+ Konuyu Yanıtla
4 / 1 1234 SonSon
71 sonuçtan 1 --- 20 arası gösteriliyor

Konu: islamcılık doğru bir ifademidir?

  1. #1
    ikimilyon Admin Mehmet DAĞDELEN kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Thu May 2006
    Konum
    Sakarya
    Yaş
    42
    İletiler
    3,120
    Blogdaki Konular
    18

    islamcılık doğru bir ifademidir?

    islamcılık doğru bir ifademidir?
    tüm insanların müslüman olması zorunluluğu varken kimilerinin müslüman
    yerine islamcı olarak adlandırılması ancak detaylarla açıklanacak bir mevzudur.
    zira her şey dahil olduğu gurup ile tanımlanır. diğer dinler ile yapılan kıyasta
    islam olana müslüman denir. ama müslüman olana islamcı denmesi
    belli bir mekan ya da dönem için geçerli olabilir. aksi taktirde
    bu tür ayrışım içine düşmüş bir inanç evrensel olarak nitelenemez.
    islamcı ilk algılanışı itibari ile islamdan ayrı; islam üzeri; islam yandaşı
    anlamını veriyor. bu ifade ise islamın içinde olmayan; üzerinde ya da
    ondan gayrı ama onun yandaşı gibi düşünülebilir.
    ve böyle düşünüldüğünde kabul edilemez olarak yaftalanabilir.
    bu kelime öznel anlamında detaylarda saklı bir gerçeği ifade etmektedir.
    tüm toplumun müslüman olduğu iddiasında bulunduğu bir ortamda,
    yine bu toplumun yaşam çözümlerini dahil olduklarını iddia ettikleri
    islam sistemi dışında aradığı düşünüldüğünde islamın hüküm, algı ve
    süreçlerini çözüm olarak gören insanlar işte bu topluluk içinde
    kendilerini islamcı kelimesiyle ifade edebilirler veya diğerleri tarafından
    bu şekilde tanımlanabilirler.
    ve bu ancak "sistemler içinde islamcı" değil, islam sistemi içinde islamcı
    anlamını yüklenir.
    kısacası olay sadece dünya meseleleri ile ilgili çözüm arayışında cereyan ediyor.

    Milli Görüş; hakkı üstün tutmaktır!

  2. #2
    mehmet bey, buda yozlaştırılmanın bir parçası ondan dolayı adamcıklar özenle kelimeyi seçerek kullanıyor bizim şapkalı ahmetlerde
    üzerine balıklama atlıyorlar neyin ne oldugunu bilmeden tabi olarak.
    İnsan bu su misali,kıvrım kıvrım akarya ...

  3. #3
    Bu soru bana islamcılık gibi birşey varsa insancılık gibi birşeyde olabilir dedirtiyor..(çok saçma)olsada bunu kabul eden birilerinin insancılık rolü üstlendiğini görüyorum.İnsancılık kavramı olabilir ama islamcılık kavramı kabul etmek akıl mantık işi değil...Hayatın anlamı inanç sistemine böyle bir leke sürülmesi bu lekeyi sürenlerinde insandan aşağı olduğunu bana gösteriyor...
    Herşeyin bilimsel olarak tanımlandığı bu ortamda bilimsel kelime arayışıyla kendini,inancını bu felsefeyle tanımlayan bilim maymunlarının insan olmadığını görüyorum.Çünkü herşeyi meta olarak algılayıp somut mana yüklüyorlar (kendi değerlerini madde ile sınırlandırıyorlar)Kuran'ı Kerm'i tam idrak edememiş yada o meziyeti bulundurmayan insanların safsatalarından biridir bu kavram...
    "Yarın, elbet bizim, elbet bizimdir! Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir..!"

  4. #4
    islamcılık bize diğer yakıştırmaları bulupta yakıştıraların uydurmasıdır.medya sanki bu ülkede azınlıkmışız gibi sürekli bir şekilde islami kesim deyimini kullanmaktadır.
    islam teslim olmak manasına geliyorsa,buda sanırım teslim olmacılık manasında kullanılıyor

  5. #5
    Ömer SARKI
    Misafir
    İlginç olan İslam evrensel bir dindir tüm dünyaya indirlimiştir....Ve gönümüzde birde radikal islam yok ılımlı islam gibi kelimelerle islam dinini yozlaştırmaya başlanmıştır....
    islam bir dindir Hz PEYGAMBERE 1400 yıl önce indirilen İslam Dindir.. islamcı derken radikal islam denmek inseteniyo bunlar yanlış olan işlerdir...

