2 sonuçtan 1 --- 2 arası gösteriliyor

Konu: 3. Uluslararası Milli Görüş Sempozyumu

  1. #1

    3. Uluslararası Milli Görüş Sempozyumu

    Milli Görüş milletin asıl görüşü


    İlim, fikir ve dava adamı Erbakan’ın görüşü, 3’üncü uluslararası Milli Görüş Sempozyumu ile Ankara’da masaya yatırıldı…

    Bu yıl üçüncüsü düzenlenen ‘Uluslararası Milli Görüş Sempozyumu’ Ankara’da başladı. “Erbakan ve Yeni Bir Dünya” temasıyla yapılan sempozyumda, ilim, fikir, akademisyen ve siyaset adamları, Milli Görüş’ü her yönüyle ele aldı.

    SEMPOZYUMUN AÇILIŞINI SAADET PARTİSİ TANITMA BAŞKANI VE ESAM GENEL SEKRETERİ ATİK AĞDAĞ YAPTI...

    Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi (ESAM) tarafından 3’üncüsü düzenlenen “Erbakan ve Yeni Bir Dünya” temalı Uluslararası Milli Görüş Sempozyumu Ankara’da bir otelde gerçekleştirildi. İki gün sürecek olan sempozyumun ilk günü protokol konuşmalarıyla başladı. Programa bakan, milletvekili, siyasi parti ve STK temsilcileri, akademisyenler ile yüzlerce vatandaş katıldı. Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan sempozyum, Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve ESAM Genel Sekreteri Atik Ağdağ’ın, Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın özlü sözlerini hatırlattığı açılış konuşmasıyla başladı. TBMM Başkanı İsmail Kahraman ve Başbakan Binali Yıldırım’ın da telgraf gönderdiği sempozyuma, ilim, fikir, siyaset ve dava adamı Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın mücadelesi damga vurdu.

    YENİ BİR ERBAKAN KÜLLİYATI HAZIRLANIYOR

    Sempozyumda konuşan Saadet Partisi Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Oğuzhan Asiltürk de Milli Görüş Lideri 54. Hükümet’in Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan ile ilgili yeni bir külliyat çalışmasının hazırlandığının müjdesini verdi.
    Çalışmanın önsözünü okuyan Asiltürk, hazırlanan bu çalışmanın önemli bilgiler barındırdığını aktardı. Asiltürk, bu yeni çalışmada Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın ilim ve devlet adamı yönü üzerinde durulduğunu söyledi.

    Saadet Partisi Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Oğuzhan Asiltürk, Prof. Dr. Necmettin Erbakan ile ilgili yeni bir külliyat çalışmasının hazırlandığının müjdesini verdi. Çalışmanın önsözünü okuyan Asiltürk, hazırlanan bu çalışmanın önemli bilgiler barındırdığını aktardı. Asiltürk, bu yeni çalışmada Erbakan’ın ilim ve devlet adamı yönü üzerinde durulduğunu kaydetti. 1954 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi’ne başladığında Erbakan Hoca’nın Almanya’dan yeni dönen bir doçent olduğunu hatırlatan Asiltürk, o günden sonra yollarının hiç ayrılmadığına vurgu yaptı. Erbakan Hoca’nın İslam’ın yeniden yeryüzüne hâkim olması için çalışmalar yaptığına dikkat çeken Asiltürk, bunun da sağlam Müslümanların eliyle olacağını söyledi.



    TÜRKİYE’DEKİNİN ADI MİLLÎ GÖRÜŞ’TÜR

    İslam’ın yeniden yeryüzüne hâkim olması için Türkiye’de geceli gündüzlü çalışan görüşün adının Millî Görüş olduğunu ifade eden Asiltürk, “Başka ülkelerde de var ama Türkiye’dekinin adı Millî Görüş’tür. Erbakan Hocamız bu gaye ile yola çıktı ve siyaset yaptı. Siyaseti hep ibadet şuuruyla yaptı ve son nefesine kadar da bu böyle devam etti. Demek ki, Millî Görüşçülerin sağa sola meyledip ona buna kapılarak kendi akidelerine zarar verecek her şeyden uzak durmaları lazım. Hocamızı da bu vesileyle tekrar hayırla yâd ediyoruz” dedi.

