahsedilirken mevt kelimesi değil, teveffi kelimesi kullanılmaktadır. Teveffi kelimesi, biyolojik anlamda bir ölüm değil, canın bir tür uykuyla alınması manasına gelmektedir. Mevt kelimesi ise bilinen anlamda ölümü ifade eden bir kelimedir, Kuran'ın pek çok ayetinde bu anlamda bildirilmiştir. Dolayısıyla bu ayette, diğer ayetlerden farklı olarak, mevt kelimesinin kullanılması dikkat çekicidir. Bu ifadeyle, Hz. İsa'nın ikinci kez dünyaya geldikten sonra ölecek olmasına işaret edilmektedir. Hz. İsa yeryüzüne ikinci kez gelecek ve bir müddet yaşadıktan sonra ölecektir. (En doğrusunu Allah bilir.)

    ----------------------------------------

    55. San'ani, Abdürrezzak Tefsiri, Cilt II, s. 163; İbn'ül Cevzi, Zad'ül Mesir, Cilt IV, s. 326; İbn Kuteybe, Tefsiru Garibi'l Kuran, s. 400
    56. Alusi, Ruhu'l Meani, Cilt XXV, s. 95; :Şevkani, Fethu'l Kadir, Cilt IV, s. 562; Ömer Nasuhi Bilmen, Kuran-ı Kerim Türkçe Meal-i Alisi ve Tefsiri, Cilt VII, 3292; Seyyid Kutub, Fizilali'l Kuran, Cilt V, 3198; es-Sabuni, Safvetü't Tefsir, Cilt III, s. 162; Gumari, İkametü'l Burhan, s. 105
    57. Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Din Kuran Dili, http://www.kuranikerim.com/telmalili/zuhruf.htm
    58. Seyyid Kutub, Fizilali'l Kuran, http://www.sevde.de/Kuran-Tevsiri/Kuran_Tefsiri.htm
    59. Kevseri, Nazratün Abire, s. 105
    60. Ömer Nasuhi Bilmen, Kuran-ı Kerim'in Türkçe Meal-i Alisi ve Tefsiri, Cilt VII, 3292
    61. Kitab-ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy il Ahir Zaman, s. 92
    62. Halil Herras, Faslu'l-Makal fi Ref'I İsa Hayyen ve Nüzulihi ve Katlihi'd-Deccal, Mektebetü's Sünne, Kahire, 1990, s. 24
    63. Halil Herras, Faslu'l Makal fi Nuzül-i İsa ve Katlihi'd-Deccal, Kahire, 1993, s. 19-20
    64. Gumari, İkametü'l Burhan, s. 87-96
    65. İmam Suyuti, Celaleyn Tefsiri Tercümesi, Cilt I, s. 447
    66. Taberi Tefsiri, Cilt II, s. 528; Cilt I, s. 247
    67. Ömer Nasuhi Bilmen, Kuran-ı Kerim'in Türkçe Meal-i Alisi ve Tefsiri, Cilt I, s. 366
    68. Halil Herras, Hz. İsa Gelecek mi?, Isparta, Ocak 2002, s. 76
    69. Kurtubi, el Cami li Ahkami'l Kuran, cilt VI, s. 10-11
    70. Taberi, Camiu'l Beyan, Cilt IV, s. 18
    71. Halil Herras, Faslu'l Makal, s. 17-21

    Ressam babamın sitesi : http://www.abdulkadiryildirim.com

  2. #2
    Kayıtsız
    Misafir

    hz İsanın ölmediğine dair kuranıkerimde yer alan deliller

    Allah kelamının üstüne söz söylemek bize düşmez:)
    teşekkürler kardeşim

  3. #3
    İhVaN-ElFidAm Humeyra YILDIRIM kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Thu Mar 2008
    Konum
    Nefes aldığım her yer..
    İletiler
    871
    Blogdaki Konular
    1
    Hz. İsa'nın Öldüğünü İddia Edenler Zanda Bulunmaktadır

    İnkar edenler Hz. İsa'yı öldürmek istemişler, hatta -görünürde- bu planlarını gerçekleştirdiklerini sanacakları bir ortam da oluşmuş, ancak Allah onların bu hedeflerine ulaşmalarını engellemiştir. Hz. İsa'yı öldürememişler ve asamamışlar, ancak onlara bir benzeri gösterilmiştir. Hz. İsa'yı öldürdüğünü öne sürenlerin bu konudaki ithamları ise sadece zandan ibarettir. Taberi tefsirinde, inkar edenlerin bu konuda kesin bir bilgilerinin olmadığı şu şekilde açıklanır:

    İsa hakkında ihtilafa düşen Yahudiler, onun öldürülüp öldürülmediğinden şüphe etmektedirler. Bu husustaki bilgileri sadece zanna uymaktan ibarettir. Öldürdükleri kimsenin Hz. İsa olup olmadığı hakkında pek bildikleri bir şey yoktur. Ancak öldürdükleri kişinin, öldürmek istedikleri Hz. İsa olduğunu zannetmektedirler. Kesin olarak onu öldürmediler... Hz. İsa'yı kesin olarak öldürmediler, çünkü onun öldürülüşü hususunda zan ve şüphe içindedirler.29

    İnkar edenlerin şüphe içinde kalmış olmaları, tuzaklarının hedefine ulaşmadığının önemli bir delilidir. Eğer kurdukları tuzak doğrultusunda gerçekten Hz. İsa'yı öldürmüş olsalardı, bu konuda şüpheye düşecekleri bir durum olmaz, planlarının neticeye ulaştığından emin olurlardı. Ancak, kuşku duymaları olağanüstü bir durumla karşı karşıya kalmış olduklarını göstermektedir. Bu konuyu şöyle bir örnekle düşünelim. Bir kişiyi öldürmek için ateş açan kimse, attığı kurşunla onun ölüp ölmediğini mutlaka bilir. Ya da idam edilen birisinin, asıldıktan sonra ölüp ölmediğinden şüphe edilmesi için sıra dışı bir durumun oluşması gerekir. Öldürmek için girişilen bir eylem neticesinde, sonuçtan kuşku duyuluyorsa, bu olağan bir durum değildir. Hz. İsa'yı öldürmeye kalkışan kimseler de, eğer hedeflerine ulaşmış olsalardı bundan hiçbir kuşku duymaz, Hz. İsa'yı kesin olarak öldürdüklerini söyleyebilirlerdi. Ancak Rabbimiz onların şüpheye düştüklerini, sadece tahminde bulunduklarını, bu konuda kesin bir bilgiye sahip olmadıklarını haber vermektedir. Bu durum, Hz. İsa'nın ölmediğini ve diri olarak Allah Katına yükseltildiğini gösteren delillerden biridir.

    Yoksa siz, gerçekten İbrahim'in, İsmail'in, İshak'ın, Yakub'un ve torunlarının Yahudi veya Hıristiyan olduklarını mı söylüyorsunuz? De ki: "Siz mi daha iyi biliyorsunuz, yoksa Allah mı? Allah'tan kendisinde olan bir şehadeti gizleyenden daha zalim olan kimdir? Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir."
    (Bakara Suresi, 140)

    Ressam babamın sitesi : http://www.abdulkadiryildirim.com

  4. #4
    İhVaN-ElFidAm Humeyra YILDIRIM kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Thu Mar 2008
    Konum
    Nefes aldığım her yer..
    İletiler
    871
    Blogdaki Konular
    1
    Hz. İsa'nın Ölümü İkinci Kez Gelişinden Sonra Olacaktır
    Hz. İsa'nın ikinci kez gelişine işaret eden ayetlerden biri de Meryem Suresi'nin 15. ayetidir. Bu ayette bildirilen "öleceği gün" ifadesi ile, çok önemli bir bilgi haber verilmektedir. Ayette şu şekilde bildirilmektedir:

    ... Ona selam olsun; doğduğu gün, öleceği gün (yemutu) ve diri olarak yeniden-kaldırılacağı gün de. (Meryem Suresi, 33)

    Ayette "öleceği gün" ifadesinde geçen Arapça kelime "yemutu"dur ve bu kelimenin kökü, Kuran'ın diğer ayetlerinde ölüm anlamında bildirilen mevt kelimesidir. Hz. İsa'yla ilgili bildirilen diğer ayetlerde ise, Hz. İsa'nın vefatından bahsedilirken mevt kelimesi değil, teveffi kelimesi kullanılmaktadır. Teveffi kelimesi, biyolojik anlamda bir ölüm değil, canın bir tür uykuyla alınması manasına gelmektedir. Mevt kelimesi ise bilinen anlamda ölümü ifade eden bir kelimedir, Kuran'ın pek çok ayetinde bu anlamda bildirilmiştir. Dolayısıyla bu ayette, diğer ayetlerden farklı olarak, mevt kelimesinin kullanılması dikkat çekicidir. Bu ifadeyle, Hz. İsa'nın ikinci kez dünyaya geldikten sonra ölecek olmasına işaret edilmektedir. Hz. İsa yeryüzüne ikinci kez gelecek ve bir müddet yaşadıktan sonra ölecektir. (En doğrusunu Allah bilir.)
    Ressam babamın sitesi : http://www.abdulkadiryildirim.com

  5. #5
    WeL_AsR^^ Adem DOĞAN kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Fri Feb 2007
    Konum
    İstanbul
    Yaş
    34
    İletiler
    1,545
    Blogdaki Konular
    1
    Kuranı azimüşşanda Hz.isanın öldüğüne dair hiç bir delile rastlamadığımız çok doğrudur...ancak yine rehberimiz kuranı kerimde Hz.İsanın yeniden yer yüzüne inceğine dair bir tek ayeti kerimeye rastlamıyoruz...hz.isanın yeniden yer yüzüne ineceğine dair delilleri neye dayandırıyorsunuz acaba ?

    ʞoʎ ʎǝşıq uǝpıƃ sɹǝʇ ɯıʎıʎı uǝq

  6. #6
    Ve yer yüzüne geleceği günü bekliyoruz .
    SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR SENSAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR

  7. #7

    Hz. İsa'nin YeryÜzÜne DÖnÜŞÜ Kuran'da Haber VerİlmİŞtİr

    Allah, inkarcıların Hz. İsa'yı öldürmelerine izin vermemiş, onu Kendi katına yükseltmiştir. Ve tekrar kıyamet öncesinde yeryüzüne döneceğini insanlara müjdelemiştir. Hz. İsa'nın yeryüzüne dönüşü ile ilgili olarak Kuran'da verilen haberlerden bazıları şöyledir:

    - Kuran'da Hz. İsa’nın yeryüzüne dönüşünün kıyamet için bir işaret olduğuna dair şöyle bir bilgi verilmektedir:


    Şüphesiz o (Hz. İsa) kıyamet-saati için bir ilimdir. Öyleyse ondan (kıyametten) yana hiçbir kuşkuya kapılmayın ve bana uyun. Dosdoğru yol budur. (Zuhruf Suresi, 61)


    Hz. İsa'nın Kuran'ın indirilişinden altı yüzyıl önce yaşadığını biliyoruz. O halde yukarıdaki ayette bildirilen, onun ilk hayatının değil ahir zamandaki dönüşünün kıyamet için bir bilgi kaynağı olacağıdır. Hz. İsa'nın ikinci gelişi hem Hıristiyan hem de İslam dünyasında sabırsızlıkla beklenmektedir. Bu kutlu misafirin yeryüzünü şereflendirmesiyle de çok önemli bir kıyamet alameti daha tecelli etmiş olacaktır.

