Milli Gorus Portal  

Geri Git   Milli Gorus Portal > SERBEST FORUM > İSLAM
Anasayfa Milli Görüş Bloglar Arama Bugün Konuları Okundu İşaretle

İSLAM Efendimiz - İslam Büyükleri - Ayet - Hadis - Dua ve Tesbihat - Cihad - İslami İlimler - İslam Coğrafyası

Yanıtla
 
Konu Araçları Bu Konuda Ara
Eski 07-05-2006, 18:39   #1
Ömer ÇELİK
Medreseli
 
Ömer ÇELİK kullanıcısının Görüntü Resmi
 
Giriş: Thu May 2006
Konum: Ankara
Yaş: 24
İletiler: 3,279
Ömer ÇELİK ***Ömer ÇELİK ***Ömer ÇELİK ***Ömer ÇELİK ***Ömer ÇELİK ***Ömer ÇELİK ***Ömer ÇELİK ***Ömer ÇELİK ***Ömer ÇELİK ***Ömer ÇELİK ***Ömer ÇELİK ***
Fikih Nedİr?

Bugün genellikle "İslam Hukuku" mânasında kullanılan fıkıh kelimesi arapçada "derinlemesine anlamak, kavramak, tam bilgi sahibi olmak" manasına gelmektedir. Bir terim olarak fıkh'ın manası tarih içinde "aynı yönde, fakat özelleşerek" değişiklikler göstermiştir. İnsanlara doğru yolu göstermek, isteyene dünya ve ahirette mutlu olmanın anahtarını vermek üzere gelen İslâm Dini, Kur'ân-ı Kerim'in Son Peygamber'e vahyedilmesi ile başlamıştır. Hz.Peygamber'in, Allah'tan gelen vahyi (Kur'an'ı) insanlara ulaştırma yanında,onu açıklamak, uygulamak, detay boşluklarını doldurmak gibi görevleri vardır. İşte bu görevler "Sünnet" denilen ikinci yol gösterici kaynağı vücuda getirmiştir. Sünnet O'nun sözleri, davranış ve tasvipleridir. Fıkıh'ın, bugün bildiğimiz ilim şeklinde teşekkül etmesinden önce, dinin iki kaynağı Kur'an ve Sünnet'in açık ifadesine dayanan bilgilere "İlim", insanların bu iki kaynağa dayanan anlayış, yorum ve düşüncelerine de "fıkıh". deniyordu. Bu devrede ilim "nakli"; yani vahye dayanan bilgiyi,fıkıh ise "akli" yani nakil üze-
rinde akıl yorarak elde edilen bilgiyi temsil ediyordu.

Din insan ile Allah arasındaki ilişkiyi açıklayıp düzenledigi gibi ferd ve toplum olarak insanlar arasındaki münasebetleri de düzenleyen bir müessesedir. Bütün bu ilişkilere ait olmak üzere Kur'an ve Sünnet'ten elde edilen bilgilerin adı olan
fıkıh, iman ve ibadetten sosyal nizama ve ahlaka kadar birçok bilgi dalını içine almış oluyordu. imam Ebu-Hanife'nin, inanç ile ilgili kitabına, en büyük fıkıh manasına gelen "el-fıkhu'l-ekber" adını vermesi işte fıkhın bu geniş çerçevesinden kaynaklanıyordu. Nitekim aynı imam fıkhı, "Kişinin hak ve vazifelerini bilmesidir." şeklinde tarif etmiştir. Sosyal münasebetler genişleyip buna bağlı olarak ilimlerin de kadroları zenginleşmek sure-
tiyle birbirinden ayırılmaya başlanınca fıkhın tarifine bir "amelen" yâni "fiil, davranış ve muamele ile ilgili olmak üzere" kaydı eklenmiştir. Dört mezhebin imamlarından birisi olan Şâfiî de fıkıh, "Dinin ameli hükûmlerini, muayyen deil ve kaynaklardan elde ederek bilmektir" tarifini getirmiştir. Artık asırlar boyu fıkıh bu tarif ve anlayış içinde devam edecek, çerçevesi içinde hukuktan başka ibadetler, haram ve helal şeylerle ilgili açıklamalar da bulunacaktır. Bu geniş mana ve kadrosu içinde fıkıh genellikle "bütün konuları bir kitapta" olmak üzere yazılmış, bu arada pratik ihtiyaçlar veya daha başka sebeplerle bazı konuları, ayrı kitaplarda da işlenmiştir. İbâdet, haram ve helâl bahisleri ile hukuk bahislerinin birbirinden ayrılması ise ancak son zamanIarda gerçekleşmiştir. Sonuç olarak diyebiliriz ki, cemiyeti nizamlayan ve devlet müeyyidesine dayanan kaideler bütününü inceleme ve araştırma konusu yapan hukuk ilmi, islâmi ilimler içinde "Fıkıh" çerçevesinde yer almıştır.

