Milli Görüş'ü FETÖ işgalinden kim kurtaracak?

Avrupa'da yaşamaya mecbur edilen gurbetçilerimizin kendi emekleri ile vücuda getirdiği Milli Görüş Teşkilatı'nın hangi evrelerden geçirilerek FETÖ tarafından işgal edildiğini gözler önüne seren bir yazı okuyacaksınız.







İşte o yazı:


Neden mi bahsediyorum? Tabii ki, ellerimizle besleyip büyüttüğümüz Milli Görüş'ten. Eski adı Avrupa Milli Görüş Teşkilatı (AMGT), yeni adı İnternationale Gemeinschaft Milli Görüş (IGMG) olan teşkilattan.

Bu koca teşkilat şimdi vatan hainlerinin elinde. Basbayağı işgal edildi. En basit tabiri bu. Dahası da var.

MİLLİ GÖRÜŞ’Ü KİMLER KURDU?

Bizim toprak ve yurtlarımızı sömüren Avrupa'lılar, çaldıkları ile şatafatlı şehirler, fabrikalar, işyerleri kurdular. Sonra "Biz bu fabrikaları ve işyerlerini kurduk ama buralarda çalışacak insan yok. Çünkü iki dünya savaşında milyonlarca insan kaybettik" dediler. İçlerindeki akıllılar "Hani o soyup soğana çevirdiğiniz, yeraltı ve yerüstü zenginliklerini çalıp yağmaladığınız ülkeler var ya; işte o ülkelerden misafir işçi isteyiniz" dediler.

İşte biz bu şekilde geldik bizler buralara!..

Avrupa'ya gelen ilk insanlarımız kurdu diğerleri gibi Milli Görüşü de.

ÇOCUKLARININ NAFAKASINI BU CAMİLERE YATIRDI MİLLET

Şaka yapmıyorum. Kendi evladına iki Euro'yu vermeye korkan insanlarımız vardı bu teşkilatın temelini oluşturan. Aman Müslümanlar namaz kılacak, bir araya gelip hasret giderecek, çocuklarına Kur'an öğretecek yerlerden mahrum kalmasınlardı.
Kısacası herkes varını yoğunu bu yerlere yatırdı. Hep fedakarlık yaptı.

MİLLİ GÖRÜŞ’ÜN MAL VARLIĞI
Teşkilatı omuzlarında taşıyan bu insanların yaptıkları fedakarlıklarla altı yüzün üzerinde şubesi bulunan Milli Görüş aşağı yukarı beş yüze yakın camiisini satın aldı. Bunun yanında eğitim merkezleri, genel merkez binası, otelleri ve misafirhaneleri ile birlikte aşağı yukarı bir milyar Euro’nün üzerinde değeri olan mülke sahip oldu. Yani Milli Görüş şu an en az bir milyarlık servete sahiptir.

NİÇİN ATILDILAR
Bu teşkilatın içerisinde bazı insanlar sorgusuz sualsiz atıldılar. Suçları var mıydı? Sebep ne idi. Birçoğu bunu bile bilmiyor. Kimlerdi bunlar...
Bunları üç grupta toplayabiliriz:
1. Dobra dobra konuşan dava delileri. Diğer bir ifadeyle, imani hassasiyet ile teşkilatta yapılan yanlış ve hatalara karşı duranlar.
2. Hatipler ve medya ile ilişkisi olanlar.
3. Teşkilatta ağırlığı olan, yani gerektiğinde arkasına binleri, onbinleri, yüzbinleri takıp götürebilecek olan kişiler.
Bunlar birer ikişer itibarsızlaştırılıp kapı önüne konuldular. Çünkü idari makamları işgal edenler en iyisini bilir, en doğrusunu yaparlardı. Onların yaptıklarının yanlış olduğunu söylemek teşkilata karşı olmaktı, hatta ihanetti.
Kafa buydu.

