6 / 2 İlkİlk 123456 SonSon
105 sonuçtan 21 --- 40 arası gösteriliyor

Konu: Menkıbeler.. / hikayeler...

  1. #21
    Bu deliden bi numune varsa bizde siparişini verelim hepimize böyle bir deli lazım

  2. #22
    Kısıtlanmış Üye Çağrı ARSLAN kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Thu Feb 2007
    Konum
    islam diyarı
    Yaş
    31
    İletiler
    408

    Menkıbeler.. / hikayeler...

    Besmele'nin Mucizesi

    Moheet.com sitesinde yer alan habere göre, Suriye'nin muhtelif üniversitelerinde tıbbın farklı alanlarında uzman 30 profesörden oluşan bir araştırma grubu, Şam'da üç sene süreyle Besmeleyle kesilen, hayvan etleriyle Besmelesiz kesilen hayvan etleri arasındaki farkı ortaya koymak üzere laboratuvar ortamında deneysel incelemeler de bulundular.

    Bilim adamları, hayvan ve kuş kesimi esnasında dinen yerine getirilmesi zaruri olan 'Bismillahi Allahü Ekber' sözünün kesilen etler üzerindeki etkisi, tam mânâsıyla mucize denilebilecek sonuçlarla karşılaştılar. Grup adına bir açıklama yapan Prof. Dr. Halid Halave, incelemeler esnasında laboratuvar ortamında yapılan deneylerde, besmelesiz kesilen sığır, küçük baş ve kuşların et dokularında pıhtılaşmış kan, çoğalmaya müsait bakteri ve mikroplar tesbit edilirken, Besmele ile kesilen hayvan et dokularında ise kan, mikrop ve bakterilere rastlanmadığını ifade ederek, araştırmanın bu sürpriz sonucu insan sağlığı açısında tıpta bilimsel bir devrim olduğunu belirtti.
    Besmele ile kesilenlerin farkı

    Gruptan sözkonusu araştırmaya öncülük eden başka bir araştırmacı olan Dr.Abdulkadir Dirani, araştırma ve sonuçları konusunda şunları söyledi; "Kur'ân'da Allah adı zikir edilmeden kesilen hayvan etini yemeyin" şeklindeki İlâhî emre rağmen ve hayvan kesiminde çekilen Besmelenin ardındaki hikmeti bilmeyen insanların, hayvan kesiminde besmeleyi ihmal etmeleri, beni bu konuyu bilimsel olarak araştırmaya sevk etti. Besmele ve tekbir ile hayvan kesimi konusunu araştırmaya başlarken ekipteki bir kısım arkadaşlar konuya ilk önceleri soğuk baktılar ancak araştırmalar esnasında her safhada çarpıcı sonuçlar ortaya çıkınca ekibin konuya olan merak ve ilgisi artmaya başladı.

    Besmele ve tekbirle kesilen hayvan etlerinde, Besmelesiz kesilen hayvan etlerinin aksine, et dokularında kan ve mikropların bulunmaması Besmelenin bir büyük mucizesi olarak karşımıza çıktı." Besmeleli etlerde mikrop yok

    Araştırma metot ve tekniği konusunda da grubun başka bir üyesi, Şam Üniversitesi Eczacılık eski dekanı Prof Dr. Nebil Şerif de şu açıklamada bulundu; "Besmele ile kesilen kuş, sığır ve küçük baş hayvanların etlerinden ve besmelesiz kesilen aynı hayvanların etlerinden numuneler alarak özel laburatuvarlarda mikroskopik incelemelerini yapmaya koyulduk. Bazı icraatlarla her iki numune etleri kuru bir ortamda 48 saat beklettik, 48 saatlık zamanın sonunda Besmele ile kesilen hayvan etleri numuneleri açık kırmızı gül rengi alırken, besmelesiz kesilen et numuneleri ise, siyaha yakın koyu kırmızı bir renk aldı. Buna ilaveten Besmeleli etlerde her hangi bir mikroba da rastlanmadı. Besmelesiz etlerin teşhisinde ise, sürekli çoğalan büyük ölçüde zararlı mikrop ve bakteriler tesbit edildi. Ayrıca ikincisinin dokularındaki kanlarda iltihaplı akyuvarlar ve alyuvarlar tesbit edilirken birinci grup et dokularında ise, buna benzer herhangi bir tesbit yapılmadı."

    Uyuşturulan hayvanların eti

    Araştırmada İslâmî usule göre kesilen hayvanların daha az eziyet çektiği ve etlerinin de daha sağlıklı olduğu belirtilirken, Batıda uyuşturularak öldürülen hayvanların kanı vücutta kaldığı için, bu tür etlerin daha çabuk bozulduğu, bu nedenle etler hemen donduruculara konularak muhafaza edildiği, İslâmî usûle göre kesilen hayvan etlerinin ise hemen kasaba gönderilip akşama kadar bozulmadan durabildiği ifade edildi.

    kyn:gıda raporu sitesinden alınmıştır...

  3. #23
    Kısıtlanmış Üye Çağrı ARSLAN kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Thu Feb 2007
    Konum
    islam diyarı
    Yaş
    31
    İletiler
    408

    Menkıbeler.. / hikayeler...

    Allahü teâlâ, peygamberi Musa aleyhisselâma hitap edip

    "(Ey Musa! Filân mahallede, bizim dostlarımızdan biri vefât etti. Git onun işini gör. Sen gitmezsen, bizim rahmetimiz onun işini görür) buyurdu.

    Hazret-i Musa, emir olunduğu mahalleye gitti.

