+ Konuyu Yanıtla
4 / 1 1234 SonSon
71 sonuçtan 1 --- 20 arası gösteriliyor

Konu: Ayetullahi’l-Uzma Humeyni

  1. #1

    Ayetullahi’l-Uzma Humeyni



    İMAM HUMEYNÎ(ra)

    İran İslâm Cumhuriyeti lideri ve kurucusu, fakih ve arif İmam Humeynî, 24 Eylül 1902’de Humeyn şehrinde doğdu. Haziran 1989 yılında Tahran’ın kalp hastanesinde vefat etti.

    Asıl adı Ruhullah soyadı Mustafavî olan, ancak Musevî-yi Humeynî olarak tanınan İmam Humeynî’nin babası, zamanın ulemasından sayılan Seyyid Mustafa idi. Beş aylık iken babasını kaybetti. Dönemin hükümetine bağlı feodal güçler tarafından şehid edilerek öldürülen babasının akrabaları, katilin kısas edilmesi için "Darul Hükümeye" Tahran’a gelerek bu konuda ısrarları sonucu katil kısas edilmiştir.



    Çocukluk dönemini Ayetullah Hansarî’nin (Zubdetu’t-Tesanif’in yazarı) torunlarından olan annesi Hacer hanım ve halası Sahibe hanımın yanında geçirmiş, fakat onbeş yaşında iken hem annesini hem de halasını kaybetmiştir.

    Çocukluk yıllarından itibaren dinî medreselerde temel dersleri (Arap dili ve edebiyatı, mantık, fıkıh ve usul) almaya başlamış ve Mirza Mahmut İftiharu’l-Ulema, Hac Mirza Necefî-yi Humeynî, Ayetullah Şeyh Ali Muhammed Burucerdî, Ayetullah Muhammed Gulpayganî ve Ayetullah Abbas Erakî gibi bölgenin büyük ulema ve hocalarından dersler alarak 1919 yılında Erak İlmiye Medresesine girdi. Burada birçok dersleri okuduktan sonra Kum İlmiye medresesine geçerek felsefe ve ahlak derslerini, Ayetullah Muhammed Şahabadî ve Seyyid Ebu’l-Hasan Hakîm Kazvinî ve Hac Mirza Cevad Ağa Melikî-yi Tebrizî’nin yanında okudu. Menkul fıkıh ve usul derslerini ise Ayetullah Abdulkerim Hairî-yi Yezdî, ve Ağa Mir Seyyid Ali Kaşanî’den aldı. Fıkıh ve usul derslerinde çok başarılı olarak kısa zamanda ictihad (Muctehidlik) derecesine ulaştı.



    İmam Humeynî, Hicri 1339 yılında Ayetullah Abdulkerim Hairî’nin vefatından sonra artık kendisi felsefe, tehzibi nefs ve ahlak derslerinde Kum’un ünlü ulemasından biri olmuş; daha sonraları ise fıkıh ve usul derslerinin de ünlü hocaları arasında yer almıştır. O dönemde hükümet karşıtı olan şahsiyetlerle irtibat halinde olan İmam Humeynî, genç yaşına rağmen Şah Rıza Pehlevî rejimine karşı mücadele vermeye çalışıyordu. Ayetullah Hairî’den sonra Kum’un önde gelen ulemasından Ayetullah Burucerdi’ye bir süre güncel meseleler hususunda yardımcı olan İmam Humeynî, o büyük zatın da vefat etmesinin ardından, Kum Medresesi ve ilmî çevrelerde "Ayetullahi’l-Uzma" olarak tanındı.

    1958’de Eyalet ve Vilayet Cemiyetlerinin kurulması ve Şah’ın "Altı maddelik tasarıları"nın ortaya konulmasıyla, Şah rejimi aleyhine şiddetli mücadelesini başlattı. 5 Haziran 1961’de meydana gelen kanlı olaylardan sonra rejim aleyhine yaptığı bir konuşma sonucu tutuklanarak Tahran’daki İşretâbâd askeri ceza evine konuldu.


    Serbest kaldıktan bir yıl sonra, kapitülasyon tasarısı aleyhine yaptığı ateşli konuşmasının ardından tekrar tutuklandı. Ancak bu kez cezaevine değil, 4 Kasım 1965’te Türkiye’ye sürgüne gönderildi. Bir süre sonra İmam Humeynî, Türkiye’den Irak’a geçti ve bu, Irak’ın Necef kentinde talebe yetiştirmekle meşgul olacağı onbeş yıllık uzun bir sürgünün başlangıcıydı.




