7 sonuçtan 1 --- 7 arası gösteriliyor

Konu: TİMAŞ ve Ahmet Ünal Çam arasında..

  1. #1
    Taner PINAR
    Misafir

    TİMAŞ ve Ahmet Ünal Çam arasında..

    Ahmet Ünal Çam ve Timaş yayınevi arasında böyle bir olay vuku bulmuş ve hakkını aradığını söyleyen Ahmet bey ile Timaş yayınevi yetkilisi arasındaki karşılıklı yorumları aşağıdadır.. değerli forum üyelerimizden bu konudaki yorumları ve olaya katkılarını bekliyoruz..






    HAKKIMI ARIYORUM
    Şiir ve öyküye gönül vermiş, kendi halince de olsa bir şeyler yazmaya çalışan biriyim.
    Yazdıklarımın zaman zaman okuyanların gönlünü titretmesi beni mutlu ediyor.
    “İnternette yazdıklarım okundukça, sevildikçe ilerde bu hikâyelerimi, şiirlerimi kitaplaştırmak nasip olursa, beni önceden tanıyanların olması çok faydalı olur” diye düşünüyordum.
    Şiirlerimde olduğu gibi her hikâyemde de bir zaman emeği, bir duygu yoğunluğu,
    hatta yazarken hissettiklerim nedeniyle gözyaşı dahi olabiliyordu. Hikâyelerimi
    okuyanlara sunarken, onlarda uyaracağını sandığım hissi, kendimde de yaşıyorum.
    Kendim etkilenmedikçe, kendim duygulanmadıkça veya espirili bir hikâye ise,
    kendim gülmedikçe “hikâyem” diye kendi web sayfamda, Cansaati.Org’da ve çeşitli
    edebiyat sitelerinde sunmuyorum.
    Belki büyük yazar değilim, belki hiç olamayacağım, belki yazdığım hikâyeleri okurken,
    benim gibi gönlünde bir ince tel titreyen, bir sızı duyan, bir damla gözyaşı döken insan
    sayısı az olacak, az kalacak. Ama ne olursa olsun, yazdıklarım benim düşüncelerim,
    benim hislerimle yoğrulan, benim gönlümden kopup gelenler.
    Yani web sayfalarında benim ismimi eklemeden yayınlayanlar beni biraz üzdü,
    çoğu ikaz edince ismimi ekledi. Fakat yazdıklarımı yayınlayıp altına ‘yazar’ diye
    kendi ismini de yazanlar oldu. Sonuçta internet kolayca kontrol edilen bir yer olmadığı için, rica ile, olmazsa ikaz ile sonuç almaya çalışıyor, en azından ismimi ekleterek hakkımı arıyorum.
    Fakat ismimi ekleyerek veya eklemeyerek yazdıklarımı (özellikle hikâyelerimi) kitaplarına
    alanların açtığı sızı çok daha fazla. Üstelik ismimi eklemeden hikâyelerimi kitabına alan
    bazılarının kitap kapağında ‘derleyen’ yazsa da, bazılarında ‘yazar’ diye kendi ismi yazıyor.
    Yani kitabı okuyan, o hikâyeleri kitapta ‘yazar’ diye belirtilen kişi yazmış sanıyor.
    Hatta kitap satış sitelerinde o kişiye övgüler dolu yorumlar yazıyor.
