+ Konuyu Yanıtla
5 / 2 İlkİlk 12345 SonSon
96 sonuçtan 21 --- 40 arası gösteriliyor

Konu: Bİr BaŞÖrtÜsÜ GÜnlÜĞÜ

  1. #21
    Bize Allah yeter, O ne güzel vekildir...

    Ne güzel Mevlâdır ve ne güzel yardımcıdır O...
    "ey ruhumun ışığı !
    ruhlar bölük bölük ayrılırken senin ruhunu benimkiyle aynı bölüğe yazmışlar" f.o.

  2. #22
    SILAYA HASRET Hayriye YILMAZ kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Tue Feb 2007
    Konum
    FRANSA/YOZGAT/ ANTALYA
    İletiler
    242

    Selamin aleykum

    ]Kusra Bakmayin Hepsini Okuyamiyacagim Nutkum Durdu Bacilarim Kardeslerim Ben Bi Bacniz Olarak Hemmen Hemen Her Cuma Sohbetlerimde Yarrabi Basortusune Uzanan Elleri Ve Dilleri Sen Ihsan Eyle Diyorum Butun Bacilarimiz Amiiiiin Diyorlar Hep Dualarimiz Sizinle Allah Yardimciniz Olsun.
    ALLAHIM SANA TAM KULLUK YAPAMIYORUM!!!

  3. #23
    zulmü yaşayanlar elbette bunu unutmayacaklardır,
    ve ahirette haklarını haklarımızı isteyeceğiz...

    bizim çektiğimiz zulüm insanın elinden,
    onlar inşaallah Rahmanın zulmünü görecekler...

    vay onların haline!!!

