+ Konuyu Yanıtla
2 / 1 12 SonSon
32 sonuçtan 1 --- 20 arası gösteriliyor

Konu: MHP Milliyetçilik ve 9 Işık

  1. #1

    MHP Milliyetçilik ve 9 Işık

    9 Işık, Alparslan Türkeş tarafından ortaya konulan ülkücülüğün ana ilkeleridir.

    9 Işık doktrini,1967'den itibaren Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi (CKMP)'nin, 1969 yılından itibaren de Milliyetçi Hareket Partisi (MHP)'nin programının temelini oluşturur.24-25 Kasım 1967 tarihindeki CKMP Kongresinde "9 Işık" olarak tanımlanan yeni doktrin, parti teşkilatına ayrıntılı olarak tanıtılmış ve parti programının çerçevesini belirlemiştir . Sosyalist ve Kapitalist sistemlere karşı tamamen Milli bir Sistem kurmak amacıyla ortaya koyulmuştur.

    1 Milliyetçilik
    2 Ülkücülük
    3 Ahlakçılık
    4 İlimcilik
    5 Toplumculuk
    6 Köycülük
    7 Hürriyetçilik Ve Şahsiyetçilik
    8 Gelişmecilik Ve Halkçılık
    9 Endüstri Ve Teknikçilik

  2. #2

    Milliyetçilik

    Milliyetçilik; Türk Milletini,Türk vatanını ve Türk devletini sevmek, bunların iyiliği için ve yükselmesi için köklü bir ihtiras ve şuur sahibi olmak demektir.

    Türkçülük ise, kültürde, ilim ve teknikte, politika, ekonomi ve ticarette her şeyin Türk'e özel ve Türk'e uygun bir biçimde olmasını istemek ve sağlamak demektir.

    Alparslan Türkeş, milliyetçilik ilkesinde öncelikle Türk tanımı üzerinde durmuştur.Türkeş bunu; "Türklük şuuruna erişmiş, samimi olarak "Ben Türk'üm" diyen herkes Türk'tür. Türkçülük ve Türk'ün tayininde, sapık ölçülere, özellikle mezhepçiliğe, coğrafyacılığa, laboratuvar ırkçılığına inanmıyorum." (10 Haziran 1973) sözleriyle açıklamıştır.

    Türkiye'nin bugünkü sınırları dışında kalan diğer Türklerle ilgilenmek ve onların iyiliği için, kurtuluş ve selameti için elden geleni yapmaya çalışmak Türk Milliyetçiliği için kutlu bir vazifedir.

    Milliyetçilik ilkesine göre; Türkiye'nin geri kalmışlığın en büyük nedeninin yabancı ideolojileri kullanmaktır. Bu yüzden tüm yabancı ideolojilere karşı tamamen yerli,tamamen Türk olan bir ideoloji olan "Türk Milliyetçiliği" ideolojisi ülkenin refahı için tek çare olacaktır. Milliyetçilik ülküsü, Türk milletiyle bütünleşmek, Türk milletinin büyük ve güçlü iktidarını kurma ülküsüdür. Milliyetçilik ülküsü en başta milli devlet ilkesine inanır. Milliyetçilik ilkesini tamamlayan diğer bir unsur Demokrasidir. Demokratik Milliyetçilik, sınıflar toplumu yerine milleti,sınıf mülkiyeti yerine de millet mülkiyeti fikrini savunur.

    Milliyetçilik ilkesi bir bakıma diğer 8 ilkenin de temelini oluşturmaktadır....

  3. #3
    Peki arkadaşlar Milliyetçi hareketin başbuğ olarak kabul ettiği Alparslan Türkeş' in "ülkücülüğün ana ilkeleri" olarak nitelendirdiği bu maddeleri bungünkü milliyetçiler nasıl tanımlıyor, ne gibi anlamlar yüklüyor ve nasıl uyguluyorlar?
    Bugünkü milliyetçi zihniyeti tam olarak anlamak adına bu soruların cevaplarını hep beraber verelim..
    ilk olarak Soner Yalçının bu akımın ilk hali ve buraya nasıl geldiği hakkındaki yazısı ile başlayalım..

  4. #4
    Türban serbestisinin önünü açan Anayasa değişikliğine MHP’nin destek vermesi bazı çevreleri şaşırttı. Görünen o ki, bu kesimler MHP’nin tarihini, düşünsel dünyasının oluşumunu pek bilmiyor.

    Alparslan Türkeş ile Nihal Atsız’ın yollarının neden ayrıldığını; katıksız bir Türkçü olan Ali Balseven’in dava arkadaşı ülkücüler tarafından neden öldürüldüğünü bilmeyenler, MHP’nin bugününü anlayamazlar.


    İşte 40 yıl önceki o yol ayrımının hikayesi.

    TARİH: 25 Mayıs 1973
    Yer: Ankara.

    Ali Balseven, 25 yaşındaydı. Kahramanmaraşlıydı. Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi son sınıf öğrencisiydi. MHP’liydi. Ama...

    O gün akşamüzeri Kurtuluş Parkı’nda bir grup MHP’li tarafından önü kesildi. Ali Balseven karşısına çıkanların hepsini tanıyordu. Dava arkadaşlarıydı. Hepsi ülkücüydü.

    Ancak...

    Bozkurtlar birbirine düşmüştü. Başbuğ o günlerde söylemişti o ünlü sözünü:

    "Davadan döneni vurun!"


    O gün ülküdaşları, Ali Balseven’i bıçaklayarak öldürdü. Peki, neden?

    Ali Balseven davadan mı dönmüştü? Hayır! Birini mi ihbar etmişti? Hayır! Peki, suçu neydi? Suçu...

    MHP’de her şey dört yıl önce bir kongrede başlamıştı..


    KIRILMA NOKTASI

    Tarih: 8 Şubat 1969.
    Yer: Adana

    O gün şehir merkezi çok hareketliydi. Mavi gömlek giyen dokuz genç, motosikletlerle kentte tur atıyordu. Dokuz motosiklet; Alparslan Türkeş’in doktrini "dokuz ışık"ı temsil ediyordu.

    Mavi gömlek neyin simgesiydi? Bilinmiyor. Bilinen, Mussolini’nin yarı-askeri gençlik örgütü militanlarının kara gömlek giydiğiydi. Motosikletli gençler gerekli ilgiyi topladıktan sonra kent merkezine geldiler.

    Burada, 16 bağımsız Türk devletinin bayraklarını taşıyan 16 gençle buluştular. Alana gelen mehter takımı, ara vermeden büyük bir coşkuyla çalmaya başladı. Kalabalık giderek artıyordu. Alparslan Türkeş ve parti yöneticilerinin gelmesiyle yürüyüşe geçildi.

    Askeri bir disiplin altında yürüyenlerin istikameti; milliyetçi hareketin en büyük tarihsel dönüşümünün yaşanacağı kurultay salonuydu.

    Şehir merkezinden gelenleri kongre salonunda bir o kadar daha kişi karşıladı. Bu grup Türkeş’e mesafeliydi; liderleri ırkçı-Turancı Nihal Atsız idi.

    "Tanrı Türk’ü Korusun" pankartı altında toplanmışlardı. Orta Asya nostaljisini canlandırmak isteyen bu gençler arasında paganist simgeler modaydı.

    Bu nedenle hemen hepsi kalpak giyiyordu. Sarkık bıyıklıydılar. Yakalarında Bozkurt rozetleri vardı. Esir Türklerin kurtarılıp, yeniden inşa edilecek "Büyük Türkiye"ye inanıyorlardı. Turancıydılar.

    "Adsız"dılar; Göktürkler’de henüz kamusal bir görevi yerine getirmemiş gençler özel isim taşıyamazlardı. Kendilerini kanıtlayana kadar bu gençlere "adsız" denirdi.

    Aşırı milliyetçi Nihal Atsız, bu nedenle kendine "Atsız" soyadını seçmişti. Karşılıklı sloganlar altında kongre başladı.


    AYRIŞMANIN NEDENİ


    27 Mayıs 1960 askeri müdahalesine katılan dokuz subay, 22 Şubat 1964 tarihinde Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi’ne katıldı. Liderleri Alparslan Türkeş’ti. Bu ekip kısa bir süre sonra partiyi ele geçirdi. Alparslan Türkeş, partinin genel başkanı oldu.

