+ Konuyu Yanıtla
14 sonuçtan 1 --- 14 arası gösteriliyor

Konu: TÜrk Bİlderberg Üyelerİ

  1. #1

    TÜrk Bİlderberg Üyelerİ

    TÜRK BİLDERBERG ÜYELERİ

    · Semih AKBİL: Eski Dışişleri Bakanlığı Enformasyon Daire Başkanı

    · Ali Hikmet ALP: Eski Büyükelçi

    · Uğur BAYAR: Eski Özelleştirme İdaresi Başkanı

    · Selahattin BEYAZIT: Beyazıt Şirketler Grubu Başkanı

    · Dinç BİLGİN: Sabah A.Ş. Başkan

    · Muharrem Nuri BİRGİ: Eski NATO ve Londra Büyükelçisi (vefat etti)

    · Cem BOYNER: Eski Yeni Demokrasi Hareketi Başkanı; Boyner Holding Yönetim Kurulu Başkanı

    · İhsan Sabri ÇAĞLAYANGİL: Eski Dışişleri Bakanı (vefat etti)

    · Nuri ÇOLAKOĞLU: Doğan Medya Yazılı ve Görsel Yayın Yönetmeni, TÜSİAD Yönetim Kurulu Üyesi

    · İsmail CEM: Eski Dışişleri Bakanı

    · Hikmet ÇETİN: Eski Dışişleri Başkanı ve Başbakan Yardımcısı ,Afganistan Valisi

    · Süleyman DEMİREL: Eski Cumhurbaşkanı ve Başbakan

    · İhsan DOĞRAMACI: Bilkent Üniversitesi Kurucusu

    · Bülent ECEVİT: Eski Başbakan

    · Mesut Yılmaz: Eski Başbakan

    · Gazi ERÇEL: Eski Merkez Bankası Başkanı

    · Sedat ERGİN: Hürriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi

    · Üstün ERGÜDER: Eski Boğaziçi Üniversitesi Rektörü

    · Turan FEYZİOĞLU: Eski Başbakan Yardımcısı (vefat etti)

    · Meral Gezgin ERİŞ: İktisadi Kalkınma Vakfı Başkanı

    · Oğuz GÖKMEN: Eski Dışişleri Bakanlığı Genel Sekreteri

    · Emre GÖNENSAY: Eski Dışişleri Bakanı

    · Vahit HALEFOĞLU: Eski Dışişleri Bakanı

    · Kamuran İNAN: Milletvekili

    · Hasan Esat IŞIK: Eski Savunma Bakanı (vefat etti)

    · Gülten KAZGAN: Eski İstanbul Üniversitesi İktisat Profesörü, Bilgi Üniversitesi İktisat Profesörü

    · Suna KIRAÇ: Eski Koç Holding A.Ş. Başkan Yardımcısı (vefat etti)

    · Rahmi M.KOÇ: Koç Holding A.Ş., Bşkan

    · Şerif MARDİN: Washington DC. Amerikan Üniversitesi İslami Araştırma Bölümü Profesörü

    · Tugay ÖZÇERİ: Eski Dışişleri Bakanlığı Müşteşarı

    · Rüşdü SARAÇOĞLU: Eski Merkez Bankası Başkanı ve Ekonomi Bakanı

    · Halil TUNÇ: Eski Türk-İş Genel Başkanı (vefat etti)

    · Nur YALMAN: CFR üyesi, Harward Üniversitesi Sosyal Antropoloji Profesörü

    · Memduh YAŞA: İstanbul Üniversitesi İktisat Eski Profesörü

    · Selçuk YAŞAR: Yaşaroğlu A.Ş., Başkan

    · Erkut YÜCAOĞLU: Eski TUSİAD Başkanı.

    · Sinan TARA:ENKA Holding A.Ş. Başkan Yardımcısı
    KAYNAK yahudi gerçeği

  2. #2
    yardımcım "O" Feyza KARAOĞLAN kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Sat Mar 2007
    Konum
    hatayın incisi iskenderun
    Yaş
    30
    İletiler
    55
    Sayın SONKAYA bize Bilderberg, CFR, Trilateral hakkında bilgi verirmisiniz?
    Bunların şu anki üyeleri kimlerdir Türkiyeden?

  3. #3

    Cfr ( Council Of Foreign Relations )

    (DIŞ İLİŞKİLER KONSEYİ)

    'Council of Foreign Relations' (CFR), Yahudilerin dünya politikasını kendi kontrolleri altında tutmak amacıyla Yahudi Walter Lippman önderliğinde kurulmuştur. ( Bknz: Lectures Françaises, sayı 214, sf.31-34)

    CFR kurucusu yahudi Walter Lippman
    'Grup düzenli seminerlerden ve haftalık toplantılardan ayrı, yemekler verip Yahudi dünyasının ünlü isimleri bir araya getirir. Bu gizli yemeklere konuk olarak katılanların başında, Küba'dan Fidel Castro, İngiltere'den Edward Heath, İsrail'den eski Savunma Bakanı Moshe Dayan ve Almanya'dan Sosyal Demokrat Lider Yahudi Will Brandt gelir.' (Bknz: Lectures Françaises, sf. 86)
    Bu kuruluşun bütün maddi giderleri Yahudi J.P.Morgan & Co, Cornegie Vakfı, Rockefeller ailesi ve öteki Yahudi Wall Street bankerleri tarafından karşılanır. Bu çevrelerin yoğun destekleriyle kurluşundan çok kısa bir süre sonra dış politikada etkili rol oynamaya başlamıştır.
    '37 daimi üyesinin 10 tanesi Yahudi, diğerleri ise yüksek dereceli Mason'dur. İlk başkanlığını Amerikalı senatör Yahudi Rudy Boschwitz yapmıştır.' (Bknz: They Dare to Speak Out, sf:180)

    ABD eski Yahudi Dışişleri bakanı George Schultz sinegogda konuşmada. George Shultz: - İsrail özgürlüğün büyük gücü ve ABD'nin stratejik ortağıdır. (Atlanta Council of Jewish Federations, 19 Kasım 1983)
    Washington'daki Dışişleri Bakanlığı göstermelik bir kurumdur. Amerika'nın gerçek 'Dış İşleri Bakanlığı'; CFR'dir. ABD'nin 6 başkanının dışişleri danışmanlığını ve CFR başkanlığını yapan John Mcloy bu konuyu şöyle ifade etmiştir: '- Yeni bir isme ihtiyacımız olduğunda CFR üyelerine bir göz atmamız ve New York'u aramamız yeterliydi.' (People's Almanac, sf.87)

    CFR son 50 yılın Dışişleri Bakanlığı için eğitim ve çıkış yeri olmuştur. John Foster Dulles'le başlayan tüm Dışişleri Bakanları sadece biri hariç CFR üyesiydi. Bu bakanlar, Dean Rusk, Cyrus Vance, Edmund Muskie, HENRY KİSSİNGER, George Schultz, Alexander Haig'tir.

    (Kaynak: Şeytanın dini masonluk - Araştırma - shf. 156, 157)

  4. #4
    yardımcım "O" Feyza KARAOĞLAN kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Sat Mar 2007
    Konum
    hatayın incisi iskenderun
    Yaş
    30
    İletiler
    55
    madem bu olay gizlidir bu bilgiler nerden geliyor öyleyse?
    acaba kendileri kasıtlı olarak mı yayınlıyorlar kendilerini, bence içlerinde ajanlar vardır. onların şu özelliğini çok seviyorum kendilerince mantıklı olabilir ama bizce boş olan işlerini o kadar büyük bir şevkle yapıyorlar ki biz hak sorumluluklarımıza böyle bağlanmıyoruz, bağlanamıyoruz. işte burda onların boş işte olmadıkları ispatlanıyor. çünkü bizi sorumluluklarımızdan alıkoyuyorlar.
    gerek ekonomi konularıyla Triletarel, gerek siyasi konularıyla CFR, gerekse hepsinin konuşulduğu yer olan bilderberg olsun hepsi şeytanın bulunduğu ve şeytanı bile geride bırakan projelerin kararlaştırıldığı
    lanetli mekanlar dünyayı yönettiğini sanıyorlar. bizler de onların bu oyunlarını başlarına yıkmak için onlar hakkında ki en ufak bilgileri dahi öğrenip savunmaya gerekirse taarruza geçmeliyiz. müslümanlar uyanık olup her türlü bilgi donanımına sahip olmalıdır. işte ozaman güçlü olduğumuzu gösterebiliriz onlara.

    sayın SONKAYA size teşekkür ediyorum bir konuyu daha araştırmama vesile olduğunuz için...
    saygı ve dua ile.....

  5. #5
    yardımcım "O" Feyza KARAOĞLAN kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Sat Mar 2007
    Konum
    hatayın incisi iskenderun
    Yaş
    30
    İletiler
    55
    Küresel iktidarın kurmayları

    Son dönemde iyice açığa çıkan dünyayı yöneten gizli örgütler, çeşitli araştırmalara konu olmaya devam ediyor. Emperyalizm’in, egemenliğini süper NATO, CFR, Trilateral ve Bilderberg gibi bir dizi gizli örgüt aracılığıyla sürdürdüğü bilgisi her ortaya çıktığında, bu sistemin görevlilerince “Komplo teorisi” itirazları ile karşılanıyor. Bunun en önemli nedeni, gizliliği koruma çabası. Gazeteci-Yazar Erol Bilbilik, Profil Yayıncılık’tan çıkan “Dünyayı Yöneten Gizli Örgütler” adlı kitabında: “Son derece dar bir kliğin, sınıf hakimiyetini sürdürmek için oluşturdukları mekanizmanın başarısı gizliliğindedir. Bu giz sayesinde insanlığa karşı faaliyetlerini sürdürebilme olanağına kavuşmaktadırlar.” tespitini yapıyor. Bilbilik, Türkiye’de ilk kez bu giz perdesini söz konusu örgütlerin kendi kaynaklarına dayanarak aralıyor. Yazar, dünyayı yöneten gizli örgütleri oluşturan mafyalaşmış büyük sermayenin elebaşılarını konumlarıyla birlikte ortaya koyuyor. Kitapta ayrıca CFR, Trilateral ve Bilderberg üyesi 3500 kadar kişinin ve Türk Bilderberg üyelerinin tam listesi yer alıyor.
    Tel: 0 212 514 45 11
    ALINTI

  6. #6
    Oynadıkları oyunları başlarına geri eylesin Rabbim.Onları şerrinden emin eylesim.Kökleri kurusun.
    Davasına sevdalı.