    Oysa ben (ve benim gibi o hikâyelerin gerçek yazarları) olaydan tamamen uzakta kalıyoruz, ne övgü, ne tebrik, ne teşekkür, ne de kitabın gelirinden pay.
    Bazen hikaye kahramanlarımın gerçekten var olduğunu, olayın gerçekten yaşanmış olduğunu sananlar bile çıktı. Bu, başarılı bir çizgide yazdığımı düşündürerek beni sevindirdi.
    Bir web sitesinde “Gül Kız” adlı hikâyeme “-Çok duygulandım, hüzünlendirdiniz beni.Fakat lütfen söyleyin, bu gerçekten yaşanmış bir olay mı?” diye yorum yazdılar.
    Annenin Gözyaşlarıadlı hikâyemde, önce ağladıklarını, sonra güldüklerini belirtip; "gerçekten ama gerçekten çok beğendim daha onceden bu kadar guzel bir hikaye okumamıştım gerçekten çok beğendim " diye yazarak beni mutlu ettiler.
    Başka bir sitede, “SonBombaYüreğime” adlı hikayemde Bağdat’ı ABD uçakları bombalarken, saklanmayıp sandalyesine oturup, kaderine razı dualar eden ‘Abdullah dede’ adlı karaktere Allah’tan rahmet dilediler.
    Yine Irakta geçen “ŞairinKaybedişi” adlı hikayede, şair Henry ile birlikte üzüldüler.
    Belki " İhtiyarÇöpçü " ile duygulanıp, başkalarını da düşünmeyi hatırladılar.
    Bir diğer hikayem “Yürekteki Yanık”taki kıza, yorumlarında öfke saçtılar.
    Diğer hikayelerim ‘Taksi‘ yi, ‘Ayakkabı’yı okuyunca, benim gibi hüzünlendiler.
    Belki ‘Korku’ adlı hikayemde heyecanlandırlar.
    Belki yeni hikayelerim ‘SerçeninÖlümü’, MaviPatikler'i de okuyunca duygusal anlar yaşayacaklar.
    Bütün bunların sonunda ne oldu ? Benim, ‘-İlerde belki nasip olur da kitabım çıkarsa’
    diye hayallerini kurduğum hikayelerim, benden izinsiz başkalarınca kitaplarına konuldu.
    Bunun sorumluluğu yok mu !
    Benim hikayelerimle duygulananlar, gün gelip, hikayelerimi başkasının kitabında görünce, o kitaba göre beni suçlarlarsa; “Meğerse başkasının hikayelerini kendi adıyla internete koyuyormuş” derse, izinsiz kitabına alanların mı yoksa benim mi utanmam gerekecek!
    Değer vermeseler, benim hikayelerimi kitaplarına almazlar. Değer veriyorlarsa niye eklemeden önce
    benden izin almıyorlar o zaman?
    Bir kişi “-Ben, yeni evime eşya tamamlıyorum’ deyip, sizden izinsiz bir televizyonunuzu, buzdolabınızı, müzik setinizi alsa normal mi? Siz eksilen eşyalarınızı görüp, “-Niye yaptın?” deyince de, “-Ne var bunda canım, eksik bir kaç eşya vardı, onu da senden almışım, nolmuş!” demesi normal mi sizce? Benim hikayelerimin benden izinsiz kitaplarına eklenmesi de, bence böyle bir durum.