    İmam’ın oğlu Seyyid Mustafa’nın Şah rejimi gizli istihbarat servisleri tarafından öldürülmesinin ardından İran’da karışıklıklar meydana geldi. Şah rejiminin aleyhine bir ayaklanma başlatıldı. İmam Humeynî’nin önderliği altında yürütülen bu hareketler sonucunda İrak’tan Fransa’nın Paris kentine geçti. 1 Şubat 1979’da Şah’ın İran’dan kaçmasının ardından İmam Humeynî onbeş yıllık bir sürgünün ardından büyük bir karşılama ile ve İran halkına bağımsızlık, özgürlük ve İslâm Cumhuriyetini hediye olarak getirerek İran’a geri döndü. Onun geri dönüşü devrimin gidişatını daha da hızlandırdı ve 11 Şubat 1979’da İmam Humeynî’nin başlattığı uzun mücadele zafere ulaştı ve halkın büyük desteği ile Şah rejimi tarihe karışarak yerine İran İslâm Cumhuriyeti rejimi kuruldu. İmam Humeynî İnkılabın zaferinden on yıl sonra, 4 Haziran 1989’da Tahran’da vefat etti.

    İMAM HUMEYNİ(ra)’NİN ESERLERİ



    1- Sahur Duası Şerhi
    2- "Re’su’l-Calût" Hadisinin Şerhine İmam’ın Haşiyesi
    3- "Akıl ve Cehl Ordusu" Hadisinin Şerhi
    4- "Fusûsu’l-Hikem"in Şerhine Haşiye
    5- "Kırk Hadis" Şerhi
    6- Namaz Âdâbı (Âdâbu’s-Salat)
    7- "Esfar" (irfani eserler) Haşiyesi
    8- Envaru’l-Hidaye fi’t-ta’lîgatu Ale’l-kifaye ( 2 cilt),
    9- Risaletu’l-İstishab
    10- Risaletu’l-İctihad ve’t-Taklid
    11- Risale fi’t-Taleb ve’l-İrade
    12- Risale fi’l-Kâ’ideti min Mulk
    13- Kitabu’t-Tahâre (4 cilt)
    14- Mekâsib-u Muharrame (2 cilt)
    15- Risaletu Necati’l-İbad
    16- Ayetullah El-Uzma Burucerdî’nin Fıkıh Dersleri
    17- Hac Fetvaları
    18- Kitabu’l-Bey’ (5 cilt)
    19- Kitabu’l-Halel fi’s-Salat
    20- Cihad-ı Ekber yada Nefse Karşı Mücadele
    21- Fetvalar
    22- İrfanî Mektuplar
    23- "Re’su’l-Calût" Hadisinin Şerhi
    24- "Fevaidu’r-Razaviyye" Şerhine Haşiye
    25- Misbahu’l-Hidaye ile’l-Hilafe ve’l-Vilaye
    26- "Misbahu’l-Uns"a Haşiye
    27- Sırru’s-Salat (Salatu’l-Ârifîn ve Mi’racu’s-Salikîn)
    28- Risaletu Likâu’llah
    29- Keşfu’l-Esrar
    30- Bedayiu’d-Durer fi Kâidetu Nefyi’d-Darar
    31- Risaletu fi’t-Teâdul ve’t-Teracîh
    32- Menahicu’l-Vusul ilâ İlmu’l-Usul (2 cilt)
    33- Risaletu fi’t-Takiyye
    34- Risale fi Ta’yîni’l-Fecr fi’l-Leyalî’l-Mukammere
    35- Ta’lîka ale’l-Urvetu’l-Vuska
    36- Ta’lîka alâ Vesiletu’n-Necat
    37- Miras Risalesine Haşiye
    38- Tevzihu’l-Mesail (İlmihal risalesi)
    39- Tahriru’l-Vesile (2 cilt)
    40- Takriratu Durus-i İmam Humeynî
    41- İslâmî Hükümet yada Velayet-i Fakîh
    42- Hamd Suresi Tefsiri
    43- Şiir Dîvanı
    44- Siyasî-İlahî Vasiyetname (son mesaj)
    45- Sahife-i Nur (İmam’ın mesajları, konuşmaları, röportajları, mektup ve ahkâmı, 22 cilt)


    قال الشاعر : ليس اليتيم الذي قد مات والده إن اليتيم يتيم العلم والأدب

  2. #2
    ikimilyon Admin Mehmet DAĞDELEN kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Thu May 2006
    Konum
    Sakarya
    Yaş
    42
    İletiler
    3,120
    Blogdaki Konular
    18
    şu hayatın hikayesini böyle oluyunca humeyni bir kahraman gibi.

    humeyni ile tek ortak noktamız; bana da ona da müslüman diyorlar.

