5 / 1 12345 SonSon
82 sonuçtan 1 --- 20 arası gösteriliyor

Konu: İyi Bir Tanıtım için Milli Görüş Arşivi-1

  1. #1
    Ali BEŞYILDIZ kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Sat Mar 2007
    Konum
    Yolların kesiştiği Yer
    İletiler
    1,937
    Blogdaki Konular
    3

    İyi Bir Tanıtım için Milli Görüş Arşivi-1

    S.ALEYKÜM AZİZ MİLLİ GÖRÜŞCÜLER .


    ÖNEMLİ ARŞİV ÇALIŞMASI.
    TÜM SAYFALARI İNCELEMENİZ TAVSİYE OLUNUR...




    MİLLİ GÖRÜŞÇÜLER VE İL HATİPLERİ SİZİN İÇİN
    TANITIM İÇİN BU BİLGİLERİ BİLMELİSİNİZ.
    2007 SEÇİME DOĞRU.
    .
    Hayatınızın Anlamı MİLLİ GÖRÜŞ

  2. #2
    Ali BEŞYILDIZ kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Sat Mar 2007
    Konum
    Yolların kesiştiği Yer
    İletiler
    1,937
    Blogdaki Konular
    3
    SAADET PARTİSİ TANITIM BÜLTENİ

    BİZ DİĞER PARTİLERDEN FARKLI ÇALIŞMAKTAYIZ.365 GÜN FAAL OLAN TEK PARTİYİZ.SEÇİM BİTER ÖBÜR GÜN ÇALIŞMAYA BAŞLARIZ.NEDEN ÇALIŞIYORUZ.?BİZ SADECE 70 MİLYON VATAN EVLADININ VE 6 MİLYAR İNSANLIĞIN SADECE VE SADECE SAADETİNİ İSTİYORUZ. BUNUN İÇİN ÇALIŞIYORUZ.


    AKP iktidarı halkımızın kendine verdiği kredinin süresini doldurmuştur.Bu güne kadarki hiçbir iktidarın sahip olmadığı avantajlarla iş başına gelen hükümet beşyıl içinde ülkemizin siyasi, ekonomik,sosyal ve kültürel alanlardaki sorunlarını çözmek şu yana dursun ,sorunlar maalesef büyük ölçüde artmıştır.

    Her ne kadar rantiye medyaları vasıtasıyla yoğun propagandalar yapılıp,halka umut pompalanmışsa da ,artık mızrak çuvala sığmıyor .Halkımız artık AKP ve AKP hükümetinden ümidini büyük ölçüde kesmiş durumdadır.Bu sıkıntılar karşısında aziz milletimiz , 54 . Hükümet dönemini ve bu hükümetin başarılarını hasretle hatırlatmakta , Erbakan Hoca başta olmak üzere Milli Görüşü kadrolarına şükran duyguları ile anmaktadırlar.

    Biz Milli Görüşün tek temsilcisi olan Saadet Partililere düşen, manevi bir sorumluluk duygusu altında köy köy ,mahalle mahalle, ev ev herkese mesajlarımızla ulaşmak ,onlara ümitsiz olmayınız ,sorunlarınız için çare de var, çözüm de . ÇARE DE ÇÖZÜM DE MİLLİ GÖRÜŞ iktidarındadır demekteyiz

    Çünkü Milli Görüş, hem haklılığı üstün tutan bir görüş hem de; Yaşanabilir Bir Türkiye’nin, Yeniden Büyük Türkiye’nin ve adil temeller üzerine kurulu Yeni Bir Dünya’nın tek teminatıdır

    Ülkemizi ve bütün dünyayı bekleyen tehlikelerden ancak Milli Görüş zihniyeti ile kurtulmamız mümkündür.
    Ülkemizin bir oldu bitti ile sürüklendiği bu seçim milletimizin ve bütün dünya insanlığının geleceği açısından bütün seçimlerden daha mühim bir seçimdir.

    Saadet Partisinin sahip olduğu sağlam ve disiplinli teşkilat yapısı ve yapacağı kapsamlı çalışmalar bütün oyunları bozacak ve Milli Görüşün tek başına iktidara gelmesini sağlayacaktır.

    Gevşemeden çalışacak ve bütün engelleri aşacağız. Çalışmak bizden, başarıya ulaştırmak Allah’tandır.
    Hayatınızın Anlamı MİLLİ GÖRÜŞ

  3. #3
    Ali BEŞYILDIZ kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Sat Mar 2007
    Konum
    Yolların kesiştiği Yer
    İletiler
    1,937
    Blogdaki Konular
    3
    YAŞANABİLİR BİR TÜRKİYE
    YENİDEN BÜYÜK TÜRKİYE
    YENİ BİR DÜNYA


    SAADET PARTİMİZİN MİSYONU
    Milli Görüş hareketinin siyasi Partisi olan Saadet Partisi 20 Temmuz 2001 tarihinde Ankara'da kuruldu. Saadet Partisi, aziz milletimizin dünya görüşü ve değer ölçülerini esas alan Milli Görüş çizgisinde siyaset yapmayı benimseyen bir siyasi parti olarak karşılaşılan sorunlara milli çözümler üreten bir partidir.

    Saadet Partisinin hareket noktası şefkat ve sevgidir; amacı, öncelikle ülkemizin bütün evlatları olmak üzere tüm insanlığın saadetidir. İnancımız odur ki, saadete ancak SAADET PARTİSİ ile ulaşılabilir.

    İnsanların saadeti için yanlışın değil doğrunun, kötü ve çirkinin değil iyinin ve güzelin, zararlının değil faydalının, zulmün değil adaletin hakim olması gerekir.

    Saadet Partisi, tüm insanlığa saadet getirecek adil bir uluslararası sistemin kurulması için şu prensiplerin zorunlu olduğuna inanmaktadır:

    1. Savaş değil, barış!
    2. Çatışma değil, diyalog!
    3. Çifte standart değil, adalet!
    4. Üstünlük değil, eşitlik!
    5. Sömürü değil, adil paylaşım ve işbirliği!
    6.Baskı ve tahakküm değil, İnsan hakları, özgürlükler ve demokrasi
    Hayatınızın Anlamı MİLLİ GÖRÜŞ

  4. #4
    Ali BEŞYILDIZ kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Sat Mar 2007
    Konum
    Yolların kesiştiği Yer
    İletiler
    1,937
    Blogdaki Konular
    3
    Milli Görüş’ün Diplomaları…

    1- 1974-Kıbrıs Savaşı arkasından meydana gelen ekonomik güçlüklere ve dış güçlerin ambargo engellemelerine rağmen 2 yıl içinde büyük tarihi ağır sanayi hamlesini yapmıştır. 1975-1982 yıllarını kapsayan 7 yıllık bir ağır sanayi hamlesini yapmıştır. Ayrıca bu hamleye paralel olarak Türkiye’nin modern otoyollarla donatılması hamlesi.

    2- Büyük Ağır Sanayi Hamlesini engelleyebilmek için dış güçlerin etkisiyle 1977 seçimlerinin 6 ay öne alınmasının ardından seçimden sonra koalisyon ortağının Maliye Bakanı vasıtasıyla uyguladığı seçim ekonomisi neticesinde ortaya çıkan ekonomik güçlükleri, Yeniden Hükümet olduktan sonra tam 25 yıl evvel Ağustos 1977’de 22 gün sürekli Yüksek Planlama Toplantısı yaparak yenmesi, 7 Eylül 1977’de IMF ye teslimiyet yerine ilan edilen “Ekonomide Milli Çözüm” kararnamesini takiben Eylül ve Ekim 2 aylık canlı bir çalışma sonunda 29 Ekim 1977’de Afyon Şeker Fabrikası ve Şeker Fabrikaları Kuran Makina Fabrikasının işletmeye açılması ile Ağır Sanayi Hamlesinin yeniden başlatılması başarısı.

    3- 54. Hükümet Dönemindeki Büyük Başarı.”
    Hayatınızın Anlamı MİLLİ GÖRÜŞ

  5. #5
    Ali BEŞYILDIZ kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Sat Mar 2007
    Konum
    Yolların kesiştiği Yer
    İletiler
    1,937
    Blogdaki Konular
    3



    Hayatınızın Anlamı MİLLİ GÖRÜŞ

  6. #6
    Alıntı Ali BEŞYILDIZ tafarından gönderildi Mesajı Göster
    SAADET PARTİSİ TANITIM BÜLTENİ

    BİZ DİĞER PARTİLERDEN FARKLI ÇALIŞMAKTAYIZ.365 GÜN FAAL OLAN TEK PARTİYİZ.SEÇİM BİTER ÖBÜR GÜN ÇALIŞMAYA BAŞLARIZ.NEDEN ÇALIŞIYORUZ.?BİZ SADECE 70 MİLYON VATAN EVLADININ VE 6 MİLYAR İNSANLIĞIN SADECE VE SADECE SAADETİNİ İSTİYORUZ. BUNUN İÇİN ÇALIŞIYORUZ.



    Çünkü Milli Görüş, hem haklılığı üstün tutan bir görüş hem de; Yaşanabilir Bir Türkiye’nin, Yeniden Büyük Türkiye’nin ve adil temeller üzerine kurulu Yeni Bir Dünya’nın tek teminatıdır


    Gevşemeden çalışacak ve bütün engelleri aşacağız. Çalışmak bizden, başarıya ulaştırmak Allah’tandır.
    Allah razi olsun kardes
    Ister mermi kullansin, ister oy pusulasi, insan iyi nisan almali kuklayi degil kuklaciyi vurmali...

  7. #7
    Ali BEŞYILDIZ kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Sat Mar 2007
    Konum
    Yolların kesiştiği Yer
    İletiler
    1,937
    Blogdaki Konular
    3


    Amblemimiz SAADET PARTİSİ Programını temsil etmektedir.

    Tüm tecrübeler açıkça göstermiştir ki, yanlış esaslarla siyaset yapanlar, milletimizin özlemi olan saadeti gerçekleştirememişlerdir. Bu bakımdan milletimizin ve insanlığın saadetinin temin edilmesi amacı doğrultusunda partimizin adını SAADET koyduk.
    İnsanların saadeti için yanlışın değil doğrunun, kötü ve çir kinin değil iyinin ve güzelin, zararlının değil faydalının, zulmün değil adaletin hakim olması gerekir. İşte bu amacımızı ifade edebilmek için hilal ve 5 yıldızdan oluşan amblemimizi oluşturduk.

    Amblemdeki hilal şefkat, milli ve manevi değerlerimizi,

    Beş yıldız ise saadeti temsil ediyor.


    Biz sevgi ve kardeşlikten yola çıkan insanlar olarak Saadet Partisinde bir araya geldik. Kin ve düşmanlığı öne çıkaranlardan farklı olarak bizim görüşümüzün temeli ve hareket noktamız şefkat ve sevgidir.

    HER BİR YILDIZ,
    Hilâlin yanındaki beş yıldız, programımızda da belirtilen Saadetin 5 temel unsurunu açıklıyor. Yeryüzünün en önemli değeri insandır. İnsanın özlemi ise saadet içinde yaşamaktır. Saadet, ancak sevgi ve kardeşlik, hak ve özgürlük, adalet, refah ve saygınlık ortamında gerçekleşebilir.

    5 Y I L D I Z

    SOLDAKİ HİLALE YAKIN KÜÇÜK YILDIZ,
    Sevgi, Hoşgörü, Kardeşlik ve Barışı,

    Saadetin temel unsurlarından biri olan sevgi, hoşgörü, huzur, barış, kardeşlik ancak bizim görüşümüzle gerçekleşebilir. Çünkü, Biz kin ve husumeti değil, şefkat, sevgi ve hoşgörüyü esas alıyoruz,

    Bizim amacımız küçük bir azınlığın saadeti değil, bütün insanlığın saadetidir

    Biz yanlışın, zararlının, zulmün egemenliği için değil, doğrunun, iyinin, güzelin, faydalının ve adaletin egemenliği için çalışıyoruz,

    Biz, çatışma ve gerginlik değil, diyalog, uzlaşma ve barış olsun istiyoruz.

    SAĞDAKİ KÜÇÜK YILDIZ,
    İnsan Hakları ve Hürriyetleri,

    Saadetin temel unsurlarından insan hakları ve hürriyetler ancak bizim görüşümüzle gerçekleşir. Çünkü,

    Biz baskı ve dayatmayı değil tam ve kâmil insan haklarını istiyoruz,

    Biz güdümlü demokrasiyi değil, gerçek demokrasiyı savunuyoruz,

    Biz Anayasanın 2. maddesi keyfi ve dar manada değil, evrensel manada uygulansın diyoruz.

    Biz, insanın, hakları varsa ancak insan olduğuna inanıyoruz.

    Saadet Partisi, ülkede yaşayan herkesin saadetini istemekte ve bunun ancak insan haklarına, özgürlüklere ve hukukun egemenliğine dayalı tam bir demokrasi ile mümkün olacağına inanmaktadır.

    SOLDAKİ ORTANCA YILDIZ,
    Adalet ve Gerçek Hak Anlayışını,

    Saadetin temel unsurlarından olan adalet ve gerçek hak ancak bizim görüşlerimizle gerçekleşir. çünkü,

    Biz çifte standart ve ayrımcılık değil, eşitlik ve adalet istiyoruz.

    Biz yanlış hak anlayışını değil doğru hak anlayışını esas alıyoruz.

    Yanlış hak anlayışı, kuvvet, çoğunluk, imtiyaz, menfaate dayalı olduğundan hak ve adalet değil ancak zulüm doğurur.

    SAĞDAKİ ORTANCA YILDIZ,
    Refah ve Kalkınmayı,

    Saadetin temel unsurlarından olan refah, ancak bizim görüşümüzle gerçekleşir. Çünkü,

    Biz kalkınma ve refahın ekonomik gelişmişlikle, ekonomik gelişmişlikin de demokratik bir ortamla sağlanacağına inanıyoruz,

    Biz ranta ekonomisini değil, reel ekonomiyi esas alıyoruz,

    Biz rantiye grubu kalkınsın değil, türkiye bütünüyle kalkınsın diyoruz,

    Biz rantiyeye refah ı değil, herkese refahı istiyoruz,

    Biz sömürüyü değil, adil paylaşım ve samimi yardımlaşmayı esas alıyoruz.

    BÜYÜK YILDIZ İSE,
    Saygınlık, İtibar ve Şerefi
    Temsil Ediyor.

    Saadetin temel unsurlarından olan saygınlık ancak bizim görüşümüzle gerçekleşir. çünkü,

    Biz materyalist değil maneviyatçıyız,

    Biz nefse esareti değil, nefis terbiyesini esas alıyoruz,

    Biz sıradan Türkiyeyi değil, manen ve madden kalkınmış öncü Türkiyeyi esas alıyoruz.
    Hayatınızın Anlamı MİLLİ GÖRÜŞ

  8. #8
    Ali BEŞYILDIZ kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Sat Mar 2007
    Konum
    Yolların kesiştiği Yer
    İletiler
    1,937
    Blogdaki Konular
    3






    İŞTE MİLLİ GÖRÜŞÜN MUHTEŞEM İCRAATLERİ

    Bilimsel verilerle Cumhuriyet tarihinin en başarılı hükümeti olduğu kesinleşen Refahyol’a karşı, incir çekirdeğini doldurmayacak suni gündemler ve iftiralarla saldıranların nefretinin asıl nedeni, 11 aya sığdırılan muhteşem icraatlardı.

