6 / 1 123456 SonSon
105 sonuçtan 1 --- 20 arası gösteriliyor

Konu: Menkıbeler.. / hikayeler...

  1. #1
    ..:: Ukde ::.. Mustafa AYDIN kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Thu Oct 2006
    Konum
    Melekler şehri..
    İletiler
    2,471
    Blogdaki Konular
    2

    Menkıbeler.. / hikayeler...


    Yaşadığı şehirden bulunduğu ortamdan kısacası yaşantısından sıkılan bir adam

    cebindeki az miktar para ile yanına hiçbir şey almadan bulunduğu kenti terk

    edip daha önce hiç bilmediği bir ülkeye gitmiş.

    Oraya henüz alışmaya çalışırken birden bir ses duymuş. Bir çığırtkan avazı

    çıktığı kadar meydanda bağırıyormuş:

    - Tiyatro Gelin Kaçırmayın Bu akşam Tiyatro..!!!!

    Adam hayatında hiç tiyatroya gitmemiş ve inanılmaz derecede merak etmiş.

    Biletin nereden alındığını öğrenmiş. Bilet fiyatı cebindeki tüm para kadar

    olmasına rağmen hiç tereddütsüz bileti almış. Başlamış merakla oyunu izlemeye.


    Oyun bitmiş herkes dağılmış ve bizim meraklı öylece kalmış izlediği muhteşem

    oyun karşısında. O sırada temizlikçi tarafından salonu boşaltmak için ikaz almış.

    Adamsa:

    - Bana müdürünüzün yerini söyler misiniz? Onunla bir şey konuşmam gerek

    demiş.


    Seyrettiği oyunun etkisi ile müdür ile konuşmuş ve ne olursa olsun ne iş

    olursa olsun buranın bir parçası olmak için çalışmak istediğini belirtmiş. Müdür

    çok şanslı olduğunu şu sıralarda bir temizlikçi aradığını fakat önce onu

    denemesi gerektiğini ifade etmiş ve denemek üzere aylardır el değmemiş bir

    kütüphanenin temizliğini uygun bulmuş.

    - İşte burayı temizle. Eğer beğenirsem seni işe alırım demiş ve gitmiş.

    Tiyatro aşkının verdiği şevk ile temizlik beklenenden kısa sürede bitmiş.

    Müdür odayı görmeden adamın samimiyetine inanmamış. Onu diğerleri gibi işi

    savsaklayan biri sanmış. Fakat odanın temizliğini görünce hayretler içinde

    kalmış.Aylardır içeriye girilmeyen oda gıcır gıcır oluvermiş. Müdür bu çabuk ve

    becerikli adamı işe almaya karar vermiş.

    - Tamam seni işe alıyorum

    - Fakat benim yatacak yerim yok.

    - O zaman burada yatarsın ve işe daha erken başlarsın.

    İstediği olan tiyatro tutkunu huzurlu bir şekilde odayı terk ederken müdür.

    - Adın neydi senin buraya yazalım demiş.

    Aldığı cevap ise;

    - William William Sheaksper olmuş.

    Bu hikaye hem insanı dehşete düşürücü hem de ilham verici.

    Sheaksper tiyatro yaşantısına bu şekilde başlamış. Tam kırk (40) yaşında

    Tiyatroyu o yıllarda tanımış ve büyük bir azimle o muhteşem oyunları yazmış.

    Üstelik büyük bir fedakarlık göstermiş mesleği için. Meslek hayatı boyunca

    sadece üç saat uyuyarak yaşamını sürdürmüş. Sabah erken kalkıp oyun

    provasını yapıyor oyununu oynuyor ve akşam yeniden oyun yazıyor Bu böyle

    sürüp gitmiş.
    Aşk şehidi..

  2. #2
    Kısıtlanmış Üye Çağrı ARSLAN kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Thu Feb 2007
    Konum
    islam diyarı
    Yaş
    30
    İletiler
    408

    Menkıbeler.. / hikayeler...

    Hasan bey şöyle anlatıyor....