    şia'nın islam kimliğinden başka hiç bir şeyini sevmiyorum.


    Milli Görüş; hakkı üstün tutmaktır!

  3. #3
    abicim.

    şia diyorsun abi bize düşen şii,selefi,tarikatçı,sünni,alevi demeden "la ilahe illallah muhammed ur-resulullah" diyenleri tek kucak altında toplamnak değil mi?

    bizim davamızın ana prensibi tevhid yani birlik akidesi değil mi?

    islam dünyası imam gibi çok az insan görmüştür.selefiyim ancak şiilere bu kadar kin duyulmasına ve onların bu kadar dışlanmasına anlam vermiyorum.

    eğer biz şuna şu diye,buna da bu diye dışlarsak kiminle bu islam birliğini kuracağız?
    قال الشاعر : ليس اليتيم الذي قد مات والده إن اليتيم يتيم العلم والأدب

  4. #4
    ozisler13
    Giriş
    Mon May 2006
    Konum
    arz
    Yaş
    33
    İletiler
    854
    Blogdaki Konular
    4
    Bismillahirrahmanirrahim,
    yahu mübarekler İran tarih boyunca zaten bağımsızlığı tehlikeye girer girmez çarelerin ortaya çıktığı bi ülke.az bi bilgim var ama İran da her zaman böyle olmuştur.kalıcı rejimler ortaya çıkmış ve olabildiği kadar kalıcı olmuştur.
    ama İran İslam cumhuriyeti lafzı bana göre yanlıştır.neden cumhuriyet deme zorunluluğu vardı o zamanlar.bana bunu açıklayabilirmisiniz.o kadar devrim gerekliydi madem İslam ın eşitliğine güvenip sen deseydin ki cumhuriyet dediğinizin hürriyet kavramı İslam ın adaleti karşısında ka'l e dahi alınamaz.bunu başaramazmıydı.( olayın iç yüzünü tam olarak bilemediğim için o zamanlar yürümeyi yeni öğreniyordum.:) )
    ama sanırım İran için en güzeli bu şekilde olması.Hilafet de sanırım İNŞALLAH yine bu topraklardan.çünkü artık komşu ülkelerden millet kavramının zararlarına dair beyanatlar 3yükselmeye başlamış durumda.bunlar elbette birgün bir yerde sın bulacak.İNŞALLAH insanlar daha fazla zarar görmeden ümmet bilinci oluşur en kısa zamanda.amin.
    ALLAH razı olsun.yazıdaki hatalar ve yanlış bilgilendirmelerden dolayı şimdiden özür dilerim.
    artık zamanı ve belki de son hakkım,çünkü dağıldım ve hala ALLAH a sığınıyorum Utanmadan

  5. #5
    ozisler13
    Giriş
    Mon May 2006
    Konum
    arz
    Yaş
    33
    İletiler
    854
    Blogdaki Konular
    4
    bence şia nın içinde ikimilyon abimiz gibi düşünenler vardır.ikimilyon abimin şia konusunda bilgileri benden fazladır.ama eğer şianın kusurları varsa eminim bu şianın içindeki aldatılmışlardan kaynaklanmıştır. yanlışlık var:
    "sın" değil "son".
    artık zamanı ve belki de son hakkım,çünkü dağıldım ve hala ALLAH a sığınıyorum Utanmadan

  6. #6
    şahsım başından beri iran islam cumhriyetinin varlığından memnunum.
    neden memnunum?

