+ Konuyu Yanıtla
3 / 2 İlkİlk 123 SonSon
46 sonuçtan 21 --- 40 arası gösteriliyor

Konu: Sakal Bırakmak Vacip Midir??

  1. #21
    ... Kübra YILMAZ kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Sat Jul 2006
    Konum
    tek suçu;büyük şehir...
    İletiler
    3,129
    Blogdaki Konular
    3
    Peygamber Efendimizin (a.s.m.) getirdiği esas, kaide ve prensipler hayatın bütün safhalarını içine alır. İbadetten muamelâta, ahlâktan insanın şahsî yaşayışına ve cemiyetin bütün unsurlarına kadar...
    Peygamberimizin yaşayışı en güzel bir örnek ve mü'minler için en açık bir misaldir. Bu hususu Rabbimiz Kur'ân-ı Kerimde şöyle belirtir : «Gerçekten Allah'ı, âhiret gününü arzulayanlar ve Allah'ı çok zikredenler için, size Allah'ın Resulünde (takip edeceğiniz)
    pek güzel bir örnek vardır.» 1
    Peygamberimizin birtakım sünnetleri vardır ki, bunlar, onun fıtrî muameleleri şeklindedir. Giyinip kuşanması, yeyip içmesi, vücudunun bakımı ve temizliği bu kabildendir. Bunların birçoğu muaşeret kaideleri sınıfına girmektedir. Mü'minler ise, bu sünnetlere uymak-
    la hareketlerini nurlandırmış olurlar.
    İşte bu fıtrî sünnetlerden bir kısmını Hz. Âişe validemiz Resul-i Ekrem Efendimizden şöyle rivayet etmektedir :
    «On şey fıtrattandır (yaratılıştan olması gereken âdetlerdendir) : bıyığı kısaltmak, sakalı bırakmak, misvak kullanmak, buruna su çekmek, tırnakları kesmek, parmak aralarını yıkamak, koltuk altını temizlemek, etek tıraşı olmak, istinca ve istibra.» 2
    Her insanın belli zamanlarda yapması gereken bu fıtrî sünnetler hem bir temizlik vasıtasıdır, hem de Peygamber âdetidir. İnsan bu vazifeleri yerine getirmekle hem bedenî vazifelerini yapmış, hem de sünnete uymakla manevî mükâfata kavuşmuş olur.
    Bahsi geçen sünnetler içinde sakal bırakmak ve bıyıkları kısaltmak dış görünüş itibarıyla ayrı bir hususiyet taşımaktadır. Sevgili Peygamberimiz «Sakalı bırakın ve bıyıklarınızı kısaltın» derken «Müşriklere muhalefet edin» 3 buyurmakla da hikmet cihetini belirtmektedirler. Çünkü müşrikler sakallarını kesip bıyıklarını alabildiğine uzatırlardı.
    İslâm âlimleri sakalı bırakma ölçüsü olarak bir tutamdan fazlasının kesilmesini ifade ederler. Hz. Ömer, sakalını uzatmış birini görerek bir tutamdan fazlasını kesmesini söylemiştir. Ebû Hüreyre gibi büyük bir Sahabî de (r.a.) sakalını tutar, bir tutamdan fazlasını keserdi. Abdullah bin Ömer'in de aynı şekilde hareket ettiği rivayet edilmektedir.
    Fıkıh kitaplarımızda ifade edildiği gibi, sakalın kâmil mânâdaki şekli «arız» denilen yüzün iki tarafı ile çenede bırakılmasıdır. Şayet sadece çenede sakal bırakılsa sünnet yerine gelmiş olmaz.
    Sakal bırakmakta ve diğer sünnetleri işlemekte mü'minin esas niyeti Peygamberimize uymak ve onu taklit etmektir. Bir Müslümanm gayesi, mümkün olduğu öl-
    çüde sünnet-i seniyyeye her yönüyle uymaktır. Fakat buna muvaffak olmak ancak «ehass-ı havas» denilen bazı mümtaz şahsiyetlere mahsustur. Yalnızca müçtehid ve velî mertebesine varan zatlar bu sınıfa girer. Fakat herkes sünnetin tamamını yapamasa da, taraftar
    olmak, kabul etmek ve hâlis bir niyetle de yapmaya gayret göstermek mecburiyetindedir. Ancak bu niyet ve kararlılık içinde olmakla beraber, daha başka maslahatlar icabı olarak bazı sünnetleri yapmayanları ve yapamayanları çok büyük bir günaha girmiş gibi suçlamaya ve tahkir etmeye, küçük görmeye de hakkımız yoktur.
    Sakal meselesine de bu ölçü içinde bakmak lâzımdır. Sakal bırakmak Peygamberimizin hem fiilî ve hem de kavlî bir sünnetidir. Mü'min bu sünneti işlemekle, âdetini ibadete çevirir ve büyük sevaba kavuşur. Sakal bırakmayanların mes'uliyet altına girdiklerini söyleyen
    müçtehidler varsa da, bazı âlimler sakalı kesmenin tenzihen mekruh olduğunu ve hattâ son devir İslâm âlimlerinin bazıları da mubah olduğunu belirtmişlerdir.
    Asrımızın büyük âlimi Bediüzzaman, «Bazı âlimler 'Sakalı tıraş etmek caiz değildir' demişler. Muradları, 'Sakalı bıraktıktan sonra tıraş etmek haramdır' demektir. Yoksa hiç bırakmayan, bir sünneti terk etmiş olur» 4 demektedir.
    Bu durumda, sakalı bıraktıktan sonra kesenler, Hanefî, Hanbelî ve Maliki âlimlerince mes'ul duruma düşerlerse de, Şafiî âlimlerince —Gazali, İbni Hacer, Remli, Rafiî ve Nevevî—ye göre tenzihi bir mekruh işlemiş olmaktadırlar. Bu meselede Şafiî mezhebine uyan kimseler,bir mes'uliyet altına girmezler. 5
    Bu sünneti işlemeye taraftar olmak, işleyenleri tebrik etmek, onlara hürmet etmek İslâmî bir davranış olduğu gibi, bırakamayanları veya bir mazeretinden dolayı terk edenleri de hor görüp küçük düşürücü konuşmak, büyük bir İslâmî eksiklikmiş gibi değerlendirmek de normal bir
    hareket değildir. Hele bu meseleden dolayı Müslümanlar arasındaki birlik ve kardeşlik bağlarına zarar vermek, şuurlu Müslümanın yapacağı işlerden değildir.
    Sakal bırakan kimselerin, sünnete göre bakımını yapmaları, sünnete hürmetin ifadesi olur. Bıyık meselesinde ise dinî ölçü, kılların üst dudağı kaplamaması, bıyığın herkesin kendi kaşının kılları uzunduğunda olması ve dudak hizasını geçmemesidir. "Bıyıkları kısaltın" hadisine uyan âlimler bıyıklarını ciltleri görünecek kadar kısaltmışlardır.

    Kaynaklar:
    1. Ahzab suresi, 21. ayet
    2. Müslim, Tahare : 56; Neseî, Zinet: 1.
    3. Buhari, Libas: 64.
    4. Emirdağ Lahikası, s. 48:49.
    5. Mezahibü'l-Erbaa,2 :44-45; İânetü'l-Tâlibîn, 2 : 340.


    Kaynak: Mehmed Paksu, Helal Haram, Nesil yayınları, İstanbul, 1998, ss. 157-160
    Sosyofobi..