  4. #24
    Bir başörtüsü hikayesi

    Burası bir kumaş pazarı… Ben de bir zamanların gözde kumaşıydım. Ama şimdi eskisi gibi bana rağbet etmiyorlar. Modam geçmiş. Renklerim canlı değilmiş. Yaşlı işiymişim. Bu yüzden diğer parlak renklerin altında kalmış, ezilme tehlikesiyle karşı karşıyaydım. O karanlık ve tozlu yerde yıllardan beri bekliyordum. üstümdeki top kumaşların parçaları bitiyor, yenileri geliyordu. Ustam kumaşları düzlerken bazen bana gözü çarpıyor, esefle “Yer kaplıyorsun yıllardan beri burada. Seni artık buradan kaldırmak gerekiyor” diyordu kendi kendine. “Hayır” diye avazım çıktığı kadar bağırmak istiyordum. “Bir gün elbet beni de alan biri bulunacak” Diğer havalı renkler alay ederek “Komik olma, artık senin yüzüne bakan bile yok” dediler. “Bir de bize bak. Ne kadar da güzeliz! Renklerimiz şeker gibi. Desenlerimiz göz alıcı. Oysa sen ne kadar da iç karartıcısın!” Kendimi savunarak “Hiç de iç karartıcı değilim! Bir zamanlar ben de yok satıyordum. Aranan bir kumaştım!”
    “O bir zamanlardı şekerim, şimdi bayanlar kendilerinin farkına vardılar. Daha güzel olmak istiyorlar. Daha çekici, daha göz kamaştırıcı olmak istiyorlar. Ama sen mahkeme suratlısın!” dedi uçuk bir pembe kumaş. işte her gün böyle sözler duyuyor, gittikçe daha derinlere doğru kayıyordum. Doğru söylüyorlardı. Benim çoktan modam geçmişti. Oysa önceden bayanlar dikkat çekmemek için beni tercih ederlerdi. Benden genellikle başörtüsü yaparlardı. Ben bunları düşünürken içeriye genç bir bayan girdi. Ağır tavırlarıyla, sade giyimiyle vakarlı birine benziyordu. Ben bütün olanları diğer kumaşların altındaki küçük bir aralıktan izliyorum. Ustam müşteriyi görünce “buyurun küçük hanım, yardımcı olabilir miyim?” dedi. Genç kız sakin bir edayla bakışlarını kumaşların üzerinde gezdirip “başörtülük bir kumaş arıyorum” diye bir kuş gibi şakıdı. Bunu duyar duymaz, kalbimden vurulmuştum. Bizim bulunduğumuz yere doğru geliyorlardı. üstümdeki uçuk renkli kumaşlar güzellik yarışına girmiş gibiydiler. Benim duyduğumu onlar da duymuş üstümde debelenip duruyorlardı. Fısıldayarak “susun geliyorlar” dedim.
    Portakal rengi bir kumaş “Eee sana ne oluyor? Biz varken senin hiç şansın yok!” dedi eğlenerek. “şans mı, kader mi göreceğiz!” dedim. Genç kızın beni görmesini çok arzu ediyordum. Ama nasıl? O kadar derinlerde kalmıştım ki, ustam beni zahmet edip çıkarır mıydı? Ustam eline fıstık yeşili bir kumaşı alıp “Küçük hanım bu renk size çok yakışır. şimdi genç kızlar hep bu renklerden alıyor.” dedi. Genç kız kumaşa göz ucuyla bakıp pek tenezzül etmedi. Diğer kumaşları inceliyor gittikçe gül yüzüne bir kaygı gelip oturuyordu. Ustam da genç kıza yardımcı oluyordu. “Yine siz bilirsiniz ama bence yaşınıza şu pembe, turuncu rengi çok uygun.” dedi. Renkli kumaşlar hep bir ağızdan “Eveeet!” dedi. Kendimi göstermek için büyük bir çabaya girmiştim. Ama diğerleri beni itekliyor, kendileri öne geçmek için beni eziyorlardı. iyice bunalmıştım. “Ahh boğuluyorum, çekilin üstümden be!” diye bağırmak istiyordum. Mutlaka beni arıyordu. Genç kız hayal kırıklığıyla “Aradığım burada değil galiba!” dedi.
    “Buradayım küçük hanım, ne olur devam edin!” diye bağırmak istiyordum. O kadar altta kalmıştım ki, gördüğüm tek şey karanlıktı. “Allah’ım ne olur bana yardım et!” dedim debelenerek. Genç kız kumaşlara üzgün bir şekilde bakıp “Teşekkür ederim.” dedi ustama. işte, gidiyordu. Ustam desen beni unuttu. “Usta! Duymuyor musun beni? Bak ben buradayım!” dedim çaresizlikle. Biliyordum ki beni duymayacaktı. Kaderimin gül yüzü gidiyordu işte. Ustam üstümdeki kumaşları düzlerken bir şey hatırlamış gibi birden “Küçük hanım bir dakika!” deyip üstümdekileri boşaltmaya başladı. Aman Allah’ım, giderek rahatlıyordum. Ferahlıyordum. Diğer kumaşlar mızmızlanıyordu. Kıvrak bir hareketle beni hızla çekip “Seni tamamen unutmuşum” dedi kendi kendine yine. “Alıştık usta artık buna” dedim. Genç kız beni görünce hızla yanımıza geldi. Gözleri ışıldıyordu. Bana sevgiyle dokundu, işte birbirimize ilk sevdalandığımız an. Gözlerini benden alamıyordu. Ben de onun gül yüzünden. Kader bizi bir araya getirmişti sonunda. Diğer kumaşlar bize gıptayla bakıyordu. Bilge bir kumaş “Eyvah” dedi. “Eyvah, çok gözyaşı göreceksin!” “Evet,” dedim, “mutluluk gözyaşları…”
    Eve geldiğimizde genç kız dakikalarca aynanın karşısında benden gözünü alamadı. Yıllardan beri böylesine değer verilmemişti bana. Beni başına örtüp namaz kılıyor, Kur’ân okuyordu. Hiç böyle duygular yaşamamıştım. Dışarıda gül yüzlümü bir kalkan gibi koruyor, kem gözlerden saklıyordum. Onunla çok güzel günlere şahit oldum. Arkadaşları tarafından çok sevilen bir kızdı. Bazen dostluklarını kıskanıyordum. Benim onu sevdiğim gibi acaba o da beni seviyor muydu? Sürekli ders çalışıyor, kitaplar okuyor, uzun uzun düşünüyordu. Bazı geceler masanın başında uyuyakalıyordu. Kimi zaman uzaklara dalar, akşam olduğunda bir nilüfer gibi kendini iç dünyasına kapatırdı. Sonra gözleri bana kayar, gül yüzü gerçekten bir gül rengini alırdı.
    Bir gün ikimiz de korkunç bir şeyle sarsıldık. Mutlu günler sona ermişti artık. Gül yüzlüm artık okuyamayacaktı. Okuluna devam edemeyecekti. Okuma hakkını elinden almışlardı. çünkü beni tercih etmişti. Başörtüsünü… Olmadık hakaretlere uğruyor, herkes geleceğini bilir gibi karanlık masallar uyduruyorlardı. Artık bizim için yeni bir süreç başlamıştı. Gül yüzlüm baskılara direnecek, kendisiyle aynı yasaklara maruz kalanlarla yeni ve anlamlı dostluklar kuracaktı.. Zulme, sürgüne duçar edilmişti. Bu bir başörtüsü sevdası olmalı. Sabret gül yüzlüm, sabret! şu an karanlık. Belki gecenin en koyu olduğu bir vakit. şafak yakındır gül yüzlüm, şafak yakındır. Başak başak olacak bir gün ümitlerimiz. Allah’ın rahmet kanadının altında buluşacak bir gün ellerimiz.