    Soyle anlatiyorlar; Bizim mahallede, inşaat ustalığı yapan, orta yaşlarda, çok fazla sigara içen, caminin önünden dahi geçmeyen bir arkadaşı, bir gün kahvede yakaladım.

    -Neden hiç camiye gelmiyorsun? dedim.

    -Ben namaz kılmıyorum dedi.

    -Fazla sigara içiyorsun herhalde? dedim.

    -Evet, çok içiyorum dedi.

    -En pahalı sigara hangisi? Ben pek fiyatları bilmiyorum dedim.

    -O da, Şu marka... Dört milyon küsûr dedi.

    -Eğer vaktin varsa, istersen konuşalım dedim;

    -Müsaitim, buyur konuşalım dedi.

    Kahveciye, İki çay getir bize dedim, kahveci çayları getirdi, içiyoruz...

    Buna;

    Farzet bir sigara bayiinin önünden geçiyorsun. Biraz önce söylemiş olduğun o en pahalı ... marka sigarayı istedin.

    Adam sigarayı sana verdi. Sen tam paraya davrandın ki, adam Yok, istemez, benden olsun dedi. Sigaranın parasını senden almadı.

    Sen, ikinci defa o sigara bayiinin önünden geçerken nasıl geçersin?

    Dört milyon küsûr para almadı diye, elini göğsünün üstüne koyarsın da geçersin değil mi? dedim.

    Bu, Tabii dedi.

    Peki, yarın Cenab-ı Hak, huzuru ilahide;

    Kulum, ben seni yokluk âleminden varlık âlemine getirdim. Seni ağaç yapmadım, taş yapmadım, hayvan yapmadım, insan yaptım. Bahusus Müslüman anne-babadan dünyaya getirdim.

    Dağlarda koyunlara, keçilere ot yedirdim, ama sütünü, yoğurdunu, peynirini sana yedirdim.

    Akşama kadar ineklere saman yedirdim, yağını peynirini, çökeleğini sana yedirdim.

    Kulum, akşama kadar tavuklar gübre deşti, ama doğurduğu yumurtayı ona değil de sana yedirdim.

    Bir paket sigara verip de para almayan o adamın önünde eğilerek geçmeyi aklın kabul etti de, bu kadar nimet veren Rabbine karşı niçin Ezan-ı Muhammedî okunduğu zaman namaz kılıp benim huzurumda eğilmedin? derse, yüzün kızarmayacak mı?

    Bırak cenneti-cehennemi, yüzün kızarmayacak mı? dedim.

    Ben böyle söyleyince; adam,

    -Bu söz ciğerime işledi. Ben bir daha namazımı geçirmem deyip bir eve gidiyor, gidiş o gidiş.

    O günden sonra Allah'ın izniyle beş vakit namaza başlıyor...

    -ALINTI-

  3. #3
    Kısıtlanmış Üye Çağrı ARSLAN kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Thu Feb 2007
    Konum
    islam diyarı
    Yaş
    30
    İletiler
    408

    Menkıbeler.. / hikayeler...

    Cok zengin bir adam, ölümünün yaklasdigini hissedince, oglunu yanina cagirip en mühim vasiyetini bildirmis. Demis ki: Beni mezara coraplarimla gömün ! Anlamamakla beraber kabul etmis oglu. Adam oglunun eline bir de mektup tutusturmus. Ölümünden sonra, ilk basin sikisdiginda bu mektubu acarsin ! demis Neyse, hak vaki olmus, adam ruhunu teslim etmis. Bu arada oglunu, Ben simdi babami coraplariyla nasil gömerim. diye almis bir düsünce. Bir hoca bulup sormus acele tarafindan. Ama müspet cevap alamamis.Olmaz dinimizce uygun deyil böyle bir sey. demis hoca. Baska hocaya sormus o da, Olmaz demis. Cocuk caresiz kalinca, hatirina birden babasinin, Ilk basin sikisdiginda acarsin ! diyerek birakdigi mektup gelmis. Hemen mektubu arayip bulmus. Mektupta sunlar yaziliymis: Oglum, gördügün gibi ben bunca zenginligime ragmen yanimda bir corap bile götüremiyorum. Sen düsün artik gerisini...