  6. #6

    "İslamcılık Düşüncesi"

    İslamlaşmak Ne Demektir? İslamcı Kime Denir?

    Bir toplantıda isminin önünde akademisyen-yazar sıfatı bulunan bir hocamız, İslamcı kelimesini bir kişi için kullandıktan sonra bir müddet durup düşünüp istihza ile şu kelimeleri sarf etmişti : "İslamcılık... Ne demek ki? Sucu, çantacı gibi bir şey mi ola ki? Su satar gibi İslam mı satar bir İslamcı. 'Müslüman, mümin' neye yetmiyor... İslamcı da ne oluyor... Allah bizden Müslüman mı olmamızı istiyor yoksa İslamcı mı? İslam'ın nesini satacağız ki Allah aşkına?" Bu şekilde akıp giden konuşmasında kendisine İslamcı diyenlerin, İslam'ı bu şekilde ideolojileştirenlerin ne kadar komik duruma düştüklerini anlatmıştı uzun uzun.

    28 Şubat sürecinde egemen güçlerin kendilerine rakip gördüğü bir kavramdı İslamcılık. İslamcılar öncelikli tehdit olarak algılanıyordu. "Topyekûn bir Savaş"a girişilmişti İslamcılarla. Ancak İslamcılarla amansız bir mücadele içine girdiklerini iddia edenler her fırsatta annelerinin, ninelerinin başörtülü olduğunu, kendilerinin İslam'a karşı olmadıklarını sadece dini kendi emellerine alet edenlere karşı olduklarını ifade ediyorlardı.

    Hal böyleyse yukarıda alıntıladığım hocamın sözleri kadar basit değildi bu konu. Müslümanlar ve İslamcılar aynı kefede değerlendirilmiyordu. Müslüman ve İslamcı ayrımı açıkça ifade ediliyordu...

    Ortada alıp satılan bir İslam olmadığına göre İslamcılık ne demekti o zaman? Nasıl anlamamız gerekiyordu İslamcılığı? Nerede ve nasıl ortaya çıkmıştı?

    Bunlar cevaplanması gereken elzem sorular... Peki bu soruların cevaplarını kimlerden almamız gerek? Bu fikre savaş açmış insanlardan cevap beklemenin safdillik olacağı kesin. Tatminkar bir cevabın alınabilmesi için bu kavramın neden ve ne zaman ortaya çıktığı ve neden mevcut kavramaların yerine böyle bir kavramın kullanıldığına dikkat etmek soruya yanıt aramada isabetli bir başlangıç olacaktır.

    İsmail Kara'nın Türkiye'deki İslamcılık Düşüncesi adlı kitabının Giriş bölümünde İslamcılık için şöyle bir tanım getiriyor:

    "İslâmcılık XIX-XX. yüzyılda, İslâm'ı bir bütün olarak (inanç, ibadet, ahlâk, siyaset, felsefe, hukuk, eğitim...) "yeniden" hayata hakim kılmak ve akılcı bir metotla Müslümanları, İslam dünyasını batı sömürgesinden, zâlim ve müstebit yöneticilerden, esaretten, taklitten, hurafelerden... kurtarmak; medenileştirmek, birleştirmek ve kalkındırmak uğruna yapılan aktivist, modernist ve eklektik yönleri ağır baskın siyasi, fikri ve ilmi çalışmaların arayışların, teklif ve çözümlerin bütününü ihtiva eden bir hareket olarak tarif edilebilir."

    Bu tanımdan açıkça anlaşılacağı üzere bu hareket bilinçli bir tavırdır... Yeniden yapılanmayı tekrar sağlam temeller üzerinde doğrulmayı amaçlayan fikri bir tavırdır... Bu doğruluşun aslında Batı karşısında bir yenilmişliğin neticesi olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

    İsmail Kara'nın yine aynı kitabında belirttiği gibi bu tanımda kilit kelime "yeniden" kelimesidir. Mevcut fikirlerin hepsini bırakıp sil baştan bir başlangıç değildir İslamcıların peşinde oldukları... Varolanların yeni baştan daha sağlam bir şekilde ortaya konulmasıdır istenen. Zira bir Müslümanın Kur'an ve Sünnet'i bir yana bırakarak yeni bir sistem kurması düşünülemez. Bir yenilmişliğin, ezilmişliğin karşısında, ümidin mevcut değerlere yeniden dönme olduğu tezidir bahsedilen...

