+ Konuyu Yanıtla
5 / 2 İlkİlk 12345 SonSon
91 sonuçtan 21 --- 40 arası gösteriliyor

Konu: Türküler ve Hikayeleri

  1. #21

    Meyrik Türküsü ve Hikayesi

    Meyrik Türküsü’nün Hikayesi

    Meyrik, Pazarcık ‘ın Damlataş Köyü’nün “Kantarma Obası”nda veremden ölen ve üzerine ağıtlar yakılan güzel bir gelindir

    Meyrik evlenmeden önce verem hastalığına tutulmuştur. Teyzesinin oğlu Hasan’la evlendirilir. Evliliklerinin daha 3.ayında Meyrik hastalanır ve Kahramanmaraş Devlet Hastanesi’ne kaldırılır. Çok geçmeden köye Meyrik ‘in ölüm haberi gelir. Kadınlar toplanır, ağıt yakarlar. Olayın en ilgi çekici yanı “Meyrik Türküsü”nün ağıt olarak , o anda irticalen Meyrik Gelin’in hem teyzesi hem de kayınvalidesi tarafından söylenmesidir. Yıl 1970’tir.

    Daha sonraları 1971 yılında Aşık Mahzuni Şerif köye gelerek Meyrik Türküsü’nü besteler. Halen Türk Halk Müziği’nin en sevilen türkülerinden biri olan bu yanık türkü, birçok sanatçı tarafından söylenmiştir, söylenmeye de devam etmektedir.




    Maraş'tan Bir Haber Geldi (Meyrik)

    Maraş'tan bir haber geldi
    Dediler ki Meyrik öldü oy oy
    Keşke Meyrik ölmeseydi
    Kesileydi elim kolum oy oy

    Oy Meyrik Meyrik Meyrik
    Ben kurbanam sana Meyrik
    Ben hayranam sana Meyrik (vay)

    Doktor yarayı kesiyor
    Gene Meyrik kan kusuyor oy oy oy
    Dediler ki Meyrik öldü
    Anası kime (bana) küsüyor oy oy oy

    Oy Meyrik Meyrik Meyrik
    Ben kurbanam sana Meyrik
    Ben hayranam sana Meyrik (vay)

    Şu Meyrik'in acısına
    Çarşaf serin gecesine oy oy oy
    Keşke Meyrik ölmeseydi
    Sabır onun kocasına (anasına) oy oy oy

    Oy Meyrik Meyrik Meyrik
    Ben kurbanam sana Meyrik
    Ben hayranam sana Meyrik (vay)

    KAHRAMANMARAŞ türküsü
    Her cümlenin ilk kelimesi büyük harfle başlar. Başlayan cümle bir karakter boşluk bırakılıp yazılır.

  2. #22
    Seni iyle sevirem ki ...
    Diyirsen ki, niye?
    Ne bilim iste iyle!

    Seni görende bir hos olir, ölür ölür ölirem...
    Ahsam olir davar , nahir, mal gelir.
    Komlar, ahirlar dolir
    Sayiram sayiram biri eskig
    Bi daha sayiram
    Bi de bahiram ki, tamam.
    Ama üzülirem;
    Çünki sen gelmirsen.
    Diyacahsan niye?
    Bennam, iste iyle!

    Yassi olir;
    Sekide ekmek yiyecegam
    Civil lavasi dürüm edir , tam katliram,
    Sen ahlima gelirsen, yiyemirem.
    Sen ahlima gelirsen, bogazimda dügümlenir.
    Gene diyirsen ki, niye?
    Iste iyle...

    Anam örtüleri sarir...
    Gendi gendimi yiyirem.
    O da gidir , kalli biçare galiram.
    Gözlerim süzülir, uyicagam, uyiyamiram.
    Gafam garisir, yüregim sigisir, yatamiram.
    Gene diyirsen niye?
    Iste iyle!

    Gusluga dogri daliram
    Hayal, hülya görirem, sanki yanibasdasan
    Sevinir, sevinir bir hos oliram,
    Bir de ayiliram ki, yasdiga sarilmisam
    Diyacaksin ki , niye?
    Amaan , iste iyle.

