6 sonuçtan 1 --- 6 arası gösteriliyor

Konu: Kiyamet Alametlerİ

  1. #1

    ahir zaman hadisleri

    A H İ R Z A M A N HADİSLERİ

    Peygamberimiz bazı hadislerinde ümmetinin ömrünün binbeşyüz seneyi geçmeyeceğini söylüyor.Ve ahirzaman olarak belirtilen son safhada da yaşanacak kıyamet alametlerrini sıralıyor.Aşağıdaki yazıda,Peygamber Efendimiz(s.a.v .)'in 14 asır önce haber verdiği bu alametleri okuyacaksınız........

    *İnsanların başına bir zaman gelecek ki ,onlardan faiz yemiyen kalmayacak yemese bile tozu mutlaka bulaşacaktır.

    *Bir çok kişi az bi dünyalık zarfında dinini feda edecektir.

    *Kazanç,belirli kişiler arsında dolaşacak,dar gelirliler açlık ve sıkıntıya düşecekler.

    *Fitne her veve girecek ve tecrübesiz gençler başa geçecekler.

    *Kur'an'dan bir resim,islam'dan bir isim,Müslümandan bir cisim kalacak.

    *Üç şey çok kıymetlenecek;Helâl para,kendisiyle amel edinen sünnet ve candan bir dost.

    *Ecnebiler çokğalacak ve müslümanlara galebe edecekler.

    *Sonradan gelen nesiller ,önceden gelenlere sövüp sayacaklar.

    *Mihnet,bela,musibet artacak,rahat ve huzur kalmayacak,kimse eliyle bunları önleyemeyecek.

    *Köylüler şehirlere akın edecekler ve ne idüğü belirsiz deve çobanları,bina yaptırmakta birbirleriyle yarışacaklar.

    *Bir Müslüman koyundan daha âciz olacak,hor ve hakir görülecek.

    *İlim azalacak,cehalet,anarşi ve cinayetler artacak,adam öldürmek hafif bir suç sayılacak.

    *Hilesiz iş yapılamayacak,tacirler ve yazrlar artacak kalem bollaşacak.

    *Kişi elbisesini sakındığı kadar dinini sakınmayacak ve fakirler de namaz kılmayacak.

    *Akrabalık bağları kopacak ve selam,sadece tanıdık olanlara verilercek.

    *Zenginler ticaret için,hafızlar riya ve gösteriş için hacccca gidecekler.

    *Büyükleri merhametsiz küçükleri hürmetsiz olacak;çocukları terbiye,köpekleri terbiyeden daha zor olacak.

    *İnsanlar kötülüklerden birbirlerini sakındırmayacak ve iyiliği emretmeyecekler.

    *Minareler çoğalacak,camiler süslenip ziynetlenecek(kkilise ve havralar

    gibi) ve içlerinden yüksek sesler gelecek.

    *Hainlere emin,emin olanlara hain denilecek ve ''şurada emin bir insan vardır''denilecek kadar emin insan sayısı azlacak.

    *Kişiye ,şerrinden korkulduğu için ikramda bulunulacak.Görünüşte dost fakar esasında düşman sayısı artacak,sözler hep yalan ve birbirine muhalif olacak,amir ve memur çok ,doğru iş yapan az olacak.

    *Yıldızlar(fal)doğrulanacak ve kader yalanlanacak.

    *Allah ü Teâlâ apaçık inkar edilecek.

    *Âlicenaplık,izzet-i ikram ve cömertlik duyguları kaybolacak ve haklar para karşılığı satılır hale gelecek.

    *Cemaatin inanacı zayıf,ibadeti taklit olacak,hafızlar çok ama âlim bulunmayacak.

    *Zenginlere itibar edilecek,cimrilik artacak,zekat ağır bir borç olarak kabul edilecek.

    *Âlimler para ve dünyalık karşılığında ilim öğretecek,ahiret ameli ile dünyalık talep edecekler.

    *Dinden garı hususlar için öğrenim yapılacak.

    *Erkekler kendilerini kadınlara,kadınlar da erkeklere benzeyecekler.

    *Erkekler erkeklerle ,kadınlar kadınlarla münasebetsiz alakalar kuracak.

    *Her tarafta şarkıcı ve çalgıcı kadınlar zuhur edcek.

    *Söz kadınlarda olacak ve zina yaygınlaşacak.

    *Kadınlar,saçları deve hörgücü gibi ,sokaklarda dolaşacaklar.

    *Haram işlemeyi kolaylaştıran imkanlar artacak,gençler günah işlemeye ve kötülük yapmaya çok meyledecekler.

    *İmanı kalpte tutmak,kor ateşi elde tutmaktan daha zor olacak,kişi gece mü'min yatacak sabah kafir olarak kalkacak veya bunu tersi olcak.

    *İçkiyi devletler teşkil edecekler ve muhteliif isimler altında içilecekler.

    *Dünya işlerine dalıp ahiret işleri unutulacak,Allah'ın kitabıyla hükmetmek ayıp sayılacak.

    *Büyük ve gösterişli binalar yapılacak ve bunlardan dolayı sokaklar daralacak.

    *Yırtıcı hayvanların derileri tabaklanarak çeşitli giyim eşyası yapılacak.

    *SAbah giyinen elbise başka akşam giyinen elbise başkaolacak.Önünüze yemeklerden biri gelip diğeri gidecek ve Kabe'nin örtüldüğü gibi evlerimizin duvarları da halılarla süslenecek.

    *Ümmetimin erkekleri şişmanlayacak ve semizleşecekler.

    *Dedikodu yaygın bir hal alacak.

    *Herkes ''kazanamadığından ve geçinemediğinden ''şikayetçi olacak.

    *Yalancı şahitlik ve boşanmalar artacak,ani ölümler sık görülecek.

    *Mal çoğalıp sel gibi akacak,mal sahibi malına tapacak ve tüccarların çoğu hilekar olacak.

    *Kişi karısına itaat edip anasına asi olacak ve arkadaşına yaklaşıp babasından uzaklaşacak.

    *Gönüller birbirini sevmez olacak,dince ve dünyalık işlerde muhtelif görüşler belirlenecek,kardeşler bile dinde ve mezheplerde ihtilaf edecekler.

    *İmar edilen şeyler harap edilecek,harap olanlar ise imar edilecek.

    *Fazıklar başa geçecek ve konuşmasını bilmeyenler halka hitap edecekler.

    *Arap arazisinin çölleri ,nehirlere ve çöllere kavuşacak.

    *Faize alış-veriş;rüşvete hediye denecek,tefecilik artacak,helal-haram unutulacak,para gelsin de nerden gelirse gelsin dencek.

    *Zaman kısalacak.Bir sene bir ay gibi,bir ay bir hafta gibi,bir hafta bir gün gibi geçecek,bir günün geçmesi ise bir yuaprağın yanması kadar çabuklaşacak,hiçbir şeyde bereket kalmayacak.

    KAYNAKLAR:

    1.Riyâzüs-Salihîn.İmam Nebevi Terc:Mehmed Emre 2.Tezkiret-ül-Kurtubî.İmam Şaranî 3.Kıyamet almametleri Ramuz el-Ehadis'ten Dersler 4.Kitab ül-Keşf,Celaleddin-i Suyuti,El yazma eser Süleymaniye Kütüphanesi 5.Kıyamet alametleri,Muhammet el-Hüseyni. Terc:Naim erdoğan.

  2. #2

    Kiyamet Alametlerİ

    Kuran’da dünyamızın da bir sonu olduğu söylenir. Dünyamızın sonu ve bundan sonra başlayan süreç “saat” veya “kıyamet” olarak tarif edilir. Kıyamet alametlerinden kasıt da bu oluşuma yakın zaman diliminde olacak olaylardır. Dolayısıyla bu olayları görmek kı-yametin yakın olduğunun habercisi olacaktır. Kuran’da olmayan izahların halka nasıl yutturulduğunu ve din adına uydurulan hurafeleri gösterebilmek için bu bölümde “ Kıyamet Alametlerini” işleye-ceğiz. Kıyamet alametlerini işlerken ilk önce Kuran’da hiç geçmemesine rağmen gerçekleşmesine inanmanın İslam’ın şartı, inanmamanın kafirlik olarak ilan edildiği konulardan 1- Mehdilik, 2- Deccaliyet, 3Hz. İsa’nın yeniden gelişini işleyeceğiz. Daha sonra ise Kuran’da bir iki ayette bahsedilen, fakat hadislerde yüzlerce yalanla şişirilen konulardan 4- Yecuc-Mecuc ve 5- Dabbe konularına değineceğiz.

    MEHDİLİK VE DECCALİYET

    Mehdi kıyamet alametleri içinde en popüler olan, hakkında en çok hadis uydurulan ve en çok istismar edilen karakterdir. Hadisler kullanılarak oluşturulan bu karakterin kıyamete yakın dünyaya ge-leceğine, herkesi yenip dünyaya hakim olacağına, daha sonra gelecek Hz. İsa ile buluşup dünyayı yöneteceğine, bunları gerçekleştirmek için ise Deccal ile savaşacağına inanılır. Hadislere göre Mehdi kadar, Mehdi’nin talebeleri de üstün yeteneklere sahip sıra dışı kişilerdir. Tüm bu yeteneklere sahip olabilmek, kendi şeyhinin, ken-di liderinin Mehdi olduğunu ispat edebilmek için binlerce hadis uydurulmuştur. Bu yüzden Mehdi’nin dış görünüşü hakkında, yapacakları hakkında, çıkacağı yer hakkında birbiriyle çelişen birçok ha-dis vardır. Mesela bir hadise göre Mehdi Şam’dan çıkacakken, di-ğerine göre Kufe’den, bir diğerine göre İstanbul’dan, bir başka hadise göreyse Medine’den çıkacaktır. İlk nesiller kendi şeyh ve liderini Mehdi çıkarmak için o kadar çok hadis uydurmuşlardır ki son-raki nesillerin hadis uydurmasına gerek kalmamıştır. Bu nesiller de kendi liderlerine uyan hadisleri doğru kabul etmiş, diğer hadisleri yorumla saptırmış veya yalanlamışlardır. Örneğin liderleri küçük burunluysa, “Mehdi küçük burunludur” hadisini kabul etmişler, Mehdi’nin gaga burunlu olduğuna dair hadisleri gözardı veya inkar etmişlerdir. Bu yüzden İslam aleminde Mehdi enflasyonu yaşan-mıştır. Şu anda Mehdi sanılan bir dîni grup lideri var mı diye sorulabilir. Buna cevabımız “Acaba hangi grup kendi liderini Mehdi sanmıyor ki!” şeklindedir.

    HER TARAF MEHDİ KAYNIYOR

    Gerek Türkiye’deki, gerek İslam alemindeki gelenekçi cemaatleri iyi tahlil etmemiz için Mehdilik olgusunu iyice kavramamız gerekmektedir. Biz Türkiye’deki bizce en büyük olan on geleneksel İslami cemaati bir kenara yazdık ve sonra bunların hangisinin şeyhini, liderini Mehdi zannettiğini araştırdık. Sonuçta tamama yakı-nının kendi şeyhini, liderini Mehdi sandığını gördük. Bu da gerçek manada İslami cemaatleri kavramak için Mehdiyet olayını bilmenin ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. (Unutmayın ki cemaatlerin büyük bir kısmı Mehdiyet konusunda açık konuşmaz. Bu konuyla ilgili bilgileri kendi içine girenlere bile hemen açıklamazlar.

    Birçok cemaatte bu bilgileri açıklayan şeyhin kendisi değil, onun en yakın halkası olmaktadır.) Hadislerde Mehdi’nin kendisinin bile Mehdi olduğunu söylemeyeceği de nakil edilir. Cemaatler bu hadisi liderlerinin Mehdiyetini gizlice, kulaktan kulağa, basının ve diğer kuruluşların önünde belli etmeden yaymalarının daha iyi olduğuna işaret kabul ederler. Mehdiyet bir cemaate büyük bir kuvvet verir. Liderinin; 1400 yıl önce tarif edilen, bazı Peygamberlerle eşit üstünlükte olan, dünyaya hakim olacak kişi olması, liderin müritlerinde çok güçlü bir bağlılık oluşturur. Bu bağlılıkla müritler tüm enerjilerini, tüm paralarını, tüm olanaklarını şeyhin eline teslim ederler. Şeyhin hiçbir lafını tartışmayı bile düşünemezler. 1400 yıl önce hadislerle müjdelenmiş, dünyayı fethedecek Mehdi’ye karşı gelmek kimin haddine düşmüştür? Liderini Mehdi diye yüceltenler, Meh-di’nin talebeleri olma vasfıyla 1400 yıl önceki hadislerde müjdelendikleriyle uyutulurlar. Mehdi’nin halife olacağına dair izahlar, grup liderlerinin uzun vadeli ayaklanma, darbe gibi organizasyonlarla halifeliğe oturtulması gerektiğine dair planları da düşündürür. İslam tarihi kendini Mehdi sanıp ayaklanmalar çıkartmış ve yüzlerce kişinin ölümüne sebep olmuş şizofrenlerin örnekleriyle doludur. (Kubilay vakasında olduğu gibi)

    HUMEYNİ’NİN MEHDİLİKTEN GELEN GÜCÜ

    Şiilik’te Mehdilik konusu imanın şartlarındandır. Şiilik’teki bu konuya atfedilen önem Sünniliğin de üstündedir. Mehdinin hicri 256’da doğan Hasan Askeri’nin oğlu Muhammed olduğu, ortadan kaybolduğu ve günü gelince meydana çıkıp vazifeyi alacağı inancı Şiiliğin temel inançlarındandır. Şu anda hicri 1400’lü yıllarda oldu-ğumuz düşünülürse Şiiler’in temel inancına göre Mehdi 1100 yıl-dan fazla bir süredir bizle saklambaç oynayan bir kişidir. Geleneksel İslamcılar içinde kalabalık bir kitleyi temsil eden Şiiler’in bu inancı geleneksel kitlelerin aklı nasıl bir kenara bırakıp, Kuran yerine mezheplere, hem de en saçma izahlarına rağmen tabi olabildiklerini göstermektedir. Şii yönetimleri ve İran devrimini tahlil etmek için de Mehdilik konusunun bilinmesi çok önemlidir. Şiiler’e göre Mehdi ortaya çıkıncaya kadar onun vekilleri hüküm sürecektir ve vekillere itaatsizlik, Mehdi’ye itaatsizliktir, Mehdi’ye itaatsizlik ise Allah’a isyandır. Ayetullah Humeyni de Mehdi’nin bir dönemdeki vekili kabul edilmekteydi. Böylece Ayetullah Humeyni halkı kontrol edecek ve yönlendirecek kuvveti Mehdi vekilliğinden alıyordu. Humeyni’ye itaat Şii inancında farzdı. İran devriminde halkın bölünmeden tek kaynaktan büyük bir bağlılıkla idare edilip ayaklanmasının altında da Mehdiyet inancı vardır. Yani yakın tarihte önemli yeri olan Şii- İran devrimini iyi anlamanın yolu da Mehdiyet konusunu iyi analiz etmekten geçmektedir. Şiilik’te, Sunni-lik’teki binlerce Mehdi’ye karşı tek bir saklambaç oynayan Mehdi vardır, fakat bu Mehdi’nin Humeyni gibi vekilleri bile sırf bu vekaletten dolayı ihtilal yapacak gücü ellerinde bulundurmuşlardır.

