8 sonuçtan 1 --- 8 arası gösteriliyor

Konu: İnsan kasabı Ariel şaron tarihte hangi vasıfla anılacak

  1. #1

    İnsan kasabı Ariel şaron tarihte hangi vasıfla anılacak

    İsrail eski Başbakanı Ariel Şaron'u, üç yıldan beri komada yattığı hastane ailesine teslim etti ancak aile kabul etmedi.


    4 Ocak 2006 tarihinde Ariel Şaron beyin kanaması geçirerek hastaneye kaldırıldı. Ehud Olmert başbakanlığa vekâleten atandı. Bu tarihten sonra Ariel Şaron bir daha bilincini kazanamadı. Halen bitkisel hayattadır. A.B.D.'li doktorlar onun bu halinin ilahi bir cazo olarak nitelendiriyorlar. İnsan kasabı Ariel şaron'un hastanedki son görüntüleri:






    İNSAN KASABI ŞARON KİMDİR?
    Ariel Şaron, tarihin kaydettiği sayılı katil liderlerden birisi olarak tanınıyor. Siyasî kariyerini döktüğü masum Müslüman Filistinler`in kanına borçlu olan Şaron, daha 25 yaşındayken yaptığı Kibya katliamıyla adını duyurmuştu. Şaron, 1953 yılında Filistin`in Kibya köyünü basarak çok sayıda Filistinli`yi katletmişti. Sabra ve Şatilla kamplarında işlediği katliamlarından ötürü Kasap lakabıyla meşhur İsrail`in bitkisel hayattaki lideri Ariel Şaron, takvimler 14 Ekim 1953`ü gösterdiğinde tarihteki ilk büyük katliamlarından birisine imza atmıştı. 12 Ekim tarihinde, iki İsrailli`yi öldürdükleri ve Kibya köyüne doğru kaçtıkları iddia edilen kişileri takip etmek üzere Şaron, askerlerini topladı. 600 kg patlayıcı madde ile yola çıkan Şaron `Bedeli ne olursa olsun, geri adım atmayacağız` sözüyle katil ruhunun hangi boyuya acımasız olduğunu ortaya koydu. Köye yaklaşan İsrail askerleri, önce köyün girişinde bulunan iki Ürdün askerini öldürdüler. Gece karanlığında köye giriş yapan İsrail askerleri birer birer evlere baskın yaptılar. Her eve girdiklerinde `Kimse var mı?` sorusunu sordular. Filistinliler, cevap verdiklerinde acımasızca katledileceklerini bildikleri için karşılık vermediler. Evlerden ayrılan İsrail askerleri, bütün evleri dinamitlerle donattılar. Köyden ayrılırken de köyü yoğun bir bombardımana tuttular. Sabahın ilk ışıkları ile birlikte köydeki katliamın boyutları da gün yüzüne çıkmaya başladı. O günlerde henüz 25 yaşında olan Şaron ve İsrail ordusuna bağlı liderliğini yaptığı `101` timiyle Kibya köyün`deki evleri yerle bir etmişti. 101 timi yaklaşık olarak 600 askerden oluşmaktaydı.

    Kibya`da yıkılan evlerin sayısı 56 olarak tespit edildi. Aynı saldırıda ayrıca bir mescit, iki okul ve bir su deposu da yerle bir edildi. Filistinliler ise bombardımanın etkisiyle yıkılan evlerinin altında kaldılar. Katliam sırasında ölen Filistinlileri sayısı 73, yaralıların sayısının ise yaklaşık olarak 100 olduğu belirtildi. Bazı Filistinlilerin de tutuklandığı saldırıda Kibya köyüne ulaşan yollara yerleştirdikleri bombalar ile Kibya`ya yardımın ulaşmasını engellediler. Uluslararası Güvenlik Meclisi, 101 sayılı kararı çıkartarak, katliamı sadece kınamakla yetindi. Suçluların adalete sevkedilmesi isteği hayata geçirilemedi.

    SABRA VE ŞATİLA DA ONUN ESERİ

    16 Eylül 1982 tarihinde İsrail yanlısı aşırı sağcı Hristiyan Falanjist milislerin Batı Beyrut`ta Sabra ve Şatilla adındaki Filistin mülteci kamplarını basarak çocuklar dâhil binlerce (700 ile 3500 arasındadır) kişiyi katletmesi olayında da Ariel Şaron başroldeydi. Şaron`un emrindeki İsrail ordusunun açtığı yoldan ilerleyen Hıristiyan Falanjist milisler, Sabra-Şatila`da bulunan, ezici çoğunluğu çocuk, kadın ve yaşlılardan oluşan kamp sakinlerine saldırdılar. Kampta bulunan Filistinli mültecilerle Lübnanlı yoksullar silahsız ve savunmasız durumdaydılar. Falanjistlerin yanısıra İsrail ajanı Said Haddad da saldırganlar arasındaydı. Şaron, katliamlardaki rolü dolayısıyla Beyrut kasabı diye anılmaya başladı.

    RASTGELE BEBEK ÖLDÜRDÜLER

    Lübnan`da Sabra ve Şatilla`daki Filistin mülteci kamplarda ailelerinin katledilmesine tanık olan çocuklar, 26 yıl sonra bile katliamın izlerini hafızalarından silebilmiş değil. Üç günde yaklaşık 3 bin 500 kişinin katledilmesinin izleri sokaklardan silinmiş, ama kurtulanlar 16 Eylül 1982 gecesini en ince ayrıntısına dek hatırlıyor.