    -ALINTI-

  4. #4
    Kısıtlanmış Üye Çağrı ARSLAN kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Thu Feb 2007
    Konum
    islam diyarı
    Yaş
    30
    İletiler
    408

    Menkıbeler.. / hikayeler...

    Adam kapıyı açtığında, polislerle karşılaştı.
    Heyecanla:
    — Bir şey mi istediniz? diye sordu. Bir olay mı var?
    İçlerinden komiser olanı:
    — Geçen yıl evinizi soyan hırsızı yakaladık, diye cevap
    verdi.İfâdesinden, bu eve de girdiğini anladık.
    Adam, polislerin arasında sıkışıp kalan 18-20 yaşlarında ki genci
    bir müddet süzdükten sonra:
    —Buyurun, içeri girin, diye kenara çekildi. Herhalde bazı şeyler
    soracaksınız.
    Hep birlikte oturma odasına geçtiler. Adam önce polislerin, sonra
    da hırsızın elini sıkarak:
    —Geldiğinize sevindim, dedi. Bu gençle tanışmayı da çok arzu
    ediyordum. Polislerden biri:
    —Herhalde yanlış anladınız, diye lâfa karıştı. Bu delikanlı polis
    falan değil, evinize giren hırsızdır.
    Adam:
    —Daha o kadar yaşlanmadım memur bey, diye çıkıştı.Hırsız olduğunu
    biliyorum ama, açık söylemek gerekirse şikayetçi de değilim.
    Konuşanlar hırsızı da şaşırtmış görünüyordu. Adam, misafirlerine
    şeker ikram ettikten sonra tane tane konuşmaya devam etti:
    — Evim soyulmadan önce geç vakitlere kadar oturur, hâliyle sabah
    namazlarına kalkamazdım. Ve çok istediğim halde günde bir sayfa
    bile Kur'an okumaya vakit bulamazdım, namazlar da, Allah kabul
    etsin hep yarım yamalak olurdu. Ama delikanlı, bilmeden de olsa
    beni bu gafletten kurtartardı.
    Polislerden biri dayanamayıp atıldı:
    — Ne yaptı ki bey amca?
    Adam, biraz önce ikram ettiği sekerleri kutusuyla birlikte hırsızın
    önüne koyarken:
    — Daha ne yapsın ki evlât, diye gülümsedi. Evime girdiğinde,
    televizyonumu çalmıştı.
    -ALINTI-

  5. #5
    bir gün bu güzel sözler diğer namaz kılmayan ve hiç ALLAH'ı cc Tanımayan insanların ciğerine de işlermi acaba...
    Önce Ahlak ve Maneviyat

  6. #6
    Kısıtlanmış Üye Çağrı ARSLAN kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Thu Feb 2007
    Konum
    islam diyarı
    Yaş
    30
    İletiler
    408

    Menkıbeler.. / hikayeler...

    Mevlana Celaleddin-i Rumi'ye felsefecilerden bir grup geldi. Sual sormak istediğini bildirir. Mevla'na Hazretleri bunları Şems-i Tebrizi'ye havale etti. Bunun üzerine O’nun yanına gittiler. Şems-i Tebrizi Hazretleri mescit de, talebelerine bir kerbiçle teyemmümün nasıl yapılacağını gösteriyordu. Gelen felsefeciler üç sual sormak istediklerini belirttiler.

    Şems-i Tebrizi; "sorun" buyurdu. İçlerinden birini sözcü seçtiler. Hepsinin adına o soracaktı. Sormaya başladı:

    -"Allah var dersiniz. Ama görünmez, göster de inanalım." Şems-i Tebrizi Hazretleri;

    -"Öbür sorunu da sor" buyurdu. O;

    -Şeytanın ateşten yaratıldığını söylersiniz, sonra da ateşle ona azap edilecek dersiniz hiç ateş ateşe azap eder mi? dedi.