    çünkü;islam nizamının en sağlam uygulandığı ülke olması hasebiyle

    oturup da size islam devrimcilerinin -islamın devrimcisi olmaz.islam devirmek için değil onarmak ve düzeltmek için gelmiştir- neden cumhuriyet ismini koyduğunu mu anlatayım?ki anlatcak bilgiye sahip de değilim.

    farzedin ki anlttım ama inanın ki sizler yine de ikna olmayacaksınız

    çünkü irana ve şiaya karşı bir kininiz var.

    bu kini yenmeden ben de islam birliğini savunan bir grubun içindeyim demeyiniz.

    bakınız hocamıza

    eğer o bu kini taşısaydı d-8 de iran olmazdı.

    sizleri kardeşlik noktasında çareye ve birliğe davet ediyorum

    es-selamu aleyke ya ikhvan
    قال الشاعر : ليس اليتيم الذي قد مات والده إن اليتيم يتيم العلم والأدب

  7. #7
    ozisler13
    Giriş
    Mon May 2006
    Konum
    arz
    Yaş
    33
    İletiler
    854
    Blogdaki Konular
    4
    Ve Aleyke Selam ve Rahmetullah ve Berekâtuhû ya ekhî;
    ama gerçekten ben kabul etmem demedim.mübarek kardeşim.sadece demek istediğim:
    İran milletine kendisini savunduğu için Amin Maulof ' un Semerkant kitabında hayran kaldım zaten.Ahmedî Necad yakında Mehdî olarak ilan edilse şaşırmam.senin savunduğunu savunmaya çalıştım ikimilyon abimize karşı.ama özür dilerim yazdıklarımda bunu anlatamadıysam bu benim hatamdır.kusura bakmazsın ama hatamı da söylersin.ALLAH razı olsun.savunduğumuz değer aynı değer İran konusunda.Humeynî mücahiddir.kim ne derse desin bence öyledir.
    İNŞALLAH varisleri Hocamızın önderliğinde bazı devrimlerde yanımızda olacaklardır hatt-ı zatında.
    artık zamanı ve belki de son hakkım,çünkü dağıldım ve hala ALLAH a sığınıyorum Utanmadan

  8. #8
    ancak pek muhtrem kardeşim şurayı düzeltmeme izin ver

    İSlAMDA DEVRİM VE DEVRİMCİ YOKTUR.

    eğr öyle olsaydı "biz seni ancak bir,uyarıcı,müjdeleyici ve elçi olarak gönderdik" ayet-i kerimesi inmezdi.

    müslümanın lakabları bellidir.

    ne direnişçi ne de devrimcidir.

    mücahiddir,muttakidir,salihindir,sıddıkidir v.s.
    قال الشاعر : ليس اليتيم الذي قد مات والده إن اليتيم يتيم العلم والأدب

  9. #9
    ozisler13
    Giriş
    Mon May 2006
    Konum
    arz
    Yaş
    33
    İletiler
    854
    Blogdaki Konular
    4
    ALLAH razı olsun.anladım demek istediğini.devrim kelimesini kullanmam yanlış olmuş.
    devrime hayır
    cihada evet.
    sonunda İNŞALLAH ya şehadet ya da saadet:)
    amin.
    artık zamanı ve belki de son hakkım,çünkü dağıldım ve hala ALLAH a sığınıyorum Utanmadan

  10. #10
    söylediğim sözlerden kırılmadın inşallah

    eyvallah canım kardeşim
    قال الشاعر : ليس اليتيم الذي قد مات والده إن اليتيم يتيم العلم والأدب

  11. #11
    ozisler13
    Giriş
    Mon May 2006
    Konum
    arz
    Yaş
    33
    İletiler
    854
    Blogdaki Konular
    4
    hani 16 saat sonra şiirin var ya işte o şiirden sonra ve bana canım kardeşim dedikten sonra istesen de beni zor kırarsın.İNŞALLAH birgün yüzyüze görüşürüz de sohbet eder dertleşiriz.ALLAH razı olsun yoldaş:) :) :) (bu söz ağırsa ver uyarıyı gide)
    ALLAH a emanetsin mücahid kardeşim.
    artık zamanı ve belki de son hakkım,çünkü dağıldım ve hala ALLAH a sığınıyorum Utanmadan

  12. #12
    İran ne zaman islam devleti oldu...???....Desene karaselam tüm biatcileri tüm ehli sünnet düşmanlarına bu ne sevgi bu ne aşk...

  13. #13
    Devrimle devrilen İran

    Şahı deviren Humeyni, Marksist diyalektikten sonuna kadar istifade etmesini bilmişti. Tepe tepe kullandı Tudeh Partisi’ni… Şah’a karşı kitleyi arkasına alırken (Humeyni’nin arkasına aldığı Güney İran, ülkenin Kuzeyine göre çok daha fakirdi.) bürokrasiye de içeriden bahşiş verdi. Halk ihtilâlinden sonra bu defa öyle bir reformasyon faaliyetine girdi ki, Fars coğrafyasında İslâm hariç her şeye benzeyen telâkkiye bağlı bir din çıktı.