    Oradakilere:

    - Bu gece, burada, Allahü teâlânın dostlarından biri vefât etti mi? diye sorunca:

    - Ey Allahın peygamberi! Allahü teâlânın dostlarından hiç kimse vefât etmedi. Ama, filân evde zamanını kötülüklerle geçiren fâsık bir genç öldü. Fıskının çokluğundan, hiç kimse onu defnetmeye yanaşmıyor, dediler.

    Musa aleyhisselâm:

    - Ben onu arıyorum, buyurdu. Gösterdiler.

    Hazret-i Musa, o eve girdi. Rahmet meleklerini gördü.Ayakta durup, ellerinde rahmet tabakları olup, Allahü teâlânın rahmet ve lütfunu saçıyorlardı.Hazret-i Musa, yalvararak münacaat etti:

    - Ey Rabbim! sen buyurdun ki, o''Benim dostumdur.'' İnsanlar ise fâsık olduğuna şahitlik ediyorlar. Hikmeti nedir?

    Allahü Teâlâ:

    (Ey Musa! İnsanların onun için fâsık demeleri doğrudur. Ama, günahından haberleri var, tövbesinden haberleri yok. Benim bu kulum, seher vakti, toprağa yuvarlandı ve tövbe etti. Bizim huzurumuza sığındı. Ben ki, Allah'ım! Onun sözünü ve tövbesini kabul ettim. Ona rahmet ettim ki, bu dergâhın ümitsizlik kapısı olmadığı anlaşılsın!) buyurdu...
    -ALINTI-

  4. #24
    Kısıtlanmış Üye Çağrı ARSLAN kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Thu Feb 2007
    Konum
    islam diyarı
    Yaş
    31
    İletiler
    408

    Menkıbeler.. / hikayeler...

    Hz. Huzeyfe'nin"r.a" naklettiği hadisede şunlar anlatılır:kalbine ALLAH korkusu düşen Ensar'dan bir genç evine kapanmış ve gece gündüz ağlıyordu.O kadar ki,zayıflamış ve tamamen güçten,takatten kesilmişti.Bu durum Resulallah 'a haber verildi.ALLAH Resulü gencin yanına gelince,genç son bir kere daha gücünü kullanarak dizlerini zorladı ve Nebiler Serverinin teşrifini istikbal için ayağa kalkıp kendisini O'nun kollarına attı ALLAH Resulü'de ona sımsıkı sarıldı biraz sonra ALLAH Resulü kollarını gevşettiğinde,genç ayaklarının dibine yığılı verdi.Bunun üzerine sevgi,şefkat ve merhamet peygamberi Efendimiz,gözleri çok derinlere dalmış olarak şöyle buyurdu:"kardeşinizi defnedin korku onun ciğerlerini parçalamış.Kuvvet ve iradesiyle yaşadığım ALLAH'a yemin ederim ki ALLAH onu cehennemden korumuştur.Kişi umduğunu ister,korktuğundan da kaçar."...
    -ALINTI-

  5. #25
    Kısıtlanmış Üye Çağrı ARSLAN kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Thu Feb 2007
    Konum
    islam diyarı
    Yaş
    31
    İletiler
    408

    Niçin Gülümsediğimi Biliyormusunuz

    Resûlüllah (s.a.v.) ile ashabı ile beraber bulunuyordu, bir ara gülümseyerek:

    - Niçin gülümsediğimi biliyor musunuz? diye sordular. Bizler, 'hayır' deyince, Resûl-i Ekrem Efendimiz buyurdular ki:

    - Kulun, Rabb'ine karşı kendisini müdâfaasından ve Allah ile aralarında geçen (şu) konuşmadan ötürü gülümsüyorum.

    Kul der ki:

    - Sen, dünyada beni zulümden korumadın mı?

    Allah Teâlâ:

    - Evet, buyurur. Kul:

    - O halde ben de yabancı şâhidi kabul etmiyorum. Bana, benden şâhit istiyorum, deyince Allah Teâlâ:

    - Peki, senin hesâbını kendi a'zâların görsün ve Kirâmen Kâtibîn de şâhit olsun, buyurur ve dili susturularak, a'zâlarına, 'Konuşun' denir. A'zâlar da teker teker yaptıklarını haber verirler. Sonra dili açılır. Adam a'zâlarına, 'Başımdan def'olun, ben sizi korumak için uğraşıyorum, siz ise yaptıklarınızı söylüyorsunuz' der....
    -ALINTI-

  6. #26
    Kısıtlanmış Üye Çağrı ARSLAN kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Thu Feb 2007
    Konum
    islam diyarı
    Yaş
    31
    İletiler
    408

    Menkıbeler.. / hikayeler...

    Hazreti Fatih İstanbul'u fethettikten sonra, Avrupada fütuhata devam ediyordu. Bir seferinde Sırbistan hududuna gelmiş ve Sırbistan'ın fethi artık an meselesi idi. Sırp Kralı Brankoviç bir yanda Macaristan bir yanda da Türkler olduğu için arada zor durumda kalmıştı. Her iki büyük devletten birine sığınmak, ondan yardım istemek düşüncesiyle, her iki tarafa da elçiler gönderdi.

    "Sırbistan elinize geçer ve burayı fethederseniz nasıl muamele edeceksiniz?" diye fikirlerini öğrenmek istedi.

    Sırplılar ortodoks mezhebine mensup olduklarından, katolik Macar Kralı Hünyad tarafından şu cevabı aldı:

    - Eğer Sırbistan bizim elimize geçer ve biz oraları istilâ edersek, bütün Sırplıları katolik edinceye kadar mücadele ederiz ve bütün kiliseleri yıkar, yerlerine katolik kilisesi inşa ederiz...