    ERBAKAN HOCA, SİYONİZM’LE MÜCADELE ETTİ

    Erbakan Hoca’nın dünyada barış ve huzurun tesisi için İslam Birliği’ni olmazsa olmaz olarak gördüğünü kaydeden Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, ”Erbakan Hoca ömrünün tamamında konuşmalarının büyük kısmını Siyonizm’e ayırırdı. Siyonizm’i görmeden dünyada hiçbir şey yapamazsınız. İkinci Dünya Savaşı sonrası Batı, İslam âlemini kendine tehdit olarak görüyor. İslam âleminin dünyada büyük medeniyetler kurduğunu bildiklerinden, İslam âleminin birleşmemesi için gayretler sarf ediyorlar. Bizler, bizi yok etmek isteyenlerle bir olup yükselemeyiz” dedi.

    FİKİRLERİ TATBİK ETMEK MÜMKÜN DEĞİLDİ

    Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, zaman geçtikçe Erbakan Hoca’yı hayırla yâd edenlerin sayısının arttığını söyleyerek, “Özellikle şu içinde bulunduğumuz günlerde ona daha çok ihtiyaç duyuyoruz. Erbakan Hocamızın geçen asrın tam ortasında hayata atıldı. Üniversiteyi bitirdi, Almanya’ya gitti. Doktorasını yaptı ve Türkiye’ye döndükten sonra teknik anlamda Almanya’da öğrendikleriyle kısa zamanda motor fabrikasını kurmuştu. Sadece teknik anlamda değil, hocamız manevi anlamda da önemli mürşidlerden ders almış ve yanında bulunmuştu. Hocamızın TOBB’da iken birtakım girişimleri yasaklandı. Seçimleri iptal ettiler. O zaman kararını verdi. Anladık ki siyasete girmeden fikirlerimizi tatbikat sahasına koymamız mümkün değil. O zamanlar düşünceleri şekillendirerek kamuoyuna arz etti” dedi.

    BİR KISMININ DİZLERİ TİTRİYORDU

    “Bizim yola çıkmaya karar verdiğimiz noktalarda insanların bir kısmının aklı ermiyor, bir kısmının dizleri titriyordu” diyen Karamollaoğlu, konuşmasına şöyle devam etti: “Erbakan Hoca vatandaşa moral vermeyi önemli gördü. Bugünkü noktada bütün alanlarda mesafe kat ettiler. Bilin ki bunların temellerini atan İslam âlimleri. O zamanlar millet elektrik ve su ihtiyacı ile meşguldü. Erbakan hocamız İslam âlemlerinin ilimlerini anlattı insanlara. Bu durum insanlara moral oldu. Biz hakkı hâkim kılmak için çalışmakla mükellefiz. Biz ülkemizi güzel bir ülke haline getirmeliyiz. Yaşanılabilir bir ülke haline getirmeliyiz. Ahlaki ve manevi değerlerimizi ihya etmeliyiz. Biz insanız, manevi tarafımız olduğu gibi maddi tarafımız da var. Biz hakkı hâkim kılmak için adım attığımızda karşımızdakileri karşılık verecek güçte olmalıyız. O yüzden sanayide, tarımda, ekonomide güçlü olmayız. Bu yüzden ülke için koalisyonlarda bile en etkin ortak oluyorduk.”

    BİZ YOK ETMEK İSTEYENLER BİR OLUP YÜKSELEMEYİZ

    Erbakan Hoca’nın dünyada barış ve huzurun tesisi için İslam Birliği’ni olmazsa olmaz olarak gördüğünü kaydeden Karamollaoğlu şunları kaydetti: ”Erbakan hoca ömrünün tamamında konuşmalarının büyük kısmını Siyonizm’e ayırırdı. Siyonizm’i görmeden dünyada hiçbir şey yapamazsınız. Şimdi yeni nesil savaş bilmiyor. İkinci Dünya Savaşı sonrası Batı İslam âlemini kendine tehdit olarak görüyor. İslam âlemi dünyada büyük medeniyetler kurduğunu bildikleri için İslam âleminin birleşmemesi için gayretler sarf ediyorlar. İslamafobi bunun için çıktı. Batı, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra birtakım durumlar ortaya koydu. İnsan hakları vb. bu durumlar olduğu sürece İslam âleminin üzerine gelemeyeceğini bildikleri için 11 Eylül’ü ortaya kodular ve bütün hakları bu sayede ortadan kaldırdılar. Bizler, bizi yok etmek isteyenlerle bir olup yükselemeyiz.”

