+ Konuyu Yanıtla
3 sonuçtan 1 --- 3 arası gösteriliyor

Konu: Tarihin önemi nedir

  1. #1
    Eser GEDİK kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Fri Dec 2006
    Konum
    vatanın her karışı
    Yaş
    27
    İletiler
    2,785
    Blogdaki Konular
    5

    Tarihin önemi nedir

    Tarihin önemini vurgulamak için söylenmiş sözler vardır.
    *Tarih yazmak, yapmak kadar önemlidir.
    *Geçmişini bilmeyen geleceğini tayin edemez.
    *Tarihini bilmeyen millet yok olmaya mahkumdur

    Tarihin tanımı:
    Toplumları, milletleri, kuruluşları etkileyen hareketlerden doğan olayları, zaman ve yer göstererek anlatan, bu olaylar arasındaki ilişkileri, daha önceki ve sonraki olaylarla bağlantılarını, karşılıklı etkilenmeleri, her milletin kurduğu medeniyetleri, kendi iç sorunlarını inceleyen bilim.

    hatırlama refleksi insanı tehlikelerden koruduğu gibi gelişmesinide sağlayan bir yetenektir. eğer hatırlama yeteneğimiz olmasaydı dün sokakta takılıp düştüğümüz kasise bugünde takılıp düşerdik. hatırlama eylemi sayesinde bu riskten kurtuluruz. ya da yaşadıklarımızı hatırlayamasaydık her an öğrendiğimiz şeyleri unutur ve tekrar öğrenmek için zaman harcardık. böylece hiçbir zaman kişisel olarak gelişemezdik.

    tarih ise toplumların ve insanlığın hatıra defteridir. insanoğlunun bıraktığı her iz bir sonraki kuşağın yolunu aydınlatır. yeni kuşağın yapması gereken sadece bu izleri doğru yorumlamaktır. böylece öncekilerin yaşadıklarını tekrar yaşamak zorunda kalmadan yaşam standardını daha ileri götürebilirler. ancak işte bu noktada tarihin yani hatırlamanın önemini anlayamamış toplumlar tarihi doğru yorumlamaya çalışmadan sadece günlük seyrin rüzgarına göre hareket ederek daha önce yapılmş bir hatayı tekrar yaşayabilirler. böylece hem kendilerine hem sonraki nesillere zaman kaybı ve acı yaşatırlar. bu anlamda tarih bir tecrübedir.

    tarihi yazıtları ve izleri çok olan toplum güçlü bir toplumdur. bu yazıtlardan ve izlerden en iyi şekilde yararlanan toplum medeni bir toplumdur.

    insan bir engelle karşılaştığında geriye doğru giderek hız, güç ve açı kazanarak koşar ve atlayarak engeli geçer. tarihte toplumların önüne çıkan engelleri aşabilmesi için geriye yani tarihine dönmesi ve oradan güç ve hız alarak önündeki engeli kolayça aşmasını sağlaması bakımından önemlidir.

    Mehmet DAĞDELEN


    tarihin önemi üzerine diğer bir makale:

    Şu cümle çok sık tekrarlanmaktadır: Milletlerin geleceği için tarih yazmak, yapmak kadar önemlidir. Bu söz öyle açık bir gerçeği ifade ediyor ki, ne kadar tekrarlanırsa tekrarlansın değeri aşınmaz.
    Dönemimizde ileri milletlerin hayatlarına bakınca, milli kudret ve medeniyet hamlelerini tarih şuuruyla yaptıklarını müşahede ediyoruz. Bu sebeple şunu rahatça söyleyebiliriz ki, tarihi yazıp, onu bir kültür ve şuur kaynağı haline getirmedikçe, toprak altında kalan yeraltı zenginlikleri gibi hiçbir anlam taşımaz. Tarihte ne kadar göz kamaştırıcı bir mevkiye sahip isek de, onu araştırmada, kültür hazinesi olarak hayatımıza katmada aklın alamayacağı kadar geri kaldık.

