+ Konuyu Yanıtla
19 sonuçtan 1 --- 19 arası gösteriliyor

Konu: Taşıyıcı Annelik

  1. #1
    ikimilyon Admin Mehmet DAĞDELEN kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Thu May 2006
    Konum
    Sakarya
    Yaş
    42
    İletiler
    3,120
    Blogdaki Konular
    18

    Taşıyıcı Annelik

    veda hutbesinde bir söz var. "çocuk kimin yatağında doğmuşsa onundur"
    çocukluğumdan beri ilgimi çeker, sebebini anlayamazdım.

    senaryo düzerdim; tarihin istikametine yön verecek bir olay için konulmuş
    bir hüküm ya da bir halifenin asaletini ortaya çıkaracak ve güçlü bir halife
    çıkacak gibi..

    evet, senaryolarım tuhaf. ama haksız mıyım?
    islami kaynakların en önemli hüküm metinlerinden biri olan veda hutbesine
    öncesiz, bağlantısız bir şekilde iliştirilmiş bu hükmü bu kadar önemli kılan
    ne olabilir?
    rasulü ekrem efendimiz s.a.v in nübüvvetinin herhangi bir gününde yaşanacak
    bir olay ile de bu hüküm konulabilirdi. ama öyle değil işte. veda hutbesinde
    zikredildi.

    ve ben daha yeni idrak ediyorum ki artık bu hükmün tefsirinde taşıyıcı
    anneliğe çok büyük bir atıf var.
    erkeğin spermi ve kadının yumurtası alınıp tüp bebek yapılıyor ve bir başka
    kadının rahmine yerleştiriliyor. ve genetik annesi olmadığı halde tıbbi
    anne oluyor.

    ama işte bu hüküm gereği genetik anne olmak o çocuğun gerçek annesi olarak
    tanınmasına yetmiyor. çünkü çocuk kimin yatağında doğarsa onundıur.
    siz bu yatak kelimesini ister doğumun gerçekleştiği yatak olarak anlayın
    ister plesenta olarak anlayın. farketmez. genetik anne islamda gerçek anne
    olarak tanınmıyor. yatak annesi olmak gerekiyor.

    kimi ülkelerde genetik anneliği esas alan kanunlar var. ama türkiyede
    doğumu yapan kişi anne olarak sayılıyor.

    ve böyle kalmalı değil mi?

    Milli Görüş; hakkı üstün tutmaktır!

  2. #2
    tabi ki öyle olmalı da

    "çocuk kimin yatağında doğmuşsa onundur"
    bu hadis çocuğun babaya ait olduğunu anlatıyor
    nesep olarak, ve de ayrılma durumları için
    ben böyle biliyorum
    sizin söylediğiniz gibi bir yorum çıkaramadım....
    "ey ruhumun ışığı !
    ruhlar bölük bölük ayrılırken senin ruhunu benimkiyle aynı bölüğe yazmışlar" f.o.

  3. #3
    Bebeğim isimli bir dizi varmış. Orada bu konu işleniyormuş. Şu an Türkiye' de yasak olan bu konuyu millete "daha sevimli" hale getirmek ve kanunun bir an önce çıkarılmasını sağlamak amacını güdüyormuş. Hatta dizinin baş rol oyuncusu bile bir ropörtajda bunu itiraf etmiş.
    Bunlar benim sağdan-soldan duyduklarım.
    Yasanın çıkmasına gelince; bu hükümet iktidarı döneminde öyle gayri ahlaki yasalar çıkardı ki; bunu da bir an önce çıkarmayı deneyecektir.
    Sonuçta onların "önce ahlak ve maneviyat" sloganıyla uzaktan-yakından ilgisi yoktur, olamaz da!...

  4. #4
    KON-BEY Hasan Hüseyin ER kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Sat Jan 2007
    Konum
    KONYA/BEYŞEHİR
    İletiler
    332
    Blogdaki Konular
    5