    1. Bütün toplum kesimlerine hizmet esas alındı.
    2. Halkın refahını yükseltmek için, her biri 10 milyar dolar değerinde toplam 30 milyar tutan 3 KAYNAK PAKET’i geliştirdi ve bu kaynaklardan, Nisan 1997 tarihine kadar (yani 8 ay içinde) 13,3 milyar dolar gelir sağlandı.
    3. Memur maaşları yüzde 130 oranında arttırıldı.
    4. İşçi ücretleri yüzde 102 oranında yükseltildi.
    5. Köylünün ürün fiyatları, ortalama yüzde 312 arttı, 1996’da köylüye 43,5 trilyon TL ödenirken REFAHYOL döneminde 136 trilyon ödendi.
    6. Esnafa düşük faizle kredi imkanları getirildi. Kredi miktarı 57 trilyondan 80 trilyona çıkartıldı.
    7. 8036 KOBİ’ye ilk defa fon kredi imkanlı teşvik belgesiyle 2,5 trilyon kredi dağıtıldı.
    8. BAĞ-KUR emekli maaşlarında yüzde 300 artış sağlandı.
    9. Kriz devresine giren hayvancılık yeniden canlandırıldı.
    10. Enflasyon sekiz ayda yüzde 100’lerden alındı, yüzde 75’lere düşürüldü.
    11. İşçiyi, memuru, emekliyi enflasyona karşı korumak için Eşel-Mobil sisteminin altyapısı oluşturuldu ve 01 Temmuz 1997’den itibaren uygulamaya hazır hale getirildi.
    12. Kamu Toplu İş Sözleşmeleri ilk defa 3 ay içinde ve de grevsiz şekilde çözüldü. Ücretler 53 milyon TL.’den 107 milyon TL’ye, dolar bazında 655 dolardan 993 dolara yükseltildi.
    13. Tarımsal destekleme payı, 1995’te 19 trilyon, 1996’da 38 trilyon iken REFAHYOL’un iktidar olmasıyla, 1996 yılı için öngörülen 38 trilyonluk destek 60 trilyona, 1997 bütçesinde ise 95 trilyona çıkarıldı.
    14. TMO, 1995 yılında 48 milyon dolarlık hububat alımı yaptığı halde, REFAHYOL döneminde 7 katı olarak 320 milyon dolarlık alım yapıldı.
    15. Köylüye yüzde 50 oranındaki gübre sübvansiyonunun, alımda derhal ödenmesi esası getirildi.
    16. Köylüye, 1995 yılında, 366 dolar olan gübre desteği, 1996 yılında 586 milyon dolara, 1997’de 629 milyon dolara çıkarıldı.
    17. Et ithalatının kısıtlanması için fon uygulaması yüzde 3’ten yüzde 30’a çıkarıldı, daha sonra alınan kararla canlı hayvan ve et ithalatı yasaklandı.
    18. Hayvancılığın ihyası için, çayır ve mera alanlarının ıslahında 8.000 hektar artış sağlandı.
    19. 1996’da 7650 hektar olan yem bitkileri alanı, 1997’de üç katına 22 bin hektara çıkartıldı.
    20. FİSKOBİRLİK’in fındık alımında taban fiyatı son 15 yılın en yüksek fiyatı (2$) üzerinden tespit edildi.
    21. Sosyal Yardım fonunda toplanan paraların, daha önceleri yüzde 78’i bütçe açıklarına, yüzde 11’i Fiyat İstikrar Fonuna, ancak yüzde 11’i yoksullara dağıtılırken, REFAHYOL döneminde fonda toplanan 60 trilyonun tamamı yoksullara dağıtıldı.
    22. Yine Sosyal Yardımlaşma Destekleme Tasarruf Fonundan, 1994-1995’te 78.815 öğrenciye kişi başına 750.000 TL, 1995-1996’da 100.525 kişiye kişi başına 1.000.000 TL burs verilirken, 1996-1997 yılında 200.000 kişiye 4 milyon TL üzerinden burs verilmeye başlandı.
    23. Bütçeden BAĞ-KUR emeklilerine 866 milyar, memur emeklilerine 985 milyar, işçi emeklilerine 2.074 milyar destek sağlandı.
    24. Kamu İktisadi Kuruluşları’nın açıkları Holding anlayışıyla Havuz Sistemi ile kapatıldı ve KİT’ler kâra geçirildi.
    25. Yüzde 76 seviyesine yükselen repo faizleri Şubat 1997’de yüzde 50’lere indi.
    26. Yüzde 170 seviyesinde devralınan Hazine borçları faizleri, yüzde 80’lere düşürüldü.
    27. Devralındığında, 155 gün olan Hazine borçlanma vadeleri, Şubat 97’de 400, Nisan 97’de, 730 güne çıkarıldı.
    28. Borsa endeksi, 28.06.1996’da, 550 idi. Şubat 1997’de 1700’e çıktı.
    29. Döviz rezervlerinde 1 milyar dolar artış oldu.
    30. ANAYOL hükümetinin 1996 bütçesinde öngörülen 36 milyar dolarlık iç borçlanma, 22 milyarda tutularak kapitalist sömürü önlenmiş oldu.
    31. 1996 yılı sonunda, 20 milyar dolar olması beklenen bütçe açığı 15 miyar dolarda frenlendi.
    32. Son 50 yılın ilk denk bütçesi yapılıp, Meclisin tasdikine sunuldu. 28 Şubat tarihine kadar 0 olan bütçe açığı, 28 Şubat tarihinden sonra içine girilen siyasi kriz ortamı sebebiyle, Haziran 1997’de 5,5 milyar dolar açık verdi. Yine de bu açık, bir önceki ANAYOL dönemindeki 15,2 milyar dolar açıktan, 3 kat düşüktü.
    33. Tamamen iç ve dış borç faizlerine giden bütçe imkanlarını yatırıma dönüştürme projeleri yürürlüğe konuldu, 25 Ocak 1997 tarihinde basın toplantısı yoluyla halka duyuruldu.
    34. Sosyal Yardımlaşma Destekleme Tasarruf Fonundan, Acil Destekleme Programındaki, 57 il, 96 ilçe, 52 belde ve 90 köye, 3 trilyon 947 milyar 559 milyon; Doğu Anadolu’ya 1 trilyon 13 milyar 500 milyon; Güneydoğu Anadolu’ya 1 trilyon 120 milyar 559 milyon destek verildi.
    35. Ekonomik ve sosyal göstergelere göre hazırlanan Doğu ve Güneydoğu Anadolu İcra Programı REFAHYOL döneminde bitirildi.
    36. 1991 Körfez Krizi’nden beri kapatılmış olan Kerkük-Yumurtalık Petrol Boru Hattı açıldı.
    37.Irak’la Sınır Ticareti harekete geçirilerek Güneydoğu halkının ekonomik durumu düzeltildi.
    38. Terör olayları Türkiye’nin gündeminden düşürüldü.
    39. Doğu ve Güneydoğu’da boşaltılan köylere dönüş projesi başlatıldı.
    40. Çekiç Güç’ün görev süresine son verildi.
    41. İnsan Hakları konusunda, Anayasa değişikliğine paralel olarak, uyum yasaları Meclisten geçirilerek kanunlaştırıldı.
    42. Devlet Bakanlarından birisi insan hakları ihlallerinin takibiyle görevlendirildi.
    43. Terör eylemlerine fiilen katılmamış ama baskı altında yataklık yapma suçuyla suçlananlar hakkında, pişmanlık yasası taslağı Meclise sevk edildi.
    44. Sadece, batı ülkeleri ile değil, Doğu Asya ve Afrika ülkeleriyle yakın ilişkiler içine girildi ve ilk defa bir Türk Hükümeti önderliğinde, dünya çapında bir oluşum, D-8 oluşumu gerçekleştirildi.
    45.Refah Partisi Genel Başkanı Erbakan, demokratik yollardan gelip başbakan olsa da, demokratik yollardan bırakmaz denilmesine rağmen, koalisyon ortağı ile yapılan protokol hükmü sebebiyle 18 Haziran 1997 tarihinde kendi iradesiyle istifa etti.
    Hayatınızın Anlamı MİLLİ GÖRÜŞ

  9. #9
    Ali BEŞYILDIZ kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Sat Mar 2007
    Konum
    Yolların kesiştiği Yer
    İletiler
    1,937
    Blogdaki Konular
    3
    SAADET PARTİSİ ACİL ONARIM PROJESİ 3 KASIM 2002 SEÇİMLERİ

    SAADET İKTİDARINDA EKONOMİ
    •IMF'ye olan borçlar ödenecek.
    •IMF ile bütün ilişkiler kesilecek.
    •Ekonomi siyasetin emrine sokulacak.
    •Öz kaynaklara yönelinecek.
    •110 milyar dolarlık kaynak paketi olacak.
    •6 ayda borçlanma ihtiyacı sıfıra indirilecek .
    •SSK primleri ve vergiler indirilecek.
    •Kayıt dışı ekonomi kayıt içine alınacak.
    •Tarım SDYTF tarafından desteklenecek.
    •Üretim ekonomisi seferberliği başlatılacak

    SAADET İKTİDARINDA SOSYAL ATILIMLAR
    •Toplumsal barış projesi hayata geçirilecek.
    •insan hakları ihlalleri bitecek.
    •Sosyal güvenlik kurumları birleştirilecek.
    •"Çalışma" ve "sağlık" sistemi ayrılacak.
    •Teknolojik atılım, tarımsal ve manevi kalkınma, ihracatı"
    artırma projeleri hayata geçirilecek.

    SAADET İKTİDARINDA YÖNETİM
    •Anayasa değişikliği temelinde "başkanlık sistemi" ve "iki meclisli sistem"e geçilecek.
    •Devlet başkanı iki turlu seçimle 4 yıllığına seçilecek.
    •Seçim barajları kaldırılacak.
    •Meclis, nispi temsil yoluyla seçilecek.
    •Denetim Meclisi, devlet başkanından belediye başkanına kadar tüm seçilmişleri denetleyecek.
    •Mevcut tüm üst kurullar kaldırılacak.

    SAADET İKTİDARINDA EĞİTİM
    •YÖK kaldırılacak. Üniversitelerarası Özerk Kurul getirilecek.
    •8 yıllık kesintisiz eğitim, 5+3 şeklinde ve yönlendirmeli olacak.
    •Aşama aşama temel eğitim 11 yıla çıkarılacak.

    SAADET İKTİDARINDA DIŞ POLİTİKA
    •D-8 projesi canlandırılacak
    •Türkiye kendi değerlerini koruyup, Türk ve islam dünyasını arkasına alarak AB'ye girecek.
    Hayatınızın Anlamı MİLLİ GÖRÜŞ

  10. #10
    Ali BEŞYILDIZ kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Sat Mar 2007
    Konum
    Yolların kesiştiği Yer
    İletiler
    1,937
    Blogdaki Konular
    3
    ERBAKAN’DAN AKP’YE ÜÇ AY SÜRE
    10.12.2002, Milli Gazete

    MİLLİ GÖRÜŞCÜ OLMAK ve
    ÜLKE SORUNLARININ ÇÖZÜM YOLLARI



    Milli Görüş Lideri, doğru adım atmaları için uyarılarını sürdürüyor

    Erbakan’dan AKP’ye üç ay süre

    Dün akşam İstanbul Hidiv Kasrı’nda yazarlarla biraraya gelen Prof. Dr. Necmettin Erbakan, kendileriyle bayramlaştı ve kısa bir sohbetin ardından da sorularını cevaplandırdı.

    Türkiye’nin kendisini bekleyen tehlikelerden ve halkımızın da sıkıntılarından kurtuluşunun ancak Milli Görüş zihniyetiyle yönetilmekle mümkün olabileceğini vurgulayan Erbakan, bunun gerçek temsilcisinin de Saadet Partisi olduğunu yineledi ve halkımızın Milli Görüş olduğu zannıyla kendisine teveccüh ettiği ve 3 Kasım’da oy verdiği AKP’nin ne olduğunun 3 ay içerisinde ortaya çıkacağını belirtti.

    MİLLİ GÖRÜŞÇÜ OLMAK İÇİN ÜÇ TEMEL ESASI;

    Milli Görüşün kimyası

    1- Kaba kuvveti değil, Hakk’ı üstün tutmak ,

    2- Materyalist değil, maneviyatçı olmak,

    3- Nefse esir olmamak, nefsi terbiye etmek, şeklinde sayan Erbakan, bunların Milli Görüşün kimyasını oluşturduğunu söyleyerek,

    Milli Görüşün fiziğini de şunların oluşturduğunu söyledi:

    1- Hidayet, doğruyu yanlıştan ayırdedebilme kaabiliyeti,

    2- Firaset, neyin hayra neyin şerre vesile olabileceğini sebme kaabiliyeti,

    3, Dirayet, hayra vesile olacak şeyin gerçekleşmesi ve şerre vesile olabilecek şeyin engellenmesi için inanç ve azimle çalışmak, yani intaç.

    Soruların ağırlık noktasını oluşturan AKPkonusunda, ‘AKP’nin ne olduğu üç ay içerisinde belli olur’ şeklinde konuşan Erbakan, “bunu belirleyecek ölçüler SP Genel Başkanı Sn. Recai Kutan’ın 6 Kasım 2002 tarihli basın toplantısında açıklamış olduğu 12 maddede bildirilen soyut ve bizim 28 Kasım 2002 tarihinde Arena programında açıklamış olduğumuz 15 maddeden oluşan şeklindeki somut kriterlerdir“ diyerek kriterleri sıraladı:

    Recai Kutan tarafından 6 Kasım tarihli basın toplantısında açıklanan 12 soyut kriter şunlardı:

    EKONOMİK KRİZİ YOK ETMEK, YANGINI SÖNDÜRMEK İÇİN ÖNCELİKLE ATILMASI GEREKEN ADIMLAR:

    1) Önce, işsizlik, açlık, yoksulluk için acil çözüm,

    2) Üretim, istihdam, ihracat seferberliği,

    3) Milli kaynaklara dayalı olarak reel ekonomiye geçiş,

    4) Eğitim, sağlık ve refah seferberliği,

    ÜLKEDEKİ GERİLİM VE HUZURSUZLUKLARI GİDERMEK İÇİN DEVLETİN YENİDEN YAPILANDIRILMASI GEREKMEKTEDİR, BUNUN İÇİN DE;

    5) Gardiyan devlet anlayışından, hizmet devleti anlayışına geçilmelidir.

    6) Yasaksız bir Türkiye gerçekleştirilmelidir.

    7) En geniş anlamda insan hakları ve özgürlükler sağlanmalıdır.

    8) Yerel yönetimlere, en geniş yetkiler devredilmelidir.

    DÜNYADAKİ BAZI GELİŞMELER, ÜLKEMİZDE DE GERİLİMLERE YOLAÇMAKTADIR BUNLARIN ÖNÜNE GEÇMEK İÇİN DE;

    9) Şahsiyetli, Milli, aktif ve çok yönlü bir dış politika uygulanmalıdır.

    10) Irak ve Kıbrıs konuları, milli menfaatlerimize uygun bir anlayışla ve ciddiyetle takip edilmelidir. Komşu ülkelerle ilişkilerimiz azami ölçüde geliştirilmelidir,

    11) Sınır ticareti uygulamaları, 54. Hükümet dönemindeki gibi başlatılmalıdır.

    12) D8 çalışmaları canlandırılmalıdır.

    Prof. Dr. Erbakan SP Genel Başkanı Recai Kutan’ın açıkladığı 12 kriterden sonra 28 Kasım tarihli Arena programında kendisi tarafından açıklanan somut kriterleri de şu şekilde sıraladı:

    “EKONOMİK KRİZİN YOKEDİLMESİ, YANGININ SÖNDÜRÜLMESİ İÇİN ATILMASI GEREKEN ADIMLAR:

    1- KAYNAK: Bu konu ile ilgili 4 kriterin sağlanabilmesi için hale hazır bütçeye ilaveten heryıl 100 milyar $ kaynağın bulunması gerekir.

    2- IMF’nin çatısı muhafaza edilemez. IMF dış güçlerin planları iç yangının söndürülmesi ile bağdaşmaz. Bunun terkedilip kaynağın Milli Kaynaktan temini gerekir.

    3- Kaynakların faize ve rantiyeye gitmemesi için Reel Ekonomiye geçilmesi, hali hazır rant ekonomisinin pompa ve hortumlarının ortadan kaldırılması ile çok ciddi mücadele yapılması gerekir.

    Borsa yoluyla sıcak paranın imkanları alıp götürmesini önleyecek tedbirlerin alınması icab eder.

    4- KİT’ler kara geçirilmeli: Geri kalmış bölgeler istihdam ve ekonomik canlılık için geliştirilmeli.

    5-Milli kaynakların harekete geçirilmesi için ciddi bir hamlenin gerçekleştirilmesi : Ormanlar, madenler, kurulu sanayide kapasite arttırımı teşvikler, organize sanayi bölgeleri ve sanayi siteleri

    6-Türkiye’nin Dünyanın Singapur’u olabilmesi için Yeniden Büyük projelerin hayata geçirilmesi.

    ÜLKE İÇİNDEKİ HUZURSUZLUKLARIN GİDERİLMESİ İÇİN;

    1- Başörtüsü meselesinin çözülmesi

    2- İlköğretimde kesintisiz yerine 5+3 ‘e geçilmesi

    3- İ.H.L. orta kısımlarının açılması ve İ.H.L. önündeki engellerin kaldırılması

    4- Kur’an Kursundaki engellerin kaldırılması

    5- Muadiliyetteki haksızlıkların giderilmesi. (20 yıllık öğretmenin büro memuru yapılması gibi.)

    6- Fikir ve inanç hürriyeti önündeki engellerin kaldırılması. Ki, ekonomi de buna bağlı.

    DÜNYA İLE ALAKALI MESELELERDEN DOĞABİLECEK TEHLİKELERİN ÖNLENMESİ İÇİN DE;

    1- AB ile ilgili tavır

    2- Kıbrıs’ta hakların korunması

    3- Irak’la barış ve sınır ticaretinin geliştirilmesi

    4- İslam ülkeleri ve Türk Cumhuriyetleri ve KEİB ile münasebetlerin geliştirilmesi

    5- D-8 ‘in canlandırılması

    6- Ortadoğu’da adil bir barışın sağlanmasına çalışılması. gerekir.”

    Recai Kutan ve kendisi tarafından açıklanan kriterle uygun davranıp davranmadıklarına bakarak AKP’nin ne olduğunu anlamak ve değerlendirmek mümkün olacaktır, diyen Erbakan, bunun ise üç ay içerisinde net bir şekilde ortaya çıkacağını sözlerine ekledi.
    Hayatınızın Anlamı MİLLİ GÖRÜŞ

  11. #11
    Ali BEŞYILDIZ kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Sat Mar 2007
    Konum
    Yolların kesiştiği Yer
    İletiler
    1,937
    Blogdaki Konular
    3
    REFAHYOL HÜKÜMETİ NELERİ YAPMADI?
    REFAH GERÇEĞİ ŞEVKET KAZAN


    1.Enkaz edebiyatı yapmadı

    Siyasi hayata adım attığım günden bu yana en çok dikkatimi çeken hususlardan biri, bir önceki Hükümetten görevi devralan tüm siyasi liderlerin, daha işe başlarken ağızlarından çıkan ilk sözler “bir enkaz devraldıkları” şeklinde olurdu. Bu bizden önce de böyle oldu, bizden sonra da. Göreve başladığı zaman acı bir ekonomik tablo ile karşı karşıya gelmemize rağmen, Başbakan Erbakan devlet itibarına gölge düşürmedi, asla böyle bir basitliğe tenezzül etmedi.

    2.Zam yapmadı

    Son çeyrek asırda, iktidarlar geldi, iktidarlar gitti. Hepsi de işbaşına gelir gelmez “enkaz devraldıkları gerekçesiyle” işe zamla başladılar. Zam üstüne zam yaparak sahneden ayrıldılar. Sadece evet sadece REFAHYOL Hükümeti “zam yapmayacağım” diyerek geldi, enkaz halindeki ekonomiyi düzeltti ve zam yapmadan gitti.