Hukukun ve Fıkh'ın Sistematiği:
Kendi örf ve âdetleri ile dinleri yanında büyük çapta Roma hukukuna dayanan Avrupa hukuku genellikle "âmme, hususi" taksimi üzerinden yürümüştür. Sistem, "pozitif hukukun düzenlediği ilişkilere göre tertip ve tasnifi" demek olduğuna göre bu taksimde de "düzenlenen ilişkiler" gözönüne alınmıştır. Bir devletin vatandaşlarının kendi aralarında veya devlet ile "eşitlik esasına" dayânan hukuki ilişkileri vardır; bunları hususi hukuk tanzim eder. Eşitlik,esasına dayanmayan, taraflardan birinin hâkim ve üstün durumda bulunduğu münâsebetler ile devletlerin birbiriyle münâsebet-
lerini ise "âmme hukuku" tanzim etmektedir. Buna göre âmme hukuku içinde "esas teşkilat, idâre, cezâ, muhâkeme usulü, devletler umumi ve umu-
mi âmme" hukukları yahut dalları yer almıştır. Hususî Hukuk içinde ise "şahıs, âile miras, eşya ve borçlar kısımlarıyle medeni hukuk, ticaret huku-
ku ve devletler hususi hukukunun yer aldığını görüyoruz.

Cermen hukuku gibi İslâm Hukuku da -tedvinde- bu sistemi benimsememiş, daha uygun bir deyişle bu ayırım üzerinden yürümemiştir. Bununla beraber âmme-hususî mefhumu İslâm Hukuku'nda da mevcuttur.İleride inceleyeceğimiz "İslâm Hukuk metodolojisi Fıkıh Usulü" ilminin hüküm bahsinde "vâcib" incelenirken hakkın kime âit olduğu problemi araştırılmış ve haklar "kul, hakkı, Allah hakkı ve karma nitelikli haklar" şeklinde üç gruba ayırılmıştır. Bu ayırımda bahis mevzûu edilen Allah hakları "âmme hukukuna" kul hakları da hususi hukukan tekabül etmektedir. Arada bazı farklar bulunmakla beraber bu ayırım, İslam Hukuku'nda âmme-hususi ayırımı ve mefhumunun varlığını göstermeye kafidir.

