3 / 2 İlkİlk 123 SonSon
42 sonuçtan 21 --- 40 arası gösteriliyor

Konu: Dört Mezhep İmam'ının İtikadi Görüşleri

  1. #21
    Tahavi akidesini şerh etmeye kalkan İbn Ebu'l İzz el-Hanefi olarak tanınan şarihten alıntılar yapmak, Ehli Sünnet doğrultusunda gitmek isteyen birisi için doğru olmaz. Çünkü bahiskonusu olan yazar birçok meselede icma dışına çıkmıştır. Hatta İmam Ebu Hanifenin "Fikh-ı ekber"ini şerh eden Molla Aliyyul-Karî, İbn Ebu'l İzz'ın batıl inanışlarına değinerek ona yüklenmektedir. Dolayısıyla İbn Ebu'l İzz'ın Tahavi akidesi için yaptığı şerhi kaile alınmamalıdır. Bu kişinin şerhi "GENÇLER İÇİN AKAİD DERSLERİ TAHAVÎ ŞERHİ" adı altında bilinmektedir. O halde bu ve bu gibi kitaplar tavsiye edilmemelidir.

  2. #22
    Bu bölümün başlarında İmam Ebu Hanifeye atfen eklenen nakillerin arapça mı yoksa türkçeye çevirilmiş olan nüshalardan mı olduğunu öğrenmek isterim ki karşılaştırma yapıp çeviri hatası varsa, veya birşeyler eksik bırakılmışsa sizleri haberdar etmek isterim.

  3. #23
    İmam Ebu Hanifenin: "Yâ Allâh filanın hakkı için... denilmesini kerih görürüm" sözü, o bunu haram kıldığı anlamına gelmez. Çünkü bu gibi lafız bazı hadis-i şeriflerde geçmiştir. Durum onu göstermektedir ki bu gibi lafızların geçtiği hadis-i şerifler İmam Ebu Hanifenin kulağına gelmiş değildr. Çünkü bahiskonusu hadisler gelmiş olsaydı o söylediği sözü söylemezdi. Ayrıca gerçek hanefiler, İmam Ebu Hanifenin: "Yâ Allâh filanın hakkı için... denilmesini kerih görürüm" sözünden anladıkları şudur: Kimileri bu sözden, "birinin Allâh'ın üzerinde, yerine getirmesi lazım olan hakkı vardır" diye kuruntu edebilir diye bundan dolayı İmam Ebu Hanife bu sözü hoş bulmamıştır. Yoksa bu söz, İmam Ebu Hanifenin tevessüle karşı olduğu anlamına gelmez. Çünkü tevessülün cevazı (caiz oluşu, Dinen sakıncasız oluşu), icma ile sabittir ve dört mezhep imamlarının bunun caiz oluşuna dair sözleri vardır.İmam Ebu Hanifenin: "Yâ Allâh filanın hakkı için... denilmesini kerih görürüm" sözünden gerçek hanefilerin ne anladıkları konusunda İbni Abidin "Reddu'l muhtâr aleddurril muhtâr" haşiyesinin konuyla ilgili bölümüne bakılabilir.

  4. #24
    Merhum Taner PINAR kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Sat Mar 2007
    Konum
    Makedonya
    Yaş
    44
    İletiler
    1,637
    Blogdaki Konular
    6
    Alıntı Tarık CEYLAN tafarından gönderildi Mesajı Göster
    İmam Ebu Hanifenin: "Yâ Allâh filanın hakkı için... denilmesini kerih görürüm" sözü, o bunu haram kıldığı anlamına gelmez. Çünkü bu gibi lafız bazı hadis-i şeriflerde geçmiştir. Durum onu göstermektedir ki bu gibi lafızların geçtiği hadis-i şerifler İmam Ebu Hanifenin kulağına gelmiş değildr. Çünkü bahiskonusu hadisler gelmiş olsaydı o söylediği sözü söylemezdi.
    çok yakından tanıyorsunuz sanırım imam-ı azamı . O kadar emin konuşıyorsunuz ki böyle söylemezdi diye.
    Allah indinde Din İSLAM dır.Kendine başka din ve başka peygamber arayanlara veyl olsun..

  5. #25
    Merhum Taner PINAR kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Sat Mar 2007
    Konum
    Makedonya
    Yaş
    44
    İletiler
    1,637
    Blogdaki Konular
    6
    Gerçek hanefiler ve sahte hanefiler hımm. bu deyim de yeni çıktı sanırım.
    Allah indinde Din İSLAM dır.Kendine başka din ve başka peygamber arayanlara veyl olsun..

