+ Konuyu Yanıtla
4 / 4 İlkİlk 1234
79 sonuçtan 61 --- 79 arası gösteriliyor

Konu: Türküler ve Hikayeleri

  1. #61
    Kayıtsız
    Misafir
    evelim sen oldun ahirim sensin türküsüyle gitme turnam vuracaklar türküsünün hikayesini bulanlar var mı?

  2. #62
    İşte muhteşem türkünün müthiş hikayesi...

    'Gönül dağı'nda bir garip' : Neşet Ertaş (*)

    Neşet usta da göçtü.

    Da diyorum, önceki bütün ustaları bu edat içine aldığım değil, belki, 'ölüm ölüm hezen ölüm / evden eve gezen ölüm', 'ölüm öyle kara bir devedir ki, herkesin evinin kapısına bir gün mutlaka ıhar' demek istediğimden...
    Usta hakkında birkaç söz etmek isteyince eski günleri hatırladım.
    'Sağ-sol çatışması'nın şiddetli olduğu günler... Neşet Ertaş Saray Sineması'nda konser veriyor. Gençler dönemin gözde "slogan"larıyla örülü şarkılarından isteklerde bulunurlar. Neşet Ertaş biraz sustuktan sonra her zamanki mütevaziliği ile şöyle der :
    "Ağam, biz böyle parçalar bilmeyiz. Biz gönülle çalar, gönülle söyleriz."
    Neşet Ertaş, -eski adıyla- Abdallar köyünün, bugün hala kemaliyle bilinemeyen 'şaman'ı Muharrem Ertaş'tan öğrenir bu (müzikal) edebi. Babası, irfani geleneğin müzikal halkasının son büyük temsilcisidir. Heidegger'in Freiburg'da, bir konsorsiyum sonrası Japon bilgelerle söyleşirken tartıştığı 'gei-do'nun, yani sanatı, insanın kökene ulaşmak üzere girdiği bir yol olarak görüşünün belirtisi. Ertaş, selefi büyük Divan, Halk, Tekke-Tasavvuf şairleri gibi 'gönül dağı'ndan konuşan bir 'Garip'tir. Mahlas olarak seçtiği bu kelime de gösterir ki, 'dünyada garip bir yolcu gibi olmanın' sırrına ermiştir.
    Televizyon programında sunucunun sorduğu soruyu, 'sizden sır çıkmaz...' diye başlayarak cevaplayan bu gerçek sanatçı, zanaat ile sanat'ın özdeş ve hakikate ulaşan en büyük yalan olduğunu bilen, böylece, 'dost eline giden seller'e, 'gözyaşını katan' bir derviştir.

    Ondan, yıllar önce, 'kalpten kalbe bir yol' olduğunu öğrenen herkes gibi ben de, yıllarca sinemde taşıdığım gizli yaranın bir tabibi olduğunu sanmıştım. Oysa, bütün yaraları ve şifa umutlarını boşa çıkaran bir kader sırrının, Sezai Karakoç'un deyişiyle, 'kaderin üstündeki kader'in biraz olsun farkına vardıkça, Neşet Ertaş'ın türkülerini daha çok sever oldum.

    Bizim geleneğimizde, Saadet çağından itibaren, şiirle, yani 'mülklerin en tehlikelisi' ve 'uğraşların en masumu' olan bir dille konuşmak, bir gösteriş ve oyun değil, bir düşünce derinliğinden, bir algı ve kavrayış zenginliğindendir. Yavuz Selim ile Şah İsmail'in hikayesi bunun çarpıcı bir örneğidir. Bu, 'söz ola kese savaşı' diyen bir gelenektir.

    Neşet Ertaş'la babasının konuşması da geleneğin ilginç bir örneği olarak belirir.