    İsmail Kara'nın tespitlerine dönecek olursak:

    "Bu hareket Mısır'da Cemaleddin Efgani (Aslen İranlıdır, 1839-1897), sadık talebesi Muhammed Abduh (1845-1905), Hindistan'da Seyyid Ahmed Han (1817-1898), Seyyid Emir Ali (1849-1928), Türkiye'de Sırat-ı Müstakim, Sebiülleraşad, Beyan'ul Hak, İslam Mecmuası, Volkan gibi dergilerde kümelenen kişilerin öncülüğünde ortaya çıktı ve gelişti."

    İslamcılık düşüncesinin bizde yükselişine baktığımızda Osmanlının son dönemlerine rast geldiğini görüyoruz. Avrupa karşısındaki ülkenin çöküşüne çareler arandığı sırada ortaya atılan kurtuluş reçetelerinden birisidir İslamcılık.

    Said Halim Paşa bu topraklardaki İslamcılık düşüncesinin önde gelenlerinden biri olarak tanınır, bilinir. İttihatçı bir Sadrazam olarak serdettiği ve yukarıda adı geçen bazı dergilerde yayınlanan makalelerinde toplumda ve Müslümanlarda yaşanan sorunları gözlemlemiş ve çareler aramıştır...

    İslamcılık düşüncesi ile ilgili olarak Paşa'nın İslamlaşmak kitabı oldukça önemlidir...

    ...

    Günümüze gelinecek olursa... Bu kavramın içi nasıl doldurulmakta ve insanlar hangi kriterler ışığında kendilerine İslamcı demektedirler...

    Kavramların içerikleri zamandan çok rahatlıkla etkilenebilirler. İlk kullanıldığı zamanki anlamından zamanla uzaklaşan ve şimdiki insanların çok farklı algıladıkları kavramların sayısı oldukça fazladır.

    İslamcılık kavramı için böyle bir serüvenden bahsetmek doğru mudur bilmiyorum. Ancak kavramın ilk kullanıldığı zamanlarda insanların İslamcılıktan anladıkları ile bizim şu an İslamcılıktan anladığımızın aynı olduğunu söylemek biraz zor gibi görünüyor. Batının bir parçası olma hayali içerisinde olmadan gerçek kurtuluşun İslam'a "yeniden" sarılmak olduğunu söyleyen bir görüş, şu an Avrupa Birliği yolundaki bir Türkiye'de ne kadar anlaşılabilir bilemiyorum. Yüzünü sadece Avrupa'ya dönmüş oradan gelecek bir üyelik tarihine tüm geleceğini bağlamış bir Türkiye için İslamcılık düşüncesi hele de toplumsal bir takım belirleyiciliği olan böyle bir düşüncenin zamanındaki anlamından çok farklı anlaşıldığı apaçık ortada. Şimdi insanlar İslam'ı daha çok kişisel alanlara has kılma çabası içerisinde iken toplumun topyekûn inşası için bir İslamcılık düşüncesi peşinde koşması son derece zor görünüyor.

    Türkiye'deki İslamcıların şu an yaptıkları aslında sürekli yıpratılmaya çalışılan düşünce ve inançları savunmaktan öte bir şey değil. Televizyon programlarında başörtüsünü savunan, kurban kesmenin gerekliliğini söyleyen insanların isimlerinin altında yer alan bir ibare oldu İslamcılık. O insanlar "İslam"ı sattıklarından değil İslam'ı savunduklarından bu şekilde tanımlanıyorlar artık. Programı sunan veya başörtüsü karşıtı insanlar da kendilerini Müslüman olarak tanımlıyorlar ancak hiç birinin altında İslamcı yazılmıyor.

    Bir insan yeterince iyi bir Müslüman olmadığından hareketle İslamın esaslarına "yeniden" sarılması gerektiğini düşünüp bu uğurda gayret sarf edebilir. Ancak İslamcılık'ın felsefi ve siyasi anlamda Türkiye'de kayda değer bir gücü olmamıştır. 28 Şubat sürecinde yaşananlar İslamcılık'ın siyasi anlamda bu alana çok yaklaştığını bile söylemek son derece zordur. Devlet yönetiminin, kanunlarının topyekûn yeniden yapılandırılmasına gidilmesi, hiçbir zaman tam anlamıyla söz konusu olmamıştır. İslamcılık düşüncesinin fikri alt yapısını oluşturan kişilerin eserlerinde üzerinde çokça durdukları konuların başında devletin şekli ve yönetimi gelir. Fakat gelişen süreçte insanlar bireysel olarak kendilerini yeniden yapılandırma arzusu içerisinde olsalar dahi tam anlamıyla devleti değiştirme temayülünde olmamışlardır. Bunun da gerekli olmadığı anlayışı egemen olmuş durumdadır. İslamî bir devlet anlayışının olmadığı egemen bir görüş olarak serdedilmeye başlanmıştır.