  7. #7
    Erol Bilbilik
    Misafir

    Süleyman Demirel Mason

    http://www.mevzuvatan.com/haber/4439...g-uyeligi.html
    Süleyman Demirel ve Bilderberg Üyeliği
    Bilderberg üyesi
    Amerikan Morrison uluslararası şirketi Türkiye eski Temsilcisi
    Eski Cumhurbaşkanı Eski Başbakan
    İsrail-Filistin Uzlaşma Komisyonu eski üyesi Balkan Politika Kulübü üyesi
    Eisenhower Exchange Felowship (EEF) bursu katılımcısı
    Bilgi Locası'na kayıtlı mason
    Fethullah Gülen Devlet Adamlığı Ödülü sahibi
    29 yaşında inşaat yüksek mühendisi iken ABD tarafından keşfedildi. 1954 yılında Eisenhower Exchange Fellows-hip (EEF) bursuyla ABD'ye staja çağrıldı. Döndüğünde, Amerikan uluslararası Morrison şirketinin Türkiye Temsilcisi yapıldı. 23 Aralık 1954 tarihinde 48 kayıt numarası ile Ankara'daki Bilgi Locası'na üye kaydedildi. Kasım 1964'te mason olmadığına dair sahte belge verildi. Böylece masonlar, ABD Ankara Büyükelçiliği, çokuluslu ABD şirketleri ve General Porter gibi CIA ajanlarının desteğiyle Adalet Partisi Genel Başkanlığı'na getirildi. Demirel'in Türkiye'nin başına getirilmesine karşı çıkan Adalet Partisi Genel Başkanı emekli Orgeneral Ragıp Gümüşpala'nın, Ortaköy'deki Lido Otel'de ölü bulunmasıyla Demirel'in önündeki son engel de ortadan kalkmış oldu.
    Demirel, AP Genel Başkanlığı'nın yanı sıra 1965 ve 1969 genel seçimlerini ABD, masonlar, Koç bayilikleri, Nurcu, Nakşibendî, Kadiri, Süleymancı tarikat şeyhlerinin destek ve kıran kırana pazarlıkları sonucu kazandı. Böylece sözde tarafsız bir başbakan ile yola çıkılarak CHP'siz bir hükümet kurulmasına yönelik ABD stratejisi gerçekleştirilmiş oldu. Demirel'in sürekli olarak yinelediği 1965 ve 1969 seçim zaferleri iddiası, bu bağlamda sadece bir iddiadan ileri geçmemektedir.
    AP Genel Başkanı Demirel, başbakan olur olmaz bir mason olarak hükümetlerine şu mason biraderlerini alacaktı: İbrahim Deriner, Enerji Bakanı; Selahattin Kılıç, Köy İşleri Bakanı; Vedat Ali Özkan, Sağlık Bakanı; Nihat Kürşat, Turizm Bakanı; Mesut Erez, Tarım Bakanı; İsmet Sezgin, Gençlik ve Spor Bakanı; Ahmet Türkel, Ticaret Bakanı.
    12 Mart 1971 ile 12 Eylül 1980 darbelerinin ayak seslerinin açıkça duyulmasına ve emrindeki istihbarat örgütlerinin ulaştırdığı bilgilere rağmen bu tür görevlendirmeleri önleyemedi; halkın kendisine emanet ettiği yaklaşık 8 milyon oya sahip çıkamadı. Şapkasını alarak sarı zarfı beklemeye başladı. "Darbecilere karşı çıksaydım, iç savaş çıkardı" mazeretine sığınması, kendisini büyük siyaset ve devlet adamı olarak kabul eden Demirel için geçerli bir gerekçe olarak kabul edilemez. Demirel, 1971 darbesinden aldığı derslerle 1980 darbesine farklı tavır aldı. Bu tavrındaki ısrarıyla 1961 Anayasası'nı ortadan kaldırmayı başardı. Türk halkının ABD tarafından daha fazla kuşatmaya alınmasını sağladı.
    1982 faşist anayasasının mimarisine, cunta lideri Orgeneral Kenan Evren kadar katkıda bulundu. Cumhuriyet devriminin temel dinamiklerini tahrip etti. CIA darbesiyle devrilen Şili Devlet Başkanı Salvador Ailende için Milliyet gazetesine, "İyi toparladılar, iyi toparladılar, Ailende'yi iyi toparladılar" biçiminde açıklamalar yaptı.
    Demirel, Cumhuriyet devriminin niteliklerini sürekli sulandırma çabası içinde oldu, giderek onu "Clinton Atatürkçülüğü "ne dönüştürerek, "Gardırop Atatürkçülüğü "nü bile aranır hale getirdi. DPTma başına Turgut Özal'ı getirdi. Özal da buraya Nakşibendî, Nurcu, Kadiri ve Süleymancıları doldurarak ABD destekli irticanın merkez üssü yaptı. Demirel bu kadroları İçişleri, Milli Eğitim, Adalet bakanlıklarına doldurdu.
    Kıbrıs sorununu ABD politikaları paralelinde tuttu. O kadar ki 1974'te Kıbrıs için Türk halkı ayağa kalkmış ve sokağa dökülmüşken, Demirel şunları söyleyebiliyordu:
    "Müdahale edelim mantığı hareket noktası olamaz. Böyle bir hareket Türk-Yunan Savaşı anlamına gelir. Bunu iyi bilin, böyle bir macerayı göze alabiliyor musunuz? "
    MİT'in, ABD'nin etki alanından çıkarılmasını sağlayamadı. Türk-Amerikan gizli anlaşmaları ile ülke topraklarında kurulan üs ve tesisleri ABD'nin çıkarları için kullandırdı. Ulusal güvenliğin büyük ölçüde tahribine yol açtı. İkili anlaşmaları ulusal çıkarlara aykırı bularak karşı çıkan sosyalist, sosyal demokrat ve Kemalistlere baskı ve şiddet uygulattı.
    İktidarını destekleyen şoven milliyetçi, muhafazakâr ve li-berallerden oluşan güçlerin saldırılarına göz yumdu. Türkiye'de öğrenciler, gençler, aydınlar ve emekçiler öldürülür ve ülkücü kamplarında eğitimler sürdürülürken, "Bana sağcılar adam öldürüyor dedirtemezsiniz" diyerek yeni cinayetlere davetiye çıkardı. 12 Eylül'e yeşil ışık yaktı.
    "Defalarca ısrar ettim Sayın Demirel'e fakat bir türlü kabul ettiremedim. 12 Eylül'den önceki yılbaşında zamanın Cumhurbaşkanı Korutürk bizlere birer mektup göndermişti. Ben gereği için hazır olduğumu bildirdim ama Sayın Demirel'e kabul ettiremedim. Cumhurbaşkanlığına vekâlet eden rahmetli Çağlayangil bizi buluşturdu, orada yine söyledim.'Türkiye'de çok tehlikeli şeyler oluyor, terör aldı başını gitti. Bu sorunları birlikte çözmek için el ele verelim' dedim. Yine kabul ettiremedim. Bana,'Biz ancak bir savaş durumunda el ele verebiliriz' dedi. Ben de kendisine,'İçinde bulunduğumuz durum siyahtan daha siyahtır' dedim ama olamadı maalesef. " Bu sözlerin sahibi muhalefet lideri Bülent Ecevit'ti.
    "Konu günceldi ve Çiller yönetimiyle ilgiliydi. Eleştirileri, şikâyetleri sıralamıştım Demirel'e. Dikkatle dinledi, hiçbirini yadsımadı. Sonra yavaş, petsen bir sesle,'Tansu'yu ülkenin başına bela ettim'dedi. Yüzüme bakıyordu bu cümleyi söylerken. O sırada bende bıraktığı izlenim çok içtendi, çok üzgün. Sesi ıstırap yüklüydü. " Bu sözlerin sahibi değerli gazeteci Cüneyt Arcayürek'ti.
    Demirel, 18 Temmuz 2000'de İktisadi Kalkınma Vakfı'nda yaptığı konuşmada, Türkiye-Avrupa Vakfı kuracağını bildirerek, sanayici ve işadamlarına çalışmalara katkıda bulunma çağrısı yaptı ve vakfın öncülüğüne soyundu.
    Demirel'in, Avrupa ve Asya konularında kendisini önde gelen devlet adamları arasında saydığı biliniyor. İlgi alanlarının başında, Bakü-Ceyhan Boru Hattı Projesi, Orta Asya ile ilgili siyasal, ekonomik, kültürel, sosyal, eğitim politikaları, Avrupa Birliği ve NATO konuları geliyor. Demirel, Türkiye-Avrupa Vakfı projesi ile ilgili olarak Avrupa'nın önde gelen devlet adamlarına mektuplar yazmış ve kurucu üyelik teklifleri götürmüştür. Sonuçta Ziya Müezzinoğlu'nun yönetim kurulu başkanlığında Türkiye-Avrupa Vakfı kurulmuştur.
    9-11 Temmuz 2000 tarihlerinde İstanbul'da dünyanın üçüncü büyük otomotiv devi Daimler-Chrysler'in Uluslararası Danışma Kurulu toplantısı yapılmıştır. Toplantıya Daimler-Chryslefin Uluslararası Danışma Kurulu üyesi ABD eski Başkanı George Bush'un yanı sıra 9. Cumhurbaşkanı Demirel de katılmış ve bir konuşma yapmıştır.
    Dünya ve Türkiye ekonomisinin, Avrupa, Asya-Pasifik bölgesindeki gelişmelerin ve yeni teknolojilerin, Daimler-Chrys-ler'e etkisini değerlendirmeyi amaçlayan toplantıya Demirel'in önemli katkılarda bulunduğu Yönetim Kurulu Başkanı Jürgen Schrempp tarafından açıklanmıştır. Schrempp, Türkiye'de iki dağ tanıdığını, birinin Ağrı Dağı, diğerinin ise Demirel olduğunu ve 50 yıldır Türk siyasetine büyük emeği geçtiğini söylemiştir. Schrempp'in Demirel'e yönelik övücü sözlerinin nedeni Daimler-Chrysler'm Türkiye ile bu pazar üzerinden Ortadoğu ve Kafkas pazarlarında hâkimiyet kumlasına olanak sağlayıcı katkılarıdır.
    Filistin-İsrail anlaşmazlığına çözüm bulmak için Ocak 2000'de bir komisyon kurulmasına karar veren ABD Başkanı Clinton, adaylar arasında yer alan Nelson Mandela'nın yerine Demirel'i tercih etmiş ve 5 kişilik komisyon oluşturmuştur. Komisyonda Demirel'in mesai arkadaşları olarak eski Senatör Ge-orge J. Michel, Senatör Warren Rudman, AB Ortak Dış Politikalar Sorumlusu Javier Solana ve Norveç Dışişleri Bakanı Torb Joern yer almıştır.
    Mitchell ve Rudman, ABD'yi yöneten tek güç merkezi olan ve David Rockefeller'ın onursal başkanlığını yaptığı 3000'e yakın üyeli "Dış İlişkiler Konseyi"nin (CFR) üyesidir. Mitchell, CFR'ce kurulan ve dünyadaki krizleri çözmekle görevli olan "Uluslararası Kriz Grubu "nun başkanıdır.
    ABD derin devleti olan CFR'nin 2 etkin üyesi Mitchell ve Rudman ile birlikte görev üstlenen Solona, Jargland ve Demirel'in, bunların kararlarını onaylamak için seçildikleri açıktır. Nitekim Komisyon hiçbir çözüm üretemeden dağılmıştır. Zaten Clinton'ın başkanlığının son yıllarda kurduğu Komisyondan ciddi bir beklentisi yoktu. Demirel, ABD'nin kendi çıkarlarını dayatmak için kurduğu Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatını (AGİT) tam teslimiyetçi bir zihniyetle şöyle değerlendiriyor:
    'AGİT'in anlamı çok önemli. Herkese bunu anlatıyorum. Artık hiçbir devlet kendi ülkesinde karşılaştığı sorunla ilgili olarak,'bu benim kendi iç sorunumdur, buna karışamazsınız' diyemez. AGİT işte budur. Eğer buna imza atmışsan, başkalarının düşündüklerine kulak tıkaya-mazsın, yoksa duvarlarla çevrili bir kale içinde yalnız kalmaya mahkûmsun." Demirel'le birlikte ABD iktidarıyla iç içe çalışmış olan Dışişleri Bakam İhsan Sabri Çağlayangil, bu iç içeliğin ne derece vahim boyutlara vardığını şu cümlelerle açıklamıştır: "Türkiye kendi istihbarat gücünü kuvvetlendirmek için İsrail ve Amerikan istihbaratı ile hatta İran ve gizli servisi ile daima organik bir bağ içindeydi. Bunlar, her sene gizli gizli kendi şefleri ile toplandıkları Washington'da, Tahran'da ve Tel Aviv'de istihbarat mübadelesi yaparlardı. Organik bağları bulunmayan, fakat inandıkları başka istihbarat örgütlenmelerinden de istişari mütalaa alırlardı. Benim istihbaratçı şefimin kendisi farkında bile olmadan CIA altını oyabilir. Amerika şuna aldırmaz; bir memlekette demokratik idare olmuş, şoven idare olmuş, faşist idare olmuş, ona hiç bakmaz. Amerika o memleketin kendisine ne ölçüde tabi olduğuna, kendi politikasına ne kadar satelist (uydu) haline gelebileceğine bakar."
    Demirel, gazeteci İsmet Solak'a Türkiye'nin geleceğini şöyle değerlendiriyor: "Türkiye kabuk değiştiriyor. Yani globalizasyon denilen dünya ile birlikte oturup kalkmak, aynı kulvarda yürümek mecburiyetinde. Kabuk değiştirirken tabii ki karma ekonomiye görev mevcut durumlar bu işi kaldırmıyor. Çatırtı oradan çıkıyor. Daha çok serbestleşme lazım. Devletin mutlaka ticaret, sanayi ve bankacılığın içinden çıkarılması lazım. Birtakım yanlış örneklere bakarak özelleştirmede gecikmeye mahal yok. Yeniden bu çarkın dönmeye başlaması lazım. Türkiye devlet olarak yatırım yapamaz durumda, bunu kırması lazım. Bu güzel hamleler yarıda kalmamalı. Bak, çok iyi hamleler yakaladı Türkiye. Biri eğitim, ikincisi üniversiteler, üçüncüsü GAP ve enerji projeleri. "Demirel'in "iyi tedbirler alındı, makul bir Demirel, gazeteci İsmet Solak'a Türkiye'nin geleceğini şöyle değerlendiriyor:
    "Türkiye kabuk değiştiriyor. Yani globalizasyon denilen dünya ile birlikte oturup kalkmak, aynı kulvarda yürümek mecburiyetinde. Kabuk değiştirirken tabii ki karma ekonomiye görev mevcut durumlar bu işi kaldırmıyor. Çatırtı oradan çıkıyor. Daha çok serbestleşme lazım. Devletin mutlaka ticaret, sanayi ve bankacılığın içinden çıkarılması lazım. Birtakım yanlış örneklere bakarak özelleştirmede gecikmeye mahal yok. Yeniden bu çarkın dönmeye başlaması lazım. Türkiye devlet olarak yatırım yapamaz durumda, bunu kırması lazım. Bu güzel hamleler yarıda kalmamalı. Bak, çok iyi hamleler yakaladı Türkiye. Biri eğitim, ikincisi üniversiteler, üçüncüsü GAP ve enerji projeleri. "Demirel'in "iyi tedbirler alındı, makul bir süre içinde bunların netice vermesi lazım " demesinin üzerinden daha bir yıl geçmeden, Türkiye ekonomisi çöküverdi.
    Cumhurbaşkanı Demirel, 13 Aralık 1995'te Gümrük Birliğine, katılmanın ardından şu demeci vermişti: "Bu sonuç Atatürk'ün çağdaşlaşma reformları ile başlayan gelişmenin tabii sonucudur. Bu neticenin alınmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. " Türkiye, sanayi ürünlerine karşılık beklemeden bir sömürge gibi kapılarını ardına kadar açmasını Atatürkçü çağdaşlaşma olarak gören bir cumhurbaşkanına sahipti. Avrupa'da hiçbir ülke önce Gümrük Birliğine girerek AB'ye tam üyelik elde etmemişti. Demirel, gazeteci Yavuz Donat'a 17 Aralık 2004 AB zirvesi kararını şöyle değerlendiriyor:
    "Gelinen nokta fevkalade önemlidir... Bunun altını çiziyorum... Önemli bir iş yapılmıştır... Bunun aksini söylemek mümkün değil. Olaya bir de şöyle bakmanızı isterim... Ya Türkiye'ye hâlâ tarih verilmeseydi... Ya Türkiye'ye'bu iş hâlâ olgunlaşmadı'denilseydi. Çok alınırdık... Burulurduk... Gücenir, kırılırdık... Türkiye çok incinirdi. Bunu önemsiyorum... Herkes önemsemeli. Evet, tarih verilirken, önümüze bir Kıbrıs engeli konuldu, konulmasa iyi olurdu... Ama hiç tarih verilmemesinden daha iyi bir noktaya gelindi... Tarih verilmeseydi, çok daha iyi denilebilir mi? Kıbrıs engelini aşmak lazım. Aşılacak, başka çare yok.
    Türkiye'nin, Güney Kıbrıs Rum Kesimi'ni de kapsayacak şekilde ek protokolü imzalamasını değerlendiren Demirel, protokolün imzalanmasından sonra bile Türkiye'nin 3 Ekim'de müzakerelere başlamasının kesin olmadığını, Rumların müzakereye oturmadan önce siyasi tanınma için diretebileceğine de dikkat çekerek, "bu işin içinden Türkiye'nin nasıl çıkacağını merak ediyorum " dedi.
    17 Aralık 2004 zirve kararma Kıbrıs engelinin konulduğunu belirten Demirel, bu kararın göklere çıkardığı GB kararın da yer aldığını görmezden geliyordu.
    17 Aralık'ta tarih alınmasını fevkalade önemli bulan ve kararda yer alan Kıbrıs engelinin aşılabileceğine işaret eden Demirel, Türkiye'nin GB deklarasyonunu imzalamasıyla gelinen noktayı, Türkiye'yi Rumların müzakereye oturmadan önce siyasi tanınma konusunda burun buruna getireceğini söylüyor. Üç ayrı olayda üç ayrı mantık sergileyen Demirel'in ne demek istediğini, ancak Demirel'ci uzmanlar anlayabiliyor. Demirel'in Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a ilk öğüdü ABD ile sıkı dostluk ilişkilerini yürütmesinin gerekliliği olmuştur. Demirel, Erdoğan'a Eylül 2003 ayında "Türkiye bölücülük tehdidiyle yaşamaya devam edecek. Bölücü terörü önlemek için, Türkiye'nin birliği için Türkiye ABD'nin dostu kalmalıdır, bölgede rol oynamak niyetindeyse, Türkiye'nin ABD ile işbirliği içinde olması gerekir " demiştir.
    Demirel, 10 Mayıs 1954 tarihinde Eisenhower Exchange Fellowship (EEF) bursiyeri olarak ABD'ye çağrılmıştır. Burs, çeşitli ülkelerden, genellikle az gelişmiş ülkelerden profesyonel yetenekleri olan, kendi ülkelerinde önemli mevkilere gelebilecek 30-45 yaşları arasında özel kişilerin ABD hesabına dost edinilmesi amacıyla verilmektedir.
    Demirel, 50 yıl aradan sonra San Fransisco'daki Mark Hopkins Otelinde dünya sorunlarını tartışmak amacıyla yapılan EEF kuruluşunun yıldönümü törenlerine bir konuşma yapmak üzere davet edilmiştir.
    İTÜ mezunu olan Süleyman Demirel, Bilderberg (Türkiye) üyesidir.
    http://www.mevzuvatan.com/haberler/6...ri-ve-cfr.html
    www.bilderberg.org/2007.htm
    www.otuken.net/siyonizm/hainlerin-listesi.html
    www.yenidenergenekon.com/66-mason-istilasi/
    www.yenidenergenekon.com/274-demirel-masondu/
    www.turktoresi.com/viewtopic.php?f=136&t=6971

  8. #8
    Kayıtsız
    Misafir

    NATO-BİLDERBERG İLİŞKİSİ ve ROTARY KULÜPLERİ

    ROTARY KULÜPLERİ ve Küresel Emperyalizm…
    Prof. Dr. Ramazan Demir
    Küresel Emperyalizmin SöMüRmek üzere hedefe koyduğu ülkeleri SOYMAK üzere Değişik Stratejiler uygularlar. ÖnceLiKLi olarak Ülkeyi İÇeRden Fethetmek için İŞbirLiKçiler YeTiŞTiRiRler. Emperyalizmin BARONLARı şunu çok iYi bilirler ki bir ülkede MiLLi BiLiNÇ YıkılMadan ya da ZayıflatılMadan kanSız İŞgal yapmak mümkün olMaz. Bunun için de DiRENÇ gösterecek MiLLi Güç odaklarını zayıflatmak gerekiyor. Aksi halde sömürülmek istenen ülkeye DiZ ÇöktürüLeMez…
    **
    Şimdilerde sömürgeleştirilmek üzere Türkiye Cumhuriyeti hedefe oturtulmuştur Emperyalizmin BARONLARı tarafından… Atatürk’ün vefatından SONRA, 1940’lardan iTiBaRen Türkiye Bu Amacın HeDeFiNdedir. Bu bağlamda Türkiye’de İŞbirLiKÇi olabilecek KADROlar oluşturulmuş, YeTişTiRiLmişlerdir. Devletin tüm kurumlarına, zaman içinde, idari katmanlarına SöMüRüCüLeRe Hizmet için “İTAATKâR” İşBirLiKçiler sızmış / sızDıRıLmışlardır. Sivil toplum kuruluşlarına, MEDYA gruplarına, GAZETE köşelerine, İşçi Sendikalarına yeterince İŞbirLiKÇi sızmış, Emperyalist Amaçlara Hizmeti Gaye EDiNmişlerdir. Bu amacın nasıl gerçekleştirileceği çeşitli basın organlarında yayınlanmıştır. İlginç olarak; Türkiye Cumhuriyeti Devletini kuran Mustafa Kemal Atatürk Düşmanlığını TeMeL kabul eden BaTı Emperyalizmi; SöMüRmek için hedefe koyduğu BU Ülkede, Emperyalist güçlere Hizmet eDeNLer arasında kendilerine ‘AtatürkÇüYüM!’ diyen kişilerin de olması DiKKaT Çekicidir. Bunların büyük bir kısmı üye oldukları kuruluşların Ne kadar Atatürk Düşmanı bir Felsefe üzerinden işlev yaptığını bilMezler. Çoğu samimi ve özenti nedeniyle üyedirler, işin farkına varan ise “çıkmak” isteseler de bir türlü ayrılaMadıklarını ifade ederler… Bağlayıcı güç (??) bilinmiyor…!!! Bunlar arasında BaTı Emperyalizminin En SaDıK kurumlarının MASKELİ örgütlerine üye olup bununla gururlananların olması son derece ilginç bir durumdur. Bunlardan kimisi masumane “özentili” duygularla bu örgütlerin Çemberine girer, kimisi de “HaiNLiK Damar Akrabalığı” ile bilinçli olarak bulunur.
    **
    Bulunduğum ilde, moda deyimle ‘sosyal sorumluk projeler’ ile ilgilendiklerini söyleyen bazı dernekler, kulüpler vardır. Bunların başında da sosyal statülerini belirlemek ve biraz da işini geliştirmek için çevre yapmak amacıyla, LiYoNs, RoTaRy KuLüPleri var. Tanıdığım epey arkadaşım da bu kulüplere üye. Son 1-2 seneden beri bendenizi bu tip derneklerin özgün toplantılarına vesileli olarak konuk konumuyla bulundum ve bu dostluğa dayanarak beni “bilgi edinme konferanslarına” davet etmektedirler. Bu kulüplerin davetlerinde sorduğum bekli sorulardan biri, hangi fikri temsil ettikleri ve faaliyet alanlarının ne olduğu yönündedir. Bunların çoğunluğu şöyle cevaplar verdiler: “Ben AtatürkÇüYüM! Emperyalist devletlere sonuna kadar karşıyım. ROTARYEN olmanın bu görüşle çeliştiğini düşünMüyorum!” demeleri SoN DeReCe ilginçti… Bazı yazılarımı okuduysanız küresel Emperyalizmin Türkiye üzerindeki EmeLLeRini ve Yeni Haçlı Seferlerinin nasıl başladığını hatırlayacaklardır. Bu kulüplerden 1-2 tanesinde sunduğum konferanslarımda Emperyalist güçlerin TEK HeDeFlerinin, Dünyayı SöMüRmek olduğunu ve buna karar verenlerin de Küresel ÇETE olduğunu, bunun En üst kuruluşu ise, CFR (Council on Foreign Relations; Dış İlişkiler Konseyi) olduğunu, bunlardan örnek olarak BİLDERBERG TRİLETERAL verilebileceğini hatırlattım… Türkiye’deki çoğu ROTARYEN vatandaşımız, bu Kulüplerin Batıdaki ‘GUVERNORLER’ine (Guvernörler) teşkilatına BağLı olduğunu bilMiyor olabilir. Bu kuruluş ve benzerleri Devletler ve Hükümetler Üstü bir Örgütlenmenin sadece yüzlerce, belki de binlerce şubesinden biri olduğunu da bilMiyorlar; belki de bu Örgütlenmenin ‘Enternasyonalist’ ağının bir üyesi olduklarını da bilindiğini de… Dahası var; Türkiye’deki ROTARY ve benzer kurumların ESAS AMACının MiLLi ve MiLLiCi olan Her şeyle ÇeLiştiğini de bilMiyor olabilirler… Aslında bu ‘Enternasyonalist’ Örgütlenmenin ÖzeLLiği ve Üstünlüğü, kendini Bu Haliyle Gizleyebiliyor olmasıydı…
    **
    Kendini güya ‘sosyal sorumluluk proje’ uygulayıcısı olarak tanıtacaklar; bir iki okula bilgi sayar hediye ederek, duvarlarını onararak, sınırlı öğrenciye burs vererek, düzenli olarak çok Lüks otellerde, Özel giysilerle ‘ELiT’ toplantılar yaparak dünyaya uyum sağladıklarını SaNMaK da işin GiZLi AjaNdasını anlaşılmasına yardımcı olMaz… Benzer kuruluşlara bilerek ya da bilmeden ya da ‘özenti’ teşvikle masumca katılan sevgili vatandaşların bilmesi GeReKen Çok Özel durumlar vardır, HaTıRLaTaLıM… Şöyle ki; ana hedef, Dünyayı egemenliklerine almak, Doğal Kaynakları SöMüRmek, karşı çıkan ülkeleri küçük parçalara ayırıp kendilerine Bağlı SöMüRGeler yapmak, milli ve millici olmayı ReT eden, bu akıma Karşı plan ve stratejiler geliştiren BiZe göre ‘Organize SUÇ Örgütü…’ Ulus devlet fikrine karşı, millici olanı da YoK etmeye Yönelik Önlem alıyor içinden… İşte CFR bunun için kurulmuştur…
    **
    CFR Dış İlişkiler Konseyi, BİLDERBERG ve benzerleri KüReSeL SERMAYE tarafından kurulmuş EN Üst Örgütlerdir. Küresel Sermayenin kuruluşlarıdır. Bunlar aynı zamanda RoTaRY Kulüplerinin de KuRuCuLaRıdırlar. Örneğim “ROTARY İnternational” örgütün perde arkasındaki KuRuCular, “İnternational BİLDERBERG Group” kurucularındandır. Bir isim de verelim: Prens Bernhard of Lippe Biesterfeld… Bu zatın isminden de anlaşılacağı üzere bir prens yani bir “derebeyi”… Bu zat şimdiki Hollanda Kraliçesi Beatrix’in babası olduğunu da belirtelim. Merak edenlere bir hatırlama daha yapalım; kendiniz Wikipedia’dan gerekli bilgilere ulaşabilirsiniz… Eğer; ‘Ne var bunda!’ diyorsanız, diyeceğim olmaz! Siz sağ ben selamet…
    **
    Avrupa’nın ortasında küçücük bir ülke olan Hollanda’nın dünya ekonomisinde etkin rol almasını sağlayan kurumların başına adam yetiştirtmeleri son derece ilginç ve önemlidir. Nitekim Prens Bernhard, 2004’de ölene kadar bu kurumun başında yani Küresel Emperyalizmin Baronlarının olduğu kuruluşun önde gelen isimlerinden biri olması dikkat çekiyor. Sadece ROTARY ve BİLDERBERG kuruluşların kurucusu olmak kalmayıp, aynı zamanda şimdi “AL GORE” olarak bilinen kuruluşun başkanlığında bulunmakta… Al Gore ne yapıyor diye sorabilirsiniz… SöMüRüLMeSiNe karar verilen ve hedef ülke olarak belirlenen her neresi ise orada ‘ŞiRiNLiK MASKESİ takarak Yeni YOLSUZLUKLAR, amiyane tabirle ‘FıRıLDaK’ çeviren kuruluşlar icat edip Ön HaZıRLıK yapmak… Örnek mi? Doğal Hayatı Koruma (World Wildlife Fund) Derneğinin de kurucu başkanıydı Prens Bernhard… Diğer bir parlak görevi ise ikinci Dünya Savaşında ‘kahraman’ olarak tanıtılmış olmasıdır Prens Bernhard… Ayrıca adı bir Skandala da karışmıştır; “Lockheed” RüŞVeT Skandalının ortasında yer aldığından kenara çekilmeye mecbur edilmiştir.
    **
    Dikkatiniz çekti mi bilmiyorum; pek çok ülkede (iddiaya göre yüzlerce ülkede,20-30 bin civarında şubesi olan) “insani yardım” GöRüNTü ile kurulmuş, aslında dünyayı yönetmeye yönelik bir hedefe kilitli “DERİN DEVLET” örneğine nazire niteliğinde “DERİN dünya” denilebilecek bir örgütlenme var… Bu örgütlenmelerden bir ayağı da “ROTARY İnternational” kuruluşu olduğu söylenir. “ROTARY” örgütü, Küresel Emperyalizmin ekseninde yer alan SöMüRGeCi dev şirketlerin yaygınlaşması ve etkin olmaları için faaliyet gösteren bir örgüt olup Birleşmiş Milletler ile DERİN iLiŞKiler yürüttüğü bilinen bir gerçek… Bir örnek olsun diye söyleyelim; yıl 1945, Amerika-San Francisko, BM toplantısı, katılan delegelerden 50 kadarı “ROTARYEN” Danışman… Dünyaca bilinen bir başka örgüt UNESCO bile ROTARY konferansı sonucunda kurulmuştur.
    **
    “ROTARY İnternational” temsilcilerinin neler yaptıklarını merak edenler, açıklıkla ifade edilen belgelerden anlaşıldığı kadarıyla, Dünya Kapitalizmine hizmet bağlamında “!”Bilgi Akışını”!” sağlayan ve kontrol eden Küresel Emperyalizmin BARONLARına (ELiT konseyine) hizmet ettiklerini görürler. “ROTARY İnternational” üyelerinin nüfuz ettikleri şu kuruluşlar öndedir; BM Çevre Programı, Avrupa Konseyi, Dünya Gıda Programı, Afrika Birliği Örgütü, WB Dünya Bankası, IMF, Unesco gibi KüReSeL Emperyalizmin amaçlarına hizmet eden kuruluşların Kalbinde ‘GöReV’ yaparlar… Şimdi bir hatırlatma yapalım; Emperyalizmin emrinde çalışan, ‘DERİN Dünya’ denilen bu örgütün amaçlarına hizmet eden bir örgüt, kendi amaçlarına TaMaMeN TERS düşen “Millici” bir düşünceye taraftar bulabilirler Mi? Örneğin Türk Kurtuluş Savaşına TaRaF oLaBiLirler Mi? “Bağımsızlık benim karakterimdir” diyen Mustafa Kemal’i severler Mi? Mustafa Kemal, böyle ‘DERİN dünya’ örgütleriyle nasıl aynı kazanda pişen çorbaya kaşık sallayabilir ki? O zaman “ben AtatürkÇüYüM” diyen RoTaRYan dostlarımız BüYüK Bir YaNıLGı içinde olmalılar… Mustafa Kemal, MüLKSüz bir Kahramandır. BüTüN HaYaTı, EmperyalistlerLe SaVaŞmakLa geçmiştir… Batı Emperyalizminin Mustafa Kemal’e ve Türk milletine olan KiNLeRi ve Hınçları bundan DoLaYı DeVaM etmektedir. Cumhuriyetin ilk yıllarında, Türkiye’deki “MASON” DeRNeKlerini Bu Dünya Emperyalist güçlere Hizmet ettiği gerekçesiyle KaPaTması Bir MeSaj değil Midir?!
    **
    Mustafa Kemal Atatürk’ün YIRTIP attığı Sevr’i YeNiDeN hayata geçirmek için, yani “Büyük Kürdistan” ve “Batı Ermenistan” hayallerini gerçekleşmesi için, BaTı Emperyalizminin kurguladığı Plânlar ve Stratejiler Aşamalar halinde uygulanmaktadır. Servin bir başka versiyonu olan BOP denilen proje, aslında Orta Doğu’daki Enerji ve Su kaynaklarının Paylaşım Projesi olduğunu BiLeLiM ve uYaNaLıM.
    Emperyalizmin YeNi Stratejisi, İşgal edeceği ve Sömüreceği ülkelerin KaLeLeRiNe ARTIK bayrak çekMiyorlar, burçlarına flama dikMiyorlar… Askerlerini de harcatMıyorlar…
    İÇERDEN fethediliyor ülkeler…
    KUKLA idareciler bulup iş başına getirerek…
    Köşe kapıcısı, Eşik bekçisi HaiNlere makam, yetki, söz ve yazı hakkı tanıyarak… Artık uyan ey Türk halkı uyan… Vatanına, Bayrağına, Cumhuriyetine, İFFeTiNe SaHiP Çık… Yarın uyandığında iş işten geçmiş olabilir… Bu haykırışa kulak ver…
    http://www.antalyabugun.com/index.ph...kale&MID=15499