    ÖLÜ DİRİLTEN DECCAL

    Deccal ise Mehdi’nin savaşacağı kişidir. Şeyhini Mehdi ilan edenler şeyhine karşı çıkan veya şeyhin yaşadığı devirde karşı fikirlere sahip bir kişiyi Deccal ilan ediverirler. Böylece Mehdiyete hizmeti ibadet sananlar, Deccaliyetin ordu veya fikir sistemiyle savaşı da ibadet sayarlar. Hadislerde bir Mehdi, bir Deccal tarifi varken binlerce kişinin Mehdi ve onlara karşı binlerce kişinin Deccal ilan edilmesi konunun nasıl zıvanadan çıktığını gösterir. Deccal hakkın-daki hadislerde Deccal’in cenneti ve cehennemi olduğu, ölüleri di-rilttiği, alnında kafir yazdığı, kör olduğu, yeryüzünde gelmiş geçmiş en büyük fitne olduğu anlatılır.

    Örneğin Türkiye’deki Nurculuğun kurucusu Said Nursi, kendisini Mehdi’nin öncüsü bir Mehdi olarak göstermektedir. Eserlerinde kendine ve yazdığı kitaplara Mehdiyet vazifesinin en önemli safhasını yükleyen Said Nursi, Deccal olaraksa Atatürk’ü gösterir. Kitabında uydurmalarla dolu hadisleri nasıl Atatürk’e uygun bir şekilde yorumladığına şahitlik edebilirsiniz. Hadiste “Deccal’in alnın-da kafir yazar.” denir. Said Nursi bununla şapka giyilmesini anlar. Hadiste uzun bir eşekten bahsedilir, Nursi bununla treni anlar. Deccal’in Cennet ve Cehenneminden ise Cumhuriyet döneminde tertiplenen eğlenceler ile cennet, muhalefetin hapse atılmasıyla, vb. Cehennem anlaşılır. (Said Nursi, Risale-i Nur Külliyatı, Şualar, 5. Şua) Türkiye’deki en büyük Ehli Sünnet cemaatin lideri böylece Deccal’i bularak kendi Mehdi’liğini iyice tasdik eder. Said Nursi ölünce bölünen Nurcu cemaatlerin başına gelenlerin en önemlileri de bu cemaatlerdeki kimi şahıslarca Mehdi sanılmaktadırlar. Tür-kiye’nin ikinci büyük cemaati Süleymancılık da kurucusu Süleyman Hilmi Tunahan’ı Mehdi kabul eder. Deccal hakkındaki görüşleri ise Nurcular ile aynıdır. Süleyman Hilmi Tunahan’ın mirasçısı da ayrıca Mehdi sanılır. Türkiye’deki en büyük tarikatların kurucuları ve sonraki birçok vekil için de manzara pek farklı değildir. Bu cemaatler değişik Mehdi alternatiflerine karşı Atatürk’ün Deccalli-ğinde neredeyse söz birliği yaparlar. Bunun en önemli sebebi Sun-niliğin en kutsal kurumu olduğuna inandıkları halifeliğin Atatürk tarafından kaldırılmasıdır. Oysa Kuran’da ne halifelik diye bir müessese anlatılır (30. Bölüm’ü okuyunuz), ne şapka giyenin kafir ol-duğu söylenir... Tüm bu Mehdi, Deccal çıkarımları ve bununla ilintili yorumların Kuran ile alakası yoktur.

    Kuran’ın Mehdi ve Deccal hakkında ne dediğinin cevabı koca bir hiçtir. Yani Kuran’da tek bir ayette bile geçmeyen bu karakterler yüzünden binlerce Mehdilerin peşine düşülmüş, birçok gele-nekçiliğin düşmanı Deccal diye lanetlenmiştir. Binlerce kişinin kanı dökülmüş, adeta bir İslam mitolojisi oluşturulmaya çalışılmıştır. Her devirde gelecekmiş gibi beklenen Mehdi kişileri tembelliğe itmiş, birçok Mehdi bekleyicisi kendi ürettikleriyle kurtuluşu araya-caklarına, kurtuluşu gelecek Mehdilerden ummuşlardır. Ayrıca mezhepçiler, içinde bulundukları zayıf, hükmedilen,bilimsel olarak geri durumun günahını da kendilerinde arayıp kendilerini düzelteceklerine, uydurma Deccallere suçu yükleyip kurtulmuşlardır.

    HZ. İSA’NIN YENİDEN GELİŞİ İDDİASI

    Kuran’da yer almamasına rağmen ortaya atılan iddialardan biri de Hz. İsa’nın kıyamette yeniden geleceğidir. Hadislerde Hz. İsa’nın Şam’ın doğusunda beyaz minareye geleceği, Mehdi ile buluşacağı, Deccali öldüreceği anlatılır. 12. bölümde bazı hadis uydurucuları anlatılırken geniş yer verdiğimiz Ebu Hureyre’nin, Buhari ve Müslim gibi gelenekçilerin en güvendikleri iki kaynaktaki bir hadisi şöyledir: “ Allah’a yemin ederim ki İsa’nın adil bir hakem olarak ara-nıza inmesi yakınlaşmıştır. O indiğinde haçları kırıp domuzları öldürür, cizyeyi kaldırıp maymunu öldürür ve İslam’dan başkasını kabul etmez.” Hıristiyanlık’tan ilk devirlerde dinimize geçenlerin yay-dığını sandığımız bu uydurma, Kuran ayetleriyle de uyuşmaz.

    Allah şunu demişti: Ey İsa, seni vefat ettireceğim, seni ken-dime yükselteceğim, seni inkar edenlerden ayıracağım...

    3- Ali İmran Suresi 55

    Hüseyin Atay bu ayete göndermeler yaparak şu açıklamayı yapar: “ Hz. İsa hakkında Kuran-ı Kerim’in verdiği bilgi içinde onun öldü-ğü fakat öldürülmediği bilinmektedir. Bunlara göre Hz. İsa ölmüştür, hayatta değildir ve dünyaya dönmeyecektir. Hadislerle iman esasları sabit olmaz ve Kuran’a ilave yapılamaz. Hıristiyan kültünden ve kültüründen, Hz. Muhammed’in vefatından sonra İslam literatürüne geçen hikayelerden birinde; Hz. İsa’nın ölmediği, göğe çıkarıl-dığı ve kıyamet kopmadan dünyaya Şam’daki minareden ineceği an-latılmaya başlanmıştır. Hıristiyan mitolojisi İslamlaştırılarak Müslü-manlar’ın inançları arasına sokulmuştur. Öyle ki buna inanmayanlar, aklı başında sanılanlar tarafından bile kafirlikle itham edilmektedirler.” (Hüseyin Atay, Kuran’a Göre Araştırmalar, sayfa 53)

    Muhammed sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değil-dir. O Allah’ın elçisi ve Peygamberler’in sonuncusudur.

    33-Ahzab Suresi 40

    Ayetten Peygamberimiz’in son Peygamber olduğunu anlıyoruz. Kuran’da Hz. İsa’nın da Peygamber olduğu geçtiğine göre, Pey-gamberimiz’den sonra Hz. İsa’nın gelişi Kuran’ın bu ayetiyle çelişir.

    Selam üzerimedir doğduğum gün, öleceğim gün ve diri olarak kaldırılacağım gün.

    19-Meryem Suresi 33

    Meryem suresinde, Hz. İsa’nın ağzından nakledilen yukarıdaki sözlerde, Hz. İsa’nın üç önemli gününden bahsedilir. Görüldüğü gibi bu günler sayılırken Hz. İsa’nın kıyamette dünyaya yeniden ge-leceği şeklinde bir günden bahsedilmez. Eğer böyle bir gün olsaydı, elbette ki bu da yalanlarla dolu hadislere bırakılmadan, şüpheye yer bırakmayacak şekilde Kuran’da belirtilirdi.

    Ne yazık ki Kuran’ın belirtmediği ve Kuran ile çelişen Hz. İsa’nın gelişi hikayesi, yüzlerce sahte İsa’nın çıkışına yol açmıştır. Sahte Mehdi enflasyonu gibi, sahte İsa enflasyonu da akıl hastanelerimizin önemli vakalarına baz teşkil etmiştir.

    YECUC MECUC

    Yecuc Mecuc, Kuran’da bahsedilen bir kavmin ismidir. Mehdiyet, Deccaliyet, Hz. İsa’nın yeniden dünyaya geleceği Kuran’da yer almamasına karşın kıyamet alametleri olarak anlatılırken, Yecuc Mecuc konusunda Kuran’da olmayan, Kuran’a uymayan saçma izahlar, Kuran’da geçen Yecuc Mecuc konusunu detaylandırmak için anlatılmıştır. Yecuc Mecuc, Kuran’da iki surede şu şekilde geçmektedir:

    93-İki setin arasına kadar ulaştı, onların önünde hemen hemen hiçbir sözü kavramayan bir kavim buldu.

    94-Dediler ki “Ey Zulkarneyn, Yecuc Mecuc bu yerde bozgunculuk yapıyorlar. Onlarla bizim aramızda bir set inşa etmen için sana vergi verelim mi?”

    95-Dedi ki “Rabbimin beni içinde tuttuğu imkan ve güç daha üstündür. Siz bana bedensel güçle yardım edin de sizinle onlar arasında sapasağlam bir engel yapayım.”

    96-“Bana demir kütleleri getirin. İki ucu eşit düzeye gelince körükleyin.” dedi. Onu ateş haline getirince “Ba-na erimiş bakır getirin dökeyim” dedi.

    97-Artık onu ne aşabildiler ne de delebildiler.

    98-Dedi ki “ Bu benim Rabbimden bir rahmettir. Rabbi-min vaadi gelince onu yerle bir eder. Ve Rabbimin vaadi haktır.”

    18- Kehf Suresi 93-98

    96-Yecuc ve Mecuc’un önü açıldığı zaman onlar her tepeden akın ederler.

    97-Gerçek olan vaat yaklaşmıştır. İnkar edenlerin gözleri birden donup kalmıştır. “ Vay başımıza! Biz bundan gafil bulunuyorduk. Hayır, biz zalimlerdik.”

    21-Enbiya Suresi 96-97

    Yecuc Mecuc’un Kuran’da geçtiği ayetleri, bu konuya ilave ya-pılan uydurmalarla ayırt edebilmeniz için yazdık. Bir izaha göre Yecuc Mecuc Hz. Adem’in rüyalanması sonucu toprağa akan spermlerden oluşmuş bir millettir. Yecuc Mecuc’un toprağın altında bir karış boyunda bir millet olduğu, kıyamete yakın yeryüzüne çıkaca-ğı diğer bir açıklamadır. İbni Abbas’ın rivayetine dayanan bu son hadise karşı İbni Ebi Hatem Şueyh’in hadisi ise şöyledir: “ Onlar üç sınıftır. Birinci sınıf büyük ağaç gibidir. İkinci sınıf dört arşın uzunluk ve dört arşın da genişliktedir. Üçüncü sınıf da kulaklarından birini yatak edip ikincisini yorgan yapıyorlar.” Tüm bu birbirleriyle çelişkili nakillerinden daha ilginci ise Yecuc Mecuc’un Türkler olarak tarif edilmesidir. Yecuc Mecuc’u aşağılayan tüm hadislerin ara-sına Yecuc Mecuc’un Türkler olduğu izahının girmesi, Türk düşmanı Arap milliyetçiliğinin hadis uydurmada nasıl etkin olduğunu göstermektedir.

    KURAN’DAKİ YECUC MECUC HAKKINDAKİ TAHMİNİMİZ

    Yecuc Mecuc’un ne olabileceği hakkındaki tahminimiz şöyledir. Öncelikle şunu belirtelim ki bu tahminimiz sadece yukarıdaki ayetlerden neticeye gitme çabamızın bir sonucudur. Dünyadaki en önemli setsel yapı Çin Seddi’dir ve uzaydan bile görünmektedir.