    İhtilalci subayların parti yönetimine gelmesiyle CKMP’de büyük dönüşümler yaşandı. Örneğin, partinin o tarihe kadar ülke yarısında teşkilatı varken, bu sayı hemen 61 il ve 435 ilçeye yayıldı.

    Türkiye ilk kez, partili gençlerin kendilerine verdikleri isimle, "komando yürüyüşü"yle tanıştı. Genel Başkan Türkeş’e, "Başbuğ" deniliyordu.

    CKMP, Türkçü bir partiydi. Bu siyasal çizgi geniş kitlelerle buluşamıyor; oy alamıyordu. Türkeş ve arkadaşları, "ayakları yere basmayan romantik Türkçü" parti çizgisini değiştirmeye karar verdi.

    Türkeş ve subay arkadaşları her ne kadar cumhuriyetçi, laik ve Türkçü olsalar da, oy alabilmek için İslam motiflerinden yararlanmaya karar verdiler!

    Siyaset dünyasında İslam’ın ne kadar önemli olduğunu sosyolojik olarak kavradılar. Bu değişim/dönüşüm sadece parti programıyla sınırlı olmayacaktı; hareketin simgeleri/sembolleri bile değiştirilecekti.

    İşte Adana kongresi bu amaçla toplanmıştı.

    Adana’da toplanılmıştı; çünkü biliyorlardı ki Ankara, İstanbul gibi kentlerde parti çizgisinin değişmesine karşı çıkan güçlü bir "Türkçü" grup vardı.

    Ve iki gün süren Adana kongresinde büyük tartışmalar, kavgalar ve ayrışmalar yaşandı...



    BÜYÜK DÖNÜŞÜM


    Kongre iki gün boyunca hayli hareketli geçti. Kongre Başkanı Orhan Kaleli bile divandan istifa etmek zorunda kaldı. Türkçülerin simgesi "Tanrıdağı"nın yanına, İslamiyet’in simgesi "Hiradağı" eklenip yeni bir slogan üretilmişti: "Tanrıdağı kadar Türk, Hiradağı kadar Müslüman."

    Zamanla, "Tanrı Türk’ü Korusun"pankartının yerini de "Kanımız Aksa da Zafer İslam’ın" alacaktı! Benzeri İslami simgeler, Türkçü gruptan "Türkler Araplaştırılmak isteniyor" şeklinde tepki aldı.

    Nihal Atsız ekibi, kongrede direkt Türkeş’i hedef aldı. Aslında Nihal Atsız ile Türkeş’in dava arkadaşlığı çok eski yıllara dayanıyordu.

    Türkeş daha Kuleli Askeri Lisesi’nde öğrenci iken Nihal Atsız ile tanışmıştı. Onu öğretmeni bilmişti!

    1944 Türkçüler Davası’nda birlikte yargılanıp hüküm giymişlerdi. Şimdi ise karşı gruptaydılar. Nihal Atsız ekibi, kongrede hep benzer sözleri söylediler Türkeş’e:

    "Sen git güvendiğin Araplara biat et!"

    "Oy toplamak için Arap develere bin!"

    Sonuçta, Nihal Atsız grubu, kongreyi kaybetti. Türkçüler ellerindeki parti kimliklerini kürsüye doğru fırlatarak salondan ayrıldılar.

    Nihal Atsız, gazetecilere şu açıklamayı yaptı:

    "MHP’de Allah, Tanrı’yı kovdu!"

    Türkçülük, Osmanlı Devleti’nin son döneminde doğmuş; Cumhuriyet ile birlikte dirilmiş; 1969 kongresinde öldürülmüştü!



    ÜÇ HİLAL



    Türkçü grubun kongreyi terk etmesinin ardından Türkeş ve arkadaşları önergeleri tek tek kabul ettiler. Parti adından başlayarak hareketin her şeyini değiştirdiler:

    Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi (CKMP) adı, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) oldu.

    "Bozkurt" sembolü/amblemi, yerini "Üç Hilal"e bıraktı.

    "Bozkurtlar", "Ülkücüler"e dönüştürüldü!

    "Türkçü" yerine "milliyetçi" sıfatı tercih edildi.

    "Türkçüler Derneği" lağvedildi; "Milliyetçiler Derneği" kuruldu.

    Sadece "Başbuğ"a dokunulmamıştı.

    27 Mayıs’ın "kudretli albayı" Türkeş, kısa bir süre sonra Kábe’ye gidip hacı oldu.

    MHP artık kendine yeni bir yol çizmişti.

    Ve bu yolda "Şamanist" saydığı "Bozkurtlara" ihtiyacı yoktu.

    Çünkü:

    Bozkurtlar, Şamanist gelenekleri canlı tutmak, unutturmamak istiyordu.

    O kadar Türkçüydüler ki, Sakarya, Adapazarı’na gidip Orta Asya’dan getirilen kımızı içiyorlardı.

    Hatta 1960’lı yılların sonunda üniversitelerde siyasal kavgaların başladığı o günlerde, Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi öğrencisi Fehmi Yücesoy okulda solcu öğrencilerden dayak yiyip yere düşünce, "Bana yardım et gök tanrısı" diye dua etmişti!

    Niyazi Adıgüzel, Nihat Çetinkaya gibi isimler İstanbul Şamanistler Derneği’ni kurmuştu!


    UTANGAÇ SÖYLEM


    Alparslan Türkeş, sadece Türkçülerle yollarını ayırmadı. O artık utangaç bir Kemalist idi. Parti binalarından Atatürk resimleri indiriliyordu artık.

    1960’lı yılların sonu, 1970’li yılların başı aynı zamanda Türkiye’deki partilerin yeniden saflaşmaya başladığı bir dönemdi.

    MHP bu dönemde ideolojikleşme ve radikalleşme konusunda mevcut partilerden daha aktifti. Propaganda konuşmalarında, laikliğin yerini oy avcılığına dönük İslami söylemler aldı.

    Politikada mistik/dinsel bir yaklaşımı benimsedi. Kırsal alanlar ve varoşlar için bu söyleminin önemli olduğunun farkındaydı.

    Bu nedenledir ki, ülkücüler otobüslere bindirilip Adıyaman’daki Nakşibendi Menzil Şeyhi’nin elini öptürülmeye götürülmesine ses çıkarmıyordu.

    Tarikatlar Türkeş’i ziyaret ediyor; ona tüfek hediye ediyorlardı!

    Türkeş artık pragmatikti: Türkçü söylemlerle sadece üniversitedeki öğrencilerin dikkatini çekeceğini biliyordu. İsteği, İslamcı söylemlerle "köksüzlük sorunu" yaşayan köylü gençleri toplumsal harekete çekmekti.

    Laik Türkeş, tarikatlara yakınlaştı. Öncelikli ilk hedefi Orta Anadolu’daki Sünni Müslümanların oylarını almaktı.

    Başarılı da oldu.



    ALEVİLER



    Ali Balseven’in cenazesine MHP’den kimse katılmadı. Cenazede sadece Türkçüler vardı. Tabutu Türk bayrağı ve Bozkurt flamasına sarılıydı.

    Başları kalpaklı, sarkık bıyıklı Türkçüler, yoldaşlarının tabutunu Kahramanmaraş’a kadar taşıdılar.

    Ve...

    Bilinmeyen bir gerçektir:

    Ali Balseven Alevi’ydi.

    Alevilerin MHP’ye uzak durmasının bir nedeni de Ali Balseven cinayetidir.

    Sonuç:

    MHP’nin 40 yıllık siyasal çizgisinde bir sapma yoktur.


    BOZKURTÇUNUN AMENTÜSÜ



    Biz kimiz?

    Bozkurtçularız.

    İdeolojimiz nedir?

    Bozkurt Türkçülüğü.

    Neye inanırız?

    Türk ırkının ve Türk milletinin, her ırktan ve her milletten üstün olduğuna!

    Bu üstünlüğün kaynağı nedir?

    Türk kanıdır.

    Türk doğuştan mı üstündür?

    Türk, doğuştan üstün ve kabiliyetlidir. Türk, zekásını, yiğitliğini, askeri dehasını ve her hususta büyük kabiliyet ve istidadını kanından alır.

    Bu üstünlük kaybolabilir mi?

    Kötü idare ve kötü muhitin tesiriyle azalırsa da bu muvakkattir. Türk kendi gelişmesini tekin edecek iyi bir idare ve iyi bir muhit yaratır yaratmaz bu üstünlüğü yeniden parlar.

