Karamollaoğlu: AB Bakanlığını ‘AB’den Çıkış Bakanlığı’ olarak değiştirin!

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, düzenlediği basın toplantısında Cumhurbaşkanı Erdoğan ve iktidara bir teklifte bulundu…

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu haftalık olağan basın toplantısında gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu. Partisinin Balgat’taki Genel Merkezi’nde düzenlenen basın toplantısında Karamollaoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Avrupa Birliği’ni Haçlı İttifakı’na benzetmesi sözleri üzerine Avrupa Birliği Bakanlığı’nı AB’den Çıkış Bakanlığı olarak değiştirilmesi teklifinde bulundu. Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, konuşmasının başında Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan adına önceki gün Beşiktaş MKM’de düzenlenen “Erbakan Ödülleri”nin önemine dikkat çekerek, “Bu ödül törenini, sanatı, kültürü, edebiyatı, ilmi çalışmaları teşvik etmek için inşallah her yıl tekrarlayacağız. Çünkü Necmettin Erbakan, her konuda olduğu gibi sanat, edebiyat ve kültür’de de taklitçiliğe karşıydı” dedi.

İktidarın politikalarının çelişkiler yumağına döndüğüne vurgu yapan Karamollaoğlu, düne kadar AB’yi medeniyet projesi olarak gören iktidarın şimdi de Haçlı İttifakı olarak tanımladığını hatırlatarak, “Siz Avrupa Birliği’ni bir medeniyet projesi olarak ortaya koyduğunuzda Erbakan Hocamız ‘sakın ha onlarla aynı çuvala giremezsiniz onlar Haçlı İttifakı’dır’ demişti. Neden şu anda AB Bakanlığı kapatılmıyor? AB Bakanlığı ‘AB’den Çıkış Bakanlığı’ olarak değiştirilsin” dedi.

‘ERBAKAN ÖDÜLLERİ’ BATI TAKLİTÇİLİĞİNE KARŞI BİR TEŞVİKTİR


Son yüz yıldır her konuda olduğu gibi sanat, edebiyat ve kültür alanında da körü körüne bir Batı taklitçiliğinin olduğunu hatırlatan Karamollaoğlu, “Sanat adı altında, kültür adı altında Batı’nın değerleri bizim nesillerimizin önüne birer hedef olarak konuldu. Avrupa birliği bir medeniyet projesi olarak sunuldu. Bunlar yanlıştı. Eğer bunun yerine kendi değerlerimizi, inancımızı, medeniyetimizi referans alan bir anlayış ortaya konulabilseydi elbette sadece sanatta değil hemen her alanda çok daha başarılı bir noktada olurduk. Millilikten kastımız budur. Kendi değerlerimizi, kendi sanatçılarımızı, kendi kültür insanlarımızı gelecek nesillere aktarmak ve tanıtmaktır. Taklitçiliğe karşı olmaktır. İşte Erbakan ödülleri bu amaçla atılmış önemli bir adımdır. Bir teşviktir” diye konuştu.

HEPİMİZ AYNI BAHÇENİN ÇİÇEKLERİ, AYNI MİLLETİN EVLATLARIYIZ


16 Nisan’da yapılacak olan referandumun herkes için büyük ehemmiyet arz ettiğini söyleyen Karamollaoğlu, konuşmasına şöyle devam etti: “Ancak Türkiye ilk kez bu kadar gergin ve böylesine kutuplaşmış bir şekilde referanduma gidiliyor. Oysa Anayasalar, bir ülkenin, bir milletin, ortak toplumsal uzlaşma metinleridir. Bu yüzden kutuplaşmayı değil, kucaklaşmayı esas almalıdır. Yönetimde istikrar için gerekli olduğu kadar, toplumda huzur için de gereklidir. Renklerimiz, düşünceleremiz, kararlarımız farklı olabilir. Ama hepimiz aynı bahçenin çiçekleri, aynı milletin evlatlarıyız. Bu referanduma evet diyenler bölücü olmadığı gibi hayır diyenler de vatan haini değildir. Asıl tehlike, asıl ihanet, bu aziz milleti, ‘evetçiler’ ‘hayırcılar’ diyerek bölüp, kutuplaştırmaktır.”