    Leyla'ya gönül verir fakat bazı nedenlerden dolayı babası şiddetle karşı çıkar, 'evladım' redifli bir türkü söyler :

    "Temiz ruhlu, saf kalplisin şöhretsin
    Hakkın vardır evlenmeye evladım
    Mevlam sana yapanları kahretsin
    Aslı bozuk alma dedim evladım

    Dokunsalar nazif tene kir gelir
    Bizden önce ceddimize ar gelir
    Köle olmak şanımıza zor gelir
    Aslı bozuk alma dedim evladım"

    Neşet Ertaş, kendisini yaralayan 'aslı bozuk'a, 'ana'yla cevap verir :

    'Ulu arıyorsan analar ulu
    Sevmişiz biz onu olmuşuz kulu
    Analar insandır biz insanoğlu
    Aslı bozuk deme gel şu insana

    Aşkı kimden aldın sevgiyi kimden
    Aslı bozuk deme gel şu insana
    Soracak olursan eğer ki benden
    Aslı bozuk deme gel şu insana

    Yazımızı felek yazdı Mevlâdan değil
    Senin dediklerin evladan değil
    Her hata suç bende Leylâ'dan değil
    Aslı bozuk deme gel şu insana"

    Muharrem Ertaş, oğlunun bu 'ulu ana' göndermesine boyun eğer ve,

    'Küsmedim Neşedim kahrettim sana
    Baban değil miydim sormadın bana
    Olan olmuş yavrum ne deyim sana
    Sen aklını yitirmişin evladım"

    Bu şiirsel konuşma, Neşet'in Leyla ile evlenip ayrılmasından sonra da sürer. Bu kez, Neşet, Leyla'ya, hatanın kendisinde olduğunu söyler :

    Bilemedim kıymetini kadrini
    Hata benim günah benim suç benim
    Eliminen içtim derdin zehrini
    Hata benim günah benim suç benim

    Bir günden bir güne sormadım seni
    Körümüş gözlerim görmedim seni
    Boşa mecnun eylemişim ben beni
    Hata benim günah benim suç benim"

    Neşet Ertaş'la babası ve Leyla arasındaki bu hikayenin sonuçta evrildiği yer ise şudur :

    'Cahildim dünyanın rengine kandım
    Hayale aldandım boşuna yandım
    Seni ilelebet benimsin sandım
    Ölürüm sevdiğim zehirim sensin
    Evvelim sen oldun ahirim sensin

    Sözüm yok şu benden kırıldığına
    Gidip başka dala sarıldığıma
    Gönlüm inanmıyor ayrıldığına
    Gözyaşım sen oldun kahirim sensin
    Evvelim sen oldun ahirim sensin

    Garibim can yıkıp gönül kırmadım
    Senden ayrı ben bir mekan kurmadım
    Daha bir gönüle ikrar vermedim
    Batınım sen oldun zahirim sensin
    Evvelim sen oldun ahirim sensin'

    Böylesi bir zengin dilden, bugün alabildiğine ötekileştirici, sağlıklı konuşmanın önünü tıkayan kör ve kadük bir 'iletişim dili'ne nasıl saplandığımız bir yana, bu 'melal'i anlamaktan da uzaklaştık. Gönül dağından, zekanın ve onun kullanıldığı kurnazlığın ağına düştük.

    Adnan Yılmaz'ın 'Abdal Anıları'ndan öğreniyoruz :
    "Muharrem Usta'nın gençlik dönemidir. Oğlu Neşet de yetişmiş gelmiş, ün salmaya başlamıştır sanatıyla... Civarda zenginliği ile ünlenmiş bir ağanın düğünü olacaktır. Ağa bekler ki "Teber Uşağı düğün yapacağımı duymuştur. Çıkarlar gelirler yanıma..."