    Dinî bir telâkki değil de telâkkiye bağlı din… Zenginlik kaynakları Humeyni’nin ihdas ettiği yeni bir hiyerarşiyle beraber, mollaların inhisarına alındı. Son cumhurbaşkanlığı seçimleri de mollaların kapitalist iktidarına geniş katılımlı bir tepki olmuştur. Batılılar reformistlerin arkasında yeralırken, mollalardan da daha iyi reformcu bulamadıklarına göre, aslında molla rejiminin bir bakıma ağır bir darbe alışı olmuştur son seçimler.

    Eski cumhurbaşkanı Hatemi hakkındaki yolsuzluk iddiaları ülkenin her tarafında protesto edilmekteydi. Mollaları besleyen Hatemi, düşmeden birkaç gün evvel İspanya’da BM-Domuzlar Diktatoryası çatısı altında Tayyip ve İspanya Başbakanı Zapatero ile görüşmüş, ‘medeniyetler arası diyalog’a katılmak istediğini söylemişti.

    Büyük reformist-tahrifçi Humeyni’yle beraber, ‘zekât müessesesi’ne bir ‘hüküm’ ilave edilerek, mollalar kapitalistleştirildi. İmamet ve Velayet-i Fakih makamları, meseleleri bir fetva ile halleden reform taslakları türetti. Her şey ânı ânına gelen vesvese ve heveslere terk edildi. Modernizm bugün Türkiye’den daha kuvvetli yerleşmiştir

  14. #14
    Taner PINAR
    Misafir
    subhanallah

    Ashaba söven , Kuran-ı kerim tahrif edilmiştir diyen, 12 imamın günahsız olduklarına ama peygamberlerin günah işleyebileceklerine inanan, sürekli din düşmanları ile işbirliği içinde olan , çeçenistanda rustya ile birlikte hareket eden Şİa ve liderine saygı ve sevgi beslemek ancak cahillik tir..

    La ilahe İllallah kelimesinde birleşmek diyalogçuların masalıdır..

    ashaba söven ve Kuranı tahrif edilmiş olarak gören Hz.aişe validemize kötü kadın diyenler benim din kardeşim değildir..

    selametle..

  15. #15
    Taner PINAR
    Misafir
    Aklıma geli,mişken söyleyeyim iktidara geldikten sonra ilk işi büluğaermiş kız çocuklarının derhal muta nikahı ile nikahlandırılması emridir..

  16. #16
    Yahu kardeşler şianın ben bu ümmete faydalı olduğu tek bir zaman bilmiyorum!

    Adamlar sadece ehli sünnetle savaşmak! Ne zaman bi kafir toprağı almışlar bunlar? İşleri güçleri hanefilerle şafilerle kısaca mezheplerle selefilerle vs vs... Adam zerkawi şehit edilince "memnun olduk" diyor ve şia geleneğini sürdürüoyr!

    Hz. Aişe validemiz küfrediyorlar! Hz. Ömer'e küfrediyorlar!

    Humeyni dahi devrim yaparken "Şahın Zulmü Ömer'in Zulmünü Geçti!!!" diyor.. Estağfirullah....

    Kafirlere karşı bugüne kadar en büyük bşarıyı belkide tek kazanan şii hizbullahtır! İsraile karşı kazandığı bikaç karış toprakla...

    Evet şiadan da büyük insanlar çıkmış, en basitinden bi Ali Şeriati çıkmış ama bu şiayı tümden kabul etmek olmamalı...

    Ne şii ne sünni yaşasın İslam kardeşliği diyelim ama, onların hatalarını silmeyelim... Onları çok da sevimli göstermeyelim!

    Rusya'da savaşan çeçenlere bile terörit diyen bi millet olduklarını unutmayalım!

    ABD karşıtlığıda milliyetçi bir karşılıktır, başka zamanlar sünnilere saldıranlara ABD düşmanlığında müslümanlar kardeştir diyor... Eyvallah desinler... Ama unutulmamali ki şia çook da masum değildir...

    Selametle...