    3.Vergi koymadı

    REFAHYOL dışındaki tüm hükümetler için zam furyaları ve vergi reformları, ekonominin düze çıkarılacağı masalının vazgeçilmez iki ayağıydı. REFAHYOL tüketim mallarına değil, maaş, ücret ve taban fiyatlarına zam yaparken, bunlar için devletin ihtiyacı olan gelirleri tatlı reçeteler adını verdiği havuz sisteminden, kaynak paketlerinden, bir de iç ve dış borçların frenlenmesinden elde ediyordu.

    4.Açıktan para basmadı

    Hükümetlerin işçiye, memura, köylüye para ödemede sıkıntıya düştüğü ortamlarda açıktan para basma yoluna başvurdukları öteden beri bilinen bir uygulamadır. Açıktan para (yani karşılıksız) basmanın sonucunda faizlerin düşeceği zannedilir. Oysa faizlerin düşmesinde daha acı bir gerçek paranın değerinin yani satın alma gücünün düşmesidir. Bu ise tekrar pahalılık (enflasyonun artması) demektir. İşte REFAHYOL bu tehlikeyi gördüğü için açıkta ve karşılıksız para basma yoluna gitmemiş, para ihtiyacını milli kaynaklardan temin etmiştir.

    5.IMF’den borç almadı

    Meşhur bir atasözü vardır: “Borç alan emir alır.” Bu hakiki şahıslar arasında böyle olduğu gibi devletler arasında da geçerli bir kuraldır. Türkiye II: Dünya Savaşından sonra askeri techizat bakımından nasıl Marshall yardımını ganimet bilmiş ve kendi silah sanayiini kurmayı ihmal etmişse, ekonomik olarak da IMF’nin ağına düşmüş ve bu yolla alınan kredilerin faizleri Tükriye’yi yatırım yapamaz hale getirmiştir.
    Bunun yanında IMF’nin kamuda çalışan işçi ve memurların maaşlarına, bunların sayısına ve sosyal haklarına sık sık yaptığı müdahale sosyal patlamalara kadar varmıştır. Bu gerçekleri dikkate alan REFAHYOL Hükümeti, DYP’nin karşı tavrına rağmen IMF’den borç alma yoluna gitmemiştir.

    6.Demokrasiden taviz vermedi

    Parlamentodaki bütün muhalefet partileri (ANAP, CHP, DSP ve DTP) 28 Şubat baskıları karşısında, baskıcılarla işbirliği içerisinde, demokrasi mücadelesinde havlu atarlarken, bu mücadeleyi sürdürme görevini sadece Başbakan Erbakan ve sadece Refah Partisi üstleniyordu.
    Nitekim bir araştırmacı yazar Süleyman Kocabaş “Refah Sendromu” isimli eserinde:
    “İşin aslına bakılırsa Refah’ın bütün bu girişimleri tam bir demokrasi ve gerçek bir laiklik uygulamasıydı. RP bunu anlatamadı, anlatamazdı da” (Sh.127)
    “Refah Partisinin en büyük faydası, ülkedeki anti demokratik yapıyı ortaya çıkarmış olmasıdır” (Sh.419)

    Aynı görüşteki yazarlardan birisi de, Fehmi Koru idi. Koru, “Kaçan Fırsat” başlıklı köşe yazısında ;

    “Türkiye’de demokrasinin kitaplarda yazıldığı şekilde olmadığı ortaya çıktı. Cumhurbaşkanı, Milli Güvenlik Kurulu, Anayasa Mahkemesi, Ordu, bürokrasi ve güçlü birimler, RP’li Hükümete kulak asmadı. Onu gemleyen bir işlev üstlendiler. Türkiye’de devlet denilen aygıtın, hükümetten ve Meclisten bağımsız olarak var olduğunu açığa vurdu. Bu bakımdan gerçekten yararlı ve faydalı oldu RP’li Hükümet.” (04.07.1997)

    7.İnsan Haklarından taviz vermedi.

    Erbakan Hoca daima şunu derdi:

    “Rusya’daki rejim, Rusya’nın ormanı, madeni olmadığı için değil, insan hakları olmadığı için yıkıldı. Türkiye’de de insan hakları hep ihlal edildiği içindir ki, başımıza bu ekonomik ve sosyal felaketler geliyor...”

    REFAHYOL’un, sadece Refah kanadı, Türkiye’de, 28 Şubat Ek A metni çerçevesinde baskı altına alınmak istenen insan haklarını korumak için, ortağının zikzaklarına rağmen amansız bir mücadele veriyor, müthiş bir direnç sergiliyor ama asla ilkelerden taviz verilmiyordu.

    8.İç ve dış borçlanmaya gitmedi.

    REFAHYOL Hükümetinde Refah kanadının iç borçlanmayı frenlemek için ortağı olan DYP’nin Hazine’den Sorumlu Devlet Bakanı Ufuk Söylemez hakkında gensoru önergesi verecek hale geldiğini, bu cildin 3. bölümünde anlattığımı herhalde hatırlamış olacaksınız.
    REFAHYOL’un Refah kanadı, 25 Ocak 1997 tarihinde, evvelce tamamı iç ve dış borç faizlerine giden bütçe imkanlarını, yatırıma dönüştürme projelerini bir basın toplantısıyla (24 Ocak 1997) kamuoyuna nasıl açıkladığımı da hatırlamış olmalısınız.

    9.Rantiyecilere yüz vermedi

    Türkiye’de, Başbakan Erbakan da, Özal’ın, Demirel’in, Yılmaz’ın ve Çiller’in yaptığını yapsaydı, yani rantiyeye ve rantiyeci medyaya tüm devlet imkanlarını verse, teşvikleri yağdırsa, vadesi gelen borç ödemelerini erteleseydi rantiyeciler irtica yaygaralarına ihtiyaç hissetmez ve Erbakan, bugün hala Başbakan olarak koltuğunda oturuyor olurdu.
    Rant istediler vermedi. Klinik vaka haline gelen borçlarının ertelenmesini istediler, “Hayır” dedi. Böyle olunca da iktidardan oldu. Oldu ama, halkını ezdirmedi.

    10.Rantiyeci medyanın borç erteleme taleplerini kabul etmedi

    Yukarıdaki bölümlerde okudunuz. Rantiyeci medya, daha baştan itibaren, REFAHYOL Hükümetine şiddetle karşıydı. REFAHYOL Hükümeti iş başına gelip Maliye Bakanlığı Refah Partisi’ne geçince işler ciddileşti.
    Medya patronlarının maliyeye bildirdiği hesaplar gerçek değildi. Ayda her birine 30 ile 50 bin dolar aylık ödenen rantiyeci köşe yazarlarının maaşları, bordrolarda asgari ücretin biraz üstünde gösteriliyor, promosyonlar ve haksız rekabetler yoluyla, dünyanın haksız kazancı elde edildiği halde, bunlar vergiden muaf sayılıyor, üstüne üstlük, 1997’de ödeme vadesi gelen borçlarının ertelenmesi için ricacı üzerine ricacılar gönderiliyor ve bunlar vasıtasıyla “Borçlarımızı ertelerseniz kim ne derse desin, nereden baskı gelirse gelsin, sizin lehinize manşetler atarız” diye vaatlerde bulunuluyordu.
    Başbakan Erbakan, yıllardır, Hükümetleri, bu yollarla avuçlarında tutan, bu medya patronlarına da yüz vermedi.

    İşte Erbakan bütün bunları güçsüz halkının refahı için yapıyordu.

    Evet, güçsüz halkının refahı!
    Hayatınızın Anlamı MİLLİ GÖRÜŞ

  12. #12
    Ali BEŞYILDIZ kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Sat Mar 2007
    Konum
    Yolların kesiştiği Yer
    İletiler
    1,937
    Blogdaki Konular
    3
    AKP'NİN İLK'LERİ --- DR ERTAN YÜLEK

    1-İlk defa bir Başbakan zam isteyen memur sendikalarına "IMF'yi ikna edin"dedi
    2-İlk defa bir Ekonomi Bakanı, BDDK'nın çıkardığı yönetmelikleri inceletmek için IMF'den denetçi talep etti
    3-İlk defa bir Başbakan "tezkere geçmese memura maaş ödeyemeyiz" dedi
    4-İlk defa ekonomi büyürken istihdam yerinde saydı
    5-İlk defa cari açık verilirken döviz kuru sürekli düştü
    6-İlk defa enflasyon sürekli düşerken faizlerdeki düşüş enflasyondaki düşüşün gerisinde kaldı.
    7-İlk kez ithalat 100 milyar Doları aştı
    8-İlk kez cari açığın üstünde borçlanma yapıldı
    9-İlk kez Yunan Kilise Bankası Türkiye'de banka aldı
    10-İlk defa Domuz kesimlik hayvanlar sınıfına alındı ve teşvik kredisi verildi
    11-İlk defa finansman ihtiyacı üstü borçlanma yapıldı
    12-İlk defa kamunun kamuya olan borcu piyasadan borçlanılarak ödendi.
    13-İlk defa düşük faizli dış borç yüksek faizli iç borç ile ödendi.
    14-İlk defa döviz sürekli düşerken döviz cinsi borçlar TL cinsi borca çevrildi.
    15-İlk kez sosyal transferler yatırımları geçti
    16-İlk kez İsrailli iş adamına gizli bir şekilde 800 milyon Dolar kaynak aktarıldı
    17-İlk defa bir Başbakan işsizliğin dünya gerçeği olduğunu söyledi
    18-İlk defa yabancı rantiyecilere vergi muafiyeti tanındı
    19-İlk defa bir kanun daha uygulanmadan değiştirildi.
    5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Türk Ceza Kanunu daha yürürlüğe girmeden değiştirildiler.
    20-İlk defa bir kanun bir haftada iki kez değiştirildi
    5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu bir haftada iki kere değiştirildi.
    21-İlk defa tarımsal üretimde dış ticaret açığı ortaya çıktı
    22-İlk defa borç GSMH'yi aştı
    23-İlk defa şirketlerin yatırım istisnası kaldırıldı
    24-İlk defa çiftçi ve emekliden vergi alınması sözü verildi
    25-İlk defa GSMH artarken KDV tahsilatı yerinde saydı
    26- İlk defa bir Başbakan faizin dünya gerçeği olduğunu söyledi
    27-İlk defa Petrol Kanunu ile yabancılara 50 yıllık imtiyaz verildi
    28-İlk defa zina suç olmaktan çıkarıldı
    29-İlk defa kapkaç diye bir sektör ortaya çıktı
    30-İlk defa bir Başbakan çiftçilere "Gözünü toprak doyursun" dedi
    31-İlk defa bir Başbakan Müslüman topraklarını işgal eden Hıristiyan ABD askerlerinin sağ salim ülkelerine dönmeleri için dua ettiği açıkladı
    32-İlk defa bir Başbakan "Bir dönem dini kullandık" dedi
    33-İlk defa dar gelirlilerin alım gücü bu kadar düştü
    34-İlk defa bir Başbakan en fazla yurtdışı seyahat yaptı
    35-İlk defa bir Başbakan yapılan bir ihalede önce uçak istedi sonra mercedece razı oldu
    36-İlk defa enflasyon % 10 artarken pancar fiyatları 99 Kuruştan 88 Kuruşa indi
    37-İlk defa fındık üreticileri en büyük mitingi yaptı
    38-İlk defa bir Başbakan ve Dışişleri Bakanı, İslamiyeti yok etmeye yemin eden bir Papa'nın heykeli önünde fotoğraf çektirdi
    39-İlk defa iletişim sektörünün tamamı yabancıların kontrolüne geçti
    40-İlk defa bir Başbakan Türkiye'yi pazarladığını açıkça itiraf etti
    41-İlk defa bir Başbakan toprak satılıyorsa "alıp götürmüyorlar ya" dedi
    42-İlk defa IMF "Türkiye ekonomisi cehennemde" dedi
    43-İlk defa bir Başbakan "Borç yiğidin kamçısıdır" demekle borçlanmayı başarı olarak gösterdi
    44-İlk defa bir cami kiliseye çevrildi
    45-İlk defa Kilise ve Havralar imar planlarında yer aldı
    46-İlk defa bir Başbakan Yahudi Think Tank kuruluşundan "Üstün Cesaret Ödülü" aldı
    47-İlk defa Türk askerinin başına ABD güçlerince çuval geçirildi
    48-İlk defa TBMM tarafından tezkerenin red edilmesine rağmen Dışişleri Bakanlığı genelgesi ile savaş araç ve gereçleri Türkiye üzerinden Irak'a aktarıldı
    49-İlk defa bir Başbakan Başdanışmanı Amerikalılara Başbakan için "Bu adamı kullanın, dini inancı size yardımcı olacaktır, onu süpürge deliğinden aşağı atmayın" dedi
    50-İlk defa bir Türkiye Başbakanı, İslam dünyasının sınırlarını değiştirecek BOP'un yani Büyük İsrail Projesi'nin Eşbaşkanı oldu.
    Hayatınızın Anlamı MİLLİ GÖRÜŞ

  13. #13
    Ali BEŞYILDIZ kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Sat Mar 2007
    Konum
    Yolların kesiştiği Yer
    İletiler
    1,937
    Blogdaki Konular
    3
    AKP'NİN EN'LERİ --TÜM EKONOMİK VERİLER --DR.ERTAN YÜLEK

    1-En yüksek iç borç: 251 katrilyon (180 milyar Dolar)
    AKP'nin iktidara geldiği 2002 yılı sonunda Hazine'nin iç borç stoku 150 katrilyon liraydı. 2006 Aralık sonu itibariyle
    Hazine iç borç stoku 251 katrilyon liraya ulaşmıştır.
    AKP son 4 yılda Hazine'nin iç borç stokunu 101 katrilyon lira artırmıştır.
    2-En yüksek dış borç:302 milyar Dolar
    AKP iktidara geldiğinde Türkiye'nin toplam dış borcu 171 milyar Dolardı.
    2006 yılı sonu itibariyle toplam dış borç 302 milyar Dolardır.
    AKP'nin 4 yıllık iktidarı döneminde ülkenin toplam dış borcu % 77 oranında 131 milyar Dolar artmıştır.
    3-En yüksek toplam borç; 481 milyar Dolar
    AKP iktidara geldiği 2002 yılı sonunda ülkenin toplam dış borcu ile Hazine'nin toplam iç borcu toplamı olan toplam borç
    263 milyar Dolardı.2006 yılı sonunda ise Hazinenin toplam iç borcu ile ülkenin toplam dış borcunun toplamı olan toplam
    borç 481 milyar Dolar olmuştur.
    4-En yüksek özel sektör dış borcu: 114 milyar Dolar
    2002 yılı sonunda özel.sektörün dış borcu 44 milyar Dolardı. 2006'da özel sektörün dış borcu 114 milyar Dolar olmuştur.
    5-En yüksek reel sektör dış borcu:73 milyar Dolar
    2002 yılı sonunda reel sektörün (Bankalar dışındaki üretim sektörünün) dış borcu 33 milyar
    Dolardı. 2006 yılı sonuna doğru reel sektörün dış borcu 73 milyar Dolar olmuştur.
    6-En yüksek kişi basma borç: 6.600 Dolar
    AKP iktidara geldiğinde kişi başına düşen toplam borç tutarı 3.845 Dolardı. 2006 yılında ise kişi başına borç 6.600 Dolar
    olmuştur.
    7-E n yüksek hane halkı borç tutarı; 55,9 katrilyon
    2002 yılı sonunda hane halkının toplam 3,4 katrilyon TL bankalara borcu bulunmaktaydı. 2006 yılında hane halkının
    bankalara olan borcu toplam 55,9 katrilyon TL'ye çıkmıştır. Yani millet geleceğini yemeğe başlamıştır.
    8-En yüksek hane halkı borcu/hane halkı kullanılabilir gelir oranı:
    %24,6 Hane halkının bankalara olan borcunun kullanılabilir gelirlerine oranı 2002 yılı sonunda %4,3'idi. 2006 yılında
    % 24,6'ya yükselmiştir
    Bu oran hane halkının kullanılabilir gelirlerinin 4'de l'ine yakın kısmını kadar bankalara borçlandığını göstermektedir.
    Hane halkı bankalara borçlanırken bankalarda yurt dışına borçlanmaktadır. Dolayısıyla milletin bankalara olan borcu aslında milletin dışarıya olan borcuna dönüşmüştür. Çünkü bankalar dışarıdan borç olarak aldığı parayı millete kredi kartı ve tüketici kredisi olarak borç vermektedirler.
    9-En yüksek iç borçlanma tutan: 425 milyar Dolar
    AKP'nin 4 yıllık iktidarı döneminde toplam 425 milyar Dolarlık iç borçlanma yapılmıştır. Her yıl ortalama 106 milyar Dolarlık iç borçlanma gerçekleştirilmiş olup bu tutar bu güne kadar görülen en yüksek meblağdır.
    10-En yüksek faiz ödemeleri toplamı: 148 milyar Dolar
    AKP iktidarı 2003-2006 yıllan arasındaki 4 yıllık dönemde 126 milyar Dolar iç borç, 22 milyar Dolar dış borç faiz ödemesi olmak üzere 4 yılda 148 milyar Dolar faiz ödemesi yapmıştır.
    Ayda 3,1 milyar Dolar faiz ödeyen AKP, günde ortalama 103 milyon Dolar faiz ödemiştir.
    11-En yüksek Dolar bazında Hazine borçlanma faizi: % 27,6
    AKP döneminde Hazine Dolar cinsinde 2003 yılında % 46,3, 2004 yılında % 30,8, 2005 yılında % 23,1 ve 2006 yılında % 10,2 olmak üzere son 4 yılda ortalama % 27,6 oranında borçlanmıştır.
    Halbuki Ecevit döneminde bile yani 1999-2002 yılları arasında Dolar cinsi Hazine borçlanma maliyeti % 13,9 idi.
    AKP. Dolar cinsinde en yüksek faizle borçlanan Cumhuriyet Hükümetidir. Bu da yabancı yatırımcılara en fazla kaynak aktardığı anlamına gelmektedir.
    12-En yüksek ithalat: 137 milyar Dolar
    2002 yılı sonunda ithalat 52,5 milyar Dolardı. 2006 yılı sonunda ithalat 137 milyar Dolar olmuştur.
    Söz konusu tutar Cumhuriyet tarihinin en yüksek rakamıdır. AKP en yüksek ihracat yaptım derken en yüksek ithalatı gizlemektedir.
    13-En yüksek ithalata bağımlı ihracat; % 68
    1997 yılında 100 birim ihracat için 56 birim ithalat yapmak gerekmekteydi. Bu oran yani ihracatın ithalata bağımlılık oranı sürekli yükselmiş ve 2002 yılında % 62'ye çıkmıştır.
    AKP'nin 4 yıllık iktidarı döneminde düşük döviz kuru nedeniyle ihracatın ithalata bağımlılığı daha da artarak % 68'e yükselmiştir. Bunun manası 100 birimlik ihracat için 67 birimlik ithalat yapılması zorunlu olmuştur.
    Bu da ihracat artışının ithalat artışını zorunlu kıldığını ve artan ihracatın ülkeye döviz kazandırmak bir yana döviz kaybettirdiğini açıkça ortaya koymaktadır.
    14-En yüksek dış ticaret açığı: 52 milyar Dolar
    AKP'nin iktidara geldiği 2002 yılı sonunda dış ticaret açığı yani ithalat ihracat farkı 15,6 milyar Dolardı.
    2006 yılı sonu itibariyle dış ticaret açığı 52 milyar Dolardır.