    Bu üstünlük ne vakit büsbütün kaybolur?

    Eğer Türk’ün kanı yabancı kanlarla bulanırsa. Bu takdirde melez ve karışık kanlı olarak doğacak nesiller, Türk’ün maddi manevi hususiyetlerini taşımazlar ve öz bir Türk gibi üstün soydan olamazlar.

    Bozkurtlar niçin ırkçıdır?

    Bozkurtçuların ırkçı olmalarının diğer bir sebebi de içtimaidir; Bozkurtçular biliyor ki Türk’e ancak Türk’ten fayda gelir. Türk olmayanlar ve her çeşit dönmeler, ne kadar Türk terbiyesi ile büyürlerse büyüsünler hiçbir zaman bir öz Türk’e benzemeyecekleri gibi bir öz Türk gibi de bu millete hizmet edemeyeceklerdir.

    Türk derken, 9 göbeği Türk olanları mı kastediyorsun?


    Gönül öyle isterdi. Fakat realiteleri gören Bozkurtçular, atalarının dörtte üçü Türk olan veya 4 göbekten beri kanca Türkleşmiş olanları da Türk saymaktadırlar.

    Bozkurtçular Pantürkist midir?


    Evet...



    "Bozkurtçunun Amentüsü"nü kaleme alan isim Reha Oğuz Türkkan idi.

    (Bozkurt Dergisi, Sayı 1, 5 Mart 1942.)

    "Türkçülük" özellikle II. Dünya Savaşı döneminde ırkçılığa dönüşüvermişti.


    Soner YALÇIN

  5. #5
    Serdengeçti
    Misafir
    Eğer sistemden banlamazsanız Bir Ülkü Ocaklı olarak neden gençlerin Ülkü Ocaklarında olduğunu söyleyeyim.

    1-Ülkü Ocakları veya Ülkücülerin tarihleri ile anlatacakları çok şey var çünkü bir tarihtir Ülkü Ocakları iyisiyle kötüsüyle.5500 şehid vermiştir.İlk şehidini nasıl vermiştir bileniniz varmı?
    Ramazan Günü üniversite kantininde yemek duası okuyan Ruhi Kılıçkıran'a kızıl komünistler küfür etmeye baslar.Kılıçkıran onlarla konusmak ister gelin anlatayım haksız cıkarsanız susun der.Olmayan şeyin(Haşa Allah'ın) neyini tartışacağız derler.Bunun üzerine kılıçkıran iki kişiyi yere devirir..Ve birden komünistler silahlarını çıkartır ve kılıçkıran ı olduuğu yerde şehid eder.Silahları nasıl soktukları ilk olayları kimin başlattığı böylelikle belli olur..Ve bu davanın nasıl bir süreçte başladığı...

    2-Ülkücü teşkilatçıdır.Hani derler ya toplu olmadan hiç bir şeyler yapmazlar.Bir Ülkü Ocağı mensubu reisinden destur almadan başkasına karşı harekete girişemez.Örneğin kavgalarda dersiniz ya topluca gidiyorlar.O olay şöyledir.
    Mesela ben tek basıma iki tane emepli çocuğu sokak ortasında dövdüm diye ceza aldığımı bilirim.O durumda yapmam gereken üstüme bildirmek.E bildirdiğinizdede herkesin haberi oluyor.Dur diyemiyorsunuz.Teşkilatçılık budur.Her hareketinizden içtiğiniz sudan yediğiniz yemeğe kadar teşkilatın haberi olacak.

    3-Ülkücü Harekette silsile vardır.Üst altına komut verebilir.Buda teşkilatçılığın yapısı gereğidir.Örneğin bir okul başkanı tebaasına komut verme yetkisindedir.Tabi bu ülkücü harekete özgü bir şeydir.Akp ve sanıyorum sizde denediniz ancak pek itaat eden olmadı.Hatta akp li okul baskanının tekme tokat dayak yediğinede şahit olduk..

    4-Ülkü Ocakları hareket ocağıdır.Kabul etsenizde etmesenizde marka olmuştur..Ülkü Ocaklarını bilmeyen varmı?Vakıf statüsünün üstünde bir kuruluş haline geçmiştir.
    Polis teşkilatı hangi kurumla ortaklaşa çalısarak sokaklarda operasyon yapıyor ki??Ama ülkü ocakları ile yapıyor.Hiç biriniz bilmesenizde.

    5-Ülkücü hareket kültür sanat hareketidir.Diyeceksiniz ki nasıl?
    Ülkü Ocaklarına bağlı 62 sanatçı vardır.Ve bütün organizasyonlarını ülkü ocakları düzenler.62 sanatçının dışında Ülkü Ocakları nın emrinde olmayan ancak Ülkü Ocaklarının düzenlediği faaliyetlerde her zaman hazır bulunan 100 ü aşkın sanatçı vardır.
    Örnek verirsek;Esat kabaklı,ozan arif,erkan oğur,ismail türüt,turgut başyayla,araz elses,zara,ibrahim erkal,ibrahim sadri..Bunlar Ülkü ocaklarınıa bağlı değillerdir ama her zaman organizasyonlarda yer almıslardır.
    Mustafa yıldızdoğan,ahmet şafak,ali kınık,osman öztunç gibi sanatclarda direk ülkü ocaklarına bağlıdır.

    İşte bir kaç maddeyle anlatmaya çalıştım..Eğer varsa sormak istedikleriniz her türlü cevaplayabilirim.

  6. #6

    TÜrkeŞ : " TÜrkİye İÇİn İkİ BÜyÜk Tehlİke : BÖlÜcÜlÜk Ve KÖkten Dİncİlİk..."

    TÜRKEŞ : " TÜRKİYE İÇİN İKİ BÜYÜK TEHLİKE : BÖLÜCÜLÜK VE KÖKTEN DİNCİLİK..."

    İZMİR İL TEŞKİLATI , URLA URTUR TESİSLERİ ( 25.8.1995 )


    MHP' NİN TEORİSTLERİ VE İSLAM :

    Nihal Atsız : Türklerin bir “Kurt'tan” türediğini kabul eden ama Hz. Adem ve Hz. Havva ya inanmayıp “Sümer masalı” diyen (Ötüken dergisi sayı 14) şamanist ülkücülerin lideri. Ayrıca aşağıdaki cümlelerin sahibide aynı adamdır:

    - KURAN MUHAMMED'İN TALİMATIDIR. KURANDAKİ YEMİNLER MUHAMMED'İN GÖNLÜNDEN VE BEYNİNDEN DOĞMUŞTUR ( ÖTÜKEN Kasım 1970 sayfa 6)

    - ŞERİAT DÜZENİNİ İHYA ETMEK... BUDUR GERİCİNİN İSTEĞİ (Sayfa:7)

    - İSLAMİYET TÜRKLERİ DEĞİL TÜRKLER İSLAMİYET'İ YÜCELTTİ (Sayfa:3)

    - Dokuz ışık (Kutlu yayınları 1975 ..16.baskı ): Arka kapak:... Türk Milletinin varlığını yüceltmek... Bu davanın üstünde başka hiçbir fikir, başka bir dava yer alamaz. Aynı kitabın 1994 baskısında ise arka kapakta şöyle yazmaktadır:... Kısacası hak yola hakikat yola, Allah yoluna çağırıyorum...

    - Türkeş :...Tarih boyunca Araplar Türklerin başına bela oldu ama yahudiler Türklerin arasında pek sorun çıkmadı... Bu günkü şartlarda Türkiye'nin İsrail ile dost olması gerekir ( 12 Nisan 1994 )

    - “...Asenalarım Türkeş'in MHP ‘li kadınlar komisyonuna hitabı ( 18-15-1995)

    - Alparslan Türkeş : Son zamanlarda Anadolu'yu hiç dolaştınız mı? Çarşafın nasıl kapkara yangın halinde yurdu sardığını gördünüz mü? ...Türkçecilik, evvela ezanı arapça okumakla başladılar ihanete... (Söyleşi:17 Temmuz 1960: 12 91 4 sayılı Cumhuriyet Gazetesi)

    - Hilafet meselesi...Bu memlekette böyle bir müessese kurulamaz.(6 Kasım 1960, Havadis Gazetesi)

    - Mefküre kuvveti ve şuurlu Türkçülük (Süleyman Sürmen sayfa 182 ) : ...Bu esnada dişi kurt delikanlıdan gebe kaldı... Bu ülkede bozkurt 9 oğlan doğurdu... Oğuzlar kurt'tan geldiğini unutmamak için bir kurt başını bayrak yaptılar.