    Taşıyıcı annelik

    İnsanlar ‘amcanın sperminin ya da teyzenin yumurtasının kullanılması’ hususunda ‘bu da evlatlık gibi bir şey’ düşüncesine itilmek isteniyor… Halbuki bu düşünce evlatlıkla ilgili İslam dininin hükümlerini bilmemekten kaynaklanıyor. Evlat edinileni, edinenin çocuğu haline getirmiyor İslam. Hatta Kur’an-ı Kerim’de onların bizzat anne ve babalarının adıyla çağırılmaları isteniyor. Batı hukukunda olduğu gibi evlatlık aldığında nesep itibariyle size bağlı olmuyor. Sizin öz çocuğunuz olmuyor. Annesi babası bellidir. Hâlbuki taşıyıcı annelikte genetik yapı birbirine karışıyor. Hiç benzer tarafı yok. İslam dininde nesep bellidir. Nesep nakledilmiyor. Sadece dünya hukukunda birtakım değişiklikler var. Biyolojik anne ve baba gibi kavramlar da ortaya çıkıyor. Taşıyıcı annelikten önce teyzesinin yumurtası ya da amcasının spermiyle çocuk sahibi olunmasında birçok problem çıkar ortaya. Akrabalık kavramı ortadan kalkar. Annesinin yumurtasıyla çocuk doğuran biri hem kardeşini doğurmuş olur hem de kendi çocuğunu.

    Sonuç itibariyle zina da veled-i zina da olmuyor. Çünkü veled-i zina, zina fiilinden elde edilendir. Burada zina fiili yok. Yok, ama zina fiiliyle meydana gelen çocuktan daha büyük problemler ortaya çıkarıyor bu. Çünkü zina yoluyla elde edilen çocuğun annesi babası bellidir. Bunda dedesi babası olabilir, teyzesi annesi, hatta kendi kardeşini, dedesinin çocuğunu doğurabilir bir kişi. Teknik olarak adı zina değil ama İslam’ın nesli muhafaza prensibine külliyen aykırı.

    Taşıyıcı annelik kesinlikle caiz değil. Kişi sadece rahminde başkasının embriyosunu taşıyor…denemez. Çünkü embriyoyu taşıyor; ama rahminde gen alışverişi var. Baskınlık her ne kadar yumurtanın sahibinde gibi görünse de karışma var. Sütkardeşliğinde de öyle. Bilim tespit etmiş durumda. Sütle dahi bir miktar genetik transfer var.

    Bu işler ne tıbben, ne de hukuken etik...

    Yardımcı üreme tedavisi bazı ülkelerde yasal. ABD’de bazı eyaletlerde yasak, bazılarında serbest. Tıbben zor bir işlem değil. Ülkemizde olayın hukukî ve dinî boyutu var. Spermi ya da yumurtayı veren kişi acaba ne kadar sağlıklı? Yapılıyorsa tamamen kontrol dışı demek. Genetik geçici hastalıklar olabilir. Bazı kan ve metabolizma hastalıkları. Donör olan şahıs, ister sperm, ister yumurta versin, AIDS, Hepatit B ve C gibi bazı enfeksiyon hastalıkları taşıyor olabilir. Genetik hastalıkların bir kısmı bilinmeyebilir. Şizofreni gibi bazı akıl ve ruh hastalıkları da genetik yoldan aktarılıyor.

    Bir de miras hukuku var. Sperm ve yumurtayı bazen bildiğiniz şahıstan alıyorsunuz. Yarın öbür gün hak iddia edebilir bu çocuk. Çünkü genetik anne ya da babası. Ne kadar sözleşme yaparsanız yapın, dünyada bunun örnekleri, mahkemeler var. Genetik annelik, genetik babalık o çift ve donör olan şahısta bazı psikolojik sıkıntılara sebep olabiliyor. Kendi çocuğu olmayabiliyor; ama halbuki kendinden olmuş çocuklar var ortada. Veya kimlerin donör olabileceğini, kaç kişiye bağışta bulunabileceğini iyi ayarlamak lazım. Aksi takdirde belli bir toplum içinde aynı genetik materyale dâhil kardeş, yarı kardeş, üvey kardeş gibi ihtimaller de ortaya çıkabilecek. Bu gibi sakıncalar içeriyor. Tıbbî, hukukî, sosyal sorunlara yol açacağı belli.
    Mehmet TALU
    HAK GELDİ BATIL ZAİL OLDU

  5. #5
    KON-BEY Hasan Hüseyin ER kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Sat Jan 2007
    Konum
    KONYA/BEYŞEHİR
    İletiler
    332
    Blogdaki Konular
    5

    Nesli muhafazanın pirensipleri

    Alternatif üreme tekniklerinin İslam dininin temel prensiplerinin çizdiği sınırlar içinde kullanılması meşru ve caizdir. Bu sınırlar şunlar: Tüp bebek metodunda kullanılan malzeme ki; bunlar yumurtadır, spermdir mutlaka evlilik birliği içinde nikâh altındaki çiftlerden temin edilmesi vazgeçilmez bir prensiptir. Bu uygulamalarda evlilik birliğini gereksiz kılacak herhangi bir yaklaşım İslam’ın temel prensipleriyle kesinlikle bağdaşmaz.