    --alıntıdır.--
    İnsana en çok yakışan kul olmaktır.

  5. #25
    kRoniK buNaLIM Kaşif Sevde AZER kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Tue Nov 2006
    Konum
    cok cok uzaklardannnnn
    İletiler
    1,191
    Ey gönül,acılara sabret. Çünkü onlar seni kahretmek için değil ;sınamak, terbiye etmek, kemale erdirmek için gelirler ;Hem de geçicidirler,ebediyen kalmayacaklar. İmana ve ümide sarıl. Bil ki hiçbir gece ebedi değil ; her karanlığın sonunda bir fecir saklı.
    Yaşamak Genzimizde Acı Bir Tütsü Artık ... Yenilgilerle Büyüdük Biz Adam Olamadık.....

  6. #26
    bunları okuyunca üzülmüyorum...
    3-5 tane yiğit hanım kardeşimiz çıkıyor böyle..
    ama diğer tesettürsüz başörtülüler fasa-fiso
    قال الشاعر : ليس اليتيم الذي قد مات والده إن اليتيم يتيم العلم والأدب

  7. #27
    Bacim Yaptiklari Normaldİr .ÇÜnkÜ BaŞÖrtÜsÜ Sadece Allahin Emrİ(farz) DeĞİl Kİ,ayni Zamanda Bİr YaŞam BİÇİmİne Talİp Olmak Demktİr.
    KÜfrÜn YaŞam BİÇİmİnİ İÇİne Sİndİrenler Elbette Kİ İslamin YaŞam BİÇİmİnİ TahalmÜl Edemeyeceklerdİr.İmani Kalbe İŞlememİŞ Olanlar GÖrdÜklerİyle İman Edeceklerdİr Oda Allahin İsredİĞİ İman Degİl
    Medyanin Ve UŞaklarinin İstedİĞİ İman Olacaktir .
    Allah Bİzlerİ BÖyle Bİr İtİkat BozukluĞundan Muhavaza Eylesİn.
    Hep Ayni Kİn:
    Yonanin İzmİre İŞgalİndekİ Kadina BakiŞiyla,firansizin MaraŞtakİ Kadina BakiŞi Ayni DeĞİlmİ Kİ
    Kafasi Firansiz ,felsefesİ Yonan Olanlarin Da BakiŞi Ayni Olacaktir.