    - Milliyetçilik Ülkücülük aydınlar (Necmettin Hacıeminoğlu Ankara 1975 ..sayfa : 87 ): ...Milliyetçiliğe düşman akımlar :

    1 –Sosyalizm, 2-Hümanizm ,3-ÜMMETÇİLİK


    MHP VE RİSALE-İ NUR

    Aylık Türkçü dergi ötüken (Eylül 1966, sayı 33) :Hem milliyetçi hem nurcu olmak mümkün değildir, çünkü nurculuğun başı meşhur ve malum bir kürt ırkçısıdır... Sonra nurculuk İslamlılıkta değildir, İslamiyet'e karşıdır da. Nurculuk Kuran'ada karşıdır... Türk evladı komünizme karşı olduğu derecede nurculuğada karşıdır... Türkler nurculuğa karşı olmaya mecburdurlar (Ahmet Tuğcu)

    Ötüken (Kasım 1966, sayı3 5): ...Said-i Kürdi... Nurculuk zararlıdır... Yarım asır Kürt ırkçısı olarak yaşayan bir adam... Bu eski kürt ırkçısını fikirlerinin Kuran'daki hükümler ile taban taban zıt olduğu ortaya konmuştur. Türkiye'yi tehdit eden fikirler: Komünistlik ve Nurculuk. (A. Okçuoğlu)

    “İrşad” isimli koyu siyasi, ümmetçi, nurcu bir haftalık dergi...(Yavuz Yücel)

    Bizim Ocak Dergisi (Mayıs 1990): Bediüzzaman Saidi Nursi bir Türk milliyetçisidir.

    “Hak kuvvetlinindir... Ümitsizliğe düşmek Türklüğe yakışmaz ” (Ülkü Ocakları Derneği Genel Merkez Bülteni, 19 Ağustos

    1975)


    MHP MECLİSTE : "Türk'ün Türk'ten başka dostu yoktur ? !..." :


    Yıl 1992 Mecliste bütçe görüşmeleri yapılmaktadır. Zamanın MHP başkanı Türkeş bütçe aleyhinde bir konuşma yapar sonra oylamaya geçilir ve MHP, Türkeş dahil bütçeye kabul oyu verir.

    Mecliste Azeybeycan-Ermenistan savaşı sırasında olaylara müdahale babında bir gen soru verilir ve gen soruya MHP millet vekilleri red oyu verirler. (Erzurum: Oktay Öztürk, Karaman: Osman Sevimli, Kayseri: Mustafa Dağcı ve Osman Develioğlu, Konya: Musa Erarıcı ve Servet Turgut, Yozgat: Yaşar Erbaz isimli millet vekilleri

    Azerbeycan savaşında hemen sınırımızdaki bir üssünü Rusya'ya kiraya verir.

    Doğu Türkistan'ın işgalcisi katil kızıl Çin devlet başkanı Zedun'a devlet liyakat nişanı MHP desteğiyle verilir.

    Türk Cumhuriyetlerinin hiçbirisi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini hala daha resmen tanımamaktadırlar.

    Kazakistan petrolünü Türk kazaklardan 40 $ a almak yerine Kazakların Rusya ya 70 $ a sattığı petrolü Ruslardan 120 $ a satın almaktayız Kahramanlık ruhu isimli kitap ( Alparslan Türkeş sayfa 36) : ...Moskoflarla çarpışmamız kaçınılmaz bir kaderdir... Onları mutlaka yeneceğiz. (10-Kasım -1950)

    Yeni Düşünce Gazetesi (09-04-1993 ): Azerbaycan'ın işgal sorumluluğu başta Türkiye, Özbekistan, Türkmenistan ve Kazakistan olmak üzere bütün Türk dünyasınındır.

    MHP oyları ile PKK taraftarı MED TV ‘ye açılan davalara erteleme kararı çıkarılır. Ama Hasan Celal Güzel, Şükrü Karatepe ... Aydınlara sıra gelince onları kapsam dışına çıkartmak için oy kullanırlar. Böylece korkuları devletin zarar görmesi değil kendilerinin ikbal, siyasi gelecekleri olduğunu göstermişlerdir.

    Azerbeycan’ la savaşan Ermenistan'a buğday verilmesine mecliste evet oyu verirler.

    1995 MHP GİK Üyeleri : Akkan Suver : Mason, Fatih Lions Klüp üyesi, Seks Romancısı

    MHP Manisa Belediye Başkan Adayı (1995) İsmail Özdağlar : Rüşvetten yüce divana yargılanıp mahkum olur.

    Altemur Kılıç 12 Eylül sonrası ülkücülerin devletin bekası için asılmalarını savundu, 9 ülkücüde asıldı. 1995 ‘te MHP GİK üyesi oldu.

    MHP'nin genel merkezindeki 10 kişiden en az 5 ‘i MİT ajanıdır. (Ülkücülerin Avukatı Can Özbay )

    MHP İstanbul Belediye Başkan Adayının Önerisi : Sadece kadın değil erkek genel evi açacağız.

    Sistemin yaltakcısı Türkeş: 12-10-1995 Cumartesi Show Tv deki konuşması: Çilleri desteklemessek ülke bunalıma girer. Daha önemlisi rejim bunalımı doğar.

    MEB: Metin Bostancı 7 Aralık 2000 tarihinde bir genelge yayınlar ve :" MİLLİYETÇİLİK- MİLLİ -..." kelimelerini yasaklar. MİLLİYETÇİ Hareket Partisi ne yapar....? Hiç, uyum yapar...

    İlköğretim 5. sınıfı bitiremeyen Kur'an Kursuna gidemez kanunu MHP desteği ile çıkar ama mesela "bale" kursuna gidebilirler...

    İHL mezunları artık polis akademisine giremiyor, MHP desteği ve oyları ile...

    Banka hortumcularına kıyağı yine MHP oyları ile iktidar çıkarır ayrıca buna "tütün ve şeker yasası " ile çiftçiyi katletmede dahildir...

    İHL mezunlarının üniversitede önünü yine onların oyları ile iktidar keser.

    KENDİ BAKANLIĞINA BAĞLI BİRİMDE " EVCİL HAYVANLARLA BAŞÖRTÜLÜLERİ " YASAK KAPSAMINA ALANDA YİNE MHP 'DİR...

    Kurslar ve başörtüsü sorunu çözecek APO’ yu astıracak yolsuzlukları engelleyecek olan MHP iki senelik iktidar ortaklığında geçmişin tüm ideallerini ve seçim vaatlerine iktidarın rantına feda etmişlerdir.... ONLAR VAAD ETMEDİKLERİNİ KANUNLAŞTIRIRKEN , VAAD ETTİKLERİNİN HİÇ BİRİSİNİ YAPMAZLAR



    Devlet Bahçeli: “ İdam kararının engellenmesine karşıyız ama meclisten idamın kaldırılması kararı çıkarsa bunu hükümet sorunu yapmayız...”. ( yani danışıklı döğüş, ...iktidarın nimetleri, rantı için APO, Tesettür, Ülkü... hepsi gırla gidiyor...). Olanda "Halk kararını verdi, Apo asılacak “ afişlerine kanan halka oluyor...!!!??

    MEB. Bakanına, MHP’ye her ortamda hakaret eden Bayan Ecevit’e, ve bırakın “ Depremle su baskınını ayırmayı, gözü önündeki Dış İşleri Bakanı'nı dahi fark edemeyen, tarihleri karıştırmayı, barış istiyoruz yerine savaş istiyoruz demesini..., evindeki odasının sayısını (En son nüfus sayımında Ecevit’e sorulan canlı yayındaki soruyu evinin oda sayısını : -ki üç odası varmış...-) bilmeyen hastalığından adım atamayan ve artık ecelinin vakti satini bekleyen Bay Ecevit için : "O’ na laf söyletmem” diyen, “DSP ile mecliste biz tek parti gibiyiz“ cümlesini sarf eden Bahçeli, CUMHURİYET Gazetesinin görünmez sahibi İlhan Selçuk ile ne görüştü acaba...??? : Bilindiği gibi sayın Selçuk: ”MHP ile aramızda düşünce farkı yok ...” türünden sözler sarf etti. Selçuk ideolojisini terketmediğine göre değişen kim ve ne...?: RANT mı .!
    Her cümlenin ilk kelimesi büyük harfle başlar. Başlayan cümle bir karakter boşluk bırakılıp yazılır.