    Sabah olir, horozlar ötir, gün dogir...
    Gahiram tavuhlara, culuhlara yem verirem...
    Culuhlari dutir dutir öpirem;
    Onlari bile sene benzedirem.
    Saggin deme niye ?
    Ne bilim , iste iyle!

    Gün gibi gelir ,ay gibi gidirsen.
    Beni yiye yiye bitirirsen.
    Hep ömrümden ***irirsen.
    Seni sevdigimi de çoh ey bilirsen.
    Diyirsen ki, niye ?
    Bilirsen , iste iyle!

    Babam beni gapiya goymir diyirsen.
    Ey helt yiyirsen.
    Gomsulara, emin, bibin, ezen gile gidirsen...
    Madem ele çih cama, tirhica gel!
    Yüzün görim, bu da bene yeter
    Saggin deme niye!
    Iste iyle...


    ERZURUM türküsü

  3. #23
    ceyda
    Misafir

    çok güzel olmuş

    paylaşımlar için çok teşekkürler emeğinize sağlık çok işim eyaradı.

  4. #24
    Kayıtsız
    Misafir

    teşekkürler

    çok teşekkür ederim bu site sayesinde ödevimi yaptım bu yazıları paylaşan herkese çok teşekkür ederim ama birde zülfü siyahım türküsünü yapsanız çok iyi olacak=)=)

  5. #25

    Sarı Gelin Ve Hikayesi

    Erzurum çarşı pazar
    Leylim aman aman leylim aman aman
    Leylim aman aman sarı gelin

    İçinde bir kız gezer
    Hop ninen ölsün sarı gelin aman
    Sarı gelin aman sarı gelin aman suna yarim

    Elinde divit kalem
    Leylim aman aman leylim aman aman
    Leylim aman aman sarı gelin

    Katlime ferman yazar
    Hop ninen ölsün sarı gelin aman
    Sarı gelin aman sarı gelin aman suna yarim

    Palandöken yüce dağ
    Leylim aman aman leylim aman aman
    Leylim aman aman sarı gelin

    Altı mor sümbüllü bağ
    Hop ninen ölsün sarı gelin aman
    Sarı gelin aman sarı gelin aman suna yarim

    Seni vermem yadlara
    Leylim aman aman leylim aman aman
    Leylim aman aman sarı gelin

    Nice ki bu canım sağ
    Hop ninen ölsün sarı gelin aman
    Sarı gelin aman sarı gelin aman suna yarim

    Sarı Gelin türküsü, Kuzeydoğu Anadolu Erzurum coğrafyasında ortaya çıkmıştır. Türklerin büyük bir kolunu teşkil eden Kıpçakların diğer adı da Kuman'dır. Diğer kavimler, Kıpçakları "sarışın" anlamına gelen "Kuman" adıyla veya bu anlama gelen başka kelimelerle anmış ve tanımışlardır.

    Sarı Gelin, eski çağlardan beri Çoruh ırmağı boyunda yaşayan Hıristiyan Kıpçak beyinin kızıdır. Erzurumlu bir delikanlı sarışın Kıpçak beyinin kızına âşık olur ve Erzurumlu delikanlı ile sarışın Kıpçak kızının arasında Erzurum ve yöresinde yaşamaktadır.

    Türk kültüründen etkilenen Ermeniler arasında birçok şifahî halk edebiyatı ürünümüzün yaşıyor olması, Sarı Gelin türküsünün, bir Ermeni türküsü olduğu iddiasının ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Böyle bir şey yoktur. Sarı gelin türküsünde Ermenice kelime yoktur.

    Sarışın Kıpçak kızına âşık olan delikanlıyı ailesi kız ile evlenmesine karşı çıkar. Delikanlı ise kıza deli gibi âşık olur ve aşkını şiirle mırıldanarak söyler. Kız bey kızıdır zaten bey de kızını vermez bu delikanlıya.

    Delikanlı sarışın güzel kızı kaçırmağa karar verir ve kaçırır. Kıpçak beyinin adamları iki kaçağın peşine düşer ve uzun bir takipten sonra bulurlar ve oğlanı öldürürler. O günden beri halkımız arasında bu hikâye dilden dile dolaşır.