    AKP'nin 4 yıllık iktidarı döneminde Türkiye ekonomisi toplam 152 milyar Dolar dış ticaret açığı vermiştir. 1950-2002 yılları arasındaki 52 yılda oluşan toplam dış açığı ise 194 milyar Dolardır.
    15-En yüksek cari açık: 35 milyar Dolar
    2002 yılı sonunda cari açık yani ülkeye mal ve hizmet karşılığı giren ve çıkan döviz farkı 1,5 milyardı.
    2006 yılı sonunda cari açık 35 milyar Doları aşmıştır.
    AKP iktidara geldiğinde GSMH'nin binde 9'u oranında olan cari açık 2006 yılı sonunda GSMH'nin % 9'una ulaşmıştır.
    2003-2006 yıllan arasında toplam 77 milyar Dolar cari açık oluşmuştur. Halbuki 1950-2002 yıllan arasındaki 52 yılda toplam 45 milyar Dolar cari açık meydana gelmiştir.
    16-En fazla sıcak para: 80 milyar Dolar
    AKP iktidara geldiğinde Türkiye'deki sıcak para miktarı 24 milyar Dolardı.
    2006 yılına gelindiğinde ülkedeki sıcak para miktarı 80 milyar Dolara yaklaşmıştır. Sıcak para miktarındaki 56 milyar Dolar tutarındaki artış; ülkeye 56 milyar Dolarlık sermaye girişi olduğu anlamına gelmemektedir. Nitekim 2003-2006 yılları arasında ülkeye giriş yapan toplam sıcak para 32 milyar Dolardır.
    32 milyar Dolar olarak ülkeye giriş yapan sıcak para dolann değer kaybetmesi ve borsa endeksinin yükselmesi sayesinde 80 milyar Dolarlık bir varlık haline gelmiştir.
    Yabancı yatmmcılar borsaya 13 milyar Dolar sıcak para girişi yapmış daha sonra düşen döviz kuru ve yükselen borsa endeksi nedeniyle 32,5 milyar Dolarlık bir varlığa sahip olmuşlardır.
    17-En yüksek rezerv: 88 milyar Dolar
    AKP iktidara geldiğinde rezerv olarak tutulan döviz miktarı 38 milyar Dolardı. Bunun 28 milyar Doları Merkez Bankası rezervleri, 10 milyar Doları da çeşitli bankaların muhabir bankalarda yani yurtdışında ve kasalannda tuttukları rezervdi.
    2002 yılı sonunda atıl olarak bekletilen rezervler GSMH'nin % 2 Ti oranındaydı.
    2006 yılına gelindiğinde ise Merkez Bankası rezervleri 61 milyar Dolara, da çeşitli bankaların muhabir bankalarda yani yurtdışında ve kasalannda tuttukları rezervler ise 27 milyar Dolara yükseldiği için toplam rezervler 88 milyar Dolar olmuştur.
    Yurt dışından yüksek reel faiz ile borçlanılarak elde edilen ve çok düşük faizle çeşitli ülkelerin Hazine bonolarına bağlanan yani ülke kaynaklarında atıl bekletilen rezervlerin GSMH'ye oranı 23'e yükselmiştir.
    18-En yüksek dışarıya kaynak transferi:35 milyar Dolar
    2003-2006 yıllan arasında cari açığı finanse etmek için yurda giren sıcak para ve dış borçlanma için 35 milyar Dolar faiz ödenmiştir.
    19-En yüksek kredi kartı borçları:20 katrilyon
    2002 yılı sonunda kredi kartı borçlan 4 katrilyon TL idi.
    2006 yılında ise kredi kartı borçları 20 katrilyon liraya ulaşmıştır.
    20-En yüksek tüketici kredileri;44 katrilyon
    AKP iktidara geldiğinde tüketici kredileri 2 katrilyon lira civarında olup toplam kredi hacminin sadece % 6,3'ünü oluşturmaktaydı.
    2006 yılında tüketici kredileri 44 katrilyon liraya yükselip toplam kredi hacminin % 26,8'ini oluşturmaktadır.
    21-E n yüksek bankacılıkta yabancı payı: % 37
    AKP döneminde yabancı bankalar Türk bankalarının % 37'sini ele geçirmişlerdir. Yabancı
    bankalar Türkiye'de şube açmak yerine daha çok var olan bankaları satın almışlardır.
    Özelleştirme ve TMSF satışları ile mali sektör yabancıların kontrolüne geçmiştir.
    Bankaların yabancıların eline geçmesi demek Türkiye ekonomisinin yabancıların kontrolüne girmesi demektir.
    22-En yüksek İMKB'de yabancı payı: % 70
    AKP'nin iktidara geldiği 2002 yılı sonunda yabancıların İMKB'de işlem gören hisse senedi ve Devlet borçlanma senetlerine bağlanmış portföy yatırımları 6.362 milyon Dolardı. Yani İMKB'de yabancı payı, 3.450 milyon Dolan Hisse senedi, 3.579 milyon Doları da Devlet Borçlanma senedi olmak üzere toplam 6.362 milyon Dolardı.
    2006 yılı sonu itibariyle yabancıların borsadaki yatırımları; 34.892 milyon Doları hisse senedi, 26.019 milyon Dolan Devlet iç borçlanma senedi olmak üzere toplam 60.915 milyon Dolara ulaşmıştır.
    Yabancı yatırımcıların borsadaki payı % 70'e yükselmiştir. Yabancılar borsada hisse senedi
    satın alarak başta bankacılık olmak üzere bir çok şirketin kontrolünü ele geçirmişlerdir.
    23-En yüksek tarımsal üretimden kopuş; 1.280.000 kişi
    AKP döneminde tarım sektöründe istihdam edilen nüfus 1.280.000 kişi azalarak 6.809.000 kişiye düşmüştür.
    Aynı dönemde sanayi sektörü ise sadece 757.000 kişiye iş sağladığı için 523.000 bin kişi işsiz kalmıştır.
    24-En yüksek tarımsal ürün ithalatı: 24,4 milyar Dolar
    2003-2006 yıllan arasında 24,4 milyar Dolarlık tarımsal ürün ithal edilmiştir.
    2002 yılında ithalatın % 7'sini oluşturan tarımsal ürün ithalatı 2006 yılında toplam ithalatın % 10' unu aşmıştır. .
    25-En yüksek İŞSİZ sayışı; 4.321.000 kişi
    2002 yılı sonunda işsiz sayısı 3.484 bin kişi idi.
    2006 yılı sonunda resmi işsiz sayısı 2.344 bin, iş bulma umudunu kaybettiği işin iş aramaktan vazgeçenlerin sayısı 1.977 bin kişiye yükselmiştir. Böylece resmi rakamlardaki işsiz sayısı 4.321 bin kişiye ulaşmıştır.
    26-En yüksek TL cinsinden rantiye geliri: % 26
    AKP döneminde parasını Bonoya yatıranlar yıllık % 26, borsaya yatıranlar % 25,4 oranında reel gelir elde etmişlerdir.
    Dolar Kurunun sürekli düşmesi nedeniyle yurtdışından dolar cinsinden ülkeye gelip TL'ye çevrilerek borsa ve bonoya yatınm yapan yerli ve yabancı rantiyeciler; hem borsa ve bonodan hem de doların değer kaybetmesinden kazanmışlardır.

    27-En yüksek Dolar cinsinden rantiye geliri: % 85,5
    100 Dolan 2002 yılı sonunda 1.650.000 TL'den TL'ye çevirip 165 milyon TL'ye sahip olan rantiyeci bunu Hazineye borç vererek değerlendirdiğinde 2006 yılı sonu itibariyle; 409 milyon TL'ye sahip olacaktır. Bunu 2006 yılı sonu itibariyle 1.430.000 TL'den Dolara çevirdiğinde 286 Dolar edecektir. Yani 4 yılda 100 Dolarını 286 Dolara çıkartmış olacaktır. Bu da dolar bazında yıllık % 46,5 oranında gelir elde etmek anlamına gelmektedir.
    100 Doları 2002 yılı sonunda 1.650.000 TL'den TL'ye çevirip 165 milyon TL'ye sahip olan rantiyeci bu parasını borsaya yatırdığında 2006 yılı sonu itibariyle; 643 milyon TL'ye sahip olacaktır. Bunu 2006 yılı sonu itibariyle 1.430.000 TL'den Dolara çevirdiğinde 442 Dolar edecektir. Yani 4 yılda 100 Dolarını 442 Dolara çıkartmış olacaktır. Bu da yıllık % 85.5 oranında gelir elde etmek anlamına gelmektedir.
    28-En yüksek yabancıya kaynak aktarımı: 187 milyar Dolar
    2003-2006 yıllan arasında uygulanan yüksek reel faiz-düşük döviz kuru nedeniyle Türkiye ekonomisi 187 milyar dolar kaynak transfer etmiştir.
    Son 4 yılda ihracatı aşan ithalat nedeniyle dış aleme 152 milyar Dolar, dış borç faiz ödemesi ve kar transferi olarak 35 milyar Dolar dış aleme kaynak transfer edilmiştir.
    29-En yüksek faiz/enflasyon oranı(Enflasyona göre en yüksek faiz)
    Faiz hesaplamalarında asıl önemli olan enflasyon faiz farkıdır. AKP döneminde enflasyon hızla
    aşağı doğru çekildiği halde faizler aynı hızla düşmediği için enflasyon faiz farkı en düşük düzeye inmiştir.
    AKP iktidarında enflasyon/faiz farkı % 43'e inmiştir.
    Refah-Yol iktidarında bu oran % 89'idi. Yani AKP döneminde enflasyon ancak faiz oranlarının % 43'ü oranında olduğu için reel faiz yüksek kalmıştır. Halbuki Refah-Yol iktidarında enflasyon faizin % 89'u oranında olduğu için reel faiz doğal olarak düşmüş hatta bazı aylarda negatif olmuştur.
    30-En yüksek bankacılık gelirleri; 138 milyar Dolar
    2003-2006 yılları arasında bankacılık sektörü 197 katrilyon (yani 138 milyar Dolar) faiz,
    komisyon ve aracılık geliri elde etmiştir. Aynı dönemde GSMH ise 198 milyar Dolar artmıştır. Yani
    artan GSMH'nin yaklaşık olarak % 70'i bankacılık sektörünün faiz. komisyon ve aracılık gelirlerinden
    oluşmaktadır. Bu da artan Milli Gelirin % 70'inin bir avuç rantiyeciye gitmesine karşılık, artan Milli
    Gelirin sadece % 30'u 73 milyon halka ait olduğu için; MG artarken halk fakirleşmiştir.
    31-En yüksek vergi yükü: % 33,3
    AKP iktidara geldiğinde sosyal güvenlik kesintileri dahil toplam vergi yükü GSMH'nin % 31,3'ü idi
    AKP döneminde vergi yükü GSMH'nin % 33,3'e yükselerek Cumhuriyet tarihinin en yüksek oranına ulaşmıştır.
    32-En yüksek dolaylı vergi oranı: % 72
    Zengin ve fakirden eşit tutarda alındığı için adaletsiz olan dolaylı vergiler AKP döneminde temel vergi kaynağı haline gelmiştir.
    AKP iktidarından önce vergi gelirlerinin % 66,3 'ünü dolaylı vergiler oluştururdu. AKP iktidarında toplam vergi gelirlerinin
    % 72'si dolaylı vergilerden oluşmaktadır.
    33-En yüksek kapanan şirket sayısı: 8.996
    2002 yılında 3.495 adet şirket kapanmıştır. 2006 yılında kapanan şirket sayısı 8.996"ya yükselmiştir. Kapanan şirket sayısındaki artış % 157'dir.
    34-En yüksek protestolu senet sayısı: 1.177.910
    Protestolu senet sayısı 2006 yılında 1.177.910"a çıkmıştır.
    Ekonomik istikrarın en önemli göstergesi olan protestolu senet sayısı 2002 yılı sonunda 499.000 idi.
    Protestolu senet sayısındaki artış oranı % 136'dır.
    35-En yüksek karşılıksız çek sayısı: 1.144.740
    Karşılıksız çek sayısı 2006 yılında 1.144.740'a yükselmiştir. AKP iktidara geldiğinde karşılıksız çek sayısı 743.000 idi. Karşılıksız çek sayısındaki artış oranı % 54'dür.
    36-En uzun IMF denetim ve yönetimindeki dönem: 10 yıl
    Türkiye'nin 1946 da başlayan 60 yıllık sürede IMF gözetim ve denetimi altındaki en uzun dönemi 1998-2008 yıllan arasındaki 10 yıllık dönemdir. 1980-88 yılları arasındaki en uzun IMF gözetim ve denetimindeki süre, AKP iktidarında 10 yıla çıkartılmıştır. ANAP iktidarından sonra tüm iktidar süresini IMF gözetim ve denetiminde geçiren tek parti iktidarı AKP iktidarı olmuştur.

    AKP Hükümeti kendinden önceki Ecevit Hükümetinin IMF ile yaptığı Stand-by anlaşmasını aynen uygulamış ve bu anlaşmanın süresi bitiğinde Mayıs 2005'de IMF ile yeni bir Stand-by anlaşması yaparak 2008 yılına kadar ekonominin yönetim ve denetimini IMF'ye devretmiştir.