  6. #26
    Gerçek hanefiler ile gerçek olmayan hanefiler derken şu anlamda söyledim: Bazılarının itikatleri (inanışları), itikatte bile imam Ebu Hanifenin itikadıyla uyuşmuyorken hanefi mezhebine mensup olduklarını söylerler. Bunlar gerçek hanefi olsaydılar sözde bağlı oldukları İmam'a itikatte muhalefet etmezlerdi. Bir misal vereyim. Bazıları bir yandan kendini hem hanefi kabul eder diğer yandan da tecsim (Allâh'ı cisim olarak nitelendirme) akidesini (inanışını) savunur. Böyle birisi nasıl gerçek bir hanefi sayılabilsin. Halbuki hanefilerin ileri gelmiş alimlerinden olan İbnu'l Humam ilim ehlince mütedavil olan "Fethu'l-Kadir" adlı kitabında der ki: "Kim derse ki: 'Allâh cisimdir diğer cisimler gibi değildir' o küfre girmiştir."

    Bu sözü aynı zamanda İmam Ahmed bin Hanbel de söyler. O halde mücessime olanlar (Allâh'ı cisim, uzuvlar sahibi olan bir vucüd olarak nitelendirenler) kendilerini hanbeli olarak addetseler de onlar gerçekte hanbeli mezhebinden en uzak kalanlardandırlar. O halde bu tecsim akidesi gerçek selef akidesinden çok uzak kaldığı için tecsim akidesini savunan vehhabiler için selefiler demek doğru olmaz. Aslında Vehhabiler için selefiler diye geçinenler veya kendilerine selefiler adını verenler denilmelidir.

  7. #27

    Hanbeli olarak geçinenlerin asıl durumları

    Aynı zamanda Peygamber Efendimizin (sallâllâhu aleyhi ve sellem) eserleriyle teberrük etmeye karşı olanlar için gerçek anlamda nasıl hanbeliler denilebilinsin?! Hadis hafızı İbnu'l Cevzi İmam Ahmed b. haneblin oğlu Abdullâh hakkında babasının (İmam Ahmed bin Hanbelin) Kur'an, zemzem suyu ve Peygamber Efendimizin saçı, tası ile istişfada bulunmasıyla (Allâh'ın izniyle şifa görmeyi beklemekte) ilgili şöyle dediğini bildirmektedir: "Babamın Peygamber Efendimizin saçını alıp ağzına sürüp öptüğünü görmüşümdür, sanırım gözüne de koyduğunu ve şifa için suya batırırdığnı ve istişfa için o suyu içerdi..."

    Ayrıca Sahih-i Buhariyi şerh eden hanefi mezhepli hadis hafızı el-Aynî şöyle demiştir: "Bize İmam Ahmed b. Hanbel hakkında rivayet edilmiştir ki: İmam Ahmed İmam Şafiinin bir düz üstlüğünü yıkadı ve kendisiyle onu yıkadığı suyu içti. Onun ilim ehline karşı değer vermesi böyle ise, Sahabelerin değerleri ve Peygamberlerin (aleyhimussalatu vesselam) eserleri nasıldır o zaman" ("Umdetu'l-Kâri alâ sahih'il-buhari" kitabı, c.9, s. 241)

  8. #28
    sayın tarık ceylan..
    sana bişey soracam..
    itikadi olarak hanefi misin, maturidi misin?
    قال الشاعر : ليس اليتيم الذي قد مات والده إن اليتيم يتيم العلم والأدب

  9. #29
    Ibn Abdilberr ' den:

    Imam Ahmed diyor ki:
    '' Bizlere Mücessime diyorlar . . .! ''


    Görüyorsun deyilmi kardesim,
    dört imam arasinda hadis ilminde olan derinligiyle taninan Imam Ahmed'e dahi Mücessime diyorlardi.

    Inan ki digerlerinin bana Mucessime demeleri bana Imam Ahmed'i hatirlatiyor.

    Imam Tahavi hakkinda Muhaddis Aliyyul Kari'nin elestirisi ola bilir.
    Ancak siz elestiride ki haklilik payini nasil anladiniz?

    Ben Imam Tahavi'nin Akideye dair hazirladigi bir serhi okudum ve ''Bir'' tane dahi ehl-i sünnet e aykiri sözünü görmedim.

    Merak ediyorum,
    Siz Muhaddis Aliyyul Kari el-Hanefi'nin serh ettigi Fikhul Ekber'i okudunuzmu?
    O serhi kabul ediyormusunuz?

