7 sonuçtan 1 --- 7 arası gösteriliyor

Konu: Eleştiri Nasıl Olmalı

  1. #1

    Eleştiri Nasıl Olmalı

    "Eleştiri" kelimesini duyduğu an da; kişinin bir rahatsızlık hissetmesi normal değilmidir?

    Son zamanlarda bir takım entellektüel insanlar tarafından eleştirinin, aslında bir saldırı olmadığı,kişiyi kuvvetlendirmeye götüren gelişim sağlayan bir faktör olduğu anlatılmaya ve bu "eleştirmen" denilen gulyabanilere daha bir hoşgörüyle bakılması gerektiği anlatılmaya çalışıldı.Ancak ne kadar anlaşılabildi?Hatta bu konuda (eleştirinin yararlı bir şey olduğu konusunda) öncülük edenler bile kendilerine yöneltilen eleştirilere karşı derhal bir kirpinin tepkisini vermediler mi?

    İşin özüne inildiğinde, eleştirinin "salt gerçeğiyle" yüz yüze gelindiğinde, eleştirinin, aslında bir saldırı olduğu düşüncesiyle karşılaşılabilir.Hatta öyle kıyıdan köşeden değil, tamamen varlığa yönelik bir direkt saldırıyla (gizli veya açık; önce veya sonra) karşılaşılabilir.Belki de yazarlar aslında bilinçsiz olarak,bu dipte yatan gerçeği hissederek derhal bir savunma pozisyonuna geçiyorlar.

    Militan,tıpkı bir kadın gibi rahminde (en gizli ve mahrem yerinde) eserin tohumunu atar.Sonra onu (duruma göre değişen) bir süre karnında taşır. Eleştiri için,önce eleştirenin bilgiye hakim olması gerek.Jean Ricardou’nun dediği gibi "İnsanla yapıtı arasındaki göbek bağının kesilmesi" gerek. Ancak bu sayede eser,toplumun ve eleştirmenin malı olabilir.

    Eylem doğduktan sonra,militan ile eleştirmen arasında birkaç durum mevcut olur.

    1- Eleştiri,militan'ı törpüleyen,yontan, ilaveler yapan kısaca kişiyi alışılagelmiş kurallara göre yargılayan,zulmeden hatta öldüren ya da kahraman yapan bir mahkeme niteliğindedir.Ülkemizde az da olsa bu mantığa dayalı bir eleştiri sistemi vardır.

    Bu sistemin,kişiyi geliştirici (o militan'ı tüketse bile),zorlayıcı,iteleyici, araştırmaya götürücü bir etkisi olduğu görülse bile diğer taraftan da kişiyi, eleştirmenlerin buyruğuna sokucu,eleştirmenler için eser vermeye zorlayıcı ve halktan uzaklaştırıcı bir etkisi olduğu da görülmektedir.

    2- Eleştiri militan'a hiç dokunmadan,onu özümsemeden,anlamadan,varlığına girmeden bir yüceltme davranışına girer ki; ülkemizde en çok tutulan (idealistler tarafından) sistem budur.Suya sabuna dokunmadan pohpohlamalar,bir takım çıkarlar ve hatır gönül ilişkileri içinde yazılan övgü yazıları,kişileri pek bir mesut etmektedir.Dolayısıyla bu işi iyi becerdiklerini düşündürerek onları bu kez kendilerini hiç sorgulamadan otomatik bir makine gibi fikir üretmeye teşvik etmektedir.

    Kişileri fikretmeye itici gücü açısından bu sistemin yararı görülse de öte yandan kişinin aynasındaki sır ortadan kaldırılmaktadır.Militan,kendine başkalarının gözleriyle bakmaya başlar.Bu sistemde eleştirmenin yetersizliği,var olanı anlamaması nedeniyle kişiye dokunmaması,eleştiriyi amacından uzaklaştırmaktadır.

