+ Konuyu Yanıtla
4 sonuçtan 1 --- 4 arası gösteriliyor

Konu: Performans üretimi

  1. #1
    ikimilyon Admin Mehmet DAĞDELEN kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Thu May 2006
    Konum
    Sakarya
    Yaş
    42
    İletiler
    3,120
    Blogdaki Konular
    18

    Performans üretimi

    nihayi maksat en iyi ürünü üretmek... herkes ürün üretmek için uğraşıyor. bir yarıştır sürüp gidiyor. her sektör o kadar dallanıp budaklandı ki.

    tıbbı önce anabilim dallarına ayırıp sonra onlari yine alt bilim dallarına ayırdılar. sonra da her bir alt birimi kendi içlerinde onlarca kola ayırıp adresi uzatıyorlar. öyle ki.. başınız ağrısa önce pratisyene git, o seni başka bir hastaneye yollasın. orası göz hekimine, o kbb hekimine, o nöroloji hekimine, o başka bir hastaneye, orası beyin cerrahına, o anjiyoloji hekimine yollasın. anjiyolog çok yaşlı olduğunuzu söylesin ve işlem yapılması halinde ölüm tehlikesi var deyip sizi herbaliste yollasın.
    ve bütün bunun adı donanımlı hastene olsun.

    beni ilgili birime en kısa yoldan ulaştıramadıktan sonra en iyi hekimlerden oluşan en donanımlı hastaneyi ne yapayım.

    esasen bu yazımda Türkiye deki üretim anlayışının donanım/performans üretiminde hangi düzeyde olduğunu bir halk gözüyle yorumlamak istiyorum.
    gelişmiş denilen ülkeler bilim dallarını ayırdı, kol ve birimlerini oluşturmayı tamamlayıp bütün bunların verim düzeyini artıracak yöntemler aradı. zira nihayi hedef olan en iyi ürünü üretemedikten sonra donanım ne kadar yüksek seviye de olursa olsun bir işe yaramıyordu.

    donanım dediğimiz bir araba motoru üretmekse siz en iyisini üretebilirsiniz. yani arabanızın motoru dünyanın en iyi motoru olabilir. ama bu, o arabanın en iyi araba olduğunu göstermez. bir durum dikkatinizi çekmiş olmalı. türkiye de de başlatılan Formula 1 yarışlarını izliyorsunuz. yarış sonuçları açıklanırken klasmanlar sıralanır. motor, lastik, pilot, takım ve markalar şeklinde birincilikler verilir. ve bu kadar çok klasman içinde marka klasmanı en prestijli birincilik sayılır.

    çünkü bu adamlar marka oluşturuken tek tek donanımların başarısıyla ilgilenmezler. bütün donanımların köprüsünü oluşturup en iyi sonucu alabilecek donanımları bir araya getirirler.

    "köprü" evet bu kelime en iyi ürünün temeline oturuyor artık.
    A marka lastik formula da en çok araçta tercih edilmiş ve en çok puanı toplayarak birinci olmuş olabilir. ama B marka lastik kullanan marka, marka birincisi olmuş olabilir. bu nasıl olur? işte o sihirli kelimeyle yani köprü ile oluyor.

    marka birincisi donanımına eklediği lastik markasının tek başına en iyi lastik olmasına bakmamış ve bir lastiği en iyi işleyecek lastik kesim uzmanını da takımına katarak önceliği kendi işine yarayacak lastiği bulup ondan en iyi sonucu alabilecek ekiple buluşturan köprüyü kurmuştur. bu lastik kesim uzmanı ise pilot'un sürüş tekniklerini anlamak için takımın video kayıt birimiyle çalışıp pilotun aracı hızlandırma, frenleme, viraj alma tekniklerini öğrenmiş ve o pilota, o araca, yarış pistine, hava şartlarına en uygun sertlik derecesine sahip lastiği seçip uygun kesim modelini tespit ederek işini yapmıştır. ve bunu diğer donanım birimleri ve köprüleri de yapmışlar ve birincilik bu şekilde kazanılmıştır.

    bu ise ürün performansı ve toplam kalite çalışması olarak isimlendirilir.
    toplam kaliteyi hepiniz duymuşsunuzdur. hani şu meşhur "iso 9000" belgesi olayı. bu belge bir ürünün niteliğinden çok üreticinin üretim şartlarındaki kalitesini ortaya koyar. işyerinin mimari yapısı, çalışanların niteliği, işyeri donanımı, işlevsellik gibi kriterleri belirler.

    ve Türkiye de bu belgeye sahip firma sayısı çok azdır. tabi bu belge bile ürün performansını göstermiyor. ama biz türkler olarak bunda bile çok gerilerde kaldık ki nerede kalmış ürün performansı.