    http://en.wikipedia.org/wiki/The_International_(film)

    BİLDERBERG ROTASIna Dönenler! NATO - BİLDERBERG İLİŞKİSİ
    Arslan Bulut
    Bilderberg’ e geçen yıl Ali Babacan’ ın katılacağı anlaşıldıktan sonra Vakit gazetesinden Ayhan Bilgin “AKP”yi tanımlayamayan manevi hisleri yoğun kesimler yeni şoklara hazır olmalı. Babacan’ ın BİLDERBERG’ e gitmesi gösteriyor ki, AKP rotasını tayinde içerden ziyade, dış çevreleri dikkate alıyor.” demişti.

    AKP, biraz iç rotaya doğru döner gibi oldu ama, İNCİRLİK kararı ve İSRAİL gezisi ile yeniden BİLDERBERG rotasına oturdu!

    David C.Korten tarafından yazılmış “When Corporations Rule the World” başlıklı kitapta ise, “Bugünkü ekonomik küreselleşmenin oluşumunda rol oynayan başlıca üç forum vardır.

    Bunlar Dış İlişkiler Konseyi (Council of Foreign Relations), BİLDERBERG ve Üçlü Komisyon”dur.

    IMF ve Dünya Bankası ise düşük gelirli ülkelerin küresel sisteme bağımlılıklarının artmasını ve dolayısıyla ekonomilerini şirketlerin sömürgeciliğine açmalarını sağlamaktadır.

    Borçlu ülkelerin büyük çoğunluğu var olan dış borçlarını yeni dış krediler alarak ödemektedir.

    Daha fazla borç aldıkça, dışarıya bağımlılık daha da artmaktadır ve bütün çabalar ekonomik gelişmenin nasıl sağlanacağı konusunda harcanacağı yerde, nasıl daha fazla borç alınabileceğine yöneltilmektedir.

    Belli bir süre sonra, durum uyuşturucu bağımlılığı gibi olur…” deniliyor.

    NATO-BİLDERBERG İLİŞKİSİ!

    Bilderberg”in NATO”yu BM”nin resmi ordusu olarak kurmak, dünya üzerinde doğrudan bir BM vergisi koymak, küresel silah kontrolü, gelecek saldırıların önlenmesi için ABD”nin serbest ticaret bölgelerini satmasını sağlamak, Euro”yu Avrupa”da, doları dünyada geçerli ortak para birimi yapmak, terörizmle savaşı sömürerek global dünyada kendi kontrollerini kârlarını da koruyarak artırmak hedeflerini güttüğü yazılıp çiziliyor.

    Bu değerlendirmeleri doğrulayan önemli bir husus, bütün NATO Genel Sekreterleri”nin ve BM Genel sekreterleri”nin Bilderberg üyesi olması.

    NATO”da, Joseph Luns, Lord Carrington, Manfred Wörner, Willy Claes, Javier Solana ve Lord Robertson”ın BİLDERBERG üyesi olduğu, Körfez, Bosna ve Kosova”da BİLDERBERG yasalarının hüküm sürdüğü propaganda ediliyor.

    3 Kasım 2002 seçimleri öncesi, 57.hükümetin düşürülmesi ve ülkenin erken seçime zorlanması konusundaki kararın BİLDERBERG”te alındığına dair, o dönemde yorumlar yapılmıştı.

    ABD”DE SIKIYÖNETİM

    Yazar Alev Alatlı, kendisiyle yapılan bir söyleşide, , “Liderliğin yolu BİLDERBERG”ten geçer” diyor.

    Alatlı, sistemin 1870”lerde YUVARLAK MASA ile başladığını ve etrafında bir dizi kurum örgütlendiğini, BİLDERBERG Grubu, Kraliyet Uluslararası İlişkiler Kuruluşu, Dış İlişkiler Konseyi, Üçlü Komisyon, ve Roma Kulübü ve bunların güdümündeki Birleşmiş Milletler, sonra da World Economic Forum”un kurulduğunu söylüyor.

    Alatlı şöyle diyor: “Bunun amacı KARTELLERle Dünya Liderlerinin arasındaki Küresel işbirliğini artırmaktır.

    Şunu da biliyoruz ki, Dünya Liderlerinin Lider olabilmesi için zaten başta BİLDERBERG’in onayı gerekiyor.

    Mesela, daha bir milliyetçi Thatcher”in yerine ”BİLDERBERG”in borazanı” olarak bilinen Major”ın getirilmesi bunun bir sonucudur.

    Son ABD başkanları da oradan geçtiler.

    1991”de Baba Bush, Körfez Savaşının Yeni Dünya Düzeninin yerleştirilmesi için iyi bir fırsat olduğunu üstüne basa basa söylemişti.

    Evveliyatı da var. Yeni Dünya Düzeni epeyi zamandır dillendiriliyor. Örneğin, Robert Kennedy”nin de demeçleri vardır.

    Oğul Bush biraz daha sabırsız davrandı ve YDD”yi İkiz Kuleleri bahane ederek oturtmaya kalktı.

    Bir Allah”ın kulu ”hayır” demedi.

    En başta da ”solcu” Blair”in İngiltere”si, şak şak yaptı. Bütün bu anlattıklarımı bizatihi Amerikan muhalefeti ortaya çıkarıyor. Bu ta 1960”lardan itibaren etkili olan sıkı bir muhalefettir ve Vietnam Savaşı”nı durdurmuştur. Mesela, mevcut kanunlarla ABD”de 2020 yılında sıkıyönetim ilan edilebileceğini iddia ediyorlar.

    Bunu da, askerlerin sivil asayiş işlerinde kullanılamayacağına dair kanunun ortadan kaldırılmasına dayandırıyorlar.

    Amerikan hükümeti, Afganistan”daki yıkımın sadece Bin Ladin yüzünden olduğunu ne bana, ne de kendi muhaliflerine anlatabilir.”
    VE
    ABD’nin İran’da Türk’ü Türk’e kırdırma kozu: Kerkük’te taviz
    http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr...php?haber=3939
    ArslanBulut NATO-BİLDERBERG İLİŞKİSİ BİLDERBERG ROTASIna Dönenler!
    YORUMLARda
    http://www.trabzonhaberajansi.com/ha...p?haberID=4348