  2. #22
    Ayhan Aykul
    Misafir
    Sakal farz veya vacip olmasi lazim degil.

    http://www.sorularlaislamiyet.com/su...ticle&aid=1807

    SAKAL
    Yetişkin erkeklerin yanak, çene ve yüzlerinin alt kısımlarında çıkan kıllar.

    İnsanları en güzel şekilde yaratan Cenab-ı Allah peygamberleri vasıtasıyla kulluk görevlerini onlara bildirdiği ve öğrettiği gibi, kılık-kıyafetlerini de belirlemiştir.

    Allah Teâlâ, insanların bedenlerinde saç, sakal ve diğer kılları yaratmış, peygamberleri de bunlardan bir kısmının giderilmesini veya kısaltılmasını, bir kısmının da kesilmeyerek uzatılmasını tebliğ etmiş ve bu konuda insanları uyarmışlardır.

    Allah Teâlâ (c.c), "Peygamber size neyi getirip verdi ise onu kabul edin, alın ve sizi yasakladığı şeyden de sakının" (el-Haşr, 59/7) ve "Allah'ın Rasulünde sizin için güzel örnekler vardır" (el-Ahzâb, 33/21) meallerindeki âyetlerinde buyurduğu gibi, mü'minlere sîrette, sûrette, ahlâkta, âdette ve hayatın bütün dallarında, Rasulu (s.a.s)'un sünnetine uymalarını emretmiştir. Rasulullah (s.a.s)'ın sünnetine uymak, İslâmiyet'i daha doğru anlamanın, daha doğru yaşamanın yegâne yoludur.

    Allah (c.c)'ın: "Peygambere itaat eden, Allah'a itaat etmiş olur" (en-Nisa, 4/80) âyet mealinde buyurduklarından hareket ederek, Rasulullah (s.a.s)'a itaatin her şeyden önce farz hükmünü taşıdığını göz önüne alırsak, onun sünnetine sarılmanın önem ve ciddiyeti kendiliğinden ortaya çıkar.

    Rasûlullah (s.a.s) ümmetini, kılık kıyafet ve dış görünüşleri bakımından müşriklere benzemekten alıkoymuş; "Kim bir kavme benzerse, onlardandır" (Ebu Davud, Libas, 4) hadisiyle de müslümanları uyarmıştır. Özellikle sakal bırakmaları hususunda mü'minlere tavsiyelerde bulunmuş, çeşitli hadisleriyle de sakalın müslüman için taşıdığı önemi belirtmiştir.

    Hz. Aişe (r.anha)'den rivayet edilen bir hadislerinde "On şey fıtrattandır: Bıyıkları kesmek; sakalı salıvermek; misvak ile ağzı, dişleri temizlemek; su ile burnu temizlemek; tırnakları kesmek; kirlerin barınabileceği yerleri yıkamak; koltuk altındaki kılları gidermek, kasıkları tıraş etmek; necaset yolunu su ile pak eylemektir" (Müslim, Tahare, 56; Ebu Davud Tahare, 29; Nesâî, Zine, I) buyurmuşlardır. Diğer hadislerinde ise, "Bıyıkları Çok kısaltın, sakalları ise bırakın"; "Müşriklere muhalefet edin; bıyıkları kısaltın, sakalları çoğaltın"; "Bıyıkları kesin, sakalları bırakın. Böylece Mecusîlere benzemeyin " (Buharî, Libas, 64; Müslim, Tahare, 54) buyurmuşlar ve mü'minleri sakal bırakmaya teşvik etmişlerdir.

    Sakal, hadiste de buyurulduğu gibi, yaratılış icabı erkeklerde bulunması gereken ve daha önceki peygamberlerin sünneti olan bir kılıktır. Müteaddid hadislerde sakalların tabii halleri üzere terk edilmesi ve uzatılması emredilmektedir. Kısaltılması konusunda herhangi bir cevaz görülmemektedir. Asırlardır her devirdeki İslâm âlimleri ile bütün mü'minler bu tabii hali benimsemişler ve kendilerinde uygulamışlardır.

    Bu hadislerden anlaşıldığına göre, bütün peygamberlerle birlikte Rasul-i Ekrem de sakalını bırakmış ve sakal bırakmayı tavsiye etmiştir. Hz. Peygamber ve ashabının sakallarını traş ettiklerine dair hiç bir kayıt yoktur. Ancak Hz. Peygamber (s.a.s) sakalının ucundan ve yanlarından alırdı (Tirmizi, Edeb, 17). İmam Malik, "Müslüman, çoğunluk sakalını ne şekilde bırakıyorsa o kadar bırakmalı, fazlasını kesmeli, böyle yapmak menduptur. Çünkü bu fazlalığın kesilmemesi, çirkin görünmeye sebeb olur. Sakalı kısaltmanın bir sınırı yoktur. En uygunu, şekli güzelleştirecek biçimde kısaltmaktır" der. İmam Bâcî Abdullah İbn Ömer ve Ebu Hureyre'den nakledilen tatbikata dayanılarak bir tutamdan fazlasının kesilebileceğini söylemiştir.

    Dürrül-Muhtar'da sakalın bir tutam boyunda olmasının sünnet olduğu ifade edilmektedir. Aynı şekilde, ekseriyetin görüşüne göre bir tutamdan fazlasını kesmek de sünnettir.

    Sakal bırakmak ve buna bağlı olarak sakalı traş etmek konusunda âlimler değişik kanaatlere varmışlardır. Bu alimlerin bir kısmına göre sakal bırakmak farz, kesmek haram; bazılarına göre sakal bırakmak sünnet, kesmek mekruhtur, kimisine göre de müstehaptır. Bunların görüş ve delillerine gelince: Sakal bırakmak farz, traş etmek ise haramdır şeklinde olan birinci görüş, alimlerin cumhuruna aittir. Delilleri ana hatlarıyla şöyledir:

    a) Hz. Peygamber (s.a.s) bir hadis-i şeriflerinde sakal bırakmayı emretmiştir. Emirler mendup veya mübah olduğunu ifade ettiğine dair bir delil bulunmadıkça vucub için olurlar. "Sakalları bırakın " emri de sakal bırakmanın farz olmasını gerektirir.

    b) Aynı şekilde, Hz. Peygamber (s.a.s) müşrik veya mecusilere benzememeyi emretmiştir. Sakalı traş etmek onlara benzemektir. Bu da haramdır.

    c) Sakal traşı, Nisa süresinin 119. ayetinde sözü edilen Allah'ın yarattığı şeyi değiştirmek demektir. Şeytana uyularak yapılân bu hareket de yasaktır.

    d) Sakal, erkekleri kadınlardan ayıran bir özelliktir. Sakalını traş eden erkekler kadınlara benzemektedirler. Erkeklerin kadınlara benzemesi de dinen yasaklanmıştır.

    Ancak sakalı kesmenin haram olduğunu söyleyen bazı alimlerimiz, sakalın bırakıldıktan sonra kesilmesinin haram olduğunu kasdetmişlerdir. Yoksa sakalı bırakmadan tıraş olmak haram olmaz.