EN BASİT İFADEYLE BÜYÜK BİR GAFLETTİR


Ülke ve millet olarak tarihin en kırılgan ve en kritik dönemlerinden geçildiğinin altını çizen Karamollaoğlu, “Bir yandan içerideki PKK terörü, öbür yandan sözde dost ve müttefik ülkelerin desteğiyle giderek palazlanan PYD, YPG gibi oluşumlar… Her gün yüreğimize kor gibi düşen El Bab şehitleri… Üretemeyen bir ekonomi... Tıkanmış bir siyaset… Böyle bir dönemde en son ihtiyaç duyduğumuz şey, kutuplaşmaktır. Birbirimizi, ‘terörist”, ‘hain’, ‘bölücü’ gibi acımasız yaftalarla suçlamaktır. Saadet Partisi olarak endişeliyiz. Böylesi dönemlerde bin düşünüp, bir konuşmak gerekirken, tam tersine düşüncesizce yapılan açıklamalar bu endişemizi daha da arttırmaktadır. Bu referandumda, ‘evet’ demeyenleri, PKK terör örgütüyle eş tutmak, Fetö’cü olmakla suçlamak, 16 Nisan referandumunu, 15 Temmuz’un cevabı olarak tanımlamak en basit ifadesiyle büyük bir gaflettir” diye konuştu.

AB’DEN ÇIKIŞ BAKANLIĞI OLARAK DEĞİŞTİRİLSİN


İktidarın ortaya koyduğu çelişkiler yumağının kendilerini endişelendirdiğinin altını çizen Karamollaoğlu, “Biz bunu bir türlü kavrayamadık. Düne kadar Avrupa Birliği medeniyet projesi olarak gören bu arkadaşlar şimdi Avrupa Birliği Haçlı İttifakı olarak tanımlıyorlar. Biz de diyoruz ki Allah işinizi rast getirsin siz Avrupa Birliği bir medeniyet projesi olarak ortaya koyduğunuzda Erbakan hocamız ‘sakın ha sakın ha onlarla aynı çuvala giremezsiniz onlar Haçlı İttifakı’dır’ demişti. Neden şuanda AB Bakanlığı kapatılmıyor? Veya AB Bakanlığı aynen İngiltere’nin yaptığı gibi AB’den çıkış bakanlığı olarak isimlendirilip bundan sonra bu birlikle olan bağlarımızı nasıl koparacağız yeni ittifaklarımızı onlarla nasıl sağlayacağız? Bu görevi görsün. Buna rağmen ısrarla söylüyoruz Avrupa’da 4 milyona yakın insanımız yaşıyor. 8-10 milyonda Müslüman yaşıyor. Avrupa’da son zamanlar bir islamafobi ortaya çıktı, körükleniyor, ırkçılık arttı. Onlara zarar verecek tavırdan da lütfen kaçının” şeklinde konuştu.

BU ACİZLİĞİN İFADESİDİR


İstanbul’da büyük bir gaflet örneği gördüklerini hatırlatan Karamollaoğlu, “Gülelim mi ağlayalım mı şaşırdık? Hükümetin propagandasını planlayan broşürlerini basan bir şirkete talimat veriliyor. Vinçlerle İstanbul İl Başkanlığı’mızın binasına ‘evet’ pankartı asmakla görevlendiriliyor. Kimse görmesin diye de gece saat 23 civarında asılmak isteniyor. Onun için diyorum buna gülünür mü ağlanılır mı? Bilemiyorum. Bu aczin ifadesidir, çaresizliğin ifadesidir aslında. Alllah’tan arkadaşlarımız görmüşler de hemen müdahale edildi. Asılsa ne olurdu? Bu memlekette iktidar zorbalık yapıyor intibası oluşturdu. Şimdi zorbalık yapma teşebbüsünde bulundu intibası oluştu o kadar. Biz eğer barış istiyorsak burada en büyük görev başta iktidar mensuplarına sonra da ana muhalefet partisine düştüğü kanaatindeyiz” diyerek itidal çağrısında bulundu.

BİR İNSANLIK SUÇUDUR


İdlib’teki saldırıyı kınayan Karamollaoğlu konuşmasını şöyle bitirdi: “İdlib’teki saldırıda yüzden fazla vatandaş hayatını kaybetti. Kimyasal silah kullandığı da iddia ediliyor. Bu bir savaş suçu değil aynı zamanda bir insanlık suçudur. Bunun üzerine gerekenin bir an önce yapılması icap eder. Bir an önce katliamların son bulması herkesin tek gerçeği olmalıdır. Rusya’da metro istasyonunda meydana gelen terör saldırısını da şiddetle kınıyoruz. Terör dünyanın neresinde olursa olsun kınanması ve reddedilmesi gerekir.”