    Enbiya 96’da ise Yecuc Mecuc’un her tepeden akışının belirtilmesiyle kalabalıklığa işaret edilmiştir ki seddin bulunduğu bölgedeki Çin de gerçekten dünyanın en kalabalık ülkesidir. Ayrıca Allah’ın gönderdiği İslamiyet, Hıristiyanlık ve Musevilik gibi hak dinlerinin büyük bir yüzdeyle kabul edilmediği Çin, aynı zamanda ortak koş-manın en yaygın olduğu beldedir. Kehf 93, 94’te Yecuc Mecuc’un bozguncu tavrı geçer, ayrıca Zulkarneyn gibi inançlı bir kişinin on-ların karşı tarafında olması da hak bir dine mensup olmadıklarına işaret eder. Ayrıca Yecuc Mecuc’un Zulkarneyn dönemi gibi eski bir zamanda varolduğunun anlatılması ve kıyamete yakın dünyayı kaplayacaklarına işaret edilmesi, Yecuc ve Mecuc’un halihazırda mevcut bir kavim olduğunu gösterir. Çin ve etrafındaki ortak koşan milletler kadar hiçbir milletin Kuran’da geçen Yecuc ve Mecuc ile ilgili ayetlerle örtüşemeyeceği düşüncesindeyiz. 18 Kehf Suresi 93. ayetten Zulkarneyn’in seti yaptığı bölgeye geldiğinde daha evvel de aynı bölgede setler olduğunu anlıyoruz. Çin Seddi’nde de aynı şekilde ayrı dönemlerde yapılan ayrı setlerin varlığı bilinmektedir. (Eğer tahminimiz doğruysa bu setsel yapıların hangi bölümünün Zulkarneyn tarafından yapılmış olabileceğini araştırmak gerekir.) Ayrıca Çin ile ilgili hazırlanan yeni çalışmalar okunursa gerek nükleer gücü, gerek ekonomik olarak büyüme hızıyla Çin’in yakın bir gelecekte dünyada çok önemli bir rol oynaması beklenmektedir. Tüm bu bulguların eşiğinde set denince dünyada akla gelen tek yapı olan, binlerce yıllık Çin seddinin (ayetlerdeki diğer tanımlarla da örtüştüğü için) kıyamete yakın yıkılacağını ve bu yıkımın kıyametin yaklaştığının bir alameti(işareti) olacağını sanıyoruz. Dünyada Çin Seddi dışında hangi set yıkılırsa ses getirebilir? Çin Seddi haricinde insanların bildiği, kavimlerin korunması için yapılmış hangi set vardır? Üstelik bu set binlerce yıl önce inşa edilmiş olmasıyla ve ha-lihazırda mevcudiyetini devam ettirmesiyle de ayetlere uygun düşüyor. Allah’ın vaadi gelince bir setin yıkılışından bahsedilince; bu se-tin yıkılmasının, Dünyada önemli bir olay olmasını bekliyoruz. Çin Seddi dışında dünyada bilinen önemli bir set yoktur ki yıkılınca önemli bir olay gerçekleşmiş olsun. Her şeyin en doğrusunu Allah bilir. Asıl konumuzdan daha fazla sapmamak için bu konuyu burada kesiyoruz. Dediğimiz gibi kıyamet alametleri ile ilgili bir tahmin yapılacaksa o tahmin sırf Kuran ayetlerine bakılarak yapılmalı ve uydurma hadisler göz önünde tutulmamalıdır.

    DABBE

    Kuran’da tek bir ayette geçen Dabbe aynı Yecuc ve Mecuc gibi uydurma, mitolojik hadislerle anlatılarak sunulmaya çalışılmış ve her seferinde olduğu gibi ortaya çıkan tablo rezillik olmuştur. Önce Kuran’da geçen dabbe ile ilgili ayeti görelim:

    O söz başlarına geldiği zaman onlara yerden bir Dabbe çı-karırız. O da insanların bizim ayetlerimize kesin bir bilgiyle inanmadıklarını söyler.

    27- Neml Suresi 82

    Bu tek ayete karşın geçen acayip hadislerden biriyse şöyledir: “Dabbe’nin başı öküz başı gibi, gözü domuz gözü gibi, kulağı fil kulağı gibi, boynuzu keçi boynuzu gibi, boynu deve kuşunun boynu gibi, göğsü aslan göğsü gibi, rengi kahverengi gibi, böğrü kedi böğ-rü gibi, kuyruğu koç kuyruğu gibi, ayakları deve ayağı gibidir.” Ay-rıca çok daha garip hadisler vardır ki bunlardan kimine göre Dab-be’nin başı gökte, kuyruğu kutupta, ayakları Arabistan yarımadasın-dadır. Kimine göreyse Dabbe’nin bir elinde Hz. Süleyman’ın mührü, diğer elinde Hz. Musa’nın asası vardır. Diğer tüm konularda gördüğümüz gibi Kuran dışında dîni kaynak arayanların karşılaşa-cakları izahlar bunların benzerleridir.

    DABBE’NİN NE OLDUĞUNUN TAHMİNLERİ

    Dabbe’nin ne olduğu tahmin edilecekse bu ayete bakılıp tahmin edilecektir. Bu konuda hiçbir tahminimiz yoktur. Fakat tahmini olan bazı kişiler de vardır. Örneğin Reşad Halife’ye göre Dabbe bilgisayar olabilir. Kuran’ın 19 mucizesinin bulunmasına yarayan bilgisayar insanların inançsızlıklarını çürütmektedir. Said Nursi’ye göre Dabbe dişten tırnağa yerleşecek virüs tipi bir canlı olabilir. Bu iki yazarın bu tahminlerini neye dayandırdıklarının ayrıntılarına girmiyoruz. Sadece Dabbe’nin ne olabileceğine dair farklı tahminler yapıldığını göstermek istedik. Belki de Dabbe’yi tahmin edememizin nedeni Dabbe’nin henüz çıkmamış oluşudur. Bu yazıda bizim yapmak istediğimiz de zaten Dabbe’yi tahmin etmek değildir. Mitolojik uydurmalara dönüşen kıyamet alametleri ve özellikle Mehdi, Deccal ve Hz. İsa’nın yeniden gelişi çerçevesindeki iddiaların sonucu tam bir rezalet, tam bir perişanlıktır. Yecuc ve Mecuc ile Dabbe konularıysa sadece ve sadece Kuran çerçevesinde ele alın-malı, gösterdiğimiz saçma hadisler yok sayılmalı, bir tahmin yapıla-caksa da böyle yapılmalıdır. Her şeyin en doğrusunu Allah bilir.

  3. #3

    Peygamberimizin Geleceğe Dair Verdiği Haberler

    okumanızı tavsiye ediyorum

    Peygamberimizin Geleceğe Dair Verdiği Haberler
    Peygamberimiz (sav)'in ahir zaman alametleri hakkında bildirdikleri

    Ahir zaman, kıyamet öncesinde dünya üzerinde yaşanacak olan bir dönemdir. Peygamberimiz (sav)'in, ahir zamanda gerçekleşecek olan olaylarla ilgili pek çok haberi bize ulaşmıştır. Bu olayların, içinde bulunduğumuz dönemde birer birer gerçekleşiyor olması Peygamberimiz (sav)'in mucizelerinden biridir. (Detaylı bilgi için bkz. Kıyamet Alametleri, Hz. Süleyman, Ahir Zaman Alametleri ve Dabbetü'l Arz, Harun Yahya, Kültür Yayıncılık) Hz. Muhammed (sav) kendi yaşadığı dönemden 1400 yıl sonrasında meydana gelecek olayları, sanki o dönemi izlemiş gibi detaylı olarak anlatmıştır.
    Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde bildirilen çok sayıda ahir zaman ve kıyamet alametlerinden şunları sayabiliriz:
    "Kıyametin hemen yakınında anarşi ve kargaşa günleri vardır.”237
    "Dünya hercü merc içinde kaldığında, fitneler zuhur ettiğinde, yollar kesildiğinde, bazıları bazılarına hücum ettiğinde…”238
    "Allah apaçık inkar edilir hale gelmedikçe kıyamet kopmaz.”239
    "Büyük şehirler dün sanki yokmuş gibi helak olur.”240
    "Açlık ve hayat pahalılığı alabildiğine yayılacak.”241
    "Erkekler erkeklerle, kadınlar kadınlarla yetindiklerinde… kıyamet yaklaşmış olacaktır."242
    "Cinayetler artmadıkça… kıyamet kopmaz."244
    Talikan'a (Afganistan'a) yazık oldu. Şüphesiz Allah Teala'nın orada altın ve gümüş olmayan hazineleri vardır. Orada Allah'ı hakkıyla bilen insanlar vardır.245
    Hadiste Afganistan'ın ahir zamanda işgal edileceğine işaret vardır. Rusların Afganistan'ı işgali olan 1979 yılı Hicri 1400 yılına, diğer bir ifadeyle Hicri 14. yüzyılın başlangıcına denk gelmektedir.

    Resulullah: Fırat Nehri altın bir dağ üzerinden açılmadıkça kıyamet kopmayacaktır...246
    Fırat Nehri'nin suyu çekilerek altın hazinesini açıklaması zamanı yaklaşıyor. Her kim, o zaman orada bulunursa o hazineden bir şey almasın.247
    Suyuti'nin kitabında bu hadis "suyun durdurulması" olarak geçmektedir. Gerçekten de resimde görülen Keban Barajı, Fırat Nehri'nin suyunu durdurarak kesmiştir.
    Dünyanın harap olmuş yerlerinin imarı, imar edilmiş yerlerinin tahribi kıyametin şart ve alametlerindendir.248
    Mehdi için 2 alamet vardır ki... Bunun birincisi, Ramazan'ın birinci gecesi Ay'ın ikincisi de ortasında Güneş'in tutulmasıdır.249
    Mehdi'nin çıkmasından önce bir Ramazan içinde Güneş iki defa tutulacaktır.250
    Ramazan'da iki defa Ay tutulması olacaktır.251
    Yukarıdaki hadislerin toplamından çıkan ortak sonuçlar şunlardır:
    1. Ramazan Ayı'nda Ay ve Güneş tutulmaları olacaktır.
    2. Bu tutulmalar ortalama 14-15 gün arayla olacaktır.
    3. Tutulmalar iki kere tekrarlanacaktır.
    Bu tespitlere uygun olarak, 1981 yılında (Hicri-1401'de) Ramazan Ayı'nın 15. günü Ay, 29. günü de Güneş tutulmuştur. Yine "ikinci olarak", 1982 yılında (Hicri-1402'de) Ramazan Ayı'nın 14. günü Ay, 28. günü de Güneş tutulmuştur.
    Ayrıca bu hadisede "Ay"ın Ramazan'ın tam ortasında DOLUNAY halinde tutulması ve dikkatleri çekecek bir alamet olarak belirmesi de son derece anlamlıdır.
    Soldaki takvim yapraklarında ise 1981 ve 1982 yıllarında gerçekleşen Ay ve Güneş tutulmalarının tarihleri görülüyor.
    O gelmeden önce, doğudan ışık veren bir kuyruklu yıldız görünecektir.252
    O yıldızın doğması, Güneş ve Ay tutulmasından sonra olacaktır.253
    Şark tarafından bir kuyruklu yıldız doğup aydınlık verecektir. Onun her günkü irtifi (geçiş yönü) meşrıktan mağribedir (doğudan batıya doğrudur).254
    - 1986 yılında (Hicri 1406'da) yani 14. yüzyıl başlarında "Halley" kuyruklu yıldızı Dünyamızın yakınından geçmiştir. Bu kuyruklu yıldız parlak, ışıklı bir yıldızdır.
    - Hareket yönü doğudan batıya doğrudur.
    - 1981 ve 1982 (1401-1402) yıllarında meydana gelen Ay ve Güneş tutulmaları olayından sonra ortaya çıkmıştır.
    İnsanlar başlarında bir imam bulunmaksızın hac ederler. Mina'ya indiklerinde etrafları, köpeklerin sarışı gibi sarılıp, kabilelerin birbirine girmesi ile büyük savaşlar olur. Öyle ki ayaklar kan gölü içinde kalır.255
    Doğudan üç veya yedi gün ardı ardına büyük bir ateş zuhur edecek, gökte karanlık görülecek, gökte alışılmış olan kırmızılığın aksine bambaşka bir kızıllık yayılacak.256
    Bir ateş sizi saracaktır. O ateş bugün Berehut denilen vadide sönük vaziyettedir. O ateş içinde müthiş azap olduğu halde insanları kaplar. O ateş insanları, malları yakıp bitirir. Sekiz gün içinde rüzgar ile bulut gibi uçarak dünyanın her tarafına yayılır. Geceki sıcağı gündüzki hararetinden daha şiddetlidir. O ateş insanların başının üzerinden arşın altına kadar yaklaşarak yeryüzü ile gökyüzü arasında gökgürültüsü gibi korkunç gürültüsü olur, buyurdu.257

    - Kuveyt'de yanan petrol, insan ve hayvanlar arasında ölüme sebep olmaktadır. Uzmanlara göre günde yarım milyon ton petrol duman olarak atmosfere karışmaktadır. Her gün 10 bin tondan fazla is, kükürt, karbondioksit ve büyük miktarda, kanser yapıcı özelliği olan hidrokarbonlar bulut gibi körfez üzerinde asılı durmaktadırlar... Yalnız Körfez değil, onun şahsında dünya yanmaktadır.258
    - Ateşe verilen iki kuyu, Türkiye'nin bir günde çıkarabildiği kadar petrol veriyor ve dumanlar 55 km. uzaklıktaki Suudi Arabistan'dan bile görülebiliyor.259
    - Körfez'de sönmeyen felaket haberleri: Kuveyt'te ateşe verilen yüzlerce petrol kuyusu alev alev yanıyor. Uzmanların "söndürmek son derece zor" dedikleri petrol kuyularındaki yangının Türkiye'den Hindistan'a kadar olan geniş bir bölgeyi en az 10 yıl süreyle etkileyeceği bildiriliyor.
    Ateşe verilen petrol kuyularından çıkan alev ve dumanlar atmosferi devamlı kirletmektedir. Kuveyt gündüzleri gece manzarası arz etmektedir. Alevlerle birlikte yükselen füme rengi duman, Kuveyt semalarında sonbahardan kış mevsimine geçişi hatırlatıyor... Kuveyt'in tamamının yaşanılır hale gelmesi için en az bir senelik bir zamana ihtiyaç vardır. Kilometrelerce uzaktan görülen alevlerle birlikte yükselen dumanlar, Kuveyt semalarını tamamen kaplayarak ülkeyi yaşanmaz hale getirmekte ve varlıklı olanlar Kuveyt'i terk etmektedirler.260
    O, (Mehdi), Güneş'ten bir alamet belirinceye kadar gelmeyecektir.261
    11 Ağustos 1999 yılında gerçekleşen Güneş tutulması yüzyılımızın son tam Güneş tutulmasıdır. İlk kez bu kadar çok insan Güneş tutulmasını, bu kadar uzun bir süre izleyebilmiş, inceleme fırsatı elde etmiştir. Aşağıda, 1999 yılındaki Güneş tutulması ile ilgili çıkan bazı gazete haberleri görülmektedir. Bu olay da, hadiste dikkat çekilen "Güneş'ten bir alamet" olarak değerlendirilebilir. (En doğrusunu Allah bilir.)