    Mesela evlilik birliği yokken sperm teminiyle çocuk sahibi olmak. Tıp bunu mümkün görüyor ve uyguluyor da. Ama İslam dini buna izin vermiyor. Çünkü bu, evliliği gereksiz kılan bir uygulamadır ve nesli muhafaza prensibine de aykırıdır. Kadın eş, yumurta sahibi olarak, yumurtanın döllendikten sonra yetişmesini sağlayacak rahim sahibi olarak zaruri bir varlıktır. Erkek eş de spermin temin edilmesi veya hiç spermi olmuyorsa ileri teknolojide klonlamada hücre temin edilecek varlıktır. Bu yaklaşımda evvela aile sağlığı ve saadeti için bu yöntemlerin kullanılmasına tıp uzmanları gerek duyacaklar. Tabii önce ailenin kendisi ihtiyaç hissedecek buna. Çocuk sahibi olmak istiyoruz. Toplumumuzda öyle çevreler var ki, çocuk sahibi olmayı toplumun devamı için bir mecburiyet kabul ediyorlar.

    Çift normal şartlarda çocuk sahibi olamıyor. Yardımcı üreme tekniklerine ihtiyaç söz konusu. İslam, mutlaka ‘dene’ diye zorlamıyor tabii ki. Ama isterse, bu caiz değildir, denemez. Çünkü neslin devamı İslam’ın prensibi. Bu takdir-i ilahidir, kadere baş eğeceğiz, denmesi gerekmiyor. Doktorlar buna tıbbî çare var diyorlarsa bu çareyi kullanma durumundayız. Yani bazı çevreler ‘Allah’ın iradesine mi karşı geliyorsun?’ diyor. Bu da Allah’ın iradesi. O bakımdan bu noktada geniş davranıyoruz.

    Kısırlığın sebebi kimde olursa olsun, nesep kavramının devamı için hem anne hem de baba tarafından genetik yapı da düzgün devam etmelidir. Annenin özellikleri rahmindeki kendi yumurtasında devam ediyor. Eskiden nesebin baba tarafından devam ettirildiği sanılıyordu. Halbuki bugünkü biyolojik bilgilerimize göre en azından eşit devam ettiriliyor. En yeni bilgileri devreye sokarsak annenin daha hakim unsur olduğunu görüyoruz. 23 kromozom anneden, 23 kromozom babadan birleşiyor ama kromozom altı bir gen grubunun sadece anne yumurtasında bulunduğu tespit edildi. Bundan dolayı annenin yumurtalıklarında bir arıza varsa bir başka kadının yumurtalığından alınacak bir kök hücre ile kadının tedavi edilmesi caiz değildir. Çünkü yumurtalığından kök hücre alınan kadının özellikleri tedavi edilen kadının yumurtalıklarına intikal edecektir. Bir başka kadından alınan yumurtanın anne adayına nakledilmesi de caiz değildir.

    Kök hücre ile rahmin tedavisi de caiz değil. Çünkü riskli. Bugün tıp anne rahminde gelişmekte olan ceninin gen alışverişine devam ettiğini gösteriyor. Hatta sütle beslenme sırasında bazı genetik özelliklerin süt yoluyla geçtiğini gösteriyor.

    Babanın testisleri arızalıysa buradan özel bir cerrahi metotla sperm avına giriyorlar. Ondan da netice alınamadığında, sağlam birinin testislerinden alınan kök hücre ile tedaviye de, aynen anne yumurtasındaki gibi genetik yapıda değişiklik meydana geldiği için izin vermek mümkün olmuyor. Tüp bebek yönteminde embriyonun, zigot oluştuktan sonra 5 gün içinde anne rahmine nakledilmesi gerekiyor. Ama zigotun üçüncü gününden sonra hücrelerin aldığı multipotent denen şekil her organa dönüşebilen yapıyı arz ediyor. Oradaki kök hücreleri alıp kullanma konusunda ciddi problemler var.