    Bu görüşlerden hangileri tam anlamıyla doğrudur. Bunu tam olarak belirlemek zor olsa da İslamcılık düşüncesinde önde gelen insanların görüşlerini bilmek İslamcılık konusunda sağlıklı bir düşünce yapısı oluşturmak adına atılacak ilk adım olmalıdır.


    Mehmet Fatih ÖZKAN
    "Yarın, elbet bizim, elbet bizimdir! Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir..!"

  7. #7
    sonunda -cılık, -culuk olan hiç bir şey doğru bir ifade olmadığı gibi İslamcıklık da o şekilde yanlış bir şeydir...

    İslam Yüce Allah'ın (c.c.) , artık kemale erdirdiği, üzerimize nimetini tamamladığı ve din olarak bize seçtiğidir.....

    Artık O saattten sonra ne bir eksilecek , nede bir şey katılmayacaktır. Zira artık Allah üzerimize Hak peygamber olan Hz. Muhammed (SAV) ile nimetini üzerimize İslam ile tamamlamıştır, Ve her nimette olduğu gibi bu İslam nimetinininde bir hesabı kitabı vardır......

    Sonuna cılıklarla, culuklar ekleyerek İslamı bir din olmaktan çıkartıp, bir felsefe, bişr siyasi görüş, bir ekol... vs vs vs ama her ne ise sadece Allah ile bağını kopartabilecek her hengibir şeye, bir bam başka formasyona sokmaya çalışmalarından başka bir şey değildir...

    İslam İslamdır, Hakk'ın Hz. Peygamber vasıtası ile bize TAM olarak gönderdiği ve hükümlü kıldığı bir nimettir....

    Light'ıda, radikalide islam değildir... aha işte onlar olsa olsa İslamcıdır, münafıktırlar, sünepelerdir....

    Bizler Müslümanın, Mümin ve Mümineleriz....

    Kendine başka isim arama hevesinde olanlar başka kapıya...
    Alemin nakşını hayal görürüm. O hayal içre, bir cemal görürüm.
    Cümle mevcudat ki, mazhar-ı Hak'tır. Anın içün, kamu kemal görürüm.
    Tecelli cilvesi, cümle gölgeler. Her zerresi binbir ismin belgeler.
    Hay varken hayale kanmaz bilgeler. Zat-ı Hak'tan gayrı zeval görürüm.

  8. #8
    İslamcılık kavramı batının bize empoze ettiği ve içini radikalizimle,terörle,gericilikle,bağnazlıkla doldurarak ve hayatını İslamı referans alarak yaşamak isteyenleri bu kavram içinde sıkıştırıyor.Devlet yönetiminde,sosyal hayatta,eğitimde,hukukta,sanatta önce İslam ne diyor diye bakmak isteyenleri ve hayatlarına bu bakış açısı ile yön vermek isteyenleri ötekileştirmek için son yıllarda hep bu kavram kullanıldı.
    İslamcı kavramı hem küçümseyen hemde dini uhrevilikten çıkartıp maddileştirerek önemini azaltmaya çalışmanın iyi bir yöntemi oldu.Müslümanlar bu kavramı kabul etmeselerde etiketleme yapıldı ve bundan kurtuluş çok zor.
    İslamcı gazeteler,İslamcı partiler,İslamcı şirketler,İslamcılar...Şablonlarla düşünmeyi adet edinmiş bir millet için bundan ala bir propaganda da olamazdı.
    Başkalarının kurduğu oyun düzeneği içinde oyunun kazanmak imkansızdır.Yeni bir oyun kurgulamaktan başka seçenek yoktur.
    Yıllarca önce söylenmiş laflar şimdi daha anlamlı geliyor;
    Kendi Natomuzu kurmalıyız
    Kendi Birleşmiş Milletlerimi Kurmalıyız
    İslam Dinarına geçmeliyiz
    Kültür birliğine gitmeliyiz
    Üniversitelerimiz arasında işbirliğine varmalıyız
    Sözün özü
    ''Yüzümüzü Kendimize Dönmeliyiz''
    (Yumhil vela yuhmil)