Hukuki ilişkilerin düzenlenmesine ait kaide ve hükümlerin yer aldığı "füru'ul-fıkh" kitaplarına baktığımız zaman, başlangıçtan beri bunlarda, âmme-hususi ayırımına dayanan tasnif ve sistem yerine daha hayati ve pratik bir sistemin yerleştiğinigörüyoruz.Bütün müslümanları ilgilendiren ve günlük, haftalık, yıllık, hayatlarında sık sık karşılaştıkları münâsebetler bu kitapların başında yer
almıştır. Hemen işaret edelim ki,İslam Hukuku lâik nitelikli olmadığı için hukuk ile ibâdetler de birbirinden ayrılmamış,bunların hepsi aynı kitaplarda tasnif ve tanzim olunmuştur.Zengin,fakir,hasta,sağlam her müslümanı ilgilendiren namaz
ibâdeti ile buna hazırlık mahiyetinde olan dini temizlik -bu sebeple- fıkıh (furu) kitaplarının başında yer almıştır. Hastaları mükellefiyet dışı bı-
rakan "oruç" ikinci sırada, fakirleri yükümlü kılmayan "zekat" üçüncü sırada, sağlam ve zengin olanların ömürlerinde bir kere yerine getirmek du-
rumunda oldukları "hac" ibadeti ise dördüncü sırada yer almıştır.İlerde gelecek olan cihâdı da bunlara katarak hepsine birden "ibâdât-ibâdetler" denilmiştir. İbâdetlerden sonra, genel adı "muâmelât" olan hukuki -münâsebetler, başlıca akitlerin kaidelerini de veren "büyu (satım)", yahut özellikle aile hukukunu ihtivâ eden "nikâh,talâk", bölümüyle başlayıp sıralanmış, devletler hukukundan bahseden "siyer,cihâd",muhâkeme usulûnden bahseden "kazâ" bölümleri de bu muâmelat kısmı içinde mutalâa olunmuştur. Bugün amme hukukunun önemli bir bölümünü teşkil eden ceza hukuku muâmelâtın sonlarında yer almış,"hudud,kısâs,cinâyet..." gibi başlıklar altında incelenen ve açıklanan bu hüküm ve kaidelere "uqubat" genel ismi verilmiştir. İnsan hayatının sonu ölüm olduğu, ölen kimsenin vasiyet etmesi, terikesinin tasfiyesi bahis mevzuu edileceği için -insan hayatına paralel olarak-fıkıh (fûru) kitaplarının sonunda vasiyet ve ferâiz (miras hukuku) bahisleri işlenmiştir.

1889-1878 yılları arasında hazırlanıp kanunlaşan Mecelle-i ahkâm-ı adliyye isimli kanuna kadar ıkıh kitapları hem müftülerin fetvâ kaynağı, hem
de hakimlerin hüküm kaynağı olmuştur. Hukuki emniyet ve istikrarı sağlamak üzere devlet başkanları, fıkıh kitaplarında yer almış bulunan farklı
ictihadlardan hangileri ile hükmedileceği konusunda emir ve fermanlar çıkarmışlar, hakimi tayin ederken bunu şart olarak ileri sürmüşlerdir. Hâkimlerin müctehid (doktrin sahibi hukuk bilgini)olmaları hâlinde bu gibi kayıtlar da bahis mevzuu olmamış, hakimler açık kanun maddesinin (âyet ve hâdislerin) bulunmadığı hadiselerde ictihadlarıyle hükmetmişlerdir. Mecelle'den itibaren
İslâm dünyasında kanunlar çıkarılmaya başlanınca hâkimler de bunlarla bağlı hâle gelmiştir. Mevzuumuz bakımından kanunlaştırma döneminin en önemli yanı, İslam hukuk sistematiğinde meydana getirdiği neticelerdir. Artık ibâdetler kanun mecmualarına alınmayıp fıkıh kitaplarında kalmış, kanunlar da şahıs, aile, miras. hukuklarını içine alan "ahval-i şahsiyye", cezâ, kanun-u esâsi gibi
branşlara ayrılmıştır. Mecelle 18 bölüm (kitap) ve 1851 madde içinde borçlar, kısmen aynii haklar ve kısmen muhakeme usülü dallarını ihtivâ etmek-
tedir. Bu değişmeler ve gelişmeler sonunda "ibâdet, muamelât, uqubat" şeklindeki üçlü genel tasnif yerine, "ibadet, ahvâl-i şahsiyye, muâmelat
(borçlar, ayni haklar vb.), ahkâm-ı sultaniyye ve siyaset-i şer'iyye (esas teşkilât, idâre, ve kısmen ceza) , uqubât, siyer (devletler hukuku) - şeklindeki detaylı tasnif benimsenmiştir.