    İnsan zigottan başlıyor. Zigot, yumurta ile spermin ilk döllendiği anda aldığı isim. Normal şartlarda bu anne karnında olurken, tüp bebekte laboratuar ortamında oluyor. İnsan orada başladığı için o ilk dört beş günlük safha da insanın gelişme safhalarıdır, canlı varlıktır, insandır; onun telef edilmesi insan öldürmeye eşdeğerdir. Annenin yumurtlayan tavuk haline getirilmesi de doğru değil.
    Mehmet TALU
    HAK GELDİ BATIL ZAİL OLDU

  6. #6
    KON-BEY Hasan Hüseyin ER kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Sat Jan 2007
    Konum
    KONYA/BEYŞEHİR
    İletiler
    332
    Blogdaki Konular
    5
    Sperm bankasından hamile kalmak

    Mehmet Talü

    Soru: Evli olmayan bir kadının sperm bankasından satın aldığı spermle hamile kalması caiz midir?

    Cevap: Bismillahirrahmanirrahim

    Çocuk, Yüce Allah’ın kullarına bahşettiği bir nimettir. Evli bir erkek ve kadının çocuk sahibi olmaya çalışması hem vazgeçilmez bir hak, hem de bir zarurettir. Çünkü evliliğin en önemli gayelerinden birisi neslin devamıdır. Çocuk, Yüce ALLAH’ın kullarına bahşettiği bir nimettir. Bu hususta Kur’ân-ı Kerim’de şöyle buyrulmaktadır:

    “Göklerin ve yerin mülkü, Hükümranlığı ALLAH’ındır. O, dilediğini yaratır; dilediğine kız çocukları, dilediğine erkek çocukları verir. Yahut o çocukları erkekler, dişiler olmak üzere çift verir. Dilediği kimseyi de kısır yapar. Şüphesiz O, her şeyi hakkıyla bilendir, hakkıyla gücü yetendir.” (Şûrâ sûresi: 49-50)

    Yüce Allah her şeyi bir sebebe bağlamıştır. Sebeplere sarılmak, kader inancına ters düşmez. Bu yüzden kendisinin veya kocasının kısırlığı sebebiyle normal cinsel ilişki yoluyla çocuk sahibi olamayan bir kadının, çeşitli meşrû tedavi yollarına başvurarak çocuk sahibi olması, en doğal hakkıdır.

    Birtakım rahatsızlıkları nedeniyle çocuk sahibi olamayan eşlerin, çocuk sahibi olabilmek için kullandıkları tekniklerden birisi de tüp bebek yöntemidir. Bu bir nevi sunî döllenme yöntemi olup, erkeğin spermi alınıp laboratuvar ortamında kadının yumurtasıyla döllendirilmesi, sonra da kadının rahmine konularak hamileliğe ve doğuma imkan hazırlanması suretiyle olur.

    Sunî dölleme yöntemlerinden; kocanın spermi ile karısının yumurta hücresinin alınıp, laboratuvar ortamında döllendirilmesiyle oluşan embriyonun, yine karısının rahmine konulması veya kocanın spermi alınarak karısının rahim kanalına veya rahmine yerleştirilerek, dahilde bir döllenmenin gerçekleştirilmesi şeklinde yapılan tüp bebek uygulaması câizdir.

    Buna karşılık; kocanın sperminin, nikahlısı olmayan bir kadının yumurtasıyla döllendirilmesi neticesinde oluşan embriyonun, karısının rahmine konulması veya yabancı bir erkeğin spermi kullanılarak yapılan döllendirme sonucu oluşan embriyonun, kadının rahmine konulması veya eşlerden alınan yumurta ve spermin laboratuvar ortamında döllenmesiyle oluşan embriyonun, hamile kalmaya gönüllü bir başka kadının rahmine konulması veya aralarında nikah bağı bulunmayan bir erkeğin spermi ile bir kadının yumurtasının laboratuvar ortamında döllendirilmesi ve embriyonun kadının rahmine konulması şeklindeki uygulamalar ise, neseplerin karışması, anneliğin zayi olması ve benzeri hukukî sakıncalara yol açmasına sebep olacağından kesinlikle câiz değildir.

    Bu bakımdan: İster evli olsun, ister evli olmasın bir kadının sperm bankasından satın aldığı spermle hamile kalması kesinlikle caiz değildir, haramdır. Çünkü İslam dininin 5 temel prensibi var: “Dini muhafaza, nefsi muhafaza, nesli muhafaza, malı muhafaza ve aklı muhafaza.” İslam’ın nefsi ve nesli muhafaza temel prensibinde birtakım zaruri unsurlar var. Onlardan biri de nesep ve neslin devamı.