    Sakal bırakmak sünnet, traş etmekse mekruhtur görüşünde olanlar Şafiî mezhebinden İmam Nevevi, Râzi, Gazzalî, Şeyh Zekeriyya el-Ensari, İbn-i Hacer, Remli, Hatib, Şirbini gibi zatlardır. Bu görüşü savunanlar şöyle demişlerdir.

    a) Hadis-i şerifteki emir, sakal bırakmanın farz olmasını gerektirmez. Zira aynı şekilde Hz. Peygamber (s.a.s), Yahudi ve Hıristiyanlara benzememek için saçların boyanmasını emretmiş, fakat Sahabeden bazı kimseler saçlarını boyamamışlardır. Bu olay bu gibi emirlerin vücub için olmadığını gösterir.

    b) Müşriklere din ve imanla ilgili konularda benzemek haramdır. Örf ve âdetlerle ilgili hususlarda ise haram değildir. Zira Rasûlüllah (s.a.s)'de rahiplerinkine benzer bir takunya giymiştir. Şayet bu gibi hususlarda benzemek kesin olarak yasak olsaydı, Hz. Peygamber bunu yapmazdı.

    c) Örf ve âdetlerde bile olsa konu sadece müşriklere benzeme noktasından ele alındığı zaman aksine sakal bırakmanın haram olması gerektiği hükmüne varılır. Zira bugün birçok rahip ve gayr-i müslimler de sakal bırakmaktadırlar.

    d) Peygamberlerin sünnetlerinden sayılan on şey alimlerin çoğunluğu tarafından sünnet veya müstehap olarak değerlendirilmektedir. Sakal da bunlardan biri olduğuna göre bu da öyle değerlendirilmelidir. Çünkü bunların hepsi temizlik ve iyi görünüşlü olmak gibi güzel âdetlerdir. Rasûlüllah (s.a.s) ümmetine en güzel âdetleri tavsiye etmiştir.

    Sakal bırakmak müstehap, (sünnet-i zevaid) traş etmek ise mübahtır görüşünü savunanlar şöyle derler: Sakal bırakmak, yemek, içmek, oturmak, giyinmek gibi Hz. Peygamber'in insan olduğu için tabii olarak yapmış olduğu âdetleridir. Bu itibarla sakal bırakmak ibadetle ilgili sünnet değil, Hz. Peygamber (s.a.s)'in gelenek kasdiyle yapmış olduğu sünnetidir. Buna sünnet-i zevaid de denir. Mahmud Şeltut ve Muhammed Ebu Zehra gibi zamanımızın bazı âlimlerinin görüşü bu şekildedir. Buna göre sakal bırakmak faziletli olmakla birlikte, sakal traşı mübahtır. Sakal bırakılmadığı veya traş edildiği takdirde aleyhte bir hüküm terettüp etmez. İçinde bulunulan çevreye göre hareket etmek yerinde olur.

    Sakalın adeta bir parçası olan bıyığa gelince; Hz. Peygamber (s.a.s)'den üst dudağının kenarları görünecek şekilde bıyığı kısaltmak veya tamamen kesmek şeklinde rivayetler vardır. Asıl alınan görüşe göre bıyığı kısaltmak da tamamen traş etmek de sünnettir: Mükellef dilediği şekilde hareket etmekte serbesttir.

    Ancak bıyıkların yan taraflarından alıp ortada az birşey bırakmak caiz görülmemiştir. Şir'a şerhinde Hz. Ömer'in bıyıklarının iki ucunu uzattığından söz edilerek bunun bir sakıncası olmadığı açıklanmıştır.

    (Sakal ve bıyığın hükümleri ve bu konudaki görüş ve ictihadlar için bk. İbn-i Abidin, II, 113, V, 261; el-Mehhel, I,183-189; Şevkânî, Neylül-Evtar, I, 137-138; el-Mezahibül-Erbea, II, 44-46; Şerhu'n-Nevevî (İrşadüşşarinin kenarında), II, 261-265; İânetü't-Tâlıbin, II, 340; Fethü'r-Rabbânî, XVII, 313-314;ş Mahmut Şeltut, el-Fetâvâ, 227-229; İslâmda Helal ve Haram, Yusuf el-Kardâvî, (Terc. Mustafa Varlı), 107-109; Muhammed Ebu Zehra, İslâm Hukuku Metedolojisi (Terc. Abdülkadir Şener), 51-52; Zekeriyya Kandehlevi, Vucübu ı'fail-Iihye).

    Ahmet ARPA

    SAKAL KESMEK HARAM MIDIR?

    Peygamber Efendimizin (a.s.m.) getirdiği esas, kaide ve prensipler hayatın bütün safhalarını içine alır. İbadetten muamelâta, ahlâktan insanın şahsî yaşayışına ve cemiyetin bütün unsurlarına kadar...
    Peygamberimizin yaşayışı en güzel bir örnek ve mü'minler için en açık bir misaldir. Bu hususu Rabbimiz Kur'ân-ı Kerimde şöyle belirtir : «Gerçekten Allah'ı, âhiret gününü arzulayanlar ve Allah'ı çok zikredenler için, size Allah'ın Resulünde (takip edeceğiniz)

    pek güzel bir örnek vardır.» 1
    Peygamberimizin birtakım sünnetleri vardır ki, bunlar, onun fıtrî muameleleri şeklindedir. Giyinip kuşanması, yeyip içmesi, vücudunun bakımı ve temizliği bu kabildendir. Bunların birçoğu muaşeret kaideleri sınıfına girmektedir. Mü'minler ise, bu sünnetlere uymakla hareketlerini nurlandırmış olurlar.

    İşte bu fıtrî sünnetlerden bir kısmını Hz. Âişe validemiz Resul-i Ekrem Efendimizden şöyle rivayet etmektedir :
    «On şey fıtrattandır (yaratılıştan olması gereken âdetlerdendir) : bıyığı kısaltmak, sakalı bırakmak, misvak kullanmak, buruna su çekmek, tırnakları kesmek, parmak aralarını yıkamak, koltuk altını temizlemek, etek tıraşı olmak, istinca ve istibra.» 2

    Her insanın belli zamanlarda yapması gereken bu fıtrî sünnetler hem bir temizlik vasıtasıdır, hem de Peygamber âdetidir. İnsan bu vazifeleri yerine getirmekle hem bedenî vazifelerini yapmış, hem de sünnete uymakla manevî mükâfata kavuşmuş olur.

    Bahsi geçen sünnetler içinde sakal bırakmak ve bıyıkları kısaltmak dış görünüş itibarıyla ayrı bir hususiyet taşımaktadır. Sevgili Peygamberimiz «Sakalı bırakın ve bıyıklarınızı kısaltın» derken «Müşriklere muhalefet edin» 3 buyurmakla da hikmet cihetini belirtmektedirler. Çünkü müşrikler sakallarını kesip bıyıklarını alabildiğine uzatırlardı.
    İslâm âlimleri sakalı bırakma ölçüsü olarak bir tutamdan fazlasının kesilmesini ifade ederler. Hz. Ömer, sakalını uzatmış birini görerek bir tutamdan fazlasını kesmesini söylemiştir. Ebû Hüreyre gibi büyük bir Sahabî de (r.a.) sakalını tutar, bir tutamdan fazlasını keserdi. Abdullah bin Ömer'in de aynı şekilde hareket ettiği rivayet edilmektedir.

    Fıkıh kitaplarımızda ifade edildiği gibi, sakalın kâmil mânâdaki şekli «arız» denilen yüzün iki tarafı ile çenede bırakılmasıdır. Şayet sadece çenede sakal bırakılsa sünnet yerine gelmiş olmaz.