    Fikir ve eser sahipleri kanununda eser sahibinin tarif edildiği Madde 8’de; “Bir eserin yapımcısı veya yayımlayıcısı, ancak eserin sahibi ile yapacağı sözleşmeye göre mali hakları kullanabilir.” denilmektedir.
    Madde 14’de ise “Bir eserin umuma arzedilip edilmemesini, yayımlanma zamanını ve tarzını munhasıran eser sahibi tayin eder.” Madde 15’te “Eseri, sahibinin adı veya müstear adı ile yahut adsız olarak,
    umuma arzetme veya yayımlama hususunda karar vermek salahiyeti munhasıran eser sahibine aittir.” denilmektedir.

    Benden izinsiz kitapta hikayelerimi yayınlayan bazı yayınevleri cevap bile vermedi. Ulaştığım yayınevlerinden birinin genel yayın yönetmeni, en azından özür dileyecekleri yerde, “-İstemiyorsanız bir daha ki baskıda hikayenizi çıkarırız.” deme kabalığını da gösterdi.
    En azından bir özür beklerken, gelen bu kabalık etkiledi beni. Bu tavır, o günden beri içimde bir sancı, bir derin sızı olup öylece kaldı.
    Hatalarını anlarlar diye boş yere bekledim. Ne yayınevinden, ne yazarlardan/derleyenlerden bir özür gelmedi.
    Bu beni ziyadesiyle üzdü ve “Ben suçluymuşum” gibi susmakla yanlış yaptığımı iyice anladım, eğer duyarlı ve konu hakkında bilgili arkadaşlardan destek bulabilirsem, hakkımı aramaya karar verdim.
    En azından ilerde kendime kızmak yerine, “-Ben hakkımı aradım ama alamadım, onlar (kanun tanımazlar,
    hak bilmezler) güçlüymüş.” derim.
    Hikayelerimin yayınlandığı, (Daha başka da vardır ama) benim de tesadüfen öğrendiğim kitaplardan bazıları şunlar;
    YAŞAMA SEVİNCİ ÖYKÜLERİ (Ayakkabı -İhtiyarÇöpçü ) Hayat Yayıncılık / Yusuf Özkan Özburun (yayınevi tel: 212 5118450 e-mail: hayat@hayatyayinlari.com) web :hayatyayinlari.com
    GÜLÜMSEYİN ÖYKÜLERİ ÖNEMSEYİN (GülKız) Ağaç Yayınlari / Ahmet Çağlayan (yayınevi Çatalçeşme Sok. Yücerhan No. 46/8 Cağaloğlu İstanbul
    tel: 2125145354 Faks: 02125145355
    e-mail: ??)
    BİR YUDUM HİKAYE (Ayakkabı)Timaş yayınları / Asım Yıldırım (yayınevi Alayköşkü Cad. No: 11 Cağaloğlu / İstanbul Tel: 0212 513 84 15 Faks: 02125124000 e-mail: timas@timas.com.tr)
    MERHABA YENİ GÜN HİKAYELERİ (Korku) Timaş yayınları / Asım Yıldırım (yayınevi Alayköşkü Cad. No: 11 Cağaloğlu / İstanbul Tel: 0212 513 84 15 Faks: 02125124000 e-mail:
    timas@timas.com.tr)

    Aşk Kalbe İyi Geliyor / Aşk Öyküleri (GülKız) , Anahtar Yayıncılık · Said KÖŞK (Bu yayınevi adressiz, sadece dağıtım şirketi ismi eklemiş kitaba)
    email ile protestoya destek için email ile protesto için

    http://www.hikayeler.net/yazar.asp?yid=138







    Emine Eroğlunun konuya cevabı..




    Ahmet Ünal Çam, hemşehriniz olabilir. Fakat bu hakkaniyetinizin önüne geçmez eminim. Adalet tarafları birlikte dinlemekle sağlanır. Ben bir yayın yönetmeni olarak size kendi cephemden hadisenin görünüşünü aktarayım.

    Asım Yıldırım’ın “Merhaba Yenigün” isimli programını takip ettiniz mi bilmiyorum. Orada seyircilerinin kendisine gönderdiği öyküleri seslendiriyordu. Bizde yayımlanan kitaplar da o programda okunan öykülerden oluşuyor. Yani Asım Bey öykülerin hiçbirini sahiplenmiyor. Bu budum kitaplarının önsözünde açıkça belirtiliyor. Asım Bey kaynağını bildiklerini girdi. Bilmedikleri arasında uyaran olduysa asla duyarsız davranmadı. Özür diledi, öyküsünü kitabından çıkarmak ya da kaynak göstermek tercihini uyarıcıya bıraktı.
    Sizin uyarınızdan sonra Ahmet Ünal Çam’la mail’leşip isminizi mi girelim, öykülerinizi mi çıkaralım diye sordum. Kendisi çıkarmamızı istedi. Bir Yudum Hikaye’nin yeni baskısından söz konusu hikaye çıkarılmıştır. Adresinizi verirseniz bir adet hediye gönderebilirim. Merhaba Yenigün Hikayeleri’ndeki öykü de baskı tekrarında çıkarılacaktır.
    Ahmet Ünal Çam benim ona yönelttiğim soruyu bile sitesinde çarpıtarak dile getirmiş. Kendisi öykülerini yayınlamamızı önermişti. Yayın programımız müsait olmadığı için reddettim. Bana öfke ve hakaret dolu mail’ler gönderdi. Cevap yazmadım. Şimdi ide bir platform kurmuş, bir yayınevinin kurumsal kimliğini rencide edecek ifadeler kullanıyor. TİMAŞ 2000 yayını, 300’den fazla yazarı olan saygın bir müessesedir. Ahmet Ünal Çam hak arıyorsa neden adalete müracaat etmiyor da insanların merhamet duygularını rencide ediyor? Kullandığı yöntem ve üslup bana adil gelmiyor. Asım Bey gibi dürüst yaşamaya çalışan bir insanı bir hatasından ötürü hırsızlıkla suçlamak doğru mu sizce.
    Hükmü size bırakıyorum.
    Selam ile…
    Emine Eroğlu