    3- Bir başka sistem ise eleştirinin kişiyi kapsaması/içine almasıdır.Dolayısıyla eleştirmenin,militandan daha geniş ve üstün bir kavrayışla kişiyi ve düşünceyi kendi uzamında yok etmesidir.Bu sistemin örnekleri ülkemizde görülse bile sayısı çok fazla değildir.Ancak sayıca az da olsalar,bir eleştiri yazısının düşünceyi geçtiği hatta yokettiği de yadsınamaz bir şekilde görülmüştür.

    İşte bu sistemde de düşünür'ün varlığına yönelik en büyük saldırı türü gözlemlenmektedir.Çünkü bir anlamda Raymond Jean’ın da dediği gibi; "Düşünür'ün gece karanlığında yaptığını,eleştirmen gün ışığında yapmaktadır".Çünkü elinde militandan fazla olarak; psikanaliz, sosyoloji, dilbilim, marksist çözümleme fenomoloji,egzistansiyalit yöntem, morfoloji,manevi bilimler ve pozitivist yöntem gibi aydınlatıcı aygıtları vardır.Militandan daha çok donanımlıdır.Militanın yaratıcılığını kendine katarak elindeki imkanlarla düşünürün üstüne çıkar,bazen önünü keser,düşüneni kapsar ve onu gölgede bırakır.

    Tüm eleştiri yazılarında,karşı tezin yazılıp bitmiş bir şey olmadığı aksine bunu başlangıç noktası yaparak yeni bir düşüncenin oluştuğu söylenebilir.Bir düşünceyi,düşünce yapan bilinç; aslında militanının değil,eleştirmen ve düşünebilenlerin bilincidir.

    Düşünenleri de işin içine kattım çünkü; eleştirmenlere kulak asmayan ve eleştirmenlerce yok sayılan fikirlerin halk tarafından baş tacı yaptığıda malumunuzdur.Bu durumlar ışığında militana bir seçim yolu olarak (ki; ülkemizde çoğunluk bu yolu seçiyor) şu ortaya çıkıyor. Eleştirmene ya da kendi kesiminine göre fikir,yapıt üretmek.

    -Eleştirmenin ağır bastığı kişilerin düşünceleri,okuyucu olarak sadece eleştirmeni seçtiği için, bir anlaşılmazlığın kucağında çırpınmaya başlıyor.Düşünce ne kadar anlaşılmaz olursa (gerek militanca gerek eleştirmence) o kadar iyiymiş gibi görülüyor.Son zamanlardaki aydınlar da bunu rahatlıkla gözlemliyoruz.Açık ve anlaşılır eleştiriler,eleştirmenlerin onayından geçmediği için,tedavüle de pek çıkamıyorlar.

    -Kanıksama olarak halkın ağır bastığı kişilerin düşüncesi ise günü kurtarmaktan,popülerliğin dayanılmaz hafifliği yüzünden kendini tekrardan öteye geçmiyor ve kişi ve benimseyici sarıldıkları noktada kördüğüm olarak duruyorlar.Böylece düşünce yeteneği mecburi bir geriliğin kucağına bırakıyor kendini.

    Eleştiri ilerledikçe (ister düzenleyici ister kapsayıcı olsun) düşünceler geriliyor.Yüksek fikirli insanlar kendilerini eleştirmenlere kurban ediyor.Bilinçsiz,düşünmeyen,kültürsüz tartışanların baskınlığı arttıkça ülke geriliyor.

    Öyleyse ne yapılmalı?Nerde durmalı?Nasıl olmalı?

    Düşünüyor muyuz?


    Murat Sâki
    Kaburgası Kırılmış Bir Adamın İsyanı Kadar Cehennemsiyim

  2. #2
    ben insanın eleştiri almadan kendini geliştirebileceğini düşünmüyorum.... eleştiriye açık insanlar olmalıyız bu oranda ilerleme kaydederiz ancak .
    '' aslında bir saldırı olmadığı,kişiyi kuvvetlendirmeye götüren gelişim sağlayan bir faktör olduğu'' cümlesi benim bu düşüncemide özetlemekte.........

  3. #3
    Öncelikle çok güzel bir konu bunun yabana atılmaması gerek teşekkür ederim....