  17. #17

    Şİa Ve Ehl-İ SÜnnet

    Selamun aleyküm kardeşler…

    Bende, ehl-i Sünnet ve şia hakkında bir şeyler yazayım dedim. İnşallah faydalı olur. İlk önce şiadan bahsedeyim. Şialığın tarihinden ve çıkış noktalarından bu günümüze kadar bahsetmeye kalkarsak çok uzun gider. Şunu söylemekle burayı kısa tutacağım. Ehl-i sünnet’e en yakın olarak görülen şia’nın Zeydiye kolu İslam için canını tehlikeye atan büyük sahabe İslam’ın yüce komutanı ve Rasul-ü Ekrem tarafından SEYFULLAH (Allah’ın yeryüzünde ki kılıcı) olarak isimlendirilen HALİD BİN VELİD (Raziyallahu anh)’a büyük iftiralar atıyorlar ve şöyle diyorlar. [B]‘’Bir sahabe cihada giderken hanımını Halid bin Velid’e emanet ediyor, Halid bin Velid’de o sabenin hanıma tecavüz ederek onu öldürüyor’’ gibi saçma sapan birçok iddialarda bulunuyor. (Kaynak için Ali TABATABAÎ’nin kitaplarına bakabilirler.) [/B]burada kesip asıl konuya gelelim. Bazılarının çok erdemli ve bir İslam büyüğü olarak lanse ettiği HUMEYNİ denen herif TAHRÎR’UL VESİLE adlı kitabının 1. cildinin necis bölümünde diyor ki. ‘’Ebu Bekir, Ömer, Osman’a halife diyen necis ve kafirdir’’ evet arkadaşlar aynen böyle diyor. Dahası var… Yine Humeyî, KEŞF’UL ESRAR adlı kitabının 143. sahifesinde şöyle diyor. ‘’Peygamber kur’an’dan bazı ayetleri sakladı, daha sonra Cebrail fatıma’ya gelip bu ayetleri tamamladı. Gerçek kur’an fatıma’nın mushafıdır, şu an Müslümanların elinde bulunan Kur’an gerçek kur’an olmayıp tahrif olunmuş olan kur’an’dır’’ burada dikkat edilmesi gereken çok önemli bir meselede Hz. Seyyidinâ efendimiz’e (Sallallahu aleyhi vesellem) utanmadan atılan iftira, diğeri de Allah Sübhanehû ve teala ‘’Kur’an-ı ben indirdim, onun koruması da bana aittir’’ diyor. Fakat bu paçavralar, kur’an tahrif olmuştur diyor. YA BU ZERZEKLER YALANCI, YA DA (HAŞA) ALLAH… gelelim saadete… Şia’nın büyük saydığı Ayetullah Hacı Mirza Hüseyin bin Muhammed Takiyy-in Nur Et-Tabersî, FASL-UL HITAB Fİ İSBATI TAHRİFİ KİTAB-I RABBİL-ERBAB (Rabler rabbinin kitabını tahrifi hakkında son söz) adlı kitabında bazı ayetlerin eksiltildiğine, bazı ayetlerin çıkarılıp bazı ilaveler yapıldığına dair yüzlerce nass ve delillerini zikretmiştir. Bu kişiliksiz herif kitabında şöyle diyor. ‘’Velayet sûresi kur’an’dan çıkarılmıştır. Bu surede Hz. Ali’nin velayeti zikredilmektedir. Surenin baş kısmında ki ayet <Ey sizleri doğru yola götürsün diye size gönderdiğimiz peygamber ve veliye inananlar…vs…> Sahife 188) bu herifin iddialarından biri de İnşirah suresinden ‘’ Ve cealnâ Aliyyen sıhrake’’ (Ali’yi sana damat kıldık) diye uydurdukları bir ayetin çıkarıldığıdır. Ki bu ayet mekki surelerindendir ve bu sure indiği zaman daha Hz. Ali (R.A) çocuktu ve peygamberimizin (S.A.V) damadı olmamıştı. Bunu bildikleri halde utanmadan bu iddialarını hala sürdürüyorlar. Bu konuda büyük İslam alimi İBN- HAZM, KİTABUL FASL Fİ’L-MİLEL VE’N-NİHAL (kahire baskısı- ilk baskı) isimli kitabının 2. cildinin 78 ve 4. cildinin 182. sahifesinde şöyle diyor. ŞİA’NIN İDDİASI NE KUR’AN ALEYHİNE NE DE MÜSLÜMANLAR ALEYHİNE DELİL OLAMAZ! ÇÜNKÜ ŞİİLER MÜSLÜMAN DEĞİLDİR.