    Fikhul Ekber'de (iki tane ayri nüshasini okudum) Allah subhanehu ve teala'nin eli,yüzü,ayagi,zati(nefsi),gözleri oldugunu (sahih hadisler ve ayetlerle sabit) ancak keyfiyyetlerinin mechul oldugunu cünkü ''Leyse kemisluhu sey'en'' ayeti geregi yaratilan hic bir seye benzemedigini okudum.

    Ve yine Imam ebu Hanife'nin Müsnedinde bir hadise rastladim.
    Muhammed aleyhisselatuvesselam bir Cariye'ye ''Allah nerededir?'' diye soruyor ve ''Semadadir'' cevabini alinca onun bir mümine olduguna sehadet ediyor.

    Biz Sahabenin,Tabbin ve Etbeittabiinin, dört Imamin (Selefin) akidesine sahibiz elhamdulillah!
    Allah'in sifatlarini ne tevil ediyoruz sufiler,cehmiler gibi, nede Mucessimeler (antromorfistler) gibi yaratilanlarla karsilastiriyoruz!


    Simdi ''gercek Hanefi'' bizmiyiz?
    Yoksa ''gercek Hanefi'' itikadda maturidi ve ya esari olanlarmi???

  10. #30
    Imam Tahavi hakkinda Muhaddis Aliyyul Kari'nin elestirisi ola bilir.
    Ancak siz elestiride ki haklilik payini nasil anladiniz?
    yazida yanlislikla Imam Tahavi yazmisim.
    Ibn Ebul Izz el-Hanefi olacakti.


    Tahavi serhini okudunuzmu?
    bende almancasi var.

  11. #31

    Eşariler ile Maturidiler müdafaası

    Bu yazdıklarından anlaşılan eşarileri ve maturidileri zem ediyorsun(kötülüyorsun). Oysa ki Ehli Sünnet Ve'l Cemaati oluşturan İslâm'a müntesip olanların çoğunluğunu farkına varmadan damgalamış oluyorsun. Yani senin sözünden anlaşılan Vehhabiler gibi bir akalliye (azınlık) Ehli Sünnet oluyor, çoğunluk ise Ehl-i dalalet oluyor.

    İlim ehli der ki: "Kim ümmeti dalalet ile itham edeceği bir söz söylerse o kafirdir."

    Büyük hanefilerden olan, hadis hafızı lügatçilerin sonuncusu, arabî Kamusu şerh eden Muhammed Murteza ez-Zebîdî "İhya-i ulumeddin" kitabı için yaptığı şerhinde (İthaf essâdeti'l-muttekîn bi şerhi ihya-i ulumeddin) şöyle demiştir: "Ehli Sünnet Ve'l Cemaat ıtlak olununca (genel olarak kullanılınca) bundan eşariler ve maturidiler kast edilmiştir"

    İyi bilirsiniz ki Sultan Salâheddin Eyyubi tarihe geçmiş, müslümanlara büyük hizmetlerde bulunmuş, saydıdeğer bir zat idi. Kendisi ise eşari idi.

    Ayrıca Kostantini (bugünkü İstanbulu) fethetmekle, Peygamber Efendimizin (sallallâhu aleyhi ve sellem) hadis-i şerifindeki övgüye mazhar olan Fatih sultan Mehmet maturidi idi.

    Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) şirk üzerinde olan birisini "...ne iyi bir kumandan" diye hiç meth eder mi?!

    Vehhabilik zihniyetinden hayır gelmez, uzak durmanızı tavsiye ederim.

  12. #32
    Sultan Eyyubi Harici olsaydi,
    ve ya Fatih bir Sii olsaydi...

    Siilik hakmi olacakdi?
    Peygamber bir Siiyimi övmüs olacakdi?

    bunlar ne bicim sorular?

    ikinci olarak;
    vay be.
    ne cabuk tekfire gittiniz.
    helal olsun sana (!?)

  13. #33
    Alıntı Levent ŞERİFOĞLU tafarından gönderildi Mesajı Göster

    Sultan Eyyubi Harici olsaydi,
    ve ya Fatih bir Sii olsaydi...

    Siilik hakmi olacakdi?
    Peygamber bir Siiyimi övmüs olacakdi?

    bunlar ne bicim sorular?...