    Fatih Sultan Mehmet Hazretlerine giden elçi şu cevapla dönmüştü:

    - Biz Sırbistan'ı alırsak, İslâmiyetin Allah indinde tek din olduğunu ilân ederiz. Ve bu arada hiç kimseyi, kendi dininden dönmeye zorlamayız. İsteyen eski dininin icabı olan kiliseye gider, isteyen Allah indinde tek din olan İslâmiyeti seçer, dünya ve ahiret selâmetine kavuşur....

    -ALINTI-

  7. #27
    Kısıtlanmış Üye Çağrı ARSLAN kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Thu Feb 2007
    Konum
    islam diyarı
    Yaş
    31
    İletiler
    408

    Melekler Yıkadı

    Eshâb-ı kirâmdan Hanzala hazretlerinin henüz yeni evlendiği günün gecesiydi. Sevgili Peygamberimiz, eshâbını toplayarak islâma saldırmak ve yok etmek için bütün savaş hazırlıklarını tamamlayan Mekkeli müşriklere karşı harp yapılması kararını vermişlerdi. Harbe katılacak sahâbiler tek tek evinden çağırıldı. Harp haberini duyuran haberci, Hanzala'nın evine uğradı. Bu karar ve resûlullah Efendimizin emri ona da ulaştı. Emri duyan Hanzala, boy abdesti alma fırsatını bulmadan Uhud'a gitmek üzere hemen sahâbenin arkasından koşmaya başladı ve eshâbının arasına katıldı.

    Harp sona erince Müslümanlar Medine'ye dönmeye başladılar. Harbe iştirak edenlerin yakınları acaba bizden geriye dönen olacak mı heyecanı içerisinde yollara sıralanmışlardı. Bunların arasında henüz bir günlük evli olup, gece yarısı sevgili peygamberimizin emrine uyarak harbe giden ve şehitlik şerbeti içen hazreti Hanzala'nın dul hanımı da vardı.Herkes büyük bir heyecanla harpten dönenlere yakınlarını soruyor, fakat hiç kimse kimseye cevap vermiyordu. Ancak sorulan soruları sevgili peygamberimiz''aleyhisselâm'' cevaplıyordu. En son olarak soru sorma sırası, şehit olan Hanzala'nın hanımına gelmişti. Resûlullah Efendimize yaklaşarak:

    - Ey! Allahın Resûlu! Hanzala nerede, demesi üzerine sevgili peygamberimiz cevabında:

    - "Hanzala şehit oldu", buyurdu.

    Bunun üzerine Hanzala'nın hanımı:

    - Yâ Resûlullah, şu anda söyleceğim bir aile sırrıdır. Sizler de biliyorsunuz ki, kocamla daha henüz ilk evlendiğimiz geceydi. Kocam Hanzala, sizin mübârek emrinize uyarak boy abdestini alamadan harbe katıldı. Bildiğiniz gibi şehit oldu. Bu sebeple, emir veriniz de kocamı bulsunlar ve yıkasınlar, dedi. Bunun üzerine sevgili peygamberimiz yarı hüzünlü bir şekilde (sen Hanzala için hiç merak etme! Ben Hanzala'yı rahmet suları ile melekler tarafından yıkanırken gördüm) buyurdu.Bunun üzerine bütün sahâbiler Uhud yolunu tuttu ve herkes Hanzala'yı aramaya başladı. Daha sonra sahâbiler Hanzala'nın henüz vücûdu kurumamış ve ıslak bir şekilde buldular.

    Sevgili peygamberimizin müjdesini bizzat gözleriyle gördüler. Bunun için O'na ''Gasilül- melâike'' yani (Meleklerin gusül ettirdiği Hanzala'' denir. Bu evlilikten Eshâbın büyüklerinden hazret-i Abdullah dünyaya geldi...
    -ALINTI-

  8. #28
    Kısıtlanmış Üye Çağrı ARSLAN kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Thu Feb 2007
    Konum
    islam diyarı
    Yaş
    31
    İletiler
    408

    Ezana Saygı

    mekkede hatice adında bir kadın çok zenginmiş.ayrıca çok iyi biriymiş.bu kadın çöllerin yeşermesi için ALLAH'ın rızasını kazanmak ve cennete girmek amacıyla mekkeden medineye ağaç diktirmiş.birçok kimsenin hayır dualarını almış.bu kadın öldüğünde mekkenin evliyalarından bir zaat onun cennete mi cehenneme mi gireceğini görmek istemiş. cennette büyük bir derece kazanmış olduğunu görünce bunun sebebinin ALLAH rızası için mekkeden medineye ağaç diktirmesinden mi olduğunu sormuş.hatice ona hayır ben ağaç diktirdiğimde herkesin dilinde idim ve kendimce çok övündüm.ALLAH bana zerre kadar sevap vermedi demiş.bunun üzerine evliya neden bu kadar derecesinin yüksek olduğunu sorunca hatice ben ezan okunduğunda bütün işimi bırakır,sadece ezan dinlerdim bu ezana saygımdan dolayı büyük derece sahibi oldum demiş...
    -ALINTI-

  9. #29
    KON-BEY Hasan Hüseyin ER kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Sat Jan 2007
    Konum
    KONYA/BEYŞEHİR
    İletiler
    332
    Blogdaki Konular
    5
    Evlenilecek kadın

    Meşhur Kadı Şüreyh'e bir gün delikanlının biri gelerek, kendisiyle özel olarak görüşmek istediğini söyledi. Kadı Şüreyh bu delikanlının isteğini kırmadı ve onunla görüşmeyi kabul etti. O genç, evlenmek istediğini; fakat evleneceği kadının tahsil görmüş ve şehirli olmasını arzu ettiğini söyledi. Fakat yine de bu konuda tavsiyelerde bulunmasını istedi.