Hulefâ-i Raşidin denilen ilk beş halifeden (beşincisi Hz. Ali'nin oğlu Hasan'dır) sonra, halkın devlet başkanını seçip murakabe etmesine ve gerektiğinde işten el çektirmesine imkân vermeyen saltanat ve hükümdarlık dönemi başladığı için İslâm esas teşkilât hukuku fıkıh kitaplarında gereği gibi işlenememiş; sayıları oldukça az olan "ahkâm-ı sultaniyye, siyâset-i şer'iyye", gibi ayrı kitaplarda bahse konu edilmiştir.

Yirminci asrın ortalarına doğru istiklâllerine kavuşan yeni İslâm ülkeleri kısmen batıdan aktarma yabancı, kısmen yerli ve islâmi kökenli kanunlar yapmışlar, hukuk doğmatiği bu kanunların ışığında gelişmiş ve bu arada -İslâm'da temeli mevcut bulunan- âmme, hususi tasnifine de yer verilmeye başlanmıştır.


ALINTIDIR


__________________
قال الشاعر : ليس اليتيم الذي قد مات والده إن اليتيم يتيم العلم والأدب
Ömer ÇELİK Çevrimdışı   Facebook'ta Paylaş Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 25-08-2007, 16:06   #2
Hülya TERZİ
 
Hülya TERZİ kullanıcısının Görüntü Resmi
 
Giriş: Tue Jan 2007
İletiler: 3,852
Blogdaki Konular: 4
Hülya TERZİ İtibar düzeyini kapadı

Fıkıh kişinin lehine ve aleyhine olan şeyleri bilmesine denir. Fıkıh sadece islam hukuku değildir.
Bir fakihin uyması gereken kuralları irdeleyen disiplin kurallarına usûl-ü fıkıh denir.

Fıkhın işlediği konular

1. Taharet (temizlik)
2. Sular Hukuku
3. İbadet Hukuku
4. Nikah Hukuku
5. Talak (boşanma) Hukuku
6. Muamelat (alış veriş) Hukuku
7. Miras
8. Ukubat (ceza ) Hukuku
9. Milletler



__________________
"ey ruhumun ışığı !
ruhlar bölük bölük ayrılırken senin ruhunu benimkiyle aynı bölüğe yazmışlar" f.o.
Hülya TERZİ Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 25-08-2007, 16:15   #3
Rümeysa GÜL
Mutasavvıf
 
Rümeysa GÜL kullanıcısının Görüntü Resmi
 
Giriş: Thu Jul 2007
Konum: kocaeli
İletiler: 1,675
Blogdaki Konular: 4
Rümeysa GÜL ***Rümeysa GÜL ***Rümeysa GÜL ***Rümeysa GÜL ***Rümeysa GÜL ***Rümeysa GÜL ***Rümeysa GÜL ***Rümeysa GÜL ***Rümeysa GÜL ***Rümeysa GÜL ***Rümeysa GÜL ***
kısacası ilmihal yani hal ilmi ile ilgili her şey


__________________
Veylüllil musallin!! veyl veyl veyl___
Rümeysa GÜL Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 25-08-2007, 16:21   #4
Hülya TERZİ
 
Hülya TERZİ kullanıcısının Görüntü Resmi
 
Giriş: Tue Jan 2007
İletiler: 3,852
Blogdaki Konular: 4
Hülya TERZİ İtibar düzeyini kapadı

Fıkhın Kaynakları

- Kur'an-ı Kerim
- Sünnet
- Kıyas
- İcma
- Masalih-i Mürsele ( istihsan )
- Örf
- Eski Şeriatlar

Kıyas: Fakihin kur'an ve sünnetten hareketle hükmü olmayan konularda hüküm vermesidir.

İcma: Bir konu hakkında birbirinden haberdar olmaksızın alimlerin fikir birliğine varmalarıdır.

İstihsan: 'Güzel olan şey' anlamına gelir. Hakkında hüküm bulunmayan konulara İslamın ruhuna ters düşmeyecek şekilde hüküm vermeye denir. Görünüşte verilen hüküm ilk etapta Kur'an'a ters görünüyor gibiyse de milletin, inananların yararına olan şeylerdir.
( Hanefî mezhebinde kullanılır) ( mezhepler arasındaki farklılığın diğer bir adıdır )

Masalih-i mürsele: 'Kolay olan şey' demektir. Mâlikî, Hanbelî, Şâfî mezheplerinde kullanılır.

