Milli Gorus Portal  

Geri Git   Milli Gorus Portal > Yazarlarımız > Tevfik Yazıcılar
Anasayfa Milli Görüş Bloglar Arama Bugün Konuları Okundu İşaretle

Yanıtla
 
Konu Araçları Bu Konuda Ara
Eski 23-01-2008, 14:18   #1
Tevfik YAZICILAR
_ALBAY_
SİTE BAŞKANI
 
Tevfik YAZICILAR kullanıcısının Görüntü Resmi
 
Giriş: Thu May 2006
Konum: İstanbul
İletiler: 7,100
Blogdaki Konular: 5
Tevfik YAZICILAR ***Tevfik YAZICILAR ***Tevfik YAZICILAR ***Tevfik YAZICILAR ***Tevfik YAZICILAR ***Tevfik YAZICILAR ***Tevfik YAZICILAR ***Tevfik YAZICILAR ***Tevfik YAZICILAR ***Tevfik YAZICILAR ***Tevfik YAZICILAR ***
Hürriyet Yine Çarpıtıyor


Hürriyet yine çarpıtıyor.


Refahyol Hükümeti’ni kuran Necmettin Erbakan, güven oylamasından iki gün önce, 6 Temmuz 1996’da, Meclis kürsüsünden Hükümet Programı’nı okumuş ve basını açıkça tehdit etmişti. Erbakan, o gün kürsüden aynen şunları söylemişti: "Bu medya şimdi bize karşı ama birkaç gün sonra bizi methetmeye başlayacak. Hele bir methetmesin bakalım. ’Şu bankaya olan borcunu öde bakalım’ dediğimiz zaman methetmeye başlayıp, ’Bu RP ne nimetmiş’ demeye başlayacak."

Alıntı:
Başbakan Erbakan, güvenoylamasından 2 gün önce Meclis’te basını açıkça tehdit etmiş, "Bu medya şimdi bize karşı ama birkaç gün sonra bizi methetmeye başlayacak. Hele bir methetmesin bakalım. ’Şu bankaya olan borcunu öde bakalım’ dediğimiz zaman methetmeye başlayıp, ’Bu RP ne nimetmiş" demeye başlayacak" demişti.

Güvenoyu aldığı gün eline ulaşan mektupta ise Aydın Doğan aynen şöyle diyordu:

Artık hükümettesiniz. Kamu bankaları, devletin denetim kurumları size istediğiniz bilgiyi anında verebilir. Kim, hangi kamu bankalarından siyasi nüfuz kullanarak kredi çekmiş, hangi avantajlar sağlamış, hiç durmayın, hemen kamuoyuna açıklayın
...

Önce beni bir vatandaş olarak en fazla rahatsız eden noktadan başlayayım. Diyorsunuz ki, ’Medyanın bir eli devlet kasasında, öteki eli ülkenin direksiyonunda.’

Yanılıyorsunuz.
Satırlarına en güzel cevabı meclis kürsüsü vermektedir. Meclisin resmi kayıtlarını birlikte inceleyelim. Ne diyor 6 Temmuz 1996 da Başbakan ERBAKAN :


“Bakın, bugün, kıymetli arkadaşımız Sayın Bülent Ecevit Beyefendi "efendim, Refah Partisi sansür koyacak" dedi. Kim demiş bunu; bu bir önyargı. İşte programımız, ne yapacağımızı söylemişiz. Şimdi, şu memlekette, hatta basının içerisindeki insanlar dahil ve bizzat Sayın Ecevit Beyefendi, bir kısım basın, birtakım şerefli insanları, kim olursa olsun, baştan yargısız infaz yapacak, suçlu sayacak, günlerce bunun hakkında manşetler atacak ve bu manşetleri halka okutmak için de cıncık boncuk, tabak çanak dağıtacak (Gülüşmeler) ve bu tabakları çanakları da, haksız bir şekilde, devlet bankasından aldığı parayla, KDV'ler MDV'ler ödemeden, özel muameleyle -bu rantiyecilerin bir eli devletin kasasında dediğimiz bu; kendilerine bu kolaylıkları göstermek için yönetimi etkilediler şeklinde "bir elleri devletin direksiyonunda" diyoruz- Allah aşkına, bu ülkeyi bu Parlamento mu yönetecek, üç tane rantiyeci gazeteci mi yönetecek?.. (RP ve DYP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar) Türkiye'de rejimin yerine oturması hepimizin temel meselesi değil mi; ama, bu, hiçbir zaman, protokolümüzde de yazdığımız gibi, haber alma hürriyetini, haber yayma hürriyetini kısıtlamak değil. Onlara her türlü teknik yardımı yapalım, devlet olarak. Biz, Sayın Ecevit'le beraber Hükümetken, bu gazetelere "geliniz, devlet olarak beraber dağıtım teşkilatı kuralım; birtakım küçük gazeteler gelişemiyor" demiştik; kendileri hatırlayacaklar; Orhan Birgit Bey de basın yayından sorumlu Bakanımızdı. Böyle bir şey yapılması, elbette, ülke için son derece faydalı olur. Yani, iki tane tröst, bunların dağıtım teşkilatını eline alacak, yüzde 30'unu vermezsen senin gazeteni dağıtmam diyecek. Eee, sonra da art maksatlı olarak kendi bildiği propagandaları yapacak. Şimdi, bakın, takip edin; o gazeteler, üç gün sonra bizi, nasıl methetmeye başlayacaklar; göreceksiniz. (RP sıralarından alkışlar) Takip edin, hele bir methetmesinler bakalım! Ödeyin şu bankalara borçlarınızı dediğimiz zaman ne olacak?!
ŞADAN TUZCU (İstanbul) - Demeyecek misiniz Hocam?!
BAŞBAKAN NECMETTİN ERBAKAN (Devamla) - Bak... Bak... Onlar, pazartesi gününe kadar, aman bu Refah Hükümeti kurulmasın; çünkü, bunlar, bu parayı bize ödettirir mi ödettirir diye bildikleri için çırpındı, durdu; ama, şimdi, güçleri yetmeyince, göreceksiniz, yüzseksen derece dönecekler. Meğer bu Refah Partisi ne büyük nimetmiş de bizim haberimiz yok!.. Göreceksiniz.
ŞADAN TUZCU (İstanbul) - Ödeyecekler mi onlar?..
BAŞBAKAN NECMETTİN ERBAKAN (Devamla) - İşte, basınımızın hali budur. Bunu, Meclis...
MEHMET CAVİT KAVAK (İstanbul) - Siz affedersiniz Hocam.
BAŞBAKAN NECMETTİN ERBAKAN (Devamla) - Bu devlet işi, hükümet işi değil.
Bunların düzene konması için, medenî bir ülkede olması icap eden hale gelmesi için hep beraber, bu kanun maddelerini tanzim edeceğiz. Eğer, burada, basın özgürlüğünü haleldar yapacak bir madde varsa, hangimiz bu yola tevessül ederse, beraberce önleyeceğiz; ama, insanların haysiyet ve şerefiyle oynanacak noktalarda da yine, beraberce gereken tedbirleri alacağız ve ülkemizi medenî ülkelerdeki duruma getireceğiz. Hepimiz, Batı ülkelerini biliyoruz; Batı ülkelerinde hangi gazete tabak çanak dağıtıyor; Batı ülkelerinde hangi gazete insan haysiyetiyle bu kadar rahat oynayabiliyor ve hangisi oynadığı zaman müeyyidesiz kalıyor... Türkiye'de öyle bir basın durumu var ki, efendim, isterseniz yargı var; üç senede yargıdan bir sonuç aldığınız yok! Neye yarar o yargı, neye yarar?!. Onun için, hep beraber "basın davaları bir ayda sonuçlanacak" diye kanuna madde koyacağız. (RP sıralarından alkışlar) Öyle, üç sene... Çocuk oyuncağı değil; böyle şey mi olur? İstediği gibi, istediğini yazsın çizsin, insanların haysiyetiyle oynasın ve bunun bir müeyyidesi olmasın; hayır...
Bu ülke hepimizin; bunları, elbirliğiyle düzelteceğiz ve işte, bizim koyduğumuz bu maddeler, bunları hatırlatacak maddelerdir; yoksa, bu kanunların hepsini, beraberce hazırlayacağız.”