  7. #7

    Çin baskısına eyvallah diyenler...

    Çin baskısına eyvallah diyenler...
    Kabul etmek gerekir ki komünist bir rejimle idare edilse bile, tarihine ve “kalleşlik” kelimesiyle özetlenebilecek geleneklerine bağlı bir büyük devlet olan, nüfusu ve büyük bir hızla gelişen ekonomik gücüyle dünyanın başına heyûla kesilen Kızıl Çin Devleti’nin baskısına, 1998 yılında net bir şekilde boyun eğerek, “23 Aralık 1998 tarihli ve 36 sayılı Başbakanlık gizli genelgesiyle” Türkiye’de Doğu Türkistan’ın adının anılmasını ve Doğu Türkistan’ın Ay-Yıldızlı Gökbayrak’ının asılmasını resmen yasaklayan ilk Başbakan, Anasol-D Koalisyonu’nun başı Mesut Yılmaz olmuştu.Ardından “57’nci Çarpık Koalisyon Hükûmeti” dönemi gelip çattı. 2000 yılı Ocak ayında Türkiye’yi ziyaret eden Kızıl Çin Devlet Başkanı Jan Zemin’e, “Atayurdumuzdaki soy ve din kardeşlerimize uyguladığı mezalim için bir armağan” olsa gerek(!) “Devlet Üstün Hizmet Madalyası” takdîm edildi.Doğu Türkistan Dâvâmız’a baş ve gönül koyan Ülkücü Hareket’in çilekeş mensupları ve Doğu Türkistan göçmeni kardeşlerimiz kan ağlarken,koalisyonda Başbakan Yardımcısı olarak görev alanMHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, tabandan yükselen sitemlere karşı, bu madalyanın veriliş gerekçesini; “Cumhurbaşkanı Demirel çok ısrar etti, verdik” diye izah etmeye çalışıyordu.Bahçeli bey bununla da yetinmedi, Pekin’in davetine icabet ederek Çin Halk Cumhuriyeti’ne 2002 Mayıs’ında resmî bir ziyaret yaptı ve Çin Başbakanı’na altın kaplamalı bir de tabancayı hediye olarak sundu. Gerçi bu ziyaret sırasında Doğu Türkistan’a da gitti ve Kaşgarlı Mahmud’un türbesine ziyarette de bulundu ama ne fayda!.. Bahçeli ve heyeti daha Pekin’e ayak bastığında, Kızıl Çin Devleti, Doğu Türkistan’da o zamana kadar sınırlı izin verdiği Türkçe eğitimi de yasakladı. Dahası Jan Zemin’e madalya töreni ile Bahçeli’nin Çin Başbakanı’na altın tabanca hediye edişinin görüntüleri verildikleri andan itibaren Doğu Türkistan’daki televizyon kanallarından hergün 10’larca defa gösterilmeye başlandı, halen de gösteriliyor

    ''Yarına bakmak için dünü görmek dedikleri bu olsa gerek.Türk milliyetçiliği dendiğinde mangalda kül bırakmayan, Hadeplilerin 2000 deki kongresine katılıp onları alkışlayan Bahçeli bu tutumu ile yaptıkları ile söyledikleri Türkistan ile Londra yönleri gibidir.Miliyetçiliği ülke içinde ülkücülüğü bilmeyenleri sokaklara dökmekten milletinden insanları koruma amaçlı sözler bile söyleyemeyen, hatta milletinden, soyundan insanlara zulmeden, baskı yapan, katliamlara tutan bir devletin elinden liyakat madalyası alan ve buna bir de mazeret uyduran birinden medet ummak ahmaklık olsa gerek...fazla söze hacet yok yapılan icraatleri ortadadır, ne birilerine olmayan bi şey üzerinden kızarız ne de olana olmamış gibi göz yumarız. Bizler de elbet sözde ülkücüleri sevmeyiz...sözde Atatürkçüleri ve sözde dincileri sevmediğimiz kadar''...
    Her cümlenin ilk kelimesi büyük harfle başlar. Başlayan cümle bir karakter boşluk bırakılıp yazılır.

  8. #8

    MHP ‘hatırlatılan’dan şikayetçi



    MHP Kahramanmaraş Merkez İlçe Başkanı, ‘Hatırla Sevgili’ adlı TV dizisinin Maraş katliamına ilişkin bölümlerinde “milliyetçi-mukaddesatçı insanları cani olarak gösterdiği” iddiasıyla suç duyurusunda bulundu.

    İSTANBUL - MHP Kahramanmaraş il binasında basın toplantısı düzenleyen Merkez İlçe Başkanı Ömer Özkan, ‘Hatırla Sevgili’ adlı dizinin 2 ve 9 Mayıs’ta yayınlanan bölümlerinde Kahramanmaraş’ta 1978 yılında meydana gelen olayların anlatıldığını hatırlatarak, “Dizide geçen bir takım sahne ve diyaloglar toplumsal gruplaşmaların yoğun olarak yaşandığı şu günlerde ülkemiz ve milletimiz için büyük bir tehdit olarak algılandığını düşünmekteyiz” dedi.

  9. #9

    MHP ye cevap:Maraş Katliamdır...

    Hatırla Sevgili dizisinde Maraş katliamına ilişkin sahneler nedeniyle "dizinin yayından kaldırılması" amacıyla dava açan MHP Kahramanmaraş Merkez İlçe Başkanı Ömer Özkan’a Aleviler’den tepki geldi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Başkanı Fevzi Gümüş, yaptığı yazılı açıklamada, Türk Dil Kurumu’nun 1982 yılında yayımladığı Türkçe Sözlük’ün 465. sayfasında katliam sözcüğü, “kırım, kılıçtan geçirme, toptan öldürme” şeklinde açıklandığını hatırlattı. Hatırla Sevgili adlı dizinin 2 ve 9 Mayıs’ta yayınlanan bölümlerinde Kahramanmaraş’ta yaşanan vahşetin “katliam” olarak tanımlanmasına tepki gösteren MHP Kahramanmaraş Merkez İlçe Başkanı Ömer Özkan’a öncelikle “sözlüğe bakmasını” öneren Gümüş, “Maraş’ta yaşanan vahşetin adı katliamdır, yani toplu öldürmedir. Onlarca masum insan silahla, satırla, bıçakla öldürülmüş, evler yakılmış, katliamdan sonra binlerce insan yerinden yurdundan edilmiştir” dedi.


    Maraş’ta öldürülenlerin tümünün Alevi ve solcu olduğunu ifade eden Gümüş, katledilenlerin evlerine de kırmızı boyayla çarpı işaretleri konulduğunu hatırlattı. Gümüş’ün açıklaması şöyle:
    “Hatırla Sevgili adlı dizi, yakın tarihimize bir ayna tutmuştur ve aynada bu ülkeyi karanlığa boğanların kanlı elleri, kanlı yüzleri görünmüştür. O aynada, faşizmin yarattığı vahşet görünmüştür. ‘Dizide geçen bir takım sahne ve diyalogların toplumsal gruplaşmaların yoğun olarak yaşandığı şu günlerde ülkemiz ve milletimiz için büyük bir tehdit olarak algılandığını düşünmekteyiz’ diyen MHP’li Ömer Özkan, bu ülkenin birlik ve beraberliğine darbe vuranları ırkçı zihniyetinde ve partisinin karanlık mazisinde bulacaktır. Ömer Özkan’ın dizinin yayından kaldırılması için Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunması, ırkçı ve faşist zihniyetin ne kadar büyük bir tahammülsüzlük içinde olduğunun da kanıtıdır.

    Özkan’a sormak isteriz. Dizi yayından kaldırılsa Kahramanmaraş katliamının, katliam olduğu gerçeğini gizlemeye gücünüz mü yetecek? Aynı zihniyetin Çorum’da, Malatya’da, Sivas’ta ortaya koyduğu kanlı senaryoyu unutturabilecek misiniz? Gerçek artık çırılçıplak ortadadır. İnkar değil, özür bekliyoruz.”