    Ağanın hanımı anlatılanlara göre Muharrem Usta'nın sanatına hayrandır. Bunu, beyine söyleyip "Muharrem'e haber sal gelsin" dediyse de ağa "Benim haber salmama ne hacet!" deyip geçer. Ağanın beklediği olmaz. Muharrem Usta ağaya varıp da "Düğünün varmış ağam, biz gelelim" demez. Ağa buna sinirlenir. Tez elden haber gönderir adamlarına: "Düğünüme Hacıbektaş'tan sanatçı getirin!" Bu arada ağanın hanımı Muharrem Usta'ya düğün davetiyesini ulaştırır. Hacıbektaş'tan gelen sanatçılar düğünü çalmaya başlar. Başlar başlamasına da ağanın hanımının aklı Muharrem Usta'dadır. Düğünün daha birinci günü Muharrem Usta "Okuntu"ya uyarak düğüne gelir. Gelince ne görsün? Hacıbektaş'lı sanatçılar Muharrem Usta'nın sanatının ünü karşısında ona saygısızlık ederek dışa vurmaktadırlar. Üstelik biri de "İstek parçan var mı? " diyecek kadar ileri gider. Oysa oradaki davetliler, Hacıbektaşlı sanatçıların sazı Muharrem Usta'ya bahşeylemelerini beklemektedir. "İstek parçan var mı? " sözüne bütün enginliği ile ayağa kalkarak cevap veren Muharrem Usta, taşı gediğine koymakta gecikmez: "Benden, yani Muharrem Ertaş'tan, oğlu Neşet Ertaş'tan, kaynı Çekiç Ali'den, yeğenim Hacı Taşan'dan söylemeyinden ne söylerseniz söyleyin! " Hacıbektaşlı sanatçılar şaşırmıştır. Sohbeti dinleyen ağa, Muharrem Usta'ya kızarak "Geriye bunların söyleyeceği ne kaldı Muharrem?" der. Tartışmalarını izleyen ağanın hanımı sözünü esirger mi? Bey bey, işte onu bir bilseydin! " Ağanın hanımının sözleri karşısında Muharrem Usta durur mu : "Ağam ağam, paramın hatırı olur demesen de bize gönül bahşeyleseydin biz de senden emeğimizi esirgemezdik!"
    (*) Haşim Akman'dan ödünç alınmıştır.
    Birliğin kederi, ayrılığın safasından daha hayırlıdır. (Yahya bin Muaz)
    www.aydin-aydin.com

  3. #63
    Kayıtsız
    Misafir

    sen gelmez oldun

    arkadaşlar sen gelmez oldun yzın çıkarr

  4. #64
    ayşe beyza
    Misafir

    konya

    konya türküleri de koyun lütfen size güveniyorum .....

  5. #65
    Kayıtsız
    Misafir

    Birşey dikkatimi çekiyor!

    Mesela şu Neşet Ertaş olayı;
    En solcu "dinsiz, komünist" medya'dan en koyu "islamcı" medyaya kadar ölümüne yas tutup, methiyeler dizdiler. Acaba diyorum bu öylesine, doğal bir tepki mi, yoksa Milli Görüş mikroskobu'yla bakılsa içinden neler neler çıkacak bir silsile mi bizi karşılar doğrusu aklım karışıyor.

  6. #66
    Kayıtsız
    Misafir
    Hastane Önün de İncir Agacı

    Komşu kızı ile beşik kertmesi olan bir genç askerde vereme yakalanır. Hava değişimi olarak Yozgat´a (Akdağmadeni) gelir.

    Sözlüsünün ailesi gence kızlarını göstermek istemez. Genç tedavi için İstanbul´da hastaneye yatar, pencereden gördüğü incir ağacından aldığı ilhamla aşağıdaki türküyü söyler.

    Yakalandığı amansız hastalıktan kurtarılamayarak hastanede ölür. Ailesi cenazesini Yozgat´a getiremez, İstanbul´da kalır.