    Bunun üzerine Kadı Şüreyh, eş seçimin önemli olduğunu, eş tercihinde bulunurken Resûlullah'ın bu konudaki tavsiyesinin "dindar olanının tercih edilmesi" biçiminde olduğunu söyledi. Ayrıca seçilen eşin, aile yapısının ve aileden gördüğü İslâm terbiyesinin de önemini belirterek, kendi başından geçen evliliği şöyle anlattı:

    "Henüz gençtim ve evlenme vaktim de gelmişti. Bir gün Benî Mahzun kabilesinin çadırlarının önünden geçerken orada bir kız gördüm. Onu beğendim ve ona tâlip oldum. Kızın babası hakkımda kısa bir araştırma yaparak, benimle alâkalı malûmatı edindikten sonra, hemen razı oldu ve: "Bu hayırlı işi uzatmaya hiç gerek yok; bir an önce gerekli muameleyi bitirelim." dedi.

    Çok kısa bir zaman içinde nikâh, düğün derken evlilik hayatına böylece girmiş olduk. Fakat çok geçmeden beni bir pişmanlık aldı. Çünkü "Aldığım bir köylü kızı; üstelik tahsil de görmemiş. Acaba ben bununla huzurlu bir şekilde geçinebilir miyim?" diye düşünüyor ve verdiğim böyle bir karardan dolayı da bazı tereddütler taşıyordum.

    Bende böyle düşünceler hâsıl olduktan kısa bir süre sonra bir gün eşim bana şu sözleri söyledi:

    "Efendi! Sen âlim ve şöhret sahibi bir kimse imişsin. Ben ise yaylalarda gezen, şehir hayatından pek anlamayan bir köylü kızıyım. Aslında sen kendi hayatına daha uygun bir evlilik yapabilir, ben de kendime göre bir hayat kurabilirdim. Lâkin takdir-i ilâhî böyle imiş. Kader bizim yolumuzu birleştirdi. Mevlâ Teâlâ Hazretleri, benim gibi tahsili olmayan bir köylü kızını, senin gibi şöhretli bir âlime nasip etti. Durum böyle olunca, şimdi sen bana benden istediklerini ve benim bilmediğim tarafları anlat ki, ben onlara dikkat edeyim de seni üzmeyeyim. Meselâ; senin evine benim sülâlemden kimler gelebilir? Senin akrabalarından kimleri misafirliğe alayım, kimleri kabul etmeyip onlara karşı soğuk davranarak eve gelmelerine mani olayım?" dedi.

    Tabiî ben eşimden kendisinden hiç beklemediğim bir olgunlukla söylediği bu sözleri duyunca çok şaşırdım ve bu anlayışı karşısında onun hakkında düşündüklerimden dolayı pişman oldum. Onun bu sözleri üzerine ona dedim ki:

    "Ey Hatun! Sen bana öyle şeyler söylüyorsun ki, şayet bu dediklerini hakkıyla yapabilirsen beni bahtiyar edersin." dedikten sonra evime kimlerin gelmesini arzu ettiğimi ve hangi şahısların gelmemesi gerektiğini, ondan beklentilerimin neler olduğunu uygun bir lisanla kendisine söyledim.

    Eşim söylediklerimi harfiyen yerine getirdi; böylece son derece mutlu ve huzur içinde yaşadım. Bir zaman sonra fetva dairesinden eve döndüğümde evimizde bir misafir hanım vardı. Son derece mütesettire olan bu hanım misafirin kim olduğunu sorduğumda eşim, annesi olduğunu söyledi. Kayın validem olduğunu öğrenince ona karşı elimden gelen saygı ve hürmeti esirgemedim. En iyi şekilde ağırlamaya gayret gösterdim. Sohbet esnasında bir ara kayın validem bana:

    "Oğlum! Hanımından bir şikâyetin var mı, ondan memnun musun?" diye sordu. Ben:

    "Allah sizden razı olsun, kızınızdan çok memnunum. Bu zamana kadar kendisinden hiç bir şikâyetim olmadı." diyerek memnuniyetimi izhar ettim. Bunun üzerine kayın validem şunları söyledi:

    "Oğlum! Kızımdan tabiî ki memnun olacaksın. Çünkü biz onu cennette büyüttük. Resûlullah Aleyhissalâtü Vesselâm, müslümanın evinin cennet olduğunu haber vermedi mi? İşte bizim evimiz de Resûlullah'ın bildirdiği gibi bir cennetti. Kızımıza Kur'an ahlâkından başka bir şey öğretmedik. Fakat sana tavsiyem şudur ki, yine de sen hanımının üzerindeki otoriteni eksik etme! Çünkü kadınlar iki sebepten hemen şımarıverirler. Birincisi, ona olan sevgini yüzüne söylediğinde, ikincisi ise, bir hayırlı evlat dünyaya getirdiklerinde..."
    HAK GELDİ BATIL ZAİL OLDU

  10. #30
    Kısıtlanmış Üye Çağrı ARSLAN kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Thu Feb 2007
    Konum
    islam diyarı
    Yaş
    31
    İletiler
    408