    Türkiye için tür çalışmalar açısından umudum var elbet. ve umudumu besleyenler de şimdilik taklitçi de olsalar genç girişimcilerdir. henüz işyerlerindeki hitap, kıyafet, mimari gibi yüzeysel düzeyde olsalar da babacan tavurlı para merkezli ticaret anlayışına sahip işadamlarından daha doğru bir yolda olduları kesin.

    belki bir sonraki iş nesli salt para merkezli ticari anlayışı terkedip marka merkezli iş anlayışınını başlatanlar olurlar.
    hani düşününce komik oluyor ama yine de umut işte.
    şimdi hepimiz bilgisayar kullanıyoruz. mesela hepimiz intel markasını biliriz. bu adamlar bilgisayar işlemcisi üretirler. iş alanı anakartlar ve işlemcilerdir.
    bir de harddisk üreticileri vardır. ram üreticileri var, cd-dvd ROM üreticileri var. güç kaynağı, fan, monitör, webcam, hopörlör, klavye, mause, üreticileri var. bunlar fiziksel donanım, bir de yazılımsal donanımlar var. işletim sistemleri, sürücü yazılımları, program yazılımları gibi.

    ama siz hiç duydunuz mu microsoftun harddisk ürettiğini... amd'nin powersap ürettiğini...
    duymadınız. çünkü bunlar donanım üreticisi olduklarını bilirler ve alanlarını korurular. ürettikleri donanımın ürün performansıyla ilgilenirler. en iyi ürün için en iyi performansı geliştirirler.

    tabi bu arada bazıları da çıkar.. -ben nasıl olsa bu harddiski üretiyorum, yanına bir de anakart, işlemci falan üretip bir bilgisayar yapayım diyebilir.
    ve bu firma en iyi harddiski ürettiği halde en iyi işlemciyi üretemeyebilir. bu da müşterinin memnuniyetsizliğine ve firmanını kaybetmesine sebeb olur.
    işte türkiye de yapılan da budur. adam bir tekstil makinası ile yatak çarşafı üretirken bir bakıyorsunuz konfeksiyon işine giriyor. takım elbise üretmeye kalkıyor. ve bununla büyük takım elbisesi markalarına kafa tutabileceğini sanıyor.
    peki niye böyle davrandıklarını biliyormusunuz?

    çünkü bizde kimse en iyi ürün ortaya çıksın diye bir köprünün öbür ucundaki ve ya köprü ayağı olmaya yanaşmıyor. illaki köprünün sahibi olup deli dumrul'u oynamak istiyor. hiç kimseyle yanyana gelmek istemiyor, hep patron masasında oturmak istiyor. oysa dünyanın büyük markaları bu anlayışı terkedeli çok oldu. onlar bir performans ürünü için bir markanın köprü ayağı olup o marka kazandıkça kendilerinin de kazanacağına inanarak çalışırlar. köprünün sahibi ise ayaklar olmadan bu köprüyü ayakta tutamayacağını bilir.
    yani marka anlayışında merkez yoktur. her köprü bir başka sektörün donanımıdır. microsoft firması yazılım işinde bir köprüdür. ama telekomünikasyonda bir donanımdır.

    bizdeki adama desen ki gel bak bir takım elbise markamız var. senin çarşaf üretim tecrübenden faydalanalım, bize en iyi kalite cep astarı üret, kalıp bezi üret... bunu kabul etmeyecektir.
    esasen bunu teklif etmeye bile gerek yok. muhtemelen onun markası da kalitesizdir. çünkü o bir deli dumruldur.