  2. #2
    Taner PINAR
    Misafir
    Emine Eroglu'na

    Ben böyle demagojik, kurtlar sofrasında aç kalmamayı öğrenmiş yani uyanıklık dolu satırlar gizleyen bir yazıya cevap bile yazmak istemiyordum. Zaten Emine Eroglu'nu Timaş yazarlarıyla özdeşleştirmek de içimden gelmiyor.
    1- Tek bir hikayemi kaldırmışlar, iki öykümün de önceki baskıları Türkiye çapında kitapevlerinde hâlâ, kaç baskı yaptığından söz etmiyor. Ben tesadüfen iki öykümü gördüm; "Ayakkabı ve Korku" başka da var mı, fazla bakamadım (Mesela Taksi, Gülkız da olabilir inceleyemedim.)
    2- Asım beye hakaret içeren cümleler kurmamaya özen gösterdim. Çünkü Asım bey öncelikle benden Tv programı için izin almış ve kitaba alarak hata yapmış. Böyle konularda en büyük sorumluluk Yayınevine düşer.
    Bu öyküler sizin mi, değilse, izin aldıysanız yazar ismini ekleyelim veya "kaynak bilinmiyor" diye belirtelim diye siz demeliydiniz. Asım bey, yayıncılığın ayrıntılarını, sorumluluklarını sizin kadar bilmiyor olabilir, bilmemesi de sizin suçunuzu kaldırmaz.
    "Hiç birini sahiplenmiyor" demişsiniz, Asım beyin programda okuduğu öyküleri kitapta topladığını yazıyorsanız, niye derleyen değil de "yazar" ifadesi koyuyorsunuz, mesela yayınladığınız öykülerimden birine de (Ayakkabı veya Korku'ya) ismimi eklememişsiniz, okuyan kişi Asım beyin öyküsü sanmaz mı, benim manevi hakkım yenmiş olmaz mı?.
    Suçu Asım beye atıp kenara çekilecekseniz, sizin göreviniz, faydanız, sorumluluğunuz ne ? Asım beyi ortaya atıp kenara çekilmeye çalışmanız hoş değil, bu kesinlikle bir ayak oyunu.
    3- Asım beye olan sevgiyi kullanmaya çalışarak duygu sömürüsü yapan sizsiniz, ben duygu sömürüsü yapsam kaç kişi tanır, kaç kişi ilgilenir ki. Duygu sömürüsü demek için yazdıklarımın gerçeklikten uzak olması da gerekir, gerçekler üzüntü verici ise bir hak yeme olayı ortada ise buna duygu sömürüsü demenin mantığı nerdedir. Yani siz benden izin aldınız da ben duygu sömürüsyle birilerini mi kandırıyorum, Hayır. Öyleyse bu sadece gerçeği ayan beyan ortaya koymaktır.
    4- Evet, ben size "-Hikayelerimi yayın evinizde kitaplaştıralım" dedim, hiç bir zaman yalandan menfaat uman biri değilim. Bununda sebepleri ;
    ** Sizi ve kişiliğinizi tanımıyor, hakkaniyete önem vermeyen biri olduğunuzu bilmiyordum. Emine Eroglu adındaki genel yayın yönetmenine değil, Timaş yayınlarının bende oluşturduğu iyi imaja yazdım ben o satırları. Çünkü olayda art niyet, menfaatçilik, kâr yapmak adına bile bile yapılmış bir olay olarak görmemiştim başta bunu.
    ** Hakaret dolu mailler göndermişim. Ben buraya, bu sayfaya yazmadığım bir satırı, sırf size gönderdiğimi hatırlamıyorum. Belirtmem gerekir ki, hakaret deyince ilk okuyanın aklına günümüzde "küfür" geliyor ki, böyle birşey (Allah aklımı almadığı sürece inşallah) imkansız. Mailler diyerek de okuyana bir "-Haa demek hakaret dolu mailler !" dedirtmeyi başarıyorsunuz. Oysa size özel bir maili ancak sizden bir gelirse, size bir göndermişimdir. Yok aynı maili Timaş'taki diğer personelinize ve Asım beye kopya olarak göndermemi kastediyorsanız bunu da dürüstçe belirtin.
    ** Siz hakkı teslim etmek adına, zamanında bir özür dileseydiniz, belki bu yazılar hiç olmayacak ve hak arama gayretine girmeyecek, "Bir hata" deyip geçecektim ama sizin hem hakkı teslim etmeyici, hem de hakir görücü tavırlarınız beni aşırı derece de üzdü. Asım beyi yem yapmak yerine Timaş’ın imajını kullansaydınız beni daha rahat kandırırdınız.
    ** Sizin en büyük eksiğiniz adalet duygusu ve herşeyi bir hakkaniyet içinde değil de "Neye mal olursa olsun kazanılması gereken bir savaş" olarak görmeniz. "Asım beyi hırsızlıkla suçlamak” sözünüz bile bana ait değil, size aittir ve boksdaki deyimiyle kural dışı vurmaktır. O kadar içim daraldı ki, sanırım herşeye sırtımı dönüp yazmaktan ve yayınevlerinden uzaklaşacağım. Daha ilk adımlarımda bile böyle haksızlıklar, ayak oyunları… Bunlar benim kaldırabileceğim sınırlarda değil. Sanırım Ömer Seyfettin'in romanındaki gibi artık yüksek ökçelerle dolaşmanın, herşeyi (Yalan da olsa) iyi sanarak yaşamanın içine dönmeliyim. Tekrar benim için Timaş uzakta ki güzel ülke olmalı, Emine Eroglu ve onun gibileri hiç tanımadım, herkes adaletli, herkes hakkaniyetli, ben bu rezillikleri hiç yaşamadım, yüksek ökçeli ayakkabımı hiç çıkarmadım.