  9. #9
    İbrahimoğlu
    Misafir

    Ilimli İslÂm

    ILIMLI İSLÂM

    Mehmet Çelen, 07.09.2007


    Özellikle son yüzyılda ortaya çıkan bu kavram, ilk etapta nereden çıktı, nasıl oluştu, bununla güdülmek istenen hedef nedir, sorularının zihinde çağrışımını yapıyor. Bu, 19. yy.da başlayan, 20. yy.da yoğun bir şekilde gerçekleşen ve hâlâ devam eden batının İslâm dünyasını sömürgeleştirme faaliyetleriyle eşzamanlı olarak ortaya çıktığı bir kavramdır.
    Nasıl ki batıda Hıristiyanlığın içi, Protestanlık mezhebi ile boşaltıldıysa, aynı tarz yöntemlerle bu yapılanlar “Ilımlı İslâm” kavramıyla, İslâm dini için uygulanmak istenmekte ve dini yaşanılır kılmaktan uzaklaştırmaktadır.
    İslâm’ın esasından ve ruhundan uzaklaşmış, sosyal, ekonomik ve siyasal hükümlerin uygulanmadığı, sadece vicdan ve bireyin kendisiyle ilgili hükümleri yaşaması gerektiği şeklinde oluşan batıl bir düşünce biçimidir. Daha doğrusu, siyasete, ekonomiye ve sosyal hayata karışmayan ve hiçbir müdahalesi olmayan, camilerde namazla meşgul olan, duasını eden, iyi ya da kötü için bir sözü bulunmayan bir İslâm dini ve bir Müslüman profili amaçlanmaktadır. Bunu Süleyman Demirel, bir konuşmasında en güzel bir şekilde şöyle ifade etmiştir: “Kur’ân’da 6666 âyet vardır. Ahkâm âyetleri 230 küsur kadardır. Bunları uygulamazsak ne olur ki?” Yani 6300 âyeti uyguluyoruz, çoğunluğunu yaşıyoruz. Azıcığını yaşamazsak ne olacak ki, denilmek isteniyor.
    Bunun gibi yaldızlı sözleri şöyle sıralayabiliriz. “Din, bir vicdan işidir.”, “Din, Allah ile kul arasındadır.”, “Din ile siyaset bir arada olmaz, olmamalıdır.”, “Din kutsal, siyaset ise çirkin bir şeydir.” Elbette kutsal olanla, kötü ve çirkin olan yan yana bulunmaz.
    Bu sözlerin muhtevası hakkında birazcık olsun düşünmeye çalışalım. Din, elbette vicdan işidir. Kişi, en son vicdanına danışarak bir dine iman edip etmeyeceğine karar verir. Bu din, hangi din olursa olsun işlem değişmez. Ama karar verdikten sonra iş burada kalmaz. Dinin bütün emirleri ve yasaklarıyla muhatap olur. Artık, vicdandan sonraki aşama, dini bir hayat başlamıştır. Onu, ömrünün son noktasına kadar devam ettirir.
    Kuşkusuz din, Allah ile kulu arasındadır. O ikisi arasına hiçbir aracı giremez. Hele İslâm, bu konunun üzerinde hassasiyetle durur. Hıristiyanlıkta olduğu gibi, Allah ile kul arasına giren “din adamları”, “ruhbanlar” diye bir sınıfı veya buna benzer aracıları kabul etmez. Tabii ki bu söz doğrudur, ama batıl murat edilmiştir. Bunları yazarken, büyük bir âlim ve takva sahibi olan Hz. Ali(r.a.)’nin, hakem olayını kabul etmeyen Hariciler için söylediği şu söz aklıma geldi: “Bu söz, hak/gerçektir. Fakat bununla batıl kastediliyor.” Evet, din Allah ile kul arasında, ama orayla sınırlı kalmıyor. Kulun; kendisiyle, anne-babasıyla, ailesiyle, çocuklarıyla, akrabalarıyla, komşularıyla, hemşerileriyle, yöneticileriyle ve toplumun bütün katmanlarıyla olan ilişkilerini de düzenliyor. Onlarla ilgili yapılması ve yapılmaması gerekenleri vaz’ ediyor ve bir esasa bağlıyor.
    Din ile siyaset bir arada olmaz, olmamalıdır diyenlere gelince, bunu söyleyenler bu sözle neyi amaçladıklarını çok iyi bilmektedirler. Hâlbuki bu iki kavramı incelediğimizde, şu esaslar karşımıza çıkar.

  10. #10

    İslamcilik...

    Kesinlikle yanlış bir ifadedir....

    gelin Kuran ı ve sünneti bu konu ile ilgili olarak aramızda hakem tayin edelim ve bakalım kur anda böyle bir ifade varmı şahsen ben rastlamadım sünnette varmı örneğin Hz Peygamber herhangi birine islamcı demişmi veya yanında böyle bir şey söylendiğinde sessiz kalarak onaylamışmı böyle bir şeyede rastlamadım demekki kesinlikle yanlış bir kullanımdır

    bunun amacının islamın din statüsünün bozulup tahrif edilerek otoritesinin ortadan kaldırılmak olduğunu düşünüyorum bunuda batının ''ılımlı müslümanlar çetesi'' nin çalışmalarının bir ürünü olduğunu düşünüyorum....
    İNSANA SADAKAT YARAŞIR GÖRSEDE İKRAH
    DOĞRULARIN YARDIMCISIDIR HZ.ALLAH.....