DELİLERDEN ARINDIRILMIŞ TEŞKŞLAT İŞGALE HAZIR HALE GETİRİLDİ
Şu çok iyi bilinir ki, bir devlet, bir kurum, bir kuruluş delilerin omuzlarında yürür. Dava delilerinin... Çünkü düşmanlar o delilerin heybetinden korkar ve düşmanlık yapamaz hale gelirler. Dostlar ise o delilerden ürker ve yanlış yapmamak için çaba gösterirler.
Milli Görüşü idare edenler bu delileri kapı dışarı ederek kendi ayaklarına sıktılarını bile göremediler. Adeta intihar ettiler. Belki de bu idareciler FETÖ ya da başka düşmanlar tarafından oyuna getirilip teşkilat içerisinde tetikçi olarak kullanıldılar. Bilmiyoruz, ama herşeyin olabileceğini de unutmuyoruz.

HEM MİLLİ GÖRÜŞE SIZDILAR HEM DE ŞİKAYET ETTİLER
Her yere sızmayı adet edinen FETÖ, koskoca bir teşkilatı es geçebilir miydi? Asla!.. Sızdılar. Sonra yerlerini sağlamlaştırdılar. Arkasından başta Alman Hükümeti olmak üzere Avrupa Hükümetleri’ne belge ve bilgi taşımaya başladılar.
İstihbarat örgütlerinin eşiklerini aşındırıyorlardı. Bu hainlerin yaptıkları şikayetlerden sonra Almanya İGMG’ye baskılarını artırıyordu. Yönetim kadrosu da kendilerince tedbirler almaya başladılar.

HATİPLERE “SUSUN” EMRİ VERİLDİ!
Hatipler, medya ile ilgilenenler ve devamlı kamera önünde olanlar teşkilat içi baskıya maruz kaldılar. Susanlar oldu. Susmayanlar tehdit edildi. İtibarsızlaştırıldılar. Yine susmayanlar ise kapı dışarı edildiler.
Sebep neydi! Hükümetlerin baskılarından kurtulmaktı. Bu uçuk tedbirler oo hükümetleri durduramazdı. Fakat Müslümanları acı acı güldürmeye yeterdi. Bir de idarecilerin cehaletini ilan ve Kur’an-ı Kerim’i bilmedilkerini ifşa ederdi.

KİTAPLAR RAFLARDAN İNDİRİLDİ
Tedbir alma işi kitaplara kadar uzandı. Yanlış duymadınız. Cihad’ı anlatan kitaplar, Yahudi ve Hıristiyanlar’la ilgili kitaplar kitap satış yerlerinden ve camilerdeki kütüphanelerin raflarınden indirildi. Bu kitapların tamamı ortadan kaldırıldılar.
Sebep Alman Hükümeti’nin gazabında kurtulmaktı. Peki kurtuldular mı? Hayır!..
Hatta kitaplar ikiye ayrıldı: Deli ve akıllı kitaplar. Korku her şeyi yaptırıyordu.
Bir imam bana “Sen hep deli kitapları satın alıyosun” bile demişti.

İKAZ ETTİK AMA ANLATAMDIK
Bütün bu yapılanların bir tedbir olmadığını, düşmana mevzi, güç ve kendilerine güven kazandırmak olduğunu defalarca anlattık. Baskılar devam ederse Kur’an-ı Kerim ve Hadis Kitapları’nı da yasaklayacak mısınız? Kur’an-ı Kerim ile Hadis ve Fıkıh Kitapları’nı da kaldırın derlerse onu da yapacak mısınız dedik?
Dinlemediler, anlamadılar... Taviz vermeyi tedbir ve kurtuluş sandılar. Fakat dertler ne bitti nede azaldı.

18 MİLYON EURO CEZA
Durum daha vahim olaylara gebeydi.
Önce 18 milyon Euro civarında ceza kesildi. Sonra bu meblağ 23 milyona yükseltildi.
Bunlar ödenmeyen sigorta primleri ve vergilerden oluşuyordu. Bu meblağın tamamı ya ödenecek ya da icra ile tahsil edilecekti.