Ve Başbakan Erbakan konuşmasına devam ediyor aynı gün :

“İkinci bir önemli husus da, bütün bakanlarımız emrinizdedir, istediğiniz şeyi sorabilirsiniz, en kısa zamanda bu sorularınıza cevap verilecek, bir tek cevapsız mesele kalmayacak. (RP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar) Bu söylediğim şeye çok önem veriyorum; neden; çünkü, biz, hükümete gelmeden önce, şu belediyelere nasıl yardım yapılmış; kırk tane yazı yazdık, bir tanesinin cevabını alamadık -daha bunun gibi ne yazılarımız vardır- şu birtakım medyaya, hangi krediler verildi; hangi bankalardı; kırk tane yazımız var, hiçbirinin cevabı yok. Ama, şimdi, ne sorarsanız, bu Hükümet sizin emrinizdedir; bütün bu sorularınızın cevapları, size, en doğru bir şekilde takdim edilecektir. Siz, milletin temsilcisisiniz, her şeyi bileceksiniz ve her şeyde, milleti temsilen egemen olacaksınız. Bu söze, hep beraber sadık olacağız.”

Bir ayrıntıyı da yakalamak gerekir. Aynı gün Meclis Kürsüsünde Başbakan Erbakandan önce söz alan konuşmacıların yorumlarını da birlikte değerlendirmeliyiz. Başbakan yapmış olduğu konuşmayı bu konuşmaların ardından dile getirmiştir. Bakalım ilk kürsüde madya ya değinen Trabzon Milletvekili Şeref MALKOÇ ne diyor :


“Soruşturma komisyonlarındaki dosyaların kapatılacağı iddia edilmektedir. Kim iddia ediyor bunu; birkısım medya ve birkısım insanlar; bu doğru değildir. Meclis, bu konuda, gerekli görevini yapacaktır. Bu, tamamen asılsız ve gerçekdışı bir iddiadır.
Hükümet Programında, bu denetim faaliyetlerinin nasıl yapılacağı çok açık ifadelerle yer almıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisinin denetim faaliyetleri, kişilerin şeref ve haysiyetlerini rencide etmeden, Anayasa ve hukuk kurallarına uygun olarak yapılacaktır. Yoksa, gelişigüzel, medyanın öncülüğünde yapılacak değildir; çünkü, Türkiye bir hukuk devletidir; neyin nasıl yapılacağı Anayasada ve diğer kanunlarda açıkça yazılmıştır.
Bütün bunlar, Refah Partimiz tarafından, defalarca açıklandı, defalarca dile getirildi. Bile bile aynı iddiaların tekrar edilmesi, birkısım çevrelerin ve onların etkisindeki medyanın, bu Hükümetin kurulmasını engellemelerinden kaynaklanmaktadır. Onların arzusu, bu Hükümet kurulmasın; Hükümet kurulmasın, halkın meseleleri çözülmesin, sömürü düzenleri devam etsin, halk ıstırap çekmeye devam etsin; rantiyecilerin istediği budur. Ancak, bu Meclis, bu Yüce Meclis, rantiyecilerin sesine kulak vermeyecektir. (RP sıralarından alkışlar)”

Ve işte bugün manşetlere taşınan ve yorumlanan söz gündeme geliyor konuşmasının devamında Trabzon Milletvekili Şeref MALKOÇ tarafından :

“Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu Hükümetin kurulmasını engellemek veya en azından zorlaştırmak için, birkısım medya ve bazı iş çevreleri, çeşitli isnat ve iftiralarda bulundular, basına sansür koyacağımızı iddia ettiler. Halbuki, Hükümet Programında, basının meselelerinin nasıl çözüme kavuşturulacağı ve bunların basın kuruluşlarıyla birlikte yapılacak görüşmelerin sonucunda nasıl çözüleceği çok açık olarak ifade edilmiştir. Hükümet Programında, vatandaşlarımızın haber alma, bilgi edinme hürriyetlerini en geniş şekilde kullanmalarını sağlayacak yasal düzenlemelerin yapılacağı ifade edilmiştir. Ayrıca, bu programda, Hükümetimizin, haberleşme hak ve hürriyetini çağdaş dünyanın gelişmelerine uygun boyutlara ulaştırmak için, altyapıyı ve teknik hizmetleri hazırlayacağı ifade edilmektedir. Hepsinden önemlisi, Anadolu basınını destekleyeceği bu programda yer almıştır. Bu mudur basına sansür koyma? Basının teknik imkânlarını artırmak mıdır basına sansür koyma?
Bu düzenlemeler yapılırken, herkesin kişilik haklarının, bütün medenî ülkelerde olduğu gibi korunacağı açıkça ifade edilince, bazı kimseler, bunu, basına sansür koyma olarak değerlendirdiler. Kişiliklere, şeref ve haysiyetlere tecavüz etmeyi, basında, yargısız infazı itiyat haline getirenler, bunu, sansür olarak nitelendirdiler. Normaldir; onlar, kanunsuzluk ve hukuksuzluk istiyor. Ancak, şunu iyi bilsinler, anlasınlar ki, bu millet, onların sözlerine aldanmayacaktır. Basının gerçek görevlerinden haberdar olan ve mesleğe ömrünü vermiş gerçek medya mensuplarının, en az bizim kadar, medyanın bu tutumundan rahatsız olduklarını bilmekteyiz. Bu birkısım medyanın bir eli devletin kasasında, diğer eli devletin direksiyonundadır. Ancak, bu Meclis, yeni türeyen bu medya sektörünü hukukun çizgisine inşallah çekecektir. Bu sektör, her gün kendi menfaatları doğrultusunda bir hükümet kurup, bir hükümet yıkmayı meslek edinmiştir.”

Trabzon Milletvekili Şeref MALKOÇ medya ile ilgili sözlerini aşağıdaki açıklamalarıyla da netleştirmiştir

“Refah Partisi, yasama, yürütme ve yargıdan sonra, basının rolünü samimiyetle bilmektedir. Sağlıklı bir şekilde işleyen demokrasinin en güzel müesseselerinden biri de basındır. Türkiye'de, azınlıkta da olsa, bu nitelikte, basın ahlak kurallarına riayet etmeyen basın mensupları vardır; ancak, biz inanıyoruz ki, yine medya, kendi içerisinde oluşturacağı denetim sistemiyle, hukukun dışına çıkan diğer medyayı ve basın mensuplarını, hem basın ahlak yasaları ilkesi dairesine çekecek hem de hukukun üstünlüğü ilkesine çekecektir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerimi bağlıyorum.”

Sonuç olarak Aydın Doğan tarafından yazıldığı iddaa edilen mektuptaki

1) “Bu birkısım medyanın bir eli devletin kasasında, diğer eli devletin direksiyonundadır.” İfadesi Başbakana ait değil Şeref MALKOÇ a ait bir ifadedir ki Başbakan bunun yanlış anlaşılmaması için cümleyi açıklamıştır.” bu rantiyecilerin bir eli devletin kasasında dediğimiz bu; kendilerine bu kolaylıkları göstermek için yönetimi etkilediler şeklinde "bir elleri devletin direksiyonunda" diyoruz”

2) İdda edilenin aksine konuşma boyunca basının nasıl destekleneceği anlatılmış ve basın tekellerine karşı Anadolu basınına verilecek destek ifade edilmiştir. “Yani, iki tane tröst, bunların dağıtım teşkilatını eline alacak, yüzde 30'unu vermezsen senin gazeteni dağıtmam diyecek. Eee, sonra da art maksatlı olarak kendi bildiği propagandaları yapacak.”

3) Kürsüde Başbakanın itiraz ettiği gazetelerin vermiş oldukları promosyanlar değil, bunun zamanlamasıydı. “manşetleri halka okutmak için de cıncık boncuk, tabak çanak dağıtacak” Sadece promosyonu alabilmek için insanlar gazete bayilerine koşmuş ve bilinç yıkama çalışmalarının en büyük ayağı olan gazete manşetlerini bu promosyon ürünleri sayesinde okumuşlardı.

4) İtirazın devamında açıkca belirtildiği gibi “KDV'ler MDV'ler ödemeden, özel muameleyle” alınan destek konu dilmekteydi. Nitekim bu KDV den muaf tutularak dağıtılan bu promosyonlar gazete sahiplerine haksız bir üstünlük sağlamıştı. Promosyon ile ilgili düzenlemeler yapılana kadar işte bu KDV den muaf tutulma haksızlığı ile dağıtılan promosyonlarla halkın bilinç yapısı değiştirilmeye uğraşıldı

5) Başbakan Erbakan konuşmasında basını tehtid etmemiştir. “protokolümüzde de yazdığımız gibi, haber alma hürriyetini, haber yayma hürriyetini kısıtlamak değil” aksine bu ifadelerinde açıkca basına destek verdiğini belirtmiştir.

6) Meclis kürsüsünde Başbakan Erbakan “Onlara her türlü teknik yardımı yapalım, devlet olarak.” diyerek basına her türlü desteğini vereceğini açıklamıştır o gün.