    Neslin devamı aile birliğine bağlı. Hem nesebin hem de neslin sağlıklı olarak devam edebilmesi aile çekirdeğine bağlı. Çocuksa, çocuk sahibi olmak ailenin gayesidir. Bu da İslam dininin nesli muhafaza prensibine bağlıdır. Eğer çocuk sahibi olamayan eşlerin durumu hastalık kabul ediliyorsa ki Dünya Sağlık Teşkilatı sağlığı ‘insanın bedenen, ruhen ve sosyal bir varlık olarak tam iyilik halidir’ diye tarif eder; zıddı hastalık halidir. Çocuk sahibi olmak, neslin devamı için önemli bir unsur olduğuna göre, olamamak bir hastalık. O zaman İslam dini nefsi muhafaza kaidesine göre de hastalığın tedavi edilmesini emreder. Eğer tıp dünyası çocuk sahibi olamamayı bir hastalık kabul ediyor ve bunun da tıbbî imkânlarla karşılanmasını mümkün görüyorsa İslam dini olarak bu imkânı kullanmak gereği ortaya çıkıyor. İslam’ın temel prensiplerinden birine uygun olan diğeriyle çatışıyorsa müşterek noktaları bulmak söz konusu. Fert olarak canın muhafazası, nefsin muhafazası, hastalığın tedavisi sağlanırken, diğer yandan neslin muhafazası prensibi de ihmal edilmemeli.
    HAK GELDİ BATIL ZAİL OLDU

  7. #7
    Alıntı Hasan Hüseyin ER tafarından gönderildi Mesajı Göster
    ............................

    Birtakım rahatsızlıkları nedeniyle çocuk sahibi olamayan eşlerin, çocuk sahibi olabilmek için kullandıkları tekniklerden birisi de tüp bebek yöntemidir. Bu bir nevi sunî döllenme yöntemi olup, erkeğin spermi alınıp laboratuvar ortamında kadının yumurtasıyla döllendirilmesi, sonra da kadının rahmine konularak hamileliğe ve doğuma imkan hazırlanması suretiyle olur.

    ...........
    Ben anne değilim ve çocuk sahibi olamamanın ne demek olduğunu,bunun acısını bilemem ancak o kadınları anlayabilirim.

    Ama,

    Tüp bebeği doğanın dengesi açısından doğru bulmuyorum.

    Çocuk sahibi olamamak da bir çeşit dengedir.
    Allah bu denge üzerine yaratmış ve kimimiz de bu yönden imtihan içindeyiz...

    Anne olmak için illa ki doğum yapmamız gerekmez.
    Evlat edinebilir/koruyucu aile olabiliriz.

    Bence bu en kutsalı....

  8. #8
    RABBİM diledigine diledigi nimeti veren diledigindende esirgeyendir
    banim kıt aklmla bile kabullenemedigim bir mevzu bu gerçi MEHMET TALU ne iyi şekilde açıklamış ALLAH kendilerinden ve cümlemizden razı olsun
    Documents and Settings\casper\Belgelerim\Resimlerim\39db57caa7al0.gif

  9. #9
    Alıntı Nil AHMEDİ tafarından gönderildi Mesajı Göster
    Ben anne değilim ve çocuk sahibi olamamanın ne demek olduğunu,bunun acısını bilemem ancak o kadınları anlayabilirim.

    Ama,

    Tüp bebeği doğanın dengesi açısından doğru bulmuyorum.

    Çocuk sahibi olamamak da bir çeşit dengedir.
    Allah bu denge üzerine yaratmış ve kimimiz de bu yönden imtihan içindeyiz...

    Anne olmak için illa ki doğum yapmamız gerekmez.
    Evlat edinebilir/koruyucu aile olabiliriz.

    Bence bu en kutsalı....

    Elbette imtehan ama vesilelere sarılmakta bizden isteniyor.
    Elbette çocuğu olmayan çiftler sonuna kadar vesilelere sarılıp Allah'tan istemeye devam edecekler...

    Şeriate uygun her yönetmide denemeliler...
    "Kentler bizi hiç anlamayacak ve esirgemeyecek,ucu yanmış kibrit çöpü gibi kırılacağız,Birşeyler dokunulmamış kalsın gidelim bu şehirden..."

  10. #10
    Alıntı Belkıs Elif REŞADİYELİ tafarından gönderildi Mesajı Göster
    Elbette imtehan ama vesilelere sarılmakta bizden isteniyor.
    Elbette çocuğu olmayan çiftler sonuna kadar vesilelere sarılıp Allah'tan istemeye devam edecekler...