    Hastane Önünde İncir Ağacı
    Hastane önünde incir ağacı (Annem ağacı)
    Doktor bulamadı bana ilacı (Annem ilacı)
    Baş tabip geliyor zehirden acı (Annem vay acı)

    Garip kaldım yüreğime dert oldu
    Ellerin vatanı bana yurt oldu

    Mezarımı kazın bayıra düze (Annem vay düze)
    Yönünü çevirin sıladan yüze (Annem vay yüze)
    Benden selam söylen sevdiğinize (Sevdiğinize)

    Başını koysun karalar bağlasın
    Gurbet elde kaldım diye ağlasın

  7. #67
    Kayıtsız
    Misafir

    çarşambayı sel aldı

    çarşamba deyince bir yabancı hemen çarşambayı sel aldı türküsünü anımsar..çarşamba her şeyden önce bu türküyle ünlenmiştir..bu ün ardında nice acı ve gözyaşını taşıyor..tarih boyunca yeşilırmak nice canlar almıştır..1970 lerde suat uğurlu ve hasan uğurlu barajlarıyla doğal akışa son verilmiştir..artık yeşilırmak tan insan hayvan cesetleri..evler..beşikler ve birçok hayat nesnesi geçmiyor..kısacası artık çarşamba yı sel almıyor..
    yıllardır söylenen..söylenecek olan bu güzel türküyü ve bu türkünün hikayesini hemşehrimiz sayın faik okutgen derlemiştir...

    çarşamba yı sel aldı...

    ahmet abdal deresinin kıysında yerleşmiş yoksul köy ailelerinden birinin oğluydu..baharla birlikte yıllarca süren karasevdası karşılık bulmuş..melek kalbini açmıştı..kısa zamanda yüzük takıp nişanlandılar..
    ahmet yapraklar sararmaya durduğunda orduya yollandı..melekse gözyaşlarıyla başbaşa kaldı..ağaoğlu mehmet ali melek e gözkoydu..ahmet in arkadaşları ne kadar uyardılarsa kar etmedi.. melek reddetti mehmet ali yi..bunun üzerine ağaoğlu adamlarıyla melek i dağa kaldırdı..kötü haberi kuşlar uçurdu ahmet e..kısa günde uçageldi aşkın delikanlısı..kuşandı atını silahını..arkadaşlarıyla düştü yollara..dağ tepe demedi gece gündüz melek i aradı..
    ´meleeeeek..meleeeeek..´ diye çığıra çığıra sesi uçtu..
    önce bir çakal yağmuru uç verdi..sonra şimşek şimşek içinden çıktı..çatırdadı koca gökyüzü..ışınlar çarşamba ovasını renkten renge soktu..ne yağmur ne silinen izler aşkın atlılarını durduramadı..
    tufan ikinci kez yaşanıtordu sanki..yağmur yeşilırmak ı boğuverdi..çarşamba ovası kaynayarak akan bir göle dödüştü..canik dağları ndan aşağılara doğru bir çığ gibi önüne kattığı her şeyi sürükledi sel..evler..insanlar..bebek beşikleri..hayvanlar..kağnılar..ağaçlar.. büyük küçük kayıklar çaltı burnu na doğru sürükleniyordu..
    sonunda duruverdi yağmur..güneşle parladı yeşil çarşamba..usul usul bir gökkuşağı belirdi..sular günbegün çekildi..çekildikçe hayat yeniden kurulmaya başladı..yaralar sarılıyor..evler onarılıyordu..abdal deresi nin-yeşil ırmak a katılmak üzere-döküldüğü yamanın başında ahali toplanmaya başladı..derenin eğimle indiği yamanın dibinde büyük bir kaya parçası vardı..onun üstünde ise iki insan..melek ve ahmet ti onlar..elele tutuşmuş sırtüstü öylece yatıtorlardı..ahali sel acısını unutmuş onlara yanıyordu..hüzün gözyaşına döndü.. o büyük kaya parçası..ahalinin üstünde toplandığı o taş..yedi yerinden ayrıldı..ve her birinden bir servi boyu su fışkırmaya başladı..
    bu hazin aşka doğa gözyaşı döküyordu..
    ahali şaşkınlığın ardından dualar okumaya başladı..dualar içten mırıltılara..yıllardır can alan insanların acısını dile getiren dizelere dönüştü..
    işte rivayet o rivayet..derler ve hikaye ederler ki çarşamba yı sel aldı türküsü o acı mırıltılardan doğdu..
    yedi yerinden su fışkıran kayanın olduğu yerde bir su değirmeni kuruldu.. ve o yöre o gün bu gündür değirmenbaşı olarak anıldı..(çarşamba daki değirmenbaşı mah.) çınar ağaşlarının gölgelediği ahşap değirmenin yedi taşı vardı..yedi oluğuna su veren set üzerinden yedi kez yürümek..sağ ve sol omuz üzerinden yedişer kez su atmak uğur sayıldı..her hıdrellezde bu yaşandı..1970 lerde değirmenin yıkımına değin bu gelenek sürdü.[/B]