    İki türlü tarih yazılır. Birincisi belgeleri, kalıntıları yorumlayarak yazılanlardır. İkinci tür ise kitaplardan yararlanıp kaleme alınanlardır. Bizim yazdıklarımız ikinci türdendir; yani eserleri doğru kabul ederek yazıyoruz. Daha çok da Batılı kaynakları kullanıyoruz. İlim hasbidir, denir; ama aslında hasbi ilim yoktur; bugün hiçbir şey beklemeden ilim ürettiğini söyleyenin, günün birinde bu bir işe yarayacaktır düşüncesi beyninin bir köşesinde saklıdır. Batılı, dilimizi, eski harflerimizi, geçmişteki mantalitemizi, geleneklerimizi mümkün mertebe öğreniyor, ömrünü heba ederek tarihimize dair eserini veriyor. Ciddi bir emeli bulunmasa, bu zahmete katlanmasının mantığı olabilir mi?

    İki bin yıl önce egemenliğini kaybeden Yahudiler, yok olmamış, tekrar milletler camiasında yerlerini almışlarsa, tarih bilgilerinin onlara verdiği şuura sahip olmalarındandır. Bizim bu konudan niçin yeterince yararlanamadığımızın üzerinde durmamız gerekir. Pek çok milletten Alman tarihi uzmanı yetişmiştir; fakat Alman tarihini rakipsiz olarak en iyi yazan Almanlardır. Bu, bütün Batılı milletler için böyledir. Ama biz, Batılı tarihçilerin kitaplarını kaynak alıyor, tarihimizi onlara göre yazıyoruz. İngiliz devlet adamı Gladstone "Dünya yüzünden Türklerin kötülüklerini kaldırmanın bir tek çaresi vardır ki, o da dünya yüzünden kendi vücutlarının kaldırılmasıdır." derken, kuşaktan kuşağa böyle bir hava içinde yetişen Batılı bilim adamları Türk tarihine dair araştırmalarında ne kadar objektif olabilirler? Bu gerçeği dile getirmek için Arthur Sharaton "Mimar Sinan Biyografisi"nde Türk tarihiyle ilgilenen Batılıların ortak bir yanlarının bulunduğunu, onun da bizi tarihimizden soğutmak olduğunu söylemiyor mu? Tarihimiz konusunda Batılıları kaynak almakla, çocuklarımıza, objektif, tarafsız, tarihimizi öğretmek yerine, onların dünyaya bakışını Avrupa adına çarpıtmış olmuyor muyuz? Avrupa'nın dünyada son yüzyıllardaki gelişmenin beşiği olmasında tarih biliminde bugünkü anlayışa kavuşmalarının müstesna bir rol oynadığında şüphe yoktur. Biz kendi tarihimizi yazarken olayların mihrakına milletimizi oturtmalıyız; bunu yaparken de tarihin inandırıcı olmasını şiar edinmeliyiz; çünkü bir milletin tarihinden yararlanmaması ne kadar eksiklikse, gereksiz abartmalarla yeni nesilleri şartlamaya çalışması da o kadar tehlikelidir. Nasıl olsa er geç doğruyu öğrenecekler; bu da onlarda aşağılık kompleksinden kaynaklanan tedavisi gayri kabil yaralar açacaktır.

    Ciddi bir kültür ve medeniyete sahip olmak istiyorsak, ilk kaynaklardan tarihimizi doğru yazmak zorundayız. Böylece ne yapmamız, yeni nesilleri yetiştirirken nelere dikkat etmemiz gerektiği ortaya çıkacağından, sorumluluğunu bilen insanımıza kavuşacağız. Fizikçimiz, kimyacımız, romancımız dünyadaki emsallerinden geri kalırlarsa, görevini yapmamış olmanın ızdırabını duyacaklardır. Bu insan tipine kavuşmadan sarf edeceğimiz bütün gayretler suyun üzerine nakış işlemektir; zira insan, özelliklerine göre dünyasını kurar.

    Mehmed Niyazi
    herkes ne söylediğini, nasıl söylediğini bilse. bu işler olmayacaktı sadri abi.

  2. #2

    Tarİh Şuuru Ve Önemİ !