    (!?)
    Peygamber Efendimiz sapık olan şiayı veya haricileri meth etmiş değil aksine haricilerın aleyhinde konuşmuştur. Seninle ilgili dikkatimi çeken bir durum var o da eşarileri ve maturidileri hariciler veya şia gibi sapıklar konumuna getirmeye çalışmandır yani Ehl-i Sünnet sapıklar konumuna getirmeye çalışmandır.

    Aklınızı kullanın 1,5 Milyarı aşkın eşariler ve maturidiler batıl yolda da vehhabi zihniyetli insanlar mı hak yolda? Ehl-i Sünnetin diğer fırkalara nisbeten sayıca hep daha fazla olduğu hadis-i şeriflerden anlaşılır.

  14. #34
    ne vehhabi zihniyeti yahu?
    vehhabi kimdir?
    nedir?
    siz kendiniz insanlara isim takmissiniz, (Allah subhanehu ve teala nin Vehhab ismi ile alay edercesine) Vehhabi diye hakaret ediyorsunuz!
    ki bende size diyorum ki vehhabi dediginiz insanlarin akidesi mezheb imamlarinin akidesiyle bire bir AYNI!!!!!!!!


    ben sana bir teklif getireyim.

    Imam Safii ile esarinin itikadlarini bir yazi halinde topla.
    Ayrica Imam ebu Hanife ile maturidinin itikadlarini karsilastirarak bir yazi halinde topla.

    bir misal:
    Imam ebu Hanife Mütesabih ayetleri oldugu gibi alip iman ediyorlardi.
    ki yine dikkat cekerim. imam ebu hanife nin fikhul ekberinde okudugum kadariyla söyle söylüyor imam; MÜTESABIH AYETLERI TEVIL EDEN KAFIRDIR.

    son olarak,
    size bir sorum olacak: insanlari imam ebu hanife nin itikadina cagirmak kötümü?
    yani bizler itikadda imam ebu hanife ye uyun dedigimiz icin kötülük mü yapmis oluyoruz size göre?


    ''vehhabiler zihniyeti'' (bizim kullandigimiz terim ''uyulmaya layik olan SELEFIN ZIHNIYETI'') az demissiniz, ki bu da sizin fikrinizdir.
    Elhamdulillah günden güne Selefi Salihinin akidesi dünyaya yayiliyor!

  15. #35

    Vehhabilerin inancının batıl olduğuna, Selef hakkında tevilin sübutuna dair

    Vehhabilere bu ismi, müslümanlar vermiştir. Ortaya çıktıklarından beri bu isim adı altında da bilinmektedirler. Bunda Allâh'ın ismini alaya almak sözkonusu değildir.

    Sen imam Ebu Hanifeye bir söz atfettin, dedin ki İmam Ebu Hanife: "MÜTESABIH AYETLERI TEVIL EDEN KAFIRDIR" demiştir. Halbuki yanılıyorsun, ben arapça olarak "Fıkh-ı ekber"i okdudum ve senin atfettiğin söze rastlamadım. Eğer yok yazıyor demekt ısrarlı isen o zaman bana kitabın adını, sayfasını ver ki bakalım hangi nüsha o.

    Şuna dikkatinizi çekmek isterim ki vehhabiler imam Ebu Hanifenin bazı sözleri üzerinde kelime oynaması yapmışlardır. Kelime oynamasının yapıldığı, çelişkili manaların ortaya çıkmasından birde dünyadaki diğer yazma eserlerle uyuşmamasından anlaşılır. İmam Ebu Hanifeyi çelişkili konuşmaktan tenzih ederiz. Yazma eserlerde ona atfedilerek yazılı olanlardan, çelişkili olmayıp zabt edilmiş olarak geçenleri kabulleniriz. Ama hangi nüshada çelişkili yazılar bulunuyorsa, bu o nüshanın sağlıklı olmayışından kaynaklanır.

    Bu konuda Milli Gazetede köşe yazarlığı yapan Ebu Bekir Sifilin çalışmaları vardır, okuyabilirsiniz. Hatta uzun zaman öncesi bile sağlıklı olmayan nüshalar bulunyordu. Örneğin İmam Ebu Hanifenin Peygamber Efendimizin Annesi ve Babası ile ilgili olan asıl sözü şöyledir: “Peygamberin ebeveyni kafir olarak ölmemişlerdir“ İşte bu söz, tahrif edilerek bazı nüshalarda “Peygamberin ebeveyni kafir olarak ölmüştür“ diye yazılı görülmüştür. Bu ise nüshayı yazan birisinin eksiltmesinden kaynaklanmıştır. Çünkü aslında
    (...ماَ ماَتَ كاَفِرَيْنِ) (...ma mate kafireyni=...kafir olarak ölmediler ) diye geçer. İşte nüshayı yazanın birisi, bu sözde geçen ilk (...ماَ) (ma) kısmını gereksiz bir tekrarlama olmuş diye kuruntu ederek bu kısmı çıkardı ve böylece mana tam tersine oldu, yani bu eksiltmenin yapılması sebebiyle sözün manası “Peygamberin ebeveyni kafir olarak ölmüştür“ diye değişti.