7) Hatta Ecevit’le yapmış olduğu koalisyona atıfta bulunarak o gün kullandığı sözünü "geliniz, devlet olarak beraber dağıtım teşkilatı kuralım; birtakım küçük gazeteler gelişemiyor" hatırlatarak. Küçük gazetelere bile ne kadar değer verdiğini ifade etmiştir.Gelirlerinin %30 u na el koymak isteyen dağıtım tekellerine karşı basının yanında olduğunu belirtmiştir.

8) Basın özgürlüğünü garinti altına alarak bu konuda meclisi takipci olmaya davet etmiştir “Eğer, burada, basın özgürlüğünü haleldar yapacak bir madde varsa, hangimiz bu yola tevessül ederse, beraberce önleyeceğiz”

9) Basına sonsuz desteğini verirken basını kullanarak imparatorluk kurmak isteyenleri uyarmış ve bu konuda önlem alınmasını istemiştir konuşmasında “; ama, insanların haysiyet ve şerefiyle oynanacak noktalarda da yine, beraberce gereken tedbirleri alacağız”

10) Basının taraflı yayıncılığı ile töhmet altında kalan mağdurları korumuş ve “"basın davaları bir ayda sonuçlanacak" diye kanuna madde koyacağız” diyerek camur at izi kalsın fikrini güden medyayı uyarmış “İstediği gibi, istediğini yazsın çizsin, insanların haysiyetiyle oynasın ve bunun bir müeyyidesi olmasın; hayır” demek suretiyle de bu konuda yargıya davaların bir an önce çözümlenmesi için destek verdiğini belirtmiştir Meclis konuşmasında.

11) “şu birtakım medyaya, hangi krediler verildi; hangi bankalardı; kırk tane yazımız var, hiçbirinin cevabı yok. Ama, şimdi, ne sorarsanız, bu Hükümet sizin emrinizdedir; bütün bu sorularınızın cevapları, size, en doğru bir şekilde takdim edilecektir.” Diyerek hükümetinin ne kadar şeffaf olacağını açıklamış, tüm medyanın kayıtlarını açık tutacağını belirtmiş ve bunu yapmıştır da.

Bunlar benim sadece meclis kayıtlarından aldığım bilgilere göre şahsi olarak gördüğüm Hürriyet gazetesinin basit çarpıtmalarıdır. Detaylı bilgileri ve işin aslını genel merkezimiz ortaya koyacaktır. Ancak zihinlerdeki bulanıklığı kaldırmak için Hürriyetin Başbakan Erbakanın konuşmasını nasıl çarpıttığını ortaya koymak istedim sadece. Sahte bilgiler üzerine inşa edilen yazıdaki yanlışlıklar ise belgeleriyle ispat edilecektir elbet.

Tevfik YAZICILAR
albay@milligorusportal.com






__________________
Gün gelecek bütün dünya Hocama selam duracak!
Tevfik YAZICILAR Çevrimdışı   Facebook'ta Paylaş Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 23-01-2008, 16:03   #2
Kayıtsız
Misafir
 
İletiler: n/a
Yeter Artik

islamda tevhid vardır.Bir kişi hem ALLAH ve Rasul'ünün koyduğu kuralları yaşayacak.Bu yeterli olmayacak başka birilerininde koyduğu kuralları yaşayacak.Ve bu kuralı koyan kişinin uydusu olup onu haklı çıkaracak ki, bu inancı olan islama ters düşse bile onun düşüncelerini ve yasasını yaşıyacak.Bunun adına islam şirk der Allah cc bütün inanları şirkten korusun derim.


  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 23-01-2008, 16:11   #3
Bursa
Misafir
 
İletiler: n/a
..

Hala geçmişte yaşıyorsunuz.

Üzerinden 12 sene geçmiş bi olayı şimdi tartışmanın ne anlamı var.

Acaba bu yazıyı yazan zat sen o zaman kaç yaşında idin ?

Anlayın şunu bizimkiler çöktü. Değişim lazım.

Bu değişimde yeni isimlerle olur ancak.

Eski isimlerle bi direhem daha yol al-mı-yor-uz


  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 23-01-2008, 16:59   #4
Kayıtsız
Misafir
 
İletiler: n/a
Sevigili Yaman

Basını menfaatlerinin yalan makinası olduğunu zaten biliyoruz. Nitekim diğer sitelere yazdığım makalelerimde bunlar için ŞEBEK AYNALARI tabirini kullanırım devamlı. Ben Hocayı yıllarca destekledim. Taki en son iki seçime kadar. Bu iki seçimde de sandığa gitmedim. Hoca'nın söylemleri doğru. Ama söylemleri doğrultusunda işler yaptığı konusunda istifhamlar oluşmaya başladı kafamda. Yanlış bilmiyorsam Holdinglerin ekonomik hayata girişinde çok emeği geçti Hoca'nın. Hatta sermaye toplanmasında da taraftarlarının. Ama ne yazık ki bütün bu paralar hortumlandı. Yani Hoca bunların kuruluş kanunlarına hortumlamayı önletecek tedbirleri de koyabilirdi. Hala da bunların zedelerine sahip çıkamıyor altından kendim çıkarım korkusuyla. Nitekim Holdingzedelere,İhlaszedelere,İmarzedelere,Diğer Bankazedelere,Bankerzedelere,hasılı toplam aileleriyle birlikte 25 milyon zedeye,hele son İmarzede,İhlaszede,Holdingzedelere 5yıldır zulmeden onun talebeleri değil mi? Bunları o kazandırmadı mı siyasete? Onun kazandırdıkları peşkeş çekmedi mi ülke mallarını üç kuruşa zenginlere. Peki aileleriyle birlikte zulme uğrayan bu 25 milyon zedeye niye sahip çıkmadı hoca. Hani mazlumların yanındayım diyordu,Başörtü mazlumlarına sahip çıktığı gibi.

Şiz diyeceksiniz ki,onlar hocayı menfaatleri gereği sattılar. İşte ordu komutanının bir görevi de odur. Orduyu halis inanç sahiplerinden oluşturmaktır,münafıklardan oluşturursan böyle olur. Şimdi AKP'nin destekçisi olan Holdingçi hortumcular,Bayramlar,Uyarlar,Ürünler o zaman hocanın bir numaralı adamı değil miydiler. Ve şimdiki Kapusuzlar ve diğerleri gibi.

Kütahya Belediye Başkanı Canan'a çok dedim.Politikan yanlış.Halkın asli ihtiyaçlarına yatır parayı. Ama o Hortumcu YİMPAŞ ve bir kaç zenginin lüks mağazaları için Fuar yaptı sadece. İşte son seçimde de AKP'ye kaptırdı.Yani iktidara gelince yapılan arasında pek fark olmuyor söylemleri doğru olsa da.

Veya şöyle diyelim,başörtüsü mağdurları niye sahip çıkmıyorlar finans mağdurlarına da ,onları mağdur eden zalimi destekliyorlar islam adına. İslamın emri değil mi canın,malın ve namusun devlet tarafından korunması. Ve hırsızların çaldıkları paraları onlardan alıp sahiplerine vermek.

Ben bu gerçekleri yazınca İmam_Hatip sitesinde İslama ve onun korunmasını emrettiklerine islam adına en çok sahip çıkması gerekenler fitne çıkardığım gerekçesiyle siteden uzaklaştırdılar.

Veya şöyle sorayım hortumcu holdinglerin çoğu hala Hocanın destekçisi değil mi ve bu holdinglere paraları Avrupadaki Milli görüşçüler toplamadı mı islam adına.
Onun için millli görüşün önce kendisi ile yüzleşmesi,özeleştiri yapması,halkın kendisine sahip çıkmamasına amil olan yanlışlarını düzeltmesi gerek. Ben Hoca'nın büyük emeklerle kurduğu ve Başbakanın da mezun olduğu okuldan mezunum. Ama Ben nerdeyim,Başbakan nerde....Selamlar.