    Çarşamba’yı Sel Aldı,
    Bir Yar Sevdim El Aldı Aman Aman.
    Keşke Sevmez Olaydım,
    Elim Koynumda Kaldı Aman Aman.

    Oy Ne İmiş Ne İmiş Aman Aman,
    Kaderim Böyle İmiş.
    Gizli Sevda Çekmesi Aman Aman,
    Ateşten Gömlek İmiş.

    Çarşamba Yazıları,
    Körpedir Kuzuları Aman Aman.
    Allah Alnıma Yazmış,
    Bu Kara Yazıları Aman Aman.

    A Dağlar Ulu Dağlar Aman Aman,
    Yarim Gurbette Ağlar.
    Yari Güzel Olanlar Aman Aman,
    Hem Ah Çeker Hem Ağlar.

    Yılan Çıkar Kamışa,
    Su Neylesin Yanmışa Aman Aman.
    Mevlâ’m Sabırlar Versin,
    Yarinden Ayrılmışa Aman Aman.
    [/QUOTE]

  8. #68
    Şeyma
    Misafir

    çanakkale içinde

    Anadolu halkının kahramanlığını destanlaştırdığı savaşlardan biri de Çanakkale cephelerinde olur. Büyük imkansızlık içinde verdiği bu çetin mücadelede, bağımsızlığı için gerektiğinde çok şeyler yaratabileceğini bütün Dünyaya bir kez daha anlatmıştır.

    Birinci Dünya Savaşı İtilaf Devletleri dediğimiz İngiltere, Fransa ve Rusya ile, İttifak Devletleri dediğimiz Almanya, Avusturya ve İtalya´nın birbirleriyle savaşmasıyla başlar. Almanya´ya saldırabilmesi için Rusya´nın silah ve cephane ihtiyacı vardı. Bunun için Boğazlar yoluyla Rusya´nın İngiliz ve Fransız kuvvetleriyle birleşmesi gerekiyordu. Oysa ki Osmanlı Devletinin harbe girmesi üzerine Çanakkale boğazını geçmek için Osmanlı Devletine Çanakkale´de cephe açmaları gerekti. İtilaf Devletlerine ait bir donanma 18 Mart 1915´te Çanakkale Boğazı´nı geçmeye kalkıştı. Burada kahramanca çarpışan Türk kuvvetleri karşısında büyük kayıplar vererek geri çekildi. Bu sefer Gelibolu yarımadası´nın çeşitli yerlerine kuvvetler çıkararak karadan İstanbul´a yürümeyi denediler. Ne yazık ki yapılan sayısız hücumlar Türk süngüsü karşısında eriyip gidiyordu. Son olarak büyük bir taarruzla Gelibolu yarımadası üzerinden Marmara´ya ulaşmayı denediler. Ansızın yaptıkları bu taarruz da Anafartalar ve Arıburnu, bölgelerinde benzeri görülmemiş bir müdafaa ile durduruldu. Türkleri bu cephelerde yenemeyeceklerini anlayan düşman buraları terk ederek çekilmek mecburiyetinde kaldı.