  10. #10
    Alıntı Serdengeçti tafarından gönderildi Mesajı Göster
    Eğer sistemden banlamazsanız Bir Ülkü Ocaklı olarak neden gençlerin Ülkü Ocaklarında olduğunu söyleyeyim.

    1-Ülkü Ocakları veya Ülkücülerin tarihleri ile anlatacakları çok şey var çünkü bir tarihtir Ülkü Ocakları iyisiyle kötüsüyle.5500 şehid vermiştir.İlk şehidini nasıl vermiştir bileniniz varmı?
    Ramazan Günü üniversite kantininde yemek duası okuyan Ruhi Kılıçkıran'a kızıl komünistler küfür etmeye baslar.Kılıçkıran onlarla konusmak ister gelin anlatayım haksız cıkarsanız susun der.Olmayan şeyin(Haşa Allah'ın) neyini tartışacağız derler.Bunun üzerine kılıçkıran iki kişiyi yere devirir..Ve birden komünistler silahlarını çıkartır ve kılıçkıran ı olduuğu yerde şehid eder.Silahları nasıl soktukları ilk olayları kimin başlattığı böylelikle belli olur..Ve bu davanın nasıl bir süreçte başladığı...

    2-Ülkücü teşkilatçıdır.Hani derler ya toplu olmadan hiç bir şeyler yapmazlar.Bir Ülkü Ocağı mensubu reisinden destur almadan başkasına karşı harekete girişemez.Örneğin kavgalarda dersiniz ya topluca gidiyorlar.O olay şöyledir.
    Mesela ben tek basıma iki tane emepli çocuğu sokak ortasında dövdüm diye ceza aldığımı bilirim.O durumda yapmam gereken üstüme bildirmek.E bildirdiğinizdede herkesin haberi oluyor.Dur diyemiyorsunuz.Teşkilatçılık budur.Her hareketinizden içtiğiniz sudan yediğiniz yemeğe kadar teşkilatın haberi olacak.

    3-Ülkücü Harekette silsile vardır.Üst altına komut verebilir.Buda teşkilatçılığın yapısı gereğidir.Örneğin bir okul başkanı tebaasına komut verme yetkisindedir.Tabi bu ülkücü harekete özgü bir şeydir.Akp ve sanıyorum sizde denediniz ancak pek itaat eden olmadı.Hatta akp li okul baskanının tekme tokat dayak yediğinede şahit olduk..

    4-Ülkü Ocakları hareket ocağıdır.Kabul etsenizde etmesenizde marka olmuştur..Ülkü Ocaklarını bilmeyen varmı?Vakıf statüsünün üstünde bir kuruluş haline geçmiştir.
    Polis teşkilatı hangi kurumla ortaklaşa çalısarak sokaklarda operasyon yapıyor ki??Ama ülkü ocakları ile yapıyor.Hiç biriniz bilmesenizde.

    5-Ülkücü hareket kültür sanat hareketidir.Diyeceksiniz ki nasıl?
    Ülkü Ocaklarına bağlı 62 sanatçı vardır.Ve bütün organizasyonlarını ülkü ocakları düzenler.62 sanatçının dışında Ülkü Ocakları nın emrinde olmayan ancak Ülkü Ocaklarının düzenlediği faaliyetlerde her zaman hazır bulunan 100 ü aşkın sanatçı vardır.
    Örnek verirsek;Esat kabaklı,ozan arif,erkan oğur,ismail türüt,turgut başyayla,araz elses,zara,ibrahim erkal,ibrahim sadri..Bunlar Ülkü ocaklarınıa bağlı değillerdir ama her zaman organizasyonlarda yer almıslardır.
    Mustafa yıldızdoğan,ahmet şafak,ali kınık,osman öztunç gibi sanatclarda direk ülkü ocaklarına bağlıdır.

    İşte bir kaç maddeyle anlatmaya çalıştım..Eğer varsa sormak istedikleriniz her türlü cevaplayabilirim.
    aslında aramızda pek bir fark yok.milli görüşlülerde vatanını,bayrağını,dinini sever ülkücülerde.milli görüşlülerde ab'ye,abd'ye karşıdır ve milli,manevi ananelerimizi benimser ülkücülerde.fakat aramızda tek fark var ki bu da herşeyi ortaya koyuyor.milli görüşlüler önce din kardeşim,önce ümmetim derken ülkücüler bu konuda kısırdırlar ve önce ırkım derler.yani sözün özü ülkücüler milli görüşlüler kadar evrensel değildirler.bizim için kürt neyse türk o,arap neyse acem odur.ama bir ülkücü için illa türk,illa türk..sanırım bu düşüncenin sakatlığını söylememe lüzum yok.hadi eyvallah.....

  11. #11
    Kayıtsız
    Misafir
    MİLLİYETÇİLİK

    Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; “Kim babalarıyla iftihar ederek izzetini izhar ederse ona babasının şeyini ısırttırın (açıkça sövün). Ve ona kapalı söylemeyin.”
    ( Ahmed (5/136) Buhari Edebul Mefred(963) İbni Hıbban(3153) Nesai(5/272) Ebu Ubeyd Garibul Hadis (22/2, 53/1) Camius Sagir (633) ….. )

    Allah Teala; “Ey insanlar! Şüphesiz Biz sizi birbirinizi tanıyasınız diye bir erkek ve bir kadından yarattık, sizi şubeler ve kabileler kıldık. Hakikatte Allah indinde en şerefliniz takvaca en üstün olanınızdır.” Hucurat (13) buyuruyor.

    Yani insanın değeri takvadan başka bir şeyle ölçülemez, ırk, soy sop, nesep gibi şeylerin faydası yoktur. Şuur altına gizlenen hubb-i zat yani kişinin kendi şahsını sevmesi ve şahsiyetini koruması veya övmesi için etrafının sevgisi, insanları dinden uzaklaştıran bir zehirdir, Bunun için yukarıdaki hadisle beraber, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki;

    “Toplumlar ya cehennem tuğlaları olmuş babaları ile iftihar etmeye son verecekler yada Allah’ın nezdinde burnuyla necaseti yuvarlayan böcekten daha alçak olacaklardır. Şüphesiz Allah azze ve celle sizden Cahiliyye’nin kibrini ve babalarıyla iftiharını gidermiştir. Ancak o, takva sahibi mümin veya yalancı ve şakidir. Tüm insanlar Ademoğullarıdır, Adem de (aleyhis selam) topraktan yaratılmıştır.”
    ( hasendir Ebu Davut ( 5094) Tirmizi ( 3955 ) Ahmed ( 2/361)

    Bu hadis ırkçılığı ortadan kaldırmakta ve ırkçıları tehdit etmektedir. Ömer radıyallahu anh da:

    “Hakikaten biz Allah’ın İslam ile şereflendirdiği bir toplumuz. İslam’dan başkasıyla izzet arayanı Allah zelil kılsın” buyurmuştur. Ebu Nuaym HiIye ( 1/49 )

    Kişinin kendi iradesi ile kazandığı bir meziyet veya eliyle yaptığı bir sanatla övünmesi belki ehvendir ama soyunun asil olması, zengin olması. Ehli Beyt’ten olması veya şeyhin oğlu olmasında ne gibi bir irade harcamıştır ki o ırkla övünebilsin?

    Böyle şeylerle iftihar etmek. utancı gerektirir. Irkla övünen kimseden ahmağı yoktur. Zira Allah insana böyle bir nimet nasip etmişse şükretmesi gerekir, onunla övünmesi değil!...

    “Kimi ameli geri bırakırsa nesebinin şerefli olması fayda sağlamaz” Hadisi şerifi bu meseleyi en güzel şekilde belirtir.
    ( Müs1im ( 2699 ) Ahmed (2/252) Ebu Davud(3946) sahih )

    Irkçılık çok eski bir davadır. İslam dan önce Arabistan’daki kabileler birbirlerine karşı neseple, soyla evlat ve mal çokluğu ile övünürlerdi. Her kabile haklı olsun olmasın kendi rnensuplarını korur ve tarafgirlik gayreti ile savaşırlardı. Her kabile kendine has vasıfları ile üstünlük davasında bulunur ve bunu şairleri, edipleri vasıtasıyla panayırlarda dile getirirlerdi. Böyle ırkçılık ve sırf nesep şerefi iddiasıyla kabileler arasında çok kanlar dökülmüş, hak ve hukuklar çiğnenmiş, boş yere büyük zulümler işlenmiş olduğu tarihen sabittir.

    Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem bu anlayışı kökünden reddetmiş, böyle bir davayı affedilmez bir suç saymıştır. Zira insanlar tek bir soydan türemişler, bütün beşeriyet Adem aleyhisselam’ın neslinden gelmiştir.

    İnsanlar şeref ve kıymetlerini soylarından değil, ahlak ve yaşayışlarından,ulvi gaye ve imanlarından kazanırlar. Bütün müminler kardeş olduğuna göre hiçbir müminin diğer mümine soyca üstünlüğü olamaz. Allah katında üstünlük ve iyilik ancak takva iledir. Takvası yani Allah’ın emirlerine ve yasaklarına riayeti en ziyade olan Allah katında en iyi olan kimsedir. Allah katında makbul olan hak din İslamiyet’tir, bütün peygamberlere gelen Tevhid dinidir. Bu tek ve gerçek din şuuru içinde birleşmek ve yaşamak millet bütünlüğünü, birlik ve beraberliğini kardeşçe yaşama imkanı sağlar.

    Kabile ve ırk ayrımları sayılamayacak kadar çok olduğundan ve kabilelere bağlı gerçek bir hayat nizamı bulunamayacağından, soylara bağlı olarak tarafgirlik iddiasında bulunmak, ilim ve şuurdan uzak kalan boş bir dava olur ve arkasından da cemiyet bütünlüğü darmadağın hale gelir. Bu takdirde meşrep, cemaat dine uymazsa meşrepçilik, cemaatçilik de ırkçılık hükmünde olur. İşte tahribat ve zararı affedilmeyecek kadar büyük olan kavmiyetçilik ve ırkçılık davasında bulunmak, kabile ve soylara bağlı kalarak hak ve adaleti çiğnemek suçunu işleyenlere en ağır şekilde sövmeye müsaade edilmektedir.

    Bu hareketle kavmiyet davasında bulunanlar susturulmuş olurlar ve utandırılarak bir daha böyle yıkıcı bir iddiada bulunmaya cesaret edemezler.

    Hadisi şeriflerde buyuruluyor ki; “Kim gayesi İslam olmayan kör bir bayrak altında bir asabiyete çağırırken yada bir asabiyete yardım ederken öldürülürse ölümü cahiliye ölümü üzeredir.”
    ( Müslim(imaret 57) Nesai(7/123) Ebu Davud(5121) sahihtir )

    *****


    MİLLET, MİLLİYET, DİN, ŞERİAT MEFHUMLARI

    Bu kelimelerin hepsi birbirinin müradifidir. Yani biri diğerinin manasına gelir. Şeriat; din, din; millet ve kanundur. Biri söylenince diğeri anlaşılır. İnsanlık tarihinde ilk din Adem aleyhisselama gönderilen ve tevhidi bildiren İslam’dır. İlk kanun ise yine Adem aleyhis selam’ın tebliğine memur olduğu tevhid dininin on sahife olarak Allah Teala tarafından indirilen kutsal metindir.

    İlk din de, ilk kanun da ilahi kaynağa dayanır. Tevhid esasına bağlıdır. Beşeri kanunlar sonradan çıkmıştır. Allah’ın emrine bağlanmayan kişiler Allah’ın din olarak gönderdiği kanunlar haricinde beşeri kanunlar yaparakinsanları bunlarla idare etmeye kalkmışlardır. Ancak her an gördüğümüz gibi din kanunları sapasağlam. değişmeden durduğu halde beşer kanunları madde madde değişikliğe uğrayarak çok kısa devrede yamalı bohçaya dönmekte, birçok maddeleri işlemez, batıl hale gelmektedir.

    Din Allah katında sadece İslam’dır. Allah’a ve O’nun emirlerine teslim olunan yoldur. Bütün peygamberler tarafından aynı temel esaslar içerisinde tebliğ edilir. İslam’dan başka din Allah katında kabul olunmaz.

    “Kim İslam’dan başka bir din ararsa, o istediği din asla kendisinden kabul edilmez ve o Ahiret’te ebedi hüsrana uğrayanlardandır.” ( Ali İmran 85 )

    ‘Bu gün sizin için dininizi kemale erdirdim. Üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve size din olarak İslam’ı seçtim.”( Maide 3 )

    “Şüphesiz Allah katında din İslam’dır”. (Al-i İmran 19 )

    İslam bölünmez bir bütündür. Onun bir kısmını kabul edip de bir kısmına inanmamak, tümüne inanmamak gibidir. Bu hususta hiçbir özre bahaneye yer yoktur. Asrın, yaşanan çevren hatır ve gönlün bu mevzuda öne sürülmesi insanı küfre düşmekten kurtarmaz. Dini tümüyle kabul etmedikçe kişi mümin ve Müslüman olamaz.

    “Dinlerini (bir kısmına inanıp bir kısmını inkar ederek) parça parça edenler, ayrı ayrı fırkalar olanlar (yok mu? ) Sen hiçbir şekilde onlardan olamazsın. Onların cezası ancak Allah’a aittir. Sonra onların dünyada yaptıklarını Allah kendilerine anlatacaktır” (En’am 159)

    Millet ve Şeriatta din manasınadır Ne yazık ki millet kelimesi asıl anlamı olan din manasından saptırılarak ırk manasına kullanılmış, şeriat de İslam’dan, Kur’an’dan ayrı bir şeymiş gibi gösterilmek istenmiş, bizzat Müslümanlar bu kelimeden ürker hale getirilmiştir. Millet kelimesinin din manasına geldiğini bizzat Kuran-ı Kerim bildirmektedir;

    “Kendini bilmeyenden başka kim İbrahim’in milletinden (dininden) yüz çevirir?” ( Bakara 130 )

    “Atalarım İbrahim’in, İshak’ın, Yakub’un milletine (dinine) uydum” ( Yusuf 37 )
    “Sonra sana muvahhid bir Müslüman olarak İbrahim’in milletine (dinine) uy; 0 hiçbir zaman müşriklerden olmadı diye vahyettik” (Nahl 123)

    Ayrıca Bakara 120, 135. Al-i imran 95, Nisa 125, Enam 161, Yusuf 38, Hacc 78, Sad 7, A’raf 89, Ibrahim 13, Kehf 20. ayetlerinde de hep millet kelimesi din manasında kullanılmıştır.

    Kur’an da millet kelimesinin dinden başka manada kullanıldığı vaki değildir. Hadisi şeriflerde de durum aynıdır.

    Tefsir, hadis ve lügat alimi Zemahşeri Esas ül Belağa isimli lügat kitabında şöyle der;

    “Millet: Bu kelimenin asıl manası tarikatı mesluke (bir kimsenin benimseyip kabul ettiği yol, fikir, sitem) dir ki; eğri veya doğru olabilir. Bunun din şeriat manasında kullanılması ise herkesçe bilinen hakikatlerdendir.”

    Yine Ebul Feth Muhammed Eş-Şehristani El Milel yen Nihal adlı meşbur eserinde ve Tarifat’ta Seyyid Şerif derler ki;

    “Din, şeriat ve millet denilen kelimeler aslında aynı şeylerdir. Fakat değer ve kavram olarak her biri bir haysiyetle tefrik olunur. İtikad haysiyetiyle; din, amel haysiyetiyle; şeriat, toplayıcılığı itibariyle de millet denlir. Bununla beraber itikad denilen ne ese esas itibariyle amel edilen odur. Binaenaleyh millet; cemiyet halindeki bir topluluğun etrafında toplandığı ve üzerinde yürüdüğü diğer bir tabirle cemiyet ruhunun tabi olduğu, cemiyet varlığının bağlı bulunduğu hükmedici prensipler ve bu prensipleri kabul edenlerin yoludur.” Mustafa Asım Köksal İslam Tarihi ( 3/52 )

    Lügat konusunda otorite kabul edilen Ragıb İsfehani Müfredat’ında der ki:

    “Millet: tıpkı din gibi peygamberler vasıtasıyla kullarına ilettiği nizamın adıdır. Milletle din arasındaki fark şudur: Millet; tıpkı ‘İbrahim’in milletine uyun” dendiği gibi sadece peygambere nispet edilir. Bu nedenle “Allah’ın milleti”! “milletim” veya “Zeyd’in milleti” denmez.” Ragıb Müfredat( s175,258 )

    Demek ki bugün milliyetçilik tabir ettikleri şey düpedüz ırkçılıktır. Klasik ve modern lügatlere bakınız, hepsinin aşağı yukarı naklettiğimiz manaları verdiklerini görürsünüz.