  11. #11
    Kayıtsız
    Misafir

    "İslamcılık" ve Müslümanlar

    Efendim "İslamcılık" kavramının neden empoze, asimile etme kültürünün bir parçası olarak algıladığınızı bilmiyorum. Ama şahsi kanaatim bu kavramın bir yerlerden icat edilip önümüze sürüldüğü değil bizzat bizim ürettiğimiz bir kavram olduğudur. Sonuna "cı cılık", "cuculuk" gibi kelimeler için yapılan yorumların tamamını reddetmek mümkün değil. Günümüzde bir takım cemaate ve gurupların sonuna bu kavram geirilmekte ve zaman zaman Müslümanların birbirlerini ötekilerden ayırmak için kullanılmaktadır. Müslüman üst kimliğini hesaba katmadan bunlar yapılmaktadır. Ama ben İslamcılık kavramının bunlardan beri olarak İslamın sadece yeme, içme, uyuma, yaşamaya yorum getiren bir Din olmadığını, İslamın aynı zamnda bir ideoloji, bir hayat gayesi ve amacı olması münasebetiyle her Müslümanın "İslamcı" olmadığı herkesin Müslüman olacağı gibi "İslamcı" olamayacağı bir kavram olduğu kanaatindeyim. Yani bana "İslamcı" kavramı sadece namaz kılan oruç tutan haramdan sakınan bir Müslüman değil aynı zamanda bir ideoloji, bir fikir sahibi insan kavramını çağrıştırıyor. Bu sebeple empoze bir kavram olmadığını düşündüğümü paylaşmak istedim. Elbette "Fikirlerin çarpışmasından hakikatin ışığı doğar.." Bu sebeple tesadüfen girdiğim sayfaya ve tesadüfen rastladığım yazıya yorum yazan arkadaşlarıda ayrı ayrı okudum ve bende kendi düşüncemi paylaşmak istedim. Selamlar..

    Nigar Gümrükçüoğlu

  12. #12
    av.abdullah
    Misafir
    Alıntı Ertuğrul ÖZDEMİR tafarından gönderildi Mesajı Göster
    Başkalarının kurduğu oyun düzeneği içinde oyunun kazanmak imkansızdır.Yeni bir oyun kurgulamaktan başka seçenek yoktur.
    [/B]
    başkalarının kurguladığı oyun diyorsunuz ama bu sözün ucu koca bir ümmetin islam dışı sayılmasına kadar gider. çünkü şimdi kalksak ve biz ancak islami hükümlerle yaşamayı kabul eden ve yazarın dediği gibi hayata dair çözümleri islam içinde arayanları müslüman kabul eden yeni bri oyun kuruyoruz desek bu sefer kelime-i şehadet getirip namaz kılan belki 1 milyar müslümanı islam dışı saymış oluruz. çünkü malumdur ki dünya müslümanları dünya işlerini islama göre düzenlemekten beriler. hele türkiye de çok büyük bir muhafazakar ekseriyet islam dışı bir hayatı benimsemiş ve bunun imanlarına aykırı olmadığına inanıyor.

    o halde iman şartlarını benimsemiş ve namaz kılan bunca insanı islam dışı ilan etmek kimin haddine. bunlara kafir diyebilirmisiniz?

    elbette denilemez. o halde islamı hayatlarına ve dünya işlerine tatbik için çalışan ve bu halleriyle görece müslümanlardan ayrılan insanlar sadece müslüman ismiyle adlandırılamaz. dönemsel bir isme ihtiyaçları vardır.
    aksi taktirde yeni oyun dye bir şey olmaz. iki oyun birbirine karıştırılır.