    Tarihin ve kültürel değerlerin her millet için büyük bir önemi vardır. İnsanlar, tarihi geçmişlerini, kültürlerini, medeniyetlerinin ortaya çıkışını ve mertebe kazanmalarını tarihin derin sayfalarından ö ğrenebilirler.
    İnsanların geçmiş zamanların güzel hatıraları ile zaman zaman neşelendikleri gibi milletler de mazinin irfan ve zaferlerini yad ederek maddi ve manevi hayatlarını güçlendirirler.
    Zira, zihinler yalanlarla ve uydurma bilgilerle de kaplı olsa, hakikatler tarihin berrak yapraklarında mevcuttur.
    Mazisi derin, ihtişamlı ve insanı meziyetlerle dolu bir millet, tarihinden asla ayrı düşünülemez. Sonsuz bir müddet yaşamak arzu ve gayretinde olan, yüksek seviyeli ve milli şuurla kaplı bir milletin tarihini yaşatması kendileri için hayati bir görevdir.
    Evet, geçmiş zaman gelecek zaman tohumlarının ambarı hükmünde olduğu gibi, gelecek zaman dahi geçmiş zamanın bir tarlası veya onu yansıtan bir aynasıdır.
    Tarihte güzide eserler meydana getiren bir millet, ebediyen yaşamaya layıktır. Özellikle, ilim ve irfan adamlarıyla insaniyet namına yüzlerce, binlerce eserler meydana getiren milletimiz ebede kadar ayakta durmaya layıktır.
    Millet olarak daima terakki etmek için, ecdadımızın hayatını, hususen mukaddesata hürmet ve saygılarını iyice araştırıp, incelememiz gerekir. Zira ecdadımız, örf, adet ve mukaddesata gösterdikleri itibar ile asırlarca dünyanın dört bir yanında hakimiyet sürmü şlerdir. Ruhlarında sarsılmaz bir iman, bünyelerinde ölmeyecek gibi bir irade taşıyan milletler, hiçbir vakit ve hiçbir surette yok olmaz ve edilemezler. Evet, en müthiş ihanetlere ve saldırılara rağmen, yüce milletimiz çok sağlam bir irade ile tarihine, kültürüne ve mukaddesatına sahip ç ıkarak hiçbir millete eğilmemiş ve ayakta kalmayı başarmıştır.Tanzimat'tan bu yana çeşitli hile ve sinsi oyunlarla bu milleti, bu ruhtan, bu cevherden ve bu merkezden uzaklaştırmak için büyük gayretler gösterilmiştir. Sonuçta bu milleti kısmen de olsa merkezinden uzaklaştırmayı başarmışlardır, fakat yörüngesinden ç ıkaramamışlardır. Zira bugün ki şuurlu genç nesil, bu tehlikelere ve oyunlara karşı çok daha uyanık ve dikkatlidir. Artık yabancı kültürlere özenmekten kurtulup, kendi öz kültürü içinde hareket etme zaruretini idrak etmişlerdir. Zaten asıl mesele, biz gençlerin mukaddesata ve milli kültür ve şuura karşı duyacağımız sevgiden ve saygıdan kaynaklanmaktadır. Ancak bu sayede istikbale endişesiz bakabiliriz.
    Silkelenip kendine dönme, derlenip toparlanma şuuru, bu yüce milletin çekirdeğinde, özünde mevcuttur. Tarihimize bakarsak eğer Selçuklu Devletinin yıkılmasından sonra Osmanlı Devletinin hemen ortaya ç ıkıp, asırlarca dünyaya hakim olmaları bunun en bariz örneğidir. Cenab-ı Hak rahmetinin bir göstergesi olarak Anadolu'ya; Mevlanalar, Edebaliler, ziyadar mürşitler, harikulade zekaya sahip mütefekkirler ihsan etmiştir.
    İşte bu zatlar, milletin manevi mimarları ve rehberleri oldular. Bunlar, tarihimizin semalarında devamlı parlayan fazilet yıldızlarıdır. Tarihimiz bu zatlar sayesinde Avrupa ve Amerika gibi milletlerin mazisine nasip olmayan bir şeref kazanmıştır. Amerika henüz keşfedilmemişken, Ruslar vahşiler gibi birbirine saldırırken, Avrupa cehalet sisi altında, zulüm ve vahşetin cehenneminde kavrulurken, ecdadımız hikmet ve adaletin, ilim ve irfanın, şan ve şerefin doruklarında idi.
    Eğer bu devlet; milleti millet yapan bu değerlerden kopacak olursa, devamını, birlik ve beraberliğini asla muhafaza edemez. Tarih şahittir ki, ecdadımız ne zaman inancına ve kültürel değerlerine sımsıkı sarılmışsa terakki etmiştir. Kendi ruh ve benliğine uygun olmayan kültür, örf ve adetler bu milletin birliğini ve bütünlü ğünü tamirden ziyade tahrip etmiştir.
    En sağlam ve emin yol, hayatını, dinine ve milletine feda edecek, hakiki inanca sahip, iradeli, iffetli, geçmişi ile geleceğinin hesabını yapabilecek bir neslin yetiştirilmesidir. Ta ki, kaybettiğimiz değerlerimizi, ilim ve irfanın ışığı altında arayıp bulalım.
    Elbette bir millet için ilimde, irfanda ilerlemek, medeniyetin ileri safhalarında bulunmak zaruridir. Fakat bu ilerleme ihtiyacı o milleti ruhundan koparmamak, ona tarihini, kültürünü unutturmamak şartıyla fayda verir.
    Eğer biz sağlam, şerefli ve haysiyetli bir hayatla ebediyen yaşamak istiyorsak, tarihimizden, ecdadımızdan bize miras kalan bu maddi ve manevi hazinelerden azami derecede istifade etmek mecburiyetindeyiz. Bütün zaferlerin, terakkilerin temelinde inanç, dil, kültür, örf ve ahlak gibi yüce unsurlar yer almaktadır. Bu değerler her milletin maddi ve manevi hayatının ışıklarıdır. Bu manevi unsurlardan mahrum olan bir milletin kanı kurur, bedeni felce uğrar, dağılır ve yok olur.
    Geleceği nurlu ve saadetli bir hale çevirmek için, bu manevi değerleri şanlı ecdadımız gibi şuurla kaynaştırıp hayata mal etmeliyiz.
    Böylece İslamiyet'le yoğrulmuş bu Müslüman Türk milletinin manevi şahsiyetini, kabiliyetini, dünya üzerine tekrar sunup, o eski haşmetiyle bütün milletlere rehber olacak bir yüce mevkiye Ç ıkarmak tek hedef ve gayemiz olmalıdır.
    İstikbal bu yüce müjdeye hamiledir.

