+ Konuyu Yanıtla
20 sonuçtan 1 --- 20 arası gösteriliyor

Konu: siz hiç kuşlarla konuştunuz mu?

  1. #1
    _ALBAY_ SİTE BAŞKANI Tevfik YAZICILAR kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Thu May 2006
    Konum
    İstanbul
    İletiler
    8,612
    Blogdaki Konular
    5

    siz hiç kuşlarla konuştunuz mu?

    Akreple yelkovan arasında süren yarış artık ilgilendirmiyor beni.
    Çoktandır duvarlarımda takvim de eskitmedim... Zaman, en çok sahip
    olduğum; ancak, bir o kadar da sahiplenmekten nefret ettiğim tek sermayem.
    Dünyam, herkesin dünyası kadar geniş de değil. Ben bu küçük odayı bilirim,
    bu küçük oda da beni. Bir de, benimle birlikte bu garip mahkumiyeti
    paylaşan muhabbet kuşum...
    Siz hiç kuşlarla konuştunuz mu? Ben ürkütmekten korkarak, pencereme konan,
    küçük serçelerle konuşurum. Uzak yerlere, içimdeki hasreti gönderirim
    onlarla. Aslında, bilirim uzak yerlere gidecek dermanları olmadığını...
    Ama; ya giderse diye de, içimdeki hasreti onlara anlatmadan edemem.


    Artık serçelerde konmaz oldu pencereme. Şimdileri muhabbet kuşumla
    dertleşir oldum. Vakitsiz kaybedince eşini, aynı kaderi paylaşır olduk.
    Öyle mahzun boyun büküşü, öyle içli seslenişi var ki, bilirim beni
    anladığını. Bir saksı begonyam vardı. Yeşil yaprakları arasında pembe
    çiçekler açardı. Kuşlara anlatamadıklarımı ona anlatırdım. Bazen, pembe
    pembe gülümsediği, bazen de, sarı sarı hüzünlendiği olurdu. O da vefasız
    çıktı. Belki de dayanamadı anlattıklarıma.Bir sabah, küçük saksısında
    kurumuş buldum. Gerçekten vefasızlık begonyada mıydı, yoksa begonyayı
    kurutan kaderimde mi?
    Gün gelecek bütün dünya Hocama selam duracak!

  2. #2
    _ALBAY_ SİTE BAŞKANI Tevfik YAZICILAR kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Thu May 2006
    Konum
    İstanbul
    İletiler
    8,612
    Blogdaki Konular
    5
    Sabahın ilk ışıklarından, gecenin koyu karanlığına kadar, karşı evlerin
    ruhsuz duvarlarını seyrederim. Bir de benim kadar yalnızlık çeken komşu
    bahçedeki elma ağacını. Bütün dünya aynı noktada donar kalır. Rüzgarlar da
    esmese, sadece silik bir tablodur seyrettiğim. Renklerin değişmesi için,
    mevsimlerin merhametine sığınmış olmak ne acı. Ve küçük bir pencereden
    küçük bir dünyayı yaşamak... Kimi zaman uzak bir yerdeki kalabalıkların
    anlaşılmaz uğultuları dolar odamın yalnızlığına. Duvarlarımda, eskiden
    yankılanan küçük kahkahalar ve sevda dolu şarkılar, yerlerini anlamını
    bilmediğim uğultulara bırakır. Koridorlardan çekilen ayak sesleri,
    parkeler üzerindeki sıcaklığı bile yanında alıp götürmüştür çoktan.
    Eşyaların üzerlerine sinen mutlu dokunuşlar, duvarlar arasında büyüyen
    çatlaklarda kaybolmuştur.