    Şems-i Tebrizi;

    -"Peki öbürünü de sor" buyurdu. O;

    -"Ahiret'te herkes hakkını alacak, yaptıklarının cezasını çekecek diyorsunuz. Bırakın insanları canları ne istiyorsa yapsınlar, karışmayın" dedi.

    Bunun üzerine Şems-i Tebrizi, elindeki kuru kerpici adamın başına vurdu. Soru sormaya gelen felsefeci, derhal zamanın kadısına gidip, davacı oldu. Ve;

    -"Ben, soru sordum, o başıma kerbiç vurdu." Dedi. Şems-i Tebrizi;

    -"Ben de sadece cevap verdim." Buyurdu. Kadı bu işin açıklanmasını istedi. Şems-i Tebrizi şöyle anlattı:

    -"Efendim, bana Allah-u Teala’yı göster de inanayım dedi. Şimdi bu felsefeci, başının ağrısını göstersin de görelim." Dedi. Şems-i Tebrizi; "İşte Allah-u Teala’da vardır, fakat görünmez. Yine bana, şeytana ateşle nasıl azap edileceğini sordu. Ben buna toprakla vurdum. Toprak onun başını acıttı. Halbuki kendi bedeni de topraktan yaratıldı. Yine bana; "Bırakın herkesin canı ne isterse onu yapsın. Bundan dolayı bir hak olmaz." Dedi. Benim canım onun başına kerpici vurmak istedi ve vurdum. Niçin hakkını arıyor? Aramasa ya! Bu dünyada küçük bir mesele için hak aranırsa, o sonsuz olan Ahiret hayatında niçin hak aranmasın?" Buyurdu. Felsefeci, bu güzel cevaplar karşısında mahçup olup, söz söyleyemez hale düştü.

    -ALINTI-

  7. #7
    Kısıtlanmış Üye NAİL KARAASLAN kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Sat May 2006
    Konum
    kocaeli
    İletiler
    414
    Blogdaki Konular
    2
    rabbim razı olsun sizlerden. teşekkürler cok anlamlı ve faydalı cevapları bizler ile paylaştınız.

  8. #8
    Allah razı olsun.........
    ...?..!

  9. #9
    ...Adamlar ağızlarının payını almışlar artık bundan sonra cevab verecek değiller...

  10. #10

  11. #11
    Kısıtlanmış Üye Çağrı ARSLAN kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Thu Feb 2007
    Konum
    islam diyarı
    Yaş
    30
    İletiler
    408

    Menkıbeler.. / hikayeler...

    Bayezid-i Bestamî hazretleri. Büyük velilerden. Bir gün tımarhanenin önünden geçiyor. Tımarhane hizmetçisinin tokmakla birşeyler dövdüğünü görüyor:
    -Ne yapıyorsun?
    Hizmetçi:
    -Burası tımarhanedir. Delilere ilâç yapıyorum.
    -Benim hastalığıma da bir ilâç tavsiye eder misin?
    -Hastalığını söyle.
    -Benim hastalığım günah hastalığı... Çok günah işliyorum..
    -Ben günah hastalığından anlamam... Ben delilere ilâç hazırlıyorum..
    Parmaklığının arasından konuşulanları duyan bir deli,(!) Bayezid-i Bestamî hazretlerine:
    -Gel dede, gel! Senin hastalığının çaresini ben söyleyeyim, diye seslendi.
    Bayezid-i Bestamî hazretleri, delinin yanına sokularak:
    -Söyle bakalım, benim derdime çare nedir? dedi.
    Deli(!) şu ilâcı tavsiye etti:
    -Tevbe kökü ile istiğfar yaprağını karıştır...

    Kalb havanında tevhîd tokmağı ile döv, insaf eleğinden geçir, göz yaşıyla yoğur, aşk fırınında pişir...
    Akşam-sabah bol miktarda ye...
    O zaman göreceksin senin hastalığından eser kalmaz, dedi.
    Bu güzel ilâcı öğrenen Bayezid hazretleri:
    -Hey gidi dünya hey! Demek, seni de deli diye buraya getirmişler, deyip oradan ayrıldı.
    Bu ilâç, halen günah hastası olanlara tavsiye olunmaya değer bir ilâçtır. Yani bu formülün hükmü hâlâ devam etmektedir.