    Hz. İsa'nın tekrar dünyaya geleceği ile ilgili bir başka delil ise Maide Suresi 110. ayette ve Al-i İmran Suresi 46. ayette geçen "kehlen" kelimesidir. Ayetlerde şu şekilde buyurulmaktadır:


    Allah şöyle diyecek: "Ey Meryemoğlu İsa, sana ve annene olan nimetimi hatırla. Ben seni Ruhu'l-Kudüs ile destekledim, beşikte iken de, yetişkin (kehlen) iken de insanlarla konuşuyordun…" (Maide Suresi, 110)

    "Beşikte de, yetişkinliğinde (kehlen) de insanlarla konuşacaktır. Ve O salihlerdendir." (Al-i İmran Suresi, 46)

    Bu kelime Kuran'da sadece yukarıdaki iki ayette ve sadece Hz. İsa için kullanılmaktadır. Hz. İsa'nın yetişkin halini ifade etmek için kullanılan "kehlen" kelimesinin anlamı "otuz ile elli yaşları arasında, gençlik devresini bitirip ihtiyarlığa ayak basan, yaşı kemale ermiş kimse" şeklindedir. Bu kelime İslam alimleri arasında ittifakla "35 yaş sonrası döneme işaret ediyor" şeklinde çevrilmektedir.

    Hz. İsa'nın genç bir yaş olan otuz yaşının başlarında göğe yükseldiğini, yeryüzüne indikten sonra kırk yıl kalacağını ifade eden ve İbn Abbas'tan rivayet edilen hadise dayanan İslam alimleri, Hz. İsa'nın yaşlılık döneminin, tekrar dünyaya gelişinden sonra olacağını, dolayısıyla bu ayetin, Hz. İsa'nın nüzulüne (yeniden yeryüzüne gelişine) dair bir delil olduğunu söylemktedirler. (Faslu'l-Makal fi Ref'I İsa Hayyen ve Nüzulihi ve Katlihi'd-Deccal, s. 20)

    Burada önemli bir konuyu daha hatırlatmakta yarar vardır: Hz. Muhammed Allah'ın insanlara gönderdiği son peygamberdir. Allah Peygamberimiz (sav)'e Kuran'ı vahyetmiş ve kıyamete kadar tüm insanları Kuran'a uymaktan sorumlu tutmuştur. Hz. İsa da ahir zamanda bir mucize olarak dünyaya gelecek, ancak Peygamberimiz (sav)'in de bildirdiği gibi, yeni bir din getirmeyecektir. Peygamberimiz (sav) tarafından insanlığa öğretilen hak din Kuran'da bildirilen İslam dinidir ve Hz. İsa da yeryüzüne ikinci gelişinde Kuran'a tabi olacaktır.

    Harun Yahya
    "Yarın, elbet bizim, elbet bizimdir! Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir..!"

  8. #8
    İhVaN-ElFidAm Humeyra YILDIRIM kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Thu Mar 2008
    Konum
    Nefes aldığım her yer..
    İletiler
    871
    Blogdaki Konular
    1
    "Hz. İsa Öldü" Diyenlerin İçine Düştükleri Yanılgı

    z. İsa'nın ölmeyip Allah Katına yükseltilmiş olduğu, Kuran'da açıkça bildirilen, Hz. Muhammed (sav)'in hadislerinde de yer alan bir gerçektir. Hıristiyanlar da Hz. İsa'nın Allah Katına yükseltilmiş olduğuna inanırlar. Ancak onların bu inancında Kuran'a mutabık olmayan tahrif edilmiş hususlar bulunmaktadır. Bununla birlikte bazı Müslümanlar da, Hz. İsa'nın ölümü konusunda yanlış düşüncelere sahiptirler. Bu yanlış inanca göre, Hz. İsa ölmüştür ve tekrar yeryüzüne gelmeyecektir. Şüphesiz bu aslı olmayan bir iddiadır ve Rabbimiz'in Kuran'da bildirdiği gibi, böyle bir iddia ile ortaya çıkan kimseler, bu konuda herhangi bir bilgiye sahip değildirler. İman eden bir insanın bilgi sahibi olmadığı bir konunun peşinden gitmemesi ise Allah'ın inananlara bir emridir:

    Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme; çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur. (İsra Suresi, 36)



    Allah'a karşı yalan uydurup iftira düzenden veya O'nun ayetlerini yalanlayandan daha zalim kimdir? Hiç şüphesiz o zalimler kurtuluşa eremezler.
    (Enam Suresi, 21)

    Onlar, hem ondan alıkoyarlar, hem kendileri kaçarlar. Onlar, yalnızca kendi nefislerinden başkasını yıkıma uğratmazlar ama şuurunda değildirler.
    (Enam Suresi, 26)


    Bazı kimselerin bu yanlış inancın etkisi altında kalmalarının nedeni, böyle bir iddiada bulunmanın veya böyle bir iddiaya inanmanın ne anlama geldiğini tam olarak düşünmemeleri olabilir. Ya da bunun kendilerine yükleyeceği sorumluluğu fark edememiş olabilirler. Bizim de amacımız, bu yanılgıya düşmüş olanları yermek değil, yanlış bir düşünce içinde olduklarını kendilerine açıklamak ve hatalarından vazgeçmelerine aracı olabilmektir. Hz. İsa'nın öldüğünü öne süren kimselerin, ne kadar ciddi bir hata yaptıklarını anlamaları için, öne sürdükleri iddianın ne anlama geldiğini çok iyi düşünmeleri gerekir. Allah, Kuran'da inkarcıların Hz. İsa aleyhine kurdukları tuzaklarını bozduğunu ve onu öldüremediklerini açık ve net bir şekilde bildirmektedir. Rabbimiz'in Nisa Suresi'nin 157. ayetinde olduğu gibi, "Onu öldürmediler ve onu asmadılar" şeklinde açıkça haber verdiği bir gerçeği, göz ardı etmek büyük bir sorumluluktur.

    Ayrıca unutmamak gerekir ki, böyle bir iddiayı öne sürmek, inkarcıların kutlu bir peygamber aleyhindeki planlarının başarıya ulaştığını savunmak anlamına da gelmektedir. Oysa bu hiçbir şekilde doğru değildir. İnkarcılar, Hz. İsa'yı öldürmeyi planlamış ve bu planlarını gerçekleştirdiklerini düşünerek sevince kapılmışlardır. Ancak tuzak kuranların en hayırlısı olan Allah, onların tuzaklarını tam tersine çevirmiş, Hz. İsa'yı Kendi Katına yükselterek onu öldürmelerini engellemiştir. Rabbimiz inkarcıları hüsrana uğratmış, onların sevinç duyacakları bir olay hiçbir şekilde gerçekleşmemiştir.

    Şunu da belirtmek gerekir ki, bazı yorumlarda da, Hz. İsa'nın inkarcılar tarafından öldürülmediği, ancak eceli gelerek öldüğü söylenmektedir. Bu da doğru değildir. Bu yanılgıya göre, Allah, Hz. İsa'nın canını inkarcılar kendisine ulaşmadan önce almıştır ve Hz. İsa ölmüştür. Halbuki Kuran'daki ilgili ayetler bu iddianın da doğru olmadığını açıkça göstermektedir.

    Üstelik bu son derece yanlış bir mantıktır. Bu durumu şöyle bir örnekle açıklayabiliriz: üç kişinin düşman oldukları birini öldürmeyi planladıklarını düşünelim. Bu kişiye pusu kurup, öldürmeyi planlamış olsunlar. Ve öldürmeyi düşündükleri insanın, daha pusu yerine gelmeden henüz yolda iken kalp krizinden öldüğünü varsayalım. Bu durumda pusuyu kuran kişiler her halükarda hedeflerine ulaştıklarını düşünerek sevince kapılacaklardır. Ya da düşman olduğu bir kişiyi öldürmek amacıyla onun evine giden birini düşünelim.

    Karşı tarafın kavga esnasında kendisine atılan yumruklardan değil de balkondan düşerek öldüğünü kabul edelim. Söz konusu kişinin ölmüş olması, bu insan için istediği neticeyi elde etmesi anlamına gelecektir. Benzer bir örnek Hz. İsa'nın durumu için de düşünülebilir. İnkarcılar Hz. İsa aleyhine bir tuzak kurmuşlardır. Tuzağın amacı, Hz. İsa'nın ölmesidir. Oysa Allah, Hz. İsa'ya kurulan tuzağın bozulacağını bildirmiştir. Eğer Hz. İsa'nın ölümü herhangi bir şekilde gerçekleşirse, bu, inkar edenlerin kurdukları tuzağın onların istediği gibi neticelenmesi anlamına gelir, ki bu mümkün değildir. Hz. İsa, hiçbir şekilde ölmemiştir ve öldürülmemiştir. Eğer böyle bir durum gerçekleşmiş olsaydı, bu Kuran'da bildirilirdi. Oysa Hz. İsa Allah Katına yükseltilmiştir. Allah'ın emri ile ikinci kez yeryüzüne gelecek, gerçek din ahlakını dünyaya hakim kılacaktır. Ve Hz. İsa'nın ölümü, ikinci kez dünyaya geldikten ve bir süre yaşadıktan sonra olacaktır. (En doğrusunu Allah bilir.)

    Bazı kimseler ise, Hz. İsa'nın inkarcıların kurduğu tuzaktan korunduğunu ancak bir müddet yaşadıktan sonra öldüğünü öne sürmektedirler. Bu iddia, hiçbir makul dayanağı olmadığı gibi, pek çok cevapsız soruyu da beraberinde getirmektedir. Söz konusu kimselerin bu sorulara mantıklı bir açıklama getirebilmeleri mümkün değildir. Hz. İsa yaşadığı dönemde, Allah'ın takdiriyle, aniden kaybolmuş, kendisini bir daha gören ve kendisiyle konuşan olmamıştır. Bu olağanüstü bir durumdur. Eğer, bu kişilerin öne sürdüğü gibi Hz. İsa bir müddet daha yaşadıysa, bu takdirde kendisini görenlerin, onunla konuşup sohbet edenlerin tanıklıklarının olması gerekir. Ama böyle bir bilgi yoktur. Halk arasına hiç karışmadan, tek bir kişiyle bile görüşmeden, hiç kimseyle konuşmadan, kimseye tebliğ yapmadan yaşamış olmasının mümkün olamayacağı açıktır.

    Unutmamak gerekir ki, Hz. İsa ile ilgili Kuran'da yer alan bilgilerin veya açıklamaların benzeri diğer peygamberler için bildirilmemiştir. Hiçbir peygamberin ölümü anlatılırken teveffi kelimesi kullanılmamıştır. Hiçbir peygamber için "... Kitab'ı, hikmeti, Tevrat'ı ve İncil'i öğrettim..." (Maide Suresi, 110) şeklinde üç İlahi kitabın da kendisine öğretildiği bildirilmemiştir. Hiçbir peygamber için, "O kıyamet için bir ilim (alamet)dir" (Zuhruf Suresi, 61) buyrulmamıştır. Hiçbir peygamber için Hz. İsa'nın yükseltilmesi anlamında bir yükseltilmeden haber verilmemiştir. Hiçbir peygamber için, kendisine inananların kıyamete kadar üstün gelecekleri söylenmemiştir. Hiçbir peygamber için ölmeden önce kendisine inanmayacak kimsenin kalmayacağı bildirilmemiştir. Tüm bunlar, Allah'ın Hz. İsa için özel bir kader takdir ettiğini ve bu kadere uygun olarak Hz. İsa'nın Allah Katında diri olduğunu ve yeniden dünyaya geleceğini gösteren önemli delillerdir. (En doğrusunu Allah bilir.)