DİNLEMEYEN CEZASINI ÇEKER
Alman Hükümeti’nin ceza kesmesinde suçlu idarecilerdi. Fakat bu kadar büyük müydü işlenen suç? Bilinmez.
Bizim uyanık olun nasihatlerimizi, hata ve yanlış yaparken uyanık olun şeklinde anladılar galiba.

23 MİLYON EURO CEZAYI KİM ÖDEDİ?
Taşra Teşkilatı’nda 10 yıl Gençlik Başkanlığı, 10 yılda Şube Başkanlığı yapmış adam bile bana soruyor:
“Kim ödedi bu cezayı?” ve arkasından ekliyor. “AK Parti ödemiş olabilir mi?”
Haydi buradan yak! Teşkilatın içeridindeki adamlar bilmezlerse, dışarı atılmış olan ben nasıl bilebilirim ki?
Bir de AK Parti ödemiş olsaydı benim bilmem gerekirdi. En azından Saadet Partisi’nin Milli Görüş ile alakayı kestiğini atlattığım raporumda sorduğum bazı sorulara cevap verirlerdi.
AK Parti’yi geç...

BİR MİLYARLIK KAZ İÇİN 23 MİLYONLUK TAVUK FEDA OLSUN
23 milyon cezayı ödeyecek tek makam FET֒dür. En az bir milyar Euro’luk kaza sahip olmak için 23 milyonluk tavuğu feda etmenin sözü mü olurdu.
Tabii ödedilerse. Cezanın konulmasında parmağı olan ve BND’ye casusluk yapan FETÖ beş kuruş bile ödemeden koskoca bir teşkilatın sahibi niye olmasın.
Hıristiyanlığını dahi ilan etmiş eli kanlı ve İslam Düşmanı bir terör örgütüne Alman Hükümeti niye bir kıyak çekmesindi?
Herşey olabilirdi. Ancak beklemek zorundayız. Bir yerden kokusu çıkar.
Yalınız oyun burada bitmiyor. Bunun arka cephesi de var.

TERÖR ÖRGÜTLERİ LİSTESİNE ALINDILAR
Alman Hükümeti hâlâ Nazi Almanyası olduğunu ispat etmek istercesine Milli Görüş’ü terör listesine aldı. Halbuki bu teşkilatın bir tek ferdi bile Almanya’ya ve insanlara karşı zerre kadar suç işlememişti.
Milli Görüş’ün terör örgütleri listesine alnıdığı zaman bu Nazi Uygulaması’nı bu teşkilatın üyelerini dinsizleştirmede zorlandıkları için tatbike koyduklarını düşündük. Bu doğruydu ama ortada bir de çibanbaşı vardı: FETÖ. Bu İslam ve Müslüman Düşmanları’nın Milli Görüş’ü ele geçirmek, ele geçiremezlerse de batırmak için çaba sarfettiklerini ıskaladık. Öğrendiğimiz zaman da çok geç olmuştu.
Katil FET֒cüler ta Amerika’da Milli Görüş gibi olmadıklarını söylüyor, kendilerini sütten çokmuş akkaşık gibi gösterirkenİGMG’yi terörist ilan ediyorlardı.
CHP de kapalı kapılar arkasında Alman Hükümeti ile fingirdeşiyor ve Müslümanlara ait ne varsa, yok edin diye yalvarıyorlardı. Yokedilmesi gereken sivil toplum örgütlerinden İGMG de vardı.
Aslında Milli Görüş illegal bir örgüt değildi. Hükümetin verdiği izin ile kurulmuştu. Madem İGMG yani Milli Görüş bir terör örgütüydü neden izinlerini iptal edip kapılarına kilit vurulmuyordu.
İş başkaydı.
Milli Görüş’ü terör listesine yazdıran FET֒dür. Ele geçirmek için herşey yapmışlardır.

TAŞRA TEŞKİLATLARI İŞGALİN FARKINDALAR
Dönen dolaplardan taşranın haberi var mı diye bir yoklama yaptım. Oyunun farkındalar. Fakat ne yapmaları gerektiğini kestiremiyorlar. Yani dolabı tersine döndürecek bir baş gerekiyor. Onlarda o başın arkasından yürümeye hazırlar.