    Ahmet Ünal ÇAM

  3. #3
    sadece bu yazıları okuyup ahkam kesilecek bir konu gibi durmuyor.

    ama şu varki biryerden (şiir makale öykü vs. ) alıp onu burada yayınlarken en azından yazarın ismini altına yazmalıyız. bu yazıdan ben bunu çıkardım. bunun önemini birkez daha anladım da diyebiliriz.
    "yolda yürürken eğer ayağınız taşa takılırsa siz yine amerikaya küfredin." (humeyni)

  4. #4
    ikimilyon Admin Mehmet DAĞDELEN kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Thu May 2006
    Konum
    Sakarya
    Yaş
    43
    İletiler
    3,120
    Blogdaki Konular
    18
    yayınevlerinin kesin belgelerle hareket etmemesini,
    telif hakları kanunun henüz yeni çıkmış olmasına ve
    bu konularda henüz fazla dava olmamasına..
    davalarda kabul gören delillerin okurlar, yazarlar ve yayınevlerince
    bilinmemesine bağlıyorum.

    ilgili kanun eser sahibini belirlemek için, onun haksahibi sayılması
    için bir belge tanzimi emrediyormu bilmiyorum.
    bildiğim bişey varsa ileride telif hakları hakkında çok davalar olacak.
    daha şimdilerde internet sitelerinin mahkeme kararıyla kapatıldığına
    şahit oluyoruz.
    ancak bunların çoğunluğu müzik piyasasına aittir.
    çünkü müzik piyasası kitap piyasasına göre çok daha zengin
    bir piyasadır. parası olan hakkını arayabiliyor.

    oysa yazarların aynı imkanı olmayabiliyor.

    kitabevleri ağlaşıyor; sahte yayınlar kazanmamızı engelliyor diye.
    ilahi adalet mi desek ne desek... sen yazara saygı duymazsan
    sana da saygı duymazlar.

    ben onu bunu bilmem.. bir gazete, bir yayınevi bir belge
    düzenleyerek eseri sahiplenen kişiden imza almadan sorumluluğu
    üzerinden atamaz.