    KAYNAK:PAX OTTOMAN
    ............................................................ .

  3. #3
    Eser GEDİK kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Fri Dec 2006
    Konum
    vatanın her karışı
    Yaş
    27
    İletiler
    2,785
    Blogdaki Konular
    5


    Tarihin hammaddesi nedir ?

    cevap : yer-zaman-insan-olay


    Tarihin yöntemi[/COLOR]

    1 kaynak / veri toplama
    2 verilerin sıralanması
    3 tahlil analiz
    4 tenkit (yazar ve eser kritiği)
    5 terkip (sentez=sonuç)

    Tarihin anlatım türleri

    araştırmacı tarihçilik :
    belgelere dayalı bir anlatım biçimine sahiptir ve sebeb sonuç ilişkisinde inceler tarihi..

    hikayeci tarihçilik :
    olayları hikayelerştirerek anlatır geçmişte Heredot şimdilerde ise Yavuz Bahadıroğlu diyebiliriz.

    öğretici tarihçilik : insanları toplumu yönlendirme amacıyla yapılan tariçilik bir tür milli tarihçilik gibi..

    siyasi tarihçilik : siyasi olayalrı konu alan tarihçilik.

    kronik tarihçilik :
    tarihlerine göre sıralar olayları

    sosyal tarihçilik : uygarlıkları kültürleri konu alır sosyal değişimleri inceler.




    Eser GEDİK / Ders notlarımdan
    herkes ne söylediğini, nasıl söylediğini bilse. bu işler olmayacaktı sadri abi.

+ Konuyu Yanıtla

Tags for this Thread

Yer İmleri

Gönderme Kuralları

  • You may not post new threads
  • You may post replies
  • You may not post attachments
  • You may not edit your posts
  •