    KÖylÜnÜn Yolculugu

    "Vaktiyle bulunduğu küçük yerde geçim sıkıntısı çeken dürüst ve temiz yaratılışlı genç bir adam, bir gün memleketine çok uzakta bulunan bir şehir merkezine giderek iş bulup çalışmaya, kendine yeni bir hayat düzeni kurmaya karar verdi Bu niyetle vakit kaybetmeden hazırlanıp yola koyuldu Genç adam bu yolculuğu sırasında yorum ve açıklaması kendisi için imkânsız olan bir takım olaylarla karşılaştı
    Bunlardan biri şuydu: Bazı kimseler bir tarlaya buğday ekiyorlar, ekilen buğdaylar hemen yetişip olgunlaşıyor, onlar da hiç vakit kaybetmeden hasat ediyorlar, sonra bunları ateşe verip yakıyorlardı
    İkinci olarak şuna şahit olmuştu: Bir adam büyük bir taşı kaldırmaya çalışıyor, kaldıramıyor; ama bu taşa bir tane daha ekleyince kaldırabiliyor, bir üçüncüyü ekleyince daha da rahat kaldırabiliyordu
    Şahit olduğu bir başka olay da şu idi: Bir adam bir koyuna binmiş, onun üzerine birkaç kişi daha binmiş koşturuyorlar, arkalarından birileri de onlara yetişmek için çabalıyor ama yetişemiyorlardı
    Adam bunlarla kafası Karışmış birhalde uzun yolculuğun nasıl geçtiğini anlamadan şehrin kapısına geldi Burada nurani bir ihtiyar kendisini durdurup nereden geldiğini, niçin geldiğini yolculuğun nasıl geçtiğini sordu Adam herşeyi anlattı ve yolda karşılaştığı alışılmamış hadiseleri de serüvenine eklemeyi unutmadı Bunun üzerine ihtiyar bu genç adama rastladığı olayları bir bir açıkladı:


    "Senin yolda ilk rastladığın buğday ekip hemen hasat eden ve sonra ateşe verip yakan insanlar, iyilik edip de onu sağda solda konuşarak değerini sıfıra indiren insanları simgeler


    Taş kaldırmaya çalışan kimse de şunu anlatır: İnsana ilk işlediği günah ağır gelir, onun altında ezilir Ama ona tevbe etmeden başka günahlar işlemeye devam ederse artık o günahlar ona hafif gelmeye başlar .


    Koyun ve ona binenlere gelince, koyun cennet hayvanıdır Sırtındakileri cennete taşımaktadır Koyuna ilk defa binen alimlerdir Ondan sonra binenler her sınıftan müminlerdir Bunlara yetişmek için koşanlar ise inançsızlardır."
    -ALINTI-

  11. #31
    talebe_7
    Giriş
    Thu May 2006
    Konum
    Balıkesir
    Yaş
    32
    İletiler
    1,384

    ---Hayatin Anlami Nedir ?

    Hayatin Anlami Nedir ?


    " Eski zamanlarin birinde bir adam hayatin anlaminin ne olduguna takmis
    kafayi..
    Buldugu hiçbir cevap ona yeterli gelmemis ve baskalarina sormaya karar
    vermis..
    Ama aldigi cevaplarda ona yetmemis.Fakat mutlaka bir cevabi olmali
    diyormus..Ve dolasip herkese bunu sormaya karar vermis..
    Köy,kasaba,ülke dolasmis bu arada zamanda durmuyor tabiki ..
    Tam umudunu yitirmisken bir köyde konustugu insanlar ona -Su karsi ki
    daglari görüyormusun,orada yasli bir bilge yasar! istersen ona git belki o sana aradigin cevabi verebilir. " demisler.
    Çok zorlu bir yolculuk sonunda Bilgenin yasadigi eve ulasmis adam.
    Kapidan içeri girmis ve bilgeye Hayatin anlaminin ne oldugunu somus
    ...
    Bilge sana bunun cevabini söylerim ama önce bir sinavdan geçmen gerekiyor demis ...
    Adam kabul etmis..

    Bilge bir çay kasigi vermis adamin eline ve içinede silme bir sekilde
    zeytinyag doldurmus.
    Simdi çik ve bahçede bir tur at tekrar buraya gel ... Yalniz dikkat et
    kasiktaki zeytinyag eksilmesin eger bir damla eksilirse kaybedersin..

    Adam gözü çay kasiginda bahçeyi turlayip gelmis.Bilge bakmis evet demis
    kasikta yag eksilmemis,peki bahçe nasildi?
    Adam saskin..Ama demis ben kasiktan baska bir yere bakmadim ki...
    Simdi tekrar bahçeyi dolasiyorsun kasik yine elinde olacak ama bahçeyi
    inceleyip gel, demis Bilge...

    Adam tekrar bahçeye çikmis gördügü güzellikler büyülemis muhtesem bir
    bahçedeymis çünkü ..
    Geri geldiginde bilge, adama bahçe nasildi diye sormus ..
    Adam gördügü güzellikler karsisinda büyülendigini anlatmis..

    Bilge gülümsemis ,ama kasikta hiç yag kalmamis demis ve eklemis :

    "Hayat senin bakisinla anlam kazanir ya sadece bir noktayi görürsün
    hayatin akip gider sen farkina varmazsin..

    Yada görebilecegin tüm güzelliklerin tam ortasinda hayati yasarsin akip
    giden zamanin anlam kazanir ... "

    "Hayatinin anlami senin bakislarinda gizlidir"


    Peki hayatta kaçimiz bu güzelliklerin farkina varabiliyoruz

    -alinti-
    toplumsal mesaj:elini vicdanına , çöpünü kutuna...