  6. #26

    Ah Bir Ataş Ver

    Ah bir ataş ver cigaramı yakayım
    Sen salın (sallan) gel ben boyuna bakayım
    Uzun olur gemilerin direği
    Ah çatal olur efelerin yüreği

    Ah vur ataşı gavur sinem ko yansın
    Arkadaşlar uykulardan uyansın
    Uzun olur gemilerin direği
    Ah çatal olur efelerin yüreği



    Çanakkale Boğazı, Nağra Burnu açıkları
    4 Nisan 1953, Saat 02:15

    Uzun ve yorucu bir seferden dönen Dumlupınar denizaltısı, Nağra Burnu açıklarında İsveç bandıralı Nabuland Şilebi ile Çarpıştı. Sessiz, soğuk ve bulanıktı gece. Başından aldığı şiddetli darbe ile Dumlupınar birkaç saniye içinde sulara gömüldü. Gemideki 81 kişilik mürettebattan sağ kalan 22 kişi, geminin arka bölümündeki torpido dairesine sığındı. Mahsur kalanların su yüzüne fırlattıkları telefon şamandırasıyla gemi ile irtibat sağlandı. Sağ kalan 22 kişiyi kurtarmak için herkes seferber oldu. Bu arada oksijeni idareli kullanmaları için, gereksiz yere konuşmamaları, şarkı türkü söylememeleri ve sigara içmemeleri konusunda uyarılar yapıldı. Ancak saatler süren kurtarma çalışmalarının sonunda, umutların tükendiği anda karanlıkta bekleyen 22 kişiye, herşey yine aynı sözcüklerle anlatıldı; konuşabilirler, türkü söyleyebilirler ve hatta sigara bile içebilirler. Şamandıradaki telefon hattının öbür ucundan, tüm Türkiye, denizaltıda tevekkülle ölüme yapılan hüzünlü ama başı dik türküsünü dinledi.

    28.01.1973 tarihinde incelenen türkü, TRT'de "Bir Ataş Ver Cigaramı Yakayım" adıyla geçmektedir.Durmuş YAZICIOĞLU tarafından derlenmiştir.

    Çetin Bozalan
    İZMİR

  7. #27
    RAMZAN YAKAR
    Misafir
    Alıntı Nazan DİNLER tafarından gönderildi Mesajı Göster
    bizde (portalda)bir gelenek var hani bu tarz durumlarda...
    kaynak ? deriz...
    güzel bir hikaye olurdu ama hz vahşinin türküsü olsa arapca olurdu herhalde oysa bu türkü gayet güzel ve sade bir türkçe ile yazılmış..tercüme olmasıda mümkün değil gibi görünüyor...seslerdeki ahenk baştan beri türkçe ile yazılmış olduğunun göstergesidir..iddia sahibi kanıtlarını sunmalıdır...
    Nazan hanım size katılıyorum gelişigüzel bu tarz hikayelerin uydurulmasının inançlarımıza ve türkülerimize zarar vereceği kanısındayım

  8. #28

    Çanakkale İçinde-kastamonu yöresi

    Çanakkale İçinde Türkü Hikayesi


    --------------------------------------------------------------------------------

    Çanakkale, I. Dünya Savaşı'nda İtilaf Devletleri ile Osmanlı Devleti'nin savaştığı cephelerden sadece bir tanesiydi. Ancak Çanakkale Savaşı'nın taşıdığı önem bunun çok ötesindedir.
    Çanakkale Savaşı, tarihi bir dönüm noktası, Dünya tarihini etkileyen önemli gelişmelerden birisidir. Bütün olumsuz şartlara rağmen burada kazanılan zafer, bir savunma savaşının kapsamını aşan, sadece savunulan bölge ve ülke itibariyle değil, dünya dengelerini sarsan ve değiştiren bir çerçeveye ulaşmıştır.

    Bu zaferin belkide bizim için en önemli yanı, Milli Mücadele ruhunun ilk meşalelerinin burada yakılmış ve Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk temel taşlarını atan Türk Milleti'ne Mustafa Kemal Atatürk'ü kazandırmış olmasıdır.