Örf: 'Bilinen güzel şey' demektir. ( misal: giyimde arabistan ile türkiye arasında fark olması )

Eski şeriatler: Eski dini kitaplardır. Ahd-i Cedid = İncil , Ahd-i Atik = Tevrat ( Zebur, Mezmurlar adı ile Ahd-i Atik'in içinde yer almaktadır)



__________________
"ey ruhumun ışığı !
ruhlar bölük bölük ayrılırken senin ruhunu benimkiyle aynı bölüğe yazmışlar" f.o.
Hülya TERZİ Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 25-08-2007, 16:35   #5
Hülya TERZİ
 
Hülya TERZİ kullanıcısının Görüntü Resmi
 
Giriş: Tue Jan 2007
İletiler: 3,852
Blogdaki Konular: 4
Hülya TERZİ İtibar düzeyini kapadı
Fıkhın Dönemleri
Rasûlullah Dönemi > Mekke Dönemi
> Medine Dönemi
Ashab Dönemi > Dört Halife Dönemi ( Hulefâ-i Râşidîn )
> Tâbiûn Dönemi > Tâbiûn Dönemi
> Tebi-üt Tâbiûn Dönemi
> Müctehid İmamlar Dönemi



* Mezheplerin ortaya çıktığı yıllara 'Müctehid İmamlar Dönemi' denir.


__________________
"ey ruhumun ışığı !
ruhlar bölük bölük ayrılırken senin ruhunu benimkiyle aynı bölüğe yazmışlar" f.o.
Hülya TERZİ Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 25-08-2007, 22:22   #6
Ömer ÇELİK
Medreseli
 
Ömer ÇELİK kullanıcısının Görüntü Resmi
 
Giriş: Thu May 2006
Konum: Ankara
Yaş: 24
İletiler: 3,279
Ömer ÇELİK ***Ömer ÇELİK ***Ömer ÇELİK ***Ömer ÇELİK ***Ömer ÇELİK ***Ömer ÇELİK ***Ömer ÇELİK ***Ömer ÇELİK ***Ömer ÇELİK ***Ömer ÇELİK ***Ömer ÇELİK ***
Alıntı:
Hülya TERZİ tafarından gönderildi Mesajı Göster

Fıkhın Kaynakları

- Kur'an-ı Kerim
- Sünnet
- Kıyas
- İcma
- Masalih-i Mürsele ( istihsan )
- Örf
- Eski Şeriatlar
İlk 4 kaynak dışındakilerin delil olabileceğini nereden çıkardınız?


__________________
قال الشاعر : ليس اليتيم الذي قد مات والده إن اليتيم يتيم العلم والأدب
Ömer ÇELİK Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 25-08-2007, 22:38   #7
Hülya TERZİ
 
Hülya TERZİ kullanıcısının Görüntü Resmi
 
Giriş: Tue Jan 2007
İletiler: 3,852
Blogdaki Konular: 4
Hülya TERZİ İtibar düzeyini kapadı
Alıntı:
Ömer ÇELİK tafarından gönderildi Mesajı Göster
İlk 4 kaynak dışındakilerin delil olabileceğini nereden çıkardınız?
lise ders notlarımdan :)


__________________
"ey ruhumun ışığı !
ruhlar bölük bölük ayrılırken senin ruhunu benimkiyle aynı bölüğe yazmışlar" f.o.
Hülya TERZİ Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 25-08-2007, 22:40   #8
Ömer ÇELİK
Medreseli
 
Ömer ÇELİK kullanıcısının Görüntü Resmi
 
Giriş: Thu May 2006
Konum: Ankara
Yaş: 24
İletiler: 3,279
Ömer ÇELİK ***Ömer ÇELİK ***Ömer ÇELİK ***Ömer ÇELİK ***Ömer ÇELİK ***Ömer ÇELİK ***Ömer ÇELİK ***Ömer ÇELİK ***Ömer ÇELİK ***Ömer ÇELİK ***Ömer ÇELİK ***
iyi o zaman..