    İşte bu gibi tahrif Allâh’ın sıfatlarına ilişkin olan kısımda da yapılmıştır. İleride bu mevzuya inşaâllâh daha engin bir şekilde değinirim.

    Ayrıca şuna da dikkat çekerim ki vehhabiler tevile karşı çıkarlar hatta tevil inkarcılık derler. Bunu demekle de farkına varmadan sahabelerin büyüklerinden kimine ve selefi salihinin büyüklerinden de kimine laf atmış oluyorlar.

    Tevil meselesine gelince, selefi salihinin bu hususta tuttukları iki yol vardır. Biri, kısaca tevil edip çok anlamlara gelebilecek kelimelerin geçtiği müteşabih ayetler için “Bunlara keyfiyetsiz (nasıllık olmaksızın), benzetmeksizin inanırız” gibi sözler kullanıp tam olarak ne manaya geldiğine girmemektir. Diğer yol ise ayrıntılı tevil etmektir ki bu hem İbni Abbas gibi bazı sahabeler hakkında hemde Mücahid, İmam Ahmed bin Hanbel, Buhari ve Süfyan es-Sevrî gibi sonraki gelenlerden bazıları hakkında sabittir.

    İbni Abbâsa gelince, İbni Hacer el-Askalânî sahih-i Buhari üzerine yaptığı şerhinde (Fethu’l-Bârî alâ sahihi’l-Buhârî, c.13, s. 428) şöyle demiştir: “(السَّاق) Es-sâk kelimesine gelince
    İbni Abbâstan, Allâh’ın şu kavli hakkında: (يَوْمَ يُكْشَفُ عَنْ سَاقٍ)
    (El-Kalem suresi, 42) şöyle bir söz gelmiştir: “Çetin durumlar ortaya çıkacaktır ve araplar der ki “Çetinleştiği zaman harp baldırın üzerinde başlamıştır”

    İşte bundan anlaşılır kı baldır kelimesinin arapçadaki karşılığı olan (السَّاق) (sâk) kelimesi uzuv anlamında değil işlerin zorlaşması anlamında mecazen kullanıldığı da olur. Arapçada (السَّاق) (sâk) kelimesi çok manada kullanılır, mesela ağacın gövdesine de kullanılır.

    İbni Abbâs’ın öğrencisi Mücahide gelince, hadis hafızı Beyhakî, “El-esmâu ves-sıfât” isimli eserinin 309. sayfasında Hadis hafızı Ebu Abdullâh ile Ebu Bekir el-Kâdî’nin şöyle dediklerini bildiriyor: Bize Ebu’l-Abbâs Muhammed b. Yakub haber vermiştir ki (ona da) Hasen ibnu Ali ibnu Affân (ona da) Ebu Usâme (ona da) Nadr, (ona da) Mücahidin Allâh Azze ve Cellenin şu kavli için: (فَأَيْنَمَاتُوَلُوا فَثَمَّ وَجْهُ اللهِ) (Manası: Nereye yönelirseniz yönelin Allâh’ın vechi orasıdır) şöyle dediğini haber vermiştir (yani Mücahid bunu demiştir): “Allâh’ın kiblesi (namaz kılacak kimsenin yöneleceği yön), o halde nerede olursan ol doğuda olsun veya batıda olsun ancak oraya (namaz kiblesine) yönelmiş olursun.”

    İşte bu ayette manen “Allâh’ın vechi” diye geçen kısım, “Allâh’ın kiblesi” diye açıklanmıştır.

    İmam Ahmed bin Hanbele gelince Beyhaki, İmam Ahmedin menkıbeleri hakkında Hanbelden duymuş olan Ebu Amr ibnu Semmâktan naklen Hakimden şunu rivayet etmiştir: İmam Ahmed bin Hanbel Allâh’ın şu kavlini: (وَجَآءَ رَبُّكَ) (El-Fecr suresi, 22) şöyle tevil etmiştir: “Allâh’ın sevabı (mükafatı) gelecektir” Bunun ardından Beyhaki şöyle demiştir: “Bu, üzerine toz konmamış bir isnad’dır” Bunu, İbni Kesir “El-bidaye ven-nihaye” isimli tarih kitabının 10. cildinin 327. sayfasında nakletmiştir.