    Alıntı Erol Bilbilik tafarından gönderildi Mesajı Göster
    http://www.mevzuvatan.com/haber/4439...g-uyeligi.html
    Süleyman Demirel ve Bilderberg Üyeliği
    Bilderberg üyesi
    Amerikan Morrison uluslararası şirketi Türkiye eski Temsilcisi
    Eski Cumhurbaşkanı Eski Başbakan
    İsrail-Filistin Uzlaşma Komisyonu eski üyesi Balkan Politika Kulübü üyesi
    Eisenhower Exchange Felowship (EEF) bursu katılımcısı
    Bilgi Locası'na kayıtlı mason
    Fethullah Gülen Devlet Adamlığı Ödülü sahibi
    29 yaşında inşaat yüksek mühendisi iken ABD tarafından keşfedildi. 1954 yılında Eisenhower Exchange Fellows-hip (EEF) bursuyla ABD'ye staja çağrıldı. Döndüğünde, Amerikan uluslararası Morrison şirketinin Türkiye Temsilcisi yapıldı. 23 Aralık 1954 tarihinde 48 kayıt numarası ile Ankara'daki Bilgi Locası'na üye kaydedildi. Kasım 1964'te mason olmadığına dair sahte belge verildi. Böylece masonlar, ABD Ankara Büyükelçiliği, çokuluslu ABD şirketleri ve General Porter gibi CIA ajanlarının desteğiyle Adalet Partisi Genel Başkanlığı'na getirildi. Demirel'in Türkiye'nin başına getirilmesine karşı çıkan Adalet Partisi Genel Başkanı emekli Orgeneral Ragıp Gümüşpala'nın, Ortaköy'deki Lido Otel'de ölü bulunmasıyla Demirel'in önündeki son engel de ortadan kalkmış oldu.
    Demirel, AP Genel Başkanlığı'nın yanı sıra 1965 ve 1969 genel seçimlerini ABD, masonlar, Koç bayilikleri, Nurcu, Nakşibendî, Kadiri, Süleymancı tarikat şeyhlerinin destek ve kıran kırana pazarlıkları sonucu kazandı. Böylece sözde tarafsız bir başbakan ile yola çıkılarak CHP'siz bir hükümet kurulmasına yönelik ABD stratejisi gerçekleştirilmiş oldu. Demirel'in sürekli olarak yinelediği 1965 ve 1969 seçim zaferleri iddiası, bu bağlamda sadece bir iddiadan ileri geçmemektedir.
    AP Genel Başkanı Demirel, başbakan olur olmaz bir mason olarak hükümetlerine şu mason biraderlerini alacaktı: İbrahim Deriner, Enerji Bakanı; Selahattin Kılıç, Köy İşleri Bakanı; Vedat Ali Özkan, Sağlık Bakanı; Nihat Kürşat, Turizm Bakanı; Mesut Erez, Tarım Bakanı; İsmet Sezgin, Gençlik ve Spor Bakanı; Ahmet Türkel, Ticaret Bakanı.
    12 Mart 1971 ile 12 Eylül 1980 darbelerinin ayak seslerinin açıkça duyulmasına ve emrindeki istihbarat örgütlerinin ulaştırdığı bilgilere rağmen bu tür görevlendirmeleri önleyemedi; halkın kendisine emanet ettiği yaklaşık 8 milyon oya sahip çıkamadı. Şapkasını alarak sarı zarfı beklemeye başladı. "Darbecilere karşı çıksaydım, iç savaş çıkardı" mazeretine sığınması, kendisini büyük siyaset ve devlet adamı olarak kabul eden Demirel için geçerli bir gerekçe olarak kabul edilemez. Demirel, 1971 darbesinden aldığı derslerle 1980 darbesine farklı tavır aldı. Bu tavrındaki ısrarıyla 1961 Anayasası'nı ortadan kaldırmayı başardı. Türk halkının ABD tarafından daha fazla kuşatmaya alınmasını sağladı.
    1982 faşist anayasasının mimarisine, cunta lideri Orgeneral Kenan Evren kadar katkıda bulundu. Cumhuriyet devriminin temel dinamiklerini tahrip etti. CIA darbesiyle devrilen Şili Devlet Başkanı Salvador Ailende için Milliyet gazetesine, "İyi toparladılar, iyi toparladılar, Ailende'yi iyi toparladılar" biçiminde açıklamalar yaptı.
    Demirel, Cumhuriyet devriminin niteliklerini sürekli sulandırma çabası içinde oldu, giderek onu "Clinton Atatürkçülüğü "ne dönüştürerek, "Gardırop Atatürkçülüğü "nü bile aranır hale getirdi. DPTma başına Turgut Özal'ı getirdi. Özal da buraya Nakşibendî, Nurcu, Kadiri ve Süleymancıları doldurarak ABD destekli irticanın merkez üssü yaptı. Demirel bu kadroları İçişleri, Milli Eğitim, Adalet bakanlıklarına doldurdu.
    Kıbrıs sorununu ABD politikaları paralelinde tuttu. O kadar ki 1974'te Kıbrıs için Türk halkı ayağa kalkmış ve sokağa dökülmüşken, Demirel şunları söyleyebiliyordu:
    "Müdahale edelim mantığı hareket noktası olamaz. Böyle bir hareket Türk-Yunan Savaşı anlamına gelir. Bunu iyi bilin, böyle bir macerayı göze alabiliyor musunuz? "
    MİT'in, ABD'nin etki alanından çıkarılmasını sağlayamadı. Türk-Amerikan gizli anlaşmaları ile ülke topraklarında kurulan üs ve tesisleri ABD'nin çıkarları için kullandırdı. Ulusal güvenliğin büyük ölçüde tahribine yol açtı. İkili anlaşmaları ulusal çıkarlara aykırı bularak karşı çıkan sosyalist, sosyal demokrat ve Kemalistlere baskı ve şiddet uygulattı.
    İktidarını destekleyen şoven milliyetçi, muhafazakâr ve li-berallerden oluşan güçlerin saldırılarına göz yumdu. Türkiye'de öğrenciler, gençler, aydınlar ve emekçiler öldürülür ve ülkücü kamplarında eğitimler sürdürülürken, "Bana sağcılar adam öldürüyor dedirtemezsiniz" diyerek yeni cinayetlere davetiye çıkardı. 12 Eylül'e yeşil ışık yaktı.
    "Defalarca ısrar ettim Sayın Demirel'e fakat bir türlü kabul ettiremedim. 12 Eylül'den önceki yılbaşında zamanın Cumhurbaşkanı Korutürk bizlere birer mektup göndermişti. Ben gereği için hazır olduğumu bildirdim ama Sayın Demirel'e kabul ettiremedim. Cumhurbaşkanlığına vekâlet eden rahmetli Çağlayangil bizi buluşturdu, orada yine söyledim.'Türkiye'de çok tehlikeli şeyler oluyor, terör aldı başını gitti. Bu sorunları birlikte çözmek için el ele verelim' dedim. Yine kabul ettiremedim. Bana,'Biz ancak bir savaş durumunda el ele verebiliriz' dedi. Ben de kendisine,'İçinde bulunduğumuz durum siyahtan daha siyahtır' dedim ama olamadı maalesef. " Bu sözlerin sahibi muhalefet lideri Bülent Ecevit'ti.
    "Konu günceldi ve Çiller yönetimiyle ilgiliydi. Eleştirileri, şikâyetleri sıralamıştım Demirel'e. Dikkatle dinledi, hiçbirini yadsımadı. Sonra yavaş, petsen bir sesle,'Tansu'yu ülkenin başına bela ettim'dedi. Yüzüme bakıyordu bu cümleyi söylerken. O sırada bende bıraktığı izlenim çok içtendi, çok üzgün. Sesi ıstırap yüklüydü. " Bu sözlerin sahibi değerli gazeteci Cüneyt Arcayürek'ti.
    Demirel, 18 Temmuz 2000'de İktisadi Kalkınma Vakfı'nda yaptığı konuşmada, Türkiye-Avrupa Vakfı kuracağını bildirerek, sanayici ve işadamlarına çalışmalara katkıda bulunma çağrısı yaptı ve vakfın öncülüğüne soyundu.
    Demirel'in, Avrupa ve Asya konularında kendisini önde gelen devlet adamları arasında saydığı biliniyor. İlgi alanlarının başında, Bakü-Ceyhan Boru Hattı Projesi, Orta Asya ile ilgili siyasal, ekonomik, kültürel, sosyal, eğitim politikaları, Avrupa Birliği ve NATO konuları geliyor. Demirel, Türkiye-Avrupa Vakfı projesi ile ilgili olarak Avrupa'nın önde gelen devlet adamlarına mektuplar yazmış ve kurucu üyelik teklifleri götürmüştür. Sonuçta Ziya Müezzinoğlu'nun yönetim kurulu başkanlığında Türkiye-Avrupa Vakfı kurulmuştur.
    9-11 Temmuz 2000 tarihlerinde İstanbul'da dünyanın üçüncü büyük otomotiv devi Daimler-Chrysler'in Uluslararası Danışma Kurulu toplantısı yapılmıştır. Toplantıya Daimler-Chryslefin Uluslararası Danışma Kurulu üyesi ABD eski Başkanı George Bush'un yanı sıra 9. Cumhurbaşkanı Demirel de katılmış ve bir konuşma yapmıştır.
    Dünya ve Türkiye ekonomisinin, Avrupa, Asya-Pasifik bölgesindeki gelişmelerin ve yeni teknolojilerin, Daimler-Chrys-ler'e etkisini değerlendirmeyi amaçlayan toplantıya Demirel'in önemli katkılarda bulunduğu Yönetim Kurulu Başkanı Jürgen Schrempp tarafından açıklanmıştır. Schrempp, Türkiye'de iki dağ tanıdığını, birinin Ağrı Dağı, diğerinin ise Demirel olduğunu ve 50 yıldır Türk siyasetine büyük emeği geçtiğini söylemiştir. Schrempp'in Demirel'e yönelik övücü sözlerinin nedeni Daimler-Chrysler'm Türkiye ile bu pazar üzerinden Ortadoğu ve Kafkas pazarlarında hâkimiyet kumlasına olanak sağlayıcı katkılarıdır.
    Filistin-İsrail anlaşmazlığına çözüm bulmak için Ocak 2000'de bir komisyon kurulmasına karar veren ABD Başkanı Clinton, adaylar arasında yer alan Nelson Mandela'nın yerine Demirel'i tercih etmiş ve 5 kişilik komisyon oluşturmuştur. Komisyonda Demirel'in mesai arkadaşları olarak eski Senatör Ge-orge J. Michel, Senatör Warren Rudman, AB Ortak Dış Politikalar Sorumlusu Javier Solana ve Norveç Dışişleri Bakanı Torb Joern yer almıştır.
    Mitchell ve Rudman, ABD'yi yöneten tek güç merkezi olan ve David Rockefeller'ın onursal başkanlığını yaptığı 3000'e yakın üyeli "Dış İlişkiler Konseyi"nin (CFR) üyesidir. Mitchell, CFR'ce kurulan ve dünyadaki krizleri çözmekle görevli olan "Uluslararası Kriz Grubu "nun başkanıdır.
    ABD derin devleti olan CFR'nin 2 etkin üyesi Mitchell ve Rudman ile birlikte görev üstlenen Solona, Jargland ve Demirel'in, bunların kararlarını onaylamak için seçildikleri açıktır. Nitekim Komisyon hiçbir çözüm üretemeden dağılmıştır. Zaten Clinton'ın başkanlığının son yıllarda kurduğu Komisyondan ciddi bir beklentisi yoktu. Demirel, ABD'nin kendi çıkarlarını dayatmak için kurduğu Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatını (AGİT) tam teslimiyetçi bir zihniyetle şöyle değerlendiriyor:
    'AGİT'in anlamı çok önemli. Herkese bunu anlatıyorum. Artık hiçbir devlet kendi ülkesinde karşılaştığı sorunla ilgili olarak,'bu benim kendi iç sorunumdur, buna karışamazsınız' diyemez. AGİT işte budur. Eğer buna imza atmışsan, başkalarının düşündüklerine kulak tıkaya-mazsın, yoksa duvarlarla çevrili bir kale içinde yalnız kalmaya mahkûmsun." Demirel'le birlikte ABD iktidarıyla iç içe çalışmış olan Dışişleri Bakam İhsan Sabri Çağlayangil, bu iç içeliğin ne derece vahim boyutlara vardığını şu cümlelerle açıklamıştır: "Türkiye kendi istihbarat gücünü kuvvetlendirmek için İsrail ve Amerikan istihbaratı ile hatta İran ve gizli servisi ile daima organik bir bağ içindeydi. Bunlar, her sene gizli gizli kendi şefleri ile toplandıkları Washington'da, Tahran'da ve Tel Aviv'de istihbarat mübadelesi yaparlardı. Organik bağları bulunmayan, fakat inandıkları başka istihbarat örgütlenmelerinden de istişari mütalaa alırlardı. Benim istihbaratçı şefimin kendisi farkında bile olmadan CIA altını oyabilir. Amerika şuna aldırmaz; bir memlekette demokratik idare olmuş, şoven idare olmuş, faşist idare olmuş, ona hiç bakmaz. Amerika o memleketin kendisine ne ölçüde tabi olduğuna, kendi politikasına ne kadar satelist (uydu) haline gelebileceğine bakar."
    Demirel, gazeteci İsmet Solak'a Türkiye'nin geleceğini şöyle değerlendiriyor: "Türkiye kabuk değiştiriyor. Yani globalizasyon denilen dünya ile birlikte oturup kalkmak, aynı kulvarda yürümek mecburiyetinde. Kabuk değiştirirken tabii ki karma ekonomiye görev mevcut durumlar bu işi kaldırmıyor. Çatırtı oradan çıkıyor. Daha çok serbestleşme lazım. Devletin mutlaka ticaret, sanayi ve bankacılığın içinden çıkarılması lazım. Birtakım yanlış örneklere bakarak özelleştirmede gecikmeye mahal yok. Yeniden bu çarkın dönmeye başlaması lazım. Türkiye devlet olarak yatırım yapamaz durumda, bunu kırması lazım. Bu güzel hamleler yarıda kalmamalı. Bak, çok iyi hamleler yakaladı Türkiye. Biri eğitim, ikincisi üniversiteler, üçüncüsü GAP ve enerji projeleri. "Demirel'in "iyi tedbirler alındı, makul bir Demirel, gazeteci İsmet Solak'a Türkiye'nin geleceğini şöyle değerlendiriyor:
    "Türkiye kabuk değiştiriyor. Yani globalizasyon denilen dünya ile birlikte oturup kalkmak, aynı kulvarda yürümek mecburiyetinde. Kabuk değiştirirken tabii ki karma ekonomiye görev mevcut durumlar bu işi kaldırmıyor. Çatırtı oradan çıkıyor. Daha çok serbestleşme lazım. Devletin mutlaka ticaret, sanayi ve bankacılığın içinden çıkarılması lazım. Birtakım yanlış örneklere bakarak özelleştirmede gecikmeye mahal yok. Yeniden bu çarkın dönmeye başlaması lazım. Türkiye devlet olarak yatırım yapamaz durumda, bunu kırması lazım. Bu güzel hamleler yarıda kalmamalı. Bak, çok iyi hamleler yakaladı Türkiye. Biri eğitim, ikincisi üniversiteler, üçüncüsü GAP ve enerji projeleri. "Demirel'in "iyi tedbirler alındı, makul bir süre içinde bunların netice vermesi lazım " demesinin üzerinden daha bir yıl geçmeden, Türkiye ekonomisi çöküverdi.
    Cumhurbaşkanı Demirel, 13 Aralık 1995'te Gümrük Birliğine, katılmanın ardından şu demeci vermişti: "Bu sonuç Atatürk'ün çağdaşlaşma reformları ile başlayan gelişmenin tabii sonucudur. Bu neticenin alınmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. " Türkiye, sanayi ürünlerine karşılık beklemeden bir sömürge gibi kapılarını ardına kadar açmasını Atatürkçü çağdaşlaşma olarak gören bir cumhurbaşkanına sahipti. Avrupa'da hiçbir ülke önce Gümrük Birliğine girerek AB'ye tam üyelik elde etmemişti. Demirel, gazeteci Yavuz Donat'a 17 Aralık 2004 AB zirvesi kararını şöyle değerlendiriyor:
    "Gelinen nokta fevkalade önemlidir... Bunun altını çiziyorum... Önemli bir iş yapılmıştır... Bunun aksini söylemek mümkün değil. Olaya bir de şöyle bakmanızı isterim... Ya Türkiye'ye hâlâ tarih verilmeseydi... Ya Türkiye'ye'bu iş hâlâ olgunlaşmadı'denilseydi. Çok alınırdık... Burulurduk... Gücenir, kırılırdık... Türkiye çok incinirdi. Bunu önemsiyorum... Herkes önemsemeli. Evet, tarih verilirken, önümüze bir Kıbrıs engeli konuldu, konulmasa iyi olurdu... Ama hiç tarih verilmemesinden daha iyi bir noktaya gelindi... Tarih verilmeseydi, çok daha iyi denilebilir mi? Kıbrıs engelini aşmak lazım. Aşılacak, başka çare yok.
    Türkiye'nin, Güney Kıbrıs Rum Kesimi'ni de kapsayacak şekilde ek protokolü imzalamasını değerlendiren Demirel, protokolün imzalanmasından sonra bile Türkiye'nin 3 Ekim'de müzakerelere başlamasının kesin olmadığını, Rumların müzakereye oturmadan önce siyasi tanınma için diretebileceğine de dikkat çekerek, "bu işin içinden Türkiye'nin nasıl çıkacağını merak ediyorum " dedi.
    17 Aralık 2004 zirve kararma Kıbrıs engelinin konulduğunu belirten Demirel, bu kararın göklere çıkardığı GB kararın da yer aldığını görmezden geliyordu.
    17 Aralık'ta tarih alınmasını fevkalade önemli bulan ve kararda yer alan Kıbrıs engelinin aşılabileceğine işaret eden Demirel, Türkiye'nin GB deklarasyonunu imzalamasıyla gelinen noktayı, Türkiye'yi Rumların müzakereye oturmadan önce siyasi tanınma konusunda burun buruna getireceğini söylüyor. Üç ayrı olayda üç ayrı mantık sergileyen Demirel'in ne demek istediğini, ancak Demirel'ci uzmanlar anlayabiliyor. Demirel'in Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a ilk öğüdü ABD ile sıkı dostluk ilişkilerini yürütmesinin gerekliliği olmuştur. Demirel, Erdoğan'a Eylül 2003 ayında "Türkiye bölücülük tehdidiyle yaşamaya devam edecek. Bölücü terörü önlemek için, Türkiye'nin birliği için Türkiye ABD'nin dostu kalmalıdır, bölgede rol oynamak niyetindeyse, Türkiye'nin ABD ile işbirliği içinde olması gerekir " demiştir.
    Demirel, 10 Mayıs 1954 tarihinde Eisenhower Exchange Fellowship (EEF) bursiyeri olarak ABD'ye çağrılmıştır. Burs, çeşitli ülkelerden, genellikle az gelişmiş ülkelerden profesyonel yetenekleri olan, kendi ülkelerinde önemli mevkilere gelebilecek 30-45 yaşları arasında özel kişilerin ABD hesabına dost edinilmesi amacıyla verilmektedir.
    Demirel, 50 yıl aradan sonra San Fransisco'daki Mark Hopkins Otelinde dünya sorunlarını tartışmak amacıyla yapılan EEF kuruluşunun yıldönümü törenlerine bir konuşma yapmak üzere davet edilmiştir.
    İTÜ mezunu olan Süleyman Demirel, Bilderberg (Türkiye) üyesidir.
    http://www.mevzuvatan.com/haberler/6...ri-ve-cfr.html
    www.bilderberg.org/2007.htm
    www.otuken.net/siyonizm/hainlerin-listesi.html
    www.yenidenergenekon.com/66-mason-istilasi/
    www.yenidenergenekon.com/274-demirel-masondu/
    www.turktoresi.com/viewtopic.php?f=136&t=6971

  9. #9
    Kayıtsız
    Misafir

    BİLDERBERG Küresel ÇETE

    DÜNYA MAFYASI nam-ı diğer BİLDERBERG CEMAATİ
    1 Haziran 2012de, ABDnin Washington kentinde biraraya geldi!

    Bu yıl BİLDERBERG CEMAATİ, Amerika’nın Virginia eyaletindeki ünlü Marriott Oteli’nde toplandı..

    Türkiye’den ”Daimi Takipçi” KOÇ Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa KOÇ ve Ali Babacan; bu yıl medya ve akademik dünyadan seçilmiş isimler Fuat Keymen ve Enis Berberoğlu ilk kez milli(!) olanlar..

    2012 Bilderberg’ine davet edilen 5 kişi arasında; Mustafa KOÇ ve Ali Babacan, Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkanı Serpil Timuray, Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi ve İstanbul Politika Merkezi Direktörü Prof. Dr. Fuat Keyman ve Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Müdürü Enis Berberoğlu bulunuyor.

    Bu yılki Bilderberg Toplantısı’nın ‘karar vericileri’ arasında; Henry KiSSiNGeR, Dünya Bankası Başkanı Robert Zoellick, Dünya Ticaret Örgütü Başkanı Pascal Lamyi, Google Başkanı Eric Schmidt gibi isimler var…

    Her yıl başka bir ülkede buluşan BilderbergCiLeR, 2008’deki ABD seçimlerinden önce de Amerika’da toplanmışlardı.
    O zaman dünyaya Obama’yı ‘hediye’ ettiler.

    4 yıl sonra Bilderberg, dünya KANLA imtihan edilirken yine bir seçim öncesi Amerika’da toplandı..
    Dünyaya yeni bir KUKLA ve yeni bir Savaş Baronu belirleyecekler.

    Bu MASONik Gizli CEMAAT, 1920’lerden beri dünyanın geleceğine EL koyuyor..

    Küresel ÇETE dünyadaki Tüm Sermayenin yüzde 65’ini elinde tutuyor ve tüm ülkelerde GİZLİ GüNDeMlerini uygulamak için ÖRÜMCEK AĞLARI örgütlüyor..

    CFR (Dış İlişkiler Konseyi), TriLeTeRaL ve BİLDERBERG her yıl Gizli toplantılarla dünyanın EN güçlü 100 küsur kişisini bir yerde topluyor ve hepimizi etkileyecek kararlar alıyor..

    Erol Bilbilik, bu çeteyi şöyle özetliyor:
    ”Uluslararası dev tröstler adına dünyayı yöneten üç gizli örgüt vardır.
    Bu yapılanmanın EN üst örgütü Dış İlişkiler Konseyi (CFR), onun bir alt örgütü Üçlü Komisyon(TC) ve bunun bir alt örgütü de Bilderberg Grubu(BG)’dur.
    Her üç örgütün de Kuzey Amerika, Batı Avrupa ve Japonya’dan olmak üzere toplam beş bine yakın üyesi vardır.
    Türkiye’nin Bilderberg Grubu’na mensup yaklaşık 40′a yakın yaşayan üyesi vardır.”

    Bilderberg’in kurucusu Hollanda Prensi Bernard ve sosyolog Dr. Joseph Hieronim Retinger’di.
    Retinger Bilderberg kurallarını anlatırken; “BATI’NIN eTiK ve Kültürel Değerlerini Paylaşmayı ve Savunmayı Şart” koşmuştu..

    Katılımcılar; Finans Baronları, İŞadamları, Siyasiler, ticari örgütler, Diplomatlar ve Medya mensuplarından oluşacaktı…

    Erol Bilbilik; ‘BİLDERBERG aslında Amerikan sermayesinin ve Elİtinin, CIA’in Avrupa ayağıdır’ der.
    Bu MASONik Gizli Teşkilatın ülkelerin kaderleriyle ilgili çok Gizli kararlar aldığını, Türkiye’nin kaderinin de bu toplantılarda tayin edildiğini anlatır.
    (Dünyayı Yöneten Gizli Örgütler-Erol Bilbilik)

    ”Türkiye’yi UZUN Dönem Yöneten Pek çok kişi BİLDERBERG üYeSi olarak kalmıştır.
    1950′li yıllardan SONRA pek çok iç ve dış PoLiTiKayı Türkler DeğiL; BİLDERBERG, CFR ve TriLaTeRaL Komisyon Üyeleri belirlemiştir.”

    Süleyman DEMİREL Cumhurbaşkanlığı’na, Bülent ECEVİT ve Mesut YILMAZ ise Başbakanlığa BİLDERBERG toplantıları sonrasında yürümüştür…

    Bülent Erandaç, dün Takvim gazetesinde; BİLDERBERG toplantılarına katılan Türk’lerden ve Küresel eFeNDiLeRin ‘Derin İlişkilerinin’ Türkiye ayağından örnekler verdi:
    ”1995: Toplantıya katılan Cem Boyner parti kurdu.
    1996: Toplantıya katılan Merkez Bankası Başkanı Gazi Erçel ile Dışişleri Bakanı EMRE GÖNENSAY yurda döndü, 4 gün sonra hükümet düştü.
    GAZİ ERÇEL, 28 ŞUBAT darbe hükümetlerinde Merkez Bankası Başkanı idi.
    Türkiye’nin yaşadığı EN büyük Krize giden günlerde PARAnın ROTAsını çiziyordu.
    1998: Toplantıya katılan Dışişleri Bakanı merhum İSMAİL CEM de parti kurdu.
    2002: Dünya Bankası’nı bıraktı, 3 Mart 2001′de Ecevit Hükümeti’nin Ekonomi Bakanı oldu.
    2004 yılından itibaren toplantılar, KOÇ Holding Yön. Kur. Başkanı MUSTAFA KOÇ’un liderliği başladı.

    2007 yılı, Türkiye için çok önemli bir yıldı İlginçtir, BİLDERBERG www.bilderberg.org/2007.htm toplantısı da İstanbul’da yapıldı.
    Cumhurbaşkanlığı seçimi, 27 Nisan e-muhtırası, Hudson Darbe toplantıları da o yıldı.
    SONUÇ: Derin Dünya olaylarının şifrelerini istiyorsanız, BİLDERBERG toplantılarına ve KaTıLaNlara bakınız..”

    BİLDERBERG ’in Türkiye SORUMLUSU Henry KiSSiNGeR’dır..

    Ve KOÇ Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa KOÇ her toplantıya katılır ve Türkiye SORUMLUSUdur..