  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 23-01-2008, 18:07   #5
Kayıtsız
Misafir
 
İletiler: n/a
Muhalefet muhalifi ala eder

Arkadaslar,
Yapmayin etmeyin. Birakin artik bunlari. Birakin hurriyet bunu yapmis, sabah sunu yazmis oglen bunu yazmis demeleri. Siz birseye ne kadar karsi olursaniz ve bunu dillendirseniz bu sizin degil karsi tarafin ekmegine yag surer. Siz hurriyet soyle hurriyet boyle dedikce bi degisim oluyor mu. Olmuyor. Degisimi birakin daha da kotusunu daha da acimasizini yapiyorlar. Boylece siz de onlarin bilinirligini ve okurlarinin gazeteye sadakatini artiriyorsunuz.
Haa. Diyeceksiniz ki boyle bos bos mu oturacaz. Elbette hayir. Siz kim ne yaparsa yapsin kendi isinize bakacaksiniz. Bosverin kim ne yapmissa yapmis. Tabii bosverin derken burda habersiz kalin demek degil, ne yaptiklarini bileceksiniz mutlaka. Siz surekli yapilmasi gerekeni, o isin nasil yapildigini yilmadan gosterin yapin. Baska bi gazetede yalansiz dolansiz, hilesiz hurdasiz yapin isinizi. Elbet birgun anlayacaktir mahseri vicdan kimin dogru yolda oldugunu.
Simdi yukaridaki arkadas yazmis bi suru sey. Ben okuyup vakit kaybetmek istemedim. Dusunun bi de o kadar ugrasip didinip yazmis. Buna harcayacagi vakti hayirli bi ise harcasa iki sevap alir. Iki sure ezberlese alacagi ecrin hesabi yok. Simdi diyebilirsiniz ki o zaman sen neden yaziyosun. Ayni sekilde benim de yazmamam lazim. Ama sonucta ortada duzeltilmesi gereken bi durum var. Ben sadece haber vereyim dedim dilim dondugunce.. Anlayana tabii...


  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 23-01-2008, 18:12   #6
Kayıtsızgurbetci69
Misafir
 
İletiler: n/a
dogru olan

Holdinglerle ilgili yazi dogru olmakla beraber eksiklerle doludur.Cünkü milli görüs camiilerinde holdinglere para yatirin diye kimse tesfik edilmedi cünki bütün camiilerde ilan tahtalarinda camiilerimizin holdinglerle ilgisi olmadigi belirtilmistir bu konuda cemaat uyarilmistir buna ragmen bütün camilerde ve derneklerde paralar toplanmistir.Ayrica Erbekan hocam milletten para toplayin sonrada sahtekarlik yapin demedi ama o sahtakarlik yapanlar bügün %95AKP deler ya millet vekili ya yönetici yada taraftaridir lütfen bilgili olmadigimiz konularda yazmayalım... selamlar.


  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 23-01-2008, 18:48   #7
Kayıtsız
Misafir
 
İletiler: n/a
olm delimisiniz lan siz yobazlar :)


  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 23-01-2008, 18:50   #8
Kayıtsız
Misafir
 
İletiler: n/a
çalış

ilk okulda bize şunu ögretirlerdi TÜRK OKU ÇALIŞ GÜVEN bilmem anlatabildimmi hainler hainlini yapıyp biz neler yapabiliriz ona bakmak lazım bunlar bize ders olsun işte tekrarlamamak lazım


  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 23-01-2008, 18:53   #9
hasan duran
Misafir
 
İletiler: n/a
gazeteler olmasa yalan haberide doğru haberide ayrım yapamazdık

gazeteler siyasetin yan kuruluşu haline geldi eyer gazeteci yazarınna iyi para yedirirsen yalan haberin en iyisini yazarlar GNÜMÜZDE artık haberleri yazarlarımızın ağzından çıkacak yalan sözlere kadı


  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 23-01-2008, 18:57   #10
Hüseyin YAVUZ
 
Hüseyin YAVUZ kullanıcısının Görüntü Resmi
 
Giriş: Fri Sep 2007
Konum: Gümüşhane
Yaş: 26
İletiler: 79
Hüseyin YAVUZ ***Hüseyin YAVUZ ***Hüseyin YAVUZ ***Hüseyin YAVUZ ***Hüseyin YAVUZ ***Hüseyin YAVUZ ***Hüseyin YAVUZ ***Hüseyin YAVUZ ***Hüseyin YAVUZ ***Hüseyin YAVUZ ***Hüseyin YAVUZ ***
Takmışsınız Kafayı Şahsiyetlere

Şahsiyetlere kafayı takmayın. önemli olan şahsiyetin fikriyatta hakkın yanında durması değilmi mesele.

Allah aşkına değiştirin derken şu kafaları bir kerede neleri değiştirmemiz gerektiğini söylesenize.

Değiştirilecek birşey varsa önce bu değiştirilecek şeyin değiştikten sonra hakka mı yoksa batılamı daha yakın olacağı meselesini hiç düşündünüzmü.

Şuraya bak oylardan yola çıkarak yapılan çok basit bir yorum. Bu gibi yorumların nereden geldiğini ise hadi biliyorum ama neyse orası bende kalsın.

Asıl hiç bir fikir üretmeden hiç bir projeye akıl vermeden değiştirelecek şeyin değiştikten sonra nereye varacağını bilmeden ürettiğiniz şu düşünceleri bir değiştirseniz çok daha iyi olacak.

Alıntı:
Bursa tafarından gönderildi Mesajı Göster
Hala geçmişte yaşıyorsunuz.

Üzerinden 12 sene geçmiş bi olayı şimdi tartışmanın ne anlamı var.

Acaba bu yazıyı yazan zat sen o zaman kaç yaşında idin ?

Anlayın şunu bizimkiler çöktü. Değişim lazım.

Bu değişimde yeni isimlerle olur ancak.

Eski isimlerle bi direhem daha yol al-mı-yor-uz


Hüseyin YAVUZ Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 23-01-2008, 19:03   #11
Ercan TEKİN
Kısıtlanmış Üye
 
Giriş: Sat Jun 2006
Konum: Kocaeli/Gölcük
Yaş: 28
İletiler: 380
Ercan TEKİN ***Ercan TEKİN ***Ercan TEKİN ***Ercan TEKİN ***Ercan TEKİN ***Ercan TEKİN ***Ercan TEKİN ***Ercan TEKİN ***Ercan TEKİN ***Ercan TEKİN ***Ercan TEKİN ***
Tevfik abi Allah razı olsun..
haberi güzel yapmışsınız teşekkürler aydınlanması gereken kitle umarım ivedi aydınlığa kavuşur.
Hocamıza karşın bu tavırlar bu medya grubundan ilk değil ve sonda olmayacağa benziyor halen Hocamızdan korktukları içinde elhamdulillah.
ves'selam


__________________
[SIGPIC][/SIGPIC]
Ercan TEKİN Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 23-01-2008, 20:35   #12
mahmut
Misafir
 
İletiler: n/a
feraset sahibi olmak lazım

feraset sahibi olmak lazım ama nasıl (?)
gerçekler açık seçik ortada artık.
görmek için feraset sahibi olmak lazım.
kimin neiçin çalıştığını görmeyen yok ama mevlam göstermedimi,
göremiyorlar.'onlar bakar görmezler'
allah nurunu tamamlayacaktır.
bunda kuşkum yok.
inşaallah bizim tamamlar.
hocam gittiğin yol hak ve yanındayım.
allah sizden razı olsun


  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 23-01-2008, 21:11   #13
Vera KESKİN
 
Vera KESKİN kullanıcısının Görüntü Resmi
 
Giriş: Mon Feb 2007
Konum: Kocaeli
İletiler: 3,357
Vera KESKİN ***Vera KESKİN ***Vera KESKİN ***Vera KESKİN ***Vera KESKİN ***Vera KESKİN ***Vera KESKİN ***Vera KESKİN ***Vera KESKİN ***Vera KESKİN ***Vera KESKİN ***
Tevfik Bey, Hürriyet Gazetesi'nin bu çarpıtma haberine bu şekilde bir paylaşım hazırladığınız için teşekkürler... sizinde belirtiğiniz gibi detaylı bilgileri genel merkez verecektir...


Vera KESKİN Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 23-01-2008, 21:49   #14
Murat ÖZCAN
 
Giriş: Thu Dec 2007
Yaş: 39
İletiler: 3
Murat ÖZCAN is on a distinguished road
ben hocamın her zaman dogru yaptıgına ınanıyorum ve guvenıyorum dıger gazetelerı hıc okumam dıger tv lerı fılım dısında hıc bır zaman seyretmem bır zaman gelecek bunalrın hepsı hocama saygı duyacaklar ama iş işten gecmiş olacak ben zadece buna üzülüyorum hocamın fabrıkaları olmasaydı hukumetı zamanın da enerjıye yuzde kırk yatırım yapmasaydı bu kıs donardık be nankor ınsanlar sızı utanın be utanın turkıye ne hale getırdınız bır emeklı bır ev alabılıyordu sımdı alamıyor bunun neresı ıyı cunkı demırelı ecevıyı mesutu recebı hepsı faızcı ınsan bunlar bunların dedıgıne ıtıbar ılınmaz ve hafızanıza kaydı yapılmaz bunlar vırus tur vırus allaha emanet olunuz


Murat ÖZCAN Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 23-01-2008, 21:59   #15
Murat ÖZCAN
 