    Siz hiç kuşlarla konuştunuz mu? Geceler ağır bir yük gibi omuzlarınıza
    çöktüğünde, yalnızlığın girdabında boğulmamak için, bir kuşun kanadına
    yazdınız mı en içli sevda şiirlerini? Kendi gözyaşlarnızı, bir kupaya
    doldurup, yalnızlığın can çekiştiren acılarına inat, bir hayalin şerefine
    kadeh kaldırdınız mı? Yıldızların bile göz kırpmaktan çekindiği, ayaz bir
    gecede, avuçlarınızda geçmiş yıllardan kalma dost bir sıcaklıkta ısındınız
    mı? Siz hiç yüreğinizde sevda taşıdınız mı?
    Gün gelecek bütün dünya Hocama selam duracak!

  3. #3
    _ALBAY_ SİTE BAŞKANI Tevfik YAZICILAR kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Thu May 2006
    Konum
    İstanbul
    İletiler
    8,612
    Blogdaki Konular
    5
    Yağmurlar ıslatır camlarını penceremin. Bir eski şarkıda can bulur
    umutlarım. Geçmişin tatlı hatıraları ıslanır geceler boyu. Ben, yağmuru
    hep pencerenin gerisinden seyrederim. İçimde, kaldırımların ıslaklığında
    yansıyan ay ışıltıları gülümser. Bir sokak lambasının altında sarhoş
    narasını dinlemek isterim. Bir sokak kedisiyle dost olmak, bir garibin
    akşam yemeğinden bir lokma tatmak isterim.Yurtları ellerinden zorla
    alınmış mülteci çocukların muşamba çadırlarında ay ışığı olmak isterim.
    Boşlukta kalan ellerim, manasız savaş meydanlarında atılan mermileri
    yakalasın isterim. Yakalasın da, çocuklar tatmasın yalnızlığı isterim. Siz
    hiç içinizde umut taşıdınız mı?


    Ben çoktan yitirdim zamanı. Geçmiş günlerde kaybettiklerime ağlamıyorum,
    gelecek günlere de ulaşacak hayallerim yok. Zamansız bir hayatın en
    ortalık yerindeyim. Gözlerimde şekillere mana verecek ışık, dizlerimde
    beni taşıyacak güç kalmadı. Bir pencere boyundaki dünyamda, bir muhabbet
    kuşum var, bir de; içimde hiç eksilmeyen sevdam.
    Gün gelecek bütün dünya Hocama selam duracak!

  4. #4
    _ALBAY_ SİTE BAŞKANI Tevfik YAZICILAR kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Thu May 2006
    Konum
    İstanbul
    İletiler
    8,612
    Blogdaki Konular
    5
    Siz yalnızlığın vampir gibi ruhunuzdaki güzellikleri emmeye başladığında
    içinizdeki sevdaya sığındınız mı? Siz, hiç kuşlarla konuştunuz mu? Mahzun
    boyun büküşlerinde, yarınlara uzanan bir umut arayıp, sessiz çığlıklarında
    yalnızlığınızı boğmaya çalıştınız mı?
    Geceler ağır bir yorgan gibi sarar etrafınızı. Sesler çekilir, şekiller
    silinir. Duvarlara sinmiş eski kahkahalar çınlar sofalarda. Defalarca
    seyretmek zorunda bırakıldığınız siyah beyaz bir filmi yeniden seyreder
    gibi geçmişinizi yeniden yaşamaya başlarsınız. Gözyaşlarınız bilmem
    kaçıncı kez ıslatır yastığınızı. Sıkıca sarıldığınız yorganınız, bir
    ısırgan otu merhametsizliğinde yakar bedeninizi. Hıçkırıklarınız,
    yalnızlığınızın koyu karanlığında boğulur. Bir dostun sıcacık elini arayan
    elleriniz, çaresizlikle dökülür yanlarınıza. Sadece dualarınız kalır
    dudağınızda.


    İçinizde, hep gelecek yarınlara ertelediğiniz umudunuz körelmeye
    başladığında; varlığınızın, kendinize bile yük olmaya başladığını
    düşünürsünüz. En zorlu fırtınalarda sığınacak bir limanınız olsun
    istersiniz. O zaman; içinizde hiç eksilmeyen sevdanız sahiplenir sizi.
    Siz, hiç sevdanızı kuşlara anlattınız mı?
    Gün gelecek bütün dünya Hocama selam duracak!