    Tozlu dumanlı, karanlık bir fitne görülecek, bunu diğerleri takip edecek...262
    Fitne, "insanın akıl ve kalbini doğrudan doğruya hak ve hakikatten saptıracak şey, savaş, azdırma, karışıklık, ihtilaf, kavga" gibi anlamlara gelen bir kelimedir. Hadiste bu fitnenin ardında toz ve duman bırakacağı belirtilir.
    Ayrıca bu fitnenin "karanlık" olarak nitelendirilmesi, nereden geldiği belli olmayan, umulmadık bir olay olduğuna işaret kabul edilebilir. Bu açılardan bakıldığında söz konusu hadisin, 11 Eylül 2001 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri'nin New York ve Washington şehirlerinde meydana gelen, dünya tarihinin en büyük terör olayı olarak nitelendirilen saldırıya işaret etmesi muhtemeldir.
    Ondan önce Şam ve Mısır melikleri
    öldürülecektir...263

    "Şam ehli, Mısırlı kabileleri esir alacaklardır."264
    Bugün söz konusu bölgede yer alan devletler arasında İsrail de bulunmaktadır. Dolayısıyla bu hadisle İsrail Devleti'nin Mısır ile olan savaşlarına ve Mısır topraklarını işgaline işaret ediliyor olabilir.
    Şu hadiseler meydana gelmedikçe kıyamet kopmayacaktır… depremler çoğalacak…265
    Kıyametten önce iki büyük hadise vardır… ve sonra da zelzeleli yıllar.266


    Ahir zaman alametleri günümüzde birbiri ardına gerçekleşmektedir

    Peygamber Efendimizden rivayet edilen hadislerde ahir zamanın ve Altınçağ'ın alametleri haber verilmiştir. Günümüzde gerçekleşen olayları bu alametler ile kıyasladığımızda ise, ahir zamanın, içinde yaşadığımız dönem olduğunu gösteren ve aynı zamanda Altınçağ'ın gelişini müjdeleyen pek çok işaret görmekteyiz.
    Şunu belirtmeliyiz ki, bu bölümde yer verdiğimiz hadislerde bildirilen işaretlerin bir kısmı 1400 yıllık İslam tarihinin herhangi bir döneminde, dünyanın belirli bir bölgesinde, belirli bir oranda görülmüş olabilir. Böyle bir durum o dönemin ahir zaman olduğunu göstermez. Zira bir devrin ahir zaman olarak nitelendirilmesi için kıyamet alametlerinin tümünün aynı çağda, birbirlerini izleyerek gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu durum bir hadiste şöyle ifade edilmiştir:
    “Kıyamet alametleri birbirini takiben meydana gelir. Bir dizideki boncukların art arda kopması gibi.”267
    Ahir zamanın başlangıcı, hadislerde, fitnelerin çoğaldığı, savaş ve çatışmaların arttığı, dünya üzerinde çok büyük bir ahlaki yozlaşmanın baş gösterdiği din ahlakından uzaklaşıldığı bir kaos ortamı olarak tanımlanmıştır. Söz konusu dönemde, dünyanın dört bir yanında doğal felaketler olacak, fakirlik hiçbir dönemde olmadığı kadar artacak, suç oranlarında çok büyük bir tırmanma görülecek, cinayetler ve katliamlar birbirini takip edecektir. Ancak bu, ahir zamanın sadece ilk aşamasıdır; ikinci aşamada Allah insanlığı bu kaos ortamından kurtaracak, bolluk, bereket, huzur, barış ve güvenlik dolu bir yaşam ile kullarını nimetlendirecektir.
    “Yüksek yüksek binalar inşa edilmedikçe… kıyamet kopmaz.”268
    “Şu hadiseler meydana gelmedikçe kıyamet kopmayacaktır… Yüksek binalar yapmada insanlar birbirleriyle yarışacak.”269

    Şu hadiseler meydana gelmedikçe kıyamet kopmayacaktır… Zaman kısalacak ve vasıtalarla mesafeler kısalacak.270
    Zaman kısalıp sene ay, ay hafta, hafta gün, gün saat, saat de ateş tutuşturacak kadar az bir zaman olmadıkça kıyamet kopmaz.271
    Yaşadığımız yüzyılın sesten hızlı uçakları, trenleri ve diğer gelişmiş ulaşım araçlarıyla, eski dönemlerde aylar süren yolculuklar şimdi birkaç saat içinde, üstelik çok daha güvenli, rahat ve konforlu bir biçimde yapılabilmektedir. Hadisin işareti de bu şekilde gerçekleşmektedir.
    Asırlar önce kıtalar arasında haftalar alan haberleşme şu anda internet ve iletişim teknolojileriyle saniyeler içerisinde tamamlanmaktadır. Geçmişin kervanları ile aylar süren seyahatler sonucu ulaşılabilen eşyaları, günümüzde anında temin etmek mümkündür. Çok değil, daha birkaç yüzyıl önce tek bir kitabın yazılması için geçen sürede bugün milyarlarca kitap basılabilmektedir. Bütün bunların yanısıra temizlik, yemek pişirme, çocuk bakımı gibi gündelik işler, "teknoloji harikası" aletlerin yardımıyla vakit almaktan çıkmıştır.
    Bu örnekler rahatlıkla çoğaltılabilir. Elbette burada üzerinde durulması gereken Peygamberimiz (sav)'in 7. yüzyılda haber verdiği kıyamet işaretlerinin günümüzde aynen gerçekleşmesidir.

    Kişiye kamçısının ucu konuşmadıkça… kıyamet kopmaz.272
    Kamçı bilindiği gibi, eski çağlarda özellikle at, deve gibi binek hayvanlarını sürerken yaygın olarak kullanılmış bir araçtır; hadis incelendiğinde Peygamberimiz (sav)'in bir benzetme yaptığı ortaya çıkmaktadır. Günümüzde yaşayan insanlara yönelik şöyle bir soru hazırlayalım: "Kamçının şekline benzetebileceğimiz ve konuşan nesne nedir?"
    Bu sorunun en mantıklı cevabı, antenleri ile dikkat çeken telsiz, cep telefonu veya benzeri iletişim araçları olacaktır. Cep telefonu veya uydu telefonu gibi kablosuz iletişim araçlarının çok kısa bir geçmişi olduğunu göz önünde bulundurursak, Peygamberimiz (sav)'in 1400 yıl önce yaptığı tasvirin de ne kadar hikmetli olduğu anlaşılacaktır. Kıyamet öncesi zaman diliminin içinde bulunduğumuza dair bir haber daha böylece tecelli etmiştir.
    Kişiye (kendi) sesi konuşmadıkça… kıyamet kopmaz.273
    Hadisteki mesaj oldukça açıktır: Kişinin kendi sesini duymasının ahir zamanın bir özelliği olduğu belirtilmektedir. Şüphesiz insanın kendi sesini işitebilmesi için öncelikle sesini kayıt etmesi ve sonra da dinlemesi gerekmektedir. Ses kayıt ve reprodüksiyon teknolojisi de 20. yüzyılın bir ürünüdür; bu gelişme bilimsel bir dönüm noktası olmuş, haberleşme ve medya sektörlerinin doğmasına yol açmıştır. Ses kaydı özellikle bilgisayar ve lazer teknolojilerindeki son gelişmelerle mükemmele ulaşmış durumdadır.
    Kısacası, günümüzün elektronik aletleri, mikrofonları ve hoparlörleri sesin kaydedilmesi ve dinlenmesine imkan sağlamakta ve bizlere yukarıdaki hadisin verdiği haberin tecelli ettiğini göstermektedir.

    O günün alameti: Semadan (gökyüzünden) bir el uzanacak ve insanlar ona bakacak ve göreceklerdir.274
    O günün alameti semada (gökyüzünde) uzatılmış ve insanların kendisine bakıp durduğu bir el'dir.275
    Yukarıdaki hadislerde belirtilen "el" kelimesinin Arapçası "yed"dir. Bu kelimenin sözlük anlamları "el"in yanısıra "kuvvet, kudret, güç, vasıta"dır. Bu hadiste de bu manalarda kullanılmış olması muhtemeldir.
    İnsanların baktıklarında görebilecekleri bir "kuvvet, kudret, güç, vasıta" geçmiş dönemler için fazla bir anlam taşımamaktadır. Ancak bugünün dünyasının vazgeçilmez bir parçası olan televizyon, kamera ve bilgisayar gibi cihazlar hadislerde tarif edilen olaya tam olarak açıklık getirmektedir. Yani bu hadiste geçen "el" ifadesi, güç anlamında kullanılmıştır. Ve gökten dalgalar halinde gelen görüntülere, yani televizyon yayınına işaret ettiği anlaşılmaktadır.
    “İnsanlar bir ölçek buğday ektiklerinde karşılığında yedi yüz ölçek bulacak... İnsan birkaç avuç tohum atacak, 700 avuç hasat edecektir... Çok yağmur yağmasına rağmen bir damlası bile boşa gitmeyecek.”276
    Peygamber Efendimiz ahir zamanda yaşanacak teknolojik gelişmelerle ilgili daha pek çok bilgi vermiştir. Hadislerde modern tarıma geçilmesi, yeni üretim tekniklerinin geliştirilmesi, tohum ıslahı çalışmaları ve yağmur sularının yeni barajlar, göletler yapılarak değerlendirilmesi sonucunda oluşacak üretim artışına dikkat çekilmektedir.
    Onun zamanında… ömürler uzayacaktır.277
    Peygamberimiz (sav)'in verdiği bu haberin üzerinden on dört asır geçmiştir. Kayıtlar geçen bu zaman aralığında, ortalama yaşam süresinin içinde bulunduğumuz çağda diğer tüm dönemlerden daha fazla olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Hatta 20. yüzyılın başları ile sonları arasında dahi büyük bir fark vardır. Örneğin 1995 yılında doğmuş olan bir çocuğun 1900'lerde doğmuş birisine göre ortalama 35 yıl daha uzun yaşayacağı tahmin edilmektedir.278 Bu konudaki çarpıcı bir başka örnek de, geçmişte 100 seneden fazla yaşayan insanların oldukça nadir, günümüzde ise çok sayıda olmasıdır.


    Sonuç

    Allah Kuran'da peygamberlerinden birçoğunu mucizelerle gönderdiğini bildirir. Örneğin Hz. Musa, asasını attığında asası yılan şekline bürünmüştü, elini koynuna soktuğunda eli beyaz olarak çıkmıştı, asasını denize vurduğunda ise deniz ikiye ayrılarak inananlara kuru bir yol açmıştı. Hz. İsa ise babasız olarak dünyaya gelmişti, daha beşikte iken konuşmuştu, bir mucize olarak hastaları iyileştirebiliyordu… Tüm bu mucizeler, peygamberlerin insanları ikna etmeleri, onların kendilerine inanmalarını sağlamaları için Allah katından onlara verilmiş büyük bir destek ve yardımdır.
    Allah, Hz. Muhammed (sav)'i de, hem Kuran'ın içinde yer alan mucizelerle, hem de kendisine bildirdiği gayb haberleri ile desteklemiştir. Peygamber Efendimiz, yakın ve uzak gelecekte gerçekleşecek olan olayları, bazı detayları ile haber vermiştir. Bunların gerçekleştiğini görmek ise, hem müminlerin şevklerinin artmasına vesile olmakta, hem de iman etmeyenlerin kalplerinin İslam'a ısınarak iman etmelerine bir vesile olmaktadır.
    Yaşadığı dönemde gerçekleşmesi imkansız gibi görünen, hatta nasıl gerçekleşeceği tahayyül dahi edilemeyen olayların birbiri peşisıra gerçekleşmesi, Allah'ın Peygamberimize özel bir ilim verdiğinin açık bir delilidir.
    Şunu da belirtmek gerekir ki, hidayet bulmayacak olanlar, Peygamberimizin ve Kuran'ın açık delil ve mucizelerine rağmen iman etmeyeceklerdir. Allah bu gerçeği Kuran'da şöyle bildirir:

    Olanca yeminleriyle, eğer kendilerine bir ayet gelse, kesin olarak ona inanacaklarına dair Allah'a yemin ettiler. De ki: "Ayetler, ancak Allah katındadır; onlara (mucizeler) gelse de kuşkusuz inanmayacaklarının şuurunda değil misiniz? (Enam Suresi, 109)
    ............................................................ .