  8. #28
    içimde yaradır hep bu konu..gün gelir devran döner elbet...özgürlük diyorlar sonsuz özgürlük ama bu özgürlüğü kıyafetle sınırlandırıyorlar özgürlük sanki soyunmak...gerçi medeniyeti,özgürlüğü savunanlarında neler yaptığı ortada...
    bu bir imtihan belki de bizim için..
    ben lise 2 deyken başlamıştı başörtü sorunu imamhatiplerde çok şükür biz başımızı açmamıştık ama diğer imamhatiplerden bizim okula gelen arkadaşların anlatıkları çok üzmüştü beni.onların da okulun önünde polisler,panzerler beklemiş.başörtülü kimse girmesin diye...hatta karakolda göz altına bile alınmışlar.bazı arkadaşlarının ruh sağlığı bozulmuş...inanasım gelmemişti hiç belki de inanmak istememiştim ama malesef gerçek işte Türkiye gerçeği...
    aslında onların zoru başörtüyle bunu bahane edip saldırıyorlar işte...rabbim sonumuzu hayr etsin...insanın kendi öz vatanında böyle şeylere maruz kalması çok kötü birşey...

  9. #29
    Tugay ŞAHİN
    Misafir

    Allah Rızası için Pes etmeyin

    Onların imansızların tasarladığı bu oyunlarda amaç başörtülülerin ilerki zamanlarda bir yerlere gelmesını engellemek okumalarına mani olmaktır
    okumaktan vazgeçmek teslim olmak ve onların isteklerini kabul etmektir.
    bu bir savaştır evet bir savaştır zulme karşı bir savaş
    Bu yolda ALLAH yar ve yardımcınız olsun

    Onların istedikleri konuma düşmeyin zor biliyorum ama perukla da olsa
    derslerınıze girin ve savaşın teslim olup okullarınızı işleriniz sakına bırakmayın
    Allah yardımcınız olacaktır.

  10. #30
    ömer çelik neden üzülmüosunki 2-5 tane bacımızın çıkıo olması bile büyük üzüntü sebebi zaten herkes karşı koymalıyken tek bacılarımızmı bizlerde karşı koymalıyız hatıtlıorumda eskiden bi sürü eylemler olurdu insanlar türkyenin 4 biryanında yollara çıkıp el ele tutusmuslardı şimdi bizler konsuoruz basörütüsü die ama çapımız daralmış

    NE EKMEK NEDE SU SENSİZLİK KORKUSU

    "VE BEN EMİNİM TAŞLAR TANKLARI YENECEK"

  11. #31
    Pasif Üye
    Giriş
    Mon Oct 2007
    Yaş
    33
    İletiler
    13
    Blogdaki Konular
    2
    esselamu kablel kelamu
    s.a.ve r.b.
    allah kendi yolunda olanlara daima yardım eder.ister zindanda ol,ister kuyuda..O nun varlığı kalpdedir kimseler O nu ordan çıkartamaz.velhasıl tuba kardeşimizin yaşadığını herkez yada her bilinçli müslüman kızımız yaşadı.diğer arkadaşların dediği gibi hepsi sınav,hepsi bizlerin imanını kuvvetlendirecek şeyler ,rahmani terbiye ile bakılırsa.tuğbanın da dediği gibi başlarımızdaki cevherin değerini almaya kalkınca anladık ve anladık ki bu bedenden bu baş çıkmadıkça başımın şanlı örtüsüde,bayrağım gibi baş üstünde olacak.ben insan öldürmedim aksine dinim bunu haram kıldı,ben hırsızlık yapmadım aksine dinim bunuda yasak kıldı,,ve ben aslında cahil ,gericide kalmadım! benim dinim bunuda yasak kıldı ve beşikten mezara ilim dedirdi peygamberime!vel hasıl ben kültürlü olmak adına korumamı yapıp ilim peşinden koştum.koştum ama bana çelme taktılar. hani kendilerini post modern diye tanıtanlar varya ,hani kendilerini avrupa uşağı yapmaya çalışanlar varya işte onlardı bunu bizlere,bana yapanlar.beni okuldan ayırarak beni çalışma ortamından ayırarak kendilerine göre tecrit ettiler hayattan.çünkü açık olmak her şeyin başıydı...okumayan ne işinde çalışabilirki,ne konuşabilirki dediler ,bakın görün biz müslümanız ve biz gönül diliyle konuşuruz her işimiz hallolur allahın izniyle.bizler dimdik ayaktayız!biraz dinlendik o kadar.çektiğimiz acılar ise bizim mazimiz olacak ileride torunlara zalim olmamaları için anlatılacak..bizler sizlere dönmedik ama sizler bizlere döneceksiniz eyyyyyy dünya ehli.