Giriş: Thu Dec 2007
Yaş: 39
İletiler: 3
Murat ÖZCAN is on a distinguished road
s.a ben hacamın dedıgıne ınanıyorum ve yaptıgının dogru olduna guvenıyorum secımler yaklastıkca akp nasıl yardım edebılırzı de saadet partısıne zarar verebılırzı dıye ınsanlarımızın aklını mesgul etmek ıcın yalan yanlıs kelıme oyunlarına bavrurduklarına adım gıbı emınım bız hala hocamın yaptıgı fabrıkaları kullanıyoruz hukumet zamanın da yaptıgı yuzde kırk enerjıyı kullanıyoruz o olmasaydı bu kıs donardık be onceden bır emeklı bır ev alabılıyordu sımdı alamıyor neden bu faızcı demırel ecevıt mesut recep bunların dedıklerı ıtıbar bıle alınmaz ya bunlar degılmıydı cumhurbaskanı bızden olsun bu ısler duzelecek dıye ne kaldı hersey ve hepsı zısden neden duzelmıyor neden bılıyormusun cunkı sızde ınanc yok ınanc hocam ne dıyor ınanc tekeden sut cıkarır mıllı gorusculerın daha fazla okuması bılgılenmesı teskılatlarına sahıp cıkmasını gerektıryor ınsallah bızler bu gunlerıde atlatırız ınsallah bız ne kadar oy alırsak alalım bız kazananlardanız o kadar


Murat ÖZCAN Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 23-01-2008, 21:59   #16
Kayıtsız
Misafir
 
İletiler: n/a
Hoca'nın gerek iktidarın büyük ortağı gerekse küçük ortağı olduğu zamanlar bu ülken insanına yaptığı faydalı işleri görmemesi için insanın nankör olması lazım


  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 24-01-2008, 09:23   #17
Tevfik YAZICILAR
_ALBAY_
SİTE BAŞKANI
 
Tevfik YAZICILAR kullanıcısının Görüntü Resmi
 
Giriş: Thu May 2006
Konum: İstanbul
İletiler: 7,100
Blogdaki Konular: 5
Tevfik YAZICILAR ***Tevfik YAZICILAR ***Tevfik YAZICILAR ***Tevfik YAZICILAR ***Tevfik YAZICILAR ***Tevfik YAZICILAR ***Tevfik YAZICILAR ***Tevfik YAZICILAR ***Tevfik YAZICILAR ***Tevfik YAZICILAR ***Tevfik YAZICILAR ***
Almadık denilen Kredilere Türkiye Büyük Millet Meclisinden tokat gibi bir cevap daha. Milletvekili Mustafa Ünaldı tarafından gensoru, genel görüşme,meclis soruşturması ve meclis araştırması verilebilmesi için vermiş olduğu önergenin ön görüşmesinde Devlet Bakanı Güneş TANER tarafından verilen yanıt. İşte Hürriyetin aldığı teşviklerin belgesi.

DÖNEM : 20 CİLT : 32 YASAMA YILI : 2 T. B. M. M. TUTANAK DERGİSİ 133 üncü Birleşim 12. 8. 1997 Salı


Konya Milletvekili Mustafa Ünaldı ve 37 arkadaşının, bazı gazete kuruluşlarının amaçları dışında fon kaynaklı kredi kullandıkları iddialarını araştırmak amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/22)

DEVLET BAKANI GÜNEŞ TANER (Devamla) – Bizim, her zaman olduğu gibi, açıklıktan yana olduğumuzu, saklanacak hiçbir taraf olmadığını; kanunlar çerçevesinde elimizdeki imkânları kullanarak, zaman zaman, böyle, kimlere, nasıl kredi verildiği sorulduğunda, bankalar aracılığıyla ve Bankalar Kanunu çerçevesine giren bazı kısıtlamalar dolayısıyla açıklama yapamadığımızı bir kenara bırakırsak; bu fon kaynaklı kredilerin, kanaatimizce, bu kapsama girmediğini düşünerek, ben, size, devletin elindeki rakamlardan, veriliş tarihi itibariyle, verilenlerin isimlerini de sayarak, teker teker hepsini açıklayacağım. Dolayısıyla, bu açıklamaları gördükten sonra bir Meclis araştırmasına ihtiyaç duyulup duyulmadığı, Yüce Meclisin takdiridir şüphesiz.
Bunun bir geçmişini, not olarak arkadaşlarım bana verdi; müsaadelerinizle, önce bunu Yüce Meclise arz etmek istiyorum.

“1. 13.1.1995 tarihinde yürürlüğe giren 96/6411 sayılı Kararname öncesi yayımlanmış bulunan, 23.2.1992 tarihli 92/2805 sayılı ve 29.1.1993 tarihli 93/4000 sayılı Kararnameler uyarınca düzenlenen teşvik belgeleri kapsamında gerçekleştirilen yatırımlara, Yatırımları ve Döviz Kazandırıcı Hizmetleri Teşvik Fonundan; teşvik primi, kaynak kullanımı destekleme primi ve fon kaynaklı kredi ödemeleri öngörülmüş ve bu kararnameler gereğince müktesep hakları olarak halen Fondan ödemeler sürdürülmektedir.

2. Düzenlenen teşvik belgeleriyle ilgili yatırımların gerçekleşip gerçekleşmediği hususları, aracı bankalar (Türkiye Kalkınma Bankası, Türkiye Emlak Bankası, Türkiye Sınaî Kalkınma Bankası ve Sınaî Yatırım ve Kredi Bankası) vasıtasıyla, yatırımın fizikî durumu ve harcama belgeleri de dikkate alınarak, Fondan hak ettikleri tutarlar, ilgili aracı bankalarca, Müsteşarlığımızdan talep edilmektedir. Bu taleplere istinaden, Fonun kaynaklarının müsait olması durumuna göre, belirli zamanlarda tüm yatırımcılara ödemeler yapılmaktadır.

3. Yukarıda belirtilen kararnameler çerçevesinde, basın yatırımlarına yönelik olarak da, benzer şekilde teşvik belgeleri düzenlenmiş ve bu prosedür içerisinde, basın yatırımlarına yönelik, Fondan ödemeler sürdürülmüş ve halen de sürdürülmektedir.

4. Yatırımın, amacına uygun olarak gerçekleşip gerçekleşmediği ve Fondan sağlanan imkânların yatırımda kullanılıp kullanılmadığı hususlarının, bir taraftan Hazine Müsteşarlığı uzmanları, diğer taraftan da aracı bankaların uzmanları vasıtasıyla takip ve kontrolü yapılmakta olup, mevzuata uygun yatırımın gerçekleşmemesi halinde, yatırımcılar hakkında gerekli müeyyideler uygulanmaktadır.”

Şimdi, buna istinaden verilen teşvikleri Yüce Meclise arz ediyorum:

Medya Holding’e nakit olarak sağlanan teşvik türlerine ilişkin tablo:
Tarih: 13.10.1992; aracı banka: Emlak Bankası; ödeme tarihi: 12.5.1993; teşvik türü: Fon kaynaklı kredi; ödenen tutar: 8 877 600 000 Türk Lirası, o günkü kurdan 808 790 dolar.
Türk Lirasının bugüne gelişindeki değer kayıplarını bir kenara bırakıp -müsaade ederseniz- dolar değerini baz alarak okursak, bugünkü rakamlar açısından daha gerçekçi olur; o bakımdan ödenen tutarı dolar olarak ifade ediyorum.

Firma adı: Sabah Yayıncılık; tarih: 13.10.1992; aracı banka: Emlak Bankası; veriliş tarihi: 26.1.1994; teşvik türü: Fon kaynaklı kredi; ödenen tutar: 98 660 dolar.

Firma adı: Sabah Yayıncılık; belge tarihi: 13.10.1992; aracı banka: Emlak Bankası; ödeme tarihi: 10.8.1993; teşvik türü: Fon kaynaklı kredi; ödenen tutar: 911 046 dolar.

Firma adı: Medya Holding; belge tarihi: 15.10.1992; aracı banka: Emlak Bankası; ödeme tarihi: 12.5.1993; teşvik türü : Fon kaynaklı kredi; ödenen tutar: 761 507 dolar.

Firma adı: Medya Holding; belge tarihi: 15.10.1992; aracı banka: Emlak Bankası; ödeme tarihi: 26.1.1994; teşvik türü : Fon kaynaklı kredi; ödenen tutar: 66 582 dolar.

Firma adı: Medya Holding; belge tarihi: 15.10.1992; aracı banka: Emlak Bankası; ödeme tarihi: 20.7.1994; teşvik türü: Fon kaynaklı kredi; ödenen tutar: 108 253 dolar.

Firma adı: Gazete ve Matbaa; aynı grubun içerisinde yer alıyor; belge tarihi: 13.10.1992; aracı banka: Emlak Bankası; ödeme tarihi: 24.1.1994 ; teşvik türü: Fon kaynaklı kredi; ödenen tutar: 168 242 dolar.