    -ALINTI-

  12. #12
    Kısıtlanmış Üye Çağrı ARSLAN kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Thu Feb 2007
    Konum
    islam diyarı
    Yaş
    30
    İletiler
    408

    Menkıbeler.. / hikayeler...

    Hz. Musa a.s., köy köy, şehir şehir dolaşıp; insanlara Allah'ın dinini öğretirken, bir gün yolu Allah'ın, ceza olarak bütün halkını yaktığı bir köye düştü ve:


    "Ey Rabbim" dedi. "Bu köyde yaşayanlar arasında çocuklar, günahsız, suçsuzz kimseler ve hayvanlar da vardı. Sadece suçluları ve günahkarları cezalandırabilecekken, böyle yapmayıp tüm köyü cezalandırmışsın. senin şefkatin ve acıman sınırsıdır ve sen tüm canlılara bu şefkatinle davranırın. Sen işlerini de bizim aklımıızn eremediği yüksek bilginle yaparsın. Buna olan inancım tamdır. Fakat ben merak ettim; günahkarlarla beraber masum insanları niçin yaktın?" diyerek,fazla oyalanmadan, yoluna devam etti.

    Bir müddet sonra hem bir şeyler yemek, hem de yol yorgunluğunu biraz olsun üzerinden atmakbir ağacın altına oturdu. Ağacın az ötesinde büyük bir karınca yuvası vardı. Karıncalar harıl harıl çalışıyordu. Bu karıncalarda bir tanesi gelip dinlenmekte olan Hz.Musa aleyhisselamı ısırdı. Musa a.s karıncaya öfkelendi Yerdeki kurumuş odunlardan birini ateşle tutuşturdu, geldi, tüm karınca yuvasını ateşe verdi. Tüm karıncalar yanarak öldü. Musa a.s bildiren dini hükümler arasında karınca yakmak günah değildi.


    Bunun üzerin Allah (c.c) şöyle seslendi:


    "Ey Musa! Seni sadece bir tek karınca ısırmışken, sen bütün karınca yuvasını ateşe mi verdin. Bir karınca yüzünden koca karınca ülkesini her ana hamde eden, beni en güzel sözlerle öven bir toplumu yakıp yok ettin, öyle mi?"


    Hz.Musa a.s. gerek kendi gördüğü karşısında söyledikleri, gerek yaptığı karşısında Cenab-ı Hakk'ın seslenişinden öğrenmiş oldu ki;


    Suçlularla beraber olanlar, kendileri suçsuz olsalar dahi aynı cezaya uğrarlar. Ancak Allah c.c. hesap gününde onları birbirinden ayırır, her birine hak ettiği karşılığı fazlasıyla verir.



    Bizler de kötü insanlarla beraber olmamalı, onların yaşadıkları yerlerde bulunmamalıyız. Bulunmak zorunda kalırsak onları uygun bir lisan ile uyarmalı, oradan bir an önce uzaklaşmaya bakmalıyız.


    Kaynak: Büyük Dini Hikayeler, İbrahim Sıddık İmamoğlu, Osmanlı Yayınevi

  13. #13
    Kısıtlanmış Üye Çağrı ARSLAN kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Thu Feb 2007
    Konum
    islam diyarı
    Yaş
    30
    İletiler
    408

    Menkıbeler.. / hikayeler...

    Günlerden birgün kurbağa yarışı düzenlenmiş!.

    Hedef yüksek bir kulenin tepesiymiş.

    Kalabalık onları görmek ve alkışlamak için toplanmış.
    Ve yarış başlamış.

    Aslında kimse onların tepeye varacaklarına inanmıyormuş.
    Ve şöyle konuşuyorlarmış aralarında:
    « Boşuna nasıl olsa başaramayacaklar... »

    Kurbağalar yavaş yavaş cesaretlerini kaybetmeye başlamışlar,
    Yalnız bir tanesi bütün gücüyle tırmanmaya devam ediyormuş...