    bu olayda da timaş eğer asım bey hikayeyi sahiplenmişse
    ondan imza almalıydı. eğer asım bey -hikaye benim diyerek
    imza atarsa yayınevinin sorumluluğu kalkar ve o zaman yazar ile muhatap
    imza sahibi kişi olur.

    ve bu yazılardan anladığım kadarıyla timaş sorumluluğu üzerinden
    atacak hiç birşey yapmamış.
    hatta ilk baskıda yayınlayıp ikinci baskıda kaldırırım demek hem
    kanundan kurtulmaya yetmez hemde kul hakkından.

    sen hikayeyi yayınlayıp ekmeğini yiyeceksin sonra artığını
    sen al diyeceksin. yok böyle bi olay.

    Milli Görüş; hakkı üstün tutmaktır!

  5. #5
    TİMAŞ bir yayınevi mi yoksa...?farkında olmadan bünyesinde bulunan diğer yazarları da zan altında bırakmış olduklarının farkındalar mı? içinde hak yiyen insanların bulunduğu bir kurum ! acaba başkaları da var mı? bu soru herkesin aklına gelebilir...

    ne demek ikinci baskıda çıkardık,çıkarırız...

    ciddi bir kurum nasıl olur derleme dediği birşeyi yayınlarken bu kadar çirkin bir gaspta bulunur?

    hoş okullarda hocalar tezlerini dilini bilmediğimiz ülkelerdeki meslektaşlarından yürütüp kurumlara ve bize yutturuyorlar;nolcak hocası böyle olursa öğrenci acar hırsız olur...Kul hakkına en çok ehemmiyet veren bir dinin yaşandığı(!) bir ülkede hem de...

    öyle ya kelimenin tapusu bizde değil; ancak her yazıda,şiirde kalemi tutanın hayalleri,içinde var ettiği dünyası vardır, en küçük alıntı bile incitiyorken bunu anlamam mümkün değil.
    ama sanırım bazıları adlarının arkasına saklanmış yaptığı hatayı düzeltmek yerine ama o başlattı dercesine çocukça bir oyun oymayı tercih ediyor.

    ...

  6. #6
    İnternete bağlandığım iş yerimden bazen sorun oluşuyor ve uzun süre (Bazen 1 hafta) internete bağlanamıyor, mesajlarınıza cevap yazamıyorum

    Tüm arkadaşlara bu sayfadaki destekleri için teşekkür ediyorum.
    Bazen güçlüden yana olmak kolay, haklıdan yana olmak risklidir.
    Adalete verdikleri önem için, haklıdan yana olmaya verdikleri önem için
    teşekkür ediyor, mevlam her iki cihanda mesut eylesin diyorum.


    Not : İnternet sorunu nedeniyle özel mesajlarınıza vs..
    Cevap veremediğimde kusura bakmayınız
    ve önemli durumlarda lütfen : ahmetunalcam@gmail.com
    Ahmet Ünal ÇAM
    ahmetunalcam@gmail.com

  7. #7
    Konunun devamını merak edenler için;
    Hiç bir hakkımı alamadım. Sorduğum avukatlar, hikayelerim farklı kitaplarda intihal edildiğinden, ayrı ayrı mahkeme açmak gerekebilir, o zaman da uğraşmaya değmez. Bir kitapta 1, diğerinde 2 hikaye intihal edilmiş gibi 9-10 hikayem çalınmış halde. Ben de intihalciler kendilerine/avukatlarına çok güvendiğinden, mahkeme açacak param olmadığından bir şey yapamadım.
    Mazlumun ahını alan, benimle alay eden (Sayemizde hikayelerin okunmuş oldu diyen) TİMAŞ Genel Yayın Yönetmeninin FETÖ ablası çıktığı ve tutuklandığını okudum basından. Asım Yıldırım dan haberim yok.
    Ahmet Ünal ÇAM
    ahmetunalcam@gmail.com

Yer İmleri

Gönderme Kuralları

  • You may not post new threads
  • You may not post replies
  • You may not post attachments
  • You may not edit your posts
  •