  12. #32
    hamalı
    Misafir

    o dönem bir acı

    s.a

    o dönemlerde lise son sınıfta idim. ve bu gün bir yıldır üniversiteyi bitirdim. ancak o dönemde derslere girmeyerek eylemlerde destek verdiğim insanları hala destekliyorum....

    yıllar geçti özümüzden bir şey vermemek için direniyoruz zaman bizi nereye getirdi bilmiyoruz ancak ne olacak artık düşünmek istemiyoruz....

    ünili yıllarımda okurken bu anlamda kendimi yalnızlaştırılmış hissetmenin duygusunu kimse bilemez benden başka,,,,

  13. #33
    Selamün Aleyküm kardeşlerim.

    Fikirleri yeni olgunlaşmakta olan, islâmı yeni yeni öğrenmeye ve yaşamaya gayret eden bir kardeşiniz olarak, ilk iletimi bu konuya yazdığım için çok mutlu olmakla beraber; hüzünle dolup taştım bu yazı dizisini okuyarak.

    Ne kadar faziletli, ne kadar iman doluymuşsunuz. 2000'de ben lisedeydim,ağır bir hastalıkla mücadele ediyordum.Kıt kanaat hatırlıyorum bu zulmün o yıllardaki halini.Şuursuzdum maalesef.Vakit ilerledikçe farkındalığımız artıyor inşaAllah. "Ne yapabiliriz?" diye sorgulamadan edemiyorum. "Bu günlük" bu forumda kalmamalı diye düşünüyorum. Sanırım daha epey var. İçinde yüzlerce,binlerce hayat saklı olan,bir mücadele saklı olan bu nacizane günlüğünüzü "bir kitap haline dönüştürebilme imkanımız olsa ne güzel olur!". Kalpleri mühürlü olanlar için hiç bir önem arz etmese de; kalbinde zerre kadar iman nuru olanlar için bu davanın haklılığını göstermede belki bir faydası olur!

    (Ukalalık etmiş olmak istemem daha ilk iletimde ama)
    Benim fikrim şu: Eğer kitap haline getirmeye gücümüz yeterse ne ala,olmazsa izninizle bu günlüğü internet üzerinden çok kişiye ulaştırabileceğimiz e-kitap,flash,PPT Sunusu,vb gibi elektronik kitaplar haline dönüştürerek bu zulmün son bulmasında kamuoyu oluşturmaya vesile olsak nasıl olur?

  14. #34
    Alıntı Tuba ÇELİK tafarından gönderildi Mesajı Göster
    14 Eylül 2000

    ...yine herzaman olduğu gibi dersten atıldım bu günde.
    bu satırları yazarken gözlerimden inen gözyaşlarıma şahit oluyor her harf. ama çaresizlikten değil acıdan ağlıyorum. kendi ülkemde bunları yaşadığıma ağlıyorum. tekbir neden yüzünden bunları reva görmelerine ağlıyorum.

    ama İSLAM ELBET GALİP OLACAKTIR!!!
    Konunun birinde ismin hatırlamıyorum bi arkadaşım gençleri ateşleyecek Nihat Genç gibilere ihtiyaç olduğunu yazmıştı.

    Bunları gören iman sahibi bi insanın ateşlenmeye ihtiyacımı var.
    Satırları okurken ofiste değilde evde tek başıma olmayı dilerdim.