    Biz elçileri müjde vericiler ve uyarıp-korkutucular olmaktan başka (bir nedenle) göndermiyoruz. Şu halde kim iman ederse ve (davranışlarını) düzeltirse, artık onlar için korku yoktur, onlar
    mahzun da olmayacaklardır.
    (Enam Suresi, 48)

    Andolsun, Biz her ümmete: "Allah'a kulluk edin ve tağuttan kaçının" (diye tebliğ etmesi için) bir elçi gönderdik. Böylelikle, onlardan kimine Allah hidayet verdi, onlardan kiminin üzerine sapıklık hak oldu...
    (Nahl Suresi, 36)


    İnkarcıların Hz. İsa'ya kurdukları tuzağın bozulması, Hz. İsa'nın diri olarak bedeni ve ruhuyla birlikte Allah Katına yükseltilmesi, büyük bir mucizedir. Allah, tarih boyunca peygamberlerinden dilediklerini çeşitli mucizeler ile desteklemiştir. Hz. Muhammed (sav)'e hak kitap olan Kuran-ı Kerim'i indirmiştir. Ayrıca, Hz. Muhammed (sav)'in bir gecede, Allah'ın dilemesiyle, Mescid-i Haram'dan Mescid-i Aksa'ya götürülmesi (İsra Suresi, 1) ve müminlerin güvenlik için Mescid-i Haram'a gireceklerinin önceden kendisine haber verilmiş olması (Fetih Suresi, 27) da Rabbimiz'in Hz. Muhammed (sav)'e nasip ettiği mucizelerin bazılarıdır. Hz. Musa'nın asasının bir yılan olup Firavun'un büyücülerinin tuzaklarını yok etmesi, elinin bakanlara bembeyaz görünmesi, Firavun ve orduları tarafından takip edilen Hz. Musa ve kavminin önünde Kızıldeniz'in ikiye yarılması; Hz. İsa'nın babasız olarak dünyaya gelmesi, beşikte iken insanlarla konuşması, ölüleri diriltmesi, cüzzamlıları iyileştirmesi; Hz. İbrahim'in ateşe atıldığında ateşin onun için serinlik kılınması da Allah'ın takdiriyle gerçekleşen mucizelerdir.

    Müminler Rabbimiz'in gösterdiği mucizelere inanırlar ve bu mucizeler, onların imani şevklerinin artmasına vesile olur. Samimi olarak iman eden bir kimsenin tüm peygamberlerin mucizelerine ve Hz. İsa'nın Allah'ın dilemesiyle gerçekleştirdiği diğer mucizelerine nasıl iman ediyorsa, Hz. İsa'nın Allah Katına mucizevi bir şekilde yükseltilmiş olmasına da aynı şekilde iman etmesi gerekir.

    Tüm bunların yanı sıra, Hz. İsa'nın öldüğü iddiasında bulunan kimselerin, Allah'ın izniyle, Hz. İsa yeryüzüne ikinci kez geldiğinde yaşayacakları mahcubiyeti de göz önünde bulundurmaları gerekir. Kuran'da ve Peygamber Efendimiz (sav)'in hadislerinde Hz. İsa'nın gelişi ile ilgili bildirilen alametlerin pek çoğu gerçekleşmiş durumdadır. Bu da, bu kutlu misafirin geliş tarihinin çok yaklaştığını bizlere müjdelemektedir. (En doğrusunu Allah bilir.) Böyle bir durumda müminlerin, bu olayın heyecanını, şevkini ve sevincini yaşamaları, Allah'ın peygamberini karşılamak için en güzel hazırlığı yapmak konusunda birbirleri ile yarışmaları lazımdır. Dolayısıyla, çeşitli nedenlerle söz konusu yanlış inanca kapılmış olanların, ön yargılarını bir kenara bırakarak, vicdanları ile bir kez daha düşünmeleri gerekir. İnanıyoruz ki, vicdanlarına başvurdukları ve Kuran'da konuyla ilgili ayetleri detaylı olarak tekrar incelediklerinde, onlar da doğruyu görecek ve bu yanılgılarından kurtulacaklardır.

    Buna rağmen bilgi eksikliği veya yanlış bilgilendirme nedeniyle böyle bir yanılgıya kapılmış olan kimselerin, öne sürdükleri sözde delilleri incelemek, bu asılsız iddianın yanlışlığının bir kez daha gösterilmesi açısından gereklidir.
    Ressam babamın sitesi : http://www.abdulkadiryildirim.com

  9. #9
    WeL_AsR^^ Adem DOĞAN kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Fri Feb 2007
    Konum
    İstanbul
    Yaş
    34
    İletiler
    1,545
    Blogdaki Konular
    1
    tonlarca yazı okudum..ayet okudum...ama bu yazdıklarınızın hiç birinde Hz.İsanın yeniden yer yüzüne ineceğine dair ne bir ayete nede bir delile rastlamadım....

    O kıyametin kopacağını bildirir; o saatin geleceğinden şüphe etmeyin, Bana uyun, bu doğru yoldur.(zuhruf/61)

    "Kuşkusuz o kıyamet ilminin bir aracıdır" Burada geçen "kuşkusuz o" ifadesiyle ne kastedilmektedir? Hasan Basri ve Said b. Cübeyr'e göre "Kur'an" kastedilmektedir. Yani, Kur'an, kıyametle ilgili bir bilgi kaynağıdır. Ancak siyak ve sibak dikkate alındığında, bu anlamın pek uygun düşmediği görülür. Çünkü böyle bir anlamın çıkarılabilmesine delil olabilecek bir karine yoktur. Müfessirlerin çoğu burada, Hz. İsa'nın kastedildiği hususunda hemen hemen ittifak halindedirler. Fakat İsa b. Meryem'in kıyamet alameti olarak nitelenmesi nasıl mümkün olmaktadır? diye bir soru akla gelebilir. İbn Abbas, Mücahid, İkrime, Katade, Süddî, Dahhâk, Ebu Eliye ve Ebu Malik, "Bununla Hz. İsa'nın ikinci gelişi kastolunuyor" demektedirler. Eğer böyle anlarsak o takdirde ayeti, "Hz. İsa'nın yeryüzüne tekrar dönmesiyle kıyametin yakın olduğu anlaşılacaktır." şeklinde yorumlamamız gerekir. Ancak, cümlenin devamını okuduğumuzda böyle anlam vermenin yanlış olduğu görülür. Yukarıda ismini zikrettiğimiz müfessirlerin tüm saygınlığına rağmen, onların "İsa b. Meryem'in ikinci gelişi, kıyametin kopacağını gösterir bir ilimdir" şeklindeki yorumlarını kabul etmek güçtür. İsa b. Meryem'in tekrar gelişi, onun geleceği dönemde ve ondan sonraki dönemlerde yaşayanlar için bir alamet olabilir. "Siz bundan şüphe etmeyin" şeklindeki bizzat kendilerine hitap edilen Mekke'liler için bu nasıl bir alâmet olabilir? Binaenaleyh, müfessirlerden bazılarının şu görüşü bana göre daha makbuldur. Yani Hz. İsa'nın babasız doğuşu, çamurdan kuş yapıp ona can üflemesi, ölüleri diriltmesi vb. mucizeleri kıyametin alametlerindendir. Bu ayetle bir çocuğun babasız dünyaya gelmesi, bir kulun çamurdan kuş yapıp ona can üflemesi, ölüleri diriltmesi mümkün iken Allah'ın kıyamet günü ölümlerden sonra insanları yeniden diriltmesi niçin mümkün olmasın?

    ʞoʎ ʎǝşıq uǝpıƃ sɹǝʇ ɯıʎıʎı uǝq

  10. #10
    WeL_AsR^^ Adem DOĞAN kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Fri Feb 2007
    Konum
    İstanbul
    Yaş
    34
    İletiler
    1,545
    Blogdaki Konular
    1
    Geçen yıl Hacı Bayram Camii İmam-Hatibi Hafız Fikret Latifoğlu Ankara’da benden; “Günebakıştaki yazımı daha da açarak, Hz. İsa konusunda detaylı bir yazı yazmamı” istemişti. Bu konunun çok önemli olduğunu, bir telefon konuşmamızda Tonya Haber Gazetesi'nden yönetmenimiz Hasan Kalyoncu'dan duyunca da, ‘Hz. İsa’ konusunu tekrar ele aldım. Tevfik Fikret’in; “Hak bildiğin yolda yalnız yürüyeceksin” sözüne bayıldığım için; “Hz. İsa” konusunu işlerken de, bildiklerimi çekinmeden söyleyeyim.



    "HZ. İSA'NIN DÖNÜŞÜ BİR MİSYONER SÖYLEMİDİR"



    Zaman zaman misyonerler tarafından yeniden pişirilip gündeme getirilen, “Hz. İsa’nın gelişi” ile ilgili olarak sorulan sorulara, “Hz. İsa’nın geleceğine inanmak, bir Hristiyanlık öğretisidir. Misyonerler, çalışmalarında başarılı olabilmeleri için, yaptıkları en önemli propaganda; ‘Hz. İsa’nın geleceğini’ anlatarak dolaylı yoldan Hz. Muhammed’i gündemden çıkarma çabası içerisinde bulunuyorlar. Haşa, Hz. Muhammed görevini yapamadı mı ki, Hz. İsa gelsin? Ayrıca Hz. Muhammed’in, son ve evrensel peygamberliği nerede kaldı?” cevabını veriyoruz. Açıkça belli ki, yazının sonunda söylenecek cümleleri öne aldım. Çünkü İslam İlahiyatında, bir konunun dini açıdan durumunu belirlerken, Prof. Dr. Bayraktar Bayraklı’nın, “ Biz, her düşüncenin DNA testini Kur’an’a dayanarak yaparız” sözü ile anlattığı gibi, mutlaka ana kaynağımız Kur’an ölçütüne başvurma yöntemi takip edilir.



    "KURAN'I KERİM'E GÖRE HZ. MUHAMMED SON PEYGAMBER"



    Bu bağlamda Kur’anda, “Herhangi bir şeyde anlaşmazlığa düştüğünüzde onun hükmü Allah’a bırakılır” (Şura, 10) buyuruluyor. Ayrıca Hz. Muhammed, “ Allah’ın elçisi ve peygamberlerin sonuncusudur” (Ahzab, 40). İşte bu açıdan Kur’an’a baktığımızda, Hz. İsa’nın geleceği ile ilgili hiçbir bilginin O’nda olmadığını rahatlıkla görürüz. Bu konuda Hz. Peygamberden bize ulaşan sahih hadis olduğunu iddia etmek de doğru değildir. Çünkü Hz. Muhammed, “Kendi hevasını değil, kendisine gelen vahyi bize anlattığı” (Necm, 3-4) için, Kur’anla çelişen bir şeyi bize önermesi düşünülemez.



    Kur’an’ın bize bildirdiğine göre Hz. İsa, Hz. Meryemden Allah’ın bir mucizesi olarak babasız olarak dünyaya gelmiştir (Al-i İmran, 44; Meryem, 17-25). Hz. İsa’nın annnesi Hz. Meryem, bu konuda o günkü İsrailoğullarının iftirası ile karşılaşmış (Nisa, 156; Meryem, 27-28)ve kendisine atılan bu iftira üzerine Hz. Meryem, Allah’a artık konuşmayacağına dair süküt orucu adamıştı (Meryem, 26). Hz. İsa’ya daha beşikte iken konuşma mucizesi verilmiş (Al-i İmran, 46-47) sonra da İsrailoğullarına peygamber olarak gönderilmişti (Al-i İmran, 49, 51; Meryem, 30). Hz. İsa da her peygamber gibi insanlara, ‘Allah’ın herkesin rabbi olduğunu’ söyleyerek, onları Allah’ın dinine davet etmişti (Meryem, 30-31, 35-36). Ancak İsrailoğulları, kendi aralarında ayrılığa düşmüş ve Hz. İsa’ya Allah’ın oğlu diyerek tevhidi bozmuşlardı (Meryem, 35-37). Tarihte epeyce peygamber öldürme suçunu işlemiş olan İsrailoğulları, Hz. İsaya tuzak kurarak O’nu da öldürmek istemişler (Al-i İmran, 53-) ancak Yüce Allah, onların bu tuzaklarını bozmuştu (Al-i İmran, 54).