    37-En yüksek kısa vadeli dış borçlanma: 44 milyar Dolar
    AKP'nin iktidara geldiği 2002 yılı sonunda ülkenin toplam kısa vadeli dış borç stoku 16 milyar Dolar olup, toplam dış borç stokunun % 14,5'i oranındaydı.
    2003-2006 yılları arasında dış borçlanmada ağırlığın kısa vadeli borçlanmaya verilmesi sonucu 2006 yılında kısa vadeli dış borç stoku 44 milyar Dolara yükselip toplam dış borç stokunun % 22,7'sine ulaşmıştır.
    38-En yüksek özel sektör pozisyon açığı: 45 milyar Dolar
    2006 yılında özel sektörün dış borç stoku 65 milyar Dolara pozisyon açığı da 45 milyar Dolara ulaşmıştır. Yani özel sektörün elindeki dövizler ile döviz cinsi borçları arasındaki fark 45 milyar Dolara yaklaşmıştır.
    2002 yılında özel sektör 37 milyar Dolar dış borç ve 26 milyar Dolar dış pozisyon açığınasahip idi
    39-En yüksek yabancı mevduat: 24 milyar Dolar
    Uygulanan yüksek reel faiz ve düşük döviz kuru nedeniyle, Türkiye uslular arası sermaye için en cazip ülkelerden biri haline gelmiştir. 2006 yılında yabancıların Türkiye'deki bankalarda bulunan mevduatı 24 milyar Doları aşmıştır.
    40-En fazla açlık sınırı altındaki kişi sayısı: 1.870.000 kişi
    Resmi rakamlara göre 1.870 bin kişi açlık sınırının altındadır. Yani aylık 143 milyon liralık gelire sahip değildir.
    41-En yüksek yoksulluk sınırı altındaki kişi sayısı: 58.724.000 kişi
    Nüfusun % 82'si aylık 363 milyon liralık gelirin altında olduğu için yoksulluk sının altındaki kişi sayısı 58.724 bin kişidir.
    42-En düşük yatırım kredileri/toplam kredi oranı: % 5,6
    2002 yılı sonunda yatınm kredileri toplam kredi hacminin % 7,7'sini oluşturuyordu.
    AKP iktidarı döneminde bankacılık sektörünün ağırlıklı olarak tüketimi finanse edici kredi kartı ve tüketici kredilerine yönelmeleri sonucu 2006 yılında % 5,6'ya düşmüştür.
    43-En düşük kamu personeline bütçeden ayrılan pay: % 21
    AKP dönemine kamu personeline bütçeden ayrılan pay % 21'e düşmüştür.
    Halbuki Ecevit döneminde bile bu oran % 21,l'idi.
    Aynı oran Refah-Yol Hükümeti zamanında % 26'idi. 44-En düşük ihracat/ithalat oranı: % 61
    2002 yılı sonunda ihracatın ithalatı karşılama oranı % 70 idi. Yani yapılan ithalatın % 70'i ihracat gelirleri ile karşılanmaktaydı.
    2006 yılına geldiğinde ihracatın ithalatı karşılama oranı % 61'e düşmüştür.
    45-En düşük kamu vatınm/GSMH oranı; % 1,4
    Kamu yatırımlarının GSMH içindeki payı % 1,4'e inmiştir.
    Halbuki bu oran Refah-Yol Hükümetinde % 2,2'idi.
    46-En düşük tarımsal desteklemeler/GSMH: % 0,7
    Tarımsal desteklemelerin GSMH içindeki payı binde 7 gibi çok düşük bir düzeye inmiştir.
    47-En düşük yatırım/bütçe giderleri: % 5
    Kamu yatırımlarına bütçeden ayrılan pay % 5'e inmiştir.
    Bu oran 1999-2002 yılları arasındaki Ecevit Hükümeti döneminde bile % 6 oranındaydı.
    Aynı oran Refah-Yol Hükümetinde % 8 idi,
    48-En düşük tasarruf düzeyi; % 16,6
    AKP döneminde vatandaşların satınalma düzeyi ve gelirleri sürekli gerilediği için; tasarruflarm GSMH'ye oranı % 16,6'ya düşmüştür. Bu oran en düşük tasarruf oranıdır. Tasarruf oranının düşmesi, yatırımlara yönelecek kaynakların azalttığı gibi yurtdışına bağımlılığı da artırmıştır.
    1999-2002 yıllan arasında tasarrufların GSMH'ye oranı yani GSMH'nin tasarruf edilen kısmı % 19,2 idi.
    Refah-Yol döneminde tasarrufların GSMH'ye oranı % 21,3 idi.
    49-En düşük reel döviz kuru: % 60,2
    AKP'nin iktidara geldiği Kasım 2002 tarihinde Dolar kuru 1.650.000 TL idi. 2003-2006 yıllan arasında toplam enflasyon % 53 oranında olduğu için, Dolar kuru enflasyon kadar artsaydı bile 2006 yılı sonunda Dolar kurunun en az 2.524.500 TL olması gerekirdi. Halbuki yüksek reel faiz-düşük döviz kurunun teşvik ettiği sıcak para girişi nedeniyle ülkede yapay bir döviz bolluğu oluşmuş ve Dolar kuru 2006 yıli sonu itibariyle 1.420.000 TL olarak gerçekleşmiştir.
    Merkez Bankası hesaplamalanna göre TÜFE bazlı reel efektif döviz kuru Kasım 2002'de 123,7 iken 2006 yılı sonu itibariyle 160,2'ye yükselmiştir. Yani döviz kuru % 60,2 oranında değer kaybetmiş ve olması gereken değerin % 60,2 oranında altına düşmüştür. Bu oran 1980 sonrası en düşük reel döviz kuru oranıdır. Reel döviz kurunun bu denli düşük tutulması, ithalatın patlamasına ve dış ticaret açığı ile cari açığın kontrol edilemez düzeylere yükselmesine yol açmıştır.
    50-En düşük reel ücretler; % 23 oranında düşüş
    AKP döneminde yaşanan ekonomik büyümeye rağmen ücretler enflasyon kadar artırılmadığı için reel ücretler sürekli gerilemiştir. 2003-2006 yıllan arasında kişi başına üretimin % 35 oranında artmasına karşılık, ücretlilerin reel gelirleri % 23 oranında gerilemiştir. Enflasyondaki düşüş ve ekonomik büyüme, çalışanlann gelirlerini artırmak yerine geriletmiştir.
    Hayatınızın Anlamı MİLLİ GÖRÜŞ

  14. #14
    Ali BEŞYILDIZ kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Sat Mar 2007
    Konum
    Yolların kesiştiği Yer
    İletiler
    1,937
    Blogdaki Konular
    3
    AKP İKTİDARININ 100 KARASI

    1-Milli görüş gömleğini çıkarttık, artık biz değiştik demeleri
    2-Bütün değerlerimizden vazgeçtik, reel politika yapacağız demeleri,
    3-İnsan hak ve hürriyetleri ihlallerinin artarak devam etmesi,
    4-Kanun değişikliği ile kilise evlerinin açılmasına vesile olması,
    5-Başörtüsü konusunda ben risk alamam deyip meseleyi halletmemesi,
    6-Özel dershane ve ehliyet kurslarına dahi baş örtü yasağının getirilmesi.
    7-YÖK kanununda devamlı geri adım atmış olması,
    8-Başbakanın dünya güzeli Azra AKIN' ı Davos' a götürüp defile düzenletmesi,
    9-Fatih Sultan Mehmet'in emaneti Ayasofya’da müzikli danslı konser verilmesi,
    10-Kuran kursları engelleniyorken, kilise açılışlarının yapılması.
    11-Başbakan, kızının nikâhına Hıristiyan şahit göstermesi,
    12-İslam kul ile ALLAH (cc) arasındadır vicdan işidir diyerek basite indirgenmiş olması,
    13-İslam medeniyeti batı medeniyetine yenilmiştir demeleri,
    14-Domuz ve at etinin kırmızı etten sayılması kararnamenin yayınlanması,
    15-Ezan sesinin kısılması ve tek yerden okunması,
    16-Kuran kurslarının 15 yaş sınırlamasını kaldırmamaları ve ceza getirmeleri,
    17-Mabetleri, eğlence yerleri ile olan mesafe farkının kaldırılması,
    18-Mardin'de AKP milletvekilinin şarap fabrikasının açılışını yapması,
    19-Meslek liselerinde kat sayı sorununu çözmemeleri,
    20-Zinanın suç olmaktan çıkarılması, fuhuşun yaygınlaştırılması.
    21-Dışişleri bakanı eşinin, insan hakları mahkemesine, başörtü başvuru dilekçesini geri çektirmesi,
    22-AİHM' de başörtü layık düzene tehdittir diyerek savunma yapmaları,
    23-Hac ücretinin 1700$ iken, 2100$(1840euro'ya)çıkarılması,
    24-Misyoner faaliyetlerine kanun düzenleyip gençlerimizi tuzaklarına düşürmesi,
    25-Terörün yeniden hortlamış olması,
    26-Meclis başkanı B.A rotaryan kulübünde ALLAH (cc) sayısını arttırsın demesi,
    27-Devlet konuk evinde CFR Yahudi toplantısını yapmış olmaları,
    28-Hatay'da diller arası diyalog altında dünya papazlarını toplamış olması,
    29-Şanlı medeniyetimizin yok sayıp AB Çağdaş medeniyet projesidir demiş olmaları
    30-Güney Doğuda Kürt sorunu var demiş olması,
    31-Dinler parkı, dinler bahçesi, dinler adası, diye kiliselerin açılması,
    32-Van ermeni papazının AKP iktidarından memnunuz basın açıklaması,
    33-Ilımlı İslam modeli ile inançlarımızın sulandırılması çalışmaları,
    34-Peygamberimize yapılan çirkin karikatürlü saldırılara sessiz ve tepkisiz kalmaları
    35-Milletin tasfiye ettiği derviş yasalarına ve programına aynen devam etmesi,
    36-İthal malların yurda sokulması ile yerli üreticisini perişan etmesi,
    37-Şehit kanlarıyla alınan ata yadigârı topraklarımızın yabancılara satılması,
    38-Yabancı sermaye yatırımı için değil hazır tesisleri alıyor olmaları,
    39-Stratejik tesislerin kar etse dahi yabancılara peşkeş edilmesi,
    40-İMF ile 2 yıllık anlaşma daha yapmış olmaları,
    41-İMF emri ile akaryakıt vergisi %76'ya çıkarmış olması,
    42-Dünyada en pahalı akaryakıtı kullanıyor olmamız,
    43-KDV, ÖTV, TAV vergilerinin ağırlaşmış olması,
    44-Tarım bakanı Çiftçilere gözünüzü toprak doyursun demesi,
    45-Başbakanın iş isteyen gence taşı sık suyunu iç demesi,
    46-Ben ülkemi pazarlıyorum demeleri''bir dünya gerçeğidir''demiş olmaları,
    47-Tüpraş' ın bir milyarlık satışını Yargıtay bozduktan sonra, 4 milyar'a satılmış olması,
    48-Yatırımlarımızı ve topraklarımızı babalar gibi satacağım diyen maliye bakanlığının ifadesi,
    49-Ücret tespitlerinin tamamını İMF' in belirlemesi,
    50-Hizmet kurumları olan TMO, Tekel, DSİ, köy Hizmetlerini kapatmış olmamaları,
    51-Yabancılara her bölgede köy almaya kadar uzanan mülk alışları,
    52-Başbakanın Çitçiye''ananı al git lan'' demesi,
    53-Hasat sezonunda yurt dışında tarım, gıda mamulleri ithal ederek üreticisinin zarar ettirilmesi,
    54-Dış ticaret açığı ve bütçe açığının ekonomiyi tehdit ediyor olması,
    55-AKP iktidarının 3 yılda iç ve dış borcumuzu ikiye katlamış olması,
    56-Emekli iş yeri açana maaşlardan kesinti yapması,
    57-Harran ovasında İsrail-Ege'de Yunan-Akdeniz'de İngiliz ve Fransız Doğuda Ermenilerin mülk almaları,
    58-Alım gücü olmadığından düşen fiyatlarda her şeyi ucuzlatıyoruz demogojisi yapması,
    59-Yanlış tarım politikaları yüzünden hissedilir şekilde köylerden göç olması,
    60-Tarımın yavaş yavaş bitiriliyor köylünün yok ediliyor olması,
    61-Yeni oto satılacak diye piyasadan plansız eski arabalar çekilmesi nedeniyle küçük Sanayinin çökmesi, neticesinde Mustafa KOÇ 7yılda beklediğimiz karı 2 yılda kazandık açıklaması,
    62-Ülke borçlarını 213 milyar Dolardan 385 milyar Dolara çıkarılmış olması,
    63-Belediye gelirleri için park parası, tabela ve çeşitli vergilerin getirilmiş olması,
    64-Biz iktidarın yerli araba, yerli kamyon, yerli traktör, elektronik ve bilgisayar ileri teknoloji oluşturmak fabrikalar kursunlar diyoruz oysa iktidar babalar gibi sattı Milli eğitim kalmadı, milli savunma sanayi yok, milli kanunda kalmadı, bu gidişi görmeyişleri,
    65-Ürettiğini satamayan çiftçi, Bağkur' unu ödeyemeyen esnaf, Kredi kartı borcunu ödeyemeyen maaşlı, İş bulamayan gençlik, Bunalımlarla yaşanan intiharları görmeyip duyarsız kalışları, Çare ve çözüm sunamayışları, Reklâmla medyayla halkı oyalayışları.
    66-Güvenoyu almadan bile iki ay gibi süreyi AB'ye gidip gelmelerle geçirmeleri,
    67-ABD'ye gidip Yahudi teşkilatından cesaret ödülü almış olması,
    68-Çözümsüzlük çözüm değil diyerek Kıbrıs'ı pazarlık konusu yapmış olması,
    69-Kıbrıs'ın savunucusu Denktaş'a babasının malınımı vermeyecek demiş olması,
    70-Annan planına referandumda evet demiş olması,
    71-ABD başkanı haçlı seferi başlatıyorum dediğinde, ABD' ye taraf olması,
    72-Irak savaşında ABD haçlı ordusuna, kara, hava limanlarımızı kullanıma açmaları,
    73-Afganistan'a Türk askerinin gönderilmiş olması,
    74-Savunma bakanı işgal gücü uçaklarına Türkiye'den 4300sorti müsaade edildiğini itiraf etmeleri,
    75-Bu milletin tarihinde ilk defa Türk askerinin başına çuval geçirilmesi,
    76-Konya ovasını sulamak yerine Manavgat suyunu İsrail'e satması,
    77- 22 ülke sınırlarını değiştireceğiz diyenlere yoldaş olmaları,
    78-ABD'nin ilan ettiği 22 ülkeyi içine alan BOP. Projesine dönem başkanlığını kabul etmeleri,
    79-İslam ülkelerine seslenerek rejimlerimizi değiştirin ya da Irak'ın başına gelenler başınıza gelir demeleri,
    80-Başbakanın Irakta işgalci askerlerine sağ selim evlerine dönmeleri için dua ediyorum demiş olması,
    81-Papa heykeli önünde fütursuzca imza atması,
    82-İsrail'e giden T.C.'in ilk başbakanı sıfatı giymiş olmaları,
    83-Millet menfaatine değil, AB ve ABD menfaatine yasalar yapmış olması,
    84-Leyla ZANA ve arkadaşlarını AB emri ile dışarı serbest bırakmaları,
    85-Avrupa birliğinin ermeni soykırımına tanımasına tepkisiz kalması,
    86-AB'nin Kıbrıs'ı tek devlet olarak, Rumları tanımasına seyirci kalması,
    87-İran ve Filistin lideriyle görüşmeyip papayı davet etmeleri,
    88-Dün Kıbrıs'ta karşımıza Yunan ve Rum vardı, şimdi 25 ülke tehdidine karşı karşıyayız,
    89-PKK terörü için sınır ötesi harekât yapıyorduk. Şimdi karşımızda ABD güçleri var,
    90-Dün, Ermeni’yi bir ülke sınırı yapıldı diye tanıyordu, şimdi 30'a yakın ülke tanıyor,
    91-Dün 15 günde 15 yasa istiyor ve dayatıyordu, şimdi tamamını değiştirin diye dayatıyorlar,
    92-Dış işleri bakanının İsrail ziyareti öncesi, Filistin kurtuluş Örgütünün Lideri Şeyh Yasin'in öldürülmesi,
    93-AB için hep taviz veren Türkiye oldu diye Dış İşleri Bakanı’ndan açıklama yapılması,
    94-İnatla AB'yi kast ederek sözüm ona medeni toplulukta yerini alacaktır açıklaması,
    95-Komünist ülkeleri bizden 30 yıl sonra AB'ye üye almalarını kavrayamayışları
    96-T.C.' ni oyalayarak ülkemizi sömürmek, takatsiz bırakmak, ülkemizi bölmenin eşiğine getirmeyi mevcut iktidarın görmeyişi,
    97-Merkez sağ partiyiz, muhafazakârız liberal ve değişik görüşlerle, programsız olmaları,
    98-Ülkemizde yabancıların Hükümet'e direktifler vermiş olmaları, Madem Hıristiyanlar' la beraberlik arzuluyoruz Eyyüp Ensari Hz. Neden İstanbul'a geldi. Alparslan neden Malazgirt Savaşını yaptı. Fatih neden İstanbul'u fethetti. Bu millet İstiklal Savaşını neden yaptı. Boşuna mı şehitler verildi? Ve ihanet yapılıyor olası...
    99-Ermeni soykırımını tanıyacaksın, Rum’a egemenlik vereceksin, Kürt ve Alevilere azınlık statüsü vereceksin Fırat ve Dicle'yi uluslar arası kuruluşlara devredeceksin gibi onur kırıcı tabirleri duymayışları,
    100-Ya bu hadiseler yaşanmıyor ya da birileri görmüyor. Kamuoyuna sunulur.
    Hayatınızın Anlamı MİLLİ GÖRÜŞ

  15. #15
    Ali BEŞYILDIZ kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Sat Mar 2007
    Konum
    Yolların kesiştiği Yer
    İletiler
    1,937
    Blogdaki Konular
    3
    “AKP İLKLERİN İKTİDARI OLACAK” DEDİLER
    DOĞRU ÇIKTI !


    1)İlk kez Cumhuriyet tarihindeki toplam borçtan daha fazla borç yapıldı.
    2)İlk kez dış ticaret açığı rekor seviyeye ulaştı.
    3)AKP iktidara gelmeden 1.5 milyar dolar olan cari açık, ilk kez AKP döneminde 30 milyar dolara fırladı.
    4)İlk kez işçiye “Sıfır Zam” önerildi.
    5)İlk kez üyelerinin tamamı üniversite mezunu olan Diplomalı İşsizler Derneği kuruldu.

    “TÜRKİYE REFORMLAR ÜLKESİ OLACAK” DEDİLER
    DOĞRU ÇIKTI!

    1)Avrupa Birliği'nin istediği reformlar hemen uygulamaya konuldu.
    2)Misyonerlerin çalışmalarını kolaylaştıran yapısal reformlara gidildi.
    3)Her evin altına kilise açılmasına imkan tanıyan yasal düzenlemeler yapıldı.
    4)AB reform istiyor diye nüfus cüzdanlarından din hanesi çıkarıldı.Ama Milletin istediği reformlar unutuldu.YÖK reformu yapılmadı.
    5)Meslek lisesi öğrencilerine yönelik katsayı haksızlığı giderilmedi.
    6)Üniversite kapılarında yaşanan başörtüsü dramı bitirilmedi.
    7)Kur'an öğrenimini yasaklayan engeller kaldırılmadı.

    “DEVLETİ EKONOMİDEN ÇEKECEĞİZ ” DEDİLER
    DOĞRU ÇIKTI!

    1)POAŞ, TÜPRAŞ, ERDEMİR, TÜRK TELEKOM... Bugün milyarlarca dolar harcanarak kurulması mümkün olmayan milli ve stratejik tesisler yok pahasına satıldı.
    2)Özelleştirmeden elde edilen bütün gelir, Türkiye'nin üç aylık faiz ödemesini karşılamaya yetmedi.
    3)Halen Türkiye'nin Milli Varlıkları satışları üzerine oyunlar dönüyor.