    Günlüğü yazanın eline, yüreğine sağlık. Söyliyecek bişey bulamıyorum.
    Bu konuyla ilgili en ufak bi fotoğraf karesi bile herseferinde beni delikdeşik ediyorken, bu yazının etkisinden kurtulabileceğimi sanmıyorum.

    Günlük sahibi kardeşime müjdeler olsunki Kur'anda birçok yerde bu duruşunun karşılığında cennet vadediliyor.İnşallah.

    "ancak iman edip iyi ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve sabrı tavsiye edenler müstesnadır"
    "Söylesem tesiri yok, Sussam gönül razı değil..."

  15. #35
    Kısıtlanmış Üye
    Giriş
    Fri May 2007
    Yaş
    33
    İletiler
    1,574
    okumaya calısıyorum bıtırmeden dıgerıne gecıyorum yıne aynı yıne aynı canım acıyo okuyamıyorum...

  16. #36
    kodADIistanbul Melek Zeynep BULUT kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Fri Jan 2007
    Konum
    secde et ve yaklaş!...
    İletiler
    1,220
    Blogdaki Konular
    1
    günü birlik günlükler...okul kapısında sınava 15 dk var...okulu birbirine kattığım o günü hafızama kazıyorum...o günü yaşadığımda canım hüç acımamıştı ...çünkü o günlerde mücadelenin bir manası , örtünün dokunulmaz bir kutsallığı vardı...ve başöertmenin bir adabı...oysa mücadelemizin geldiği nıoktaya bakıyorumda...canımın şimdi daha çok yandığını hissediyorum...

    "...İbrahim dedi ki: ben Alemlerin Rabbi'ne teslim oldum..." bakara,131

    ah teslimiyet Kaf Dağının ardında mı , karlı dağların zirvesinde misin?...yoksa bir Zümrütüanka mısın?...söyle nesin neredesin ki seni bulmak bu kadar zor...
    elde tutmaksa sıratta yürümek kadar imkansız...

  17. #37
    dimi ama...

    Mağaraya girip "üzülme, Allah bizimle beraberdir" denildiğinde buna inanıp rahatlayacak bi teslimiyet...
    "Söylesem tesiri yok, Sussam gönül razı değil..."

  18. #38
    21 Eylül 2000 Perşembe...


    ve işte AZGINLAR GÜNÜ...

    bugün dersimize giren DEMOKRATİK sistemin LAİK ASKERİ , derste bir arkadaşımızın başındaki başörtüyü elleriyle tutup çıkarttı başından., Ne Kadar Çağdaş Bir Davranış...

    hadi derslerden atıyorsunuz bare bunu yapmayın. "başımızı açarsak kıyamet mi koparmı" mış... evet "başımı açarsam kıyametim kopar, başımda taşıdığım sadece yavan bir başörtüsü değil, kimliğim, müslüman kadının sembolü, Rabbimin emri, hayatım, yaşam tarzım, iffetim, namusum, herşeyim. ve siz bana onu çıkarmamı yani inançlarıma karşı gelmemi yani yok olmamı istiyorsunuz". çağdaş sisteme ters düşüyormuşum!!! madem öyle girelim okulumuza bize çağdaşlığı öğretin, madem öyle normal insanlar gibi neyin doğru neyin yanlış olduğunu tartışalım. sizin sorununuz ne? nedir istediğiniz?

    DEVLETİNİZ BÜTÜN KURUMLARI VE MÜFREDATIYLA HALA TEK TİP İNSAN YETİŞTİRMEYİ BECEREMİYORSA, BEYLER DÖNÜPDE KENDİNİZE BAKIN YANLIŞ YOLDASINIZ.

    rabbim bize kendi hükümlerini savunma fırsatı verdi elhamdulillah.