    Sakal bırakmakta ve diğer sünnetleri işlemekte mü'minin esas niyeti Peygamberimize uymak ve onu taklit etmektir. Bir Müslümanm gayesi, mümkün olduğu ölçüde sünnet-i seniyyeye her yönüyle uymaktır. Fakat buna muvaffak olmak ancak «ehass-ı havas» denilen bazı mümtaz şahsiyetlere mahsustur. Yalnızca müçtehid ve velî mertebesine varan zatlar bu sınıfa girer. Fakat herkes sünnetin tamamını yapamasa da, taraftar
    olmak, kabul etmek ve hâlis bir niyetle de yapmaya gayret göstermek mecburiyetindedir. Ancak bu niyet ve kararlılık içinde olmakla beraber, daha başka maslahatlar icabı olarak bazı sünnetleri yapmayanları ve yapamayanları çok büyük bir günaha girmiş gibi suçlamaya ve tahkir etmeye, küçük görmeye de hakkımız yoktur.

    Sakal meselesine de bu ölçü içinde bakmak lâzımdır. Sakal bırakmak Peygamberimizin hem fiilî ve hem de kavlî bir sünnetidir. Mü'min bu sünneti işlemekle, âdetini ibadete çevirir ve büyük sevaba kavuşur. Sakal bırakmayanların mes'uliyet altına girdiklerini söyleyen müçtehidler varsa da, bazı âlimler sakalı kesmenin tenzihen mekruh olduğunu ve hattâ son devir İslâm âlimlerinin bazıları da mubah olduğunu belirtmişlerdir.

    Asrımızın büyük âlimi Bediüzzaman, «Bazı âlimler 'Sakalı tıraş etmek caiz değildir' demişler. Muradları, 'Sakalı bıraktıktan sonra tıraş etmek haramdır' demektir. Yoksa hiç bırakmayan, bir sünneti terk etmiş olur» 4 demektedir.
    Bu durumda, sakalı bıraktıktan sonra kesenler, Hanefî, Hanbelî ve Maliki âlimlerince mes'ul duruma düşerlerse de, Şafiî âlimlerince —Gazali, İbni Hacer, Remli, Rafiî ve Nevevî—ye göre tenzihi bir mekruh işlemiş olmaktadırlar. Bu meselede Şafiî mezhebine uyan kimseler,bir mes'uliyet altına girmezler. 5

    Bu sünneti işlemeye taraftar olmak, işleyenleri tebrik etmek, onlara hürmet etmek İslâmî bir davranış olduğu gibi, bırakamayanları veya bir mazeretinden dolayı terk edenleri de hor görüp küçük düşürücü konuşmak, büyük bir İslâmî eksiklikmiş gibi değerlendirmek de normal bir hareket değildir. Hele bu meseleden dolayı Müslümanlar arasındaki birlik ve kardeşlik bağlarına zarar vermek, şuurlu Müslümanın yapacağı işlerden değildir.
    Sakal bırakan kimselerin, sünnete göre bakımını yapmaları, sünnete hürmetin ifadesi olur. Bıyık meselesinde ise dinî ölçü, kılların üst dudağı kaplamaması, bıyığın herkesin kendi kaşının kılları uzunduğunda olması ve dudak hizasını geçmemesidir. "Bıyıkları kısaltın" hadisine uyan âlimler bıyıklarını ciltleri görünecek kadar kısaltmışlardır.

    Kaynaklar:
    1. Ahzab suresi, 21. ayet
    2. Müslim, Tahare : 56; Neseî, Zinet: 1.
    3. Buhari, Libas: 64.
    4. Emirdağ Lahikası, s. 48:49.
    5. Mezahibü'l-Erbaa,2 :44-45; İânetü'l-Tâlibîn, 2 : 340.

    Mehmed Paksu

  3. #23
    Kayıtsız
    Misafir

    Sakal sünnettir

    Sakalın vacip olduğu konusunda icma(söz birliği)yoktur. Vacip diyenler olduğu gibi sünnet hatta müstehap olduğunu söyleyen alimlerde vardır. Sakal kesmenin 4 mezheptede haram olduğunu söyleyen hocalar oluyor. Yanılıyorlar çünkü Şafii mehebinde haram değil mekruhtur. Hanefide tahrimen mekruhdur. Maliki ve Hanbelide haramdır.

  4. #24
    Kayıtsız
    Misafir

    iHTİLAFLI MEVZU

    Bu konu ihtilaflıdır. Kesmeye caiz diyen alimlerde vardır haram diyen alimlerde. Sakal konusunda sakal vaciptir diyen alimlerin görüşüne uyanlara saygı gösterilir. Ancak sakal bırakmayı vacip gören ictihada uyan arkadaşlar bunu icma(sözbirliği) varmış gibi görmemelidirler ve sakal sünnettir diyen alimlerin görüşüne uyanlarada saygı göstermelidirler.

  5. #25
    Kayıtsız
    Misafir

    ...

    kaynaklarımız hadislerdir

    ali ramazan demrican hocanın "batıla benzemenin hükmü" diye bir kitabı var.
    orda bu konuyu hadislerle ve mücatehid imanların görüşleriyle belirtiyo

    bulursanız okumanızı tavsiye ederim.

    ki sakal bırakmak vacip iken sakalsızn arkasında namaza durmak da caiz olmuyo zaten

    herşeyi ALlah daha iyi bilir

    ………………………………………………..


    Bidatçı imamın arkasında namaz kılınır: Buhari; 2c. 722,

    imam fasık dahi olsa arkasında namaz kılınır.. cemaati terk etmek olmaz...

    ..................

    burada iki yorumdan alıntı yaptım. şimdi bu ıkı yoruma göre hadislermi çelişiyor. biri hadis kaynak gösterip kılınmaz diyor diğer tarafta hadisi kaynak gösterip kılınır diyor.
    sonuç ne şimdi?

  6. #26
    Alıntı Kayıtsız tafarından gönderildi Mesajı Göster
    kaynaklarımız hadislerdir

    ali ramazan demrican hocanın "batıla benzemenin hükmü" diye bir kitabı var.
    orda bu konuyu hadislerle ve mücatehid imanların görüşleriyle belirtiyo

    bulursanız okumanızı tavsiye ederim.

    ki sakal bırakmak vacip iken sakalsızn arkasında namaza durmak da caiz olmuyo zaten

    herşeyi ALlah daha iyi bilir

    ………………………………………………..


    Bidatçı imamın arkasında namaz kılınır: Buhari; 2c. 722,

    imam fasık dahi olsa arkasında namaz kılınır.. cemaati terk etmek olmaz...

    ..................

    burada iki yorumdan alıntı yaptım. şimdi bu ıkı yoruma göre hadislermi çelişiyor. biri hadis kaynak gösterip kılınmaz diyor diğer tarafta hadisi kaynak gösterip kılınır diyor.
    sonuç ne şimdi?
    Sonuç şu:

    Sakalı kazıyan yada kesen bir kimsenin arkasında namaz kılınır. Bu konun başlarında söylediğimden rücu ediyorum.

    Bid'atçı bir kimsenin arkasında namaz kılınır.Bid'atçı olmayan bir kimse varken bid'atçının arkasında cemaat olmayı terketmek selefimizin meşhur adetidir. (Bkz. http://www.milligorusportal.com/showthread.php?t=28261)

    İnşaAllah sıkıntı olarak gördüğünüz yer açıklanmıştır.