    "HZ. İSA ÖLMEDİ DEMEK KURAN'A AYKIRIDIR"



    İsrailoğullarından Hz. İsa’ya sağlığında inanan kişilere, ‘Havariler’ denir ve Hz. İsa, havarilerinden kendi yanında olacaklarına dair söz almıştı (Al-i İmran, 52-53). İsrailoğulları, Hz. İsa’yı çarmıha gerecekleri sırada, peygambere verdiği sözün aksi yönünde hareket eden havariyi, YüceYaratıcı Hz. İsa kılığına sokarak cezalandırdığı için, İsrailoğulları, Hz. İsa yerine bu havariyi öldürmüşlerdir (Nisa, 156-157). Yüce Yaratıcı Hz. İsa’yı hayatını tamamladıktan sonra da, Onun ruhunu kendi katına yükseltmiştir (Al-i İmran,55-56; Nisa,15)



    Yani Hz. İsa’nın vefat etmediğini söylemek, Kur’an’a ters düşmektedir.



    Çünkü bu konuda, “Seni vefat ettireceğim” (Al-i İmran, 55) ve Hz. İsa’nın kendi dilinden, “Öleceğim gün” (Meryem, 33) ifadesi ile Kur’an’da durum apaçıktır. Hz. İsanın yeniden geleceğini iddia etmek ve bu konuda Kur’an’ı devre dışı bırakıp, sonradan ele alınan falanca yayını kaynak göstermek; doğru değildir.





    Mantıklı insan şunu rahatlıkla anlar: “Hz. İsa peygamber olarak gelecekse, Hz. Muhammed’in son peygamber oluşu (Ahzab, 40) nerede kaldı? Şayet peygamber olarak değil de, normal bir davetçi olarak gelecekse, Yüce Yaratıcı ondan peygamberlik rütbesini, yani apoletlerini sökerek mi O’nu geri getirecek ?”



    Ayrıca Hz. İsa geleceğini söyleyenlere soruyorum: Örnekleri ülkemizde de olduğu gibi son yıllarda, “Ben Hz. İsa’yım” diyerek ortaya çıkanların Hz. İsa olmadığını hangi ölçütle belirlemektedirler? Hz. İsa’nın gelmiş olabileceği varsayımına göre, O’na henüz tabi olmayan bizlerin durumu ne olacak?”



    "MÜSLÜMANLARIN KATLİ BİZİM TEMBELLİĞİMİZDEN"




    Hele hele, bizim tembelliğimizden ya da irademizi kötü kullanmamız sonucunda, Yahudi ve Hristiyan dünyanın İslam ülkelerindeki katliamlarını; “ Irak’ın işgali ve yeniden yapılandırılması, Şam ve Mısır Meliklerinin öldürülmesi, Dördüncü Sulh Ve Arap-İsrail Barışı, depremlerin artması, haramların helal sayılması” gibi söylemleri, Hz. İsa’nın geleceğinin kanıtları olarak söylemek; bendenizi şu ifadem için mazur görünüz ki, bir dönem söylenen; “Dünya öküzün boynuzu üzerindedir, dönmüyor” söylemini çağrıştırmaktadır.



    "YENİ BİR DİN Mİ KURDUK?"



    Biz müslümanlar; bilim alanında yeni bir şey üretemiyoruz ve beceriksizliğimizden kaynaklanan geri kalışımızı da kendimiz yerine, Kur’an’a fatura ediyoruz. Daha da ileri giderek, güçlü ülkelerin güçsüz İslam ülkelerine saldırılarını da, “Hz. İsa’nın gelişi” için kanıt olarak görüyoruz. Bu halimiz; en iyimser ifade ile; Kur’an’ı anlamamak demektir. Aslında durum, Mehmet Akif’in mısralarında apaçıktır :

    “Nebiye atf ile binlerce herze uydurduk.
    Yıktık da din-i mübini hezeyanlardan yeni bir din kurduk”.





    "PEYGAMBER KURAL KOYARSA TEVHİD BOZULUR"



    Yani şunu demek istiyorum. Hz. İsa’nın gelip gelmeyeceğini söylemeden önce şu konuyu çözmek lazım. O da; bir dinin kurallarını koyan kimdir? Allah mı? Yoksa peygamber mi? Kısa yoldan cevabını vereyim. Dinin kurallarını, o dini kuran Yüce Yaratıcı koyar. Şayet peygamber kural koyarsa; o zaman ‘Tevhid’ yani ‘Tek Tanrı İnancı’ bozulmuş olur. Çünkü; Peygamberler sadece elçidirler ve Allah’ dan getirdikleri vahyi insanlığa duyurur ve öğretirler.





    "Hz. MUHAMMED: 'BENİ İLAHLAŞTIRMAYIN' BUYURDU"



    Hz. Peygamber; “Yahudilerin Üzeyr peygamberi, Hristiyanların Hz. İsa’yı tanrılaştırdıkları gibi beni ilahlaştırmayın. Bana Allah’ın kulu ve elçisi deyin” diyerek bizi uyarmıştır. Hz. Muhammed de; “Kendi hevasını değil, Allah’tan aldığı vahyi bize anlatacağı” (Necm, 3-4) belirtilerek görev sınırları açıklanmıştır.



    Yani Hz. Muhammed; kural koymaz. Sadece vahyi bize duyurur ve öğretir. Kuran’da; “Namazı kılın, zekatı verin, komşularla iyi geçinin, çalışın, alçak gönüllü olun, gıybet etmeyin vb.” emirler ve yasaklar vardır. Ancak bunların nasıl yapılacağı detaylı olarak belirtilmemiş, bunların geniş kapsamlı açıklamaları ve bu emirlerin nasıl uygulanacağı Hz. Peygamber’in örneklerle bize öğretimine bırakılmıştır.



    Yani Hz. Peygamber bir anlamda Kur’an’ın ilk müfessiri, O’nun Sünneti/uygulamaları/açıklamaları da Kur’an’ın ilk tefsiridir. Bunu dediğimizde, “Sen, Hz. Peygamberin sünnetini kabul etmiyor musun?” çiğ lafı ile karşılaşıyoruz. Elbetteki Hz. Peygamber’in sünnetine karşı olanın gözü çıksın. Hz. Peygamber’in yirmi üç yıllık Kur’an’ın gelişi döneminde, bize yaptığı açıklamaları; O’nun sünnetidir. Bizim şurada söylediklerimizin yorumundan bir kitap oluşturulabilir.



    Kaldı ki Hz. Peygamber’in peygamberliğinin gerektirdiği bu yirmi üç yıllık öğretici döneminde söyledikleri ve yaptıkları; elbette ciltler dolusudur. Ancak; Hz. İsa’nın gelişi ile ilgili olarak, Kur’anda bir açıklama olmadığı, hatta gelmeyeceği belirtilmiş olduğu halde, Hz. Peygamber’in Hz. İsa’nın geleceğini söylediği’ konusundaki hadise mütevatir gözü ile bakmak doğru değildir. Hz. Peygamber; Abdullah bin Ümmü Mektum’a hevasına uyarak ilgi göstermediği için Abese Suresinde uyarılması (Abese, 1-10), cahiliye dönemindeki Zıhar boşama usulü ile, yaşlılık döneminde beyi tarafından sokağa terk edilen hanım konusunda, beyini haklı, bu hanımı haksız bulduğu için Hz. Peygamber’in ayetle uyarılması (Mücadele, 1-4), Hz. Peygamber’in kural koymadığı, sadece vahyi tebliğ ve öğrettiğine bir örnektir.



    "MİSYONER OYUNLARINA ÇANAK TUTMAYALIM"



    Kur’anla çeliştiği halde Hz. Peygamber’e isnat edilen hadislerin hiç birisi sahih olamaz. Misyonerlerin İslam Dinine saldırdıkları ve uydudan günün yirmi dört saatinde arapça yayın yapan “LIFE CHANNEL” isminde bir TV’leri var.

    Bunlar; “İslam Dininin akıl almayacak, komik konulardan bahsettiğini’ dile getirerek İslam Dinine saldırıyorlar ve bu konuda bazı hadis kaynaklarını da baz aldıklarını söylüyorlar. Kanımca buna biz müslümanlar da; misyonerlerin bu çalışmalarına bilerek ya da bilmeyerek çanak tutuyoruz ve Hz. Peygamber’in Kur’an’ın ruhuna aykırı bir şey söyleyemeyeceğini itiraf edemiyoruz.



    Hz. İsa’nın babasız doğduğunu, beşikte konuştuğunu, kendisine hastalıkları iyileştirmek, ölüleri diriltmek mucizeleri verildiğini Kur'an bize söylesin, adeta; “Hz. Muhammed'in son peygamber olmadığı, görevini yapamadığı, Kur'an’ın bize yetmeyeceği” anlamına gelen; “Hz. İsa’nın yeniden geleceği” konusunu açıklamasın ve muallakta yani ortada bıraksın.



    Neden bir toparlayıcı olarak; ilk peygamber Hz. Adem gelmiyor da, bir önceki peygamber Hz. İsa geliyor? Bunlar; herkes biliyor ki, sadece Avrupa ve okyanus ötesinden programlanan, eskiden olduğunun aksine, İslam Dünyasında müslümanları müslümanlar eli ile Hristiyanlaştırmak çabasından başka bir şey değildir. Okyanus ötesinde diyalog çalışmalarını yönetmek, Kur’an mealine Pavlos’un sözlerini sokmak ve Hz. Peygamber’in karikatürlerini yapmakta işin başka bir taktiği.



    Hz. Peygamber bize, “Kendinden önceki peygamberlerin hepsine inanmayı” (Bakara, 285) Kur’an’da bir öğreti olarak getirmiştir. Yüce Allah, Hz. Muhammed’i; mesajı evrensel son peygamber yapmış ve peygamber göndermeyi de sona erdirmiştir (Ahzab, 40). Bundan sonra kimsenin geleceği yoktur.



    Hz. Peygamber, kızı Hz. Fatıma’nın şahsında, “ Sakın ola ‘Peygamberin kızıyım, bana iltimas edilir’ diye düşünüp ihmalkar davranarak, kendi görevlerini ihmal etmeyesin” diyerek bizi uyarmıştır. Öyleyse yeni bir davetçiye gerek yoktur. Çünkü Kur’an’ın ilkeleri, her çağda bize yeterlidir. Yeter ki; O’nu tilavet edelim. Unutmadan söyleyeyim; belki ‘alanım değil’ diye bulaşmamaya dikkat ettiğini çok iyi anlıyorum, ancak; bizim yani müslümanların bu tirajıkomik halini en iyi şekilde büyük şairimiz Önerbay Lermi mısralarında anlatabilir..