Firma adı: Gazete ve Matbaa; belge tarihi: 13.10.1992; aracı banka: Emlak Bankası; ödeme tarihi : 14.7.1994; teşvik türü: Fon kaynaklı kredi; ödenen tutar: 175 727 dolar.

Ceman, Medya Holding’e nakit olarak sağlanan teşvik türlerine ilişkin olan fon kaynaklı kredinin toplamı, 3 milyon 101 bin küsur dolardır.

Firma adı: Hürriyet Grubu; belge tarihi: 6.5.1992; aracı banka : Emlak Bankası; ödeme tarihi : 16.4.1993; teşvik türü: Fon kaynaklı kredi; ödenen tutar: 732 098 dolar.
Aynı bankadan, değişik tarihlerde alınan tutarları söylüyorum; hepsi fon kaynaklı kredidir:
Ödeme tarihi: 10.8.1993; ödenen tutar: 911 046 dolar.
Ödeme tarihi: 18.6. 1993; ödenen tutar : 1 358 734 dolar.
Ödeme tarihi: 26.1.1994; ödenen tutar: 168 242 dolar.
Ödeme tarihi: 20.7.1994; ödenen tutar: 439 742 dolar.
Ödeme tarihi: 20.7.1994; ödenen tutar: 160 899 dolar.
Ödeme tarihi: 24.6.1996; ödenen tutar: 46 476 dolar.
Ödeme tarihi: 4.12.1996; ödenen tutar: 29 220 dolar.
Ödeme tarihi:13.3.1997; ödenen tutar: 10 000 dolar.
Toplam: 4 028 043 dolar.


Firma Adı: Milliyet Grubu:
Teşvik türü: Fon kaynaklı kredi.
Aracı banka: Emlak Bankası.
Ödeme tarihlerini ve ödenen tutarını dolar bazında söylüyorum; bunları aynı baza oturtmak açısından ifade ediyorum:
Ödeme tarihi: 6.1.1993; ödenen tutar: 513 000 dolar.
Ödeme tarihi: 8.4.1993; ödenen tutar: 642 000 dolar.
Ödeme tarihi:14.5.1993; ödenen tutar: 2 679 000 dolar.
Ödeme tarihi:10.8.1993; ödenen tutar: 911 000 dolar.
Ödeme tarihi: 26.1.1994; ödenen tutar: 168 000 dolar
Ödeme tarihi:20.7.1994; ödenen tutar: 807 000 dolar.
Ödeme tarihi:28.9.1994; ödenen tutar: 33 648 dolar.
Ödeme tarihi:23.12.1994; ödenen tutar: 718 000 dolar.
Ödeme tarihi:23.8.1995; ödenen tutar: 119 677 dolar.
Ödeme tarihi:24.6.1996; ödenen tutar: 76 000 dolar.
Ödeme tarihi: 4.12.1996; ödenen tutar: 48 293 dolar.
Ödeme tarihi: 13.3.1997; ödenen tutar: 16 560 dolar.

Firma Adı: İhlas Holding:
Ödeme tarihi: 30.11.1990; ödenen tutar:32 749 500 000.
Toplam: Yaklaşık, 5 milyon dolar civarında.
Şu açıdan aradaki farkı söylüyorum: Bundan evvel, 1983 tarihinden 1991 tarihine kadar “faiz farkı iadesi” diye bir teşvik türü varmış. Açılması istenilen Meclis araştırmasında, türü “fon kaynaklı kredi” diye nitelendirildiği için, bu rakamları buraya ilave etmedim. Eğer, siz, aradığınızı, tüm basına yapılan teşvik, fon kaynaklı kredi ve faiz farkı iadesi diye nitelendirmek isterseniz, 1983 tarihinden başlamak üzere, bugüne kadar gelen toplam rakamları, bunun sonunda hulasa olarak, Yüce Meclise bilgi olarak onu da ifade edeceğim.
Firma adı: Dünya Süper Web Ofset AŞ; ödenen tutar: 4 039 800 000; ödeme tarihi: 15.12. 1992; ödenen tutar: 6 612 300 000; ödeme tarihi: 15.12.1992; toplam: 10 652 100 000 lira.

Değerli arkadaşlarım, buradan da görüleceği gibi, ödemelerin başlangıç tarihleri 1992, bitiş tarihleri 1997 ve bunlar, bu Hükümetin görevde bulunmadığı dönemler içerisinde, ağırlıklı olarak da, Sayın Tansu Çiller’in Başbakanlığı sırasında yapılan ödemeler ve teşviklerdir.

Şimdi, tümünü, yani, sizin yazmış olduğunuz, buradaki, araştırmadaki fon kaynaklı kredinin dışında mütalaa edip de, basına toplam verilen -fon kaynaklı kredi ve faiz farkı iadesi olarak- destek olarak nitelendirmek isterseniz ve buna da bu manada bakarsak, 1983-1996 döneminde sağlanan nakit teşvikler: Medya Holding’e 25,3 milyar; Doğan Holding’e 163,7 milyar; Feza Gazetecilik ve Yayıncılık AŞ’ye (Zaman Gazetesi, Samanyolu TV) 4 milyar; İhlas Holding’e (Türkiye Gazetesi, TGRT) 33 milyar; toplam 222,4 milyar Türk Lirası ödenmiş olup, bugünkü değerler itibariyle ortalama dolar kuruna göre hesaplandığı zaman 17,1 milyon dolar karşılığı 2,3 trilyon liralık nakit devlet desteği sağlanmıştır denilmektedir.


__________________
Gün gelecek bütün dünya Hocama selam duracak!
Tevfik YAZICILAR Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 24-01-2008, 09:37   #18
Tevfik YAZICILAR
_ALBAY_
SİTE BAŞKANI
 
Tevfik YAZICILAR kullanıcısının Görüntü Resmi
 
Giriş: Thu May 2006
Konum: İstanbul
İletiler: 7,100
Blogdaki Konular: 5
Tevfik YAZICILAR ***Tevfik YAZICILAR ***Tevfik YAZICILAR ***Tevfik YAZICILAR ***Tevfik YAZICILAR ***Tevfik YAZICILAR ***Tevfik YAZICILAR ***Tevfik YAZICILAR ***Tevfik YAZICILAR ***Tevfik YAZICILAR ***Tevfik YAZICILAR ***
Görüşmelerde Refah Partisi grubu adına söz alan Ahmet DERİN ise Millet Meclisinde teşviklerin kayda geçtiği gün devlet bakanı Güneş Taner'in dile getirmediği asıl teşvikleri hatırlatıyor. Ve asıl bunlarında hesabı sorulmalıdır diyor. Belgeleri ve çözüm yolları ile basına verilen teşvikleri değerlendiriyor. İşte Hürriyetin çarpıtmalarına ve Aydın Doğan Mektubu denen başlığa meclis kürsüsünden bir cevap daha.






RP GRUBU ADINA AHMET DERİN (Kütahya) –
...

Şimdi, böyle bir önergeyi vermemizdeki gayelerden bir tanesi de, bir zarurete binaen kurulmuş olan bu fonların, Başbakanlık Hazine Müsteşarlığından aldığım aylık istatistiklere göre, yaklaşık 59 adedi bütçe içi fonlar, 17 adedi de bütçe dışı fonlar; topladığımız takdirde, 76 adet fon ihdas edilmiş. Bu fonlar, sadece bizim elimizdeki kaynaklar... Sayın Bakanım, Yatırımları ve Döviz Kazandırıcı Hizmetleri Teşvik Fonundan bazı rakamlar ifade ettiler. Halbuki, 76 adet fon var; altı yıldır KİT Komisyonunda olmam hasebiyle, denetimini yaptığımız 6-7 fon dışında, 70’e yakın daha fon var. Her siyasî dönemde, bu fonlar üzerinde, basına intikal eden veya parlamentodaki milletvekilleri tarafından, kullanış biçimleri noktasında şaibelerin olduğu ifade ediliyor ve KİT Komisyonunda, mesela, Yatırımları ve Döviz Kazandırıcı Hizmetleri Teşvik Fonunun hangi firmalara kullandırıldığı noktasında, bir milletvekili arkadaşımıza, iki üç yıl süresince, 7-8 adet soru önergesi verdiği halde cevap verilmediğini, biz, bizzat yaşadık. En sonunda, 1996 yılında yaptığımız hesap denetimlerinde, 1994 yılına ait hesap denetimlerini o gün bitirmedik “tek tek firmaların dökümü komisyona getirilmediği müddetçe sizin denetiminizi yapmayacağız” dedik ve fon yöneticilerinin denetimini kabul etmedik.