TEŞKİLATA SIZMIŞ FET֒CÜLERİ HABER VERDİM
2006 yılında başlamak suretiyle Milli Görüş’e sızan FET֒cüleri tek tek haber verdim:
Şu şubenin başkanı FET֒cü... Falan Eğitim Merkezi’nin Müdürü FET֒cü... Filan caminin imamı FET֒cü... Filan kursun öğretmeni FET֒cü dedim.
Şahıs ismi, şehir ismi ve yerlerini dahi belirterek anlattım. Onlar ayağa kalkıp tesbit edilmiş hedefleri temizlemek yerine yan gelip yattılar.
Ve bugünlere geldik.

ŞİMDİKİ İDARECİLER ÇOK AMA ÇOK KİRLİ!
Genel Merkez’den başlayıp, bir çok şube ve eğitim merkezinin idarecilerinin çok çok kirli olduğunu görürsünüz. Çok azı hariç herbirinin bir illeti var. Her idareciye şüphe ile bakılması gereken durumları mevcut. Kimi idarecinin kendisi, kimisinin de oğlu, kızı, karısı, damadı veya kardeşi FET֒cü.

NİYE TEDBİR ALINMADI?
Bu soruyu kendime günde yüz kere soruyorum. Fakat cevap bulamıyorum. Halbuki, FET֒nün ne mal olduğunu bilmesi gereken kuruluş Milli Görüştü. Defalarca ihanet ve zulmünü görmüştük. 28 Şubat Postmodern Darbesi’nin arkasında onlar vardı. İslam ve Müslümanlar aleyhine tatbike konulan 18 maddelik ihanet uygulamalarının arkasında da onlar vardı.
Zulmeden, ihanet eden, düşmanlık yapan katil sürüsüne karşı uyanık olmak gerekmez miydi? Gerekirdi, ama yapılmadı.

MİLLİ GÖRÜŞÜ FET֒YE SATILDI MI? SATILDIYSA KİM SATTI?
Ankara’ya yazdığım raporda SP’nin Milli Görüş’ü gözden çıkardığını... Yeni teşkilat kurmaya çalıştığını... İGMG’den hassasiyetinden değil de, uygunsuz davranışlarından dolayı atılanları kurduğu teşkilatta idarî makamlara getirdiğini anlatmıştım.
SP, İGMG ile ipleri çoktan koparmıştı. Ama neden elli yıllık koca bir teşkilat SP’nin defterinden silinmişti. İGMG SP’den çalındı mı, yoksa satıldı mı sorularının cevabı bulunması gerekiyor.

DÜĞÜM SP’DE... DÜĞÜMÜ DE KAMALAK VE KARAMOLLAOĞLU ÇÖZEBİLİR
SP, İGMG’yi FET֒ye sattı mı, yoksa hediye mi etti bilmiyoruz! Ancak kirli bir oyunun sergilendiğinden eminiz. Bu düğüm SP’de. Onu da ancak partinin idarecileri çözer.
Daha açık söylemek gerekirse, eski Başkan Mustafa Kamalak ve yeni başkan Temel Karamollaoğlu bildiklerini anlatmak ve teşkiların üyelerini aydınlatmak zorundadırlar. Yani bu iki isim konuşmalıdır.
Başkan olduğu sürece Katil Feto’nun ve Kılıçdaroğlu’nun ağzına bakan Kamalak olanları bir bir anlatmalıdır.
FETÖ ile yakınlığı alış-verişten mi, yoksa kaset mi kaynaklanıyor ifade etmeli. Başka sebepler varsa onları da söylemeli...
İGMG’nin FET֒nün eline teslim edilmesindeki gerçek ne ise ortaya çıkarılmalı.
Kırk yıllık teşkilat dururken yeniden teşkilatlanma hamlesinin arkasında ne var, öğrenmeliyiz!
Milli Görüş’e emek vermiş herkesin buna hakkı var. Ayrıca yapılan ihanet, suistimal, yolsuzluk, gibi yanlışlar varsa ki, var. Onların da hesabını sormalıyız.