    BİZLER ÖRTÜMÜZLE HAYA SEMALARININ YILDIZLARI OLURKEN, ONLARI (!) RAHATSIZ EDİYORUZ. BİZLER SÜMEYYECE KAHRAMANLIKLARIMIZI GÖSTERİRKEN ONLAR HIRSLARINDAN ÇATLIYORLAR. ŞEYTAN VE ONUN KÖLELERİ BUGÜN DE BOŞ DURMUYOR. AMA BACILARIM BİLEREK, İSTEYEREK VE GURURLA ÖRTÜLERİNE BÜRÜNÜYOR VE ÖRTÜSÜNÜN GETİRDİĞİ YÜCELİĞE ERİŞİYOR...
    kitapları okuyorsun lakin bilgiye sahip değilsin...

  19. #39
    kork allah'dan korkmayandan diye boşuna dememişler!!!
    ampulleri söndürün yıldızları göreceksiniz....

  20. #40
    26 Eylül Salı

    dün yine kapattılar spor salonuna bizi. aşşağı yukarı 100 kişi vardık. sonra öğretmenlerden biri yüksekçe bir yere çıkıp elindeki listeyi okumaya başladı. hepimizin ismini tek tek saymıştı. "şimdi" dedi. " başını açanlar derslere girecek, açmayanlar hakkında gerekli tahkikat yapılacaktır". bir baktım arkadaşların yarısından fazlası başlarını çözleye başladı. hayır diye bağırıyordum. arkadaşlar tutuyordu. "hayır yapmayın "diyordum arkadaşlar tutuyordu. sonra birinden bir tokat yediğimi hatırlıyorum, biraz sakinlemiştim. salonda duvarın dibine bağdaş kurup başımı ellerimin arasına aldım. hiç birşey düşünemiyordum adeta beynim uyuşmuştu.
    sadece "NEDEN" diyebiliyordum. nedennnnn????
    3-4 gündür değil yemek su bile içmemiştim. halsiz ve bitkin bir durumdaydım. bunu bildikleri için arkadaşlarım yanımdan ayrılmıyorlardı. başımı duvara dayayıp saatlerce ağladım. neden sonra arkadaşın esra tubaa diye bağardı.. kendine gel, soğuktan mosmor olmuştum.. ayağa kaldırdılar.içeride 15 kişi anca vardı. gözlerim dolu dolu esraya baktım, "gittiler değil mi" dedim. "mücaleleri sona erdi dedi" dışarı çıkmalıyım dedim. esra da ağlıyordu "kapı kilitli" dedi. kızlardan biri dayanamayıp bağıra bağıra kapıyı yumruklamaya başladı ama dışardan tık yoktu. yeterrrrr diye olduğum yere yığıp kaldım. baygın değildim ama hareket de edemiyordum. sanki tüm hücrelerime uyuşturucu enjekte edilmişti teker teker. esra başımı kucağına aldı ve avazı çıktı kadar haykırıyordu, "sehbalarında sarıkla sallandığımız sabahlar sorun biz,
    suçumuz adımızda saklıdır"....

    her biri ona eşlik etmeye başladı, birden inanılmaz bir güçle doğruldum ve onlarla el ele tutuşarak söylemeye başladım. "ölüme değil, ölümden değil gardaş,
    biz dili bağlı gitmeye yanarız.
    savrulsun sarımız erzurumdan, rizeye
    maraştan, konya ya umudun dili olsun...

    daha marşımız bitmemişti ki birden kapının açıldığını duyduk, hepimiz kapıya yöneldik, kapıyı açanı görememiştik, dışarı baktığımızda okul çoktan dağalmış kimsecikler kalmamıştı ortada... iki arkadaşım beni evime kadar bıraktı... ve günün sonu...

    nasıl güzel bir hikaye değil mi, tıpkı batan bir güneşi veya kayan bir yıldızı izlemek gibi...ya sonra ne oldu dersiniz, sonrası hiç merak edilmez zaten...

    kurtulacağız...
    kitapları okuyorsun lakin bilgiye sahip değilsin...

+ Konuyu Yanıtla
5 / 2 İlkİlk 12345 SonSon

Yer İmleri

Gönderme Kuralları

  • You may not post new threads
  • You may post replies
  • You may not post attachments
  • You may not edit your posts
  •