  7. #27
    AHDE VEFA ibrahim DEMİRCİ kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Fri Feb 2007
    Konum
    kayseri/yahyalı
    İletiler
    2,598
    Blogdaki Konular
    11
    vacip veya sünnet ben onu tartışacagıma iki iyilikten biri garanti oldugunu gördüm ve sakal bıraktım.hemde 24 yaşımdan beridir.sakallıyım.
    sakalın insana olan manevi getirilerini saymakla bitiremem.kitaplar ne diyor onu bilmem ama benim bildigime göre sakal etikettir.
    şekilciligi sevmemekle birlikte,sakalın bir şekilcilik degil,manevi zırh oldugunu kabul ediyorum.tabii ünalistler konu dışıdır.
    ha buarada dügünümde dahi sakalım vardı.eşime sordum oda kesme dedi.o yüzden 18 yıldır sakalım var ve çok memnunum.tavsiye ederim
    EĞRİ CETVELDEN,DOGRU ÇİZGİ ÇIKMAZ

  8. #28
    Kayıtsız
    Misafir

    Sakal bırakmak veya kesmek

    Hadislerde emir gibi gözüken yapın ifadesi bulunan herşey vaciplik belirtmez.

    Bir hadiste "Yahudiler ve Hıristiyanlar sakallarını boyamaz. Onlara benzemeyin boyayın"(Müslim hadisi) buyuruluyor. Ancak sahabeden sakalını boyamayanlarda vardır. Vacip olsaydı herkes boyardı.

    Sakal kesme konusunda Cübbeli hocada yanılıyor. 4 mezheptede haram diyor ancak Şafii fıkhında haram değil mekruhdur. Hanefide tahrimen mekruhdur.

    Prof.Dr.Vehbe Zuhayli'nin İslam Fıkhı Ansiklopedisinde (4.cilt) yazan ifade aynen şöyle:

    "Malikilerle Hanbeliler sakal kesmeyi haram kabul ederken, Hanefiler tahrimen mekruh kabul etmişlerdir." ve "Şafiiler sakal kesmenin mekruh olduğunu söylemişlerdir"

    Selamlar...

  9. #29
    Alıntı Kayıtsız tafarından gönderildi Mesajı Göster
    Hadislerde emir gibi gözüken yapın ifadesi bulunan herşey vaciplik belirtmez.

    Bir hadiste "Yahudiler ve Hıristiyanlar sakallarını boyamaz. Onlara benzemeyin boyayın"(Müslim hadisi) buyuruluyor. Ancak sahabeden sakalını boyamayanlarda vardır. Vacip olsaydı herkes boyardı.

    Sakal kesme konusunda Cübbeli hocada yanılıyor. 4 mezheptede haram diyor ancak Şafii fıkhında haram değil mekruhdur. Hanefide tahrimen mekruhdur.

    Prof.Dr.Vehbe Zuhayli'nin İslam Fıkhı Ansiklopedisinde (4.cilt) yazan ifade aynen şöyle:

    "Malikilerle Hanbeliler sakal kesmeyi haram kabul ederken, Hanefiler tahrimen mekruh kabul etmişlerdir." ve "Şafiiler sakal kesmenin mekruh olduğunu söylemişlerdir"

    Selamlar...
    Bakın atladığınız bir husus var. O da şudur: Dört İmam sakalı kazımayı haram görmüşlerdir. Fakat kendilerinden sonra gelen tabiileri (mezhep fakihleri) imamlar gibi düşünmemiş, başka fetvalar vermişlerdir.

    Şeyh Vehbe Zuhayli'nin muhteşem eserinde de işte benim dediğim şekilde belirtiliyor. Yani "dört imam haram demiyor" şeklinde değil, "dört mezhep haram demiyor" şeklinde.

    Bir ikinci hatırlatmada daha bulanayım. Bir hükmün emir olabilmesi için, cezmli emr olarak gelmesi şart değildir. Başka şekillerde de gelerek, uyulması vacip olan bir emir olabilir. Cezmli emir sigasıyla gelen bir nass, umumiyetle emir kabul edilir ve uyulması vaciptir. Emri iptal edici, yada emri tavsiyeye dönüştürücü bir nass olmadıkça bu böyledir. (bkz. usulil fıkh kitapları "emir sigası" babları)

    Sakal ile alakalı hadisi, saçları boyamaya yönelik hadisle karşılaştırıyorsunuz fakat, burda da atladığınız birkaç husus var.

    1-Saçları boyama hadisinde "Yahudi ve Hristiyanlara muhalefet şartı" vardır. Oysa ki, sakalları uzatıp bıyıkları kısaltmanın (kimi lafızlarda bıyıkları çok kısa kalacak şekilde kısaltmanın) "yahudi ve hristiyanlara muhalefet" olarak zikredilmesi bir "şart" olarak değil, sadece bir "illet" yahut bir "sebeb" olaraktır. Oysa ki, şart, hükmün varlığı için tümünün tamamlanmasının gerektiği şeydir. İllet yahut sebep ise böyle değildir. Sakal uzatıp, bıyıkları kısaltmada ise tek illet/(yada) sebeb, yahudi ve hristiyanlara muhalefet değildir. Kadınlara benzememek, Fıtratı değiştirmemek vs. Şimdiden iki tane daha ek maddeler çıktı. Bu ikisi de sahih hadislerde sabittir.

    2-Saçları boyama hadisinde, fiil emir sigası şeklinde mi gelmiştir? Yoksa başka bir sigayla mı gelmiştir? Bıyıkları kısaltıp, sakalları uzatma hadislerinin lafızlarına ve sahabenin onu uygulayışına bakar mısınız? Saçları boyama hadisi ile aynı mıdır?

  10. #30
    unable
    Misafir

    hadis kaynak gösterirken dikkat edelim.

    S.A.
    Saygıdeğer arkadaşlarım,bir konuya dikkatinizi celb ederim.Başıma geldiği için biliyorum.
    Şöyleki ; Sakın hadislerden hüküm çıkarmayın.Bilen kişiler dışındaki herkes "hadisler"den hüküm çıkarmamlıdır.Bunun için "fıkıh" kitaplarına göre hareket edelim.Çünkü bu ayrı bir ilim gerektirir.
    MaazALLAH doğru zannı ile iyi niyetle dahi olsa yanlış bilgi vermeyelim.Vebali büyük olur.
    Bir kardeşimizin dediği gibi,İslam'da tartışma olmaz,bilgiler ortaya konur,son şekline bakılır.
    "Kur'an ı kafasına göre yorumlayan,cehennemdeki yerini hazırlasın" hadisini çok yönlü düşünelim.

  11. #31
    Kayıtsız
    Misafir

    Sakal sünnettir

    O zaman cübbeli hoca ve öyle düşünenler yine yanılıyorlar. Çünkü 4 imama göre demek ayrıdır 4 mezhebe göre demek ayrıdır. Cübbeli hoca 4 mezhebe görede sakal traşı haramdır diyor.

    Oysaki mezhepleri bir okul gibi düşünün. Mezheplerin içinde bile müctehidler arasında farklı ictihadlar vardır. Sonradan gelen tabiilerinde sonuçta içlerinde müctehid olanlar çoktu ve onlardan bazıları sakal kesmeye mekruh yani evla olanı terk etmek olarak bakıyorlardı. Bir kısmıda haram demiyor ancak harama yakın mekruh diyorlardı.