    HAK-BATIL MÜCADELESİYLE YILMADAN GEÇEN BİR ÖMÜR…

    Sempozyumun ev sahibi ESAM Genel Başkanı Recai Kutan, 1969 yılında Erbakan Hoca ile başlayan birlikteliğini hatırlatarak, “Bu beraberlik içerisinde ne gördünüz, derseniz derim ki geceli gündüzlü bir koşuşturma ve yılmadan bir Hak-batıl mücadelesi derim” dedi.

    Kutan, “Peki Erbakan Hocamızın davası neydi? O hep siyasetçi kimliğiyle tanınıyordu ama o hiçbir zaman siyaset yapmadı, Allah rızası için cihat yapıyordu. O’nun siyaset çalışması cihat çalışmasıydı. Hedefi de Hakk’ın rızasını kazanmaktı, ilk hedefi buydu.” değerlendirmesinde bulundu.

    Sempozyumun ev sahibi ESAM Genel Başkanı Recai Kutan, 1969 yılında Erbakan Hoca ile başlayan birlikteliğini hatırlatarak, “Bu beraberlik içerisinde ne gördünüz, derseniz derim ki geceli gündüzlü bir koşuşturma ve yılmadan bir Hak-batıl mücadelesi derim. Peki Erbakan Hocamızın davası neydi? O hep siyasetçi kimliğiyle tanınıyordu ama o hiçbir zaman siyaset yapmadı, Allah rızası için cihat yapıyordu. O siyaset çalışması cihat çalışmasıydı. Hedefi de Hakk’ın rızasını kazanmaktı, ilk hedefi buydu. Yaşanılır bir Türkiye için, yeni bir dünya için ve adaletli bir dünya için gecesini güzüne katardı. Hocamız hep bu yemini yapardı. Bu yemin aslında Hocamızın asıl hedefini açıklıyor; ‘Milletimizin saadet ve selameti için. Yaşanabilir bir Türkiye için, yeni bir dünyanın kurulması için bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da canla başla çalışacağımıza söz veriyoruz.’ Bu sözler, Hocamızın yapmak istediklerini birebir anlatıyor” dedi.

    11 AY BİLE SÜRMEYEN KOALİSYONLARLA BU ÇALIŞMALAR YAPILDI

    Yakın tarihimizin yaklaşık son 250 yılında Batılıların kuvveti ve menfaati Hak sahibi olarak gördüklerini hatırlatan Kutan, “Bu coğrafyada her türlü zulmü yaptılar. Bu emperyalist güçlerin zulmünden kurtulabilmek için güçlü olmamız lazım. Erbakan Hocamız hep söylerdi ‘bu emperyalistler ancak güçten anlarlar’ diye. Hoca’nın biraz önce ifade ettiğim gibi de hedefi, amacı güçlü Türkiye idealiydi. Milli Nizam Partisi ile siyasi güce sahip olmamız düşünüldü ve bu amaçla kuruldu. Bizim siyasetimizle ilk defa hanımefendiler de dahil oldu. Bizim koalisyon hükümeti ortağı olduğumuz hiçbir iktidarımız 11,5 ay sürmedi ama her tarafta anlatılan çalışmalar o dönemlerde yapıldı. O dönemde yapılan hizmetleri uzun uzun anlatacak değilim” diye konuştu.

    24 KİŞİYLE BAKANI DÜŞÜRDÜK

    Erbakan Hoca’nın dönemlerinde dindar kesime yapılan baskıların büyük oranda önlendiğine vurgu yapan Kutan şunları kaydetti: “Mustafa Üstündağ’ın Milli Eğitim Bakanlığı döneminde 80 tane imam hatip okulu açıldı. Koalisyon hükümet döneminde açılan okul sayısı 350’dir. İmam hatipli öğrencilerin üniversitelere giriş imkânı sağlanmıştır. El Ezher gibi üniversitelerde okuyan öğrencilerin denkliği kabul edilmiştir. Devlet kurumlarında mescitler açıldı. Başbakanlık binasının altında bile mescit vardı ve cuma namazı kılınıyordu. Bütün bunların neticesinde ülkemizde İslami bir uyanış ve diriliş adım adım başladı. Türkiye’de başlayan diriliş Müslüman ülkelere de yansıdı. Dış politika, milli dış politika haline geldi. Mesela 1974 Kıbrıs zaferi, uzun zamandır zafer hasreti çeken İslam âlemi, Kıbrıs’la hasret giderdiler. Filistin bizim en önemli meselelerimizden biriydi. İsrail, Kudüs’ü başşehir olarak kabul ettiğinde o zamanki Dışişleri Bakanı Hayrettin Ekmel Bey’e gidildi. Bunun kabul edilmemesi gerektiği söylendi. Dışişleri Bakanlığı da cılız bir kınama yaptı. MSP’li arkadaşlar olarak Meclis’e soru önergesi verdik. Ve 24 kişiyle dışişleri bakanını düşürdük. Ondan sonra Konya’da yaptığımız diriliş mitingiyle de zaten 80 darbesi için bahane olarak kabul edildi.”