    Yüzbinlerce şehit verdiğimiz bu savaşın bütün Anadolu´da heyecan uyandırması, bu savaşa doğudan, batıdan, kuzeyden, güneyden hasılı yurdun dört bucağından gönüllü asker gitmesindendir.

    Çanakkale İçinde Aynalı Çarsı,
    Ana Ben Gidiyom Düşmana Karsı.
    Of Gençliğim Eyvah.

    Çanakkale İçinde Bir Uzun Selvi,
    Kimimiz Nişanlı Kimimiz Evli.
    Of Gençliğim Eyvah.

    Çanakkale Üstünü Duman Bürüdü,
    On Üçüncü Fırka Yürüdü.
    Of Gençliğim Eyvah.

    Çanakkale İçinde Bir Dolu Testi,
    Analar Babalar Mektubu Kesti.
    Of Gençliğim Eyvah

  9. #69
    bedia
    Misafir

    hastane

    hastane önunde incir ağacı türküsünün hikayesi çok guzel okumanızı ve soylemenızı onerırım

  10. #70
    Kayıtsız
    Misafir
    Arkadaşlar lütfen Ay Yüzlüm de eklermisiniz

  11. #71
    Kayıtsız
    Misafir

    fetih

    arşambçoka deyince bir yabancı hemen çarşambayı sel aldı türküsünü anımsar

























    çarşaba her şeyden önce bu türküyle ünlenmiştir..bu ün ardında nice acı ve gözyaşını taşıyor..tarih boyunca yeşilırmak nice canlar almıştır..1970 lerde suat uğurlu ve hasan uğurlu barajlarıyla doğal akışa son verilmiştir..artık yeşilırmak tan insan hayvan cesetleri..evler..beşikler ve birçok hayat nesnesi geçmiyor..kısacası artık çarşamba yı sel almıyor..
    yıllardır söylenen..söylenecek olan bu güzel türküyü ve bu türkünün hikayesini hemşehrimiz sayın faik okutgen derlemiştir...

    çarşamba yı sel aldı...