    Toplumun hemen hemen hepsi enelik (yani benlik)duygusuna sahip buna bende dahilim!Ne yazık ki
    Yaptığımız işlerde hep takdir edilmek duygusuyla hareket eddiyoruz bu bir gerçek buda bizi daha ileriye götürmekten alıkoyuyor haliyle.Yanlışlarımızı idrak edemeden en güzel için bir fırsat tanımıyoruz kendimize...Buna bende dahilim)
    Böyle düşündüğümüz için çevremidekilerden yalan yanlış düşüncelerle erteliyoruz en iyi olanı.Eleştiri dendiği zaman zaten direk kötü yorumlar aklımıza geliyor.Aslında eleştiri tam olarak o değil şüphesiz.Durum böyle olunca gerçekler geride arka sokaklarda söyleniyor çünkü yüzümüze söylendiği ters tepki yapacağı aşikar...Bunun sadece bize zararı dokunuyor elbette....
    Şuda bir gerçek belki eleştiri yapıyruz zaman zaman ama nasıl;kaş yapalım derken göz çıkarıyoruz karşımızdakinin hevesini kırıyoruz buda iyi olmuyor sonuçta...Her halikarda bzi bu eleştiri olayından pek anlamıyoruz...vesselam....
    "Yarın, elbet bizim, elbet bizimdir! Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir..!"

  4. #4
    “İyilikle kötülük bir olmaz. Sen, (kötülüğü) en güzel bir tavırla önle; o zaman görürsün ki, seninle arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki en yakın bir dost oluverir.” (41/Fussilet, 34)

    Kur'anı kerime gore en güzel tavırla...Kırıcı olmadan çünki bütün insanlar nefıs sahıbıdır...
    Bir Halifemiz olsa ne güzel olurdu!

  5. #5
    Eser GEDİK kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Fri Dec 2006
    Konum
    vatanın her karışı
    Yaş
    27
    İletiler
    2,785
    Blogdaki Konular
    5
    çok güzel eleştiriler var ..
    herkes ne söylediğini, nasıl söylediğini bilse. bu işler olmayacaktı sadri abi.

  6. #6
    eleştirmke kelimesini ansıl anladımıza bağlıdır kimisi eleştiri neyi kimi vsv eleştirdiğini bilmez veya eleştiriden kastı anlatmak istediği nedir bilmez anca eleştirir artık mesleği eleştirmek olmuştur

    yine eleştiri vardır dengeli seviyeli ama bunuda insanımız kişiler anlmaz veya açık değildir

    burda dikkat edilmesi gereken kural sudur diye düşünüyorum

    eleştiri yapıcı ve yıkıcı olarak ikiye ayrılır

    eleştirimiiz yapıcı anlaşılıur dengeli seviyeli yaparsak sorun olmaz lakin yıkıcı gözze çök sokar gibi anlatımla tavırla yapılırsa dengesizlik olur

    kısaca neyi kimi nezaman niiçin neden vsvsv gibi kelimlerin anlaşılmasını sağlıyarak anlatır sak sorun yoktur no problemdir
    hayat;iman ve cihattır. Bu iki değer ve dinanizme, kim sahip olursa, zaferi onlar kazanacaktır.

  7. #7
    Mâh-rû Mümine AYDIN kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Wed Jun 2006
    Konum
    Halen bilmiyorum...
    İletiler
    1,720
    eleştiri insanı geliştirmke için önemlidir;ama her şeyin bi dozu vrdır...Tutup da bi insanın her yaptığı kötüymüş gibi söylenmesi,yargılanması çok iğrenç bi şey...Çok yaşadım da...Şuan eleştiri kaldıramıyorum artık ve ben de eleştiri ypamıyorum.Sadece 'şöyle olsa daha mı iyi olurdu acaba?' diye soruyorum...
    Çocukluk günlerimin son demlerini yaşıyorum...Tadını çıkarmak istiyorum...

Yer İmleri

Gönderme Kuralları

  • You may not post new threads
  • You may not post replies
  • You may not post attachments
  • You may not edit your posts
  •