    Beyhaki şöyle demiştir: “Bunda İmam Ahmedin, Kitapta geçen geliş hakkında ve sünnette geçen nüzul (iniş) hakkında cisim olan zatların gelişleri ve inişleri gibi bir mekandan başka bir mekana geçiş anlamında olmadığına inandığına dair bir delil vardır. Bu ayet Allâh’ın kudretinin eserlerinin zuhur edeceğinde ibarettir. Onlar (İmam Ahmedin zamanında, kendisiyle anlaşamayan bir takım insanlar): “Kur’an Allâh’ın kelamı ve zatının sıfatlarından bir sıfatı olmuş olsaydı gelmesi mümkün olmazdı” diye iddia ettiklerinde İmam Ahmed cevaben şöyle demiştir: “Allâh’ın o günde belirmesini murad ettiği kıraatın (ayetlerin kıraatının) sevabı gelecektir. Dolayısıyla bunları belirteceğini, gelmesiyle tabir etmiştir” (İmam Subkinin Seyfus-sakil kitabı için Muhammed Zahid el-kevserinin yaptığı talikatı, s. 120-121)

    Selef alimlerinden bazılarının tevil etmeleriyle ilgili bilgiler konusunda, şam diyarının muhaddisi olan el-Habeşi olarak tanınan Abdullâh el-Harari Hoca efendinin “Sarihu’l-Beyan firraddi alâ men halefe’l-Kur’ân” (Kur’ana muhalefet edenlere karşı sarih beyan) isimli eserinden yararlanarak nakilde bulunmuşturum.

    Türkiyede bulunan bazı İlâhiyat fakültelerinde “Sarihu’l-Beyan firraddi alâ men halefe’l-Kur’ân” kitabından dersler verilmiştir.

    Sanırım insaflı olanlar için yazdıklarım yeterlidir.

  16. #36
    bendeki nüsha Fikhul Ekber Allame Muhaddis Aliyyul Kari tarafindan serhedilmis Cagri Yayinlari Tercüme: Yunus Vehbi Yavuz
    Cagri Yayinlari Fikhul Ekber


    Yagri Yayinlari Anasayfa

    sayfa 75 konu Mutesabih Ayetler Tevil Edilemez

    Imam ebu Hanife nin sözler ( ) icinde yazilmisdir kitapda.

    onlari buraya ekliyorum:

    Bu ayetlerin tevilinde: elinden maksat Allah'in kudreti, yahut nimetidir, denilemez. Zira bu türlü tevillerde Allah'in sifatlarini iptal vardir. Allah'in sifatlarini iptal ise Kaderiye ve Mutezile taifesinin sözleridir. Lakin Allah'in eli, keyfiyyetsiz olarak sifatidir. Allah'in gazap ve rizasi da yine keyfiyyetsiz olarak Allah'in sifatlaridir.



    ben kafir sözünü karistirmisim.Allah beni affetsin!
    imam ebu hanife ye göre mütesabih ayetler tevil edilemez.
    tevil edenler sapikdir.
    tevilcilerin babalarindan olan cehm bin saffan bu yüzden idam edilmisdir!
    imam ebu hanife diyor ki; Allah teala'nin zatina ve sifatina layik bir sekilde eli vardir,yüzü vardir. sayfa 72

    Sarihin aciklamasi sayfa 75 de söyledir; ...,Ars üzerinde durmasindan maksat da Ars'i istila etmesidir (kaplamasidir) denilemez. Bu ayetler tevil edilemez.

    ya kitapda o kadar üzerinde duruluyor ki,
    yani okuyup da anlamamak elde degil.

    artik tevil edenler ya heva ve heveslerinden yapiyorlar,
    ve ya vahy dinine bir garazlari var...!

  17. #37

    Çağrı yayınevinin "Fikh-i Ekber şerhi" kitabında tahrifat ve tercüme hataları vardır

    Aliyyul Kari tarafindan şerhedilmis "Fikhul Ekber"in tercümesi Yunus Vehbi Yavuz tarafından yapılarak Çagrı Yayınlarının yayımladığı bu çeviride tahrifat ve tercüme hataları vardır.