    Bunun yanı sıra Çanakkale zaferi, hastalanmış, hatta ölmüş gözü ile bakılan Türk Milleti'ne şan, şeref ve güven kazandırmış, özbenliğini yeniden kazanmasına yardımcı olmuştur. Ayrıca, Türk Milleti'nin askerlik kabiliyetini, fedakârlık ruhunu, vatan ve millet sevgisini, manevi gücünü bir defa daha dünyaya göstermiştir.

    Bu türkü de Çanakkale savaşlarında şehit olan askerlerimiz için yakılmıştır.
    Çanakkale İçinde - Kastamonu yöresi


    Çanakkale içinde aynalı çarşı
    Ana ben gidiyom düşmana karşı
    Of gençliğim eyvah

    Çanakkale içinde bir uzun selvi
    Kimimiz nişanlı kimimiz evli
    Of gençliğim eyvah

    Çanakkale üstünü duman bürüdü
    On üçüncü fırka harbe yürüdü
    Of gençliğim eyvah

    Çanakkale içinde toplar kuruldu
    Vay bizim uşaklar orda vuruldu
    Of gençliğim eyvah

    Çanakkale içinde bir dolu testi
    Analar babalar umudu kesti
    Of gençliğim eyvah
    "BİR ÇİÇEKLE BAHAR OLMAZ AMA.. HER BAHAR BİR ÇİÇEKLE BAŞLAR"
    Prof.Dr. Necmettin ERBAKAN

  9. #29
    Telli Turnam Selam Götür



    Telli turnam selam götür
    Sevdiğimin diyarına
    Üzülmesin ağlamasın
    Belki gelirim yarına cananıma

    Hasret kimseye kalmasın
    Sevdalılar ayrılmasın
    Ben yandım eller yanmasın
    Sevdanın aşkın narına canıma

    Gönüle hasret yazıldı
    Sevgiye mezar kazıldı
    İki damla yaş süzüldü
    Gözlerimin pınarına

    Hasret kimseye kalmasın
    Sevdalılar ayrılmasın
    Ben yandım eller yanmasın
    Sevdanın aşkın narına canıma


    Musa Eroğlu -
    "BİR ÇİÇEKLE BAHAR OLMAZ AMA.. HER BAHAR BİR ÇİÇEKLE BAŞLAR"
    Prof.Dr. Necmettin ERBAKAN

  10. #30
    cadı kız
    Misafir

    türküler

    bu türkülerin çoğunu bilmiyordum gönderen arkadaşlara tşk sayelerinde öğrendik

  11. #31
    Kayıtsız
    Misafir

    Bitlisde beş minare

    çok güzel bir türkü öyküsüde harika

  12. #32
    Kayıtsız
    Misafir
    Telli Turnam Selam Götür


    Telli turnam selam götür
    Sevdiğimin diyarına
    Üzülmesin ağlamasın
    Belki gelirim yarına cananıma

    Hasret kimseye kalmasın
    Sevdalılar ayrılmasın
    Ben yandım eller yanmasın
    Sevdanın aşkın narına canıma

    Gönüle hasret yazıldı
    Sevgiye mezar kazıldı
    İki damla yaş süzüldü
    Gözlerimin pınarına

    Hasret kimseye kalmasın
    Sevdalılar ayrılmasın
    Ben yandım eller yanmasın
    Sevdanın aşkın narına canıma


    ARKADAŞLAR BUNUN YAZARINI BİLİYOMUSUNUZ??? VE HAYATI?? VE HİKAYESİ?? ÇOOKK ACİL...