    Sabancı grubundan Suzan Sabancı da hemen her toplantıya katılmakta ya da Sabancı grubunu temsilen birileri davetliler arasında bulunmaktadır..
    Ali Babacan daimi katılımcı gibidir.
    CHP’den Faik Öztrak, CHP eski milletvekili ve Cumhurbaşkanı Gül’ün danışmanı Zeynep Damla Gürel katılımcı olmuştur..

    Son 10 yıldır ‘Küresel CEMAAT toplantılarına’ katılan gazeteci ve akademisyenler arasında Sedat Ergin, Nuri Çolakoğlu, Hasan Cemal, Soli Özel Ruşen Çakır, Cengiz Çandar, Zeynep Göğüş, Fehmi Koru, Sami Kohen gibi isimlere rastlanmaktadır..

    Bu yıl onlara Fuat Keyman ve Enis Berberoğlu katılmıştır.

    3 Haziran sonrası, bu yıl BİLDERBERG’de alınan kararların kokuları çıkar.
    Katılımcıların BeYaNlarını dikkatle takip edin..
    Gerek Amerikan seçimlerinin sonuçlarını, İSRAİL oyunlarını gerek SuRiYe ve İRAN’daki gelişmeleri, Çin ve Pasifik’deki Küresel CEMAATin adımlarını koklayacaksınız..

    Türkiye’ye biçilen ‘Rol’ için de ‘Türk’ BİLDERBERG ‘severlerin’ beyanlarındaki Satır aRaLaRını iYi takip edin…
    http://www.odatv.com/n.php?n=abdulla...rdi-2609101200

  10. #10
    Kayıtsız
    Misafir
    AMERİKAN Ergenekonunun 1 NUMARASI belli oldu!
    KüReSeL Ergenekon’un üç ayağından biri: BİLDERBERG

    “Sayın” KiSSiNGeR’i herhalde tanımayanımız yoktur. (Yargıtay kararı uyarınca TeRöRist ÇETEbaşlarına “Sayın” demek suç olmaktan çıktığı için bu hitabı KiSSiNGeR için de rahatlıkla kullanabileceğimizi düşünüyorum.)

    “Sayın” KiSSiNGeR,"DDD" Dünya Derin Devletinin Beyni olan CFR (Council on Foreign Relations) bünyesinde ROCKEFELLER ailesinin sağ kolu konumunda. CFR’nin kararı üzerine kurulan ve bu konseyin Avrupa uzantısı olan BİLDERBERG örgütünün YöNeTiCisi ve en kıdemli katılımcısı. BİLDERBERG Örgütü 1954’te kurulmuş ve KiSSiNGeR 1960’lardan bu yana hiç aksatmadan tüm toplantılara katılmış. Bu örgütün gücü, amaçları, üyeleri ve Türkiye’den katılımcıları başlı başına bir hatta birkaç kitaba konu olabilir.

    Kısa bir bilgi notu sunacak olursak; 3 Kasım 1996’daki SUSURLUK kazasını izleyen günlerde 13-14 Kasım 1996’da TÜSİAD tarafından bir panel düzenlenmişti. Panelin konusu “Siyasette Kalite” olarak belirlenmişti ve davet edilen konuşmacı da “Sayın” KiSSiNGeR’di!! SON 50 YILDIR, dünyanın neresinde DARBE, İç Savaş, KATLİAM ve benzeri KARANLIK İŞ varsa ARKASINDA olan bir kişiden “Siyasette Kalite”yi öğrenmek ise herhalde TÜSİAD’a özgü bir GARABET olsa gerek. Gerçi BİLDERBERG katılımcısı TÜSİAD üyelerini görünce bu GARABET kendiliğinden aydınlanıyor.

    Bu panele yönelik Türkiye’den belki de Tek ANLAMLI Tepkiyi veren kişi yine Talat Turhan olmuştu. Turhan, 7 Kasım 1996 tarihinde düzenlediği basın toplantısında gerek Kissinger’in gerekse dünya düzeninin iç yüzünü deşifre etmişti. (*)
    Türkiye’den kimler var?
    Bugüne kadar BİLDERBERG toplantılarından 3 tanesi Türkiye’de gerçekleştirildi.

    1959 İstanbul Yeşilköy: Adnan MENDERES, Fatin Rüştü Zorlu’nun katılımıyla, 1975 İzmir Çeşme Altınyunus Oteli: Süleyman DEMİREL ve Bülent ECEVİT’in katılımıyla, 2007 İstanbul Ritz Carlton Oteli.

    Her yıl Türkiye’den İŞ ve Siyaset dünyası, Merkez Bankası başta olmak üzere ekonomi bürokrasisi, Medya ve akademiadan farklı kişiler BİLDERBERG’e davet ediliyor. Okuyucularımızın güncel olayları izlerken bir fikir edinmesi bakımından son yıllardaki bazı katılımcıların isimlerini vermek yararlı olabilir:
    Siyaset dünyasından: Kemal Derviş, Emre Gönensay, Hikmet Çetin, Uğur Bayar, Mehmet Ali Bayar, Ali Babacan, Egemen Bağış, Faik Öztrak…
    İŞ Dünyasından: Rahmi ve Mustafa Koç, Cem ve Ümit Boyner, Erkut Yücaoğlu, Arzuhan Doğan Yalçındağ, Ferit Şahenk, Suzan Sabancı Dinçer, Tuncay Özilhan, Süreyya Ciliv (Turkcell CEO), Serpil Timuray (Vodafone Türkiye CEO).
    MEDYAdan: Sedat Ergin, Hasan Cemal, Cüneyt Ülsever, Fehmi Koru, Mehmet Ali Birand, Cengiz Çandar, Zeynep Göğüş, Sami Kohen, Ruşen Çakır, Enis Berberoğlu.
    Akademiadan: Soli Özel, Ayşe Soysal, Fuat Keyman.

    2012 yılı BİLDERBERG toplantısı ise 31 Mayıs-3 Haziran tarihlerinde ABD’nin Virginia eyaletindeki Chantilly’de yapıldı. Yine KiSSiNGeR’in katılımıyla gerçekleşen toplantıya Türkiye’den kıdemli katılımcılar olarak Mustafa Koç (9. katılışı) ve Ali Babacan (7. katılışı) vardı. Ayrıca medyadan Enis Berberoğlu (Hürriyet), akademisyen Prof. Dr. Fuat Keyman (Sabancı Üniversitesi), iş dünyasından Serpil Timuray (Vodafone Türkiye CEO) da bu yılki katılımcılar arasındaydı.
    “1 NUMARA” arz-ı endam eyledi!
    Gelelim Amerikan Ergenekonu’nun “1 NUMARA”sına. “Sayın” KiSSiNGeR, herhalde “askerî vesayet” görüntüsünden rahatsız olmuş olacak ki, emekli generalleri öne sürmek yerine bu sefer görüşlerini bizzat açıklamayı uygun bulmuş. Yukarıda sözünü ettiğimiz yazısının 2 Haziran 2012 tarihini taşıdığını düşünürsek bunun bir tür BİLDERBERG deklerasyonu olduğu tespitini yapmak yanlış olmayacaktır.
    www.ekonominingundemi.com/-makale,1611.html

    AMERİKAN Ergenekonu İŞbaşında!
    HeR Kim Ki EMPERYALİZM olgusunu YOK sayar, ABD’ye, NATO’ya, İSRAİL’e Karşı Tek söz etMez, Tek eylem yapMaz ama Kemalizme, Cumhuriyet değerlerine her fırsatta cahilce YaLaNlar ve utanmazca iftiralarla saldırır; işte onlar aslında EMPERYALİZMe ve SİYONİZMe HiZMeT etmektedirler.
    www.ekonominingundemi.com/-makale,1472.html

    IMF’deki tecavüz skandalında BİLDERBERG-İSRAİL oYuNLaRı
    www.ekonominingundemi.com/-makale,1100.html

    TÜRKİYE’Yİ TÜRKLER YÖNETMİYOR!
    www.rubasam.com/ArticleDetail.Asp?AID=172

  11. #11
    Kayıtsız
    Misafir

    Siyonizm ve masonluk

    Yüzyıllardan beri, böyle gizli organizasyonların, dünyanın her tarafında, gizli sembollerle anlaşmaları, işaretlerle konuşmaları ve bilmediğimiz öğretileriyle ülkemiz, başta olmak üzere özellikle, İslam dinini seçmeleri beni bir hayli kuşkulandırmıştır.
    Önceki yazılarımda DDD Derin Dünya Devletinin bazı organizasyonlardan oluştuğunu şemalarla göstermiştim. Bu oluşumların EN önemli İç ayağını yani CFR, BİLDERBERG ve TriLateral Komisyonu'nu açıklamıştım.
    Bir de diğer örgütleri şemalamış ve ilk olarak CFR(Dış İlişkiler Konseyi)'yi anlatmıştım.
    Bu yazımızda diğer örgüt olan BİLDERBERG'i anlatacağız. Bilderberg aralarında Türkiye'nin de olduğu ülkeleri idare ederek , faaliyetlerini Avrupa'da sürdürmektedir.
    BİLDERBERG
    Küresel seçkinlerin Danışma meclisi ve derin dünyanın Avrupa ayağıdır.
    "Bu kamarada nadiren bahsettiğimiz bir güç var. Gizli cemiyetlerden bahsediyorum. İnkar etmek yersiz. Çünkü, Avrupa'nın büyük bir kısmının, BU Gizli Cemiyetlerin şebekesiyle örüldüğünü örtbas etmek imkansızdır."
    Bentamin Disraelli (Eski İngiltere Başbakanı) Avam Kamarasındaki konuşmasında böyle söylüyordu.
    BİLDERBERG'i CIA kurmuştur. Stratejisini ise CFR ve Rockefaller' lar BeLiRler.(Bu isimleri daha önce yazmıştık. Bunlar 5 yahudi ailedir ve dünyanın en zengin 5 ailesidir.)
    1952 yılında Avrupa hareketinin Genel sekreteri Joseph Retinger uluslararası bir örgüt kurmanın gerekliliğini açıkladı. Savaşın yıkımından çıkmış Avrupa'nın zaten ABD'ye direnecek ne gücü vardı nede niyeti.
    Böylelikle ABD global komplonun bir ayağını oluşturmuş oluyordu.
    Bu örgütün kuruluş toplantısına zamanki CIA başkanı William Donnavan, CIA'den Bedell Smith ve Charles Jackson katılarak örgütün temellerini atmıştır.
    Örgütün üyeleri arasında Başta MASONLAR, Politikacılar, Gizli Servis üyeleri, CIA başkanları ve MAFYA Patronları bulunmaktaydı.
    CIA'nın Bilderberg'in kuruluşu için o zamanlar 38 milyon dolarlık bir kaynak aktardığı bilinmektedir.
    GİZLİ BİR ÖRGÜT
    Bilderberg GöRüNüRde dünyanın çeşitli sorunları üzerinde global fikir alışverişlerinde bulunan bir tür forum gibi idi. Fakat bu toplantıların son derece gizli koşullarda yapılıyor olması ve dışarıya bilgi sızdırılmaması şüphe uyandırmıştır.
    Bunlar her sene nisan, mayıs aylarında toplantılar düzenlerler. Dünyanın sorunlarını tartışırlar. Fakat bu konuda Medyaya Bilgi verMezler.
    1959 (Türkiye-Yeşilköy istanbul),1975(Türkiye-Çeşme izmir) de ülkemizde yapılan toplantıdan sonra yine diğer Avrupa ülkelerinde her sene bu toplantılar yapılmaktadır.
    Gerçekte BİLDERBERG kendi başına oluşmuş yada birden ortaya çıkmış bir kuruluş değildir. Aslında Bilderberg "DDD Derin Dünya Devleti" nin MERKEZ KARAR mekanizması olan CFR'nin çok DaHa Gizli bir biçimde Avrupa ayağıdır.
    Zaten CFR üyelerinin bir kısmı aynı zamanda BİLDERBERG üyesidir.
    HEDEFi ise; Yeni dünya düzenini, ANGLO_SAKSON ABD-İngiltere Anglo_ Saxon hakimiyetini ve EmperyaLizMini TüM Dünyaya YAYmaktır.
    Bu toplantılara katılanların bazılarının ya önleri açılıyor yada başbakan, devlet başkanları oluyorlar.
    George Clinton ve Margaret Thatcher bunlardan bazılarıdır.
    _Yeni dünya düzeninin anlamının, dünyanın siyasi ve yasal hüviyetini TüMüyle değiştirmek, ulus devletlerin tarihi rollerini ortadan kaldırmak, KONTROLü uluslar öTeSi TRöSTlere devretmek suretiyle millet kavramını ortadan kaldırarak idareyi İngilizce konuşan ANGLO_SAKSON - Sever bir Oligarşiye teslim etmektir_
    İddiaları ise korkunçtur. Birleşmiş Milletler Teşkilatının bundan böyle "Birleşmiş TRöSTler Teşkilatı" olarak isim değiştireceğidir.
    İMF ve BİLDERBERG
    İMF yöneticilerinin de bu örgütle sıkı ilişkisi vardır. Bunların başında Stanley Fischer gelmektedir. Bu zatın her katıldığı toplantı sonrasında, dünyanın önemli bir bölgesinde ciddi bir ekonomik bunalım ortaya çıkmaktadır.
    1996-1997-1998-1999 yılındaki toplantıya katılan Fischer, 1997 yılında Asya krizi, 1998 yılında Rusya krizi, 2001'deki Türkiye krizlerinde önemli bir rol oynayan kişidir.
    Ayrıca 19 ŞUBAT günü Türk hükümetini dalgalı kura geçmeye ikna eden Fischer daha sonra David Rockefeller'in sahip olduğu dünyanın en büyük şirketlerinden birinin başına getirilmesi sadece tesadüf olabilir mi?
    TÜRKİYE SORUMLULARI
    Türkiye ayağını kim yönetiyor? 1957 yılından 1998 yılına kadar en çok toplantıya katılan Türk Selahattin BEYAZIT'tır. Bu vatandaşımıza Diğer Türk Bilderbergler bağlıdır. Örgütün sorumlusu Henry KiSSeNGeR'dir. Bizim zat bu adama bağlıdır.
    Sonra bunun yerini Gazi ERÇEL aldı. 1996 ve 1997 de bu toplantılara üst üste katılan kişidir. 1990 da Erdal İNÖNÜ, 1995 de ise Hikmet ÇETİN bu örgüte üye oluyorlar. Yanlarında ise yine Selahattin BEYAZIT var. Selahattin BEYAZIT'ın bir özelliği de 33. DeReCeden MASON olmasıdır. İskoç Büyük Locasına bağlı üstat. İngiltere Kraliyet Protokolünde yeri var. Bunlar devamlı olarak medyaya parlatılırlar. Cem BOYNER, Rahmi KOÇ, İsmail CEM gibi diğer üyeleri de görmekteyiz. Buraya özellikle Merkez bankası başkanları, Sermaye Patronları, Dışişleri Bakanları üye yapılırlar.(Rüştü Saraçoğlu, İtler Türkmen, Mesut Yılmaz, Hikmet Çetin ve İsmail Cem)
    Amerikalılar HER üç örgüte üye olabilirler. Diğerleri YALNIZCA TeK örgüte üye olurlar. Yalnız Bir istisna Türkiye'ye yaptılar. Bu da yalnızca bir Türk için geçerli oldu. O da Rahmi KOÇ'tur. Rahmi KOÇ CFR'ye üye olan iLk ve TeK Türk'tür. Çünkü Türkler YaLNıZca BİLDERBERG'e üye olabilirler.
    Avrupalılar iki örgüte üye olabilir. Bunlar TriLaTeRaL ve BİLDERBERG üyesidirler.
    Amerikalılar üç gizli örgütün de üyesi olabilir. Bu örgütlerde hiyerarşi var, gizlilik var.
    Fakat bu örgütlere Bağlı Bir KuRuLuş DaHa var.
    Bu kuruluş yerli kişileri seçiyor, alıp götürüyor, ABD görüşleri doğrultusunda yetiştiriyor. Bu örgüt EiSeNHoWeR ExcHange FeLLoWship (EEF) örgütü. 1954 yılında kurulmuş. http://en.wikipedia.org/wiki/Eisenhower_Fellowships
    Bu örgütün iLK katılımcısı Süleyman DEMİREL. Demirel iki yıldızlı oldu. BİLDERBERG ve EEF üyesi.
    Amacı; Amerikan ideallerini benimsetmek. Bu program çerçevesinde 9 ay Amerika'da gezdiriliyorlar. Amerikan sistemini sevdiriyor, tanıtıyor ve gönderiyorlar. Buradaki imkanları ve basını kullanmak suretiyle bunların çıtasını yükseltiyorlar. http://en.wikipedia.org/wiki/Rockefeller_Foundation
    Yine o tarihlerde ROCKEFELLER bursuyla Bülent ECEVİT de Amerika'ya gidenler arasındaydı.
    Buraya gidenler mutlaka ülkelerine döndüklerinde ya bakan, ya başbakan veya cumhurbaşkanı olmuşlardır.
    BİLDERBERG'in aTaMaSıyla ülkeye gelen Kemal DERVİŞ ilk iş olarak "Türkiye'de siyasi belirsizlik var" lafını acaba niye söyledi?
    Sonra toplantılara Kemal DERVİŞ'te katıldı. Hatta o zamanlar yılın en başarılı ekonomi ödülü alan DERVİŞ, Swissotel'de kendisi adına verilen davete katılan Selahattin BEYAZIT'ın "Bir an önce politikaya gir" sözünü tutarak politikaya bile girmiştir.
    Ankara büyükelçisi Pearson'ın Mesut YILMAZ ve DERVİŞ ile yemek yemesinin ardından Ecevit hükümetinin bittiğini müjdelemesi ve ardından kimlerin nasıl geleceğini söylemesi ne kadar ilginçtir.(31 Mayıs 2002 Serdar Turgut-Hürriyet)
    Bu aralarda Ecevit'in hastalığı ön plana çıkartılıyor ve hükümetin gitmesi arzulanıyordu. Aynı anda
    http://en.wikipedia.org/wiki/New_Wor...piracy_theory)
    "The New World Order INTeLLiGeNCe Update"(BİLDERBERG gözlemcisinin raporu) "Türkiye'de İslamcı Politikacılardan oluşan bir hükümetin gelmesi amacındayız" sözü o zamanlar ciddiye bile alınmamıştı.
    AB'yi CFR kurmuştur. BİLDERBERG AB'yi korur. Zaten ülkemizde AB'ye girmek için mücadele edenler hep BİLDERBERG üYeSidirler.
    AB DDD Derin Dünya Devletinin sacayağıdır. Önce Avrupalı asilleri yok ettiler, şimdi ise ulus devletleri. AB Avrupa ulus devletlerinin bir tasfiye hareketidir.
    Türkiye'nin katılmasına bu açıdan bakılması lazımdır. Buradan varılmak istenen Sonuç, ileri ki bir aşama olarak GLOBAL, fedaratif dünya devletinin Avrupa eyaleti olacaktır. Tabii ! son Türk devletini de tarihe karıştırarak.
    Yeni dünya düzeninin yaratılmasında olmazsa olmaz olan Gizli Planlar bir bir işliyor. Bu arada BizLeRin Bir Şeyler yapması LAZIM.