    “ BİZ DEĞİŞTİK” DEDİLER DOĞRU ÇIKTI!
    1)IMF karşıtıydılar, en hızlı IMF'ci oldular. Cumhuriyet tarihinin en ağır stand-by anlaşmasını imzaladılar.
    2)AB karşıtıydılar, Cumhuriyet tarihinin en AB'ci Hükümeti oldular.
    3)Şehit kanıyla alınan Kıbrıs'ı "müzakere tarihi" karşılığı vermekten çekinmediler.
    4)Amerikan karşıtıydılar. Amerikanın stratejik ortağı oldular.BOP Eşbaşkanlığı'nı üstlendiler.
    5)Irak'ta her gün binlerce sivil öldürülürken, onlar Amerikan gazetelerinde ABD askerlerinin sağlığı için dua ettiler. ABD askerlerini demokrasi şehidi ilan ettiler.
    6)İsrail karşıtıydılar. İsrail dostu oldular. İsrailli yetkililer için kırmızı halılar sererken, Hamas yetkilileri ile görüşmekten kaçtılar.

    “YABANCI SERMAYEYİ GETİRECEĞİZ” DEDİLER DOĞRU ÇIKTI!
    1)Ülkedeki kaynağı belirsiz sıcak para miktarı rekor seviyeye çıktı. Yabancı sermaye tarihin en ucuz ve en şaibeli alımlarını yaptı. Bütün büyük kuruluşlarımız, bütün büyük bankalarımız yabancıların eline geçti. En büyük bankalarımızdan biri Yunan Milli Kilisesi'nin ortak olduğu bir Yunan bankasına satıldı.

    Size AKP’nin dört yıllık iktidar fotoğrafını gösterdim.
    Türkiye’nin gündeminde neler var, AKP hükümeti nelerle meşgul.
    AKP Türkiye gündemini görmüyor, anlamıyor ve yönetemiyor.

    Her ne kadar holding medyaları vasıtasıyla yoğun propagandalar yapılıp,halka umut pompalanıyorsa da , artık mızrak çuvala sığmıyor .Halkımız artık AKP ve AKP hükümetinden ümidini büyük ölçüde kesmiş durumdadır.Bu sıkıntılar karşısında aziz milletimiz , 54 . Hükümet dönemini ve bu hükümetin başarılarını hasretle hatırlatmakta , Erbakan Hoca başta olmak üzere Milli Görüşü kadrolarına şükran duyguları ile anmaktadırlar.


    PEKİ ÇÖZÜM NE ? ÇÖZÜM MİLLİ GÖRÜŞ

    1)Milli nizam-Milli selamet -Refah-Fazilet ve Saadet Partisi dönemlerinde Bütün engellemelere, bütün yasaklamalara rağmen bu ülkedeki tüm güzel işlerin hamurunda bizim alınterimiz, toprağında bizim izimiz var.
    2)Milli Görüş'ün tek ve gerçek temsilcisi olarak 40 yıllık tecrübemizle; yeniden geliyoruz.
    3)Edirne'den Kars'a dumanı tüten tüm fabrikaların temelinde Milli Görüş'ün hara var. TEMSAN; TAKSAN, TÜMOSAN Bizim...
    4)Balıkesir'den, İzmit'e SEKA kağıt fabrikaları...Sakarya'dan, Erzincan'a Şeker fabrikaları Bizim.
    5)Satmak için değil, ağır sanayi hamlemizle; yeniden yapmak için geliyoruz.
    6)IMF ile masaya oturulmayan, stand by imzalanmayan, tek kuruş borç alınmayan dönem bizim.
    7)İşçiye, memura, 100 alırken 210 verilen dönem bizim.
    8)Çiftçiye, emekliye 100 alırken 300 verilen dönem bizim.
    9)Fakir fukaranın en fazla gözetildiği dönem bizim. Milletin zenginliklerini yine millete veren bağımsız ekonomi politikamızla ve havuz sistemimizle geliyoruz.
    10)Devletin resmi rakamlarına göre uyuşturucu kullanımı ilköğretim sıralarına kadar düştü. Artık çocuklarımızın cebinden kalem yerine sustalı bıçaklar çıkıyor. Hırsızlık, fuhuş, kapkaç bugüne kadar yaşanmamış boyutta arttı. Huzur dolu bir toplum için "Önce Ahlak ve Maneviyat" diyerek geliyoruz.
    11)Açız diye bağıran çiftçiye; "Gözünü toprak doyursun" demeye değil... İşsizim diyen gence; "Git taşı sık" demeye değil... Binlerce başörtülü kızımız okul kapılarında ağlarken, "Türban yüzde 1.5'un sorunudur" demeye değil...
    12)Milletin her derdini, kendine dert edinen yüreğimizle, halk'a hizmet hakka hizmet inancımızla geliyoruz.
    13)AB'ye,ABD'ye uydu olmaya değil. Büyük Ortadoğu Projesine taşeronluk yapmaya, Brüksel'de el pençe divan durmaya, Roma'da Avrupa Anayasası imzalamaya değil...
    14)İstanbul'da kurduğumuz D-8'imizle lider olmaya geliyoruz.
    15)Limanlarımızı, Rum gemi ve uçaklarına açmaya değil, Kıbrıs'ımızı yeniden kurtarmaya geliyoruz.
    Hayatınızın Anlamı MİLLİ GÖRÜŞ

  16. #16
    Ali BEŞYILDIZ kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Sat Mar 2007
    Konum
    Yolların kesiştiği Yer
    İletiler
    1,937
    Blogdaki Konular
    3
    BAŞBAKAN ERDOĞANIN SÖYLEDİĞİ SÖZLER VE ÖNEMLİ KONULARDAKİ DÜŞÜNCELERİ


    - İşsize : İş aslanın ağzında taşı sık suyunu çıkar.İşsizlik dünyanın problemi.

    - İşçiye : Türkiye'yi yalnız siz mi temsil ediyorsunuz.Dışınızda 5 milyon işsiz var. Canım kardeşim İş bulmuşsun daha ne istiyorsun.

    - Memura : Meydanlar boş hakkınızı arayın.

    - Çiftçilere : Bu millet size mi bakacak? Bir kesimi sübvanse edelim diye diğerini mağdur edemeyiz

    - Çiftçi borçları için af isteyen vatandaşa: Yok öyle yirmi beş kuruşa simit

    - Su paralarından yakınan vatandaşa: Tasarruf yapın, suyu az için Sizde herşeyi bedava istersiniz.

    - Doktorlara : Türkiye’de eğtim yok,sadece öğretim var.Doktoru bile iğne yapmaktan aciz.Delik deşik eder sizi hala damarı bulamaz.

    -Parası olmadığını söyleyen yurttaşlara :
    Sizin yastık altınızda mutlaka vardır.

    -Hak arayan (meslek liselerinin mağduriyetinin düzeltilmesiyle ilgili) :
    Bedel ödemeye hazır değilsiniz,bende hazır değilim.

    -Şehir içi düzenleme isteyen vatandaşa : Şehir içine başbakan değil,belediye başkanı bakıyor.Her yere başbakan bakacak derseniz,ondan sonra başbakanın kendine bakacak hali kalmaz

    -Kişisel talepler üzerine : Biz ormanı konuşuyoruz sen bir ağacı konuşuyorsun.Orman yanarken bir ağaç konuşulur mu?

    -Artık şehit cenazesi görmek istemiyoruz diye tepkisine söyleyen vatandaşa : Askerlik yan gelip yatma yeri değildir.

    Mağdur oldukları söyleyen banka zedelere: Paranı bana mı verdin, kime verdiysen git ondan iste
    Yakınına iş isterken ki yetimim var” diyen bir vatandaşı : Benim de 70 milyon yetimim var” diyerek azarlıyor.

    Baykal’a: "Adam okusa, nelerin pazarlanacağını bilir."
    "Bunların dünyadan haberi yok. Bekâra karı boşamak kolay."
    "Milliyetçilik havasında gezip afra tafra atıyorsunuz."
    "Bunlara sorun, hayatında bir koyun güttün mü?"
    Avusturya’nın Ankara Büyükelçisi’ne: "Senin başbakanınla görüştüm, haberin var mı? Bir daha böyle siyaset yaparsanız yanarsınız! (Yanıt almayınca): Fazla içmedin değil mi?"
    YÖK Başkanı’na, kafasını göstererek: "Burası basmıyor. Hayatta iki koyun gütmediği için bunu kavrayamıyor."
    Muhalefet partilerine: "Dur dinle be! 9 ay 10 gün be."
    "Akılları basmaz. Bana da frikik attırıyorlar. İyi frikik atarım."
    "Ben halkımın dilini konuşuyorum. Halkımın dili argoysa ben argo konuşurum. Beni gaza getirmeye çalışıyorlar."
    "Kıbrıs elden gidiyor diyorlar. Ne gidiyor be?"
    "Sanki meslek liselilerin hepsi imam hatipli anasını satayım."
    Kayseri’de Deniz Baykal’a hitaben mikrofonlara:
    "Lan oğlum, Maliye Bakanı’ndan niye bu kadar korkuyorsun? Niye korkuyorsunuz oğlum?"
    Mersin’de Çiftçi vatandaş Kemal Özcan kendisine hitaben "Çiftçinin hali ne olacak, hangi yüzle geliyor buraya" diye yüksek sesle soruyor:
    “Gel buraya, artistlik yapma”
    "Artistlik yapmıyorum, lütfen hakaret etmeyin."
    "Böyle bağırılmaz... Lan bana anayasayı öğretme. Terbiyesizlik yapma lan."
    "Lan mı?"
    "Evet."
    "Canın sağ olsun."
    "Şu anda çiftçiye ne verildiğinin farkına mısın?"
    "Benim mahsulüm öldükten sonra mı? İki senedir anamız ağladı."
    "Haydi, anan ağlasın, baban ağlasın. Ananı al git buradan."

    Bir başbakanın görevi milletin, halkın refahını sağlamaktır. Onları azarlamak değil. Görevi insan kesimlerinin refahını sağlamak olan bir başbakanın bu azarları ne kadar başarılı olduğunun göstergesidir.
    Hayatınızın Anlamı MİLLİ GÖRÜŞ

  17. #17
    Ali BEŞYILDIZ kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Sat Mar 2007
    Konum
    Yolların kesiştiği Yer
    İletiler
    1,937
    Blogdaki Konular
    3
    EKONOMİK VE SOSYAL DURUM HAKKINDA TESBİTLER VE ÇÖZÜMLER
    MANEVİ TAHRİBAT VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
    Cevat Ayhan



    Vatandaş KDV, ÖTV, stopaj, harç ve gelir vergisi öder. Bunlar vatandaşa hizmet olarak dönecek yerde rantiyeye, faize gider. Fakirliğin yoksulluğun, işsizliğin temel sebebi budur. Bu faizler; halkın sofrasından alınan dilimlerle ödeniyor.

    REFAH-YOL hükümetinden sonraki ANAP, DSP, MHP ve AKP hükümetleri döneminde uygulanan ekonomi politikaları ile gelir dengesi bozulmakta, sermaye belli ellerde toplanmakta, halk fakirleşmekte, işsizlik ve yoksulluk yaygınlaşmaktadır. REFAH-YOL hükümetinin uyguladığı havuz sistemi, kaynak paketleri ve milli ekonomi terk edildiği için milletimiz büyük sıkıntıya düşmüştür.

    Halktan toplanan vergiler faiz olarak rant çevrelerine aktarılmaktadır. 1983 – 2006 döneminde, devlet bütçesinden ödenen faiz 400 milyar dolardır. Son on yılda ödenen faiz 317 milyar dolar. Son beş yılda ödenen faiz ise 182 milyar dolardır. Yıllık ödenen faiz 40 milyar dolar mertebesindedir. Her aile başına yılda ödenen faiz 3.000 dolar mertebesindedir.

    Faizler herkesin ödediği vergilerden gitmektedir. Vatandaş KDV, ÖTV, stopaj, harç ve gelir vergisi öder. Bunlar vatandaşa hizmet olarak dönecek yerde rantiyeye, faize gider. Fakirliğin yoksulluğun, işsizliğin temel sebebi budur. Bu faizler; halkın sofrasından alınan dilimlerle ödeniyor.

    Faize giden paralar yatırım ve üretime kullanılabilse her yıl ilave 400.000 kişinin çalışacağı işyerleri açılır.

    REFAH-YOL, Erbakan, hükümetinde kaynak paketleri ve havuz sistemi uygulanıp rantiyeden, faizden kesilip, çiftçi, köylü, memur, işçi ve esnafa, emekliye verilmişti. Herkesin hakkı verilmiş, halkın yüzü gülmüştü.

    REFAH-YOL’dan sonra halk ezilip rantiye beslendi.

    REFAH-YOL’dan sonra gelen ANAP, DSP, MHP ve AKP hükümetleri döneminde çalışanların reel ücretleri azaltılmıştır. REFAH-YOL döneminde asgari ücretle 42 adet mutfak tüpü alınıyordu. Bu ANASOL-M hükümetinde 7 tüpe düştü. Bugün AKP hükümetinde 11 tüp alınabiliyor.

    Son yıllarda işsizlik artmaktadır. Daha önce işsizlik oranı yüzde 6 – 7 mertebesinde iken IMF programları ile yüzde 10-12 mertebesine yükselmiştir. Bilhassa eğitimli gençler işsizdir.

    ANAP, DSP ve MHP hükümetlerinde olduğu gibi AKP döneminde de rantiye medyasının meddahlığının tersine, halk fakirleşmekte, işsizlik, yoksulluk artmaktadır.

    İşsizliğin sebebi takip edilen ekonomi politikalarıdır. Daralan iç talep, bastırılmış düşük döviz kuru ve artan maliyetler sebebi ile yerli üretimin rekabet kabiliyetini kaybetmesi, bunun neticesinde ithal malların iç pazarı ele geçirmesi, fabrikaların kapanması veya yurt dışına taşınması, yerli sermayenin dışarı kaçması neticesinde işsizlik de artmaktadır.

    İşsizlik fonunda birikmiş 24 katrilyon lira mertebesinde kaynak istihdamı geliştirecek projeler için kullanılması gerekirken bu yapılmamakta faiz ödemelerinde kullanılmaktadır.

    Maddeci eğitim, manevi tahribat ve ahlaki çöküntü toplumu bir taraftan israfa yöneltirken, diğer taraftan eline fırsat geçenler hak, hukuk tanımadan her türlü yolsuzluğu yapmaktadır. Siyasi güç kullanılarak kamu kaynaklarının yağmalanması, rant paylaşımı öne çıkmaktadır. Yolsuzluklardan millet bunalmıştır. Siyasi güç kullanılıp bu yağma devam ettirilmektedir. Bütün hükümetlerin bakanları yolsuzluk sebebiyle yüce divana sevk edilirken, Milli Görüş’ün REFAH iktidarı tertemiz kalmıştır.

    Banka hortumları, ihale yolsuzlukları, kayırma ve nüfuz kullanmalar, yolsuzluklar millete ızdırap vermektedir. Halkın ödediği vergiler millete hizmet olarak dönecek yerde faize, israfa ve yolsuzluğa gitmektedir. Ahlaki çürüme, kokuşmuşluk her tarafı sarmıştır. Yüzlerce katrilyon lira yolsuzluklara gitmekte, devletin hazinesi, milletin kesesi boşalmaktadır.

    Yolsuzluk üçgeninde millet soyulmaktadır. Bu üçgenin köşelerinde hortumcu, yüksek bürokrat ve siyasetçi oturmaktadır. Siyasi gücün ahlak ölçülerini kaybetmesi toplumun, kurumların, iktisadi ve sosyal yapının tahribine sebep olmaktadır.

    AKP Anayasayı değiştirecek gücüne rağmen bu düzeni değiştirecek bir irade ortaya koyamamaktadır.

    REFAH-YOL hükümetinden sonra takip edilen ekonomi politikaları Türkiye’yi borç – faiz batağına soktu. Bugün Türkiye’nin iç borcu 31 Aralık 2006 tarihi itibari ile 251 milyar YTL, dış borcu 30 Eylül 2006 tarihi itibari ile 198 milyar dolardır. Bunun 114 milyar doları özel sektör dış borcudur. Dolar kuru 1,412 YTL alınırsa iç ve dış borç toplamı 525 milyar YTL olmaktadır. 2005 yılı Milli geliri GSMH 485 milyar YTL olduğuna göre borçlar milli geliri aşmıştır.

    REFAH-YOL hükümeti bıraktığında İç borç 13 milyar YTL, dış borç 29 milyar dolar idi. REFAH-YOL hükümeti kaynak paketleri ve havuz sistemi ile kendi kaynaklarımızı harekete geçirip borçlanmayı ve faiz ödemelerini azaltmıştı. Sonraki ANAP, DSP, MHP ve AKP hükümetleri bunu terk edip rantiyeye teslim olunca borç ve faiz batağına düştüler.

    REFAH-YOL döneminde 115 milyar dolar olan toplam borç, ANASOL-M hükümetinde 217 milyar dolar oldu. Bugün AKP hükümetinde ise 372 milyar dolardır.

    AKP hükümet olduğunda Türkiye’nin iç borcu 144 milyar YTL, dış borç ve 130 milyar dolar idi. Bugün ise iç borç 251 milyar YTL, dış borç 198 milyar dolardır. AKP hükümeti döneminde ödenen faiz 150 milyar dolardır.

    ANASOL-M hükümetinin IMF güdümlü politikalarına aynen devam eden AKP hükümeti Türkiye’yi borç ve faiz batağına sürüklemiştir.

    2006 yılı dış ticaret açığı 52 milyar dolara, Ekim 2006 sonu itibariyle son 12 aylık cari işlem (döviz) açığı 34 milyar dolara yükselmiştir. Yılsonu itibariyle bu açık daha da artacaktır. Bu açık düşük döviz kuru ve yüksek reel faizin cazibesi ile Türkiye’ye gelen sıcak döviz ile finanse edilmektedir. Bu durum her an patlamaya hazır bomba gibi durmaktadır.