    Dr. Ahmet Bekaroğlu 01 Mart 2006

    ʞoʎ ʎǝşıq uǝpıƃ sɹǝʇ ɯıʎıʎı uǝq

  11. #11
    İhVaN-ElFidAm Humeyra YILDIRIM kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Thu Mar 2008
    Konum
    Nefes aldığım her yer..
    İletiler
    871
    Blogdaki Konular
    1
    hayır adem bey misyonerlerin we yahudilerin beklediği mesih inancıyla bunu bizlerin bir tutuğu asla söylenemez
    Ressam babamın sitesi : http://www.abdulkadiryildirim.com

  12. #12
    İhVaN-ElFidAm Humeyra YILDIRIM kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Thu Mar 2008
    Konum
    Nefes aldığım her yer..
    İletiler
    871
    Blogdaki Konular
    1
    Hz. İsa Konusundaki Hadisler Güvenilirdir

    Hz. İsa'nın gelişi konusunda nakledilen hadisler tevatür derecesindedir. Birçok araştırmacı da alimlerimizin görüşlerinin bu yönde olduğunu aktarmaktadır. Tevatürün tanımı Büyük Lugat'ta şöyle yapılmaktadır:

    Tevatür: Kuvvetli haber, içinde yalan ihtimali olmayan ve bir cemaate dayanan kuvvetli haber.99


    Ey Kitap Ehli, dininiz konusunda taşkınlık etmeyin, Allah'a karşı gerçek olandan başkasını söylemeyin. Meryem oğlu Mesih İsa, ancak Allah'ın elçisi ve kelimesidir. Onu (‘OL’ kelimesini) Meryem'e yöneltmiştir ve O'ndan bir ruhtur. Öyleyse Allah'a ve elçisine inanınız; "üçtür" demeyiniz. (Bundan) kaçının, sizin için hayırlıdır. Allah, ancak bir tek İlah'tır. O, çocuk sahibi olmaktan yücedir. Göklerde ve yerde her ne varsa O'nundur.
    Vekil olarak Allah yeter.
    (Nisa Suresi, 171)

    Mütevatir hadis ise, yalan üzerine birleşmeleri düşünülemeyecek kadar kalabalık olan bir cemaat tarafından rivayet edilen hadislere denir. İslam alimi Seyyid Şerif Cürcani, mütevatir hadis kavramını şöyle açıklamaktadır:

    Haber-i mütevatir, ravileri çoklukta o dereceye ulaşan bir haberdir ki, adete göre, o kadar çok rivayetçinin yalan üzerine birleşmeleri imkansız olur. Bu durumda rivayet edilen haber hakkında lafız ve mana tutuyorsa buna, "mütevatir-i lafzi" denir. Eğer hepsinin arasında müşterek manada ittifak olmakla beraber lafızlar (sözler) arasında ihtilaf bulunuyorsa buna, "mütevatir-i manevi" denir.100

    Hz. İsa'nın gelişinin tevatür derecesinde hadislerle bildirildiğine dair özel olarak bir eser kaleme alan büyük hadis alimi Şeyh Muhammed Enver el Keşmiri, Nuzuli'l Mesih (Mesih'in Gelişi) isimli çalışmasında 75 tane hadise ve 25 tane sahabeye ve sahabeyi görenlere ait esere yer vermiştir. Kütüb-i Sitte'nin önemli kitaplarından biri olan Sünen-i Ebu Davud'un açıklaması Avnü'l Mabud isimli eserde ise Hz.İsa'nın yeniden gelişi konusundaki hadislerle ilgili olarak şöyle bir açıklama yer almaktadır:

    Hz. İsa'nın kıyamete yakın gökten yeryüzüne ruh ve bedebiyle ineceğine dair Resulullah (sav)'dan rivayet edilen hadis-i şerifler mütevatirdir... Ehl-i sünnetin mezhebi de budur.101

    İmam Kevseri ise Hz. İsa'nın inişi ile ilgili hadislerin mütevatir olduğunu şu şekilde bildirmiştir:

    Hz. İsa'nın inişiyle ilgili hadis-i şerfilerdeki tevatür, "tevatür-i manevidir." Sahih (sağlam) ve hasen (güzel) hadis-i şerifin her biri, farklı manalara delalet etmekle birlikte hepsi de Hz. İsa'nın ineceği hususunda söz birliği içindedirler ki, bu, hadis ilminin kokusunu koklayan bir kimse için inkarı mümkün olmayan bir gerçektir… Mehdi ile Deccal'in çıkacağı ile Hz. İsa'nın ineceği hususundaki hadis-i şeriflerin tevatür derecelerine ulaşmış olmaları, hadis ilmi ehlince asla şüphe edilecek bir husus değildir. İlm-i kelam ehlinden (inanç ilmiyle uğraşanlardan) bazısının kıyamet alametleriyle ilgili hadislere inanmanın vacip olduğunu kabul etmeleriyle beraber, bu hadislerden bir kısmının mütevatir olup olmadığı hususundaki şüpheleri ise, hadis ilmiyle ilgili bilgilerinin azlığından kaynaklanmaktadır.102

    Kıyamet-saatinin kopacağı gün, (mü'minlerle kafirler birbirlerinden) ayrılırlar. Böylece iman edip salih amellerde bulunanlar; artık onlar 'bir cennet bahçesinde' 'sevinç içinde ağırlanırlar'. (Rum Suresi, 14-15)



    Hz. İsa'nın Allah Katında diri olduğunu ve ahir zamanda tekrar dünyaya gelerek gerçek din ahlakını dünyaya hakim edeceğini ifade eden İslam alimlerinden biri de İmam Suyuti olduğunu kitabın önceki bölümlerinde görmüştük. İmam Suyuti, El Havi Lil Fetava adlı kitabı ve El İ'lam bi Hukmi İsa adlı risalesinde, konuyla ilgili tüm hadisler yer verdikten sonra, hadislerin mütevatir olduklarını bildirmiştir:

    Hadis ilmine vakıf olanlara gizli kalmayacağı üzere, bu hususta zikrettiğimiz bütün hadisler mütevatir derecesine ulaşmıştır. Dolayısıyla Mehdi Muntazar (beklenen Mehdi) hakkındaki hadis-i şerifler mütevatir olduğu gibi, Deccal hakkındaki hadis-i şerfiler de tevatür derecesine ulaşmış olup, Hz. İsa'nın inişiyle ilgili hadis-i şerifler de mütevatirdir.103

    Alim İbn-i Kesir de, konuyla ilgili ayetlerin tefsirini yaptıktan ve ilgili hadisleri açıkladıktan sonra düşüncesini şöyle ifade etmektedir:

    İşte bunlar Resulullah (sav)'dan mütevatir olarak rivayet edilmiştir ve bu hadis-i şeriflerde, Hz. İsa'nın nasıl ve nereye ineceği hususu açıklanmıştır… Hz. İsa'nın cesed-i şerifiyle dünyaya ineceği hakkında zikredilen sahih ve mütevatir hadis-i şerifler, tevile (başka şekilde yorumlanmaya) elverişli değildir. Dolayısıyla, zerre kadar imanı ve insafı olan herkesin, Hz. İsa'nın yeryüzüne ineceğine inanması gerekmektedir...104

    Ayrıca, tefsir alimi İbn Atiyye el Gıranadi el Endulisi, el Bahru'l Muhit adlı eserinde; Hafız İbn Hacer, Fethu'l Bari adlı eserinde; İmam İbn Rüşd, Sahih-i Müslim üzerine yaptığı şerhinde; büyük alimlerden Şeyh Abdullah Gumari, Akidetü'l Ehlil İslam adlı eserinde; Cafer el Kettani Nazmu'l Mütenasir Minel Hadisil Mütevatir adlı eserinde, Hz. İsa'nın Allah Katında diri ve yeniden dünyaya dönecek olduğunun sünnet ve alimlerin ortak kanaati ile sabit olduğunu, Deccal, Mehdi ve Hz. İsa konusundaki hadislerin mütevatir olduğunu bildirmişlerdir.


    Hz. İsa ile İlgili Hadisleri Rivayet Edenler

    Peygamberimiz (sav)'in gelecek hakkında verdiği bilgiler "gayb" haberlerindendir. Allah ayetlerde dilediği elçilerine gayb bilgilerini vereceğini bildirmiştir:

    O, gaybı bilendir. Kendi gaybını (görülmez bilgi hazinesini) kimseye açık tutmaz (ona muttali kılmaz.) Ancak elçileri (peygamberleri) içinde razı olduğu (seçtikleri kimseler) başka. Çünkü O, bunun önüne ve arkasına izleyici (gözetleyici)ler dizer. (Cin Suresi, 26-27)

    Rabbimiz Fetih Suresi'nde de Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)'e rüyalar aracılığı ile bilgi verdiğini haber vermiştir:

    Andolsun Allah, elçisinin gördüğü rüyanın hak olduğunu doğruladı. Eğer Allah dilerse, mutlaka siz Mescid-i Haram'a güven içinde, saçlarınızı tıraş etmiş, (kiminiz de) kısaltmış olarak (ve) korkusuzca gireceksiniz. Fakat Allah, sizin bilmediğinizi bildi, böylece bundan önce size yakın bir fetih (nasib) kıldı. (Fetih Suresi, 27)

    Ayette görüldüğü gibi, Rabbimiz, Peygamberimiz (sav)'e çeşitli gayb haberleri vermiştir. Bu haberler, Peygamberimiz (sav)'e ve onunla birlikte olan salih müminlere Allah'ın büyük bir desteğidir, yardımıdır. Peygamberimiz (sav)'in yanında bulunan sahabeler de, Rabbimiz'in Hz. Muhammed (sav)'e vahyettiği bu gayb haberlerinin bir kısmına şahit olmuşlardır. Sahabeler, Peygamber Efendimiz (sav)'in bu gayb haberlerini kendilerine ne şekilde aktardığını anlatmışlardır. Buhari ve Müslim, Ömer ibnil Hattab ve Huzeyfe'den, İmam Ahmed ve Müslim de Ebu Zeyd bin Amr bin Ahtab El Ensari'den şöyle rivayet etmişlerdir:

    Resul-ü Ekrem (sav)... Bu hutbelerinde bütün olmuş ve bundan sonra olacak olan hadiseleri haber verdi, onları bize öğretti ve ezberletti.(Buhari; Müslim)

    Huzeyfe bin el-Yeman da bu konuda şunları söylemiştir:

    Allah'a kasem ederim Resul-ü Ekrem (sav) dünyanın sonuna kadar gelecek olan fitneleri ve o fitneleri çıkaran reisleri ta üç yüzden daha fazla kimseleri bize isimleriyle, babalarının isimleriyle ve kabilelerinin isimleriyle haber verdi.(Ebu Davud)

    Peygamberimiz (sav)'in geleceğe dair verdiği haberlerin önemli bir kısmını da Hz. İsa'nın ikinci gelişi ile ilgili bilgiler oluşturmaktadır. Hz. İsa ile ilgili hadisler incelendiğinde, bu konuda çok sayıda hadis bulunduğu ve bu hadislerin birbirleriyle mutabık oldukları görülür. Konuyla ilgili hadislerde yer alan bilgiler incelendiğinde; Hz. İsa'nın yeniden dünyaya döneceği, geldiğinde insanlar arasında Kuran ile hükmedeceği, Deccal'i yeneceği, tüm dünyaya gerçek din ahlakını hakim edeceği, onun döneminde yeryüzünde bereket ve barışın hakim olacağının tüm hadislerde haber verilen ortak haberler olduğu görülecektir. Hz. İsa ile ilgili hadislerde dikkat çeken bir diğer özellik de çok sayıda sahabe tarafından rivayet edilmiş olmalarıdır. Nitekim bu hadislerin mütevatir kabul edilmesinin nedeni, yalan olması mümkün olmayacak kadar çok sayıda kişi tarafından rivayet edilmiş olmalarındandır. Hz. İsa'yla igili hadisleri rivayet eden sahabelerin sayısı, elliden fazladır. Bu sahabelerden bazıları şunlardır:

    Enes İbni Malik, Katade, Ayşe, Ebu Hureyre, İmran bin Husayn, Nafi bin Utbe, Ebu Berze, Hüzeyfe bin Esir el Gıfari, Keysan, Osman bin el-As, Cabir bin Abdillah, Ebu Ümame, Ibn Mesud, Abdullah bin Amr, Semüre bin Cündüp, Nevvas bin Seman, Amr bin Avf, Hüzeyfe bin el Yeman, Ebul Eşas es Sanani, Ebu Umame el Bahili, Ebud Derda, Ebu Rafi, Ebu Said El Hudri, Ebu Malik el Gıfari, Rebi İbni Enes, Şehribni Havşeb, Ammar Ibni Yasir....