  12. #32

    allahım sen nelere kadirsin

    > Çeşitli üniversitelerde görev yapan ve tıbbın farklı alanlarında
    uzman olan
    > 30 profesörden oluşan bir araştırma grubu, besmeleyle kesilen
    hayvan
    > etleriyle, besmelesiz kesilen hayvan etleri arasında herhangi bir
    fark olup
    > olmadığını ortaya koymak amacıyla laboratuar ortamında deneysel
    incelemeler
    > yapıyorlar.
    >
    > Besmelenin sırrı ...
    >
    > Bilim adamları, hayvan kesimi sırasında dinen yerine getirilmesi
    zaruri olan
    > ‘Bismillah, Allahu Ekber' sözünün kesilen etler üzerindeki herhangi
    bir
    > etkisi olup olmadığını araştırınca şaşırtıcı sonuçlarla
    karşılaşıyorlar.
    >
    > Araştırmanın metot ve tekniği konusunda bilgi veren Şam
    Üniversitesi
    > Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nebil Şerif; ‘ Besmele ile
    kesilen kuş
    > cinsi hayvan, sığır ve küçük baş hayvanların etlerinden ve
    besmelesiz
    > kesilen aynı cins hayvanların etlerinden ayrı ayrı nûmuneler alarak
    özel
    > laburatuvarlarda uzun süreli mikroskobik incelemeler yaptıklarını
    söylüyor.
    >
    > Sonuçta, Besmele ile kesilen hayvan etlerinin numunelerinin açık
    kırmızı gül
    > rengini aldığı, besmelesiz kesilen et nûmunelerinin ise, siyaha
    yakın koyu
    > kırmızı bir renge büründüğünü görülüyor.
    >
    > Şaşırtan sonuç
    >
    > Prof. Şerif ayrıca, Besmeleli etlerde her hangi bir mikroba
    > rastlamadıklarını, Besmelesiz etlerin teşhisinde ise, sürekli
    çoğalan, büyük
    > ölçüde zararlı mikrop ve bakteriler tespit edildiğini söylüyor.
    Besmelesiz
    > kesilen etlerin dokularındaki kanlarda iltihaplı akyuvarlar ve
    alyuvarlar
    > tespit edilirken, Besmele ile kesilen etlerin dokularında ise, buna
    benzer
    > herhangi bir sonuca rastlanmadığı tespitinde bulunuluyor.

  13. #33

    Fakir Kadın ve Hükümdar


    Hükümdarlardan biri, fakir bir kadının arsasına bir saray yapılmasını emretti. Arsa, hükümdarın sarayına yakındı. Arsanın bedelini de ödemiyordu. Zavallı kadıncağızın bu arsasından başka hiçbirşeyi de yoktu. Ne yapsın, ne etsin? Bu müşkilatı halletmesi için mahkemeye gidip hükümdarı şikayet etti.
    Zamanın Şeyhü’l-İslamı meseleyi dinleyip kadının haklı olduğuna hükmettikten sonra, hükümdara hiçbirşey söylemeden bir tane kazma ve kürek bir de çuval alarak geldi. Şeyhülislam kadının arsasını kazıyor sonra da bu toprağı kürekle çuvala dolduruyordu. Bu işleri yaparken hükümdar da sarayından bu durumu seyrediyor ve kendi kendine:
    -Herhalde Şeyhü’l-İslam aklını oynattı, diyordu. Aklını oynatmasaydı, koskoca Şeyhü’l-İslam, amele gibi toprak kazar mıydı? Şeyhü’l-İslam, kürekle çuvala toprak doldurdu ve sırtına alarak götürmek istedi. Fakat ihtiyar olduğundan ve toprak da ağır olduğundan kaldıramadı.
    Çuvaldan bir miktar toprak boşaltacağına, çuvala biraz daha toprak koyup ağzına kadar doldurdu. Tekrar kaldırmak istediğinde tabii ki, kaldıramadı. Şeyhü’l-İslam’ın bu halini seyreden hükümdar, daha fazla sabredemeyip huzuruna çağırdı ve dedi ki:
    -Hoca Efendi! Sen bu zayıf halinle bu çuvalı nasıl kaldıracaksın? Hem sonra çuvalı boşaltacağına habire dolduruyorsun. Bunu kaldıramayacağını nasıl düşünemiyorsun?
    Şeyhü’l-İslam, zaten bu soruyu bekliyordu. Hemen cevabı yapıştırdı:
    -Peki, Sultanım! Siz benim omuzlarımın o çuvalı kaldıramayacağını biliyorsunuz da, yarın Huzur-u İlahi’de o arsayı kaldıracak güce sahip olamayacağınızı niçin düşünemiyorsunuz?
    Hükümdar, bu cevabı duyunca, hata ettiğini ve Hoca efendinin kendisini ikaz için böyle yaptığını anladı. Ve ihtiyar kadıncağızın arsasına saray yapmaktan vazgeçti.

  14. #34
    ..:: Ukde ::.. Mustafa AYDIN kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Thu Oct 2006
    Konum
    Melekler şehri..
    İletiler
    2,471
    Blogdaki Konular
    2

    Anne,al Şu Kirmizi GÜlÜ SÖzlÜme Ver

    Genç mücahidlerimizden biri cihada gitmek üzereyken annesiyle vedalasıp

    helallık dilemek istedi AnneSi: evladım eger senın ölüme gittiğini bilsem

    kesınlıkle senin gitmene izin vermicektım ama kuranda gecen bakara

    süresındeki ''ALLAH YOLUNDA ŞEHİD OLANLARA ÖLÜ DEMEYİN ONLAR

    DİRİDİRLER LAKİN SİZ SEZMESSINIZ'' ayeti hatırıma geldiği vakit senin

    memnuyetle gitmene izi veriyorum dedi.yolun acık olsun oğlum dedi ve son bişi

    daha sölicem dedi evladım sözlün; sözlün ne olcak onun haberi yok ki senın

    gideceginden genç: hiç birşey demeden göğsünü acıp henuz kurumamış

    kıpkırmızı bir gül cıkardı ve annesine uzattı al anne: bunu ona ilet yeter dedi

    ve ben sağ kaldıkça bu kırmızı gülde solmayacak dedi nasıl olur evladım dedi

    annesi olurmu hiç öle bişi en fazla suda kalsa bile en fazla bi ay dayanır. genç

    gene söze başladı.