    MİLLİ GÖRÜŞ MİLLETİN DEĞERLERİNİ TAŞIR

    Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki ise konuşmasına Erbakan Hoca ile tanışmasını anlatarak başladı. İlk karşılaşmasının 90’lı yıllarda olduğunu söyleyen Özhaseki, Erbakan Hoca’nın kendisini imtihana tabi tuttuğunu ve imtihanı arkadaşların yardımıyla atlattığını belirtti. Milli Görüş’ün adından da anlaşılacağı gibi millete ait olan, milletin değerlerini taşıyan görüş olduğuna vurgu yapan Özhaseki “İşte o düşünceleri siyaset arenasına taşıyan, kurumsal yapı veren Hoca’dır.” şeklinde konuştu.

    Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki ise konuşmasına Erbakan Hoca ile tanışmasını anlatarak başladı. İlk karşılaşmasının 90’lı yılların başında Kayseri İl Teşkilatı’nın kongresinde olduğunu söyleyen Özhaseki, Erbakan Hoca’nın kendisini imtihana tabi tuttuğunu ve imtihanı arkadaşların yardımıyla atlattığını belirtti. Milli Görüş’ün adından da anlaşılacağı gibi millete ait olan, milletin değerlerini taşıyan görüş olduğuna vurgu yapan Özhaseki, şunları kaydetti: “İşte o düşünceleri siyaset arenasına taşıyan, kurumsal yapı veren Hoca’dır. Çünkü iktidara taşımanın fikirleri, yolu siyasetten geçiyor. Geçmişe doğru birtakım hadiseleri değerlendirirken de o günkü öğrendiklerim, fikirler bizim için hepsi kale gibi duruyor ve sarsılmaz şekilde aynı fikirleri taşıyoruz.”
    "Ölüm Ne Yatakta Ne Sokakta İsterim ki En Kutlu Bir Eylemde Bulsun..."
    Metin Yüksel

  2. #2



    Çevre ve Şehircilik Bakanı Özhaseki:- 'Biz kendi içimizde birliğimizi, dirliğimizi mutlaka muhafaza etmeliyiz. Bize ait olan milli olan tüm değerleri kendi içimizde özümseyip, sonuna kadar bunun mücadelesini vermeliyiz. Bu coğrafyada yaşamanın tek şartı var o da güçlü, ayakta ve gelişmiş olmak. Bunun dışında kolay kolay bu coğrafya da bizleri yaşatmazlar'- 'Adı üstünde milli görüş, millete ait

    Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, "Biz kendi içimizde birliğimizi, dirliğimizi mutlaka muhafaza etmeliyiz. Bize ait olan milli olan tüm değerleri kendi içimizde özümseyip, sonuna kadar bunun mücadelesini vermeliyiz. Bu coğrafyada yaşamanın tek şartı var o da güçlü, ayakta ve gelişmiş olmak. Bunun dışında kolay kolay bu coğrafya da bizleri yaşatmazlar." dedi.Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi (ESAM) 3'üncü Uluslararası Milli Görüş Sempozyumu'nu "Erbakan ve Yeni Bir Dünya" temasıyla gerçekleştirdi.

    Bir otelde düzenlenen sempozyumun açılışında konuşan Bakan Özhaseki, Necmettin Erbakan ile 1990'ların başında Kayseri'de tanıştığını belirtti.
    Erbakan'a rahmet dileyen Özhaseki, "Adı üstünde milli görüş, millete ait olan milletin değerlerini taşıyan bir görüş. Onu siyaset arenasına taşıyan, ona bir kurumsal yapı veren Hocam'dır. Çünkü fikirleri iktidara taşımanın, yolu siyasetten geçiyor. Biz gidip imam hatiplerle de gençlikle de uğraşsak, fakir fukara hizmetleri, üniversitelerde burs gibi hayırlı bildiğimiz bin bir türlü faaliyetler de yapsak neticesinde siz bunu bir ete kemiğe büründüremezseniz, bir siyaset kurumunda bir şekil verip de iktidara talip olmazsanız genele şamil kılamıyorsunuz. Mevzi mevzi kalıyor. Hocam o kapıyı açtı, o kapıdan devam ediyor birçok çalışma." ifadelerini kullandı.