    İmamı Gazali, İmamı Rafii, İmam İbni Hacer, İmam Remli, İmam Nevevi, İmam Kadı Iyaz gibi alimler sakal traşına haram değil mekruh demişlerdir. Buradaki mekruhluk hanefi fıkhındaki tahrimi olarak değil tenzihi anlamındadır.

    Son devir alimlerinden örneğin Said Nursi sakalın vacip değil sünnet olduğunu söylemiştir.

    Günümüz İslam dünyasının tanınmış alimlerinden Muhammed Ebu Zehra, Mahmud Şeltut gibi alimler ise sakal bırakmayı müstehap, sünneti zevaid olarak görmüşler traşına ise mubah demişlerdir.

    Sonuca gelirsek bu konuda icmaa olduğunu söylemek yanlış olur.

  12. #32
    Dört mezhep ashabı ve diğerleri, sakal traşının haram olup, sakalını traş edenin fasık ve günahkar olduğu görüşüne gitmişlerdir.

    Ebu davud şarihlerinden: "el menhelü'l-azbul mevrud" sahibi şeyh mahmud hattab buyurmuştur ki, sakal traşı müslümanların müctehid imamları olan Ebu hanife, Malik, Şafi, Ahmed ve diğerleri indinde haramdır. (el menhel: 1/186)

    Yine buyurmuştur ki, ayet ve hadislerden hüküm çıkarma görevinde bulunan bütün fukahanın sözleri sakal traşının haram olduğu hakkında açıktır. Nitekim hadisi şeriflerin gerektirdiği hükümde budur.

    "el ibda fi medarri'l-ibdida" sahibi bu hususta şu açıklamaları yapmıştır, dört mezhep sakalın uzatılmasının vacip olup traşının haram oluşunda birleşmişlerdir.

    1- Hanefi ulularının mezhebi: Hanefii fıkhının muteber kitaplarından olan "dürrül muhtar" da zikredildiğine göre "erkeğin sakalını traş etmesi haramdır" (dürrül muhtar 5/261)

    "Nihaye" kitabında bir tutamdan fazlasını kesmenin vacip olduğu açıklanmıştır. Bir tutamdan azını kesmeyi ise, hiçbir fıkıh alimi mubah görmemiştir. (dürrül muhtar 2/113)

    İşte bu söz, sakalı kesmek şöyle dursun kısaltmaya dahi hiçbir fıkıh aliminin fetva vermediğine, dolayısıyla bu hususta icma bulunduğuna açık bir delildir.

    "fethul kadir" de Zeylei'nin "kenz" şerhinde, Şurumbilalinin "dürer" haşiyesinde ve hanefi büyüklerinden daha nicelerinin eserinde bu fetva bulunmaktadır. (el menhel 1/186)

    Şeyh Abdurrahman el-ceziri "el fıkhu alel mezahibil erbaa" isimli eserinde buyurmuştur ki: Hanefilerce erkeğin sakalını traş etmesi haramdır, bir tutamdan fazlasının uzatmaması ise sünnettir. bir tutamdan fazlasını kısaltabilir, sakalının kenerlarından almakta bir beis yoktur. ( el mezahibül erbaa 2/51)

    2-Maliki büyüklerinin mezhebi: Maliki imamların Ebul hasen'in "şerhur risale" sinde ve Adeviye'nin ona yaptığı haşiyede zikredildiğin göre: sakal traşı haram olduğu gibi, müsle (bir uzuv kesme) sayıldığı takdirde kısaltmakta haramdır.

    Amma sakal çok uzun olup, kısaltmakla bir müsle hasıl olmadığı takdirde kısaltmak evla (en iyi) olanın hilafıdır ve ya mekruhtur.

    Allame Şeyh Ahmed En Nefravi El maliki İmam ibni Ebi Zeyd'in risalesine yaptığı şerhin fıtrat ve hitan bahsinde şöyle buyurmuştur: Bıyıkları kısaltıp sakalları bırakmakta, acemlerin yaptığına muhalefet vardır, çünkü onlar sakalları traş edip bıyıkları bırakırlardı.

    3-Şafii ulemasının mezhebi: Allame Şeyh Ahmed İbni Kasım el Abadi "tuhfetul muhtac bi şerhil minhac" isimili esere yaptığı haşiyede şöyle buyurmuştur:Şafii ulemasının büyüklerinden mam Rafii ve İmam Nevevi sakalı traş etmek mekruhtur demişlersede "kafiye" şerhinde, İbnürrif'a buna itiraz ederek, İmam Şafi'in "ümm" isimli eserinde sakal traşının haram olduğuna dair fetva verdiğini bildirmiştir.

    Zerkeşi ve Halami "şuabul iman" da El Kaffal Eşşaşi'de "mehasinüşşeria" isimli eserlerinde imam Şafii'in sakal traşını haram kabul ettiğini açıklamışlardır.

    Evzai buyurmuştur k: Doğru olan fetva, sakal traşını icab erttiren mühim bir hastalık olmadığı takdirde sakalın tamamının traş edilmesinin haram olduğudur.

    Allame Şeyh Abdülmecid eş-Şirvani'nin ismi geçen kitaba yaptığı haşiyede de aynı böylece zikredilmektedir.

    Neticede İmam Şaşii'nin kendisi sakal traşının haram olduğunu kabul etmiştir.

    Bir takım Şafii ulemasının kerahat sözünün yanlışlığı ise Evzai'nin Doğru olan traşın haram oluşudur. Fetvasından anlaşılmaktadır. (el menhel 1/186-187)

    4- Hanbeli Alimlerinin mezhebi: Allame Şeyh Muhammed es Sefarini el Hanbeli "menzumetül adab" şerhi "gizaul elbab" isimli eserinde buyurmuştur ki: hanbeli mezhebinde güvenilir fetva, sakal traşının haram olduğudur.

    "el-ikna" kitabında da: sakal traşı haramdır diye zikredilmiştir.

    Allame Şeyh Mansur İbni Yunus "münteha" şerhinde de böylece zikretmektedir.

    Hanbeli fıkhının en muteber eserlerinden olan "el insaf" isimli eserde de, hanbeli ulemasının arasında sakalın traşının haramyetine dair hiçbir ihtilaf olmadığı zikredilmiştir. (el menhel 1/188, el ibda fi medarril ibtida sh.409-410)

    Şeyh Abdurrahman el-Ceziri'de, dört mezhep fıkhını beyan üzere yazdığı eserinde şöyle buyurmuştur: Hanbeli imamaları sakal traşının haram olup bir tutamdan fazlasının almakta beis olmadığını söylemiştir. ( el mezahibul erbaa 2/52)

    Zahiri ulemasından İbni Hazm "el muhalla" isimli eserinde demiştir k: İbni Ömer(radıyallahu anhuma) 'den rivayet edilen: Müşriklere muhalefet edin, bıyıkları kazıyın, sakalları uzatın hadisi şerifinden dolayı bıyıkları kısaltıp sakalları uzatmak farzdır. (el muhalla 2/220)

    Fıtratı tağyir - Cübbeli Ahmet Hoca
    ............................................................ .

  13. #33
    Kayıtsız
    Misafir

    Sakal

    ictihad ictihadı nakzetmez. Bu durumda İmam Rafii, İmam Nevevi, İmam Kadı Iyaz, İmam Remli, İmam İbni Hacer, İmam Gazali mekruh diyorlarsa eğer, demekki bu konuda icma olmadığını gösteriyor. Yani ihtilaflı bir konu oluyor sakal traşı.