    Şeriate uygun her yönetmide denemeliler...
    Saygı duyarım...
    Ancak;
    Ben nüfus dengesi ve evlat edinme konusunda ısrarcıyım:)

  11. #11
    kRoniK buNaLIM Kaşif Sevde AZER kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Tue Nov 2006
    Konum
    cok cok uzaklardannnnn
    İletiler
    1,191
    Alıntı Nil AHMEDİ tafarından gönderildi Mesajı Göster
    Saygı duyarım...
    Ancak;
    Ben nüfus dengesi ve evlat edinme konusunda ısrarcıyım:)
    yanlis bilmiyorsam islamda evlatlik edinme olayi yok
    Yaşamak Genzimizde Acı Bir Tütsü Artık ... Yenilgilerle Büyüdük Biz Adam Olamadık.....

  12. #12
    Kayıtsız
    Misafir
    Alıntı Nil AHMEDİ tafarından gönderildi Mesajı Göster
    Ben anne değilim ve çocuk sahibi olamamanın ne demek olduğunu,bunun acısını bilemem ancak o kadınları anlayabilirim.

    Ama,

    Tüp bebeği doğanın dengesi açısından doğru bulmuyorum.

    Çocuk sahibi olamamak da bir çeşit dengedir.
    Allah bu denge üzerine yaratmış ve kimimiz de bu yönden imtihan içindeyiz...

    Anne olmak için illa ki doğum yapmamız gerekmez.
    Evlat edinebilir/koruyucu aile olabiliriz.

    Bence bu en kutsalı....
    Evlat edinmenin hükmü

    İslam’dan önce Arap toplumu akıl, zeka ve cesareti hoşuna giden çocuğu evlat edinip, yanına alır, toplumda onu kendisine nispet ederdi. Böylece yabancı bir çocuğun mirasçı olması sağlanır, gerçek mirasçı ise ya mahrum edilir, ya da miras payı eksiltilirdi. Hatta Allah’ın Rasulü de Zeyd b. Harise’yi evlat edinmişti. Toplum Zeyd’i "Muhammed’in oğlu Zeyd" diye adlandırmıştı. Ancak evlatlık müessesesi şu ayetle kaldırıldı:

    "Onları kendi babalarına nispetle çağrın. Bu, Allah nezdinde daha doğrudur. Eğer babalarını bilmiyorsanız, onlar, sizin din kardeşiniz ve dostlarınızdır." (Ahzab/5)

    Cahiliye döneminde evlatlık; neseb, evlenme, boşanma, miras ve sıhri hısımlık gibi konularda öz çocuk gibi kabul edilirdi. Bu yüzden evlatlığın dul kalan eşi ile evlat edinen erkek evlenemezdi. İşte Hz. Peygamber’in evlatlığı Zeyd b. Harise de Zeyneb b. Cahş ile evlenmiş, ancak mutlu olamamışlardı. Hz. Peygamber’in Zeyd’e sabır tavsiye etmesine rağmen sonunda Zeyd, Zeyneb’i boşadı. Bundan sonra evlatlık lağvedildiği için bunu belirleyecek bir uygulama örneği olarak Hz. Peygamberle Zeyneb evlendiler. Allahu Teala bu evliliği şöyle bildirir:

    "Madem ki Zeyd eşiyle ilgisini kesti, biz onu seninle evlendirdik ki evlatlıkları eşleriyle ilgisini kestiklerinde onlarla evlenmek konusunda mü’minlere bir sorumluluk olmadığı bilinsin." (Ahzab/38)

    Hangi gayeyle olursa olsun bir çocuğun gerçek anne babası dışında bir yabancı erkek veya kadın üzerinde tescil edilmesi bir takım haksızlıklara yol açar. Bu yüzden başkasına neseb iddiası aleyhinde şiddet ifade eden hadisler varid olmuştur. Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:

    "Bir kadın kendilerinden olmayan kimseyi bir aileye sokarsa, Allah’tan bir şey bulamaz. Allah onu cennetine sokmaz. Bir erkek de çocuğa bakar olduğu halde onun nesebini inkar ederse, Allah onunla kendi arasına perde koyar ve onu kıyamete kadar öncekilerin ve sonrakilerin önünde rezil ve rüsvay eder. Bilerek babasından başkasına neseb iddiasında bulunan kimseye cennet haramdır.” (Prof. Dr. Hamdi Döndüren, Aile ilmihali, 544)