    Bu şia Hz. Ömer (R.A) efendimizin katili Mecusi Ebu Lü’lüe’yi din kahramanı olarak ilan etmişler ve ona ‘’Baba şücau’d-Din’’ ismini vermişlerdir. Ve hala günümüzde İran’da en çok ziyat edilen türbelerden biride Hz. Ömer efendimizin katili Ebu Lü’lüe’nin cesedinin olduğu yerdir. Evet yanlış duymadınız… Günümüzün İran’nında en büyük ve ihtişamlı türbelerden biri bu Mecusi şerefsizin türbesidir.

    Yine Mehdi El-Halisi’nin İHYA’UŞ-ŞERİATİ Fİ MEZHEBİ’Ş-ŞİA adlı kitabın 1. cildinin 63 - 64. sahifelerinde Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer efendilerimizin mü’min dahi olmadıklarını yazarak onlardan iman sıfatının dahi kalktığını söylüyor. Siz ne büyürürsunuz bu ‘’Belhüm Ezal’’ mahluklar hakkında. Yine aynı kitabın 260. sahifesinde ‘’imamlar olmuş ve olacak her şeyin ilmini bilirler. Onlara hiçbir şey gizli değildir.’’ Buradan ne anlıyorsunuz? Yoksa onlar bilmediğimiz bir takım ilahlar mı?

    Birde şia akidesine göre 12 imamın mertebesi ve makamı meleklerden ve gönderilmiş resullerden daha üstündür. Bu akide şia’yı küfre düşürüp kafir yapar.

    Ehl-i sünnetin bu alçak, zani ve iftiracı güruha verdiği cevapları buraya yazacaktım fakat çok uzun sürer ondan ötürü yazamadım. Bu alçaklar hakkında bilgi almak isteyenler olursa buraya araştırmaları için bir çok kitap ismi yazabilirim… isterseniz?

    Daha düne kadar İran'da kerhânelerin adı (haşa) DÂR_UL ÂİŞE idi... bunu da unutmayalım.

    En son olarak da Osmanlı devletinde, Yavuz Sultan Selim ve Kanûnî Sultan Süleyman Devrinin büyük alimi 28 sene Şeyhu’l-İslamlık yapan Ebu’s-Suûd efendi Hazretleri, FETVÂLAR isimli kitabının 411. maddesinde aynen şöyle buyuruyor. ‘’ŞİA’YA KÂFİR DEMEYEN KÂFİRDİR!.. NASIL Kİ BİR MÜSLÜMANA KÂFİR DİYEN KİMSE KÂFİR OLURSA BİR KAFİRE DE MÜSLÜMAN DİYEN KÂFİR OLUR.’’

    Evet arkadaşlar ŞİA’YA KÂFİR DEMEYEN KÂFİRDİR!

    Selam ve du ile…

  18. #18
    Ali Seriat&#238; ve Murtaza Mutahhar&#238; ve dier Sia'nin b&#252;y&#252;k g&#246;rd&#252;klerinin hepsi bilhassa Hz. Ebu Bekir ve Hz. &#214;mer efendilerimize agiza alinmayacak hakaretler ediyorlar bunuda s&#246;ylemeden ge&#231;emeyecegim.. yani bu zirvalar sadece humeyn&#238; veya digr sayilan kisiler i&#231;in ge&#231;erli degil. hepsi dahil buna...

  19. #19
    Kendisi Şia' nın alimidir Ehl-i S&#252;nnetin değil &#199;ok merak ediyorum Acaba Şia'nın Ehl-i S&#252;nnet dışında K&#252;f&#252;r Ehliyle neden hi&#231; savaşı yok neden hep İslam D&#252;nyasında fitne &#231;ıkaran taraf Şia olmuştur...
    Mahmud Efendi Hz.(k.s.) kökleri Osmanlı'ya ordanda Saadet Asrına uzanan ilim-irfan yolunun son temsilcisidir www.milligenclik.net...

  20. #20
    Humeyni İslam devrimi değil Şia devrimi yaptını kendisi s&#246;ylemiştir...
    Mahmud Efendi Hz.(k.s.) kökleri Osmanlı'ya ordanda Saadet Asrına uzanan ilim-irfan yolunun son temsilcisidir www.milligenclik.net...

+ Konuyu Yanıtla
4 / 1 1234 SonSon

Yer İmleri

Gönderme Kuralları

  • You may not post new threads
  • You may post replies
  • You may not post attachments
  • You may not edit your posts
  •