    ARMEGEDDON Ve Kemal'in ASKERleri
    Yeni Dünya Düzeni tüm dünyayı etkisi altına aldı. Binlerce yıldan beri kuşaktan kuşağa yapılandırılan bu ahlaksız KöLeLiK düzeni, ülkemizde son aşamaya gelmek üzere. Ilımlı İslam denilen bu plan, maalesef DiNleri ortadan kaldırmak isteyen ŞEYTANi bir güç tarafından kontrol ediliyor.
    Bunların parolası, Özgürlük, Demokrasi ve Kardeşliktir. ASLIna bakarsanız KöLeLiK, Faşizm ve Kardeş kavgasıdır.
    En önemli kavramları ise DeğiŞiMdir.
    İşte bu ŞEYTANi programCılar DeğiŞiM sözcüğünü kullanarak, Ulus Devlet kavramını, Laik Devlet kavramını, Din Kavramını, Cumhuriyet, Evrensel Hukuk, Demokrasi, İnsan hakları ve diğer kavramları kullanarak, insanlarımızın BeLLeğini karıştırıp, Psikolojik Harp teknikleri ile Ulus Devlet ve İlkelerimizi ortadan kaldırmaya çalışmaktadırlar.
    Bu Planı Birileri YaZar, maalesef ülke içinde bulunanlar ise OYNaR. Yeni Dünya Düzencilerinin planları bugüne kadar kusurSuz uygulanmıştır.
    İLLüMiNaTi denilen bu ŞEYTANi örgüt maalesef BuGüN Dünyayı yönetmektedir.
    Hangi ülkede ne kadar demokrasi olacak, kim kiminle savaşacak, BUNLAR karar verirler.
    * * *
    Biraz geçmişe gidip, *Yeni Dünya Düzeninin (New Word Order) Babası Albert PiKe'yi tanıyalım;
    * * *
    Yeni Dünya Düzeni'nin yaratıcı fikir babası olan Albert Pike, 29 Aralık 1809'da Boston'da doğdu. Harvard'da çalıştı. Amerikan iç savaşında güneyli ordu'da, tuğgeneral olarak savaştı. Savaştan sonra tutuklandı ve hapse girdi. Hapisten kurtulması bir freeMASON olan başkan Andrew Johnson'un affıyla mümkün oldu. Ertesi gün beyaz saray'da birlikteydiler. Bu aftan sonra başkan, İskoç RiTi tarafından 4. Dereceden 32. Dereceye terfi ettirildi.
    Bir 33. Derece MASON olarak, eski ve kabul edilmiş İskoç Ritinin kurucusu ve babası, kuzey Amerika FreeMASONary'nin büyük komutanı ve KU KLUX KLAN'ın "top" lideridir. Tüm SATANist LuCiFeRian grupların büyük ustası da olan bu adamın, Lucifer' ile bir bilezik vasıtasıyla sürekli iletişim halinde olduğu da söylenir.
    İLLuMiNaTi'nin de tepe adamlarından biridir. Yeni Dünya
    Düzeni'nin fikir babası ve Planlayıcısıdır. 33. DeReCe MASON olmak onlara göre, Tanrı'laşma demektir.
    http://www.illuminati-news.com/moriah.htm
    Bir gün Albert Pike, kendi ruhsal rehberi olan LuCiFer'dan aldığı bir Mesajı, dönemin İLLuMiNaTi başkanı Mazzini'ye 1871'de yazdığı bir mektupta anlatır. İlginçtir ki, bu mektup "Tek Dünya Düzeni"ni gerçekleştirmek için
    yapılması gereken 3 dünya savasını anlatır:
    Bu mektup İngiltere'de bir müzede herkes tarafından görülebilir.
    * * *
    "1. Dünya savası, İLLuMiNaTi'ye Rus Çarlığı'nı yıkarak, bu ülkeyi ateistik komünizmin bir kalesi yapmak için gereklidir. Britanya ve Alman imparatorluğu içindeki örgütümüz bu savası tetiklemeli, savasın sonunda
    komünizm kurulmalı ve dinleri zayıflatmak amacıyla diğer hükümetleri yıkmakta kullanılmalıdır..."
    * * * *
    "2. Dünya savası, Faşistler ve SiYoNistler arasındaki farklılıkların kışkırtılmasıyla tetiklenmelidir. Bu savaşın sonunda Faşizm yıkılmalı ve SiYoNizm Filistin'de bağımsız bir İSRAİL devleti kuracak kadar güçlenmelidir. Enternasyonal komunizm, savaştan Hıristiyan dünyasıyla denge içinde bir güç olarak çıkmalıdır ki, ona çıkaracağımız son karışıklıkta ihtiyacımız olacak..."
    ****
    "3. Dünya savası, SiYoNistlerle İslam âlemi arasında İLLuMiNaTi AjaNLığının sebep olacağı farklılıkların körüklenmesiyle tetiklenmeli. Bu savaş öyle bir
    savaş olmalı ki İslam ve SiYoNizm birbirini yiyerek yok etmeli. Bu arada diğer uluslar, fiziki, ahlaki, ruhsal, ekonomik yıkımlara sürüklenerek bölünmeli. Öyle bir sosyal KAOS yaratılmalı ki, HERKES dinleri kanlı şiddetin temel SEBEBi olarak görmeli ve insanlar mutlak ateizme yönelmeli. Son olarak LuCiFeR'in saf ve mutlak doktrininin manifestosuyla Hıristiyanlık ve ateizm de silinmeli..."
    ***
    İRAN sorunu ve İSRAİL'in yapmayı planladığı bir operasyonun yankıları tüm dünyada sürmektedir. Bütün dünya kendi coğrafyaları dışında oluşacak böyle
    bir kanlı savaşa maalesef SeYiRCi kalacaktır.
    ***
    Küresel ekonomik kriz ile Avrupa teslim alınmıştır. Yeni Dünya Düzeni'nin bölgemizdeki ismi olan BOP planı ile ilgili tüm gelişmeler yerli yerine oturmaktadır. Bu bağlamda adamlar bundan sonra hata yapmak isteMemektedir.
    * ** **
    Kurtuluş Savaşı yıllarında, Oncu Ogretici Ornek Onder Onurlu Oguz Gazi Mustafa Kemal'in
    KAFALARINA vurduğu TEKME HaLa aKıLLaRıNdadır.
    Bu bağlamda tek korkuları ise, TÜRK ORDUSUDUR.
    *
    Televizyon ekranlarında her akşam konuşmacı olarak konuşan muhteremler, Askere saldırırken, üç beş kuruş kazanacağım diye bunlara çanak tutan iş adamlarımız, Asker Camilere bomba koyacak diyen köşe yazarlarımız, Din elden gidiyor diyerek bugüne kadar sayısız isyan olayını gerçekleştiren, Dinden anlamaz bezirgânlar,
    **
    Biliyor musunuz, olacakları?
    * * *
    *Mezopotamya'da yaşanacak ARMEGEDDON'u, (İbranilere göre büyük kutsal savaş.)
    * * *
    *İnsanLığıN YOK oluşunu.*
    Bilmiyorsanız televizyonlarda ahkâm keserken bizi de alın karşınıza, Muammer Karabulut anlatsın size, Vedat Yenerer anlatsın sizlere, anlatalım bakalım
    bizim karşımızda konuşabilecek misiniz?
    http://www.internetajans.com/orhan-t...isi-2888y.html
    ABD'nin 100 YIL ÖNCEki PLANI - 2
    Elbette Tapınak şövalyelerinden, kutsal kâseden bahsedince, kökleri çok derinlere dayandığı iddia edilen bu gizli örgütlenmenin bir ucundan da MASONik yapılanma ile adının birlikte anıldığını söylememize gerek yoktur.
    MASONik İskoç Riti sembolik 3 dereceden sonra 3 ayrı bölümlü bir eğitim sistemiyle çalışır ve son 3 derecesi idari derecelerdir ve Konsistuar adını alır. Bunlardan 33. DeReCe ise en yüksek makamı ifade eder, bu mevkiye gelenlere Hâkim- Büyük Genel Müfettiş ya da Üstad ismiyle hitap edilir.
    ŞİMON PERES, TBMM'nde yaptığı konuşmada, 'İSTANBUL bizim için yüce bir kapıdır"demişti. Meclis TUTANAKLARINA geçti bu sözleri"
    İstanbul'un bir YaHuDi için, yüce bir kapı olması NE iFaDe etmektedir. ŞİMON PERES Engizisyondan kaçan Yahudilere kucak açan, Osmanlı'yı ya da kendi ülkesinin kurucu lideri olan, David Ben Gurion'un yüksek öğrenimini İstanbul Hukuk fakültesinde yapmış ve lise diplomasını da bu şehirde almış olmasından dolayı sevmektedir GiBi duygusal yaklaşımları bir kenara bırakacak olursak;
    Bu sevginin 2010 logomuza bir yansıması olmuş mudur ya da bağ kurabilir miyiz diye düşündüğümüzde ise karşımıza Yedi KoLLu ŞaMDaN adıyla bildiğimiz MENORAH çıkar.
    Haliyle ilk başta logo ve yedi kollu şamdan arasında nasıl bir bağ olabilir sorusu akıllara gelecektir. Bunun cevabı da MENORAH'ta ki 3 yarım daire ya da ardışık 3 kapıda gizli olabilir mi?
    *UNiQUE*: kelime anlamı ile benzersiz, eşi benzeri olmayan anlamlarına gelmektedir. Latince karşılığı ise *sui generis *olarak ifade edilmektedir.
    George Washington zamanında Beyaz Sarayın bahçesinde bir anıt yapılır ve devrin papa'sı buraya bir taş gönderir. Taşta şu ibareler yer almaktadır;
    'BÜYÜK HAÇ ALTINDA, COSTANİNOPOLİS'TEN KUTSAL TOPRAKLARA BURADAN ADIM ATILACAK. LUTHER'İN SOYUNDAN GELECEK PAPA İSA MESİH'İ ÇAĞIRACAKTIR'
    Ayrıca taşın üzerinde belli bazı tarihler vardır.
    Kısacası bu taşı Yahudilerin, ŞEYTANî teşkilatı gizlice çalıp Beyaz Saray'ın bugün bulunduğu yere, bahçesinde bir yere gömdüler. Dikkat edin şu tabire:
    Costantinopol'dan kutsal topraklara buradan adım atılacak.
    Burada bir KAPI' dan, bahsedilmiyor mu?
    Aynı ŞİMON PERES'in dediği gibi bir KAPI.
    Bu kapı nereye geçmenin işareti?
    Dikkate alacak olursak ve Avrupa Birliği'nin katkıları ile Fener ve Balat Semtlerinin rehabilitasyonunu hatırlarsak ve 2010 logomuzu ters çevirip baktığımız zaman karşımıza İngilizce olarak UNiQUE kelimesinin çıktığını düşündüğümüzde ne kadar ilginç oluyor değil mi?
    Buraya kadar anlattıklarımız ve yukarıda yazdığımız ABD 'nin planları ile sembollerin anlamlarını birleştirdiğimizde karşımıza korkunç gerçekler çıkmaktadır.
    Ülkemizde Demokratik Açılım adı altında yapılan girişimler ve bu açılımların GüneyDoğumuz ile ilgili olması;
    2010 yılına kadar bu açılımların bitirilmesinin öngörüldüğü;
    2010 yılında İstanbul'un Avrupa Kültür Başkenti olması;
    Bu yılın sonunda İRAN'a bir operasyon ihtimalinin olması;
    Afganistan'a asker gönderilerek son nihai vuruşun yapılacak olması;
    Pakistan'ın bölünüyor olması ve bu bölgenin kargaşaya teslim edilmesi;
    Büyük Ermenistan ve Kürdistan hayallerinin olduğu yerlere İSRAİL'Li YaHuDilerin YERLeşTiriLmesi;
    Costantinopol'dan kutsal topraklara buradan adım atılacak;
    Denmesi, NE kadar anlamlı değil mi?
    2012 sendromunun yaygın olduğu bu günlerde ülkemizde yapılanlar ile uluslar arası gelişmeler bize ARMEGEDDON savaşının yakında olacağını gösteriyor.
    Yani Tevrat'ta yazdığı gibi,
    Yahudi ve Müslüman'ların KIYAMET savaşları.
    5Ekim2009 İnternetajans
    http://www.guncelmeydan.com/pano/abd...nc-t22662.html
    ÜLKEmizDeki MASONLARın HaLi
    Ülkemizde MASONik yapılanma ve MASONLUK yazıları, maalesef bayağı ilgi görüyor. Biz bu yazıyı masonların ne kadar acz içinde olduğunu belirtmek için kaleme aldık.
    "Türkiye Hür ve Kabul Edilmiş MASONLAR Büyük Locasında iktidar yarışı adı altında çok farklı şeyler dönüyor.
    Büyük Üstat Salih Evcilerli Konvan (Masonik kongre)' a; Mahkeme Kararıyla Masonluğa dönen bir önceki Büyük Üstat Kaya Paşakay' ın katılmasıyla, Tunç Timurkan ve Asım Akin' den gelen itirazlar üzerine istifa etti.
    Önümüzdeki ay içerisinde yapılacak yeni konvanda işler karışık. Zira Kaya Paşakay duruşuyla kendi döneminde ulusalcı ve milliyetçi bir çizgi çizerken onun, servetinin büyük çoğunluğunun, Asya Finanstan aldığı krediler ile ve harcamalarını asya finans ın kredi kartlarıyla yapan, Bir önceki Asım Akin tarafından devirmesi çok dikkat çekicidir.
    Asım Akin tarafından masonik teamüllerin çok dışında bir hareket ile mahkemeye verilen ve Masonluktan atılan Kaya Paşakay' ın mahkeme karararıyla, dönüş yapması da ilginç olan diğer bir konudur.
    Özellikle mal mevcudu ve kasasındaki milyonlarca TL bulunan masonlukta, özellikle bu dönemde ciddi anlamda tarikatlar ve F tipi çalışmaların mevcut olduğunu söylemek yalnış olmaz.
    F tipine alternatif olarak bektaşiliğe bağlı bazı masonlarında, kendi aralarında klikleşmesi diğer taftan YaHuDi ve Farklı Etnik yapıdaki MASON derneğine mensup vatandaşları rahatsız etmektedir.
    Daha önce büyük görevli olan Remzi Sanver (bilgi ünv. Öğretim görevlisi) ve Ahmet Kalın (mengerler holding yönetim kurulu üyesi) gibi isimlerin yanısıra F tipi yapılanmaya yakın isimlerinde yoğun çalışmada olduğu
    konuşulun kulisler arasında.
    Masonlukta yaşanan bu gelişmeler anlatılan felsefenin çok DışıNda. Güç dengeleri iYiCe DeğiŞebilir."
    Yukarıdaki haberden de anlaşılacağı üzere, MASONLARın ülkemizde NE kadar CiDDi işlere imza attığı ve yaptıkları işler ile ülkemizin geleceğinde NE kadar Söz sahipleri olduğu ortaya çıkmaktadır.
    http://www.internetajans.com/orhan-t...isi-3022y.html
    Türk SUBAYI SAKLANMAZ
    www.acikistihbarat.com/Haberler.asp?haber=7134

  12. #12
    Kayıtsız
    Misafir

    Bilderberg siyonistleri

    Dünyayı yöneten Küresel ÇETE’nin başlıca üç kuruluşu olduğunu biliyoruz:[1] CFR (Dış İlişkiler Konseyi), TRiLaTeRaL (Üçlü Komisyon) ve BİLDERBERG.
    Her yıl toplanan, ancak toplantılarda neler konuşulduğu dışarıya açıklanMayan BİLDERBERG’in 2009 yılı toplantısı 14-17 Mayıs günlerinde Atina’da gerçekleşti. Bu toplantıya ABD’den 26 Amerikalı katıldı, bunların 18’i SİYONİST idi. İşte, BİLDERBERG’in son toplantısına katılan SİYONİST Amerikalılar:
    1. Henry A. KiSSiNGeR- Kissinger Kuruluşları Anonim Şirketi Başkanı. (Eski Dışişleri Bakanı, Eski Ulusal Güvenlik Sekreteri).
    2. Paul D. Wolfowitz- Kamu Politikaları Araştırması Amerika Girişimleri Enstitüsü Başkanı. (Eski Savunma Bakan Yardımcısı, Eski Dünya Bankası Başkanı).
    3. Richard C. Holbrooke- Devlet Bakanlığı Afganistan ve Pakistan Özel Elçisi, Banker. (Birleşmiş Milletler ABD Eski Büyükelçisi).
    4. Richard N. Perle- Kamu Politikaları Araştırması Amerika Girişimcileri Enstitüsü Yöneticisi. (Eski Savunma Bakan Yardımcısı, Lobici).
    5. James D. Wolfensohn- Wolfenshon Şirketi Başkanı. (Eski Dünya Bankası Başkanı).
    6. Robert B. Zoellick- Dünya Bankası Başkanı. (Eski Devlet Bakan Yardımcısı, Goldman Sachs’ın Eski Direktörü).
    7. Lawrence H. Summers- Ulusal Ekonomik Konseyi Başkanı. (Eski Hazine Bakanı, Eski Harvard Üniversitesi Rektörü).
    8. Donald E. Graham- Washington Post Şirketi Başkanı ve CEO’su. Washington Post Gazetesi Sahibi
    9. Timothy F. Geithner- Hazine Bakanı. (Eski Federal Reservs Bank’ın Başkanı).
    10. George David- Birleşik Teknolojiler Şirketi Başkanı. (2000 yılında Forbes Dergisi tarafından yılın, Amerika’nın En Güçlü Kişileri’nden biri olarak seçildi).
    11. Roger C. Altman- Evercore Partners Anonim Şirketi Başkanı. (Lehman Brothers’ın eski ortaklarından, Hilary Clinton’un Eski Danışmanı).
    12. Denis B. Ross- Dışişleri Bakanı Hilary Clinton’un Körfez ve Güneybatı Asya Özel Danışmanı. (Eski Devlet Planlama Direktörü).
    13. Barnett R. Rubin- New York Uluslararası İşbirliği Merkezi Araştırmalar Direktörü, Afganistan Uzmanı, Yazar.
    14. Peter A. Thiel- Clarium Capital Management’in Başkanı. 6 milyar dolarlık bir fonu yönetiyor. (Forbes Dergisi’nin en zenginler listesinde yer alıyor, kişisel serveti 1,3 milyar dolar).
    15. Paul A. Volcker- ABD Başkanı’na bağlı, Ekonomik İyileşme Danışma Kurulu Başkanı. (Eski Federal Reservs Başkanı, Eski Manhattan Bank’ın Başkanı).
    16. Marie Josee Kravis- Hudson Enstitüsü Baş Danışmanı, CFR Üyesi, Federal Reservs Bank’ın Danışmanı.
    17. Jessica T. Matthews- Uluslararası Barış İçin Carnegie Vakfı Başkanı, CFR Üyesi, Trilateral Üyesi. (Eski Ulusal Güvenlik Konseyi Küresel Konular Direktörü, Eski Washington Post Gazetesi Yönetim Kurulu Üyesi, Eski Dünya Kaynakları Enstitüsü Başkanı).
    18. Robert Kagan- Uluslararası Barış İçin Carnegie Vakfı Baş Danışmanı, CFR Üyesi, Washington Post Gazetesi Köşe Yazarı. Türkiye’nin de BİLDERBERG’de 40 ÜYEsi bulunmaktadır. İşte, BİLDERBERG’in 40 Türk ÜYEsi:[2]
    Muharrem Nuri Birgi, Selahattin Beyazıt, Rahmi Koç, Mustafa Koç, Suna Kıraç, Şarık Tara, Selçuk Yaşar, Prof. Dr. Nur Yalman, İsmail Cem, Erdal İNÖNÜ, İlter Türkmen, Dr. Rüştü Saraçoğlu, Tugay Özçeri, Prof. Dr. İhsan Doğramacı, Prof. Dr. Talat Halman, Ahmet Ertegün, Hasan Cemal, Prof. Dr. Mehmet ÖZ, Prof. Dr. Şerif Mardin, Süleyman Demirel, Mesut Yılmaz, Bülent Eczacıbaşı, Bülent Ecevit, Hikmet Çetin, Cem Boyner, Erkut Yücaoğlu, Meral Gezgin Eriş, Nuri Çolakoğlu, Prof. Dr. Üstün Ergüder, Sedat Ergin, Dinç Bilgin, Hasan Esat Işık, Prof. Dr. Turhan Feyzioğlu, Prof. Dr. Emre Gönensay, Vahit Halefoğlu, Uğur Bayar, Gazi Erçel, Halil Tunç, Prof. Dr. Memduh Yaşa, Prof. Dr. Gülten Kazgan.
    14-17 Mayıs 2009 tarihlerinde BİLDERBERG’in Atina’daki toplantısına katılan 26 Amerikalıdan 18’nin SİYONİST olduğunu yukarıda bildirdim. Peki, 40 Türk BİLDERBERG Üyesinin kaçı SİYONİST?
    http://www.kalinka.com.tr/default.as...m=sayfa&id=228