    İslam hukukunda kimsesiz çocukların bakım ve gözetilmesi tavsiye edilmiştir. Onlara iş imkanı sağlamak, ev edindirmek, evlendirmek, dünyevi ihtiyaçlarını gidermek, ahiret için de İslami prensipleri öğretmek, Kur’an ve sünnete göre bir hayat tarzı sağlamak müslümanların yapması gereken güzel hasletlerdendir. Burada yasaklanan miras konusudur. Zira mirasla ilgili Allah (c.c.) Kur’an Kerim’de kişilerin yakınlıklarına göre önce taksimatı yapmış, sonunda da uymayanların ahiretteki azabının şiddetini belirtmiş, hatta cehennemi de adres olarak göstermiştir. Bir mü’min için acı bir gerçektir. İşe erkekle kızı fark ettirerek veya evlatlar arasında sevdiğim veya sevmediğim diyerek ilahi adalete uymayanların ahiretteki durumunu Allah (c.c.) şöyle beyan ediyor:

    "Kim Allah’a ve Peygamberine karşı isyan eder ve sınırlarını aşarsa, Allah onu devamlı kalacağı bir ateşe sokar ve onun için alçaltıcı bir azap vardır." (Nisa/14)

    Neticede evlatlar mal sahibi olur, amma bu yanlışı yapan anne ve babalar ve benzerleri azabı hak eder. Allah’ım, bizi ilahi adaletten ayırma! Amin.

    Başkalarının dünyası için evlatları dahi olsa, kendi ahiretini yıkan kişilerin vay haline.
    (İlkadım Dergisi fıkıh köşesi)

  13. #13
    ? Melek YAZICILAR kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Tue May 2007
    Konum
    Balıkesir
    İletiler
    1,529
    Blogdaki Konular
    2
    Alıntı Nil AHMEDİ tafarından gönderildi Mesajı Göster
    Saygı duyarım...
    Ancak;
    Ben nüfus dengesi ve evlat edinme konusunda ısrarcıyım:)


    ısrarcı olmak iyimidir bilemiyorum
    evlatlık mevzusuna gelince bu yükü kalldırabilecek
    birkadın tanımıyorum aslında.aldığında çocuk biliyorsa evlatlık olduğunu yakın zamnda sorun çıkmasada ileride çıkabilir çünkü bu çocuk içinde zordur
    yada bilmediğini düşünürsek duyduğunda yıkım yaşaması doğal olacaktır.
    bunların birbirlerine alışma süreleri allahım birde çocuk neyin ne olduğunu biliyorsa düştüğü durum üvey anne,annesi teyzesi yerinde yada halası yerinde düşünsene baba enişte, yok ya bir aile kurmak adına çok çok çok gerekmedikçe bir insan evladına bu yaşatılamalı.

    yaşatacaksanda birçok şeyi göze almalısın.bir insanın hayatını kendi çıkarların için heba etmek nekadar doğrudur ya bunlar çok ciddi mevzular oturup enine boyuna düşünmeden çocuk özlemi yüzünden bir başkasının çocuğuna evet benim evladım demeyi nereye kadar göze alabileceksin,eli kesildiğinde senden de kan akacakmı hayır anne kokusunu hissedemeyen o çocuğa hangi güzel kokuyu anne kokusu diye yutturabileceksin.sen tek bir sözünle bir anlık sinirle o evlada bir söz söylediğinde gittiği yolların hesabını kime nasıl vereceksin. ondaki onulmazların kapanmasını hangi sevgi türüyle kapatacaksın.
    annelik mi hayır.anne olmadığın sürece o acıları çekmediğin sürece kanbağın olmadığı sürece zor.beşer şaşar her insanda nefis vardır üveylik zordur birşekilde biryerden açık verir.


    (bu arada sözüm geneldir sen sen diye hitabım genel manadadır.)
    ...

  14. #14
    ? Melek YAZICILAR kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Tue May 2007
    Konum
    Balıkesir
    İletiler
    1,529
    Blogdaki Konular
    2
    taşıyıcı annelik nedir yaa nedir.üvey annelik nekadar doğruysa nekadar zorsa taşıyıcı annelikte okadar zordur ve okadar doğrudur.
    sen öyle bir kul olmalısınki
    kardeşinin çocuğuna annelik yapabiliyormusun yada herhangi bir ahbabının hayır yapamassın ee ozaman neden bu taşıyıcılık meraki şimdi bu dünya malına minnetin en sivri örneği değilmidir.