  13. #13
    Kayıtsız
    Misafir

    islamcılık

    anlamıyorum islamla alıp veremediğiniz ne islamla ilgli ne doğru şekilde ilmihallerden bak öğren ne islamcılığı falan

  14. #14
    Kayıtsız
    Misafir

    Soru ve Cevaplarla

    28/8/2007 - İslâm, Müslümanlar, İslâmcılar




    Merhaba…. Sayın hocam siz 1969 yıllarında Bugün gazetesi çıkarıyordunuz. Baş yazar merhum NECİP FAZIL KISAKÜREK vardı onunla aldınız bir kararla sabahları toplu namazlar kılındı Türkiye nin her bir vilayetinde hatta İzmir de bir camide bomba patlatılmıştı ve o seneler milli gençlik temelleri atılmıştı ve yetişen o nesil iktidarda iktidara gelmek için de 1997 yıllarında Cuma namazları Beyazıt caminden çıkanlar insanlar ellerinde zincirlere vurulmuş kuranı kerim‘ler le polisle çatıştılar o zamanın başbakanı sayın M.YILMAZ demişti ki bu bir irtica hareketidir bir zamanlar Muaviye de hz. Ali ile savaşırken sıffın savaşında mızrakların uçlarında kuran sayfaları ile askerini Hz. Aliye karşı sürmüştü.. o irtica Emevi zihniyeti de bu günde Cuma gösterilerinde devam ediyor kendi istikbal,menfaatleri için dini hatta kuranı kerimi alet ediyorlar. Halkımızın bu konuda duyarlı olması gerektiği söylemişti.. şimdi Müslümanlar iktidarda hocam gözün aydın ne telaşe ediyorsun bize eski Osmanlıyı hatırlatıyorsun elimizdeki Anadolu kaldı oda gidecek parçalanıyor diye. Müslümanız Müslümanlar iktidarda ya boş ver…milli gençlik sizin eseriniz değimliydi bunlar oradan yetişmedi mi? saygılarımla… Hakdost.. not : arzu eden arkadaşlar yorum yazabilirler...

    Soru ve Cevaplarla
    İslâm, Müslümanlar, İslâmcılar


    Soru: İslâm nedir, tarifini yapar mısınız?
    Cevap: İslâm, varlık problemine en isabetli, en uygun, yüzde yüz doğru cevap veren ve yeryüzünde, insan yaratılışına ve fıtratına uygun bir barış sistemi ve medeniyet kurulmasını öngören ilahî sistem ve nizamdır. Kendisine bağlanan ve hükümlerini uygulayan insanlara ebedî mutluluk kazandırır.
    Soru: Varlık problemi ne demektir? devamını okumak isterseniz http://hakdost.blogcu.com/4030378/ veya...Mehmet Şevket Eygi
    Milli Gazete, 18-20 Eylül 2005
    buraya tıklayınız...Mehmet Şevket Eygi burada geniş açıklamalar var...
    Milli Gazete, 18-20 Eylül 2005

  15. #15
    Kayıtsız
    Misafir

    İslamcılık doğru bir ifade değildir.

    İslamcılık Doğru Bir İfade Değildir.

    İslamcılık, belki, kendilerini ilerici ve devrimci olarak gösteren fakat gerçekte Türk'ün dinine, imanına, kültürüne ve herşeyine düşman olan Batı emperyalizminin emrindeki bazı kişilere karşı bir tepki olarak doğmuş olabilir. Ancak kanımca kavramın sonundaki "cılık" biraz bu işin ticaretini yapma gibi bir şeyi çağrıştırmaktadır. Örneğin demirci, ekmekçi, peynirci v.b. Ayrıca basında kendisini İslamcı yazar olarak tanıtan bazı kişiler, II. Cumhuriyetçilerle birlikte sözde İslamcı gazetelerde birlikte yazılar yazmakta ve onlarla aynı düşünceleri payşayarak Batı emperyalizmine hizmet ettikleri için tefeci Soros'tan para da almaktadırlar. Ben bunların isimlerini burada zikretmek istemiyorum. Bunların kim olduklarını merak edenler yazar Mustafa Yıldırım'ın "Sivil Örümceğin Ağı" adlı kitabına bakabilirler. Bunlardan bir tanesi geçmişte "Bilderberg toplantılara katılanların zihinsel birer fahişe oldukları"nı yazmıştı. Fakat kendisi geçen sene Kanada'da yapılan toplantıya katıldı. Bu duruma baktığımızda da şunu sormadan edemiyoruz. Acaba İslamcılık, Batı emperyalizmi tarafından onun çıkarlarına hizmet etmek için mi icat edilmiştir?

    Ayrıca İslam olmakla İslamcı olmak birbirinden farklı mıdır? Eğer farklı değilse "İslam varken" İslamcılık demeye ne gerek vardır?

    Sonuç olarak kanımca bir insan, İslam veya Müslüman olur fakat İslamcı olamaz. Çünkü Türkiye'de milyonlarca insan Müslümandır ve Müslümanlığa Allah rızası için bağlıdır, bundan bir çıkar beklemez.
    Prof. Dr. İbrahim Arslanoğlu

  16. #16
    Kayıtsız
    Misafir

    arkadaşlar,havanda şu döğmeyi bırakın.

    abd, projeşi ılımlı işlam dururken, neden havanda şu döğüyorşunuz.layt işlamı, beğenmediniz mi.