    Ve insanlar konuşmaya devam ediyorlarmış:
    « Hakikaten yazık!, Nasıl olsa tepeye varamayacak!... »

    Ve kurbağalar yenilgiyi kabullenmek zorunda kalmışlar,

    Bir tanesi hariç! O,bütün koşullara rağmen devam ediyormuş.

    Sonuçta o birtanesi hariç,hepsi yarışı terk etmişler.
    O ise kulenin tepesine tek başına çıkabilmiş...

    Herkes şaşkınlık içinde bunu nasıl başardığını merak etmiş!
    İçlerinden bir tanesi ona yaklaşıp bu yarışı nasıl kazandığını sormuş.

    Ve görmüş ki...
    O Sağırmış!..

    Siz siz olun negatif duygular taşıma alışkanlığı olan
    insanları dinlemeyin.
    Çünkü onlar sizin yüreğinizde taşıdığınız en güzel umutları yok ederler.

    İşittiğiniz ve duyduğunuz sözlerin ne denli tesirli olduğunu bilin.
    Ve herzaman pozitif düşünün.
    + Pozitif !

    Sonuç:Yapamazsın diyenlere kulaklarınızı tıkayın.!
    ALINTI

  14. #14
    Kısıtlanmış Üye Çağrı ARSLAN kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Thu Feb 2007
    Konum
    islam diyarı
    Yaş
    30
    İletiler
    408

    Menkıbeler.. / hikayeler...

    Bir terzi,Allah dostlarından birine sorar:
    -"Can gırtlağa geleceği ana kadar Allah kulunun tövbesini kabul eder."Hadisi hakkında ne buyurursunuz ?Allah dostu soruya soruyla karşılık verir:
    -Ne iş yapıyorsun?
    -Terziyim ,elbise dikiyorum.
    -Terzilikte en kolay şey nedir?
    -Makası tutup kumaş kesmektir.
    -Kaç senedir bu işle meşgulsün?
    -Otuz senedir.
    -Canın gırtlağa geldiğinde kumaş kesebilir misin?
    -Hayır ,kesemem!
    -Bir müddet zahmet çekip öğrendiğin ve otuz sene kolaylıkla yaptığın bir işi o anda yapamazsan ,hayatında hiç yer vermediğin tövbeyi nasıl yapacaksın?bugün gücün yerindeyken tövbe et ki KAYBEDENLERDEN OLMAYASIN...!

    -ALINTI-

  15. #15
    Kısıtlanmış Üye Çağrı ARSLAN kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Thu Feb 2007
    Konum
    islam diyarı
    Yaş
    30
    İletiler
    408

    Menkıbeler.. / hikayeler...

    Dört tane kelebek bir gün bir ateş görmüşler. Bunun nasıl bir şey olduğunu öğrenmek istemişler. Birinci kelebek ateşe biraz yaklaşmış ve üzerinin aydınlandığını görmüş. Arkadaşlarının yanına gelmiş ve:

    --Bu ateş aydınlatıcı bir şey!, demiş..

    İkinci kelebek bununla yetinmeyerek daha fazla şey öğrenmek istemiş. Biraz daha yaklaşmış ve ısındığını hissetmiş; Demiş ki:

    --Aynı zamanda bu ateş ısıtıcı bir şey!

    Üçüncü kelebek bununla da yetinmemiş, Biraz daha biraz daha yaklaşmış. Bir anda ateşin kanatlarını yaladığını hissetmiş ve yanmış kanatlarıyla geri dönmüş; Şöyle demiş:

    --Ve bu ateş yakıcı bir şey!

    Sonuncu kelebek daha da çok şey öğrenmek istiyormuş. Biraz yaklaşmış, aydınlandığını görmüş. Biraz yaklaşmış, ısındığını hissetmiş. Biraz daha yaklaşmış, ateş kanatlarını kavurmuş.

    ve biraz daha yaklaştıktan sonra tamamen yanan kelebek "poff !" diye ortadan kayboluvermiş...