    Özhaseki, bakanlık görevinde geçmişe doğru birtakım olayları değerlendirirken öğrendiklerinin, fikirlerinin hepsinin sarsılmaz bir şekilde kale gibi yerinde durduğunu kaydetti.

    Türkiye'nin zor bir coğrafyada bulunduğunu anlatan Özhaseki, şöyle konuştu:
    "Bu zor coğrafya içerisinde iktidar olmak da çok kolay bir şey değil. Ülkenin altı da hareketli depremsellik bakımından, üstü de hareketli. Üst taraftaki hareketlilik tarihsel geçmişimizden, inançlarımızdan, yaşanan olaylardan belki jeopolitikten kaynaklanıyor. Bugün geldiğimiz şu noktada PKK gibi bir bela varsa FETÖ gibi bir bela yanına eklendiyse, daha sonra IŞİD, DEAŞ ne derseniz deyin bir bela daha yanına eklenmişse ve hepsi birden Türkiye'de saldırıya geçtiyse, evet biz zor coğrafyada olduğumuzu kabul etmemiz lazım. Bu zorlukların altından hep beraber kalkarız."
    Marakeş'te gerçekleştirilen İklim Zirvesi'ndeki konuşmasını hatırlatan Özhaseki diğer ülkelerin, İslam ülkelerine karşı tepkilerini anlattı.
    - "Kendi içimizde birliğimizi, dirliğimizi mutlaka muhafaza etmeliyiz"
    Bakan Özhaseki, 15 Temmuz'da yaşanan darbe girişimine de değinerek, olayın hemen ardından "Geçmiş olsun" diyen ülkenin olmadığını aktardı.
    Dış ülkelerde terör olayı olduğu zaman, Türkiye'nin hemen kınadığını belirten Özhaseki, şöyle devam etti:
    "Masum insanlara karşı yapılmış bu büyük belayı def edecek her türlü harekete destek vermek lazım. Ama emin olun, bize demokrasi dersi vermeye kalkanlar, bize insanlık dersi vermeye çalışanların hiçbirisinden ciddi bir tek tepki çıkmadı. Bir hafta, 10 gün sonra büyükelçiler, bakanlar, bazıları başbakan düzeyinde bir taraftan 'nasıl oldu da bu iş olmadı' diye bakıp, bir taraftan da 'geçmiş olsun' sözleri dillerinin ucundan dökülmeye başladı. Demek ki burada bir gerçek var bu gerçeği de hepimiz bilmeliyiz. Biz kendi içimizde birliğimizi, dirliğimizi mutlaka muhafaza etmeliyiz. Bize ait olan milli olan tüm değerleri kendi içimizde özümseyip, sonuna kadar bunun mücadelesini vermeliyiz. Bu coğrafyada yaşamanın tek şartı var o da güçlü, ayakta ve gelişmiş olmak. Bunun dışında kolay kolay bu coğrafya da bizleri yaşatmazlar."
    "Vesayet" konusuna da değinen Özhaseki, anayasal kuruluşların görünmeyen birtakım yapılanmaları bulunduğunu vurgulayarak, bu yapıların kendi içlerinde örgütlendiğini ifade etti.
    Özhaseki, "Bilmediğimiz bir çok olayın da failleri bunlar. Bu vesayetçi yapı, devlet düzeni kurulduktan sonra milletin seçtiklerine güvenmediği için orayı devamlı baskı altında tutmaya çalışmış. Bu baskıyı bazen sözlü, bazen fiili, bazen olmazsa faili meçhuller işleyerek, bazen de siyasi iktidarları iş göremez hale getirerek, ihtilal ortamı hazırlayıp, kendileri gelip oturuyorlar. Geçmişte, siyasal tarihimizde bunun o kadar çok örneği var ki." dedi.
    - "Artık o yapının beli kırıldı"
    Bakan Özhaseki, 1960, 1980 darbeleri ve 28 Şubat'ta yaşananları anımsatarak, özellikle 28 Şubat döneminde kendisi hakkında çok fazla dava açıldığını belirtti.
    Gününün yarısını mahkemelerde ifade vererek geçirdiğine işaret eden Özhaseki, şunları anlattı:
    "Allah şahit, siz de şahit olun bir lokma haram yemedim, yavrularıma da yedirmedim. Dimdik orada durdum bana teslim edilen, hocamdan başlayarak verilen milletin emanetini tertemiz kullandım. Elimden geleni de yaptım. Ama o zalimlerin hoşuna gitmiyordu. Sadece inancımızdan dolayı üstümüze gelip zulmediyorlardı. 28 Şubat'ta bunları gördük. Nasıl ayak oyunlarıyla iktidar devrilip de Yalım Erez'lerin falan getirildiği o çirkin ortamları hep beraber yaşadık. Bunu kimler yapıyordu? Bu vesayetçi yapıların üstte görünen anayasa kuruluşlarının altındaki derin yapılar yapıyordu. Zaman içerisinde bu işlerden de hiç vazgeçmediler. Cumhurbaşkanlığı seçimi geldiğinde 367 garabetini yaşattılar millete. Hiç olmadık bir şey. Şükürler olsun işler iyiye doğru gidiyor. Artık o yapının beli kırıldı. Hele ki 15 Temmuzda bu millet çıplak gövdesini siper etti ya o günden sonra her şeye olan inancım çok arttı."
    Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu da Erbakan'ın hayatını ve yaptığı çalışmaları anlattı.
    Necmettin Erbakan'ın vatandaşa moral vermeyi önemsediğini ifade eden Karamollaoğlu, Müslümanların yıllar önce ilim alanında yaptıklarını dünyaya anlatarak, "geçmişte yapmışsak, gelecekte de yapabiliriz" mantığı ile hareket ettiğini belirtti.
    Bunun içinde manevi değerlere sahip olmanın önemine işaret eden Karamollaoğlu, "Bir millet olarak manevi taraflarımızı ihya etmenin yanında, maddi ihtiyaçlarımızı da kendimiz karşılamaya da mecburuz. Dışarıdan bir saldırı olduğu takdirde veya 'Hakk'ı hakim kılacağız' diye adım attığımızda, birileri önümüzü keserse onlara cevap verecek güçte olmalıyız. Onun içinde sanayileşme, teknolojide, tarımda, madencilikte ileriye gitmek bizim olmazsa olmazımız olmalı." diye konuştu.
    - "Dostla düşmanı ayırt etmek mecburiyetindeyiz"