  5. #5
    _ALBAY_ SİTE BAŞKANI Tevfik YAZICILAR kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Thu May 2006
    Konum
    İstanbul
    İletiler
    8,612
    Blogdaki Konular
    5
    Gün doğumu saatlerde yeni umutlara açarsınız gözlerinizi.Ya bir postacının
    hiç alışık olmadığınız vuruşlarıdır beklediğiniz, ya da; eski bir dostun,
    sokaktan geçerken şöyle ayak üstü uğrama ihtimali. Saatin, zamanı her
    aşındırdığında, umudunuz, umutsuzca ertelenmeye başlar. Kendi gönlünüzce,
    sıralamaya başladığınız ihtimallerin arkasına sığınmaya çalışırsınız.
    Unutulmuş olma ihtimali hiç geçmese de aklınızdan, içinizdeki garip
    ürperti bedeninizi sarsar. Sararmaya yüz tutmuş mektupların solgun
    satırlarında mutluluk ararsınız. İkram etme hevesiyle hep elinizin altında
    bulundurduğunuz sigaranın dumanında huzur ararsınız. O en umutsuz anınızda
    kafesinde ötmeye başlayan muhabbet kuşu, umudun hiç bitmemesi gerektiğini
    fısıldar. Onun tatlı şakımalarında yeniden umut yüklenirsiniz. Bütün
    beklentileriniz, bilinmeyen bir zamana ertelenir.


    Siz, hiç ertelenmiş umutlarda mutluluk aradınız mı?
    Siz, hiç kuşlarla konuştunuz mu?


    Yazar: Mehmet Taş
    Gün gelecek bütün dünya Hocama selam duracak!

  6. #6
    bizi hiç kuşlardan başka dinleyen olmadığını anladığımız an,kalbimizdeki hançerin yalnızca bizi bu kadar çok acıttığını düşündüğümüz an,işte o an söylediklerimiz, söylemediklerimiz, söyleyemediklerimiz öyle birikir ki bir an camı açıp bağıra bağıra "seni seviyorum" demek isteriz...hem de hiç duyulmayacağını bile bile....

  7. #7
    ozisler13
    Giriş
    Mon May 2006
    Konum
    arz
    Yaş
    34
    İletiler
    854
    Blogdaki Konular
    4
    kuş olmak da güzeldir.bilir misiniz aslında.anlatırlar dinlersiniz anlatırsınız anlaşılmazsınız.işte o zaman size en çok yakışanın kuşluk olduğunu anlarsınız.ama hiç çüzülmezsiniz çünkü yeryüzünde rızkı kesilenin öldüğünü bilirsiniz.nasibiniz varsa eğer gelecektir ve belki de gelmiştir.eğer bundan emin değilseniz de beklersiniz.bence pencereyi açmaya gerek yok.sadece kalbinizi ALLAH a açın yeter...
    ben açtımmı bilmiyorum.çünkü keşmekeşliklerin içinde sadeleşmemeye çalışarak hayata inat gülmeye çalışıyorum.güldürdükçe güldüğümü fakettiğim andan itibaren hiç aldırmıyorum neden güldüklerine...
    çünkü eğer anlarlarsa neden güldürdüğümü o zaman kuş gibi koparacaklar kafamı...
    (komutanım yazmış ben de biraz dökeyim dedim içimi.ALLAH razı olsun.ikinizden de)
    artık zamanı ve belki de son hakkım,çünkü dağıldım ve hala ALLAH a sığınıyorum Utanmadan

  8. #8
    Taner PINAR
    Misafir
    Kuşlar
    Sizin kadar hür olmaktı hayalim
    Kuşlar
    Sizin kadar hür olmaktı hayalim
    Güneşin doğduğu yerden güneşle birlikte doğmak
    Kafdağının arkasındaki Zümrüd-ü Anka olmak
    Kanat açmak gökyüzüne
    Sevdaların ülkesine
    Kuşlar

  9. #9
    _ALBAY_ SİTE BAŞKANI Tevfik YAZICILAR kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Thu May 2006
    Konum
    İstanbul
    İletiler
    8,612
    Blogdaki Konular
    5
    ve bazen kuşlar da ağlar ...
    Gün gelecek bütün dünya Hocama selam duracak!