  13. #33
    İhtiyar Heyeti Kaşif Ayşe ACAR kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Mon Jul 2006
    Konum
    sevdiğim şehir.
    İletiler
    1,078
    Blogdaki Konular
    11

    Yüksek Yüksek Tepelere Ev Kurmasınlar

    Yüksek Yüksek Tepelere Ev Kurmasınlar


    Bu öykü Malkara köylerinden alınmış olup belli bir kişinin dilinden yazıya geçirilmiş değildir. Çevrede herkes tarafından bilinen bir öyküdür. Söylentiye göre, çok eskiden köyün birinde Zeynep isimli çok güzel bir kız vardır. Onaltıya yeni bastığında Zeynep'i köylerindeki bir düğünde aşırı (yabancı) köylerden gelen Ali isimli bir genç görür. Ali Zeynep'i çok beğenir ve köyüne döndüğünde kızın babasına hemen görücü gönderir. Zeynep'i Ali'ye verirler. Kısa bir zaman sonra düğünleri olur. Ali, Zeynep'i alıp aşırı köyüne götürür.

    Zeynep'in gelin gittiği köy ile kendi köyü arası üç gün üç gece çeker. Bu kadar uzak olduğundan dolayı Zeynep, anasını babasını ve kardeşlerini tam yedi yıl göremez. Bu özlem Zeynep'in yüreğinde her gün biraz daha büyüyerek dayanılmaz bir hal alır. Köyün büyük bir tepesinde bulunan evinin bahçesine çıkarak kendi köyüne doğru dönüp için için kendi yaktığı türküyü mırıldanır ve gözleri uzaklarda sıla özlemini gidermeye çalışırmış.

    Oysa kocası, Zeynep'in bu özlemine pek aldırış etmez. Kaldı ki eski sevgisi de pek kalmadığından kendini fazlaca horlamaya, eziyet etmeye başlar. Sonunda bu özlem ve kocasının horlaması Zeynep'i yataklara düşürür.

    Gün geçtikçe hastalığı artan Zeynep'in düzelmesi için, köyden gelip gidenler de anasının babasının çağrılmasını salık verirler. Başka çare kalmadığını anlayan Zeynep'in kocası da anasına babasına haber vermeye gider. Altı gün altı gecelik bir yolculuktan sonra bir akşam üstü Zeynep'in anası babası köye gelirler, Zeynep'i yatakta bulurlar. Perişan bir halde Zeynep hala türküsünü mırıldanmaktadır. Aynı türküyü anasına babasına da söylemeye başlar. Çevresindeki bütün köy kadınları duygulanıp göz yaşı dökerler. Annesi fenalıklar geçirir ve bayılır.

    Zeynep hasretini giderir, giderir ama artık çok geç kalınmıştır. Bir daha onmaz, sonu ölümle biter. Herkes Zeynep için göz yaşı döker. İşte o gün bu gündür bu türkü ayrılığın türküsü olarak söylenip durur.

    Yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar
    Aşrı aşrı memlekete kız vermesinler
    Annesinin bir tanesini hor görmesinler

    Uçan da kuşlara malum olsun ben annemi özledim
    Hem annemi hem babamı hem köyümü özledim

    Babamın bir atı olsa binse de gelse
    Annemin yelkeni olsa uçsa da gelse
    Kardeşlerim yolları bilse de gelse

    Uçan da kuşlara malum olsun ben annemi özledim
    Hem annemi hem babamı hem köyümü özledim


    Kaynak:
    Türk Halk Müziği ve Oyunları
    Sayfa 164
    Cilt1 Sayı4 Yıl1 - 1982
    Susturun içimdeki susmayan beni.

  14. #34
    kayıtsız1
    Misafir

    saol

    çok saol u n yha cok teskler sızın sayenızde darkorbıtte 13 lw şp sırasında bırıncıyım ısmım ѕ¢нizσρянєηє_т¢
    bakarsanız gorursunuz bırıncı oldum yhoooo

  15. #35
    Kayıtsız
    Misafir

    katılıyorm

    çoooook güzel olmş elinize sağlık

  16. #36
    admcem
    Misafir
    Alıntı Büşra KURT tafarından gönderildi Mesajı Göster
    Saadettin Kaynak hoş bir insandı. Büyük bestekardı, aynı zamanda imamdı.
    Bir gece Peygamber Efendimizle halvet olmuştur ve ertesi sabah onu gözyaşları içinde, ağlar bulmuşlardır.
    Saadettin Kaynak birkaç gün ortalarda gözükmeyince dostları merak ederler. Nerede olduğunu kendisi şöyle anlatır:

    gece Resulullah’la beraberdik. Artık o günlerde, bir daha dünya işleriyle alakadar olamadım.işte bu şarkı da o geceyi anlatır:


    " Muhabbet bağına girdim bu gece
    Açılmış gülleri derdim bu gece
    Vuslatın çağına erdim bu gece
    Muhabbet doyulmaz bir pınar imiş.
    Ararım ararım seni her yerde
    Sorarım ıssız gecelerde, sevdiğim nerde... "



    şarkıyı bu bilginin ışığı altında dinlemek gerekir. zira bu bilinmeyince içki masalarında güle oynaya söylenen bir şarkı yahut göbek atmakta kullanılan bir ezgi olmaktan öteye geçemez. üstadın kemiklerini sızlatmak bir yana peygamberi incitmek tehlikesi bile vardır bilinçsizce çalınıp söylendiğinde hatta dinlendiğinde..
    çok doğru bir tespit yapmışsınız...bende müzisyenim ve işlere gittiğimzde bu şarkıyı çaldığımızda bunu öğrendikten sonra bayağı bi etkilenmiştim... hey onbeşli onbeşli türküsündede göbek atan milletten bu şarkıyı içki masasına meze yapmasına şaşmamak gerekir....

  17. #37
    selen
    Misafir

    çok güzellllllllllll :))))

    her şey için teşekürler işime yaradı :)))) xDe :)))

  18. #38
    Kayıtsız
    Misafir
    Alıntı Yunus BİTİŞ tafarından gönderildi Mesajı Göster
    Hekimoğlu

    Ordu dolaylarında yaşayan Hekimoğlu, yoksul bir ailenin çocuğudur. Üstelik yoksul bir anneden başka hiç kimsesi yok. Çevresinde dürüstlüğü, akıllılığı ve yiğitliğiyle tanınan bir gençtir.

    Yörede egemenlik kurmuş bir Gürcü Beyi vardır. Bu Gürcü Beyi, Ayşa adında güzel ve narin bir kızla sözlüdür. Ne ki, bu kız Gürcü Beyini sevmemekte, Hekimoğlu´na bağlanmıştır. Bu, dostlukla, arkadaşlıkla karışık bir sevgidir. Üstelik Hekimoğlu´yla görüşmeye başlamıştır.

    İşte Bey, iki gencin ilişkisinin bu noktaya vardığını duyar duymaz Hekimoğlu´na düşman olur ve ona savaş açar. Hekimoğlu´yla teke tek görüşüp, hesaplaşmayı önerir; bir de yer belirtir. Hekimoğlu, gözüpek, mert bir gençtir. Aynalı mavzerini kuşanıp, tek başına buluşma; yerine gider. Gitmeye gider ama, Bey sözünde durmamış adamlarıyla gelmiştir. Üstelik adamlarından biri, buluşma yerine varır varmaz, sabırsızlanıp Hekimoğlu´nu yaylım ateşine tutar. Ötekiler de çevresini sararlar. Hekimoğlu´yla Beyin adamları arasında yaman bir çatışma olur. Hekimoğlu, çatışma sonunda çemberi yararak kurtulur. Olaydan hemen sonra, Bolu da tek başına yaşayan anasının yanına gider. Anasına durumu anlatır ve artık şehir yerinde duramayacağını bildirir. Anasıyla helallaşıp, yanına Mehmet adlı iki amca oğlunu alarak dağa çıkar. Çıkış bu çıkış ve ölünceye kadar Hekimoğlu artık dağdadır.

    Hekimoğlu´nun dağa çıkış nedenini ve biçimini bilen, duyan yöre köylüleri kendisine kucak açarlar. Onun mertliği, yiğitliği ve doğru sözlülüğü köylüleri daha da etkiler ve her açıdan kendisine yardım ederler. Özellikle yoksul köylülerle dostluk kurar, zenginlerden aldıklarıyla onlara yardım eder.