  17. #17
    DERİN DÜŞÜNEN
    Misafir

    Kuran HerŞeyİ Tanimliyor

    Yeryüzündeki herangi bir hareket ve oluşu tanımlayabilmek için Kuran'ı baştan sona surekli okumak yeterli olacaktır. Her türlü davranış kalıbını orada görebilirsiniz.

    Diyelim ki Allah'ın rızasına en fazlasıyla uymak maksadıyla Kuran'ı okumaya başlayarak yola çıktık; Yüce Rabbimizden korkarak Kuran'a eksiksiz uyma çabasına girdik. Mucizeler hemen oluşmaya başlar. Allah'ın emirlerini Peygamberlerin tecrübelerine katarak çevrede tebliğe başlarız. Daha ilk adımı attığınızda, ilk tebliğ yaptığınız insanlardan ''Fazla dalma, kafayı yersin'' dediklerini duyarsınız. Hatta arkanızdan deli olduğunuzu söyleyen ve dedikodunuzu yapanları haber alırsınız. Bu şevkinizi arttırır çünki Kuran'da halk tarafından aynı iftiranın atıldığının bildirilmiş olması şevkinizi arttırır. Kuran'ı çok dikkatli okumaya devam edersiniz. Allah'a tam tevekkül ve içten yalvarışla devam ederken, sizden öncekilerin başınıza geldiğini görerek ümitlenirsiniz. Allah'ın kitabından ve emirlerinden asla taviz vermezsiniz.

    Şimdi çevreye baktığınızda hangi oluşumda bir peygamber izi görüyorsunuz? Hangi kuruluş Kuran'in hangi ayetlerine uymuş? Ya şahıslar...Kuran'dan verdikleri tavizlerin haddi hesabı yok. Toplumun çoğunluğu ile arasının bozulmaması için tavizler veriyor. Halbuki Kuran'da yazdığı gibi ''İnsanların çoğu hüsrandadır''...

    Yani İslam'cılık adı altında bir hareket varsa, bunun ne kadar İslam'la alakadar olduğunu anlamak için Kuran'ı açıp, Hz. Musa, Hz.Yusuf, Hz.Yunus, Hz. İbrahim, Hz. Muhammed, Hz. İsa ve diğer bütün Peygamberlerimizin yaşadıklarıyla ne kadar bağdaştıklarına bakmalı.

    Deliller anlayabildiğimiz dillerdeki Kuran'dadır. Keskin görüş'e ulaşmak içten bir dua kadar yakın, şeytanın bulaştığı art niyet kadar uzaktır.

    Saygılar, Sevgiler

  18. #18
    mehmet selim polat
    Misafir

    Ben İslamciyim

    Türkçe yozlaştırıldığı gibi, Dini terimlerde yozlaştırıldı.
    Ben Müslümanım.
    Ben Hizbullahçıyım.
    Ben İslamcıyım
    Kimsenin ne düşünmesi önemli değil.
    Elektirikle oğraşana,Elektirikçi denir.
    Su işleriyle oğraşana sucu denir.
    İslamla oğraşanada İslamcı denir.

  19. #19
    mehmet selim polat
    Misafir

    Lütfen İslamı bilmeyen yazmasın

    Bu cak,cuk,a karşı olanların delilleri ne?.
    Ali İmran suresine baksınlar.
    Hizbullah=Allah taraftarı demektir.
    islamı Dandik Türkçeye çevirince tabiiki cak,cık,cuklar olur.
    Müslüman=İslamcı demektir.Başkada manası yoktur.

  20. #20
    Kayıtsız
    Misafir

    Cak Cuk Larin Delİlİ

    Cak Cuklara karşı deliller Kuran da var kardeşim. Kuran'a uymayan adamların konuşma tarzından bile tanınabileceği Yüce Allah'ın kitabında yazıyor. Kimin ne olduğunu Kuran'a aykırılığından, sarfettiği kelimelerden, duruşundan, kabalığından, ağzından tatlı bir söz çıkmayışından bile anlarsın. Tartışmacılık, kıskançlık, kibir v.s

    Oysa Yüce Rabbimiz güzel davranışları emretmiştir. O ne güzel mevladır. O din gününün malikidir. Eğer niyet düzelirse Allah bağışlaması bol olandır.

+ Konuyu Yanıtla
4 / 1 1234 SonSon

Tags for this Thread

Yer İmleri

Gönderme Kuralları

  • You may not post new threads
  • You may post replies
  • You may not post attachments
  • You may edit your posts
  •