    Sahabe ve Sonraki Neslin Hz. İsa'nın Gelişiyle İlgili Açıklamaları


    Siz, insanlar için çıkarılmış hayırlı bir ümmetsiniz; maruf (iyi ve İslam'a uygun) olanı emreder, münker olandan sakındırır ve Allah'a iman edersiniz…
    ( Al- I İmran Suresi, 110)


    Sahabeler, Peygamberimiz (sav)'in yanında olma şerefine erişmiş, bizzat bu mübarek insan tarafından yetiştirilmiş çok değerli müminlerdir. Sahabelerin Hz. İsa'yla ilgili ayetler hakkında yaptıkları açıklamalar, Hz. Muhammed (sav)'in bu konuda onlara öğretmiş olduğu bilgiler ışığındadır. Sahabelerin, Hz. İsa ile ilgili bildirilen ayetler hakkındaki açıklamaları incelendiğinde, tüm sahabelerin Hz. İsa'nın ölmediğine ve yeniden dünyaya geleceğine inandıkları görülür. Bu açıklamaların bazıları şöyledir:

    - İbn Zeyd, Al-i İmran Suresi'nin 46. ayetiyle ilgili olarak, "Hz. İsa beşikte iken insanlarla konuştu. Deccal'i öldüreceğinde 'kehl' halinde iken de insanlarla konuşacaktır." demiştir.105

    - Abdullah bin Abbas Nisa Suresi'nin 159. ayeti hakkında şunlar söylemiştir; "Bu ayet, Meryem oğlu İsa'nın ortaya çıkışına delildir... Bütün Ehl-i Kitap Hz. İsa'nın ölümünden önce ona iman edecektir."106

    - Muhammed bin Ali Ebi Talip (İbnü'l Haneffiye diye de tanınır), Nisa Suresi'nin 159. ayetini şu şekilde açıklamıştır: "... O kıyamet kopmadan önce inecektir. Bütün Yahudi ve Hıristiyanlar ona iman edeceklerdir."107

    - Katade de Nisa Suresi'nin 159. ayetini şöyle açıklamıştır: "Hz. İsa indiği zaman bütün dinler ona iman edecek ve o kıyamet gününde de onlara şahit olacaktır."108

    Katade, Zuhruf Suresi'nin 61. ayetini ise, "Hz. İsa'nın nüzulu, kıyamet için bir işarettir" sözleriyle açıklamaktadır.109

    - Muhammed bin Zeyd bin el Muhacir el Medeni de, Nisa Suresi'nin 159. ayetini açıklarken, "Hz. İsa yeryüzüne indiği vakit Decal'İ öldürecek, yeryüzünde ona iman etmeyen hiçbir Yahudi kalmayacaktır" demiştir.110

    - Ebi Malik el Gıfari ise Nisa Suresi'nin 159. ayetinin, "Meryem oğlu İsa'nın yeryüzüne inmesi anında Ehl-i Kitap'ın hepsi ona iman edeceklerdir" diyerek açıklamıştır.111

    - Hasan Basri ise Hz. İsa'nın Allah Katında diri oluşu ve yeniden gelişi ile ilgili olarak; "Allah'a yemin ederim ki, Hz. İsa şu anda Allah Katında diridir, o indiği zaman herkes ona iman edecektir" açıklamasında bulunmuştur. Hasan Basri Nisa Suresi'nin 159. ayetini açıklarken ise şöyle demiştir: "Allah Hz. İsa'yı Kendisi'ne ref etmiştir. Kıyamet gününden önce onu bir makam sahibi olarak gönderecektir. İyi ve kötülerin hepsi ona inanacaklardır."112 Hasan Basri'nin Zuhruf Suresi'nin 61. ayeti ile ilgili yaptığı açıklama da benzer şekildedir. Ayetin manasının Hz. İsa'nın yeniden gelişi olduğunu söylemektedir.113

    - İbn Abbas da konuyla ilgili olarak, "Allah, Zuhruf Suresi'nin 61. ayetinde Hz. İsa'nın kıyametten önce ortaya çıkacağına işaret etmektedir." açıklamasını yapmıştır.114


    İslam Alimleri Hz. İsa'nın Gelişini Akide (İnanç Esası) Konusu Olarak Değerlendirmektedirler

    Ehl-i sünnetin inanç konularını açıklayan hemen tüm eserlerde, Hz. İsa'nın kıyametten önce yeryüzüne geleceği, Deccal ile mücadele edip onu öldüreceği, gerçek din ahlakını dünyaya hakim kılacağı yer almaktadır. İslam alimleri, Kuran-ı Kerim'de yer alan delilleri ve hadislerde bildirilen haberleri birarada değerlendirerek, Hz. İsa'nın dönüşüne inanmayı önemli bir inanç esası olarak kabul etmişlerdir. Ve konuyu şu şekilde açıklamaktadırlar:

    1. Nisa Suresi'nin 157. ayetinde Allah, "... Oysa onu öldürmediler ve onu asmadılar. Ama onlara (onun) benzeri gösterildi..." diye bildirmiştir. Bu ayetle birlikte Kuran'ın diğer pek çok ayetinde Hz. İsa'nın Allah Katında diri olduğu bildirilmekte ve yeryüzüne ikinci kez geleceğine işaret edilmektedir. İslam alimlerinin bu konuda ittifakla, bunun aksini savunmanın hiçbir şekilde mümkün olmadığını söylemektedirler. Örneğin İbn Hazm bu ayeti tefsir ederken; "Hz. İsa'nın öldürüldüğünü söyleyen bir kimsenin mürted parantez içinde anlamını ver veya kafir olacağını" vurgulamıştır. 115

    2. Hz. İsa'nın gelişi ile ilgili hadislerin, tevatür derecesinde ve bu konuda hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde açık olmaları Müslümanlar için çok önemli bir delildir. Üstelik bu konudaki hadislere karşı öne sürülebilecek -yani Hz. İsa'nın yeniden gelmeyeceğini bildiren- tek bir farklı hadis dahi yoktur.

    3. Cabir İbn-i Abdullah'dan rivayet edilen "Mehdi'nin çıkışını inkar eden, muhakkak Hz. Muhammed (sav)'e indirilene küfretmiştir. Meryem'in oğlu İsa'nın inişini inkar eden de muhakkak kafir olmuştur. Deccal'in çıkacağını kabul etmeyen de muhakkak kafirdir." hadisi de İslam alimleri tarafından kullanılan bir diğer delildir. Bu hadis, Şeyh Hace Muhammed Parisa'nın Faslul Hitap, Şeyh Ebu Bekir el Kelabazi'nin Meanil Ahbar, İmam Süheyli'nin er-Ravuzul Ünüf, İmam Suyuti'nin el-Arful Verdi fi Ahbaril Mehdi gibi ünlü İslami kaynaklarda yer almaktadır. Ayrıca Şeyh Ebu Bekir, bu hadisin senetini de açıklamıştır: "Bize Muhammed İbni Hasen, ona Ebu Abdillah el-Huseyn İbni Muhammed, ona İsmail İbni Üveys, ona Malik İbni Ebes, ona Muhammed İbni Münkedir, ona da Cabir İbni Abdillah Hazretleri böylece bildirmişlerdir."116

    4. Hz. İsa'nın gelişiyle ilgili hadisleri nakleden ravilerin çokluğu ve güvenilirlikleri de İslam alimlerinin dikkat çektikleri bir diğer husustur. Bu ravilerden bazıları şunlardır: Ebu'l Eşas es-Sanani, Ebu Rafi, Ebul Aliye, Ebu Ümametle Bahili, Ebud Derda, Ebu Hureyre, Ebu Malik el-Hudri, Cabir İbn Abdillah, Huzeyfe İbni Edis, Sefine, Katade, Osman İbnül As, Nafi İbni Keysani, Velidbni Müslim, Ammar İbni Yasir, Abdullah İbni Abbas...

    Tüm bu bilgiler sonucunda İslam alimleri Hz. İsa'nın inişine ve gerçek din ahlakını dünyaya hakim kılacağına imanı, önemli inanç esaslarından biri olarak değerlendirmişlerdir.

    Buraya kadar ele aldığımız bilgiler açıkça göstermektedir ki, Hz. İsa ile ilgili hadisler sahih ve mütevatir hadislerdir. Hadislerde yer alan bilgiler, sahabeden aktarılan tüm rivayetler ve İslam alimlerin açıklamaları, Hz. İsa'nın ikinci kez dünyaya gelişi konusunda hiçbir tereddüte yer bırakmamaktadır. Allah'ın izniye Hz. İsa dünyaya yeniden dönecek ve tüm insanlar Hz. İsa'nın vesile olduğunu çok kutlu ve güzel bir dönem yaşayacaklardır. (En doğrusunu Allah bilir.)