    TERÖRİST İSRAİL DEVLETİ’NİN DOSTLARI
    1948’de SİYONİSTler, İngiltere’nin öncülüğünde ve ABD’nin büyük desteğiyle Filistin topraklarında İSRAİL devletini kurdular.
    Daha önce O topraklarda öyle bir devlet YOKTU.
    20. yüzyılın tartışmasız en büyük bilim adamı, Yahudi asıllı Albert Einstein, SİYONİST liderleri ‘TERÖRİST’ olarak damgaladı.
    23 ŞUBAT 1996 tarihi, Türk Dış Politikası’nda bir dönüm noktası oldu. Türkiye ile İSRAİL arasında, “Askeri Eğitim İŞbirliği Anlaşması” imzalandı.[1]
    Bu anlaşmayı İSRAİL’de, dönemin 2. GENELKURMAY Başkanı ÇeViK BiR imzaladı.
    Bu anlaşma, T.B.M.M’ de konuşulMadı.
    Bu anlaşma, T.B.M.M’ de tartışılMadı.
    Bu anlaşma, T.B.M.M’ de oylanMadı.
    Bu anlaşma, T.B.M.M’ de onaylanMadı.
    Adı “Askeri Eğitim İşbirliği” olan bu anlaşma, aslında Çok Geniş KAPSAMLIydı.
    Birkaç soru önergesi veren olduysa da, milletvekilleri bu anlaşmanın içeriğini öğreneMediler.
    Dönemin Milli Savunma Bakanı Turhan Taylan, yaptığı açıklamada şöyle dedi:
    “Bu anlaşma ‘Gizli, gizlilik dereceli’ bir Anlaşma olup, Devletin emniyeti ve siyasi çıkarları, Gizli kalmasını gerektiren bir husustur.”[2]
    TERÖRİSTLERin kurduğu SİYONİST İSRAİL devleti ile, dönemin 2. Genelkurmay Başkanı Çevik Bir, ‘Gizli’ bir askeri anlaşma imzalamıştı.
    Anlaşma o kadar gizliydi ki, T.B.M.M. bile bilgilendirilMemiş, milletvekillerinin haberi olmaMıştı!
    Cumhuriyet tarihimizde o güne kadar bir benzeri görülMemiş bu İHANET yaşanırken, devletin TEPEsi şöyle oluşmaktaydı: CumhurBaşkanı: SüLeYMaN DEMİREL BaşBakan : TANSU ÇiLLER
    Başbakan Yrd ve Dışişleri Bakanı : Deniz BAYKAL GENELKURMAY Başkanı : İsmail Hakkı KARADAYI
    Bu sorumluların TüMü birden, ANAYASAnın çiğnenmesine, VATANA ve ULUSA İHANETe sesSiz kalarak ONAY verdiler.
    GENELKURMAY 2. Başkanı Org. Çevik BiR’in İSRAİL’de imzaladığı ‘Gizli’ anlaşma sonucu şunlar oldu:
    · Türkiye, Orta Doğu’da yansızlığını yitirdi.
    · Araplara karşı, İsrail’den yana oldu. Arap ülkelerinin saygı ve güvenini yitirdi.
    · Türkiye, Orta Doğu’da, SİYONİST İSRAİL devletinin şemsiyesi altına girdi.
    · Türkiye, komşusu İran’ı da karşısına aldı.
    27 Aralık 2008 tarihinde TERÖRİST İSRAİL devleti, yeniden Filistinli Müslüman Araplara karşı vahşi bir saldırıya geçti. Bu barbarca saldırıyı, sözde uygar ABD ve Avrupa sadece izlemekle kalmadı, destekledi de.
    Peki, bu kanlı vahşet şiddetini giderek artırırken bizim T.B.M.M.’de durum nedir?
    550 milletvekilinin en az 302’si, TERÖRİST SİYONİST İSRAİL devletinin DOSTudur!
    Peki, KiM BUNLAR? Listeyi GizLiyorlar!
    İnternette T.B.M.M. sitesine girin (www.tmbb.gov.tr).
    Dostluk Grupları’nı tıklayın: Oman Dostluk Grubu, Pakistan Dostluk Grubu, Bosna-Hersek Dostluk Grubu…
    Peki, İSRAİL DOSTluk GRuBu NeReDe? YOK! Gizli!
    Nedense,!? TERÖRİST devlet İSRAİL ile olan TüM iLişKiler HEP ‘Gizli’!
    Elimizdeki bilgilere göre, TERÖRİST İSRAİL devletinin DOSTu bazı milletveKiLLeRi şunlar:
    CHP: Onur Öymen, Kemal Kılıçtaroğlu, Yılmaz Ateş, Cevdet Selvi, Mehmet Sevigen, Kemal Anadol, Şahin Mengü, Nesrin Baytok, Atilla Emek…
    MHP: Mehmet Şandır, Osman Çakır, Süleyman Turhan Çirkin. (tamamı 41 kişi).
    AKP: Prof. Dr. Vahit Kirişçi, Nursuna Memecan, Muharrem Selamoğlu, Yusuf Ziya İrbeç, Mevlüt Çavuşoğlu, Egemen Bağış, Abdülkadir Emin Önen, Ali Rıza Alaboyun, Aşkın Asan, Yılmaz Helvacıoğlu, Cüneyt Yüksel, Mustafa Ünal, Hüseyin Tuğcu… Peki, Ya MEDYA?
    Medyada köşe başlarını tutanlar sadece ABD Uşakları ve AB MANDACILARı değil! ÇoK sayıda, TERÖRİST devlet İSRAİL YaNLıSı da bulunmaktadır. İşte birkaçı:
    Güneri Civaoğlu, Mehmet Y. Yılmaz, Ali Sirmen, Emre Kongar, Mehmet Barlas, Güngör Mengi, Türker Alkan, Oral Çalışlar, Cengiz Çandar, Murat Yetkin…
    26 ŞUBAT 1996 tarihinde İSRAİL’de, dönemin 2. GENELKURMAY Başkanı OrGENERAL Çevik BiR’in, SİYONİST İSRAİL devleti ile yaptığı ‘Gizli’ anlaşmanın bizi BuGüN getirdiği yer, işte BuRaSıdır! Bu yazıyı, Antalyalı şair dostum Ahmet Turan Kul’un bir dörtlüğüyle bitirmek zorundayım.
    “tutuşursam ben omuzlarımdan tutuşurum çünkü beni hep apoletlerim yaktı en çok da bu yüzden belki Mustafa Kemal apoletlerini Erzurum kongresinde bıraktı” http://www.kalinka.com.tr/default.as...m=sayfa&id=206 ve 215
    http://www.yenidenergenekon.com/398-...t-adamlarimiz/

  13. #13
    Kayıtsız
    Misafir

    Konuşturun bu adamları

    Arslan Bulut
    KONUŞTURUN BU ADAMLARI
    BİLDERBERG TOPLANTILARI, 1954'te başlatıldı.
    O tarihten beri her yıl sürdürülen toplantıları, Global Stratejik Komite denilen ve içlerinde ROCKEFELLER, ROTSCHİLD gibi dünya sermayesinin PATRONLARı bulunan 12 kişilik bir grup yönlendiriyor.
    BİLDERBERG'in aNa kadrosu, aynı zamanda 'CFR' Dış İlişkiler Konseyi''nin de üYeSi.
    Bu kadrolar öLeNe KaDaR görevli! Her ülkede daimi üyeleri de var.
    Ayrıca her yıl, BİLDERBERG'de tebliğ edilen kararları uygulayabilecek yeni insanlar da toplantıya davet ediliyor.
    BİLDERBERG'i kuranlar da bugün sürdürenler de MASON.
    Türkiye'yi son 45 yıldır yönetenlerin ve Türkiye sermayesine hakim olan İŞadamlarının çoğu BİLDERBERG üYeSidir.
    Son zamanlarda toplantılara gazeteciler de davet ediliyor.
    Bu gazeteciler, toplantıya katıldıkları andan itibaren meslek kurallarına da İHANET ediyorlar.
    Görevi esas olarak haber üretmek olan gazeteciler, BİLDERBERG kuralları gereği, toplantıda neler olup bittiğini gizlemek mecburiyetinde.
    BİLDERBERG toplantıları, 3 defa da Türkiye'de yapıldı.
    Türkiye''den bu toplantılara katılanlar isim isim biliniyor.
    Ancak bunlar içinde, bugüne kadar TEK bir kişi bile, toplantı hakkında konuşMadı, sorgulanMadı.
    İstihbarat uzmanı Prof.Dr.Mahir Kaynak, 'BİLDERBERG'de alınan kararlarla dünya yönetilmez. Orası bir Tebliğ merkezidir" diyor ve katılanların çoğunluğunun MASON olduğunu doğruluyor.
    Kaynak, 'Genelde oraya gidenler, küresel sermayenin niyetlerini öğrenir ve ona göre hareket ederler. Küresel sermayenin gücünü Gürcistan'da, Ukrayna'da ve Kırgızistan'da yapılan devrimlerde görebiliriz. Tabii bu kadarla sınırlı değil. Rusya'daki oligarklar bunlara örnek verilebilir. Putin, uluslararası bağlantısı var diye bunları tasfiye etti ve bağlantılarını kesti'ediyor.
    * * *
    28 Nisan 2005 günü hatırlattığımız gibi, Türk MASON Dergisi'nin 1951 yılı Ocak ayında basılan ilk sayısında ve "Bu mecmua niçin çıkıyor?" başlıklı yazısında, aynen şöyle deniliyor:
    "MASONluğun gayesi, insan cemiyetlerinde din, politika, ekonomi ve aile gibi çeşitli sebeplerin meydana getirdiği ihtilatları(sosyal hastalıklardan kaynaklanan komplikasyonları) ve bu ihtilatların doğurduğu farkları ortadan kaldırmaktan ibarettir. MASONluk, başı ve sonu ıstırap olan bu farklar kaldırıldığı gün, insanlığın manevi birliği kurulacağı kanaatindedir."
    BİLDERBERG de işte bu hedef için çalışıyor.
    Küreselleşme de budur zaten! YaNi, DiNleri, ideolojileri, alternatif ekonomik sistemleri ve AiLeyi ortadan kaldırmak!
    * * *
    Türk halkı son 5yıl içinde, küreselleşme Haydutluğu karşısında yeterince bilinçlenmiştir de devleti yönetenler ve bu illüzyonun etkisinde kalmış zavallılar, bir arpa boyu yol alamamış ki, Türkiye''yi yeniden ABD-İNGİLTERE-İSRAİL koalisyonunun emrine verdiler!
    Fehmi Koru''nun geçen yıl yazdığı gibi, "BİLDERBERG''in ''gizlilik'' kuralı toplantıya katılmak için ülkenizden ayrıldığınız andan itibaren işlemeye başlıyor. Sizden beklenen, hiç kimseye ama hiç kimseye, gitmeden önce ve katıldıktan sonra, toplantıyla ilgili bilgi verMemeniz.. Aileniz tamam, ama mesâi arkadaşlarınızdan bile nerede olduğunuzu saklamanız gerekiyor...'
    Yine geçen yıl gazeteci Abdurrahman Dilipak, "Ali Babacan, BİLDERBERG toplantılarında konuşulanları partisinin grup toplantısında anlatmalı" önerisinde bulunmuştu!
    * * *
    BİLDERBERG toplantısında bu yıl Ortadoğu ele alınıyor. Yani Genişletilmiş Büyük Ortadoğu ve Kuzey Afrika projesi!
    Demek ki, toplantının odak noktasında Türkiye hakkında alınan kararlar bulunuyor.
    Balkanlar''da, Ortadoğu''da, Kuzey Afrika''da, Kafkaslar''da, Türk Cumhuriyetleri'nde ve bütün İslam dünyasında uygulamaya konulacak kararlar sadece Türkiye''de yaşayan 70 milyon insanın değil, bu coğrafyadaki yüz milyonlarca, hatta milyarlarca insanın kaderini etkileyecek! Dolayısıyla, bir MASONik kuruluş olan BİLDERBERG'e katılanların tümünün, Türkiye''nin güvenliği ile ilgili kuruluşlar tarafından sorgulanması, konuşturulması gerekir.
    Çünkü, Bilderberg TOPLANTISI, Türkiye''nin Güvenliğine Yönelik bir TeHDiTtir!
    Uydurma tehditlerle, başörtüsü tartışmalarıyla Türk kamuoyunu meşgul edenler, bu sorgulama görevinden kaçtıkça suç işlemiş oluyor.
    Türk BAYRAĞI işte Bu alanlarda ÇiĞNeNiyor! Denilebilir ki, 'Sorgulayacak olanlar da MASON ise bu işin ne faydası olur?'
    Çok FAYDASI olur!
    İşte Putin, BİLDERBERGÇiLeRi tasfiye etti de kim ses çıkarabildi?
    Küresel sermayedarlar, sadece CNN, BBC gibi televizyonlarda, konuyu gündemde tutmaya çalışıyor, o kadar!
    Rusya''nın yaptığını, Türkiye de yaparsa, dünya işte o gün yeniden kuruluyor demektir! Türkiye bir Putin çıkaramayacak Mı? 7 Mayıs 2005 - Yeniçağ
    ..............................
    BİLDERBERG NEDİR?
    BİLDERBERG, uluslararası SİYONİZMle YaKıN Bağlantılı hatta onun bir teşkilatı olduğu bilinen organizasyonlardan olan Dış İlişkiler Komitesi (CFR)'nin Avrupa ayağını oluşturmak amacıyla 1954'te, Hollanda'da Oosterbeek şehrinde BİLDERBERG Oteli'nde kurulmuştur. Kuruluşun gerçekleştirildiği otelin sahibi de Hollanda kralıydı. Örgüt de ilk toplantının gerçekleştirildiği otelin adını alarak Bilderberg Group (BİLDERBERG Grubu) diye adlandırılmıştır. CFR üyelerinin birçokları aynı zamanda BİLDERBERG üyesidir.
    BİLDERBERG Grubu'nun kurucuları arasında Hollanda prensi Bernhard ve Polonyalı sosyolog Dr. Joseph Hieronim Retinger de vardır. Retinger, BİLDERBERG'in fikir babası olarak bilinir. Aynı zamanda CFR üyesidir. BİLDERBERG'in kuruluşunda, ABD istihbarat örgütlerinin, özellikle CIA'nin rolü olduğu bilinmektedir. Prens Bernhard ise eski bir NaZi SS üyesidir.
    BİLDERBERG, dünyanın yönetimi ve küreselleşme konusunda her yıl farklı ülkelerde toplantılar yapar. Toplantılar son derece gizli şartlarda ve özel ortamlarda yapılır.
    Örgütün "SPOTLiGHT" isimli bir Dergisi yayınlanmaktadır.
    BİLDERBERG toplantılarının ana amacı dünya siyaseti üzerinde önceden programlamalar yapmak ve projeler geliştirmektir. Konuşulacak ve tartışılacak konular önceden tespit edilir. Ama bu tespiti örgüt hiyerarşisinin üst kademesinde yer alanlar yapar. Katılanlar ise sadece görüş beyan ederler.
    BİLDERBERG Grubu'nun kendi iç hiyerarşisi açısından daimi üyelik, üyelik ve herhangi bir toplantıya katılma arasında fark olduğunu hatırlatalım.
    BİLDERBERG'in Türkiye sorumlusunun ABD'deki SİYONİST lobinin başını çekenlerden ve bu ülkenin eski Dışişleri bakanı YaHuDi Henry KiSSiNGER'dir.
    Bu grubun fikri temelini oluşturan Illuminati şebekesi, yine bu şebekenin alt yapısını şekillendiren, son zamanlarda da birtakım tartışmalarla gündeme gelen Tapınak Şövalyeleri, halen çalışmalarına devam eden ve BİLDERBERG ile doğrudan bağlantılı CFR, 'RoundTable' Yuvarlak Masa, Trilateral Komisyon ve bütün bunların arka planında duran isimler hakkında ayrıntılı bilgilere sahip olunmasının meseleyi biraz daha geniş boyutlu anlamaya vesile olacağını düşünüyoruz. "Gizli Dünya Devleti ve SİYONİZM" adlı bir dosya www.vahdet.com.tr mevcuttur Bu dosyayı yayınlamak da serbesttir. İsteyenler Web sitelerinde veya sesli ya da basılı medya araçlarında değerlendirebilirler. http://www.netpano.com/haber/853
    ..............................................
    BILDERBERG
    BILDERBERG Grup, dünyadaki ELİT tabakayı bir araya getirmek ve kontrolü tek yerden sağlayabilmek amacıyla politik bir filozof ve aynı zamanda Polonyalı YaHuDi bir HaHaM olan Joseph Retinger tarafından kurulmuştur. İsveç'teki Masters of Wisdom Locası'na bağlı 33 dereceli bir Mason olan Joseph Retinger ve Hollanda Prensi Mason Bernhard'ın katılımıyla Avrupa ve Amerika'dan toplantıya çağırılacakların listeleri yine Retinger'in başkanlığında hazırlanmıştır.
    Dünyanın en güçlü finansörleri, devlet adamları ve politikacıları her yıl BILDERBERG toplantılarında bir araya getirilir. (Jacques Bardiot, Urie Main Cachee Dirige, s. 231)
    1954 yılında Avrupalı ve Amerikalı YaHuDi ve MASONLARın arasından özenle seçilen sanayici ve politikacıların Hollandâ da Hotel de BILDERBERG'te yaptıkları toplantı, dünyanın önde gelen endüstri devlerini biraraya getirmesine rağmen, büyük bir gizlilik içinde yürütülmüş ve bu suretle çok az dikkat çekmiştir:
    "Basın dünyasının birçok ünlü ismi de toplantılarda hazır bulunduğu halde. yapılan konuşmalar ve alınan kararlar. MASONLARın 'gizlilik' ilkesi doğrultusunda titizlikle saklı tutulmaktadır." (Henry Coston. 'Lectures Françaises'. Haziran 1977. No.206, sf.23)
    BILDERBERG toplantıları şu şekilde organize edilmektedir:
    "Grup her yıl yaptığı düzenli toplantılarda, toplantı yapılan otelin bütününü tutar ve bina güvenlik güçleri tarafından yakın korumaya alınır. 3 gün süren bu toplantılara üyelerin eşleri bile çağrılmaz." (Cumhuriyet , 26 Nisan: 1975)
    BILDERBERG'in en büyük özelliklerinden birisi de, örgütün toplantılarında alınan kararlar doğrultusunda çeşitli ülkelerdeki üst kademe devlet yöneticilerinin seçilmesidir.
    Bunun en büyük örneği 1975 yılında henüz yıldızı parlamamış Margaret Thatcher 'ın BILDERBERG toplantılarına katılımının hemen ertesinde yapılan İngiltere Genel Seçimlerinde MASONLARın desteğiyle başbakanlığa seçilmesi ve bu görevini 3 dönem üst üste sürdürmüş olmasıdır. MOSSAD'ın İngiltere'den İSRAİL'in nükleer reaktörünün yerini basına açıklayan Vanunu'yu kaçırmasına göz yumması da İSRAİL'le ne derece yakın bir ilişki içerisinde olduğunu göstermektedir.
    ...BILDERBERG toplantılarına katılmasından hemen sonra başbakan seçilen Thatcher Dünya Bankası eski Başkanı YaHuDi Mc Namara ile birlikte.
    Sosyal Demokrat lider YaHuDi Helmut Schmidt ve eski ABD Dışişleri Bakanı YaHuDi HENRY KiSSiNGER de, BILDERBERG toplantılarında alınan kararlar doğrultusunda, ülkelerinin yönetimlerinde önemli mevkiilere getirilmiş devlet adamlarındandır.
    Grubun YaHuDilerden oluşan 25 yönetici kadrosu, YaHuDi dünya hakimiyetini gerçekleştirmeye yönelik emirleri HAHAMLARdan alır. Bu emirler, dünyanın pek çok yerinde önemli kariyerlere sahip üyeler sayesinde kolaylıkla uygulamaya geçirilir.
    Thatcher İSRAİL eski dışişleri bakanı Moşe Arens ile beraber. Thatcher görevi bıraktıktan sonra 12 Aralık 1990'da ŞALOM Gazetesi 'Thatcher iyi bir dosttu' ifadesini kullanmıştır.
    Major'un kabinesindeki Yahudilere eklenen en son iki Yahudi Malcolm Rifkind ve Michael Howard. (Jewish Chronicle, 17 Nisan 1992) 28 Şubat 1992 Jewish Chronicle'de John Major'un karısı Yahudi olduğunu açıklıyor.
    Teşkilatın gerçek merkezi İSRAİL KuDüS'tedir.
    Burada, 70 HAHAMdan oluşan SANHEDRİN grubunun BaşHaHaMLaRı, örgüt hiyerarşisinin en üst noktasında bulunur. KuDüS'teki HAHAMLARın Tevrat'tan yaptıkları çıkarımlara göre hazırladıkları yüzyıllık planların uygulanmasında siyasi sorumluluk bu örgüte aittir. Alınan emirler MASON localarıyla ve öteki Yahudi teşkilatlarının işbirliğiyle uygulanır.
    BILDERBERG toplantılarında, İHTİLAL düzenlemek, devletler Kurmak veya YIKmak gibi dünya tarihini etkileyecek kararlar alınır. Alınan bu kararların TAMAMI Yahudi Dünya Devleti'nin kurulmasına yöneliktir.
    'BILDERBERG teşkilatı, bir dünya devleti kurmak için B'NAİ B'RİTH ve diğer Gizli Yahudi örgütleriyle beraber çalışır.' Newa National, Ocak 1964.
    Toplantıya katılan üst düzey devlet adamları, alınan kararları kendi ülkeleri aleyhine olsa da uygularlar. Amerikan eski Başkanlarından Yahudi Eisenhower'da başkanlığı döneminde, BILDERBERG toplantılarında alınan kararları ülkesinin çıkarları ters düşse de, bütünüyle uygulamıştır.
    Eisenhower, BILDERBERG'in üzerindeki etkisini şu şekilde açıklamaktadır:
    'BILDERBERG toplantıları beni oldukça aydınlattı, resmi kanalların dışında da bakış açıları edindim. ' (People's Almanac, sf.81)
    BILDERBERG'in dünya çapında HER büyük olayda etkisi vardır. Amacı dünya ekonomisini ve siyasetini SİYONİZMİN çıkarları Doğrultusunda planlamaktır.
    1953 yılında Yahudilerin büyük desteği ile Başkan seçilen Eisenhower, görevde bulunduğu süre içinde sürekli İSRAİL'in çıkarlarını gözetmiş ve bu ülkeye yüz milyonlarca dolarlık karşılıksız yardım yapmıştır. Eisenhower, en güçlü SİYONİST teşkilatlardan biri olan B'NAİ B'RİTH'in bir toplantısında görülüyor.
    'BILDERBERG Cezayir ve diğer petrol zengini ülkelerin bağımsızlıklarını kazanmasında etkili olmuştur. İlk Cezayir ayaklanması BILDERBERG grubunun ilk toplantısından 6 ay sonra başlamıştır.' (A.g.e. sf.81) http://www.yenidenergenekon.com/274-demirel-masondu/
    Pek çok zengin ülke, MASON Liderler önderliğinde başlatılan sözde bağımsızlık hareketleri ile sömürgelikten kurtarılmış GiBi gösterilmiştir. Daha Sonra Başa geçirilen MASON devlet başkanları aRaCıLığıyla, bu ülkelerin servetlerinin SöMüRüLMeSi daha da Artmıştır.
    'SİYONİZMİN en büyük amacı olan Yahudi egemenliğinde birleşmiş bir dünyanın ilk basamağı Ortak Pazarı ortaya çıkaran Roma Antlaşması da BILDERBERG toplantılarında kararlaştırıldı.' (A.g.e. sf.81)
    BILDERBERG'in En önemli Faaliyeti 'TRiLaTeRaL Komisyon'u kurmasıdır. Hatta bu 'BILDERBERG'in Çocuğu' olarak da bilinir. Amerikan finansör ünlü Yahudi ROCKEFELLER, Kuzey Amerika, Avrupa ve Japonya'yı kapsayan özel kişilerden oluşan bir etkili bir ekonomik grubun kurulması konusunu ilk olarak BILDERBERG toplantısında ortaya attı.
    Dean Rusk
    Grup en ünlü ve güçlü isimleri üye olarak seçmektedir. Fransa eski Başkanı MASON Valery Giscard d'Estaing, Amerikan'nın eski başkanı YaHuDi Gerald Ford toplantıların daimi üyesiydi. Yahudi çıkarlarına ters düştüğü için suikastla öldürülen Başkan Kennedy'nin yönetim kadrosu da BILDERBERGLiLeRle doluydu: Dışişleri Bakanı Dean Rusk, Devlet Bakanı George Ball ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Mc George Bundy BILDERBERG üyesi idi.
    http://www.doguturkistan.net/siyonizm/bilderberg.html
    http://www.doguturkistan.net/siyoniz...n-listesi.html
    ......................
    UFUK TUNA
    YENİ DÜNYA DÜZENİNİN ‘HAZARAN’ GÜNLERİ (1)
    “Bugün dünyada binlerce yıldır varlıklarını devam ettiren, ‘Arayış Düzeni’ diye isimlendirebileceğimiz, aydınlanmış insanların oluşturduğu bir grup bulunuyor. Bu düzen, entellektüel ve manevi algılama yetenekleri tarafından kendilerine medeniyetin gizli bir kaderi olduğu söylenen adamlardan oluşuyor. Gizli diyorum çünkü, birçoğu asıl amacın farkında değil; insan yığınları hale Evrensel DEVinin bir parçası olduklarını bilmeden yaşıyorlar.”
    Manly P. Hall (1901-1990)( 38. Dereceden MASON Üstadı)