    Erbakan'ın dünyada huzur ve barışın tesisi için "İslam birliği"ni olmazsa olmaz şart olarak gördüğünü kaydeden Karamollaoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
    "Bu ortamda dostla düşmanı ayırt etmek mecburiyetindeyiz. kenarından kıyısından hocamıza hürmet göstermek, hürmet göstermek değildir, bunu idrak etmeliyiz. O'nun prensiplerini yaşatmalıyız. Biz İslamı ortadan kaldırmak isteyenlere sırtımızı dayayarak İslamı ihya edemeyiz. Hakk'a itibar etmeyen insanlarla bir araya gelip Hakk'ı üstün tutamayız. Teknoloji de ve sanayi de bizi ezmek yok etmek isteyenlerle bir olup teknolojide ileriye gidemeyiz. Eğer biz Hakk'ı hakim kılmak istiyorsak, hem inançlı olamaya hem de güçlü olmaya mecburuz. Bu Erbakan Hocamız'dan çıkardığım en büyük ders."
    İslam aleminin karşı karşıya kaldığı sıkıntıları anımsatan Karamollaoğlu, dış güçlerin çeşitli oyunlar sergileyerek, adına da "Vesayet savaşları" dediklerini kaydetti.
    Karamollaoğlu, programa katılanlara ve emeği geçen ESAM'a teşekkür etti.
    ESAM Genel Başkanı Recai Kutan ise Necmettin Erbakan ile uzun yıllar süren dostluklarını anlattı.
    Erbakan'ın hep siyasetçi kimliğiyle tanındığını vurgulayan Kutan, Erbakan'ın cihat çalışmasındaki tek hedefinin de "Hakk'ın rızasını kazanmak" olduğunu bildirdi.
    Necmettin Erbakan'ın yaşanabilir güçlü Türkiye'nin inşası, hak ve adalet temelli yeni bir dünya için gecesini gündüzüne katarak çalıştığını aktaran Kutan, dünya görüşü ve siyasi hayatı hakkında da bilgi verdi.
    "Ölüm Ne Yatakta Ne Sokakta İsterim ki En Kutlu Bir Eylemde Bulsun..."
    Metin Yüksel

Yer İmleri

Gönderme Kuralları

  • You may not post new threads
  • You may not post replies
  • You may not post attachments
  • You may not edit your posts
  •