    Ben de hem bu kitap bulunmakta hem de bahis konusu eserin "Daru'l kutub al-ilmiyya" yayınevi tarafından yayımlanan arabî nüshası vardır.

    İki arasında karşılaştırma yaptım ve fark ettim ki tahrifat ve tercüme hataları vardır. Bunlara kısmen değinilecek olursa şunları söyleyebilirim:
    Çagrı Yayınlarinın yayımladığı türkçe nüshanın 74. sayfasında tercüme hatası yapılarak "...müşabehet babından olduğu hususunda ileri sürülen görüş reddedilmiştir."

    Bendeki kitabın aslı olan arapça olan nüshasın 66. sayfasında yazılı şekline göre yapılabilecek doğru çeviri: "...müşakele babından..." diye olması gerekir.
    Aradaki fark şudur: Tercüme eden kişi, müşakele kelimesini, müşabehet diye tahrif etmiştir.


    Çagrı Yayınlarının yayımladığı türkçe nüshanın 75. sayfasında, Allâh'ın arşa istiva etmesiyle iligi ayetin mealinde haşa şöyle yazılıdır: "Arş üzerinde durmasından maksat da, arşı istila etmesidir..."

    Tercüme eden kişi, Allâh hakkında geçen istivayı haşa "durmak" diye çevirmiştir. Oysaki bu çok vahim bir yanlıştır. Allâh'ı "durmak" veya "oturmak" ile tavsif etmek (sıfatlandırmak) caiz değilidir, çünkü Allâh'ı benzetmek olur. Ayrıca oturma veya durma kelimesi ne ayetlerde de hadislerde geçer.

    Bu gibi çevirilerden Yunus Vehbi Yavuz'un, vehhabilere meyilli olduğu görülmektedir.

    Çagrı Yayınlarının yayımladığı türkçe nüshanın 77. sayfasında, Allâh'a "durmak" kelimesini isnad etmekle yine tahrif (değiştirme) yapılarak şöyle geçiyor: "İmam Âzam Ebû Hanîfe, 'El-Vasiyye' adlı kitabında şöyle diyor:'Biz ikrar ederiz ki Allâh Teâlâ ihtiyaç olmaksızın Arş üzerinde durmaktadır. Onun istikrarı arş üzerindedir..."

    Bendeki kitabın aslı olan arapça olan nüshasın 70. sayfasında yazılı şekline göre asıl çeviri şöyle olmalıdır: "İmam Âzam Ebû Hanîfe, 'El-Vasiyye' adlı kitabında şöyle demiştir: 'Biz ikrar ederiz ki Allâh Teâlâ ihtiyaç olmaksızın ve yerleşmeksizin arşa istiva etmiştir"

    İki yazı arasında görüldüğü gibi çok fark vardır.

    Daha başka yerler de vardır. Sanırım bunlar, sözkonusu olan kitabın yapılmış çevirisinin güvenilir olmadığını anlamaya yeterlidir. Dolayısıyla Çagrı Yayınlarının yayımlamış olduğu bu tahrifat ile tercüme hatalarının yapıldığı “Fıkh-ı Ekber şerhi“nden sakınılmalıdır.

  18. #38
    Yunus Vehbi Yavuz'u taniyormusunuz?
    'tahrif etti' diyorsunuz.
    bu sahsin kasitlica yaptigini söylüyorsunuz.
    bu ya dogrudur (galiba taniyorsunuz yunus vehbi beyi) ve ya bir iftiradir!

    ki terceme meslegi zor meslek olsa gerek.
    zira terceme ederken o dilin inceliklerini ve prensiplerini iyi bilmek lazim.

    bu konu hakkinda suizan a düsmemenizi tavsiye ediyorum,

    eger terceme hatalar görüyorsaniz yayin evine bildirin, düzeltilmesi gerekse düzeltsinler.

  19. #39
    Merhum Taner PINAR kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Sat Mar 2007
    Konum
    Makedonya
    Yaş
    44
    İletiler
    1,637
    Blogdaki Konular
    6
    Alıntı Tarık CEYLAN tafarından gönderildi Mesajı Göster
    Peygamber Efendimiz sapık olan şiayı veya haricileri meth etmiş değil aksine haricilerın aleyhinde konuşmuştur. Seninle ilgili dikkatimi çeken bir durum var o da eşarileri ve maturidileri hariciler veya şia gibi sapıklar konumuna getirmeye çalışmandır yani Ehl-i Sünnet sapıklar konumuna getirmeye çalışmandır.