  4. #4
    SelamunAleyküm Ahmet İsmail SEZER kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Thu Jun 2007
    Konum
    İstanbul
    Yaş
    34
    İletiler
    56

    Kuran'da Ahir Zaman ile İlgili Diğer Bazı Bilgiler

    Kuran müminlerin hayatlarının tüm alanlarını kapsayan, her hükmün eksiksiz yer aldığı Allah'ın eşsiz kitabıdır. Kuran'ın en büyük mucizelerinden biri, ilk vahyin inmesinden bu yana, her asırda yaşayan tüm Müslümanların, Kuran'ın kendi asırlarının tüm ihtiyaçlarını çözdüğünü görmeleridir.
    Kuran'da, özellikle peygamber kıssalarında ahir zamana bakan işari manada ayetler bulunmaktadır. Bu kıssalar üzerinde düşünüldüğünde günümüzdeki olaylara işaret eden çok önemli sırlar bulmak mümkündür. Allah Kuran'da müminleri kıssalar üzerinde düşünmeye teşvik eder:
    Andolsun, onların kıssalarında temiz akıl sahipleri için ibretler vardır. (Bu Kuran) düzüp uydurulacak bir söz değildir, ancak kendinden öncekilerin doğrulayıcısı, herşeyin çeşitli biçimlerde açıklaması ve iman edecek bir topluluk için bir hidayet ve rahmettir. (Yusuf Suresi, 111)
    Kuran her asra hükmeden bir kitaptır ve ayetlerin birçoğunda birden fazla anlam yüklü olabilmektedir. Ayetlerdeki işaretler de bunun
    açık delillerindendir. Kuran'da, Peygamberimiz (sav) döneminde yaşanan olaylar anlatıldığı gibi, ahir zamandaki olaylar da işari olarak haber verilmektedir. Ayetlerde Peygamberimiz (sav) döneminde müminlerin yaptıkları mücadele, adaletli uygulamalar ve yaşantıları bildirilirken, aynı zamanda tüm asırlara yönelik öğütler de bulunmaktadır. Her bir ayet, dikkatli okuyanlar için katlanmış anlamlar içermekte, ayetlerde insanların ihtiyaç duydukları herşey açıklanmaktadır.
    Bir ayette Kuran'ın bu özelliği "... Biz Kitabı sana, herşeyin açıklayıcısı, Müslümanlara bir hidayet, bir rahmet ve bir müjde olarak indirdik." (Nahl Suresi, 89) şeklinde bildirilir. Pek çok ayette de Kuran'daki örnekler üzerinde düşünmemiz ve onlardan ibretler çıkarmamız öğütlenmektedir. Allah, Kuran ayetleri üzerine düşünmeyi emrettiği ayetlerden birkaçında şöyle buyurmaktadır:
    Andolsun, bu Kuran'da her örnekten insanlar için çeşitli açıklamalarda bulunduk. İnsanların çoğu ise ancak inkarda ayak direttiler. (İsra Suresi, 89)
    Andolsun, Biz bu Kur'an'da, belki öğüt alıp-düşünürler diye, insanlar için her bir örnekten verdik. (Zümer Suresi, 27)
    İslam ahlakının dünyaya hakim olması, Peygamber Efendimiz (sav)'in vefatından sonra kıyamete kadar gerçekleşecek olan ahir zaman alametlerinin en önemlilerinden biridir.
    Kuran-ı Kerim'de, Hz. İsa'nın yeryüzüne tekrar döneceğine dair delilleri önceki bölümlerde detaylı olarak gördük. Bu açık delillerin yanısıra Kuran'da ahir zaman, Mehdi ve Kuran ahlakının dünyada hakim olması hakkında da pek çok işari manada ayet bulunmaktadır. Kuran'da Müslümanların İslam ahlakını yeryüzünde hakim kılacaklarının haber verildiği ayetlerden birisi Nur Suresi'ndedir:
    Allah içinizden iman edenlere ve salih amelde bulunanlara vadetmiştir: Hiç şüphesiz onlardan öncekileri nasıl 'güç ve iktidar sahibi' kıldıysa, onları da yeryüzünde 'güç ve iktidar sahibi' kılacak, kendileri için seçip beğendiği dinlerini kendilerine yerleşik kılıp sağlamlaştıracak ve onları korkularından sonra güvenliğe çevirecektir. Onlar, yalnızca Bana ibadet ederler ve Bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar. Kim bundan sonra inkar ederse, işte onlar fasıktır. (Nur Suresi, 55)
    Peygamber Efendimiz (sav)'in de, ahir zaman konusuna Kuran'da işaret olduğunu bildiren çeşitli hadisleri vardır:
    Mehdi tıpkı Zülkarneyn ve Süleyman gibi dünyaya hükmedecektir. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 29)
    Görüldüğü gibi bu hadis, Kuran'da yer alan Hz. Zülkarneyn ve Hz. Süleyman kıssalarını, Mehdi konusuyla bağlantılı olarak incelememize işaret etmektedir.
    Aşağıdaki hadislerle de Kehf ve Talut kıssalarında ahir zamana bakan çok önemli işaretler olduğu haber verilmektedir. Peygamber Efendimiz (sav)'in, ahir zaman ve Mehdi ile ilgili hadislerini burada verilen örneklerde de görüldüğü gibi özellikle Kuran kıssalarıyla bağlantı kurarak anlatması, söylediğimiz meseleye çok kuvvetli bir delil teşkil etmektedir. Peygamber Efendimiz (sav) şöyle buyurmaktadır:
    Ashab-ı Kehf, Mehdi'nin yardımcıları olacaktır. (Kitab ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy il Ahir Zaman, s. 59)
    Mehdi'nin yardımcılarının sayısı Talut ile nehri geçenler kadardır. (Kitab ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 57)
    Bu bakış açısıyla incelendiğinde Kuran'da İslam ahlakının yeryüzüne hakim olacağı bir dönemin varlığına işaret eden birçok ayet olduğu görülmektedir. (Detaylı bilgi için bkz. Ahir Zaman ve Dabbetü'l-Arz, Harun Yahya, Araştırma Yayıncılık) Ayetlerdeki gerçekleşecek olan olaylarla ilgili işaretlerin yanısıra, bu olayların tarihlerine yönelik işaretler de bulunmaktadır.
    Bu tarihler çeşitli hesap yöntemleriyle tespit edilmektedir. Bu yöntemlerin başında ise ebced hesabı gelir. Bu hesap yöntemi, çok eski tarihlere kadar uzanan ve daha henüz Kuran indirilmeden önce kullanımı çok yaygın olan bir yazım şeklidir. Eski dönemlerden beri, tüm olaylar, harflere rakam değeri verilerek yazılır ve böylece her olayın tarihi de kayda geçilmiş olurdu. Bu tarihler, kullanılan her harfin özel rakam değerlerinin toplanmasıyla elde ediliyordu.
    Geçmişteki bazı İslam alimleri, ebced yöntemi ile ayetlere bakarak pek çok olayın tarihini önceden tahmin etmişlerdir. Bugün de Kuran'da geçen bazı ayetlere bakıldığında, bu ayetlerin anlamlarına uygun birtakım tarihlere denk geldiğini görürüz. Ve bu ayetlerde bahsedilen olayların ebced hesaplarıyla elde edilen tarihlerde gerçekleştiğini gördüğümüzde ise, söz konusu ayetlerde olaya ilişkin gizli bir işaret bulunabileceğini anlarız. (En doğrusunu Allah bilir)
    İlerleyen sayfalarda bazı ayetlerin içindeki ilgili bölümlerinin ebced hesaplarını vereceğiz. Bu ebcedlerin hesaplandığı ayetlerin anlam açısından içeriklerine bakıldığında, belirli tarihlere yönelik önemli işaretler olduğu fark edilebilir.
    Andolsun Kitap Eehlinden ölmeden önce ona inanmayacak kimse yoktur. Kıyamet günü o da onların aleyhine şahit olacaktır. (Nisa Suresi, 159)
    "... Kitap Ehlinden ölmeden önce ona inanmayacak kimse yoktur..."
    HİCRİ: 1439 MİLADİ: 2017
    Yukarıdaki ayette Hz. İsa'nın ölümünden önce tüm Kitap Ehlinin ona inanacağı haber verilmektedir. Bu olayın ancak ahir zamanda, Hz. İsa'nın ikinci kez yeryüzüne gelişinde gerçekleşebileceğini kitabın başında anlatmıştık. Aynı ayetin yukarıda belirtilmiş bölümünün ebced değerinin bize gösterdiği tarih ise 2017'dir. Bu rakamın, Hz. İsa'nın yeryüzüne tekrar geleceği veya yeryüzünde bulunacağı bir tarihe işaret ediyor olması muhtemeldir. (En doğrusunu Allah bilir) Aşağıdaki ebced değerlerinin de benzer şekilde Hz. İsa'nın yeryüzünde bulunacağı dönemin tarihlerine işaret olması mümkündür.

    Hiç şüphesiz O (İsa) kıyamet saati için bir ilimdir. Öyleyse ondan yana hiçbir kuşkuya kapılmayın ve bana uyun. Dosdoğru olan yol budur. (Zuhruf Suresi, 61)
    "Şüphesiz O kıyamet saati için bir ilimdir. Öyleyse ondan yana hiçbir kuşkuya kapılmayın..."
    MİLADİ: 2018

    "Sakınıp rahmete kavuşmanız için, içinizden sizi uyarıp korkutacak bir adam aracılığı ile bir zikir (Kitap) gelmesine mi şaştınız?" (Araf Suresi, 63)
    ...içinizden sizi uyarıp korkutacak bir adam...
    HİCRİ: 1433 MİLADİ: 2011
    Aşağıda yer alan ebced hesaplarının sonucu olan tarihler de aşağı yukarı belirli bir döneme işaret etmektedir. Kitabın başından bu yana anlattığımız gibi, bu tarihler Peygamberimiz (sav)'in bildirdiği ahir zamanın alametlerinin birbiri ardısıra gerçekleştiği zamana aittir. Ayetlerde bildirilen gerçekler düşünüldüğünde de, Rabbimiz'in bu ayetlerle ahir zamanda gerçekleşecek olan olaylara yönelik işaretleri bize haber veriyor olması mümkündür.

    Allah barış yurduna çağırır ve kimi dilerse dosdoğru yola yöneltip-iletir. (Yunus Suresi, 25)
    ...ve kimi dilerse dosdoğru yola yöneltip-iletir...
    HİCRİ :1422 MİLADİ: 2001

    Onlara peygamberleri dedi ki: "Allah size Talut'u (melik olarak) gönderdi." Onlar: "Biz hükümdarlığa, ona göre daha çok hak sahibiyken ve ona bir mal (servet) bolluğu verilmemişken, nasıl bizi (yönetmek üzere) hükümdarlık (mülk) onun olabilir?" dediler. O (şöyle) demişti: "Doğrusu Allah size onu seçti ve onun bilgi ve bedenî gücünü arttırdı. Allah, kime dilerse mülkünü verir; Allah (rahmeti ve gücü) geniş olandır, bilendir." (Bakara Suresi, 247)
    "Allah size Talut'u (melik olarak) gönderdi."
    HİCRİ: 1420 MİLADİ: 1999

    Andolsun ki Allah, mü'minlere, içlerinde kendilerinden onlara bir peygamber göndermekle lütufta bulunmuştur. (Ki O) Onlara ayetlerini okuyor, onları arındırıyor ve onlara Kitabı ve hikmeti öğretiyor. Ondan önce ise onlar apaçık bir sapıklık içindeydiler. (Al-i İmran Suresi, 164)
    ...Ondan önce ise onlar apaçık bir sapıklık içindeydiler...
    HİCRİ: 1434 MİLADİ: 2012

    O, ümmîler içinde, kendilerinden olan ve onlara ayetlerini okuyan, onları arındırıp-temizleyen ve onlara kitap ve hikmeti öğreten bir elçi gönderendir. Oysa onlar, bundan önce gerçekten açıkça bir sapıklık içinde idiler. (Cuma Suresi, 2)
    ...Oysa onlar, bundan önce gerçekten açıkça bir sapıklık içinde idiler...
    HİCRİ: 1434 MİLADİ: 2012

    Elçilerini hidayet ve hak din üzere gönderen O'dur. Öyle ki onu (hak din olan İslam'ı) bütün dinlere karşı üstün kılacaktır; müşrikler hoş görmese bile. (Saf Suresi, 9)
    ...onu bütün dinlere karşı üstün kılacaktır...
    HİCRİ: 1410 MİLADİ: 1989

    Allah, göklerin ve yerin nurudur. O'nun nurunun misali, içinde çerağ bulunan bir kandil gibidir; çerağ bir sırça içerisindedir; sırça, sanki incimsi bir yıldızdır ki, doğuya da, batıya da ait olmayan kutlu bir zeytin ağacından yakılır; (bu öyle bir ağaç ki) neredeyse ateş ona dokunmasa da yağı ışık verir. (Bu,) Nur üstüne nurdur. Allah, kimi dilerse onu Kendi nuruna yöneltip-iletir. Allah insanlar için örnekler verir. Allah, herşeyi bilendir. (Nur Suresi, 35)
    ...Nur üstüne nurdur. Allah kimi dilerse onu Kendi nuruna yöneltip-iletir...
    HİCRİ:1410 MİLADİ: 1989