    Bütün bu misallerden anlıyoruz ki, millet kelimesini doğrudan doğruya ırk manasıyla anlamaya imkan yoktur. Bu kelimelerin gerçek manası insanların dünya ve Ahiret saadetini hazırlayan prensiplere, dine bağlı bir içtimai yapıdır. Buna göre yeryüzünde iki millet vardır;

    İslam milleti küfür milleti...

    İslam milleti; Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin izinde, O’nun Allah’tan getirdiği tevhid akidesini dünya ve Ahiret için yol edinenlerdir.

    Küfür milleti

    Küfür milleti ise; Küfür tek millettir” sözünde ifadesini bulduğu üzere İslam milleti dışında kalanlardır.

    Zadul Gurabail Mübeşşirin Fi Şerhi Hadisi Erbain / Müjdelenmiş Gariplerin Azığı / Ebu Muaz Seyfullah Erdoğmuş / sh. 150-156.

  12. #12
    Kayıtsız
    Misafir
    Milliyetci olan bizden degildir .. sakin milliyetcilik irkcilik falan degil demeyin ...

    Milliyetcilik asabiyetci olmak demektir ve dinimizde haramdir .. #



    Milli görüs ün cekirdek kadrosu belki Allah icin calisiyor ve butür seylerden uzak duruyor Ama malesef ´milli görüs icerisinde asiri milliyetcilir de vardir ... bu beladan kurtulmadikca ümmetci olunmaz ... Milliyetciligin en hafifinden bile kacinmak lazim ... Cünkü milliyetimizi kendimiz secmiyoruz ..

  13. #13
    Alıntı Ö.Faruk KALYONCU tafarından gönderildi Mesajı Göster
    aslında aramızda pek bir fark yok.milli görüşlülerde vatanını,bayrağını,dinini sever ülkücülerde.milli görüşlülerde ab'ye,abd'ye karşıdır ve milli,manevi ananelerimizi benimser ülkücülerde.fakat aramızda tek fark var ki bu da herşeyi ortaya koyuyor.milli görüşlüler önce din kardeşim,önce ümmetim derken ülkücüler bu konuda kısırdırlar ve önce ırkım derler.yani sözün özü ülkücüler milli görüşlüler kadar evrensel değildirler.bizim için kürt neyse türk o,arap neyse acem odur.ama bir ülkücü için illa türk,illa türk..sanırım bu düşüncenin sakatlığını söylememe lüzum yok.hadi eyvallah.....
    ömer faruk kardeşime birkaç hadis ekleyerek katılıyorum
    Irkçılığa (asabiyyeye) çağıran Bizden değildir; ırkçılık için savaşan Bizden değildir; ırkçılık üzere, asabiyye uğruna ölen Bizden değildir." (Müslim, İmâre 53, 57, hadis no: 1850; Ebû Dâvud, Edeb 121; İbn Mâce, Fiten 7, hadis no: 3948; Nesâî, Tahrim 27, 28)

    "Asabiyet (kavmiyetçilik) dâvâsına kalkan, onu yaymaya çalışan, bu dâvâ yolunda mücâdeleye girişen Bizden değildir." (Ebû Dâvud, Edeb 112)

    Vasîle bin el-Eskâ (r.a.) anlatıyor: "Ben, 'Yâ Rasûlallah! Adamın kendi kavmine bir zulüm üzerine yardım etmesi asabiyetten (ırkçılıktan) mıdır?' diye sordum. Hz. Peygamber (s.a.s.): "Evet" buyurdu." (İbn Mâce, Fiten 7, hadis no: 3949; Ebû Dâvud, Edeb 121, hadis no: 5119; Ahmed bin Hanbel, 4/107, 160)

    burdan yola çıkarak türkiye üzerindeki kürt sorunu diye adlandırılan meselenin adının aslında bir "KURT SORUNU" olduğunu söyleyebiliriz
    bu sorunun tohumlarını atanda "ne mutlu türkün diyene " söylemleriyle atatürktür
    fazla söze gerek yok
    anlayan anlar.....

  14. #14
    Kayıtsız
    Misafir

    terimleri karıştırmak

    selamun aleykum

    arkadaşlar milliyetçilik ve ırkçılık farklı kavramlardır. Israrla aynı manada kullanmaya çalışan arkadaşlar oluyor. Vatan-millet sevgisine dayalı ve korunmacı bir duygu olan milliyetçilikle, diğer kavimlere düşmanlık besleyen kendi kavmini üstün gören ırkçılık arasında çok fark vardır. milliyetçilik mensubiyet duygusudur.

  15. #15
    Davadaşlarım... Ben Milli Görüşü gönülden seven biriyim. Arkadaşlarımın davetiyle aradabir Ülkü Ocaklarına gidiyorum. Orda görüyorum ki çizgimiz birbirimize yakın. Çok iyi insanlar var. Allah Ülkücü kardeşlerimize de bir gün bizim şemsiyemiz altında toplanmayı nasib etsin...

  16. #16
    Kayıtsız
    Misafir
    ülkücü taban yeterince araştırılırsa milli görüşle çok fazla farkı olmadığı görülür. Bazı art niyetliler olabilir, davayı yeterince bilmeyenler olabilir ancak bu kişiler bütün bir hareketi kapsamaz. Sonuçta Milli Görüşçüsü olsun, Ülkücüler olsun camide yan yana namaz kılan insanlardır. Bazı kişiler yüzünden koca bir hareket ve mensupları lekelenemez. Selametle...

  17. #17
    Kayıtsız
    Misafir

    Serdengeçti ve bunun gibi düşünen kardeşlerim!

    Öncelikle Serdengeçti ve bunun gibi düşünen kardeşlerimiz ardından ılımcı olmaya çalışıp bizden soğurlar kaygısına giren milli görüşçü kardeşlerimiz size tek bir tavsiyem var yukarıda konuya çok iyi açılık getiren HALİL BAYIR kardeşimizin yazısını tekrar tekrar okuyun....

    Es selamu aleykum...

  18. #18
    Kayıtsız
    Misafir
    Selamun aleykum, arkadaşlar her hareketin içinde art niyetliler olabilir. Milli görüş hareketi içerisinde bulunan herkez her konuda hemfikirmi? tabiki hayır. Ülkücü harekette böyle değerlendirilmelidir. Ülkücülerin önce ırkını sonra dinini düşündüğünü söyleyen arkadaşlar, gidip ülkü ocaklarındaki, teşkilatlardaki insanlarla bu konuda konuşsalar, yanıldıklarını anlarlar.Asıl şu acı bir gerçekki, Türküm diyenlere, Türk olduğunu belirtenlere soğuk bakanlar, tepki gösterenler oluyor. Türküm diyenlerin ırkçılık-kavmiyetçilik yaptıklarını iddia edenler bile oluyor. İslam, bir insanın kavmini sevmesine yasak getirmemiştir. Bir insanın kavminin ismiyle anılmasınada yasak getirmemiştir. Eğer yasak olsaydı en açık örneklerini asrı saadette görmezdik. Hepimiz biliyoruzki Hz.Bilal "Habeşi", Hz.Selman "Farisi", Hz.Süheyb "Rumi" diye anılıyordu. İşte bu açıdan bakalım birazda duruma. Selamlar...

  19. #19

    Yorumsuz...

    Ülkü Ocaklarının içinde sıcak bir ortam olduğu doğru. Tanıdığım bir çok insan bana Ülkü Ocağı'nda ki ortam AGD'de yok diyor. Kısmen bu da doğru. Ama AGD gidip bir camianın önünde mermi patlarsa, iki atar, iki gider yapsa AGD'de Ülkü Ocakları gibi dolup taşar...

  20. #20
    Yakut ÖZCAN
    Misafir

    Tek ışık

    Kardeşlerim dokuz ışık diye birşey yoktur.TEK IŞIK vardır.ODA İSLAMDIR lütfen kendimize gelelim vesselam.

+ Konuyu Yanıtla
2 / 1 12 SonSon

Tags for this Thread

Yer İmleri

Gönderme Kuralları

  • You may not post new threads
  • You may post replies
  • You may not post attachments
  • You may not edit your posts
  •