    Ateşin gerçekten ne olduğunu belki bir tek o öğrenmiş ama geri dönüp söyleyememiş;
    Çünkü o kaybolmuş ateş içinde ve bir şeyi, ancak içinde kaybolan bilebilirmiş!...
    -alıntı-

  16. #16
    Siz hiç Rabbimizi şöyle gönülden sevdiğinizi hissettinizmi Allahı sevdiğini herkes söyler hatta sevmeyen neredeyse yok denencek kadar azdır,fakat benim sormak istediğim yukardaki yazı ya bağlantılı olarak hiç onun aşkıyla yandınızmı.......
    Efendim duyamadım,yoksa yanmadınızmı öyleyse bende şunu diyorum yanmayan,onun aşkıyla yanmayan gönül o yanmanın ne demek olduğunu bilmez..

  17. #17
    Kısıtlanmış Üye Çağrı ARSLAN kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Thu Feb 2007
    Konum
    islam diyarı
    Yaş
    30
    İletiler
    408
    Katiliyorum

  18. #18
    Kısıtlanmış Üye Çağrı ARSLAN kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Thu Feb 2007
    Konum
    islam diyarı
    Yaş
    30
    İletiler
    408

    Menkıbeler.. / hikayeler...

    Cüneyd (ks) ile birlikte, Sülehadan biri sabah namazına kalkıp
    erkenden camiye giderler.Yolda yürürken bir ara o şahıs, Cüneyd(ks)'ye dönerek;

    "Şu sabah namazına kalkmayan kuşlar bile uyanık zikir halindeyken, gaflet içinde uyuyan insanlara ne buyurursunuz?
    Onlar gercekten helak olmuş kişiler degil mi?
    Şu güzel ezan seslerine kulak tıkayan ve namaza kalkmayanlar cidden bedbaht kimseler degil mi?"
    deyince,

    Cüneyd(ks) susturucu oldugu kadar şu kesin cevabı verir;

    "Keşke sen de onlar gibi uyusaydın da bu sözü söylemeseydin!"



    Rabbim bizleri bu iki kötü davranıştan muhafaza eder inşallah....
    -ALINTI-

  19. #19
    Kısıtlanmış Üye Çağrı ARSLAN kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Thu Feb 2007
    Konum
    islam diyarı
    Yaş
    30
    İletiler
    408

    Menkıbeler.. / hikayeler...

    Gazali Tus ahalisinin meşhur, müslüman bir bilginiydi. (Tus, İran'da Meşhed yakınında bir köydür). O zamanlar, yani hicri beşinci yüzyılda Nişabur, o bölgenin en büyük ilim merkeziydi. Ve bir üniversite sayılırdı. O bölgedeki talebeler, tahsil için Nişabur'a gelirdiler. Gazali de, işi gereğince, Nişabur ve Cürcan'a geldi, yıllarca aşırı arzu ve isteğiyle hocaların ve faziletli kimselerin huzurunda üstünlüğünü gösterdi. Bildiklerinin unutulmaması, elde ettiği öğreti ve tecrübelerini kayb etmemesi için onları düzenli bir şekilde yazar ve defter haline getirirdi. Yıllardır verdiği emeğin mahsulü olan bu defterleri tatlı canı gibi severdi.

    Yıllar sonra, vatanına dönmeye karar verdi. Defterlerini düzenleyip bükerek torbanın içine koymuştu. Kafileyle birlikte vatanına doğru yola koyuldu.

    Tesadüfen kafile, bir kısım hırsız ve eşkiya ile karşılaştı. Hırsızlar kafilenin önünü kestiler. Malları ve istedikleri şeyleri birer birer topladılar. Sıra Gazali ve eşyasına geldi. Hırsızların eli o torbaya gidince Gazali, yalvarıp yakarmaya başladı: Bundan başka ne varsa alınız, bir tek bunu bana bırakınız dedi.

    Hırsızlar, kesin olarak bu kapalı şeyin içinde kıymetli bir mal bulunduğunu sandılar. Torbayı açtılar, bir avuç karalanmış kağıttan başka bir şey görmediler. Bunlar nedir, neye yarar diye sordular.