    Hazaran veya hazuran kelimesi Süryanicede ‘sıcak’ anlamına geliyor. Haziran ayı da sıcak günlerin başladığını belirtmek üzere Süryaniceden dilimize geçmiş bir kelime..
    Bu sene, Haziran ayı global ölçekte de sıcak günlerin başladığı önemli bir ay.. Önce 3-6 Haziran’da İtalya’nın Milano kentinde bu yıl 50. toplantısı düzenlenen BİLDERBERG Toplantıları yapıldı. Toplantıya Türkiye’den 4 kişi katıldı. Devlet Bakanı Ali Babacan, CHP milletvekili Kemal Derviş, KOÇ Holding Başkanı Mustafa KOÇ ve Milliyet gazetesinden Hasan Cemal.. Bu toplantıların ardından 8-10 Haziran’da ABD’nin Georgia eyaletindeki Sea Island bölgesinde G-8 toplantıları oldu. Bu toplantılara da Başbakan R. Tayyib Erdoğan Türkiye adına ‘Demokratik Ortak’ sıfatıyla katıldı. Bu ayın sonunda ise 28-29 Haziran 2004 tarihinde İstanbul Lütfi Kırdar Uluslar arası Kongre ve Sergi Sarıyında NATO zirvesi yapılacak. Dünya’nın hegomonik güçlerinin bu toplantılarının arasında bir de 14-16 Haziran’da İstanbul’da yapılan İslam Konferansı Örgütü İKÖ’nün 31. Dışişleri Bakanları toplantısı yapıldı.
    ABD’nin son günlerde çok konuşulan ‘Great Middle East Project” olarak da bilinen Büyük Ortadoğu Projesinin, G-8 Zirvesinde belirginleşen şekliyle “Broad Middle East Project” olarak Kuzey Afrika’yı da içine alacak şekilde genişletildiği ve ABD’nin Irak’ı işgalinden sonra bölge ile olan yoğun irtibatının devam ettiği bilinen bir gerçek. Dolayısıyla, bu toplantıların önemi bu hazırlıklar ve planlar arefesinde daha bir önem arzediyor.

    Kelime anlamı olarak ‘aydınlatıcı’ anlamına gelen ILLUMİNATI örgütü hukukçu Prof. Adam Weishaupt tarafından 1 Mayıs 1776’da Almanya’nın Bavyera eyaletinde kuruldu. 16.yy.’ın sonlarında Avrupa’da oluşan ‘aydınlanma felsefesi” çerçevesinde “Eski Roma’nın ihtişamlı günlerine dönüş” özlemiyle oluşan akımların etkisiyle oluştuğu görülen ILLUMİNATI örgütü, gizli toplantılarında yaşam alanından DiNi çıkartarak seküler bir düzenin kurulmasını hedeflemiştir. Örgütün kuruluş tarihi olan 1 Mayıs, PAGAN kültüründe “Beltane” adı verilen doğanın yeniden dirilişini simgeleyen bayramın adıdır. 1 Mayıs 1776 ayrıca ABD’nin doğuşu olarak da ifade edilir. ILLUMİNATI örgütünün temel hedefi bütün dünyayı TEK merkezden yönetebilmekti. Ancak bu amaca ulaşabilmek için iyi kurulmuş bir organizasyon gerekliydi. Bu amaçla 'Round Table' ‘yuvarlak masa teorisi’ geliştirildi. Bugün derin dünyayı yönetenlerin organizasyon yapısı aynı temel mantık üzerine bina edilmektedir.'Round Table' Yuvarlak masa teorisine göre bölgesel şekilde paylaştırılmış alanlarda yönetim birimleri oluşturulacak ve koordinasyon bu şekilde sağlanarak tek elden yönetim amacına ulaşılacaktı. Bu teori ilk olarak 1877 yılında John D. ROCKEFELLER, Cecil RHODES, John P. MORGAN, Mayer A. ROTHSCHİLD ve Andrew CARNEGİE beşlisinden oluşan bir çekirdek grup tarafından oluşturuldu. ROCKEFELLER ve ROTHSCHİLD bugün halen DeRiN dünyanın En önemli Finansörleri ve Perde Arkasındaki Aktörleridir. ROCKEFELLER, MORGAN ve ROTHSCHİLD YaHuDi kökenlidir. İşte bu teori gereği olarak 3 önemli organizasyondan birisi de BİLDERBERG’tir. Diğer ikisi 1921’de New York’da kurulan Council on Foreign Relations-CFR ( Dış İlişkiler Konseyi) ve 1973’de David ROCKEFELLER ve Zbigniew BRZeZiNSKi tarafından kurulmuş olan TRiLaTeRaL (Üçlü) Komisyonudur.

    BİLDERBERG bu oluşumun Avrupa ayağını temsil etmektedir. Grubun asıl planlayıcısı Polonyalı sosyolog Dr. Joseph Hieronim ReTiNGeR. ReTiNGeR yüksek dereceden MASON ve aynı zamanda CFR üyesi. ReTiNGeR, BİLDERBERG'in fikir babası olarak bilinir. Grubun Finansörleri ise yine ROCKEFELLER ve ROTHSCHİLD Aileleri.. Bir düşünceye göre grubun merkezi Hollanda olmakla birlikte Gizli merkezi İSRAİL ve İSRAİL’de toplanan 70 Baş HaHaM örgütün en üst noktasında. BİLDERBERG toplantıları dünyada gündemi konuşmak ve geleceğe dönük planları hazırlamak üzere her yıl Mayıs sonu, Haziran başlarında toplanır. Toplantılarında ‘gizlilik’ önemli bir unsurdur. Üç gün süren toplantılarda katılanların toplantılar hakkında konuşması yasaktır. CFR’ın gündem belirleyen “Foreign Affairs” dergisi gibi BİLDERBERG’in de “SpotLight” isimli dergisi var. BİLDERBERG’in 1959 ve 1975’deki toplantıları İstanbul Yeşilköy ve İzmir Çeşme’de yapıldı. Bu iki toplantıya BüLeNT ECEVİT ve SüLeYMaN DEMİREL’in de katıldıkları bilinmektedir. MeSuT YILMAZ ise 1990’daki New York BİLDERBERG’e katılmıştır. BİLDERBERG’in 1997’de Atlanta’da yapılan toplantısına Türkiye’den bu toplantıların daimi üyesi olduğu söylenen Selahattin Beyazıt ile birlikte Dinç BiLGiN, Merkez Bankası Başkanı Gazi Erçel, Prof. Üstün Ergüder ve Enka Holding’den Sinan Tara katılmışlardır. 1998’de İskoçya’da yapılan toplantıya İktisadi Kalkınma Vakfı Başkanı Meral Gezgin Eriş, KOÇ Holding’den Suna Kıraç, Özelleştirme İdaresi Başkanı Uğur Bayar, ve Dışışleri Bakanı İsmail CEM katılmışlardır. 1999 yılında Portekiz’de yapılan toplantıya yine Gazi Erçel, Suna Kıraç, TÜSİAD’dan Erkut Yüceoğlu ve Hürriyet gazetesinde Sedat Ergin katılmışlardır. 2000 yılında Belçika’da Brüksel’de yapılan toplantıya NTV yöneticisi Nuri Çolakoğlu ve TÜSİAD’dan Muharrem Kayhan katılmışlardır. 2001 yılında İsveç’te yapılan toplantıya bir kez daha Gazi Erçel ve emekli büyükelçi ve bir dönemin TESEV (Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı) başkanı Özdem Sanberk katılmışlardır. 2002 yılında ABD’de Virginia’da yapılan toplantıya Kemal Derviş ile Koç Holding CEO’su Bülend Özaydınlı katıldılar. 2003 yılında Fransa’da Paris’te yapılan toplantıya Ali Babacan, Mehmet Ali Bayar ve yine Özdem Sanberk katıldılar. http://www.bilderberg.org/2003.html

    Esasen bu toplantıya asıl davetlinin Başbakan RTE Recep Tayyip Erdoğan olduğu fakat R. Tayyip Erdoğan’ın bu toplantıya katılmak yerine Ali Babacan’ın katılmasını uygun gördüğü söylenmiştir. Ali Babacan’ın kabul görmesiyle toplantılara Ali Babacan katıldı. İki taraf da karşılıklı memnuniyetle ayrılmış olacak ki bu yılki toplantılara yine Ali Babacan katıldı. Toplantıda Ortadoğu, terör, silahsızlanma, Avrupa Konvansiyonu ve Dünya ekonomisindeki gelişmeler ile NATO’nun geleceğinin konuşulduğunu da yine Ali Babacan’dan öğreniyoruz. Bu yılki toplantılar hakkında ise henüz bir açıklama yapılmadı. Ali Babacan’ın açıklamaları bunca derin kökleri olan bu grubun ne yönde hareket ettiğini açıklamaya yeterli mi? Sadece dostlar bir araya geliyorlar ve karşılıklı fikir alışverişinde bulunuyorlar. Ama neden? Neden bu toplantılara hep önemli isimler katılırken ROCKEFELLER ve ROTHSCHİLD ailelerinden ve HENRY KİSSİNGER gibi değişmez katılımcılar var. Ve neden bu gizlilik? Öncelikle şunu önemle belirtmekte fayda var: Bazı çevrelerce BİLDERBERG grubunun derin dünyanın önemli gruplarından olduğu gözetilerek bu toplantılara katılan hiç kimseye hoş gözle bakılmıyor. Bu yanlış. Eğer bir teklif var ise Türk siyasetçi ve entellektüellerinin de bu tarihi toplantılara katılması doğal. Ancak, yazının başında ünlü MASON üstadı Hall’un belirttiği gibi ‘evrensel DEVinin bir parçası olduğunu bilmeden’ bu gruplarla muhatap olunuyorsa bu vahim bir durum. Küresel yönetimi gerçekleştirmek isteyen bu güçler, elbette önem verdikleri bölgelerin yönetici ve önemli etkileyici odaklarını daha yakından tanımak isteyeceklerdir. Toplantılara katılan kişileri seçme işini önceleri daimi üye olduğu söylenen Selahattin Beyazıt yürütürken, sonraları Vehbi KOÇ’un kızı Suna Kıraç’ın bu görevi yürüttüğü söylenmiştir. Bir de toplantılara birden fazla katılarak dikkat çeken Özdem Sanberk, Gazi Erçel, Kemal Derviş, Suna Kıraç ve bu yılki ile Ali Babacan gibi isimler var.
    http://www.milliyetciforum.com/sizce...lat-10631.html
    http://www.yenidenergenekon.com/66-mason-istilasi/
    http://www.yenidenergenekon.com/94-z...lar-ermeniler/
    http://www.yenidenergenekon.com/95-z...lar-yahudiler/
    http://www.yenidenergenekon.com/88-d...manli-bankasi/
    http://www.yenidenergenekon.com/36-d...ile-rotschild/

  14. #14
    Kayıtsız
    Misafir

    http://sosyopatkapital.blogspot.co.uk/2015/01/demirel-ecevit-ozal-ve-bilderberg.html


+ Konuyu Yanıtla

Yer İmleri

Gönderme Kuralları

  • You may not post new threads
  • You may post replies
  • You may not post attachments
  • You may not edit your posts
  •