    ANNE..!! SEN BAKARA SÜRESİNDEKİ AYETİ NE CABUK

    UNUTTUN ŞEHİDLER ÖLMEZ DİYE DEMEK O GÜLDE SOLMAYACAK DEDİ annesi

    baŞındaki yaşlılık yazmasıyla göz yasını sildi oğlum git git evladım git RABBİM

    SENIN İÇİNDEKİ CEVHERİ EKSİK ETMESİN İNŞ RABBİM senınle ve arkadaşlarınla

    olsun inşş yolun acık olsun dedi. daha sonra annesi o gülü genç mucahidin

    sözlüsüne verdi ve o genc in sözlüsü ölünceye kadar evlenmedi ona sözlü kaldı

    neden mi çünkü gül SOLMADİ Kİ..!!!!


    Alıntı...
    Aşk şehidi..

  15. #35

    Cerrah İle Astrolog


    Müslüman bir beyin cerrahı ile ateist bir astrolog sohbet ediyorlarmış. Çok iyi eski dostlardı. Astrolog birden "senelerce uzayı gezdim, yıllarca ay, mars, venüs... Hepsini gördüm fakat Allah'ı göremedim" demiş. Bunun üzerine cerrah "Ben de senelerce sayısız beyin ameliyat yaptım, sayısız hücreler gördüm ama tek bir düşünce göremedim" Bu cevap üzerine ateist astrolog Müslüman olur.

  16. #36
    Kısıtlanmış Üye Çağrı ARSLAN kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Thu Feb 2007
    Konum
    islam diyarı
    Yaş
    31
    İletiler
    408

    KÖr Çocugun IsteĞİ...

    İşitiyorum,güneş pek güzel,çay kenarında suyun üzerine doğru sarkan çiçeklerin manzarası pek latifmiş...Ve nazik öten kuşların,havai böceklerin,uçuşu da görülecek
    şeylerden imiş..


    İşitiyorum ki,geceleri gökyüzünde gizli ışıklar görünürmüş.Dalgaları gözyaşları
    gibi hazin olan deniz içinde dahi,beyaz yelkenli gemiler
    akıp gidermiş.



    İşitiyorum ki,çiçeklerin renkleri pek latif imiş.Dereler,dağlar,çayırlar,sular,ormanlar ve hususiyle fecir zamanları o kadar güzel, o kadar şirin imişler ki,bu kadar azamet ve ihtişama karşı insan,rabbine
    secdeler edermiş.


    Fakat ben,ne o gürültüsünü işitmekte olduğum denizi,ne o rengin çiçekleri,ne gökyüzünü,ne güneşi,ne o güzel meyveleri,ne kuşları,ne aydınlığı göremediğimden dolayı müteessir değilim.



    Hayır Allah'ım ,hayır!Şu fani alemin güzelliklerinden hiçbirini arzu etmem.
    İlla!!.Heyhat..!.
    -ALINTI-

  17. #37
    Kısıtlanmış Üye Çağrı ARSLAN kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Thu Feb 2007
    Konum
    islam diyarı
    Yaş
    31
    İletiler
    408

    ÖlÜmden KaÇiŞ Yok...

    Hayvanlarla konuşabilen ve rüzgara, maddeye hakim olabilme yeteneği ile donanmış Peygamber,Hazret-i Süleyman, bir gün Kudüs'te, çadırında arkadaşları ile oturup sohbet ederken, içeriye bir adam girer.
    O mecliste oturan bir kişiye dikkat ve hayretle bakarak çıkıp gider.
    Şaşıran adam, Hazret-i Süleyman'a sorar:
    - Bu adam kimdi?
    Peygamber cevap verir:
    - Azrail'di.
    Bu cevabı alan adam müthiş bir paniğe kapılır ve Hazret-i Süleyman'a yalvarır:
    - Ya Süleyman, Azrail bana çok tuhaf baktı. Ne olur beni buradan kaçır. Uzaklara gönder.
    Arkadaşının ricasını kırmaz gül yüzlü Peygamber. Rüzgar emrindedir ya bindirir rüzgara ve
    gönderir Hindistan'a. Adam ertesi gün Hindistan'da birden karşısında, bir gece evvelinden gördüğü ve artık tanıdığı Azrail'e rastlar. Başına geleceği anlar ve konuşur:
    - Anladım, benim canımı almaya geldin. Yalnız bir sorum var, ona cevap ver öyle al canımı, der.
    Dün beni Süleyman'ın çadırında görünce neden yüzüme hayretle baktın?
    Azrail cevap verir:
    - Ben dün senin canını, ertesi gün Hindistan'da almak emir almıştım. Seni Kudüs'te Süleyman'ın çadırında oturur görünce, 'Bu adam bir günde Hindistan'a nasıl gidecek?' diye hayret ettim der.
    -ALINTI-