    Son devir alimlerinden Said Nurside sakalın vacip değil sünnet olduğunu söylemiştir. Hatta dahada ruhsatlı davranan Muhammed Ebu Zehra, Mahmud Şeltut gibi isimler sakalın müstehap ve sünneti zevaid olduğunu kesmenin mubah olduğunu bildirmişlerdir.

  14. #34
    Alıntı Kayıtsız tafarından gönderildi Mesajı Göster
    ictihad ictihadı nakzetmez. Bu durumda İmam Rafii, İmam Nevevi, İmam Kadı Iyaz, İmam Remli, İmam İbni Hacer, İmam Gazali mekruh diyorlarsa eğer, demekki bu konuda icma olmadığını gösteriyor. Yani ihtilaflı bir konu oluyor sakal traşı.

    Son devir alimlerinden Said Nurside sakalın vacip değil sünnet olduğunu söylemiştir. Hatta dahada ruhsatlı davranan Muhammed Ebu Zehra, Mahmud Şeltut gibi isimler sakalın müstehap ve sünneti zevaid olduğunu kesmenin mubah olduğunu bildirmişlerdir.
    Aziz kardeşim!

    Sakal traşından kastın nedir? yanaklardaki sakalları tüysüz/kılsız bırakacak şekilde kazımak mıdır, yoksa sakalları kısaltmak mıdır?


    Bu her ikisi de "sakal tıraşı"dır. Peki sen hangisini kastediyorsun?


    İkincisini kastediyorsan, bu konuda ikhtilafların olduğu aşikardır. İttifak dahi yokken, icmadan nasıl bahsedilebilir ki?


    Birincisini kastediyorsan, işte bu noktada biraz daha temkinli olmalısın. Benim bildiğim kadarıyla, cumhur ulema bunu haram olarak görmüşlerdir. Buna delilleri ise şudur:


    1- Hâris İbnu Usâme, Yahya İbnu Kesîr’den, şöyle dediğini rivâyet etti:


    عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ قَالَ أَتَى رَجُلٌ مِنَ الْعَجَمِ الْمَسْجِدَ ، وَقَدْ وَفَرَ شَارِبَهُ وَجَزَّ لِحْيَتَهُ فَقَالَ لَهُ رَسُولُ الله صَلَّى الله عَلَيه وسَلَّم : مَا حَمَلَكَ عَلَى هَذَا ؟ قَالَ إِنَّربي أَمَرَنَا بِهَذَافَقَالَ رَسُولُ اللهصَلَّى الله عَلَيه وسَلَّم إِنَّ الله أَمَرَنِي أَنْ أُوَفِّرَ لِحْيَتِي وَأُحْفِيَ شَارِبِي

    "Acemlerden bir adam mescide geldi; bıyığını uzatmış, sakalını kesmişti. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) O'na, 'seni buna sevk eden nedir?' buyurunca, O da (Kisra'yı kasdederek), 'Rabbim bana bunu emretti'dedi. Bunun üzerine Resûlüllah sallellâhu aleyhi ve sellem 'şüphe yoktur ki, Allah bana sakalımı uzatmamı, bıyığımı da dibine kadar kesmemi emretti' buyurdu." (İbni Hacer, el-Metalibul Aliyye, Hadis No: 2206)

    2- İbni Cerir, Zeyd İbni Habîb’den, Kisra’nın iki elçisinin kıssasını ve Zeyd’in şöyle dediğini rivâyet etti:



    رَوَى بُن حَبِيبٍ قِصَّةَ رَسُولَىْ كِسْرَى قَالَ وَ دَخَلاَ عَلَى رَسُولِ اللهِ صَلَّى اللهُ تَعَالَى عَلَيْهِ وَ سَلَّمَ وَ قَدْ حَلَقَالحَِاهُمَا وَ اَعْفَيَا شَوَارِبَهُمَا فَكَرِهَ النَّظَرَ اِلَيْهِمَا وَ قَالَ وَيْلَكُمَا مَنْاَمَرَكُمَا بِهَذَا قَالَا اَمَرَنَا رَبُّنَا يَعْنِيَانِ كِسُرَى فَقَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهِ تَعَالَى عَلَيْهِ وَ سَلَّمَ وَلَكِنَّ رَبِّى اَمَرَنِى بِاِعْفَاءِ لِحْيَتِى وَ قَصَّ شَارِبِى

    "…Bu iki elçi Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanına girdiler. Sakallarını tıraş etmiş, bıyıklarını da salmışlardı. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onlara bakmayı çirkin gördü ve 'yazıklar olsun size!.. Bunu size kim emretti?' buyurdu. Onlar da Kisra’yı kastederek 'bunu bize rabbimiz emretti' dediler. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'Fakat benim Rabbim bana sakalımı salmayı, bıyığımı da kısaltmayı emretti' buyurdu." (Ebu Nuaym, Delailü’n-Nübüvve: 2/350, Dâru’n-Nefais:1419;)

    Bu her iki rivayeti de Abdurrahman b. Kasım el-Hanbeli'nin "Sakalları Bırakmak ve Bıyıkları Kısaltmak" adlı risalesinden alıntıladım. İkinci rivayet, Aynı zamanda İbni kesir'de ve İbni Cerir'de de geçmektedir. Bu rivayetin isnadı hasendir.


    İmam İbni Hazm (Rahimehullah) der ki:


    واتفقوا أن حلق جميع اللحية مثلة لا تجوز

    "Alimler ittifak etmişler: Sakalın tıraşı müsledir (organ kesilmesi) ve caiz değildir" (İbni Hazm, Meratibul İcma Fil İbadeti vel Muamelati vel İtikad, 157)

    Zeynuddin bin Abdul Aziz el Melibari eş-Şafii (Rahimehullah) dedi ki:



    وبحث الاذرعي كراهة حلق ما فوق الحلقوم من الشعر
    ويحرم حلق لحية، وخضب يدي الرجل ورجليه بحناء، خلافا لجمع فيهما
    وقال غيره إنه مباح

    “Bir cemaatin hilafına kişinin el ve ayağını kınayla boyaması ve
    sakalını dipten kesmesi haramdır!
    İmam Ezrai gırtlağın üzerinde olan kılları kazımanın mekruh olduğunu tesbit etti Başkaları ise bunun mubah/caiz olduğunu söylediler” (el-Melibari, Fethul Muin bi Şerhi Kurratil Ayn, Darul Fikr, İkinci Baskı: 2/387)

    Allahu alem, sakalların dipten kazınmasının haram olduğu konusunda bir icmadan bahsetmek zor. Haram olduğu görüşünü söyleyenler çoğunluk değil, fakat bu ihtilaf dahi icmayı bozmaya yeterlidir. (Allahu Alem)


    Ayrıca aziz kardeşim! Muhammed Ebu Zehra ve Üstad Said Nursi (RahimehumaAllah)'nin verdiği fetvalar, gerçekten çok çok farklı.


    Üstad, yusufiyye medresesinde iken, kendisini "cuma namazını terkediyor ve sakal bırakmıyor" diye eleştirenlere, külliyatında tabii olduğu Şafii mezhebine göre cevap vermiştir. Kendi görüşünü söylememiştir. (Cuma namazı için Şafii mezhebinde 40 şartı vardır. Sakal bırakmak da şafii mezhebine göre vacip değildir.)