    Gazali, Size yaramayan şeyler, bana yarar dedi.

    Neye yarar
    Bunlar, benim bir kaç senelik tahsilimin ürünüdür. Bunları benden alırsanız, bilgilerim boşa, yıllardır ilim tahsilindeki zahmetlerim heba olup gider.

    Gerçekten senin bilgilerin bunda mı

    Evet

    Yeri bohça içi olan ve çalınması da mümkün olan bilgi, ilim değildir. Git de haline bir çare düşün, dedi.

    Bu, sıradan basit söz, istidatlı ve akıllı Gazali'nin ruhani durumunu sarstı, o güne kadar papağan gibi hocadan dinlediklerini, defterlere kaydeden Gazali, ondan sonra çalışarak, beynini düşüncelerle beslemeyi, daha çok düşünmeyi, araştırmayı ve faydalı konuları, zihin defterine işlemeye karar verdi.

    Gazali;düşünce hayatıma yol gösteren öğütlerin en iyisini, yol kesen bir hırsızın dilinden işittim.der
    -ALINTI-

  20. #20
    Kısıtlanmış Üye Çağrı ARSLAN kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Thu Feb 2007
    Konum
    islam diyarı
    Yaş
    30
    İletiler
    408

    Menkıbeler.. / hikayeler...

    Cennet Ve Cehennem

    Rabbimiz Teâlâ ve Tekaddes Hazretleri,

    Cennet'i yarattıktan sonra Cebrail Aleyhisselam'a emretti:

    – Git kullarım için hazırladığım Cennet'i gez, gör. Nasıl bulacaksın, gel haber ver.
    Cebrail Aleyhisselam gidip Cennet'i gezdi, içindeki şaşkınlık veren özellik ve güzellikleri hayranlıkla temaşadan sonra gelip dedi ki:

    – Rabbim, böylesine eşsiz güzelliklerin toplandığı bir yeri kimse bırakmaz. Hemen herkes buraya koşar.

    Rabbimiz bundan sonra Cennet'in bir bakıma fiyatı sayılan, ödenmesi gerekli faturaları Cennet yoluna dizdi, nefsin hoşuna gitmeyecek vazifeleri sıraladı, görevleri yığdı ve Cebrail'e:

    – Bir de şimdi git Cennet'i gör, buyurdu.

    Cebrail Aleyhisselam bu defa Cennet'in yolundaki ücreti sayılan fatura mesabesindeki dini görevleri, ahlâki vazifeleri gördü, nefsin hoşuna gitmeyecek emirlere baktı ve dedi ki:

    – Rabbim, buraya kimsecikler gelmez!

    Bundan sonra Rabbimiz:

    – Bir de Cehennem'i gör, orasını incele! buyurdu.

    Cehennem'i baştan sona gezen Cebrail Aleyhisselam oradaki haksızlıklara, zalimlere, kötü örnek olanlara reva görülen ceza ve azabı görünce gelip dedi ki:

    – Rabbim kullarından hiç kimse buraya girmez, girmeye yönelik işlerde bulunmaz.

    Bundan sonra Rabbimiz, Cehennem'in cazibesini teşkil eden şeyleri de Cehennem'in yolları üzerine koydu, onları bir bir sıralayıp bir daha emretti:

    – Cehennem'i bir de şimdi gör ey Cebrail.

    Cebrail Aleyhisselam bu defa da baktı ki, Cehennem'in yolları üzerine nefsin hoşuna gidecek öylesine eğlenceler, cazip görüntüler koyulmuş ki görenlerin nefsi galeyana gelir, büyük bir dikkat ve gayret ister ki bunlara aldanmayıp da nefsini engellesin, sonu azap mahalline varan bu yola girmesin.

    Bu defa da dedi ki:

    – Rabbim, kullarından kimse kalmaz hemen hepsi de buraya akın eder.
    -alıntı-

6 / 1 123456 SonSon

Yer İmleri

Gönderme Kuralları

  • You may not post new threads
  • You may not post replies
  • You may not post attachments
  • You may not edit your posts
  •