    Allah, içinizden iman edenlere ve salih amellerde bulunanlara va'detmiştir: Hiç şüphesiz onlardan öncekileri nasıl 'güç ve iktidar sahibi' kıldıysa, onları da yeryüzünde 'güç ve iktidar sahibi' kılacak, kendileri için seçip beğendiği dinlerini kendilerine yerleşik kılıp sağlamlaştıracak ve onları korkularından sonra güvenliğe çevirecektir. Onlar, yalnızca Bana ibadet ederler ve Bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar. Kim bundan sonra inkâr ederse, işte onlar fasıktır. (Nur Suresi, 55)
    ...salih amellerde bulunanları 'güç ve iktidar sahibi' kılacak...
    MİLADİ: 2013 HİCRİ: 1434

    Daha önce de belirttiğimiz gibi, bu ayetin ahir zamanda Allah'ın Kuran ahlakını yeryüzüne hakim kılacağı döneme işaret ediyor olması muhtemeldir. Aynı ayetin içinden ilgili bir bölümün ebced değerinin yakın bir tarihi vermesi ise, Allah'ın bu vaadinin yaklaştığına dair bir müjde olarak değerlendirilebilir.
    Musa kavmine: "Allah'tan yardım dileyin ve sabredin. Gerçek şu ki, arz Allah'ındır; ona kullarından dilediğini mirasçı kılar. En güzel sonuç muttakiler içindir." dedi. (A'raf Suresi, 128)
    Musa kavmine: "Allah'tan yardım dileyin ve sabredin" dedi...
    HİCRİ: 1400 MİLADİ: 1979

    Ey iman edenler, Allah'a itaat edin; elçiye itaat edin ve sizden olan emir sahiplerine de. Eğer bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz, artık onu Allah'a ve elçisine döndürün. Şayet Allah'a ve ahiret gününe iman ediyorsanız. Bu, hayırlı ve sonuç bakımından daha güzeldir. (Nisa Suresi, 59)
    Ey iman edenler, Allah'a itaat edin; elçiye itaat edin ve sizden olan emir sahiplerine de...
    MİLADİ: 1985 HİCRİ: 1405

    Ve onlar-Rablerinin yüzünü (hoşnutluğunu) isteyerek sabrederler, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve açık infak ederler ve kötülüğü iyilikle savarlar. İşte onlar, bu yurdun (dünyanın güzel) sonucu (ahiret mutluluğu) onlar içindir. (Ra'd Suresi, 22)
    ...namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler...
    HİCRİ: 1429 MİLADİ: 2008

    Elbette Rabbin sana verecek, böylece sen hoşnut kalacaksın. (Duha Suresi, 5)
    Elbette Rabbin sana verecek, böylece sen hoşnut kalacaksın.
    MİLADİ: 2007 HİCRİ: 1427

    Gerçekten Allah'ın Kitabını okuyanlar, namazı dosdoğru kılanlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve açık infak edenler; kesin olarak zarara uğramayacak bir ticareti umabilirler. (Fatır Suresi, 29)
    ...namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler...
    HİCRİ: 1429 MİLADİ: 2008

    Kendileriyle, içlerinde bereketler kıldığımız memleketler arasında (biri diğerinden) görünebilen şehirler var ettik ve orada yürüme (imkanlarını) takdir ettik: "Oralarda geceleri ve gündüzleri güvenlik içinde gezip dolaşın" (dedik). (Sebe Suresi, 18)
    ...orada yürüme (imkanlarını) takdir ettik: "Oralarda geceleri ve gündüzleri güvenlik içinde gezip dolaşın"...
    HİCRİ: 1422 MİLADİ: 2001

    İşte size böyle... Gerçekten Allah, kâfirlerin hileli-düzenlerini boşa çıkarıcıdır. (Enfal Suresi, 18)
    İşte size böyle... Gerçekten Allah, kâfirlerin hileli-düzenlerini boşa çıkarıcıdır.
    HİCRİ:1440 MİLADİ: 2018

    Ve bilin ki Allah'ın Resûlü içinizdedir. Eğer o, size birçok işlerde uysaydı, elbette sıkıntıya düşerdiniz. Ancak Allah size imanı sevdirdi, onu kalplerinizde süsleyip-çekici kıldı ve size inkârı, fıskı ve isyanı çirkin gösterdi. İşte onlar, doğru yolu bulmuş (irşad) olanlardır. (Hucurat Suresi, 7)
    ...Ancak Allah size imanı sevdirdi, onu kalplerinizde süsleyip-çekici kıldı ve size inkârı, fıskı ve isyanı çirkin gösterdi...
    MİLADİ: 1988 HİCRİ: 1408

    Böylece Rabbin seni seçkin kılacak, sözlerin yorumundan sana öğretecek ve daha önce ataların İbrahim ve İshak'a tamamladığı gibi senin ve Yakup ailesi üzerindeki nimetini tamamlayacaktır. Hiç şüphe yok senin Rabbin bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. (Yusuf Suresi, 6)
    ...-Böylece Rabbin seni seçkin kılacak, ...
    HİCRİ: 1443, MİLADİ: 2021 (Şeddesiz)

    Müşrikler istemese de O dini (İslam'ı) bütün dinlere üstün kılmak için elçisini hidayetle ve hak dinle gönderen O'dur. (Tevbe Suresi, 33)
    ...elçisini hidayetle gönderen O'dur.
    HİCRİ: 1426 MİLADİ: 2005

    İşte böylece Biz yeryüzünde Yusuf'a güç ve imkan (iktidar) verdik. Öyle ki orada (Mısır'da) dilediği yerde konakladı. Biz kime dilersek rahmetimizi nasib ederiz ve iyilik yapanların ecrini kayba uğratmayız. (Yusuf Suresi, 56)
    ...Biz yeryüzünde Yusuf'a güç ve imkan (iktidar) verdik...
    HİCRİ:1419 MİLADİ: 1998 (Şeddesiz)

    Süleyman'a cinlerden insanlardan ve kuşlardan orduları toplandı ve bunlar bölükler halinde dağıtıldı. (Neml Suresi, 17)
    Süleyman'a cinlerden insanlardan ve kuşlardan orduları toplandı..
    HİCRİ: 1433, MİLADİ:2011 (Şeddeli)

    Gerçekten Biz ona yeryüzünde sapasağlam bir iktidar verdik ve ona herşeyden bir yol (sebep) verdik. (Kehf Suresi, 84)
    Gerçekten Biz ona yeryüzünde sapasağlam bir iktidar verdik
    HİCRİ: 1440, MİLADİ: 2018 (Şeddeli)

    Rabbimiz, içlerinden onlara bir elçi gönder, onlara ayetlerini okusun, kitabı ve hikmeti öğretsin ve onları arındırsın. Şüphesiz, Sen güçlü ve üstün olansın, hüküm ve hikmet sahibisin." (Bakara Suresi, 129)
    Rabbimiz, içlerinden onlara bir elçi gönder...
    MİLADİ: 1979 HİCRİ: 1400

    Öyleyse kafirlere itaat etme ve onlara (Kur'an'la) büyük bir cihad ver. (Furkan Suresi, 52)
    Öyleyse kafirlere itaat etme ve onlara (Kur'an'la) büyük bir cihad ver.
    HİCRİ:1400 MİLADİ:1979 (Tenvinleri de sayıldı)

    Ve seveceğiniz bir başka (nimet) daha var: Allah'tan 'yardım
    ve zafer (nusret)' ve yakın bir fetih. Mü'minleri müjdele. (Saff Suresi, 13)
    ...Allah'tan 'yardım ve zafer (nusret)' ve yakın bir fetih...
    HİCRİ: 1402 MİLADİ:1981 (Okunan tenvinler sayıldı)
    Yukarıdaki ayetlerden inkarcı düşünceye karşı fikri alanda mücadele etmenin önemi ve bu mücadelede Rabbimiz'in salih kullarını yardımı ile destekleyeceği anlaşılmaktadır. Ayetlerin ebced hesaplarının verdiği tarihler ise, bu fikri mücadelenin başlaması gereken zamana işaret olabilir. Nitekim kitabın önceki bölümlerinde anlattığımız ahir zaman alametleri olarak bildirilen olayların başlangıç tarihinin de Hicri 1400'ler olması, böyle bir işaret olması ihtimalini güçlendirmektedir. Aşağıdaki ayette de Müslümanların sıkıntı içinde yaşadığı bir döneme işaret olabilir. Hem Müslümanların hem de tüm dünya insanlarının 1980'li yıllardan itibaren yaşadıkları sıkıntı ve acılara, yeryüzünde meydana gelen kargaşa ve kaosa dair pek çok olaya kitabın önceki bölümünde yer vermiştik. Bu sıkıntılı dönemin ahir zamanın ilk bölümü olduğunu, Hz. İsa'nın tekrar yeryüzüne gelişi ile bu dönemin biteceğini ve huzur, barış, bolluk, bereket, güzellik dolu bir Altınçağ'ın yaşanmaya başlayacağını da müjdelemiştik.
    Sizi dayanılmaz işkencelere uğrattıklarında Firavun ailesinin elinden kurtardığımızı hatırlayın. Onlar kadınlarınızı diri bırakıp erkek çocuklarınızı boğazlıyorlardı. Bunda sizin için Rabbiniz'den büyük bir imtihan vardı. (Bakara Suresi, 49)
    ...sizin için Rabbiniz'den büyük bir imtihan vardı.
    HİCRİ: 1406 MİLADİ:1985

  5. #5
    SelamunAleyküm Ahmet İsmail SEZER kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Thu Jun 2007
    Konum
    İstanbul
    Yaş
    34
    İletiler
    56

    Kiyamet Alametlerİ

    Tarih boyunca pekçok insan içinde yaşadığı evrenin sonsuza kadar var olacağını sanmıştır.
    Bu yanılgı, çok tanrılı Sümer ve Mısır dinlerinin, maddeci Yunan felsefelerinin de bel kemiğini oluşturmuştur. Bu batıl inancın en önemli nedeni ise pek çok kimsenin, hak dinlerin bildirdiği gerçeklerden habersiz olması ya da bu gerçeklere yüz çevirmesidir.
    Geçmiş dönemlerdeki yetersiz bilim ve teknoloji düzeyi de insanların böyle yanlış bir anlayışa kapılmalarında etkili olmuştur.
    Oysa artık günümüzde, evrenin bir başlangıcı olduğu ve gelecekte de mutlaka bir sonunun olacağı bilimsel olarak ispatlanmıştır. Bu büyük gerçek günümüzden 1400 yıl önce gönderilmiş olan Yüce Kitabımız Kuran-ı Kerim'de de açık bir biçimde haber verilmektedir:
    Evren bir gün kesinlikle son bulacaktır.
    Diğer bir deyimle, "Kıyamet mutlaka kopacaktır". Ve bunda hiçbir şüphe yoktur:
    Gerçek şu ki kıyamet-saati yaklaşarak gelmektedir, onda şüphe yoktur... (Hac Suresi, 7)
    Biz gökleri, yeri ve her ikisinin arasındakileri hakkın dışında herhangi bir amaçla yaratmadık. Hiç şüphesiz o kıyamet-saati de yaklaşarak-gelmektedir... (Hicr Suresi, 85)
    Milyarlarca senedir kusursuzca işleyen bu muhteşem düzen, her şeyi yaratan Rabbimizin eseridir. Ve bu düzen O'nun emriyle ve O'nun belirlediği bir zamanda görkemli bir şekilde son bulacaktır. Tüm evren, en küçüğünden en büyüğüne kadar, içindeki canlı-cansız varlıklarla birlikte yok edilecektir.
    "Kıyamet saatinin kesin olarak geleceği" haberinin yanı sıra, o zaman yaşanacak olaylar da Kuran’da ayrıntılı olarak tasvir edilmiştir:
    "Gök yarılıp–parçalandığı zaman",
    "Denizler tutuşturulduğu zaman",
    "Dağlar kökünden sökülüp savrulduğu zaman",
    "Güneş köreltildiği zaman"…
    Hiç şüphesiz kıyamet, evrenin tarihinde benzeri yaşanmamış çok büyük bir felaket olacaktır.
    Kainatı bekleyen kaçınılmaz sonun, her dönemde merak uyandıran bir konu olduğu ayetlerden anlaşılmaktadır. İnsanlar Peygamberimizden de kıyamet saati hakkında bilgi almak istemişlerdir:
    Saatin ne zaman demir atacağını sorarlar... (Araf Suresi, 187)
    Peygamberimizin ise bu soruya, "...Onun ilmi yalnızca Rabbimin katındadır..." (Araf Suresi, 187) şeklinde cevap vermesi emredilmiştir.
    Allah kıyametin kesin zamanını insanlardan gizli tutmakla birlikte, onun yaklaştığını gösterecek olayları ve işaretleri Peygamber Efendimiz'e bildirmiştir. Peygamberimiz de kıyametin bu alametlerini insanlara pek çok hadisinde açıklamıştır.
    İzlediğiniz bu filmde, Peygamberimizin kıyametin yaklaşmasına doğru gerçekleşeceği bildirdiği belli başlı alametler anlatılacaktır.
    ALLAH'IN AÇIKÇA İNKAR EDİLMESİ
    Allah apaçık inkar edilir hale gelmedikçe kıyamet kopmaz.
    (Kitabül Burhan Fi Alametil Mehdiyyil Ahir Zaman, s. 27)
    Tarih boyunca insanlar arasında Allah’ın varlığını kabul edenler olduğu gibi, Allah’ı inkar eden ateistler de olmuştur. Ne var ki 19. yüzyılın ortalarına gelinceye kadar, ateizm gibi bir sapkınlığın propagandası açıkça hiç yapılmamıştır. Bu tarihten sonra ise Darwinizm, komünizm, faşizm gibi ateist akımlar tarih sahnesinde yer almaya başlamışlardır. Bu akımları kurucuları ve savunucuları, Allah'ı tanımadıklarını her fırsatta cüretkarca dile getirmişlerdir.
    Örneğin komünizmin kurucularından Lenin, komünistlerce yürütülmesi gereken ateizm propagandasını şöyle dile getirmektedir:
    Propagandamız, kaçınılmaz olarak ateizm propagandasını, gerekli bilimsel yayınların yapılmasını, otokrat feodal hükümetin bugüne kadar yasakladığı ve kovuşturduğu yazıların Parti çalışmalarımızın bir dalı haline getirilmesini içermektedir. Onsekizinci yüzyıl Fransız Aydınlanma dönemi düşünür ve ateistlerinin yazıları çevrilmeli ve geniş ölçüde yayılmalıdır. (V.I. Lenin, Novaya Zihn Dergisi 1905, “Sosyalizm ve Din” başlıklı yazısından)
    Ateistler zeminini çoğunlukla Darwin’in evrim teorisine dayandırdıkları propagandalarını kitaplar, dergiler, televizyon programları, internet siteleri ve konferanslar kanalıyla geniş kitlelere yaymaktadır. Bugün gazeteler, kitaplar, filmler, belgeseller, internet sayfaları Allah’ı ve yaratılışı inkar eden mesajlarla doludur.
    Kısacası, günümüzde yüzlerce yıldır görülmemiş bir durum oluşmuş, yani hadiste kıyametin habercisi olarak belirtilen Yüce Rabbimiz’in açıkça ve pervasızca inkar edildiği ortam gerçekleşmiştir.
    Elbette ki bu fitne ortamı da ancak ve ancak Allah’ın takdiri ve yaratması sonucunda, O’nun izniyle meydana gelmiştir.