    ahmet abdal deresinin kıysında yerleşmiş yoksul köy ailelerinden birinin oğluydu..baharla birlikte yıllarca süren karasevdası karşılık bulmuş..melek kalbini açmıştı..kısa zamanda yüzük takıp nişanlandılar..
    ahmet yapraklar sararmaya durduğunda orduya yollandı..melekse gözyaşlarıyla başbaşa kaldı..ağaoğlu mehmet ali melek e gözkoydu..ahmet in arkadaşları ne kadar uyardılarsa kar etmedi.. melek reddetti mehmet ali yi..bunun üzerine ağaoğlu adamlarıyla melek i dağa kaldırdı..kötü haberi kuşlar uçurdu ahmet e..kısa günde uçageldi aşkın delikanlısı..kuşandı atını silahını..arkadaşlarıyla düştü yollara..dağ tepe demedi gece gündüz melek i aradı..
    ´meleeeeek..meleeeeek..´ diye çığıra çığıra sesi uçtu..
    önce bir çakal yağmuru uç verdi..sonra şimşek şimşek içinden çıktı..çatırdadı koca gökyüzü..ışınlar çarşamba ovasını renkten renge soktu..ne yağmur ne silinen izler aşkın atlılarını durduramadı..
    tufan ikinci kez yaşanıtordu sanki..yağmur yeşilırmak ı boğuverdi..çarşamba ovası kaynayarak akan bir göle dödüştü..canik dağları ndan aşağılara doğru bir çığ gibi önüne kattığı her şeyi sürükledi sel..evler..insanlar..bebek beşikleri..hayvanlar..kağnılar..ağaçlar.. büyük küçük kayıklar çaltı burnu na doğru sürükleniyordu..
    sonunda duruverdi yağmur..güneşle parladı yeşil çarşamba..usul usul bir gökkuşağı belirdi..sular günbegün çekildi..çekildikçe hayat yeniden kurulmaya başladı..yaralar sarılıyor..evler onarılıyordu..abdal deresi nin-yeşil ırmak a katılmak üzere-döküldüğü yamanın başında ahali toplanmaya başladı..derenin eğimle indiği yamanın dibinde büyük bir kaya parçası vardı..onun üstünde ise iki insan..melek ve ahmet ti onlar..elele tutuşmuş sırtüstü öylece yatıtorlardı..ahali sel acısını unutmuş onlara yanıyordu..hüzün gözyaşına döndü.. o büyük kaya parçası..ahalinin üstünde toplandığı o taş..yedi yerinden ayrıldı..ve her birinden bir servi boyu su fışkırmaya başladı..
    bu hazin aşka doğa gözyaşı döküyordu..
    ahali şaşkınlığın ardından dualar okumaya başladı..dualar içten mırıltılara..yıllardır can alan insanların acısını dile getiren dizelere dönüştü..
    işte rivayet o rivayet..derler ve hikaye ederler ki çarşamba yı sel aldı türküsü o acı mırıltılardan doğdu..
    yedi yerinden su fışkıran kayanın olduğu yerde bir su değirmeni kuruldu.. ve o yöre o gün bu gündür değirmenbaşı olarak anıldı..(çarşamba daki değirmenbaşı mah.) çınar ağaşlarının gölgelediği ahşap değirmenin yedi taşı vardı..yedi oluğuna su veren set üzerinden yedi kez yürümek..sağ ve sol omuz üzerinden yedişer kez su atmak uğur sayıldı..her hıdrellezde bu yaşandı..1970 lerde değirmenin yıkımına değin bu gelenek sürdü.[/B]

    Çarşamba’yı Sel Aldı,
    Bir Yar Sevdim El Aldı Aman Aman.
    Keşke Sevmez Olaydım,
    Elim Koynumda Kaldı Aman Aman.

    Oy Ne İmiş Ne İmiş Aman Aman,
    Kaderim Böyle İmiş.
    Gizli Sevda Çekmesi Aman Aman,
    Ateşten Gömlek İmiş.

    Çarşamba Yazıları,
    Körpedir Kuzuları Aman Aman.
    Allah Alnıma Yazmış,
    Bu Kara Yazıları Aman Aman.

    A Dağlar Ulu Dağlar Aman Aman,
    Yarim Gurbette Ağlar.
    Yari Güzel Olanlar Aman Aman,
    Hem Ah Çeker Hem Ağlar.

    Yılan Çıkar Kamışa,
    Su Neylesin Yanmışa Aman Aman.
    Mevlâ’m Sabırlar Versin,
    Yarinden Ayrılmışa Aman Aman.
    [/QUOTE]

  12. #72
    İsme gerek yok
    Misafir

    TÜRküler

    işte bunu hiç duymamıştım. Çok ilginç bir hikayesi varmış bu türkünün yada ilahi mi demeliyim artık bilmiyorum. yani bizlerin dillerinde aşk adına yankılanan bu türkü meger hz Vahşinin Efendimize sesleniymiş... daha ögrenecek çok şey varmış çooook...

  13. #73
    Kayıtsız
    Misafir

    aşl

    Alıntı Yunus BİTİŞ tafarından gönderildi Mesajı Göster
    ...Bende bunu ilk defa okudum ve ögrendim...Teşk...
    bancemde ilk defa okudum

  14. #74
    Kayıtsız
    Misafir

    Çok iyi abi

    Çokk sağ olunn canlarıııımmm :D Ödevi bittii ohhh :D

  15. #75
    Kayıtsız
    Misafir

    beeeen

    Bitliste Beş Minare
    Bitlis biirinci dünya savaşından önce nufüsu 30000´dir lakin savaş çıkınca halk göç eder ve nufüs 3000´e düşer.
    kurtuluş savaşında baba ile oğlucepheye gider savaş biter ve baba ile oğul şehre dönerler bir tepede baba heyacandan mıdır yoksa yorgunluktan mıdır bilinmez o tepeden memleketi bitlise bakamaz ve oğluna sorar oğul bitliste ne kaldı..
    Oğul "baba bitliste beş minare kaldı"
    baba; başlar türküye bitliste beş minare beri gel oğlan beri gel...