    ---------------------------------------------------------------------

    80. Maturidi, Te'vilatü'l Kuran, vr. 239; Sami Baybal, İbrahimi Dinlerde Mesih'in Dönüşü, Yediveren Kitap, Temmuz 2002, s. 238-240
    81. Accuri, eş-Şeria, s. 380-382;Sami Baybal, İbrahimi Dinlerde Mesih'in Dönüşü, Yediveren Kitap, Temmuz 2002, s. 238-240
    82. İbn Hazm, İlmü'l Kelam, s. 30-32; Sami Baybal, İbrahimi Dinlerde Mesih'in Dönüşü, Yediveren Kitap, Temmuz 2002, s. 238-240
    83. Pezdevi, Ehl-i Sünnet Akaidi, çev. Şerafettin Gölcük, İstanbul, 1998, s. 352;Sami Baybal, İbrahimi Dinlerde Mesih'in Dönüşü, Yediveren Kitap, Temmuz 2002, s. 238-240
    84. Nesefi, Akaid, İstanbul, 1310/1892, s. 193-194;Sami Baybal, İbrahimi Dinlerde Mesih'in Dönüşü, Yediveren Kitap, Temmuz 2002, s. 238-240
    85. Teftazani, Şerhu'l Akaidi'n Nesefiyye, İstanbul, 1310/1892, s. 193-194;Sami Baybal, İbrahimi Dinlerde Mesih'in Dönüşü, Yediveren Kitap, Temmuz 2002, s. 238-240
    86. İbnü'l Arabi, Fususu'l Hikem, İstanbul, 1287, s. 63; Sami Baybal, İbrahimi Dinlerde Mesih'in Dönüşü, Yediveren Kitap, Temmuz 2002, s. 238-240
    87. Kurtubi, et-Tezkira fi Ahvali'l Mevta ve Umuri'l Ahira, thk. Ahmed Hicazi es-Sekka, Beyrut, 1986, II, 402-414;Sami Baybal, İbrahimi Dinlerde Mesih'in Dönüşü, Yediveren Kitap, Temmuz 2002, s. 238-240
    88. İmam Rabbani, Mektubat-ı Rabbani, İstanbul, 1977, I, 436, 545, 722, 820, 846; Sami Baybal, İbrahimi Dinlerde Mesih'in Dönüşü, Yediveren Kitap, Temmuz 2002, s. 238-240
    89. İbnu Ebi'l İzz, Şerhu'l Akideti-t Tahaviyye, thk. Abdullah b. Abdi'l Muhsin, Beyrut, 1988, II, 402-414; Sami Baybal, İbrahimi Dinlerde Mesih'in Dönüşü, Yediveren Kitap, Temmuz 2002, s. 238-240
    90. Kari, Dav'ul Meali li Bed'il Emali, İstanbul, 1302, s. 22-23; Sami Baybal, İbrahimi Dinlerde Mesih'in Dönüşü, Yediveren Kitap, Temmuz 2002, s. 238-240
    91. Eşari, Makalat, s. 295; Sami Baybal, İbrahimi Dinlerde Mesih'in Dönüşü, Yediveren Kitap, Temmuz 2002, s. 238-240
    92. Beyazi, İşaratü'l Meram, s. 67; Sami Baybal, İbrahimi Dinlerde Mesih'in Dönüşü, Yediveren Kitap, Temmuz 2002, s. 238-240
    93. Suyuti, el-İ'lam bi Hükmi İsa, Süleymaniye Kütüphanesi, No. 1446/9; Sami Baybal, İbrahimi Dinlerde Mesih'in Dönüşü, Yediveren Kitap, Temmuz 2002, s. 238-240
    94. Alusi, el-Cevabu'l Fesih, I, 835; Sami Baybal, İbrahimi Dinlerde Mesih'in Dönüşü, Yediveren Kitap, Temmuz 2002, s. 238-240
    95. Ebu'l Münteha, Şerhu'l Fıkhu'l Ekber, İstanbul, 1984, s. 31; Sami Baybal, İbrahimi Dinlerde Mesih'in Dönüşü, Yediveren Kitap, Temmuz 2002, s. 238-240
    96. Şınkıti, Edvaü'l Beyan, VII, 273; Sami Baybal, İbrahimi Dinlerde Mesih'in Dönüşü, Yediveren Kitap, Temmuz 2002, s. 238-240
    97. Levamiu'l Envari'l Behiyye, 2/94-95
    98. Ruhu'l Meani, 7/60
    99. Büyük Lugat, Tür-Dav, 3003
    100. Muhtasar-ı Seyyid-i Şerif, s. 46
    101. Sünen-i Davud, Avnu'l Mabud; Nuzül-i Mesih Risalesi, Ekmel Yayıncılık, İstanbul, 1998, s. 163
    102. Kevseri, Nazratün Abira, s. 44
    103. Suyuti, El Havi, 2/277
    104. İbn Kesir, I/578-582
    105. Taberi, Camiu'l Beyan, Cilt III, s. 188
    106. Hakim, el Müstedrek, Cilt II, s. 309
    107. Suyuti, ed Durru'l Mensur, Cilt II, 241
    108. Taberi, Camiu'l Beyan, Cilt VI, s. 19
    109. Suyuti, ed Durru'l Mensur, Cilt II, s. 20
    110. Taberi, Camiu'l Beyan, Cilt VI, s. 19
    111. Taberi, Camiu'l Beyan, Cilt VI, s. 19
    112. Suyuti, ed Durru'l Mensur, Cilt II, s. 284
    113. Suyuti, ed Durru'l Mensur, Cilt II, s. 20
    114. Keşmiri, et Tasrih, s. 289-290
    115. İbn Hazm, İlmü'l-Kelam, s.56-57; Zeki Sarıtoprak, İslam İnancı Açısından Nüzul-i İsa Meselesi, Çağlayan Yayınları, İzmir, 1997, s.53
    116. Suyuti, el-Havi, el-Arful Verdi fi Ahbaril Mehdi risalesi, 2/161; Nüzul-i Mesih Risalesi, Ekmel Yayıncılık, İstanbul, 1998, s. 120



    GERİ | İLERİ

    Ana Sayfa | Hz. İsa'nın Dönüş Alametleri | Makaleler
    İncil ve Tevrat'ın Kuran ile Mutabık Yönleri
    Bize Ulaşın



    Ressam babamın sitesi : http://www.abdulkadiryildirim.com

  13. #13
    Hz. İsa vefat etmiştir.
    Efendim İsa a.s. geri geleceği inancı ile Mehdi inancı aynı şeydir,
    zira ikiside 'rivayetlerde' gelecekler, yeryüzünü adalet,zenginlik,bolluk ile dolduracaklardır.
    'sahih' olduğu iddia edilen hadiste şöyle geçiyor 'İsa'dan başka Mehdi yoktur'.
    Bu hadisten sonra hadis alimlerimiz afallamışlar, diğer rivayetleride toplayarak bir sentez oluşturmaya çalışmışlar.
    Aslında suçlama niyetiyle söylemiyorum, tek suçladığım günümüz toplumları, araştırmacıları, alimleri vs. zira onlar geçmişten ne geldiyse taklid ediyorlar.

    İsa a.s. hakkında 'EVVELA' Kur'anı Kur'anla tefsir etme yöntemi uygulanırsa görülecektir ki Kur'an açık bir dille İsa a.s. vefat ettiğini, Allah'ın 'katına' yükselttiğini (bu katına yükseltmeyide yine siyak-sibakından ne olduğu anlaşılıyor) ve öldükten sonra kimsenin bir daha yaşama hakkının verilmemiştir.

    Rivayetleride karşılaştırsanız çok komik sonuçlara gelinecektir,
    İsa a.s. domuzu öldürecek, haçı kıracak, cizyeyi kaldıracak vs. gibi faaliyetler yapacaktır,
    soruyorum İsa a.s. hangi hakla Cizyeyi Allah la-raybe-fih Kur'an daki hükmünün aksine
    kaldıracaktır? Hani hadis alimlerinin dediği üzere Muhammed a.s. son peygamberdir, İsa a.s. geldimi ümmeti olacakdır formülüyle çözümledikleri problem bu sefer nasıl olurda Muhammed s.a.v. ümmetinden biri Kur'anın hükmünü kaldırır sorusunu akla getiriyor. Alimlerin gözünden kaçmış olabilir.
    Domuzu kesmek ve haçı kırmak gibi bir gaye İslam da yoktur, kendi dileğiyle müslüman olma dışında zorla insanları müslümanlaştırmakta yoktur.
    Daha bir çok gariplikler saklı bu 'gaybdan' bahseden rivayetlerde..
    Ben inanmıyorum arkadaş Allah rasulu sav bunları söylediğine.
    Allah rasulu sav akidesini Kur'an dan alıyordu bende onun sünnetini takip ediyorum..
    Ve's-Selam.

  14. #14
    İhVaN-ElFidAm Humeyra YILDIRIM kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Thu Mar 2008
    Konum
    Nefes aldığım her yer..
    İletiler
    871
    Blogdaki Konular
    1
    levent bey tekrar geleceği hakkında çelişkide bulunsanız anlıyacağmda hiçmi yukardaki bilgileri okumadınız öldüğü hakkında kuranda apaçık deliller mevcuutur.. bunu üstüne söze ne hacet..
    Ressam babamın sitesi : http://www.abdulkadiryildirim.com

  15. #15
    Kısıtlanmış Üye
    Giriş
    Fri May 2007
    Yaş
    33
    İletiler
    1,574
    Alıntı Huriye YILMAZ tafarından gönderildi Mesajı Göster
    Ve yer yüzüne geleceği günü bekliyoruz .
    evet

  16. #16
    İhVaN-ElFidAm Humeyra YILDIRIM kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Thu Mar 2008
    Konum
    Nefes aldığım her yer..
    İletiler
    871
    Blogdaki Konular
    1
    Kuran'da Hz. İsa'nın "Kıyamet İçin Bir Alamet" Olduğu Bildirilmektedir

    Kuran'da Hz. İsa'nın ölmediği ve öldürülmediği bildirilirken, Hz. İsa'nın ikinci kez yeryüzüne dönecek olduğu da haber verilmektedir. Bu ayetlerden biri, Zuhruf Suresi'nin 61. ayetidir. Bu surenin 57. ayetinden itibaren Hz. İsa'dan bahsedilir:

    Meryem oğlu (İsa) bir örnek olarak verilince, senin kavmin hemen ondan (keyifle söz edip) kahkahalarla gülüyorlar. Dediler ki: "Bizim ilahlarımız mı daha hayırlı, yoksa o mu?" Onu yalnızca bir tartışma-konusu olsun diye (örnek) verdiler. Hayır, onlar 'tartışmacı ve düşman' bir kavimdir. O, yalnızca bir kuldur; kendisine nimet verdik ve onu İsrailoğulları'na bir örnek kıldık. Eğer Biz dilemiş olsaydık, elbette sizden melekler kılardık; yeryüzünde (size) halef (yerinize geçenler) olurlardı. (Zuhruf Suresi, 57-60)

    Bu ayetlerin hemen arkasından gelen 61. ayette Hz. İsa'nın kıyamet saati için bir ilim olduğu belirtilmektedir:

    Şüphesiz o, kıyamet-saati için bir ilimdir. Öyleyse ondan yana hiçbir kuşkuya kapılmayın ve Bana uyun. Dosdoğru yol budur. (Zuhruf Suresi, 61)

    Bu ayetin Hz. İsa'nın ahir zamanda yeryüzüne dönüşüne açık bir işaret taşıdığını söyleyebiliriz. Çünkü Hz. İsa, Kuran'ın indirilişinden yaklaşık altı asır önce yaşamıştır. Dolayısıyla bu ilk hayatını "kıyamet saati için bir bilgi" yani bir kıyamet alameti olarak anlayamayız. Ayetin işaret ettiği anlam, Hz. İsa'nın, ahir zamanda, yani kıyametten önceki son zaman diliminde yeniden yeryüzüne döneceği ve bunun da bir kıyamet alameti olacağıdır. (En doğrusunu Allah bilir.)