    SAVAŞLAR VE ANARŞİ
    Dünya şiddetli bir kargaşa içinde kaldığında, fitneler zuhur ettiğinde, yollar kesildiğinde, bazıları bazılarına hücum ettiğinde…
    (Kıyamet-Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri, s. 454)
    Dünya tarihinin her döneminde insanlar arasında çatışmalar yaşanmıştır. Ancak 20. yüzyıla gelinceye kadar bu savaşlar hep bölgesel olmuş, küçük çaplı kalmıştır.
    Dünya halkının topyekün etkilendiği savaşlar ise 20. yüzyılda gerçekleşmiştir. 1. Dünya Savaşı ve 2. Dünya Savaşı'nda, milyonlarca insan hayatını kaybetmiştir. Bir o kadarı da evsiz-barksız ve sakat kalmış, yakınlarını kaybetmiştir.
    Savaşlarla açılan 20. yüzyıl, şiddeti giderek artan birçok başka savaşa tanık olmuştur.
    Kore Savaşı, Vietnam Savaşı, Arap-İsrail, İran-Irak ve Körfez savaşları...
    Bosna, Filistin, Çeçenistan, Afganistan, Keşmir...
    Sürekli geliştirilen modern savaş teknolojisi ile savaşların etkileri çok büyük boyutlara ulaşmıştır. Nükleer, biyolojik ve kimyasal silahların kullanımı ile büyük, kitlesel kıyımlar yaşanmıştır.
    Öte yandan şiddet ve terör hareketlerinin de 20. yüzyılda çok büyük bir artış gösterdiği saptanmıştır. İdeolojik amaçlar ve etnik ayırımcılık iddialarıyla ortaya çıkan örgütlerin eylemleri sonucunda onbinlerce insan ölmüş ya da sakat kalmıştır.
    Son yüzyılda en uç noktalarına varan bu insanlık dışı tablo, hadislerde tarif edilen dönemde bulunduğumuzu ve kıyamet saatinin yaklaştığını gösteren önemli kanıtlarından biridir.
    BÜYÜK ŞEHİRLERİN YOK OLMASI: SAVAŞLAR VE AFETLER
    Büyük şehirler dün sanki yokmuş gibi helak olur.
    (Kitabül Burhan Fi Alametil Mehdiyyil Ahir Zaman, s. 38)
    Önceki bölümde, 20. yüzyılda gelişen savaş teknolojisinin insanlığa getirdiği büyük yıkımı gördük. Bu yıkımın en önemli etkisi büyük şehirlerde görülmüştür.
    Yakın tarihimizde nükleer silahlar, tahrip gücü yüksek bombalar, lazer güdümlü füzeler ve benzeri çağdaş silahlar savaşlarda kullanılmaya başlanmıştır. Bu korkunç silahlar, büyük yerleşim merkezleri üzerinde tarihte benzeri görülmemiş bir tahribat meydana getirmiştir.
    Atom bombasının kullanımı Japonya’nın iki büyük şehrini haritadan silmiştir. Avrupa’nın başkentleri aralıksız bombardımanlar sonucunda yerle bir olmuştur. Tarih, 20. yüzyılda yaşanan sayısız savaşta benzersiz yıkımlara tanıklık etmiştir.
    Kalabalık yerleşim merkezlerinin başına gelen felaketler sadece insan eliyle olmamıştır. Bazı büyük şehirler de doğal afetler neticesinde yerle bir olmuştur. Dünyanın bir çok yerinde, bir çok yerleşim merkezi depremler, kasırgalar, hortumlar nedeniyle çok büyük hasar görmüştür.
    Bu noktada araştırmalar çok şaşırtıcı bir gerçeği ortaya çıkarmaktadır: İçinde bulunduğumuz çağda doğal afetler sayısal ve büyüklük olarak inanılmaz bir artış göstermiştir. Tüm dünya tarihi boyunca kayda geçirilen afetler incelendiğinde, büyüklük ve sayı olarak 20. yüzyıl çok büyük bir farkla önde gözükmektedir. Bu durumsa hadislerde işaret edilen Ahir zamanın yaşandığının bir başka delilini oluşturmaktadır.
    DEPREMLER
    Şu hadiseler meydana gelmedikçe kıyamet kopmayacaktır… depremler çoğalacak…
    (Ramuz-El Ehadis, 476/11)
    Bir önceki bölümde, büyük şehirleri vuran felaketleri incelemiş ve bu felaketlerin gerek insan eliyle savaşlar olarak geldiğini, gerekse doğal afetler yoluyla şehirleri yerle bir ettiğini görmüştük.
    Bu doğal afetler biraz daha yakından incelendiğinde ise, bir başka kıyamet alameti daha karşımıza çıkmaktadır. Bu alamet, hadislerde sıkça görülen deprem haberleridir.
    Amerikan Ulusal Deprem Enformasyon Merkezi verilerine göre, sadece 1999 yılında, yeryüzünde 20.832 deprem meydana gelmiştir. Bu depremlerde onbinlerce insan hayatını kaybetmiştir. Bu rakam, geçmiş yıllara göre çok büyük bir artışı göstermektedir. Sayıları ve şiddetleri giderek artan depremler, bizlere hadislerde rivayet edilen Ahir Zaman haberlerinin doğruluğunu bir kez daha ortaya çıkarmaktadır.
    Kıyametten önce iki büyük hadise vardır... ve sonra da zelzeleli yıllar.
    (Ramuz - El Ehadis, 187/2)