    Bitliste beş minare
    Beri gel oğlan beri gel
    Yüreğim dolu yare
    Beri gel oğlan beri gel

    İsterem yanan gelem
    Beri gel oğlan beri gel
    Cebimde yok beş para
    Beri gel oğlan beri gel


    Tüfengim dolu saçma
    Beri gel oğlan beri gel
    Güzelim benden kaçma
    Beri gel oğlan beri gel

    Doksandokuz yaram var
    Beri gel oğlan beri gel
    Bir yarada sen açma
    Beri gel oğlan beri gel


    Çanakkale İçinde

    Anadolu halkının kahramanlığını destanlaştırdığı savaşlardan biri de Çanakkale cephelerinde olur. Büyük imkansızlık içinde verdiği bu çetin mücadelede, bağımsızlığı için gerektiğinde çok şeyler yaratabileceğini bütün Dünyaya bir kez daha anlatmıştır.
    Birinci Dünya Savaşı İtilaf Devletleri dediğimiz İngiltere, Fransa ve Rusya ile, İttifak Devletleri dediğimiz Almanya, Avusturya ve İtalya´nın birbirleriyle savaşmasıyla başlar. Almanya´ya saldırabilmesi için Rusya´nın silah ve cephane ihtiyacı vardı. Bunun için Boğazlar yoluyla Rusya´nın İngiliz ve Fransız kuvvetleriyle birleşmesi gerekiyordu. Oysa ki Osmanlı Devletinin harbe girmesi üzerine Çanakkale boğazını geçmek için Osmanlı Devletine Çanakkale´de cephe açmaları gerekti. İtilaf Devletlerine ait bir donanma 18 Mart 1915´te Çanakkale Boğazı´nı geçmeye kalkıştı. Burada kahramanca çarpışan Türk kuvvetleri karşısında büyük kayıplar vererek geri çekildi. Bu sefer Gelibolu yarımadası´nın çeşitli yerlerine kuvvetler çıkararak karadan İstanbul´a yürümeyi denediler. Ne yazık ki yapılan sayısız hücumlar Türk süngüsü karşısında eriyip gidiyordu. Son olarak büyük bir taarruzla Gelibolu yarımadası üzerinden Marmara´ya ulaşmayı denediler. Ansızın yaptıkları bu taarruz da Anafartalar ve Arıburnu, bölgelerinde benzeri görülmemiş bir müdafaa ile durduruldu. Türkleri bu cephelerde yenemeyeceklerini anlayan düşman buraları terk ederek çekilmek mecburiyetinde kaldı.

  16. #76
    Kayıtsız
    Misafir

    türküler

    burda çok kısa türküler var hem onlar zaten saçma yarın hocadan azar yiyicez

  17. #77
    Senem
    Misafir
    Çooooooooooook sağolun sayenızde + aldım :*

  18. #78
    EnDeR
    Misafir

    . . . .. . . . . . . . . . . . . . .

    Beğendim ödevde yardımcı olsunuz eyw

  19. #79
    Kayıtsız
    Misafir

    türküler ve hikayeleri

    teşekkür ederim bilgiler çok güzel ama bazıları çok uzun:)

+ Konuyu Yanıtla
4 / 4 İlkİlk 1234

Yer İmleri

Gönderme Kuralları

  • You may not post new threads
  • You may post replies
  • You may not post attachments
  • You may not edit your posts
  •