    peki ya köprü sahipleri?
    birçok sektörde zaten devlet tekeli ya da devletin baskın piyasa gücü devam ediyor. bu iyidir/kötüdür ayrı mesele. ama mevcut kanunlar bu gücün kötüye kullanılmasını engelleyemiyor. en büyük para kalemleri olan tarım, enerji, sağlık, eğitim savunma sektörleri her zaman yolsuzluk ve mahkeme ile anılıyor. işte en büyük köprü başının durumu. ne markalaşma derdi var ne ürün performansı.

    bunun dışında lokal olarak köprüler var ki bunları tarım sanayisi, tekstil sanayisi, metal sanayisi olarak sayabiliriz.
    köprü ayaklarını koruyabilen birkaç otomobil firması dışında bu ülke de gerçek marka yok. olanlarda yabancı marka.

    işte böyle bir ortamda taşı sıkıp ekmeğimizi çıkarmamız bekleniyor.
    dedim ya belki bir sonraki iş nesli...

    Milli Görüş; hakkı üstün tutmaktır!

  2. #2
    [QUATE]"en büyük para kalemleri olan tarım, enerji, sağlık, eğitim savunma sektörleri her zaman yolsuzluk ve mahkeme ile anılıyor. işte en büyük köprü başının durumu. ne markalaşma derdi var ne ürün performansı.
    bunun dışında lokal olarak köprüler var ki bunları tarım sanayisi, tekstil sanayisi, metal sanayisi olarak sayabiliriz.
    köprü ayaklarını koruyabilen birkaç otomobil firması dışında bu ülke de gerçek marka yok. olanlarda yabancı marka."[/QUATE]


    NegüzeL izah etmi$siniz...

  3. #3
    Kayıtsız
    Misafir

    Slm;

    Slm; Fikir oluşturalım katılımı internet üzerinden gerçekleştirelim.Tasarlayalım ve yapılması gerekenler varsa yapalım.
    Eleştiri üzerine yazmaya (özellikle bunu net üzerinden yapmaya) yokum, fikir ve üretim kontağına (özellikle güvenliği sağlanmış ve ekip oluşturulmuş fikir birikimine)varım.
    Alanları ve ilgili branşları derleyip, ilgili konulara ilgili branşları dağıtırsak fikir ve uygulama havuzunu kurmuş oluruz. teoride tamamlanan çalışmanın üretim kontağı ile uygulamaya geçme yani ikinci adımında tekrar yazışırız. Beklemedeyim. st.

  4. #4
    Recep ÖRNEK kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Sun Oct 2006
    Konum
    İstanbul
    Yaş
    29
    İletiler
    2,257
    Blogdaki Konular
    5
    abi gerçekten önemli ve eksik oldugumuz bir konuya değinmişsin.malesef senin de söylediğin gibi markalaşmaya pek önem göstermiyoruz.
    Bu konu tamamen benim alanıma giriyor.kaliteli üretim,markalaşma ve en önemlisi verimliğin artırılması.hali hazırda bulunan üretim parkurundan daha kaliteli daha çok ürün nasıl elde edilebilir.Endüstri mühendisliği de bu soruya cevap bulmak için ortaya çıkan bir mühendislik dalı.Avrupa da Yön eylem araştırma şeklinde tercüme edebileceğimiz bu alan endüstri mühendisliğinin temelini oluşturuyor.
    Yazının sonunda bir sonraki nesil demişsin.İnşallah gerçekleştirebiliriz.Belki bizden öncekilere göre daha eğitimli gözüken bir nesil yetişiyor daha çok üniversite ,lise mezunları çıkıyor ama dikkat edilmesi gerekn bir başka husus bunlar okullarda ne kadar kaliteli eğitim alıyor.Gerçekten gereken formasyonu alıp mı mezun oluyorlar?
    yoksa geçen sene dersimize gelen bir hocamızın dediği gibi eksik mühendis mi oluyorlar...

    Bu nesil hem dini hem ilmi anlamda çok şey yapabilecek bir nesil ama gerektiği gibi yönlendirilebilirse...
    O görevini yaptı ve gitti, peki biz Onsuz ne yapacagiz...

+ Konuyu Yanıtla

Tags for this Thread

Yer İmleri

Gönderme Kuralları

  • You may not post new threads
  • You may post replies
  • You may not post attachments
  • You may edit your posts
  •