    Hekimoğlu, artık Gürcü Beyinin korkulu düşü olmuştur. Bu yüzden Bey,
    kendisini sürekli jandarmaya şikayet eder ve kesintisiz izletir. Hekimoğlu´nu ihbar etmeleri için çeşitli yörelerde adamlar tutar. Fakat halk koruduğu için, Hekimoğlu´nu bir türlü ele geçiremezler.

    Hatta bir defasında, Beyin adamlarından birinin ihbarı üzerine Hekimoğlu´nun kaldığı evi jandarmalar basıyorlar. Bütün çevre kuşatılmıştır. Evin altında bir fırın vardır. Hekimoğlu fırıncının yardımıyla fırının ekmek pişirilen yerini arkadan delip kaçmayı başarır.

    Hekimoğlu, kaçmaya kaçıyor ama, Beyin, iki amca oğlunu öldürttüğünü haber alıyor ve doğru Çiftlice köyüne iniyor. Gittiği ev muhtarın evidir. Bu Muhtar, Hekimoğlu´ndan yana görünüyor, oysa gerçekte Beyin adamıdır ve onunla

    işbirliği içindedir. Nitekim adamlarından biri aracılığıyla ihbarda bulunur ve Hekimoğlu jandarmalarca sarılır. Hekimoğlu, Muhtarın <<puştluğu>> yüzünden kıstırılmıştır. Büyük bir çatışma çıkar taraflar arasında. Adeta namlular kurşun kusmaktadır. Özetle <<yaman cenk>> olur orada.

    Olayın sonucuna ilişkin iki söylenti var halk arasında :

    1-Hekimoğlu, çatışma sırasında. çemberi yarıyorsa da, aldığı yaralar yüzünden fazla uzaklaşamadan ölüyor.

    2 -Atına atlıyor, elini karın bölgesinden aldığı yaralara basarak Ordu´ya kadar geliyor ve burada ölüyor.

    Hekimoğlu, tipik bir <<erdemli başkaldırıcı>> örneğidir. Haklı bir nedenle dağa çıkıyor. Mertliği, yiğitliği ve iyilikseverliğiyle halk arasında büyük ün yapıyor. Yoksulların dostu, onları ezen varsılların düşmanıdır.

    Hekimoğlu denince, hemen akla gelen bir özelliği de <<aynalı martini>> dir. Hekimoğlu Türküsü´nde geçen ve kendisinin adıyla özdeşleşen <<aynalı martin>> in özelliği şudur. Hekimoğlu, özel olarak yaptırdığı mavzerinin üstüne bir ayna taktırıyor. Çatışmaya girdiğinde, bu aynayı: düşmanının gözüne tutarak, gözünün kamaşmasına, dolayısıyla hedefini şaşırmasına yol açıyor.
    Bu yüzden Hekimoğlu´nun, adı, Hekimoğlu´nun adı "aynalı martin" le özdeşleşmiştir


    Hekimoğlu derler
    Benim aslıma
    Aynalı martini yaptırdım da narinim
    Kendi neslime

    Konaklar yaptırdım
    Mermer direkli
    Hekimoğlu geliyor da narinim
    Arslan yürekli

    Konaklar yaptırdım
    Döşedemedim
    Ünye Fatsa bir oldu da narinim
    Baş edemedim

    Ünye Fatsa arası
    Ordu da kuruldu
    Hekimoğlu dediğin de narinim
    o da vuruldu...

    orada 1.dunya savaşı yazmışsınız sonrada kurtulış savaşı yazmışsınız bu nasıl iş ?

  19. #39
    şmaRq_pRnSeS
    Misafir
    çek qemici qemini türküsünün bulunuş hikayesini bilen yada bulan filan warmı ?araştırıyorum ama bulamıyorum acil ! yardım ederseniz sewinirim

  20. #40
    sağolun
    Misafir

    arkadaşlar hepiniz çok saolun çok işime yaradı allah razı olsun

    arkadaşlar hepiniz çok saolun çok işime yaradı allah razı olsun dilerim istediğiniz bir işiiz gerçekleşsin

+ Konuyu Yanıtla
5 / 2 İlkİlk 12345 SonSon

Yer İmleri

Gönderme Kuralları

  • You may not post new threads
  • You may post replies
  • You may not post attachments
  • You may not edit your posts
  •