    FAKİRLİK
    Fakirler çoğalacak.
    (Ölüm - Kıyamet - Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 455)
    Açlık ve hayat pahalılığı alabildiğine yayılacak.
    (Ölüm – Kıyamet - Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 440)
    Kıyamete doğru, fakirliğin, hayat pahalılığının büyük boyutlar kazanacağını bildiren bu hadisler günümüzde hızla gerçeklik kazanmaktadır.
    Afrika, Asya, Güney Amerika ve Doğu Avrupa'da birçok insan açlıkla içiçe yaşamaktadır.
    Bu konuda yapılan araştırmalar, dünya nüfusunun dörtte birinin, yani yaklaşık 1.5 milyar insanın "tasavvur edilemez sıkıntı ve yokluk koşullarında" yaşamakta olduğunu ortaya koymuştur. 2000 yılı verilerine göre dünyada 826 milyon insan yetersiz beslenmektedir. Diğer bir ifadeyle her altı kişiden biri açlık çekmektedir.
    Peki neden? Kaynakların yetersizliği yüzünden mi?
    Hayır!
    İnsanlar arasındaki eşitsiz ve adaletsiz servet dağılımı, dünya kaynaklarından ancak çok az sayıda kişinin faydalanmasına yol açmaktadır. Buna karşılık yüzmilyonlarca insan açlık, sefalet ve büyük sıkıntılar içinde yaşamını sürdürmektedir. Üstelik bu eşitsizlik, 20. yüzyılın başlarından itibaren gittikçe yükselen boyutlara ulaşmıştır.
    Bu trajik tablonun en önemli nedeni ise, insanların vicdani duyarlılıktan, her türlü insani ve ahlaki değerlerden alabildiğine uzaklaşmalarıdır.
    AHLAKİ ÇÖKÜŞ
    Fuhuş açık olmadan... kıyamet kopmaz.
    (Ramuz-El Ehadis, 91/7)
    Zinanın çoğalması kıyamet alametlerindendir.
    (Buhari, Tecrid'i 1/16)
    Erkekler kadınlara benzeyecek, kadınlar erkeklere benzeyecek.
    (Ölüm – Kıyamet - Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri, s. 451)
    Toplumları birarada tutan ve insani ilişkileri en ideal ölçülerde düzenleyen en önemli unsur, ahlaki değerlerdir. Ancak içinde bulunduğumuz dönemde toplumları ayakta tutan bu ahlaki değerler ciddi bir tehdit altına girmiştir.
    Eşcinselliğin, fuhuş ticaretinin, evlilik dışı cinselliğin, cinsel suçların, pornografinin, tecavüz vakalarının ve cinsel hastalıkların artışı ahlaki çöküşün önemli göstergelerinden bazılarıdır.
    Özellikle eşcinselliğin artan bir hızla yayılışı oldukça dikkat çekicidir. Günümüzde eşcinseller dünya çapında organize olabilmekte, dernek ve partiler kurabilmekte, bazı ülkelerde resmi olarak evlenebilmekte, kutsal inançlara karşı gelerek dini değerlere savaş açmaktadırlar.
    Görüldüğü gibi, Peygamberimizin döneminden bu yana geçen on dört yüzyıllık süre zarfında eşcinsellik en yaygın ve en uç boyutlarına varmıştır.
    Hadisler bildirmektedir ki eşcinselliğin böyle normal bir yaşam biçimi olarak benimsenmesi, kıyametin yaklaştığının önemli bir belirtisidir.
    Erkekler erkeklerle, kadınlar kadınlarla yetindiklerinde… kıyamet yaklaşmış olacaktır.
    (Ramuz-El Ehadis, 448/8; Ölüm Kıyamet ve Diriliş, s. 480)
    HAK DİNİN VE KURAN AHLAKININ TERK EDİLMESİ
    Bundan sonra birtakım, Kuran okuyan fakat okudukları dillerinde kalan, kalplerine inmeyen insanların türeyeceği bir zaman gelecektir.
    (Son zamanlarla İlgili Hadisler, s.61)
    İnsanlara bir zaman gelir ki camilerinde toplanıp namaz kılarlar. Fakat aralarında mümin bulunmaz.
    (Son zamanlarla İlgili Hadisler, s.17)
    Ahir Zaman'ın önemli belirtilerinden biri, Allah'ın dininin ve Kuran ahlakının neredeyse tamemen terk edilmesidir. Ahir zaman, Kuran ayetlerinin görmezden gelindiği, Allah adına hükümler uydurulduğu, dinde ayrılığa düşüldüğü, kaderin yalanlandığı, ibadetlerin gösteriş amaçlı yapıldığı, dinin çıkar sağlamak için araç olarak kullanıldığı bir zamandır.
    Bu alametler Peygamberimiz tarafından on dört yüzyıl önce şöyle bildirilmiştir:
    Ahir zamanda ümmetim hakkında en çok endişe duyduğum: yıldızlara inanmak, kaderi yalanlamak…
    (Ramuz-El Ehadis, 1/1540)
    İnsanlara bir zaman gelir ki Kuran-ı Kerim bir vadide, insanlar başka bir vadide olurlar.
    (Son Zamanlarla İlgili Hadisler, s. 23)
    İnsanlara bir zaman gelecektir ki Kuran-ı Kerim'in yalnız resmi, İslam'ın yalnız ismi kalacaktır. Onlar İslam'dan en uzak insanlar oldukları halde İslami isimlerle isimlendirilecekler, mescitleri görünüşte mamur olduğu halde hidayet yönünden harap olacaktır.
    (Son Zamanlarla İlgili Hadisler, s. 24)
    SOSYAL BOZULMA
    Boşanmaların çoğalması... kıyamet alametlerindendir.
    (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 455)
    Kıyamet yaklaşınca... gayri meşru çocuklar çoğalır.
    (Ramuz-El Ehadis, 33/7)
    Kuran’daki hak dinin insanlara getirdiği adalet, barış, sevgi, şefkat, iffet, namus, başkalarının hakkını gözetebilme gibi üstün ahlak özelliklerinden uzaklaşılması, doğal olarak sosyal çöküntüleri de beraberinde getirir.
    Bu toplumsal çöküş süreci kendini çok farklı biçimlerde gösterir:
    Ailenin parçalanması, boşanmalar, gayrimeşru çocuklar, iş ve ticaret ahlakının yok olması, yolsuzluk, sahtekarlık, stres, endişe, huzursuzluk, hızla artış gösteren alkol ve uyuşturucu bağımlılığı...
    Bu nedenlerden dolayı manevi boşluk içine düşen insanlar, karanlık yollara sürüklenmektedir. Çözüm yolu bulamayanlar ise çok daha büyük bir sapkınlığa düşmekte ve intiharı seçmektedir.
    Tüm bu olguların son yüzyılda büyük artış göstermiş olması, Ahir Zaman’da yaşadığımızın ve Kıyamet’in yaklaşmakta olduğunun önemli habercilerindendir.
    Kıyamet öncesi dönemde sosyal yapı ile ilgili yaşanacak bozulma hakkında Peygamberimiz daha pekçok haber vermiştir. Bu haberlerden diğer birkaçı şunlardır:
    Cinayetler artmadıkça...kıyamet kopmaz.
    (Ölüm Kıyamet ve Diriliş, s. 468)
    Kötülerin çoğaldıkça çoğalması, yalancıların doğru kabul edilip doğruların yalancı sayılması, hainlerin güvenilir, güvenilir kimselerin hain sayılması… kıyamet alametlerindendir.
    (Son Zamanlarla İlgili Hadisler, s. 92)
    Zengine itibar edilip kendinden daha üstün kişiler ona ayağa kalktıklarında ve ona selam verdiklerinde… kıyamet yaklaşmış demektir.
    (Ölüm Kıyamet ve Diriliş, s. 480-481)
    Kıyamet yaklaşınca… ölçü ve tartılarda hile yapılır.
    (Ramuz-El Ehadis, 33/7)
    Rüşvetlerin alınması… kıyamet alametlerindendir.
    (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 454)
    BİLİM VE TEKNOLOJİ
    Tarihi kaynaklar, Arap toplumunun Kuran'ın tebliğ edildiği dönemde, evren ve doğa üzerine detaylı bir inceleme yapabilecek teknolojiye sahip olmadığını göstermektedir. Yani Peygamberimizin yaşadığı dönem ile günümüzün bilim ve teknoloji düzeyi arasında kıyas kabul etmez bir farklılık vardır. Buna rağmen Peygamberimiz hadislerinde, Ahir Zaman’da gerçekleşecek birçok teknolojik ilerlemenin haberlerini vermiştir. Şimdi bu teknolojik gelişmeleri birlikte inceleyelim.
    Ahir zamanda… ömürler uzayacaktır.
    (El Kavlul Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyyil Muntazar, s. 43)
    Peygamberimizin verdiği bu haberden bu yana geçen 14 yüzyıl boyunca ortalama yaşam süresi, içinde bulunduğumuz çağda diğer tüm dönemlerden daha fazla olmuştur. Hatta 20. yüzyılın başları ile sonu arasında bile büyük farklar gözlemlenmektedir. Tıp teknolojisinin ilerlemesine bağlı olarak sağlık hizmetlerindeki gelişme, insanların böyle bir nimete kavuşmasına olanak sağlamıştır. Bunlara ek olarak, genetik bilimindeki gelişmeler ve halen büyük bir hızla ilerlemekte olan İnsan Genomu Projesi, sağlık alanında yepyeni bir dönem başlatmak üzeredir. Bu ilerlemeler geçmiş zamanlarda yaşayan insanların hayal bile edemeyeceği bir boyuttadır.
    Şu hadiseler meydana gelmedikçe kıyamet kopmayacaktır… Yüksek binalar yapmada insanlar birbirleriyle yarışacak.
    (Buhari, Fiten, 25; Ahmed bin Hanbel, Müsned, 2/313)
    Mimarlık ve mühendislik tarihine baktığımızda, yüksek katlı binaların 19. yüzyılın sonlarında inşa edilmeye başlandığını görürüz. Teknolojinin ilerlemesi, çeliğin yaygınlaşması ve elektrikli asansörlerin kullanılması gökdelenlerin inşaatına hız kazandırmıştır. Hadiste belirtilen, insanların yüksek binalar yapma yarışı da ülkelerin daha yüksek gökdelenler yapabilmek için büyük bir rekabet ve yarış içerisine girmeleriyle aynen gerçekleşmiştir.
    Şu hadiseler meydana gelmedikçe kıyamet kopmayacaktır… Zaman kısalacak ve vasıtalarla mesafeler kısalacak.
    (Buhari, Fiten, 25; Ahmed bin Hanbel, Müsned, 2/313)
    Yaşadığımız yüzyılın sesten hızlı uçakları, trenleri ve diğer gelişmiş ulaşım araçlarıyla, eski dönemlerde aylar süren yolculuklar şimdi birkaç saat içinde, üstelik çok daha güvenli, rahat ve konforlu bir biçimde yapılabilmektedir. Hadisin işareti de bu şekilde gerçekleşmektedir.
    Bu hadisin birinci bölümündeki "zaman kısalacak" ifadesine de bu değerlendirme ışığında bakılabilir. Peygamberimiz, Ahir Zaman'da yapılan çalışmaların diğer dönemlere oranla daha kısa zaman dilimlerinde tamamlanacağını bu şekilde ifade etmiştir. Gerçekten de bilimin ilerlemesi, her işin çok daha kısa sürelerde yapılmasına ve çok daha mükemmel sonuçlar elde edilmesine imkan tanımaktadır. Benzer başka bir hadis de bu konuya işaret etmektedir:
    Zaman kısalıp sene ay, ay hafta, hafta gün, gün saat, saat de ateş tutuşturacak kadar az bir zaman olmadıkça kıyamet kopmaz.
    (Son Zamanlarla İlgili Hadisler, s. 95)
    Örneğin asırlar önce kıtalar arasında haftalar alan haberleşme, şu anda internet ve modern iletişim teknolojilerine sahip uydular aracılığıyla saniyeler içerisinde tamamlanmaktadır. Çok değil, daha birkaç yüzyıl önce tek bir kitabın yazılması için geçen sürede bugün milyonlarca kitap basılabilmektedir. Temizlik, yemek pişirme, çocuk bakımı gibi gündelik işler, "teknoloji harikası" aletlerin yardımıyla külfet olmaktan çıkmıştır. Kısacası, bugünün teknolojisine baktığımızda, tam olarak Peygamberimizin hadislerinde tasvir ettiği gelişmelerin yaşandığı görülmektedir.
    Kişiye kendi sesi konuşmadıkça… kıyamet kopmaz.
    (Ölüm Kıyamet ve Diriliş, s. 471)
    Peygamberimize ait bir hadiste, haberleşme teknolojisinin gelişimine böyle işaret edilmektedir. Kişinin kendi sesini duyabilmesi için önce onu kaydetmesi, sonra da dinlemesi gereklidir. Bunun olabilmesi için gereken ses kaydı ve röprodüksiyon teknolojisi ise, geçtiğimiz 20. yüzyılın ürünüdür.
    Yine kıyamet öncesi dönemde haberleşme teknolojisinde yaşanacak bir gelişmeye işaret eden diğer birkaç hadis şöyledir:
    Semadan bir ses onu ismiyle çağıracak ve doğuda, batıda… olan bile bu sesi duyacak…
    (El Kavlul Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyyil Muntazar, s. 54-55)
    Bu ses bütün yeryüzüne yayılacaktır, her kavim kendi dilinden duyacaktır.
    (Kitabül Burhan Fi Alametil Mehdiyyil Ahir Zaman, s. 51)
    Semadan bir ses ki herkes bunu kendi lisanında işitir.
    (Kitabül Burhan Fi Alametil Mehdiyyil Ahir Zaman, s. 37)
    Bu hadisler bütün dünyada duyulacak ve her toplumun kendi lisanlarında işitecekleri bir sesten bahsetmektedir. Bu şekilde radyo, televizyon ve benzeri haberleşme vasıtalarına işaret edildiği açıktıır. Daha yüz yıl önce hayal bile edilemeyen bir gelişmeye Peygamberimizin 1400 yıl önce dikkat çekmesi ise büyük bir mucizedir.
    AYIN YARILMASI
    Filmimizin başından buraya kadar hep Peygamberimiz Hz. Muhammed tarafından rivayet edilmiş olan hadisler ışığında Kıyamet alametlerini inceledik. Ve gördük ki, gerçekten de yaşadığımız dönem, “Ahir Zaman” olarak işaret edilen ve Kıyametin kopmasından hemen önce yaşanan dönemdir.
    Ancak Kıyametin ipuçlarını taşıyan ifadeler, hadislerle sınırlı değildir. Dinimizin yüce kitabı Kuran’ı Kerim’de de Kıyamet ile ilgili çok sayıda ayet bulunmaktadır. Bu ayetlerin büyük bir bölümü, Kıyamet sırasında yaşanacak dehşetli olayları anlatmakla birlikte, bazı ayetlerde de yaklaşmakta olan Kıyametin alametlerinden bahsedilmektedir. Bu ayetlerden biri, Kamer Suresi’nde yer alır.
    Kuran'ın 54. Suresi'nin adı "Kamer"dir. 'Kamer' in Türkçe karşılığı ise "Ay"dır. Bu surenin birinci ayetinde kıyamet vakti ile ilgili çok önemli bir mesaj verilir:
    Saat yakınlaştı ve Ay yarıldı. (Kamer Suresi, 1)
    Ayette kullanılan "yarmak" fiilinin Arapça karşılığı, "şakka"dır. Bu kelimenin Arapça’da farklı anlamları bulunmaktadır. Bazı Kuran tefsirlerinde "ikiye yarılmak" manası tercih edilmekle birlikte, "şakka" kelimesi Arapça’da "toprağı sürme, toprağı kazma" anlamlarında da kullanılmaktadır. Bu ayetlerden biri şöyledir:
    Biz, şüphesiz, suyu akıttıkça akıttık. Sonra yeri yardıkça yardık. Böylece onda taneler bitirdik, üzümler, yoncalar, zeytinler, hurmalar. (Abese Suresi, 25-29)
    Bu ayetteki "şakka" ifadesi, "yerin ikiye yarılması" manasında değil, "toprağın sürülerek yarılması" anlamında kullanılmıştır.
    1969 yılına geri döndüğümüzde ise Kuran'ın bir mucizesiyle karşılaşmaktayız. Kamer Suresi'nde on dört yüzyıl öncesinden haber verilen 'Ay'ın yarılması', 20 Temmuz 1969'da Ay yüzeyinde yapılan çalışmalar ile gerçekleşmiştir. Bu tarihte Amerikalı astronotlar Ay'a ayak basmışlar, Ay toprağını kazarak üzerinde bilimsel araştırmalar yapmışlar, taş ve toprak örnekleri toplamışlardır. Bu gelişmeler ayetteki ifadelere tam olarak uymaktadır.
    SONUÇ
    Bu filmde 20. yüzyıl boyunca yaşanan ve halen yaşanmakta olan birçok toplumsal gelişmeyi inceledik ve gördük ki, bu toplumsal olayların birçoğu bundan 14 asır önce Hz. Muhammed tarafından insanlara bildirilmiş gelişmelerdir. Peygamberimiz bu gelişmelerin yaşanacağı dönem için “Ahir Zaman” ifadesini kullanmış, bu zamanda yaşanacak bazı olayların, Kıyametin yaklaşmış olduğunun göstergesi olduğunu söylemiştir. Bu alametlerin hemen hepsinin bir bir gerçekleşmiş olduğuna hep birlikte tanık olduk.
    Unutulmaması gerekir ki, gerçekleşen her alamet, kıyamet gününün biraz daha yaklaştığını göstermekte ve bir an önce Kuran ahlakını hayata geçirmenin önemini hatırlatmaktadır.
    Günümüzde ise insanların çoğu, bu konular üzerine düşünmez ya da konuşmak istemez. Afet haberlerini okumak ya da bir ölümü ya da felaketi gösteren filmi izlemek bile dayanılmaz gelir. Amaçları, kıyamet düşüncesinin neden olduğu korkudan kaçmaktır. Oysa Kıyamet günü mutlaka karşılaşılacak bir gerçektir. Allah ayetlerinde kıyamet saatinin yakın olduğunu şöyle haber vermiştir:
    Gerçek şu ki kıyamet-saati yaklaşarak gelmektedir, onda şüphe yoktur... (Hac Suresi, 7)
    Hadislerde ve ayetlerde belirtilen işaretler günümüzde ard arda ve tasvir edildiği gibi yaşanmaktadır. Dünya tarihinde benzeri görülmeyen gelişmeler, tam yaşadığımız dönemde ortaya çıkmaktadır. İnsanlar bu ilahi işaretleri görmezlikten gelmemeli ve iyi değerlendirmelidir. Ahir zamanla ilgili işaretler, onlar için büyük bir uyarı ve hatırlatmadır.
    Allah'ın vaadi kesin bir gerçektir. O'nun vaatlerini değiştirebilecek veya engelleyebilecek hiç kimse yoktur. Her konuda olduğu gibi, bu noktada da en hikmetli ve en güzel son söz Kuran'da ifade edilmektedir:
    Ve de ki: 'Allah'a hamdolsun. O size ayetlerini gösterecektir, siz de onları bilip tanıyacaksınız...' (Neml Suresi, 93)

  6. #6
    Allah barış yurduna çağırır ve kimi dilerse dosdoğru yola yöneltip-iletir. (Yunus Suresi, 25)
    ...ve kimi dilerse dosdoğru yola yöneltip-iletir...
    HİCRİ :1422 MİLADİ: 2001
    hayat;iman ve cihattır. Bu iki değer ve dinanizme, kim sahip olursa, zaferi onlar kazanacaktır.

Yer İmleri

Gönderme Kuralları

  • You may not post new threads
  • You may not post replies
  • You may not post attachments
  • You may not edit your posts
  •