    Mayıs – Haziran 2006’da sıcak dövizin, dünya ve Türkiye şartlarında değişme sonucu, çıkışa yönelmesi piyasalarda huzursuzluk doğurmuştu. Döviz kurları yüzde 23 mertebesinde artmış borçlanma faizleri yüzde 13’den yüzde 22’ye yükselmiştir. 2001 Şubat krizi de bu şekilde olmuştu. Nitekim döviz kurlarında ve faizlerde görülen artış kriz endişesini yaygınlaştırmaktadır. Sıcak dövizle bastırılmış döviz kurlarında ani yükseliş bütün piyasaların çökmesine sebep olur.

    Borçlar, dış ticaret ve cari açıklar sebebi ile Türkiye uluslararası sermaye ve siyaset güçlerinin tahakkümü altına girmiştir. Bu durum sadece milli ekonomiyi tahrip etmemekte, birçok siyasi tavize de sebep olmakta, Türkiye’nin güvenliğini tehdit etmektedir.

    AKP’nin IMF güdümünde uyguladığı ekonomi politikaları neticesinde yüksek reel faize gelen sıcak dövizin tesiri ile döviz kurlarının düşüşü neticesinde ithal malların ucuzlaması, diğer taraftan hammadde, enerji ve diğer imalat girdilerinde artışları neticesi, yerli mallarda fiyat artışı neticesinde;

    - Yerli üretimin dış ve iç pazarda rekabet gücü zayıflamakta,

    - Dış ticaret ve cari işlem (döviz) açıkları büyümekte,

    - İç pazar ithal malların eline geçmekte,

    - Yatırım, üretim ve ihracatı zayıflamakta,

    - Fabrikaların kapanmasına veya yurt dışına taşınmasına, yerli sermayenin dışarı gitmesine sebep olmakta,

    - Dış borçlar artmakta,

    - İşsizliğin artmasına sebep olmaktadır.

    Ayrıca yerli üretimde rekabet gücünün zayıflamasına paralel olarak işletmelerin karları eridiğinden yenileme, tevsi ve modernizasyon yatırım için fon birikimi olmamaktadır.

    Reel sektör, üretim kaybetmekte halk fakirleşmekte, rantiye beslenmektedir. Bankaların 2006 net karı 12 milyar YTL mertebesindedir. Önceki yıla göre karları yüzde 108 artmıştır.

    Türkiye milli sanayini kurma hedefini ve heyecanını kaybettiği gibi, mevcut tesisler de yabancıların eline geçmektedir..

    Sanayileşme politikası olmadığı için sanayinin Anadolu’ya yayılması, bölgeler arası dengesizliklerin giderilmesi, işsizlik sebebi ile olan iç göçlerin, yerinde sanayileşme ve istihdam sağlanarak önlenmesi, yüksek katma değerli ileri teknoloji üretimine geçilmesi, politikası da yoktur.

    5084 sayılı Teşvik Kanunu geri kalmış bölgeler için beklenen neticeyi vermemiştir. Bu gidişle Anadolu boşalacak, Marmara, Ege ve Çukurova bölgelerine taşınacak. Bunun siyasi, iktisadi ve sosyal neticeleri önümüze gelecektir.

    ANASOL-M hükümetinin devamı olarak aynı politikaları uygulayan AKP iktidarında ülke ekonomisinin maruz kaldığı tahribatı önlemek için döviz kurlarının enflasyona paralel gelişmesi gerekirdi. Bu sayede yatırım, üretim, ihracat ve istihdam artardı. Bu yapılmayıp düşük kur, yüksek reel faiz politikası uygulandı. Bastırılmış döviz kuru, sıcak döviz çıkışı ile bir yerde patlayacaktır. Bu da ekonomik ve sosyal felaket getirecektir.

    Yıllarca borçlanmaya, sıcak dövize, bastırılmış düşük döviz kuruna ve yüksek reel faize dayalı ekonomi politikasının ithalatı arttırıp yerli üretimi gerileteceğini, iç pazarın ithal malların eline geçeceğini, yatırım ve üretim şevkini kıracağını, sermaye ve yatırımların dışarı kaçacağını anlattık. Sıcak dövizin kontrol altına alınıp döviz kurlarının enflasyona paralel gelişmesi gerektiğini aksi halde milli ekonominin tahrip olacağını, sıcak döviz çıkışa yönelince 2001 Şubat krizine benzer gelişmelerin olabileceğini açıkladık.

    Aynı ikazları ANASOL-M hükümetine de yapmıştık. Onların akıbeti malum. Şimdi aynı akıbete AKP gidiyor. Ne diyelim kendi düşen ağlamazmış. Ama düştüğü yerden kalkabilirse.

    Milli ekonomiyi terk eder, IMF güdümünde kör uçuş yaparsanız sonunda akıbet yere çakılmaktır.

    Dervişin güçlü ekonomisi ile ANASOL-M’den sonra AKP’nin de aynı akıbete sürüklenmesi kendi cezaları, ancak ezilen milyonlarca köylü, çiftçi, esnaf, memur, işçi ve emeklinin çektiği eza, cefa, ülkeyi boğan borç, faiz batağı ve işsizlik ne olacak, güçsüzleştirilen ülke üzerindeki dış baskılar ne olacak.

    Nüfusumuzun yaklaşık üçte biri köy ve kasabalarda, tarımda geçinmektedir. Bu 25 milyon insan demektir. Tarımın milli gelirde payı yüzde 11 mertebesindedir. Çiftçi, köylü, ülkenin en fakir zümresidir. Ortalama yıllık fert başına milli geliri 1000 dolar mertebesindedir.

    Çiftçinin gelir seviyesi çok düşük ve işletme sermayesi olmadığı için daha mahsul ekilirken gübreyi, mazotu, tohumu ve ilacı, hatta yıl boyunca ev ve aile ihtiyaçlarını mahsulü satınca ödemek üzere borçlanarak alır. Bu sebeple mahsul hasat edilince hemen satıp borçlarını ödeme durumundadır. Piyasanın oluşmasını beklemeye tahammülü yoktur. Borçlular kapıda beklemektedir. Piyasa simsarları çiftçinin bu durumunu bildikleri için çiftçinin ürününü ölü fiyatına alırlar. Bunu önlemenin yolu çiftçinin ürün maliyetlerini ve rakip ithal ürünün kendi ülkesindeki destekleri dikkate alan pirim ve destekleme alımları ile tarımı desteklemektir. Bunun özeti makul fiyat, alım ve peşin ödemedir. Dengeleme alımları ve stokla piyasa dengelenir, çiftçi ezilmez.

    AKP Hükümetinin ANASOL-M Hükümeti zamanında çıkarılan 01.06.2000 tarih ve 4572 sayılı Tarım Satış Kooperatifi ve Birlikleri hakkında kanunu bahane ederek Birliklerden desteğini çekmesi birliklerle birlikte üreticileri de zor duruma düşürmüştür.

    Memleket batıyor, AKP yan gelip yatıyor

    Yabancı ve yerli holdingler perakende piyasasındaki yaklaşık 70 milyar dolar ciroya, nakit hareketine göz dikmiştir. Kontrolsüz şekilde yaygınlaşan bu mağazalar milyonlarca küçük esnafın, tüccarın işini kaybetmesine sebep olmaktadır. Dükkânında geçinen insanlar işsizler ordusuna katılmaktadır.

    Köylünün ve çalışanların, emeklilerin gelirinin azalması esnafın da gelirinin azalmasına sebep olmaktadır.

    Yaklaşık 4 milyon esnaf ailesi büyük mağazaların (hipermarketlerin) yaygınlaşması ile işini kaybetmektedir. Yabancı ve yerli holdingler perakende piyasasındaki yaklaşık 70 milyar dolar ciroya, nakit hareketine göz dikmiştir. Kontrolsüz şekilde yaygınlaşan bu mağazalar milyonlarca küçük esnafın, tüccarın işini kaybetmesine sebep olmaktadır. Dükkânında geçinen insanlar işsizler ordusuna katılmaktadır.

    Büyük sermayeden, holdinglerden beklenen esnafın sofrasındaki ekmeğine el uzatmak değil, yatırım, üretim ve ihracatla istihdam sağlamaktır.

    AKP hükümeti perakende piyasasını düzenleyecek ve esnafı koruyacak düzenlemeleri iktidarın beşinci yılında olmasına rağmen bugüne kadar yapmamıştır.

    Okullarda eğitimin yetersizliği ve zararlı, ahlak bozucu neşriyat ve maksatlı çalışmalarla, insanımızın, aile ve toplumun manevi yapısı tahrip edilmektedir. Hak, adalet ve güzel ahlakı esas alan bir terbiye yerine her şeyi mubah sayan, hak ve hukuk tanımaz, ar, hayâ ve iffet duygularını da tahrip eden bir davranış yaygınlaşmaktadır. Her geçen gün bunun örnekleri artmaktadır.

    TV, basın, internet ve benzeri yayınlar hudutları aşmakta, hedef alınan topluluklarda manevi ve ahlaki çöküşü hızlandırmaktadır. Fert aile ve toplumun korunması için ne yapacağız?

    Manevi ve ahlaki yapının güçlendirilmesi için eğitimde, kültür hayatında ve neşriyatta acele tedbir alınması, ahlaki ve manevi değerlerine bağlı, milletini, vatanını ve devletini seven, tarihini bilen insan yetiştirecek programların uygulanması gerekir.

    Din eğitimi yetersizdir. Misyoner çalışmaları ve yabancı kültür istilası her tarafı sarmıştır.

    - Okullarda din eğitiminin güçlendirilmesi ve anaokullarından başlatılması,

    - Din derslerinin meslek öğretmenleri tarafından okutulması,

    - İsteğe bağlı olarak Kur’an dersi koyulması.

    - Diyanet İşleri teşkilatının güçlendirilmesi,

    Bugünün dünyasında asıl rekabet eden medeniyetler ve kültürlerdir. Hiç kimse çocuğunun internette nerelerde dolaştığını, nelerle meşgul olduğunu kontrol edemez. Yabacı kültürlere, tahrip edici tesirlere karşı insanımızın kendi manevi ve ahlaki değerlerini güçlendirmezsek millet olarak sonumuz felaket olur.

    AKP, iktidarının dördüncü yılında, bu meselelerin hiçbiri ile meşgul değil. TBMM’de büyük sayı gücüne rağmen hiçbir adım atmadı. Sadece bahaneler ortaya koyuyor.

    Diyanet İşleri Başkanlığının gündüzleri çalışanların dini bilgi ihtiyaçlarını karşılamak için açmak istediği akşam kurslarına ait yönetmelik 24.11.2003 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girdiği halde baskılar neticesinde AKP hükümeti tarafından 23.12.2003 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan tebliğle iptal edilmiştir.

    AB baskısı sonunda AKP hükümeti ceza kanununda zinayı serbest hale getirdi.. AKP hükümetinin izni ile AB fonları ve uygun dernekler kullanılarak okul öğrencileri arasında zinayı, ahlaksızlığı yayacak çalışmalar yapılmaktadır. (İzmir Valiliğinin 7 Mart 2005 tarihli oluru ile bir derneğe Lise öğrencileri arasında yaptırılan zina anketi)

    AKP umudu AB’ye bağlamıştı, Türk Ceza Kanununda, zinayı serbest bırakan düzenlemede başbakanın sert çıkışı ve sonra AB’ye teslim olması AB’nin de, AKP’nin de ne olduğu gösterdi.

    Anayasa’yı değiştirecek gücüne rağmen AKP;

    - Başörtüsü zulmünü kaldırmadı,

    - Meslek Liselerine Üniversite girişte yapılan haksızlığı kaldırmadı.

    - Sekiz yıl kesintisiz eğitimi 5 + 3 olarak düzeltmedi, bu yüzden çırak okulları ve Kur’an Kursları boş kaldı. 1400 yıllık hafızlık eğitimi çöktü.

    - İmam – Hatip Liselerinin orta kısmını açmadı.

    - ANASOL – M hükümetinin 1999’da 12 yaşından küçükler için Kur’an Kurslarına getirdiği yasağı kaldırmadı.

    AKP hükümeti zulüm haline gelen bu uygulamalara son vermek için mutabakat aradığını ifade etmektedir. AKP’nin mutabakat bekleyişi sırasında baskıcı anlayışın zulüm halindeki uygulamaları da yaygınlaşmaktadır. Hükümetin derhal bu haksızlıkları ortadan kaldırması gerekirdi.

    Özerklik zırhı arkasında milletin değerleri ile çatışmayı, millet iradesine karşı çıkmayı marifet sayan kuruluşlarda, TBMM iradesi ile düzenleme yapmak, önümüzde en mühim meseledir. Bu kuruluşların üyelerinin Sayıştay ve RTÜK’te olduğu gibi, TBMM tarafından seçilmesi kutuplaşmaları önleyecek ve anlayış birliği sağlayacaktır.

    AKP Anayasayı değiştirecek gücü ile Anayasa ve kanunlarda bu düzenlemeleri yapıp Türkiye’nin önünü açmalı idi. Bunu yapmadı.

    Siyasi partiler millete hizmet ve memleketin idaresi için kurulurlar. Bilgi, kabiliyet ve tecrübeleri ile yönetim anlayışları ve milletin meselelerini çözüm projeleri için milletin desteğini isterler.

    Memleket meselelerini bilen, çözüm yolunda hazır olan partiler iktidar olunca millete huzur ve rahatlık, umut ve şevk gelir. Biz Milli Görüş partileri olarak daima bu istikamette çalıştık. Bugün her yerde hayırla, şükranla anılmamızın sebebi budur. Milli Görüş’ün hizmetlerini kısaca hatırlayalım.

    1974 – 1977 MSP koalisyon hükümetleri döneminde;

    Kıbrıs Barış Harekatı yapıldı , oradaki kardeşlerimiz Rum zulmünden kurtuldu. Bunun neticesinde KKTC kuruldu. Kıbrıs’ın bütününde 32 yıldır güvenlik var.

    ABD baskısına rağmen 13 ilde haşhaş ekim yasağı kaldırıldı, haşhaşı ilaç hammaddesi haline getirmek için Bolvadin’de Alkoloid Fabrikası kuruldu.

    12 Mart 1971 ara rejimi döneminde başlatılan, ilköğretimde 8 yıl kesintisiz eğitim kaldırıldı,

    Kapatılan İmam Hatip Liselerinin Orta kısımları ve Kur’an Kursları açıldı.

    Meslek Liselerinin üniversiteye girişteki engelleri kaldırıldı.

    Ahlak dışı müstehcen neşriyat önlendi.

    Diyanet İşleri Başkanlığının ihtiyacı için yaklaşık 20.000 İmam kadrosu verildi.

    Bütün okullara ahlak dersi koyuldu.

    Karayolundan hacca gidiş yasağı kaldırıldı.

    Türkiye’nin süratle sanayileşip kalkınması, bölgeler arası dengesizliğin giderilmesi için sanayileşme hamlesi başlatıldı. Herkesin bulunduğu yerde iş imkânına kavuşması için il ve ilçelerde yüzlerce fabrika kuruldu.

    Çiftçi ve köylünün kalkınması, tarımın gelişmesi için tarım destekleri arttırıldı. Yıllık traktör satışları 75.000’e ulaştı. Tarım üretiminde rekorlar kırıldı.


    Faizsiz kredilerle hayvancılık desteklendi, il ve ilçelerde Et-Balık kombinaları, yem ve süt fabrikaları kuruldu.

    Tekstil, şeker, çimento ve ağır sanayi, makine fabrikaları bölge ihtiyaçlarına göre vatan sathına yayıldı.

    Köylü- çiftçi REFAH-YOL Hükümeti’ni mumla arıyor!

    Üreticiler aylardır Fındık bedellerini alamadıkları için piyasada Fındık fiyatları kilosu 2,5 YTL’ye kadar düşmüştür. Üretici öfke ve panik halindedir. Diğer tarım ürünlerinde de benzer durumlar yaşanıyor.

    ANASOL-M hükümeti zamanında, 1999’da Dünya Bankası ve IMF ile yapılan anlaşmalarla tarım ve hayvancılıkta destekler azaltılmıştır. AKP hükümeti de bu uygulamalara devam etmiştir.

    ANASOL-M hükümetinin başlattığı doğrudan gelir desteği ile üretim yerine tarlaya destek verilmektedir. Üretim yapmadan destek alınmaktadır. Kayıt sistemine geçiş gerekçesi ile getirilen bu desteğin tarıma faydası yoktur. Üretim desteklenmelidir. Bu sayede verim artar ve kalite yükselir.

    Tarımda gübre, mazot ve ilaç fiyatları artarken ürün fiyatları ve destekler azalmaktadır. Mısır, Buğday, Pancar, Ayçiçeği, Pamuk, et ve sütte, bütün tarım ürünlerinde, bu yaşanmaktadır. Çiftçi perişan haldedir, zarar etmektedir.

    Tarlasını ekecek gücü kalmamıştır. Tarlasında geçinen insanlar işsizler ordusuna katılmaktadır. Son bir yılda bir milyonun üzerinde köylü, çiftçi işini terk etmiş, şehirlere göçmüştür.

    REFAH-YOL hükümetinde, çiftçi 1 litre mazot için 2,2 kg buğday, 6,5 kg pancar, 2,5 kg mısır satıyordu. ANASOL-M hükümetinde 5,4 kg buğday, 24 kg pancar, 5,82 kg mısır sattı. AKP hükümetinde ise 5,3 kg buğday 24 kg pancar ve 5 kg mısır satıyor.

    AB’den gelen köylü–çiftçi nüfusunun azaltılması istikametindeki istekler, tarım destekleri azaltılarak, insanlar aç bırakılarak gerçekleştirilmektedir. Köylü, çiftçi camiası üzerine gelen bu adeta tusunami dalgasına AKP seyirci kalmaktadır.

    İşte kurtuluş reçetesi

    Hasattan sonra borçları sebebiyle bekleme gücü olmayan çiftçi – köylünün piyasa simsarlarının eline düşmemesi için tarımın, çiftçi ve köylünün korunması ve piyasaların dengelenmesi için fiyat, alım ve stok destekleri verilecektir...