    Bu ayette geçen "hu" yani "o" zamirinin "Kuran"a işaret ettiğini söyleyenler vardır. Ancak Kuran'ın diğer ayetlerine bakıldığında, "o" zamirinin Kuran için kullanıldığı durumlarda, mutlaka bir önceki veya sonraki ayette Kuran'dan bahsedildiği görülmektedir. Ya da ayette geçen diğer ifadelerden Kuran'a işaret edildiği net olarak anlaşılmaktadır. Bu ayetlerden bazıları şu şekildedir:

    Hayır; çünkü o (Kur'an), bir öğüttür. Artık dileyen, onu 'düşünüp-öğüt alsın.' O (Kur'an), 'şerefli-üstün' sahifelerdedir. Yüceltilmiş, tertemiz (mutahhar) kılınmış. (Abese Suresi, 11-14)

    Onlara: "Allah'ın indirdiklerine iman edin" denildiğinde: "Biz, bize indirilene iman ederiz" derler ve ondan sonra olan (Kur'an)ı inkar ederler. Oysa o (Kur'an), yanlarındakini (Kitap'ı) doğrulayan bir gerçektir. (Onlara) De ki: "Eğer inanıyor idiyseniz, daha önce ne diye Allah'ın peygamberlerini öldürüyordunuz?" (Bakara Suresi, 91)

    İşte Allah'ın hidayet verdikleri bunlardır; öyleyse sen de onların bu hidayetlerine uy. De ki: "Ben bunun için sizden bir ücret istemiyorum. O (Kur'an), alemlere bir 'öğüt ve hatırlatmadan' başkası değildir." (Enam Suresi, 90)

    Biz onu (Kur'an'ı) hak olarak indirdik ve o hak ile indi; seni de yalnızca bir müjde verici ve uyarıp-korkutucu olarak gönderdik. Onu bir Kur'an olarak, insanlara dura dura okuman için (bölüm bölüm) ayırdık ve onu safha safha bir indirme ile indirdik. De ki: "İster ona inanın, ister inanmayın. O, daha önce kendilerine ilim verilenlere okunduğu zaman, çenelerinin üstüne kapanarak secde ederler." (İsra Suresi, 105-107)

    Ve şüphesiz o (Kur'an), senin ve kavmin için gerçekten bir zikirdir. Siz (ondan) sorulacaksınız. (Zuhruf Suresi, 44)

    Gerçekten Benim ayetlerim size okunuyordu, fakat siz topuklarınız üzerinde geri dönüyordunuz. Buna (ayetlerime) karşı büyüklük taslayarak; gece vakti de hezeyanlar sergiliyordunuz. Onlar, yine de o sözü (Kur'an'ı) gereği gibi düşünmediler mi, yoksa onlara, geçmişteki atalarına gelmeyen bir şey mi geldi? (Müminun Suresi, 66-68)

    Oysa Zuhruf Suresi'ndeki ayetlere bakıldığında, "kıyamet saati için bir ilimdir" ifadesinin öncesinde veya sonrasındaki ayetlerde Kuran'dan bahsedilmediği görülür. Ayetlerde Hz. İsa'dan bahsedilmektedir. Dolayısıyla, "o" zamiri de Hz. İsa'ya işaret etmektedir. (En doğrusunu Allah bilir.)

    Nitekim büyük İslam alimleri de ayette geçen "o" zamirinin, gerek ayetlere gerekse sahih hadislere dayanarak, Hz. İsa'ya işaret ettiğini açıklamaktadırlar. Ebu Hureyre, İbn Abbas, Katade, Malik bin Dinar, Dahhak, Ebu Rezin, Ebu Abdurrahman, Humeyd ve İbn Muhaysın da Hz. İsa'nın gelişinin kıyamet alametlerinden biri olduğunu söylemektedirler.55

    Alusi, Şevkani, es-Sabuni, Gumari, Ömer Nasuhi Bilmen, Seyyid Kutub, Hasan Basri Çantay gibi pek çok tefsircinin tefsirinde ise bu ayet şu şekilde açıklanmaktadır:

    Hz. İsa'nın zuhur etmesi kıyamet saatinin gelişini bildiren bir alamettir. Çünkü onun zuhuru kıyamet alametlerindendir. Yeryüzüne inişi dünyanın sonunun geldiğine ve ahiretin başlangıcına delildir.56

    Ki Allah, hak olmak üzere Kitab'ı ve mizanı indirdi. Ne bilirsin; belki kıyamet-saati pek yakındır.
    (Şura Suresi, 17)



    İmam Taberi, ayeti tefsir ederken İbn Kesir'in bu konudaki açıklamasını da delil olarak kullanmıştır. İbn Kesir, "Kıyamet gününden önce İsa'nın adil bir devlet başkanı ve adil bir hakim olarak yeryüzüne ineceğine dair Peygamber Efendimiz (sav)'in mütevatir hadisleri mevcuttur" diyerek, söz konusu ayetin Hz. İsa'nın dünyaya ikinci kez gelişine delil olduğunu ifade etmiştir. Elmalılı Hamdi Yazır'ın tefsirinde ise bu konu şu şekilde açıklanmaktadır:

    Muhakkak ki o saat için bir ilimdir de -saatin geleceğini ölülerin dirilip, kıyam edeceğini bildiren bir delil ve alamettir. Çünkü Hz. İsa gerek zuhuru ve gerek emvati ihya (ölüleri diriltme) mucizesi ve gerek emvatın kıyamını (ölülerin kalkışını) haber vermesi itibarıyla kıyametin vaki olacağına bir delil olduğu gibi hadiste varid olduğuna göre eşratı saattendir (kıyamet alametidir).57

    Çağdaş İslam alimlerinden Seyyid Kutub da tefsirinde, Hz. İsa'nın yeryüzüne yeniden gelecek olmasının önemli delillerinden birinin bu ayet olduğuna dikkat çekmektedir. Kutub'un tefsirinde konu şöyle açıklanmaktadır:

    Hz. İsa'nın kıyametin kopmasından önce yeryüzüne ineceğine ilişkin birçok hadis var dilimizde. Nitekim bu ayet de ona işaret etmektedir: "O, kıyametin kopacağını gösterir bir ilimdir." Yani Hz. İsa'nın yeryüzüne inmesi ile kıyametin kopmasının yakın olduğu bilinir. İkinci bir okuyuş tarzında ayet şöyle okunur: "Ve innehu le alemun lissati". Yani onun inişi kıyametin belirtisidir, alametidir. Her iki okuyuş tarzı da aynı anlamı ifade etmektedirler. Hz. İsa'nın gökten inişi, doğru sözlü ve güvenilir Peygamberin -salat ve selam üzerine olsun- sözünü ettiği ve yüce Kuran'ın işaret ettiği bir gaybtır. Kıyamet gününe kadar değişmeden kalacak bu iki kaynaktan gelen bilgilerden başka, bu meseleye ilişkin olarak herhangi bir insanın söyleyebileceği bir söz olamaz.58

    Kevseri, en eski akaid kitaplarında dahi bu ayetin Hz. İsa'nın ikinci kez yeryüzüne gelişine delil olarak kullanıldığını söylerken59, Ömer Nasuhi Bilmen tefsirinde ise bu ayet şu şekilde açıklanmaktadır:

    Ve kıyametin yaklaşmış olması için İsa Aleyhisselam'ın bir alamet olduğunu ve kıyametin vuku bulacağına şüphe edilmeyeceğini haber veriyor... İsa Aleyhisselam'ın yeryüzüne nüzul edeceği de kıyamet şeriatinden sayılmaktadır...60

    Ayrıca şunu da belirtmek gerekir ki, Kuran'da hiçbir peygamberin kıyamet için bir ilim olmasından bahsedilmemektedir. Hz. Muhammed (sav), Hz., İbrahim, Hz. Nuh, Hz. Musa, Hz. Süleyman, Hz. Yusuf, Hz. Davud, Hz. Yakup ve diğer birçok peygamberin hayatı Kuran'da detaylı olarak anlatılmakta, ancak hiçbiri için bu ifade kullanılmamaktadır. Bu da, Hz. İsa'nın -Allah'ın takdiri olarak- diğer peygamberlerden farklı bir özelliğe sahip olduğuna işaret etmektedir. Bu özellik, Hz. İsa'nın Allah Katına alındıktan sonra yeniden yeryüzüne gönderilecek olmasıdır. (En doğrusunu Allah bilir.)
    Ressam babamın sitesi : http://www.abdulkadiryildirim.com

  17. #17
    WeL_AsR^^ Adem DOĞAN kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Fri Feb 2007
    Konum
    İstanbul
    Yaş
    34
    İletiler
    1,545
    Blogdaki Konular
    1
    Muhammed, ancak bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir. Şimdi o ölür veya öldürülürse gerisin geriye (eski dininize) mi döneceksiniz? Kim gerisin geriye dönerse, Allah'a hiçbir zarar veremez. Allah şükredenleri mükafatlandıracaktır. Al-i İmran Suresi (144)

    Hz.İsa da bir peygamberdir...Görevini en iyi şekilde ifa edip Rabbine kavuşmuştur...

    "Hatırla ki, Meryem oğlu İsa: Ey İsrailoğulları! Ben size Allah'ın elçisiyim, benden önce gelen Tevrat'ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek Ahmed adında bir peygamberi de müjdeleyici olarak geldim, demişti. Fakat o, kendilerine açık deliller getirince: Bu apaçık bir büyüdür, dediler." (Saff/6)



    Muhammed, sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir. Fakat o, Allah'ın Resûlü ve peygamberlerin (nebilerin) sonuncusudur. Allah her şeyi hakkıyla bilendir. (Ahzab/40)



    Kur'an'da, peygamberimizden sonra gelecek bir peygamberden söz edilmeyişi, aksine onun son peygamber olduğunun açıkça söylenmesi, ondan sonra peygamber gelmeyeceğinin kanıtıdır...

    İslâm alimlerine göre inanç konusunda bir hadîsin delil olarak kabûl edilebilmesi için onun mütevatir olması (ilk nesilden itibaren birçok râvi tarafından aktarılması) gerekir.... Hz. İsa'nın yeniden geleceğini bildiren hadislerden hiçbiri mütevatir değildir... Tamamında ortak olan "yeniden gelecek" kısmı için mütevatir diyenler vardır...onlara göre de -bu ortak kısım dışında kalan- detaylar mütevatir değildir.. delil olmaz... Bir iki kişinin rivayet ettiği bir hadisi, inanç konusunda delil olarak kabûl etmemek, Hz. Peygamber'e (s.a.v.) muhalefet değildir; "O'nun böyle bir söz söylediğine dair güçlü delil yok, söylememiş olabilir" demektir... Böyle ihtimalli sözler ile de bir İslâm inancı oluşmaz...

    Ve ben Hz.İsa'nın yeniden yeryüzüne ineceğine inanmıyorum...Sur'a üflenip kıyamet kopup bütün insanlar öldükten sonra...yeniden sur'a üflenmeden; hiç bir ölünün yeniden dirileceğine inanmıyorum...

    ʞoʎ ʎǝşıq uǝpıƃ sɹǝʇ ɯıʎıʎı uǝq

  18. #18
    Adem abi son mesajından anladığım şu ki Peygamberimiz (s.a.v) sonra peygamber gelmeyeceğini delilleri ile ortaya koymuşsun.
    Fakat mesele yeni bir peygamberin geleceği değil mesele hz.İsa A.S yer yüzüne gelip Peygamberimize ümmet olacağıdır.İkincikez peygamber olacağına dair bir sonuç çıkaramadım bu konudan doğrusu bilmiyorum sen nasıl değerlendiriyorsun.

    ............................................................ .

  19. #19
    neden haz isa idris nebide ölmemiştir???
    OTUR SıFıR

  20. #20
    WeL_AsR^^ Adem DOĞAN kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Fri Feb 2007
    Konum
    İstanbul
    Yaş
    34
    İletiler
    1,545
    Blogdaki Konular
    1
    Alıntı Emin YILMAZ tafarından gönderildi Mesajı Göster
    Adem abi son mesajından anladığım şu ki Peygamberimiz (s.a.v) sonra peygamber gelmeyeceğini delilleri ile ortaya koymuşsun.
    Fakat mesele yeni bir peygamberin geleceği değil mesele hz.İsa A.S yer yüzüne gelip Peygamberimize ümmet olacağıdır.İkincikez peygamber olacağına dair bir sonuç çıkaramadım bu konudan doğrusu bilmiyorum sen nasıl değerlendiriyorsun.


    Eminim...hz.muhammed (s.a.v) den sonra peygamber gelmeyecek...Hz.İsa bir peygamberdir...yeniden yer yüzüne inmesi bu ayetle çelişiyor...

    ʞoʎ ʎǝşıq uǝpıƃ sɹǝʇ ɯıʎıʎı uǝq

+ Konuyu Yanıtla
4 / 1 1234 SonSon

Yer İmleri

Gönderme Kuralları

  • You may not post new threads
  • You may post replies
  • You may not post attachments
  • You may not edit your posts
  •