4 kaynak dışındaki kaynakları Ehl-i Sünnet ve'l Cemaat kabul etmiyor
diğer mezhepler de bunları kabulleniyor gibisinden iftiraya başvurmayın


__________________
قال الشاعر : ليس اليتيم الذي قد مات والده إن اليتيم يتيم العلم والأدب
Ömer ÇELİK Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 11-04-2010, 14:59   #9
Muhammed İkbal ÜSTÜN
"el-jihad"
 
Muhammed İkbal ÜSTÜN kullanıcısının Görüntü Resmi
 
Giriş: Sat Apr 2010
Konum: Selçuklu / KONYA
Yaş: 17
İletiler: 225
Blogdaki Konular: 4
Muhammed İkbal ÜSTÜN ***Muhammed İkbal ÜSTÜN ***Muhammed İkbal ÜSTÜN ***Muhammed İkbal ÜSTÜN ***Muhammed İkbal ÜSTÜN ***Muhammed İkbal ÜSTÜN ***Muhammed İkbal ÜSTÜN ***Muhammed İkbal ÜSTÜN ***Muhammed İkbal ÜSTÜN ***Muhammed İkbal ÜSTÜN ***Muhammed İkbal ÜSTÜN ***
Fıkıh İlmi

Fıkıh İlmi , Bizzat İşlediğim Bir Konudur
Hamd Olsun ki Böyle Bir İlimden Nasibimi Almaya Çalışıyorum.
Peki Nedir Fıkıh İlmi ?
FIKIH

Bilmek, anlamak, bir şeyin bütününe vakıf olmak. Istılahta, bir kimsenin leh ve aleyhindeki hükümleri bilmesi demektir. Başka bir tarife göre fıkıh; kişinin ibadetlere, cezalara ve muamelelere ait şer'î hükümleri mufassal delilleriyle bilmesidir. Ayrıca, söz ve fiillerin amaçlarını kavrayacak şekilde keskin ve derin anlayış diye de tarif edilmiştir (Muhammed Maruf Devâlibî, İlmi Usûl-i Fıkıh, Beyrut 1965, 12; İbn Âbidin, Reddü'l-Muhtâr Ale'd-Dürri'l Muhtâr, İstanbul 1982, I, 34; İmam Burhaneddin, ez-Zernûci, Ta'limü'l Müteallim, İstanbul 1980, 27; M. Ebû Zehra, İslâm Hukuk Metodolojisi (Fıkıh Usulü), 13; Ömer Nasuhi Bilmen, Hukuk-ı İslâmiye ve Istılâhât-ı Fıkhıyye Kamûsu, İstanbul 1976, I, 13).

Kur'an-ı Kerîm'de: "... O kavme ne oluyor ki (kendilerine söylenen) hiçbir sözü anlamaya (fıkhetmeye) yanaşmıyorlar?" (en-Nisâ, 4/78) ayetinde geçen "lâ yefkahûn" ince anlayış ve keskin idrak anlamına gelmektedir. Başka bir çok ayette kâfirler için "fıkhetmeyenler" denilmektedir (el-A 'râf, 7/179; Hûd, l l/91). Tevbe suresinde, "...bir topluluk da dinî hükümleri iyice öğrenmek için kalmalıdır" (et- Tevbe, 9/122) buyruğunda özel bir fukahâ topluluğuna işaret edilmiştir.


__________________
..Adını İsyan Koydum Aşkın
Çiçeklerden Önce Ayrılığı Çektim İçime..
Muhammed İkbal ÜSTÜN Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla

Yer İmleri

Konu Araçları Bu Konuda Ara
Bu Konuda Ara:

Gelişmiş Arama

Gönderme Kuralları
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
MimiklerKapalı
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı


Saat 15:31.


Powered by vBulletin 3.7.4 Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.