    1- Havuz sistemi tekrar kurularak ve kaynak paketleri hazırlanarak borçlanma ihtiyacı azaltılacaktır. Bunun neticesinde talep azalması sebebi ile doğacak rekabet ortamında borçlanma maliyetleri düşürülecektir.

    2- Sıcak dövizin tahribatı önlenecek, döviz kurlarının enflasyon seviyesinde artması desteklenerek yerli üretim ve iç Pazar üzerindeki ithalat baskısı kaldırılacaktır. Bu sayede yerli mal ve hizmetlerin rekabet kabiliyeti güçleneceğinden dış ticaret açığı ve cari işlem (döviz) açığı azalacak ve fazlaya dönüşecektir. Bu sayede dış borçlanma ihtiyacı ve borçlar azalacak ve borçların getirdiği siyasi baskı kalkacaktır.

    3- Yerli üretimin rekabet kabiliyeti kazanması ile iç Pazar ve ihracat cazip hale geleceği için yatırım, üretim ve ihracat artacaktır. Bu cazibe yerli sermaye kadar, yabancı sermayeyi de yatırım ve üretime yönlendirecektir.

    İstihdam problemi çözülecek

    4- Menkul sermaye gelirleri, makul seviyede ve usullerle vergilendirilecek, bir taraftan bütçe gelirleri arttırılırken, diğer taraftan tasarrufların yatırımlara yönlenmesi desteklenecektir.

    5- Hazine’nin kısa vadeli ihtiyaçları için Merkez Bankası’ndan borçlanma imkânı getirilecektir. Bu sayede hazinenin finansman giderleri azalacaktır.

    6- İstihdamın üzerindeki ücret dışı yükler azaltılarak istihdam desteklenecek, herkese iş ve aş temini temel politika olacaktır.

    7- İş gücünün iş hayatının ihtiyaçlarına göre hazırlanması için işçi ve işveren kuruluşları ile birlikte örgün ve yaygın eğitim kurumlarında uygulanan programlarda bu hedeflere göre düzenlemeler yapılacaktır.

    8- İşsizlik sigortasında biriken 24 milyar YTL mertebesindeki kaynak, işgücünün gelişmesi ve istihdamın artması için kullanılacaktır.

    9- İthalatın ikamesi ve ihracatın miktar ve çeşit olarak arttırılması, katma değeri yüksek ve teknoloji yoğun malların imalatı ve ihracatın geliştirilmesi için projeler hazırlanacak ve desteklenecektir.

    Bölgeler arası gelir dengesizliği giderilecek

    10- Yerli üretimin rekabet kabiliyetinin güçlendirilmesi için, enerji, hammadde ve diğer maliyet unsurlarının rakip ülkeler seviyesinde olması sağlanacaktır.

    11- İhracatın miktar ve çeşit olarak arttırılması, dış pazarlarda kıtalar – bölgeler arasında dağılıma göre yeni pazarlara girişi hızlandırmak maksadıyla yurt dışında tanıtma ve ticaret merkezleri kurulması desteklenecektir.

    12. Bölgeler arası gelir dengesizliğinin giderilmesi ve geri kalmış bölgelerin kalkındırılması için, bölgesel teşvik projeleri uygulanacaktır.

    Çiftçi piyasa simsarlarının eline düşmeyecek

    13- Tarımda üretim desteklenecektir. Destekler üretim maliyetleri ve rakip ülkelerin maliyetleri ve destekleri dikkate alınarak tespit edilecektir.

    Hasattan sonra borçları sebebiyle bekleme gücü olmayan çiftçi – köylünün piyasa simsarlarının eline düşmemesi için tarımın, çiftçi ve köylünün korunması ve piyasaların dengelenmesi için fiyat, alım ve stok destekleri verilecektir. Destekler üretim maliyetlerine, tüketim taleplerine, ihracat hedeflerine ve rakip ülkelerin desteklerine göre tespit edilecek ve ödemeler aksatılmadan zamanında yapılacaktır.

    14- Tarım ve hayvancılık ürünlerinin işlenmesi için gıda sanayinin gelişmesi desteklenecektir.

    15- Tarımda arz – talep dengesinin korunması, üretim teknolojisinin gelişmesi ve pazarlama ihtiyacının karşılanması için kooperatifleşme, sözleşmeli tarım ve entegre tesisler desteklenecektir.

    16- Fert, aile ve toplumun korunması için dini, ahlaki ve manevi eğitim anaokulundan başlatılacak ve güçlendirilecektir.

    17- Zararlı yayınların ve uyuşturucu, alkol ve diğer kötü alışkanlıkların önlenmesi için gerekli tedbirler alınacaktır.

    18- Eğitim hizmetlerinde kalitenin yükseltilmesi için her seviyede yeniden düzenleme yapılacaktır.

    19- Eğitimde baskı ve engeller kaldırılacak, öğrenme ve daha iyi yetişme yolları açılacaktır.

    20- Yüksek Öğretimi ve ÖSS imtihan sistemi ile ortaöğretimi verimsizliğe ve kalitesizliğe mahkûm eden YÖK kaldırılacaktır.

    21- Özel eğitim kurumlarının yaygınlaşması desteklenecek ve kalite yönünden yakın denetime alınacaktır.

    22- Herkesin kabiliyetine göre eğitimden faydalanılabilmesi için ihtiyaç sahipleri desteklenecektir.

    23- Öğretmen ve öğretim üyelerinin kendilerini eğitme hasredebilmesi için özlük hakları yeterli seviyeye getirilecektir.

    Yolsuzluklara karşı tesirli denetim sağlanacak

    24- Herkes yeterli sağlık hizmeti alacaktır. Sağlık hizmetlerinde verimlilik ve kalite için gerekli düzenlemeler yapılacaktır, denetim güçlendirilecektir.

    25- Sağlıkta özel hizmet alınması kolaylaştırılırken yolsuzluklara karşı tesirli denetim usulleri geliştirilecektir.

    26- İlaç israfına karşı caydırıcı ve tasarrufu teşvik edici tedbirler alınacaktır.

    27- Dağ, tarih ve sağlık turizmini geliştiren projeler desteklenecektir.

    28- Sosyal güvenlik kurumları arasındaki farklar kaldırılarak tek çatı altında toplanacaktır. Emekliler arasında haksız farklılıklar kaldırılarak prim ve süreyi esas alan adil bir düzenleme getirilecektir.

    29- Ceza Muhakemeleri Usul Kanununda (CMUK) yapılan değişikliklerle adi suçlarda caydırıcılık kalmamıştır. Hırsızlık, gasp gibi suçlar şebeke halinde yapılır hale gelmiştir. Suçlar yaygınlaşmaktadır. Türkiye şartlarına göre önleyici ve caydırıcı olacak bir düzenleme yapılacaktır.

    REFAH-YOL’dan sonra milletin yüzü gülmedi

    1996 – 1997 REFAH-YOL hükümeti döneminde;

    Denk bütçe yapıldı.

    Havuz sistemi ve kaynak paketleri ile borçlanma ihtiyacı ve faiz giderleri azaltıldı

    Tarım destekleri ile çiftçi daha çok üretime teşvik edildi. Buğday, Mısır, Pancar, Pamuk, Ayçiçeği, Çeltik, Fındık, Et ve Süt ve diğer tarım ürünlerinin destekleri arttırıldı.

    Çalışanlar, işçi, memur ve emekliler, Bağ-Kur’lular desteklendi, hakları verildi.

    Çalışan ve üreten kesimler desteklenince esnafın, tüccarın ve sanayicinin de yüzü güldü, talep arttı. Yatırım, üretim ve istihdam arttı, işsizlik azaldı.

    REFAH - YOL hükümeti döneminde işsizlik oranı yüzde 6 mertebesinde idi. Bugün yüzde 10 - 12 mertebesindedir.

    Kimse aç açık kalmasın diye sosyal yardımlar her kesime ulaştırıldı.

    Milli kaynaklarımızı geliştirerek kalkınma hamlesi başlatıldı. IMF tahribatı önlendi.

    Bütün bunları Milli Görüş zihniyeti ile yaptık.

    Milli Görüş belediyelerde de tarihe geçecek hizmetler yaptı. İnsan merkezli örnek belediye hizmetleri ortaya koydu. Şehirlerimizde altyapı, imar ve hizmet kurumlarının bugün geldiği seviye Milli Görüş anlayışının eseridir. Belediyelerimizde bugün gelinen hizmet anlayış ve seviyesini Milli Görüş anlayışına borçluyuz.

    Tek kelime ile Milli Görüş insan merkezli milli politikalar uyguladı.

    Milli Görüş’ün REFAH-YOL hükümeti 28 Şubat örtülü darbe baskısı ile, koalisyon ortağımız DYP bölünerek, Temmuz 1997’de iktidardan düşürüldü.

    On yıldır memlekette olanları görüyoruz. Halk fakirleştirildi, rantiye beslendi. Millet vergi ödedi faizcinin kasasına gitti. REFAH-YOL hükümetinden sonra geçen yaklaşık 10 yılda devletin kasasından ödenen faiz 317 milyar dolardır.


    MANEVİ TAHRİBAT VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ 01.03.2007
    Cevat Ayhan


    Okullarda eğitimin yetersizliği ve zararlı, ahlâk bozucu neşriyat ve maksatlı çalışmalarla, insanımızın, aile ve toplumun manevi yapısı tahrip edilmektedir. Hak, adalet ve güzel ahlâkı esas alan bir terbiye yerine her şeyi mübah sayan, hak ve hukuk tanımaz, ar, hayâ ve iffet duygularını da tahrip eden bir davranış yaygınlaşmaktadır. Her geçen gün bunun örnekleri artmaktadır.

    TV, basın, internet ve benzeri yayınlar hudutları aşmakta, hedef alınan topluluklarda manevi ve ahlâkî çöküşü hızlandırmaktadır. Fert aile ve toplumun korunması için ne yapacağız?

    Manevi ve ahlâkî yapının güçlendirilmesi için eğitimde, kültür hayatında ve neşriyatta acele tedbir alınması, ahlâkî ve manevî değerlerine bağlı, milletini, vatanını ve devletini seven, tarihini bilen insan yetiştirecek programların uygulanması gerekir.

    Din eğitimi yetersizdir. Misyoner çalışmaları ve yabancı kültür istilası her tarafı sarmıştır.

    - Okullarda din eğitiminin güçlendirilmesi ve anaokullarından başlatılması,

    - Din derslerinin meslek öğretmenleri tarafından okutulması,

    - İsteğe bağlı olarak Kur’an dersi koyulması.

    - Diyanet İşleri teşkilatının güçlendirilmesi,

    Bugünün dünyasında asıl rekabet eden medeniyetler ve kültürlerdir. Hiç kimse çocuğunun internette nerelerde dolaştığını, nelerle meşgul olduğunu kontrol edemez. Yabancı kültürlere, tahrip edici tesirlere karşı insanımızın kendi manevî ve ahlâkî değerlerini güçlendirmezsek millet olarak sonumuz felaket olur.

    AKP, iktidarının dördüncü yılında, bu meselelerin hiçbiri ile meşgul değil. TBMM’de büyük sayı gücüne rağmen hiçbir adım atmadı. Sadece bahaneler ortaya koyuyor.

    Diyanet İşleri Başkanlığının gündüzleri çalışanların dini bilgi ihtiyaçlarını karşılamak için açmak istediği akşam kurslarına ait yönetmelik 24.11.2003 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girdiği halde baskılar neticesinde AKP hükümeti tarafından 23.12.2003 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan tebliğle iptal edilmiştir.

    AB baskısı sonunda AKP hükümeti ceza kanununda zinayı serbest hale getirdi. AKP hükümetinin izni ile AB fonları ve uygun dernekler kullanılarak okul öğrencileri arasında zinayı, ahlâksızlığı yayacak çalışmalar yapılmaktadır. (İzmir Valiliğinin 7 Mart 2005 tarihli oluru ile bir derneğe Lise öğrencileri arasında yaptırılan zina anketi)

    AKP umudu AB’ye bağlamıştı, Türk Ceza Kanununda, zinayı serbest bırakan düzenlemede başbakanın sert çıkışı ve sonra AB’ye teslim olması AB’nin de, AKP’nin de ne olduğu gösterdi.

    Anayasa’yı değiştirecek gücüne rağmen AKP;

    - Başörtüsü zulmünü kaldırmadı,

    - Meslek Liselerine Üniversite girişte yapılan haksızlığı kaldırmadı.

    - Sekiz yıl kesintisiz eğitimi 5 + 3 olarak düzeltmedi, bu yüzden çırak okulları ve Kur’an Kursları boş kaldı. 1400 yıllık hafızlık eğitimi çöktü.

    - İmam – Hatip Liselerinin orta kısmını açmadı.

    - ANASOL – M hükümetinin 1999’da 12 yaşından küçükler için Kur’an Kurslarına getirdiği yasağı kaldırmadı.

    AKP hükümeti zulüm haline gelen bu uygulamalara son vermek için mutabakat aradığını ifade etmektedir. AKP’nin mutabakat bekleyişi sırasında baskıcı anlayışın zulüm halindeki uygulamaları da yaygınlaşmaktadır. Hükümetin derhal bu haksızlıkları ortadan kaldırması gerekirdi.

    Özerklik zırhı arkasında milletin değerleri ile çatışmayı, millet iradesine karşı çıkmayı marifet sayan kuruluşlarda, TBMM iradesi ile düzenleme yapmak, önümüzde en mühim meseledir. Bu kuruluşların üyelerinin Sayıştay ve RTÜK’te olduğu gibi, TBMM tarafından seçilmesi kutuplaşmaları önleyecek ve anlayış birliği sağlayacaktır.

    AKP Anayasayı değiştirecek gücü ile Anayasa ve kanunlarda bu düzenlemeleri yapıp Türkiye’nin önünü açmalı idi. Bunu yapmadı.

    Ne yapmalı?

    Siyasi partiler millete hizmet ve memleketin idaresi için kurulurlar. Bilgi, kabiliyet ve tecrübeleri ile yönetim anlayışları ve milletin meselelerini çözüm projeleri için milletin desteğini isterler.

    Memleket meselelerini bilen, çözüm yolunda hazır olan partiler iktidar olunca millete huzur ve rahatlık, umut ve şevk gelir. Biz Millî Görüş partileri olarak daima bu istikamette çalıştık. Bugün her yerde hayırla, şükranla anılmamızın sebebi budur.

    Millî Görüşün bununla ilgili hizmetlerini kısaca hatırlayalım.

    1974 – 1977 MSP koalisyon hükümetleri döneminde;

    - 12 Mart 1971 ara rejimi döneminde başlatılan, ilköğretimde 8 yıl kesintisiz eğitim kaldırıldı,

    - Kapatılan İmam Hatip Liselerinin Orta kısımları ve Kur’an Kursları açıldı.

    - Meslek Liselerinin üniversiteye girişteki engelleri kaldırıldı.

    - Ahlâk dışı müstehcen neşriyat önlendi.

    - Diyanet İşleri Başkanlığının ihtiyacı için yaklaşık 20.000 İmam kadrosu verildi.

    - Bütün okullara ahlâk dersi koyuldu.

    - Karayolundan hacca gidiş yasağı kaldırılarak insanların manevi sorumluluklarını yerine getirmeleri için kolaylıklar sağlandı.

    Alınması gereken tedbirler:

    Millî Görüş yeniden geldiğinde;

    1- Fert, aile ve toplumun korunması için dini, ahlaki ve manevi eğitim anaokulundan başlatılacak ve güçlendirilecektir.

    2- Zararlı yayınların ve uyuşturucu, alkol ve diğer kötü alışkanlıkların önlenmesi için gerekli tedbirler alınacaktır.

    3- Eğitim hizmetlerinde kalitenin yükseltilmesi için her seviyede yeniden düzenleme yapılacaktır.

    4- Eğitimde baskı ve engeller kaldırılacak, öğrenme ve daha iyi yetişme yolları açılacaktır.

    5- Yüksek Öğretimi ve ÖSS imtihan sistemi ile ortaöğretimi verimsizliğe ve kalitesizliğe mahkûm eden YÖK kaldırılacaktır.

    6- Özel eğitim kurumlarının yaygınlaşması desteklenecek ve kalite yönünden yakın denetime alınacaktır.

    7- Herkesin kabiliyetine göre eğitimden faydalanılabilmesi için ihtiyaç sahipleri desteklenecektir.

    8- Öğretmen ve öğretim üyelerinin kendilerini eğitme hasredebilmesi için özlük hakları yeterli seviyeye getirilecektir.

    9- Yaygın kalkınma hamleleriyle çocuklarımız boş gezmekten kurtulacak, herkesin karnı doyacak, kimsenin sokağın huzurunu bozmaya ne hakkı ne de vakti kalacak.
    Hayatınızın Anlamı MİLLİ GÖRÜŞ

  18. #18
    Ali BEŞYILDIZ kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Sat Mar 2007
    Konum
    Yolların kesiştiği Yer
    İletiler
    1,937
    Blogdaki Konular
    3
    HÜKÜMETLERİN KARNELERİ




    Hayatınızın Anlamı MİLLİ GÖRÜŞ

  19. #19
    Ali BEŞYILDIZ kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Sat Mar 2007
    Konum
    Yolların kesiştiği Yer
    İletiler
    1,937
    Blogdaki Konular
    3








    Hayatınızın Anlamı MİLLİ GÖRÜŞ

  20. #20
    Ali BEŞYILDIZ kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Sat Mar 2007
    Konum
    Yolların kesiştiği Yer
    İletiler
    1,937
    Blogdaki Konular
    3




    Hayatınızın Anlamı MİLLİ GÖRÜŞ

5 / 1 12345 SonSon

Yer İmleri

Gönderme Kuralları

  • You may not post new threads
  • You may not post replies
  • You may not post attachments
  • You may not edit your posts
  •