  18. #38

    Bir genç kızın imanı

    Amerika'da universite son sinif ogrencisiyim. Sinif arkadasim Mozambik'li musluman bir genc vardi. Simsiyah cehresinde, bembeyaz goz aklari ve piril piril disleri o kadar tipik parliyordu ki insan elinde olmadan suratina bakiyor bir muddet. Adi Ziyad'di.Fakultede okuyan, Amerikali, soylu bir ailenin kiziyla konusurk nasil oluyorsa, Islamiyetten bahsediyor. Ailesi koyu Hiristiyan Ziyad'in da yardimiyla Islamiyeti arastiriyor Elhamdulillah! Genc kiz, Ziyad ve benim huzurumda musluman oldu.Musluman olan bu hanim kiz, hemen olmasa da, dinin emirlerini yavas yavas ogrendikce, namaz kilmaya ve kilik kiyafetini dinin emrine gore degistirmeye basliyor

    Ailesi, kendi oz evladina oyle bir baski uyguluyor ki, hayati bir anda karariyor. Annesine, babasina kac defa anlayisli olmalarini soyluyorsa da ikna edemiyor gormek istemiyoruz." diyorlar kiza. Diana bu baski altinda ne kadar yasayacagini dusunuyor. Dininden vazgecmesi hic mumkun degil. Tek care kaliyor. Kendine yeni bir hayat aramak. Derken, bir gun okul cikisinda yanima yaklasti. Yuzu alev alev yaniyor gibiydi.Kipkirmizi. Boynunu bukup dedi ki: Durumum boyle, boyle. Musluman bir hanim olarak, hem bu anlayissiz ailenin yaninda kalamam, hem kendimi koruyamam. Sakin yanlis anlama! ALLAH'in ve Sevgili Peygamberin hatirina yemin ederim ki,baska bir maksatla degil, sadece bu guzek dinimi yasayabilmem icin soyluyorum. Beni koruman altina alir misin? Hanim olarak kabul eder misin?..."Beynimden vurulmusa dondum. Ailem geldi gozumun onune. Isın garip tarafi nisanlim geldi. Sasirdim kaldim. Diana ise, yikilmis benden cevap bekliyordu."ALLAH'im ne yapsam? Sirf dinini koruyabilmek icin, benimle guzel bir Amerikali kiza ne cevap verebilirdim?" Kekeledim haliyle: Sey. Aslinda, yani ben memlekette evliyim Olabilir. Ben baska bir istekte bulunmuyorum., beni hanimliga al yeter! Ben size ve hanimina hizmetci olayim. Yeter ki dinimden kopmayayim.Uuffff. Kafam allak bullak. Ne yapsam? Dudaklarim kurudu. Boncuk boncuk terlemeye basladim. Benim bu halime oyle kahroldu ki Diana,inanin yerim dibine girdim."Bana 1-2 gun musade et! Memleketime telefon acip, birseyler sorayim..." gibi kacamak cevaplar verdim. O gece gozume uyku girmedi.Nihayet soz verilen zamanda, Diana'ya yalan soyleyerek (Bunu ifade ederken kahroluyorum) dedim ki: "Kusura bakma. Ailem izin vermiyor..."Inanin, o genc musluman kizin gozlerinden, yanaklarina akan damlalar, beni vicdan denizinde boguyordu.O iffet misali Diana, son care olarak Mozambik'li Ziyad'a gidip diyor ki:Ne olur, durumum boyle boyle. Dinimi koruyabilmem icin, ailemin agir baskisindan kurtulabilmem icin, beni himayene al! Hanimliga kabul et. Sana ve hanimina hizmetci olayim ne olur?...Aldigi cevap enteresan. "Ne demek hizmetci olmak. Ben onun hizmetcisi olayim."Nikah kiyilip, Diana isim degistirerek Zaynep adiyla, Ziyad'in ikinci hanimi oluyor. Dini ugruna, hem de evli bir adama hizmetci olmaya razi olacak sekilde evlilik teklifi yapan Zeyneb'i,fedakarliginin karsiliginda Ziyad'in hanimi el ustunde tutuyor. Ne diyeyim, onlar kazandilar, ben ise kaybettim.

    Yazan. C.N. USA dan

    alıntı
    'RABBİM, RABBİM BU İŞİN BİLDİM NEYMİŞ TÜRKÇESİ,
    SENİN AŞKIN ATEŞTİR, ATEŞİN GÜL BAHÇESİ'

  19. #39
    Kısıtlanmış Üye Çağrı ARSLAN kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Thu Feb 2007
    Konum
    islam diyarı
    Yaş
    31
    İletiler
    408
    zeynep olmak ona nasıp olmus ıns nıce dıanalara ıman nasıp olur...

  20. #40
    Kısıtlanmış Üye Çağrı ARSLAN kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Thu Feb 2007
    Konum
    islam diyarı
    Yaş
    31
    İletiler
    408

    ŞaŞarim...

    1- ÖlÜmÜnÜn Gelecegİnİ Bİldİgİ Halde GÜlen Kİmseye ŞaŞarim.
    2-dÜnyanin Fanİ Oldugunu Bİldİgİ Halde Ona Ragbet Edene ŞaŞarim.
    3-her Şeyİn Kaderle Oldugunu Bİldİgİ Halde Elden KaÇirdigi Şey İÇİn ÜzÜlene ŞaŞarim.
    4-hesap Verecegİnİ Bİldİgİ Halde Mal Toplayana ŞaŞarim.
    5-cehenemİ Bİldİgİ Halde GÜnah İŞleyene ŞaŞarim.
    6-cenetİ Yakinen Bİldİgİ Halde DÜnyaya Razi Olana ŞaŞarim.
    7-Şeytanin Acik DÜŞman Oldugunu Bİldİgİ Halde Ona Uyana ŞaŞarim.
    -ALINTI-

6 / 2 İlkİlk 123456 SonSon

Yer İmleri

Gönderme Kuralları

  • You may not post new threads
  • You may not post replies
  • You may not post attachments
  • You may not edit your posts
  •