  10. #10

  11. #11
    _ALBAY_ SİTE BAŞKANI Tevfik YAZICILAR kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Thu May 2006
    Konum
    İstanbul
    İletiler
    8,612
    Blogdaki Konular
    5
    insanların yalanlarına ağlar...
    Gün gelecek bütün dünya Hocama selam duracak!

  12. #12

  13. #13
    ozisler13
    Giriş
    Mon May 2006
    Konum
    arz
    Yaş
    34
    İletiler
    854
    Blogdaki Konular
    4
    o zaman kuşlar yalancıdır.üzerinize alınmayın...kendimi kastediyorum sadece:cray[1]:
    artık zamanı ve belki de son hakkım,çünkü dağıldım ve hala ALLAH a sığınıyorum Utanmadan

  14. #14
    kuşlar yalan söyleyen için değil yalan söylemeyen için ağlar ve ağladıklarındada fazla ömürleri olmaz gözyaşlarıyla beraber ömürleride biter

  15. #15
    _ALBAY_ SİTE BAŞKANI Tevfik YAZICILAR kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Thu May 2006
    Konum
    İstanbul
    İletiler
    8,612
    Blogdaki Konular
    5
    Serçenin Avciya Nasihati

    Avcinin biri kus avlamak için tuzak kurmustu.
    Tuzaga küçük bir kus yakalandi.
    Minik kusu eline aldi.

    Hayret!
    Minik kus konusuyordu.

    Minik kus:

    - "Ey büyük efendi! Sen birçok koyunlar, sigirlar, develer yedin.
    Onlarin etlerinden bile doymadin ki, benim etimle mi doyacaksin?
    Ben senin disinin kovugunu bile dolduramam.
    Sayet beni saliverecek olursan, sana üç ögüt verecegim.
    Bu ögütlerden ilkini senin elindeyken, ikincisini su damin üstünde,
    üçüncüsünü ise agacin üstünde söyleyecegim.
    Bu üç ögüdümü tutacak olursan, ömür boyu mutlu olursun." dedi.

    Avci bu teklifi begendi.
    Zaten eti olmayan bu küçük kusla nasil doyacakti ki? Kusun ögüdü belki ise yarardi.

    Avci:

    - "Peki, söyle bakalim" dedi.

    Minik kus:

    - "Elindeyken verecegim ögüt sudur:
    (Olmayacak seye, kim söylerse söylesin inanma)."

    Kus, bu birinci ögüdünden sonra avcinin elinden karsidaki damin üstüne kondu.

    - "Ikince ögüdüm:
    (Geçmis gitmis seyler için üzülme. Bir sey senden gittikten sonra onun hasretini çekme)."
    Kus, ikinci ögüdüne devam etti:
    "Benim karnimda on dirhem agirliginda çok degerli bir inci vardi.
    O inci seni de, çocuklarini da zengin ederdi.
    O inci senindi ama, kismetin degilmis.
    Öyle bir inci kaçirdin ki, dünyada esi benzeri yoktu." dedi.

    Avci, bu sözleri isitince:

    "Eyvah! Ben kendi elimle kendime yazik ettim. Elimdeki talih kusunu kaçirdim.
    Ah benim akilsiz kafam" diye üzülmeye, aglamaya ve dövünmeye basladi.

    Kus, avcinin bu halini görünce:

    - "Be aptal adam! Biraz önce ben sana ne ögüt verdim?
    Su haline bir bak. Inci elinden gittiyse ne üzülüyorsun?
    Ben sana geçen bir seye üzülme demedim mi?
    Sözümü anlamadin mi?

    Sonra sana ´Olmayacak bir söze sakin inanma´ diye ilk ögüdümü verdim.
    On dirhemlik inciyi duyunca aklin basindan gitti.
    Benim üç dirhem gelmeyecegimi bildigin halde, nasil içimde on dirhemlik inci bulunabilir?" dedi.