    Nefsini terbiye etmemiş kişilerin yaptığı hizmet çoğu kez ALLAH (c.c.) için değil, nefisleri içindir.
    İmam Gazali (r.h)

    "Sizden hiçbiriniz kendi nefsi için istediğini mü'min kardeşi için de istemedikçe kamil mü'min olamaz."

    Hz. Muhammed (sav)




    “Hiç kimse kaderini değiştiremez ve kaderinden kaçamaz.”

    Goethe

    ...

  15. #15
    Sevgili forum arkadaşlarım evlat edinmenin dimizde yasak olduğuna dair gecikmeden ayet,hadis... her neyse yanıt vermişsiniz ancak günümüzde en azından koruyucu aile kurumunun gelişmesi ve bunun önünde dinimizin engelmiş gibi gösterilmesi yetimi koruyun-kollayın hükmünün defalarca tavsiye edildiği dinimize haksızlık gibi geliyor bana.

    Artık insanlar biraz nefislerine hakim olsunlar...

    Türk medeni kanununa göre 5 yıllık evli ya da 30yaşımı tamamlamışlar evlat edinebilir.Diyelim ki bir kız bebeği evlat edindiniz.Erkek en iyi ihtimalle 35 yaşında olur.Kız çocuk 15ine geldiğinde baba 50 olacaktır.E heralde 50 yaşındaki biri 15 yıllık babalık yapan birine farklı gözle bakmayacaktır.kaldı ki aksi durumda o adamın yaşamına dönüp bakması lazım.O adamın bazı psikolojik sorunları vardır.Tedaviye ihtiyacı vardır.

    İyi birşeyler yapmak istediğimizde dinimizi engelmiş gibi önümüze bazı yazılarla gelmeniz çok saçma.

    Bence müslümanlar bazı şeyleri aşmalı artık...

  16. #16
    ? Melek YAZICILAR kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Tue May 2007
    Konum
    Balıkesir
    İletiler
    1,529
    Blogdaki Konular
    2
    kanından olmayana nefis uyanabilir diye bilirim bakınız 50 yaşın ne önemi varkı insanlarda nefis diye bir şey vardır. kızı olarak kabul etsede nefsi istem dışı bakış açısına neden olabilir.

    bakın bir adam öz kızına birgün farklı bakıyor

    ve bukanudan şüphelenip dna testi yapılıyor tahmin edin sonuç ne dir

    dna lar uyuşmuyor yani kızı bildiği evlat onun kanından değilmiş.

    psikolojik sorun ayrı boyut nefis ayrı boyut
    ...

  17. #17
    Mevzu evlatlığın dinimizce olup-o.sı değil.

    Yoksa yoktur var kılamam.Ama en azından alternatif yolar türetebiliriz.

    Dinimizi kullanıp hayır yolunda yapılmak istenen güzel işlere köstek olunması kızdırıyor beni..

  18. #18
    ? Melek YAZICILAR kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Tue May 2007
    Konum
    Balıkesir
    İletiler
    1,529
    Blogdaki Konular
    2
    müslümanlar neyi aşacak belli kurallar vardır belli
    görevlerimiz vardır

    kuranda ayetlerde bunlar bildirilmiştir aşmak adına bunlar üstünde kafamıza göre ekleme çıkarma ile
    günümüze uygulama yapıp nefsimizi mi rahatlatacağız.

    hayde allah la arama girme ojeyle namaz kılınır saçım açıkken namaza dururum,kıa kollu kolsuz vs vs vs,
    tek ben varım nolcak,dur bu ayet dinler arası diyolağı engelliyor çıkaralım biz bunu
    olmaz abd bizi almaz batılı olamayız gerici derler hadi aşalım. bumu dur.
    ...

  19. #19
    dinimiz bize şerride hayrıda zaten bildirmiştir

    ve türk medeni kanunu nu baz mı alacağız bize verilen engüzel yol pusulası varken

    düşününki kanunda zina yoktur kaldırılmıştır zina zina olmaktan çıkmış bu doğrumudur?

    din kullanılıp köstek olunmaz köstek olunuyorsa o zaten hayırlı değildir yada cidden bazı mevzuları bilmeyenler islam adı altında dayatmalar yapar günümüze uyarlanmalar peydah olur bu yanlıştır.
    "Kahramanlar adam gibi ölsün istiyorum"

+ Konuyu Yanıtla

Tags for this Thread

Yer İmleri

Gönderme Kuralları

  • You may not post new threads
  • You may post replies
  • You may not post attachments
  • You may edit your posts
  •