    Aklınızı kullanın 1,5 Milyarı aşkın eşariler ve maturidiler batıl yolda da vehhabi zihniyetli insanlar mı hak yolda? Ehl-i Sünnetin diğer fırkalara nisbeten sayıca hep daha fazla olduğu hadis-i şeriflerden anlaşılır.
    2,5 milyar nüfusa sahip çin ve japonyadaki budistler çoğunlukta olduğundan budizm hak mıdır sizce?
    Allah indinde Din İSLAM dır.Kendine başka din ve başka peygamber arayanlara veyl olsun..

  20. #40
    Merhum Taner PINAR kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Sat Mar 2007
    Konum
    Makedonya
    Yaş
    44
    İletiler
    1,637
    Blogdaki Konular
    6
    Alıntı Tarık CEYLAN tafarından gönderildi Mesajı Göster


    Şuna dikkatinizi çekmek isterim ki vehhabiler imam Ebu Hanifenin bazı sözleri üzerinde kelime oynaması yapmışlardır. Kelime oynamasının yapıldığı, çelişkili manaların ortaya çıkmasından birde dünyadaki diğer yazma eserlerle uyuşmamasından anlaşılır. İmam Ebu Hanifeyi çelişkili konuşmaktan tenzih ederiz. Yazma eserlerde ona atfedilerek yazılı olanlardan, çelişkili olmayıp zabt edilmiş olarak geçenleri kabulleniriz. Ama hangi nüshada çelişkili yazılar bulunuyorsa, bu o nüshanın sağlıklı olmayışından kaynaklanır.

    Bu konuda Milli Gazetede köşe yazarlığı yapan Ebu Bekir Sifilin çalışmaları vardır, okuyabilirsiniz. Hatta uzun zaman öncesi bile sağlıklı olmayan nüshalar bulunyordu. Örneğin İmam Ebu Hanifenin Peygamber Efendimizin Annesi ve Babası ile ilgili olan asıl sözü şöyledir: “Peygamberin ebeveyni kafir olarak ölmemişlerdir“ İşte bu söz, tahrif edilerek bazı nüshalarda “Peygamberin ebeveyni kafir olarak ölmüştür“ diye yazılı görülmüştür. Bu ise nüshayı yazan birisinin eksiltmesinden kaynaklanmıştır. Çünkü aslında
    (...ماَ ماَتَ كاَفِرَيْنِ) (...ma mate kafireyni=...kafir olarak ölmediler ) diye geçer. İşte nüshayı yazanın birisi, bu sözde geçen ilk (...ماَ) (ma) kısmını gereksiz bir tekrarlama olmuş diye kuruntu ederek bu kısmı çıkardı ve böylece mana tam tersine oldu, yani bu eksiltmenin yapılması sebebiyle sözün manası “Peygamberin ebeveyni kafir olarak ölmüştür“ diye değişti.

    İşte bu gibi tahrif Allâh’ın sıfatlarına ilişkin olan kısımda da yapılmıştır. İleride bu mevzuya inşaâllâh daha engin bir şekilde değinirim.

    Senin babanda benim babamda ateşte: Müslüm; 203, Ebu Davud; 4718,

    yukarıdaki hadislerde Allah resulü kendisine babam şu anda nerede? diye soran kişiye bu şekilde cevap vermiştir.

    şimdi tarık bey size açıkça hitap ediyorum ki vahhabiler vahhabiler diye tüm konularda selefiler ile bahhabileri bir arada tutma gayretinizi görüyor ve sıkılıyorum. Bu foruma nice slogancılar, nice cahil sufiler akın ettiler ve onların söylemleri sürekli siz vahhabisiniz ve sapıksınız diye bitiyordu.

    maturidi ve eşari meselesine gelince ben amelde ve itikatta hanefiyim diyebiliyorum hadi aynısını sizde söyleyin ortak noktada buluşalım.

    Atalarınızın dinini ısrarla savubmaya çalışmayın ve yanlış yazmışlar, hata etmişler, onlar zaten tevilcilerdir gibi söylemleri bırakında elinizdeki delillerle konuşun, selefi itikadına karşı olan güruhun ve ulemanın kitaplarındaki yorumları ayetmiş gibi telakki ederek delilmiş gibi sunmayın .


    selametle..
    Allah indinde Din İSLAM dır.Kendine başka din ve başka peygamber arayanlara veyl olsun..

3 / 2 İlkİlk 123 SonSon

Yer İmleri

Gönderme Kuralları

  • You may not post new threads
  • You may not post replies
  • You may not post attachments
  • You may not edit your posts
  •