İGMG’NİN SAHİBİ BU MİLLETTİR!
Bir kuruş dahi olsun bu teşkilata harcamış olan her fert bu teşkilatın sahibidir. Karanlık ve katil mihrakların eline bırakılamaz.
Allah’a, Peygamber’e, Kur’an’a ve Müslümanlar’a düşman olan FET֒ye hiçbir kuruluşumuz teslim edilemez. Teslim edenler de, sessiz kalanlar da onlar gibidirler.

VE TERÖR ÖRGÜTLERİ LİSTESİ’NDEN ÇIKARILDI
Dört yıldan fazla bir süre Terör Örgütleri Listesi’nde yer alan Milli Görüş listeden kaldırıldı. Ancak bunu hala anlamış değiliz. O günden bugüne ne değişti ki, dün Terör Örgütü diye yaftalanan bir açık toplum kuruluşu bugün Terör Örgütü olmaktan çıkıverdi? Değişen bir şey yoktu. Ancak teşkilat FET֒nün eline geçmişti. Değişen buydu.
Terör Örgütleri Listesi’nden bu yüzden çıkarılmıştı.

DEMEK Kİ İŞGAL TAMAMLANDI
Bunun başka bir izahı var mı? Varsa sesli söyleyinde biz de öğrenelim. Ben değişmediğime, kendimi ilgili makamlara da kendimi anlatmadığıma ve onların önlerin önüne diz çöküp yalvarmadığıma göre ne diye bir anda terörist olmaktan çıktım.
Bununcevabını almak hakkımız değil mi?

MİLLİ GÖRÜŞ’Ü FETÖ İŞGALİ’NDEN KİM KURTARACAK?
Şaka yapmıyorum. Mitomani Hastalığı’na yakalanmış politikacılar gibi yalan da söylemiyorum. Yüreğimden geldiği gibi, ihanetin acısını da iliklerimde hissederek olanları anlattım. Ve şimdi soruyorum.
Milli Görüş’ü FETÖ işgalinden kim, ya da kimler kurtaracak? Vatan haini ve Batı’nın uşağı olan FETÖ hediye mi edilecek?

MİLLİ GÖRÜŞ’Ü KURTARMANIN İKİ YOLU VAR
1. Üyeler kıyama kalkacak ve Genel Merkez’den başlayarak bütün teşkilatı FET֒cülerden temizleyecek.
Beni teşkilattan atmış olmalarına rağmen en önde mücadele eden bir dava delisi olmaya hazırım. Yeter ki, pısırık pısırık oturup ihaneti seyretmesinler. Kimseden zerre kadar mükafat dahi beklemiyorum.
2. Erbakan Ailesi’nin harekete geçmesi.
Teşkilatın kurucusu Necmettin Erbakan’ın çocukları miras kavgasını bırakıp teşkilatın geleceği için mücadele etmeye başlarlarsa bu iş düzelir. Onlar bana soracak ve anlattığım şekilde sahaya inecek ve milletin el emeği, göz nuru işgalden kurtarma yoluna gidecekler!..
Tabii FETÖ teşkilatın başına bir çorap örmediyse...

MİLLİ GÖRÜŞ’ÇÜYÜM DİYEN HERKESE NASİHAT VE VASİYETİM VAR!
Bu yazı bir başlangıç olsun. “Ben Milli Görüş!çüyüm” diyen herkes ya bu yazı ile ya da başka yazılı, sözlü veya görüntülü olarak milleti haberdar edecekler. Medya ve sosyal medyayı harekete geçirecekler. Yanlarına beni de çağıracaklar ve göz bebeğimiz olan teşkilatı işgalcilerden geri almak için ne gerekiyorsa onu yapacağız.
Bu mücadele için İGMG’de daha önce idarî görevlerde bulunmuş olanlarla bütün üyeleri göreve çağırıyorum.
Parolamız: "Ya devlet başa, ya kuzgun leşe" olmalı.
Bugün sokağa inmeyeceksek, ne zaman ineceğiz?

Muhammed Mücahid Okcu