    Avci, kusun uyarisini dinleyince, akli basina geldi.

    - "Hayir, güzel ve akilli kus!
    Su üçüncü ögüdünü de söyle, öyle git." dedi.

    Minik kus, üçüncü ögüdünü vermek için damdan agacin üstüne siçradi ve avciya alayli bir tavirla:

    - "Allah Allah! Ilk iki ögüdümü çok iyi tuttun da üçüncüsünü mü tutacaksin?"
    diyerek tamahkar avcinin haline güldü ve gögün maviliklerine dogru uçtu gitti...
    Uykuya dalmis bilgisiz kisiye ögüt vermek, çorak yere tohum saçmaktir.

    Abdallik ve bilgisizlik yirtigi yama kabul etmez.

    Ey ögütcü, ona hikmet tohumunu saçmadan önce, onu yamasiz, yirtiksiz hale getir. (alıntıdır)
    Gün gelecek bütün dünya Hocama selam duracak!

  16. #16
    Alıntı Tevfik YAZICILAR tafarından gönderildi Mesajı Göster
    ve bazen kuşlar da ağlar ...

    evet bazen kuşlarda ağlar.
    ki güvercinlerin gözyaşları en değerli onaldır...
    onlar ki hayatlarını ve tüm varlıklarını taşır gözyaşlarında.
    zira onlar ağladıklarında ölürler...
    kitapları okuyorsun lakin bilgiye sahip değilsin...

  17. #17
    kuşlar hayatın içinden veya üzerinden geçer.
    gördüklerine kimi zaman ağlar kimi zaman güler.
    keşke onları ağlatacak bir şey yapmasa insanoğlu
    yerdekilerin savaş,cinayet,tamahkarlık dolu hayatlarıyla üzüldükleri yetmezmiş gibi
    birde yüksekten uçanları ağlatmasınlar
    hiç bir umut kuşunu bekleyenlerinden alıkoymasınlar.
    kuşlarda ağlar ama çoğu zaman kendi hallerine değilde bazılarının hallerine!

  18. #18
    - "Elindeyken verecegim ögüt sudur:
    (Olmayacak seye, kim söylerse söylesin inanma)."
    Haklısın minik kuş ;olmayacak şeye inanmamak gerekir ve kim söylerse söylesin.

    Ama.. ama... ama... olmaz ki ?

    Hani peri masalları nerede , kaf dağındaki Anka kuşu, ya pamuk rensese de mi inanmayacağım. Pinokyonun uzayan burnuna inat, redkidin sadık dostları ile yolculuklarına da mı inanmayacağım.

    belki de anlatılanın değilde anlatıcının yalanlarından bahsediyorsundur minik kuş... Tamam şimdi anladım... hikayeler değilde hikayeciler inanılmayacak olan. Olmayacak şeyleri doldurum minik kuşun öğüdüne ve sana söz inanmam kim ne söylerse...

  19. #19
    vuslat özlemini el kadar kuşun küçücük yüreğine iliştirdim, nefesimi, hayır! bendeki beni kanatlarının altına üfledim olurda birgün açılırsa penceresi emanetimi yar'in yüreğine ulaştırsın diye...
    Her cümlenin ilk kelimesi büyük harfle başlar. Başlayan cümle bir karakter boşluk bırakılıp yazılır.

  20. #20
    Ayşenur
    Misafir

    afff

    Kısa bir zamandır yazılarınızı takip ediyorum sayın Tevfik Yazıcılar beyefendi...

    Fakat bu yazı inanın içimi daralttı:(

    Yaşadığımız ortamda biraz daha mizahi olarak anlatsak olayları, konuları, daralan iç dünyamız açısından daha iyi olmaz mıydı ne dersiniz?

+ Konuyu Yanıtla

Yer İmleri

Gönderme Kuralları

  • You may not post new threads
  • You may post replies
  • You may not post attachments
  • You may not edit your posts
  •