    Şeyh Muhammed Ebu Zehra ise, sakalı gayri sünneti müekked olarak bile görmüyor ki. :) Örf ve adet olarak görüyor. Fıkıh usulü kitabının Sünnet bölümünün ilgili sayfasına tekrar bakarsan bunu göreceksindir. (Elimde şu anda bu kitap olmadığı için sayfa numarasını veremiyorum.)


    Böyle fer'i bir mes'elede fazla tafsilata girmemeyi tercih etme, ilim talep etmek için işime geliyor :)

  15. #35
    Kayıtsız
    Misafir

    Demek istediğim

    Sakal kısaltmadan değil kazımaktan bahsediyorum.
    Sakal kazımanın haram olduğuna alimlerin icmaaı yoktur demek istiyorum. Kazıyanları fasık olarak görmek ağır bir görüştür diye düşünüyorum. Cübbeli hocada 4 mezhebe göre haramdır diyor ama şu bir gerçekki yukarıda isimlerini saydığım alimlerden başta İmam Gazali olmak üzere sakal traşına haram değil mekruh diyor. Çoğunluğu Şafii mezhebinden olmak üzere pekçok alimde mekruh görmüşlerdir. Hatta çağdaş alimlerden Ebu Zehra ve Mahmud Şeltut mekruh bile değil mubah görmüşlerdir. Sonuçta onlara göre sakal örf ve adetle ilgilidir.
    Sakal kazımaya kadınlara benzeme olacağından dolayı haram diyenler var ancak kazıyanlar onamı niyet ediyor. Örf ve adet olarak gördükleri için kazıyorlar.
    Sizin uyduğunuz ictihad hangisidir?

  16. #36
    Kayıtsız
    Misafir

    Sakal

    Ömer Çelik isimli yorumcu arkadaşım, "ittifak dahi yokken icmadan nasıl bahsedilebilirki" diye yazmışsınız ama zaten ittifak icma demek değilmidir. Yani alimlerin bir görüşte ittifak etmesi (anlaşması) söz birliği(icma)anlamına gelmiyormu?

  17. #37
    Alıntı Kayıtsız tafarından gönderildi Mesajı Göster
    Ömer Çelik isimli yorumcu arkadaşım, "ittifak dahi yokken icmadan nasıl bahsedilebilirki" diye yazmışsınız ama zaten ittifak icma demek değilmidir. Yani alimlerin bir görüşte ittifak etmesi (anlaşması) söz birliği(icma)anlamına gelmiyormu?
    İttifak, usulil fıkhta cumhurun vardığı ortak görüşe denilir.
    İcma ise, dönem alimlerinin vardıkları ortak görüştür.

    İttifak hüccet değilken, icma hüccettir.
    İttifak ise tabiiyet bakımından bir alimin görüşünden daha değerlidir. Ancak hüccet değildir.

    Aradaki fark bu. Yanlış bilmiyorsam böyleydi. Allahu 'alem

  18. #38
    Kayıtsız
    Misafir
    Alıntı Kayıtsız tafarından gönderildi Mesajı Göster
    Sakalın vacip olduğu konusunda icma(söz birliği)yoktur. Vacip diyenler olduğu gibi sünnet hatta müstehap olduğunu söyleyen alimlerde vardır. Sakal kesmenin 4 mezheptede haram olduğunu söyleyen hocalar oluyor. Yanılıyorlar çünkü Şafii mehebinde haram değil mekruhtur. Hanefide tahrimen mekruhdur. Maliki ve Hanbelide haramdır.
    ne diyosun sen güzel kardeşim. imamı azam imam şafi imam malik ve imam hanbel hak mezheplerin kurucularıdır ve hepsine göre de sakal tıraşı haramdır.(mezahibul erbaa) gel gelelim hanefide tahrimen mekruh demişsin buna bi delil göstermemişsin.deli dolu olma delil dolu ol mübarek....
    Sakal bırakmamaya şerî bir sebep yoksa seyrektir diye sakal bırakmamak olmaz. Sakalı seyrek olandan istenen de seyrek sakal bırakmasıdır. Herhalde ona "Niçin filanca gibi gür sakal bırakmadın?" diye sorulmayacaktır. Sakal bırakmaktan gaye yakışıklı olmak olsaydı öyle bir şey denebilirdi. Halbuki sakalı Rasulü Efendimiz "fıtrat" tan yani (cc)'ın seçtiği ve görmek istediği yaratılış biçiminden olarak nitelemiş (bk. Müslim taharet 56; Ebu Davûd taharet 29; Nesâi zinet 1) da fıtratını değiştirilmesi için ugraşanların cehennemlik olduklarını bildirmiştir.

  19. #39
    Kayıtsız
    Misafir
    Sakal Bırakma Yazdır E-posta
    Fethullah Gülen
    13.05.2006

    Efendimizin (sav), ne nübüvveti öncesinde, ne de nübüvveti döneminde sakalını kestiği vâkidir. Gerçi, M. Ebû Zehra gibi bazı âlimler, Efendimizin sakal bırakmasını devrin âdeti şeklinde telâkkî ediyorlarsa da, Efendimizin bizzat sakalı emretmesi ve sakal bırakması, sakalın sünnet olduğunun münakaşa edilemeyeceğini göstermektedir.

    Ne var ki, sakal bırakmak sünnet ise de, bırakmamak haram değildir. Bilhassa günümüzde, bir Müslüman'ın içtimaî hayatın çarkları arasında farzları ikame ettikten sonra, bir kısım sünnetlerdeki kusurundan dolayı tenkit edilmemesi esastır. Bu itibarla, bazı önemli mülâhazalarla sakal bırakmayan Müslümanların kılık-kıyâfet ve dış görünüşlerinden ziyade, gerçek niyetlerine ve sergiledikleri tavra bakılmalıdır.

    Yeri gelmişken, bir husûsa daha temas etmeden geçemeyeceğim. Efendimiz, ashabını ehl-i kitaba benzeme men edilmeden önce, müşrikler karşısında teferruata âit meselelerde onlara benzemekten şiddetle men etmemişti.. çünkü, menşe' olarak onlar da semâvî bir dine dayanıyorlardı. Daha sonra, müşriklere de, ehl-i kitaba da benzememe O'nun bir şiarı oldu. O, saç-sakal dâhil her şeyde Müslüman'ın kendisi olmasını arzu ediyor ve İslamî şahsiyet, İslamî kimliğin korunmasını hedefliyordu. Mühim olan da budur. Aşamadığımız birtakım gerçekler olsa bile, Müslüman daima kendi olmaya çalışmalı, takıldığı yerde de niyetini sağlam tutarak, her şeye rağmen farzları ve hususiyle bugün en önemli farz olan imân ve Kur'ân hizmetini ikameye devam etmelidir.

  20. #40
    Kayıtsız
    Misafir

    Sakal ve sarık

    Arkadaşlar o zamanda müşriklerde sakal bırakıyorlardı sarık sarıyorlardı. Bu bir adettir. Ben sakal konusuna son devir alimlerinden Mahmud Şeltut ve Muhammed Ebu Zehra gibi bakıyorum. Bırakmak müstehap kesmek ise mubah...

+ Konuyu Yanıtla
3 / 2 İlkİlk 123 SonSon

Yer İmleri

Gönderme Kuralları

  • You may not post new threads
  • You may post replies
  • You may not post attachments
  • You may not edit your posts
  •