Şimdi, trilyonlarla ifade edilen, adet olarak birçoğu bütçeye dahil edilmiş; ama, miktar olarak azınlıkta olmasına rağmen, fonda toplanan kaynaklar itibariyle çok büyük rakamlara ulaşmış olan bu fonların denetimi yapılamamaktadır; bunu, burada, Sayın Bakanım da ifade ettiler.

Bu fonların birçoğu belli bankalar aracılığıyla kullandırılıyor ve o bankalardan sorumlu olan bakana veya başbakana soru önergesi verildiği takdirde, gelen cevapta “Bankalar Yasasına göre, bazı firmaları açıklayamadıkları, açıklayamayacakları, açıklamalarının kanunen suç olduğu” müteaddit defa ifade olunmuştur.

Bu açıdan, böyle bir Meclis araştırması komisyonu kurulduğunda, bu Meclis araştırması komisyonu “hakikaten, fonlar gayesine uygun ve kuruluş maksadına uygun bir biçimde kullanılıyor mu, kullanılmıyor mu konusunu araştıracak. En çok istismara müsait olan bir konu; çünkü, bütçeye dahil olmayan fonların kontrolünü yapabilmemiz mümkün değil, denetimini yapabilmemiz mümkün değil. Bu meselenin bir yönü fonlar.

Diğer yönü, esas, bu fonlar, medya kuruluşları tarafından kullanılmış mı, kullanılmamış mı? Kullanılmış; hepimizce malum, bende de rakamlar var -rakamlar 1992’den başlamıyor- Türkiye’de yayımlanan bir gazeteden, Hürriyet, Medya Holding, Sabah, Milliyet... Tabiî 1992’den alınınca, izledim, çok cüzi farklılıklar olmasına rağmen, rakamlar birbirine yakın; ama 1992’den önce 1988’de de var. Mesela, Hürriyet Gazetesine, 18.4.1988’de 15 802 dolar, 28.2.1989’da 104 000 dolar. Sabah Gazetesine, 1990’da 7 milyon 113 bin dolar -hatta belge numaraları da var- 1991’de 47 milyon 191 bin dolar verilen teşvikler. Ne kadar prim almış?.. Tabiî, ne kadar prim almış, ne kadar faydalanmış, ne kadar fon kullanmış, bunu,buradan bilemiyorum.

Bunlar, Meclis araştırma komisyonu kurulduğu takdirde, ne kadar teşvik kullanmış, fon kaynaklı kredi kullanmış, KDV istisnası kullanmış, gümrük ve fon muafiyeti kullanmış, KDV desteği kullanmış, bina istisna harcı kullanmış, faiz farkı iadesi kullanmış, Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu kullanmış, döviz tahsisi kullanmış; tabiî, bunları, Meclis araştırma komisyonu tek tek inceleyecek. Mesela, basına, Yatırımları ve Döviz Kazandırıcı Hizmetleri Teşvik Fonundan nasıl verebiliyorsunuz? Basın, döviz kazandırıcı bir hizmet midir, değil midir? Fon yönetmeliğine uygun verilmiş midir, verilmemiş midir? Bunlarn tespiti, ancak, böyle bir komisyon marifetiyle olabilir.

Şahsî olarak verdiğiniz soru önergesine cevap verilemiyor, Bankalar Yasası önünüze engel olarak çıkıyor. O kadar çok fon var ki, bu 76 tür fonun incelenmesi gerekir ki, hakikaten fonlar yerli yerinde kullanılabiliyor mu? Bugün, fonlar çok büyük rakamlara ulaşmış. Benim elimdeki rakamlarla 1996 yılında 620 trilyon, 1997 yılında yüzde 100 artış olacağını kabul edecek olursak, 1 katrilyonu aşan bir miktar; bir bölümü bütçe dahili, bir bölümü bütçe harici. Bunlardan, sadece, bilebildiğim, 7 - 8 tanesinin denetimini yapıyoruz; ama 67 - 68 tanesi denetimden uzak. Güya, yasa “fonların denetimi Türkiye Büyük Millet Meclisine aittir” diyor; amir hükmü var; ama, buna rağmen yapılmamış.

Bunun dışında -basın organlarına yapıldı malum; ama- bizdeki gibi, basın organlarına teşvik vereceksiniz, fon kaynaklı kredi kullandıracaksınız; hele bir de bu fonların yüzde 90’ını, sadece 2 tane holdinge, 2 tane medya kuruluşuna kullandıracaksınız; böyle bir uygulama, dünyanın hiçbir ülkesinde mevcut değil.

Mesela, bu konuda, Coşkun Kırca, taa 8 Ekim 1993’te, Cumhuriyet Gazetesinde, bir yazısında diyor ki “basının hükümetle bu tür parasal bağları olmamalıdır. Teşvikli basın da ne demek? Basın özgürlüğü, bu tür teşviklerle ayakta kalabilir mi?” Yine devam ediyor: “Aslında, basının devletle hiçbir şekilde maddî bağı olmaması gerekir. Böyle teşvikli basın olur mu? Basına, devlet ve kamu kuruluşları tarafından kredi ve hibe gibi desteklerde bulunulmaması için yasal düzenlemelere gidilmelidir.”

Bakın Türkiye’nin gündeminde olan bir Basın Yasası var ve önümüzde bir basın var; demokrasiyle oynuyor, kendisini imparator ilan ediyor “hükümetleri biz kurarız, biz yıkarız” diyor; dördüncü kuvvet kabul edilmesine rağmen, buna tahammül gösteremiyor; belli medya kuruluşları kendilerini imparator ilan ediyor “birinci güç biziz; biz hükümetleri yıkar, hükümetleri kurarız” diyor ve böyle de oluyor yıllardan beri. Taa Özal zamanında başlamış. Özal zamanında, bakıyor, elde edemedikleri zaman -bu basın kuruluşları, sadece basınla, yayınla ilgilenmiyor; birçoğu turizme, bankacılığa, sigortacılığa, ticarete el atmış, 25-30 tane şirket oluşturmuş- işte, bu güçlerini, medya gücünü siyasî iktidarlar veyahut da iktidarların hâkim olamadığı bürokratlar nezdinde çok iyi kullanarak, istedikleri zaman şantaj yaparak, bu kredileri, yönetmeliklerin dışında da, kuruluş gayelerinin dışında da kullanabildiklerini, karşı medyadan, gazetelerden okuyabiliyoruz; bunları kendimiz yakinen de yaşıyoruz. 3 tane holding, 4 tane holding Türkiye’nin tüm medya kuruluşlarını, görsel ve yazılı basını ele geçirmiş; turizme el atmış, bankacılığa el atmış, sigortacılığa el atmış. Dünyanın hiçbir ülkesinde böyle bir basın yok.

Bu açıdan, kurulacak olan bu Meclis araştırması komisyonu, aynı zamanda, Parlamentodaki diğer milletvekillerine ve Parlamentoya bir ışık tutacak. Nasıl yapalım da bir basın yasası oluşturalım, Türkiye’de basına bir düzen verelim ve birinci güç olma hayalinden artık kurtulsun; sadece bilgi verme, doğru haber ulaştırma görevini üstlensin, yönlendirmesin, kamuoyunu yalan yanlış haberlerle meşgul etmesin ve siyasî iktidarlarda da etkili olamasın. Bu noktada yapılacak bir çalışma, Basın Yasasında yapılacak değişikliklere, Avrupa tarzında, Avrupa şartlarında bir basın yasasında bize ışık verecektir.

Tabiî ki, biz, sadece basından almadık bu haberleri. Gazetelerde çıkıyor; fakat, 11.5.1997 tarihinde, Hazine Müsteşarlığı Teşvik ve Uygulama Genel Müdürlüğü bir basın açıklamasında, basın bildirisinde bulundu ve korkunç rakamlar ifade edildi. Yatırım indirimi, gümrük vergisi ve fon muafiyeti, yurt içinde makine teçhizat alımında KDV desteği, ithal makine teçhizat alımında KDV ertelemesi, vergi, resim, harç, yatırım finansman fonu, bina istisna harcı... Medya kuruluşlarının yaklaşık yatırım tutarları 918 milyon dolar. 1983-1993 arası 859 milyon dolar, 1994-1997 arasında 59 milyon dolarlık yatırım teşvikleri kullandıkları ifade edildi. Aynı zamanda, orada bir şey daha ifade edildi: Tüm medya sektörüne verilen toplam teşviklerin yaklaşık yüzde 90’ının sadece iki medya grubuna verilmiş olması ve bu medya kuruluşlarının, sadece görsel veya yazılı basın şeklinde iştigalleri olmadığı, bankacılık, ticaret, turizm ve sigorta sektörlerinde de faaliyet gösterdikleri ve bu kuruluşlarına verilen kredilerin dahil edilmediği bir rapor yayımlandı.

Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; burada, Meclis araştırması komisyonu kurulduğu takdirde, bir şeyi daha denetleme ve tespit etme imkânına ulaşacağız; o da nedir: O da, teşvik uygulamaları nasıl yürüyor?.. Bazı ülkelerde basın, devletle olan parasal ilişkilerden tamamen dışlanmıştır. Bizde, bakın, belli sektörler teşvik ediliyor, belli sektörler teşvik edilmiyor; basına, bizde, teşvik veriliyor; basının bazı kuruluşlarına veriliyor, bazı kuruluşlarına verilmiyor. Öyleyse, teşvik uygulamalarında da, siyasî iktidarın yanıldığı veyahut da yanlış yaptığı bazı şeyler var.

İşte, böyle bir Meclis araştırması komisyonu kurulduğu takdirde, hem fonlar bir denetim altına alınacak; gayelerine uygun bir şekilde kullanılıp kullanılmadığı, fon yönetmeliğine uygun olarak kullanılıp kullanılmadığı, verilen kredilerin şartlarının yerine getirilip getirilmediği, niçin birkaç kuruluşa verildiği, geri ödemelerin vadesinde yapılıp yapılmadığının kontrolü sağlanmış olacak hem de teşvik uygulamalarında da, ülkemizin kalkınması ve çağa yetişmesi, çağı aşması noktasında, desteklenmesi gereken sektörlerin yeterince desteklenip desteklenmediği, hangi sektörlerin teşvik kapsamından çıkarılması gerektiği, hangi fonların gayesine matuf olarak kullanılmadığı tespit edilerek, bir teşvik uygulama, teşvik politikasını da oluşturma imkânı sağlanmış olacak. Bu açıdan, hiçbir siyasî partinin, Meclis araştırması önergesinin aleyhinde oy kullanmayacağı kanaatini taşıyorum. Burada, bir siyasî partiyi, şunu bunu suçlamanın ötesinde, hakikaten, Türkiye’de, Parlamentoya itibar kazandıracak, bürokrasiye itibar kazandıracak, bizi temiz topluma yönlendirecek ve birçok şayialara konu olan fonlar, teşvik ve basın ile devlet ilişkilerinin doğru bir zemine oturabilmesi ve oturtulabilmesi için bir rapor hazırlanacak. Tabiî ki, bu komisyonda değişik siyasî partilerden arkadaşlarımız da olacağı için, şu anda siyasî iktidar çoğunlukta olduğu ve komisyona vereceği üye sayısı da çoğunlukta olacağı için, böyle bir Meclis araştırması komisyonunun kurulması yönünde, Refah Partisi olarak olumlu oy vereceğimizi ifade ediyor; böyle bir önerge verilmesine sebep olan Refah Partisi Konya Milletvekili Mustafa Ünaldı ve 38 arkadaşına, Refah Partisi Grubu ve şahsım adına şükranlarımı ifade ediyorum.

Tekraren, son günlerde ülkemizde meydana gelen sel felaketleri ve orman yangınlarının Cenabı Hak tekrarını göstermesin dileğiyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum.


__________________
Gün gelecek bütün dünya Hocama selam duracak!
Tevfik YAZICILAR Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 24-01-2008, 10:50   #19
Kayıtsız Bir İmam Hatipli
Misafir
 
İletiler: n/a
Yeter Artık

1993 senesi Gebze İmam Hatip Mezunuyum,Mezun olduğum dönemde , okulmuzda öğrenciler sığamıyordu sınıflara ve binalara, Sürekli devam ediyordu inşaatlarımız , yeni bir bina daha , yeni bir bina daha , Taa Ki sayın hocanızın, imam hatipler bizim arka bahçemizdir, Ülkede Şu kadar imam hatipli var , aileleri ile birlikte şu kadar kişi , şu kadar oy eder hesaplarını birilerinin gözüne sokana kadar. O zamanlarda Başörtülü arkadaşlarımızda ağır aksakta olsa ünv. öğrenimlerine devam edebiliyorlardı. Ne zamana kadar , Hocanızın , Rektörler Başörtülü talebelerin karşısında selam duracak söylemlerine kadar.Ne oldu , Hepimiz gördük ve izledik.Okullarımız kapatılmaktan beter oldu, bir çınar gibi ayakta kuruttular . Boş sınıflar boş sralar.Ünv.lerde ne oldu , zulüm hat safhaya geldi, Hocanıza ne oldu , o çook sevdiği koltuğu bıraktı ve gitti , Vatana son hizmet değilmidir ölmek. Otursaydı başbakanlık koltuğunda darbe mi yapılacaktı , yapılsaydı , asacaklarmıydı , o da son hizmetini yapmış olsaydı vatanına ve milletine. Ve biraz önce haberini aldığım , o dert ile hayatı son bulmuş bir adam ,Sn.Harun KASAP, Bunca çile çeken insanın hesabını nasıl ödeyecek acaba sayın erbakan hocanız.Karıştıracaksanız fii tarihindeki bilmemne gazetelerinin haberlerini , O zamanki hataları deşeleyin biraz.Ve bırakın artık davası için ölmekten korkan bir adamın peşinden koşmayı.Hocanızın davasına ve milletine yapacağı son hizmet evinde oturmak ve ölmek olacaktır. Sizde aklınızı başınıza devşirin biraz


  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 24-01-2008, 11:15   #20
Mehmet DAĞDELEN
ikimilyon
Admin
 
Mehmet DAĞDELEN kullanıcısının Görüntü Resmi
 
Giriş: Thu May 2006
Konum: Sakarya
Yaş: 35
İletiler: 2,806
Blogdaki Konular: 18
Mehmet DAĞDELEN ***Mehmet DAĞDELEN ***Mehmet DAĞDELEN ***Mehmet DAĞDELEN ***Mehmet DAĞDELEN ***Mehmet DAĞDELEN ***Mehmet DAĞDELEN ***Mehmet DAĞDELEN ***Mehmet DAĞDELEN ***Mehmet DAĞDELEN ***Mehmet DAĞDELEN ***
Alıntı:
Kayıtsız Bir İmam Hatipli tafarından gönderildi Mesajı Göster
1993 senesi Gebze İmam Hatip Mezunuyum,Mezun olduğum dönemde , okulmuzda öğrenciler sığamıyordu sınıflara ve binalara, Sürekli devam ediyordu inşaatlarımız , yeni bir bina daha , yeni bir bina daha , Taa Ki sayın hocanızın, imam hatipler bizim arka bahçemizdir, Ülkede Şu kadar imam hatipli var , aileleri ile birlikte şu kadar kişi , şu kadar oy eder hesaplarını birilerinin gözüne sokana kadar. O zamanlarda Başörtülü arkadaşlarımızda ağır aksakta olsa ünv. öğrenimlerine devam edebiliyorlardı. Ne zamana kadar , Hocanızın , Rektörler Başörtülü talebelerin karşısında selam duracak söylemlerine kadar.Ne oldu , Hepimiz gördük ve izledik.Okullarımız kapatılmaktan beter oldu, bir çınar gibi ayakta kuruttular . Boş sınıflar boş sralar.Ünv.lerde ne oldu , zulüm hat safhaya geldi, Hocanıza ne oldu , o çook sevdiği koltuğu bıraktı ve gitti , Vatana son hizmet değilmidir ölmek. Otursaydı başbakanlık koltuğunda darbe mi yapılacaktı , yapılsaydı , asacaklarmıydı , o da son hizmetini yapmış olsaydı vatanına ve milletine. Ve biraz önce haberini aldığım , o dert ile hayatı son bulmuş bir adam ,Sn.Harun KASAP, Bunca çile çeken insanın hesabını nasıl ödeyecek acaba sayın erbakan hocanız.Karıştıracaksanız fii tarihindeki bilmemne gazetelerinin haberlerini , O zamanki hataları deşeleyin biraz.Ve bırakın artık davası için ölmekten korkan bir adamın peşinden koşmayı.Hocanızın davasına ve milletine yapacağı son hizmet evinde oturmak ve ölmek olacaktır. Sizde aklınızı başınıza devşirin biraz
neyse ki Harun KASAP erbakan hocanın öyle bir söz söylemediğini biliyordu.
işin aslını bana öğretti ama sana öğretememiş...


__________________

Milli Görüş; hakkı üstün tutmaktır!
Mehmet DAĞDELEN Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla

Yer İmleri

Etiketler
hukumet programı, hurriyet, hurriyet carpitiyor, refahyol hukumeti
Konu Araçları Bu Konuda Ara
Bu Konuda Ara:

Gelişmiş Arama

Gönderme Kuralları
You may not post new threads
You may post replies
You may not post attachments
You may edit your posts

BB code is Açık
MimiklerKapalı
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı


Saat 04:54.


Powered by vBulletin 3.7.4 Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.