    O zaman altı yaşında olan Naval Ebu Rudeyna, yaşananları şöyle anlatıyor: `İsrailliler havayı aydınlatan fişekler attı. Ortalık gündüz gibi aydınlıktı. Bir Lübnanlı kadın Hıristiyan milislerin hepimizi öldürmeye geldiğini haber verdi. Babam ona `Sus çocukları korkutuyorsun` dedi, ama o ısrar etti. Çığlıklar ve `Siz teröristsiniz, sizi yok edeceğiz` diyen sesler duyduk.` Aralarında babası, karnı deşilerek bebeği çıkarılan hamile ablasının bulunduğu 16 akrabası öldürülen Rudeyna, `Uyuşturucu almışlardı, yerde şırıngalar vardı. Her adım attığımızda cesetlerin üzerine basıyor veya bir komşu ya da bir akraba görüyorduk` dedi. Kurbanlar, bugün tavukların gezindiği toplu mezarlarda yatıyor. O zaman yedi yaşında olan Mahmud Saka, `Rast gele insanları öldürdüler, bebek yaştaki çocukları bile. Erkekleri bir duvarın önüne sıralayıp kurşuna diziyorlardı. Milisler bizi çukurların yanına getirip kadın, erkek ve çocukları ayırdılar. Bizi bıraktılar, çığlıklar duyduk, sonra hiç... Babam ve amcamı hiç bulamadık` dedi.

    PROVOKASYONLA İKİNCİ İNTİFADA`YI BAŞLATMIŞTI

    Filistinli Müslümanlar tarafından El-Aksa-İntifada olarak adlandırılan İkinci İntifada, Ariel Şaron`un provokatif bir hareketle Mescid-i Aksa`ya girmesiyle ortaya çıkmıştı. Bu tecavüz üzerine Filistinli guruplar tarafından, 2000 yılının eylül ayında İkinci İntifada başlamıştı. Kısa zamanda Filistin Otonom bölgesinin sınırlarını aşarak İsrail´e yayılan İkinci İntifada, Şubat 2005´te, Mısır´ın Şarm el Şeyh kentinde, Mahmud Abbas ve Ariel Şaron arasındaki ateşkes anlaşması ile `resmi olarak` sona ermiş ancak pek çok Filistinli grup bu anlaşmayı tanımayarak intifadayı sürdürmüştü. Kasap Şaron`un tahrikiyle başlayan olaylar son 8 yılda binlerce Filistinli`nin katledilmesine yol açtı.

    cihaderi.net
    Yalnız hüznü vardır kalbi olanın...

  2. #2
    Erbakanist Esra MERTKAYA kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Mon Apr 2008
    Konum
    Fatih\İSTANBUL
    Yaş
    34
    İletiler
    180
    Korkunç bır şey.tuylerım dıken dıken oldu.bu resimlerdekinin insan olmadıği kesın.ama başka bı sıfat da bulamam.Rabbım bu mubarek gunlerde o masumlara kıyan canavarı cehennemde sonsuz ateşte yaksın(amın).
    Allah'ım sen bizi başımızdaki deccallardan kurtar.(amin)

  3. #3
    kozalak Bilal YILMAZ kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Wed Jun 2006
    Konum
    Trabzon
    İletiler
    1,315
    Blogdaki Konular
    1
    düşmanım sen benim ifadem ve hızımsın,
    gündüz geceye muhtaç, bana da sen lazımsın..
    -nfk-
    "Ey iman edenler..! Zorluklara ve sıkıntılara sabırla katlanın. Şeytan ve uşakları olan kafirlere karşı bu sabırla yarışın, cihad için hazırlıklı ve uyanık bulunun ve yolunuzu Allah'ın kitabıyla bulun ki mutluluğa erebilesiniz.."
    -Ali İmran 200-

  4. #4
    İhtiyar Heyeti Kaşif Ayşe ACAR kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Mon Jul 2006
    Konum
    sevdiğim şehir.
    İletiler
    1,078
    Blogdaki Konular
    11
    ölmek kolay değil ölememek zor olan..
    Susturun içimdeki susmayan beni.

  5. #5
    ikimilyon Admin Mehmet DAĞDELEN kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Thu May 2006
    Konum
    Sakarya
    Yaş
    42
    İletiler
    3,120
    Blogdaki Konular
    18
    sene 2011. yer telaviv hassanah hastanesi, airel şaron'un yoğun bakım odası.

    odada bir hastabakıcı nöbet tutuyor. nöbetçinin yüzünün bir yanı tamamen yanık bir yanı ise sakalla kaplı. bu haliyle oldukça ürkütücü görünüyor.

    hastabakıcının gözü bir an şaronun parmağına kayar. parmağını oynatıyor... daha dikkatli bakar ve yanlış görmediğinden emin olur. oturduğu yerden fırlar ve şaronun yüzüne bakar. o da kendisine bakmaktadır. koşarak odadan çıkar ve bağırmaya başlar... "ayıldı! kendine geldi!"
    bir koşuşturmaca başlar. hekimler ve hastane polisi odaya doluşur.
    şaron gözündeki sis perdesi dağıldıkça bir terslik olduğunu anlamaya başlar. odanın içi müslüman sakallı insanlarla doludur.
    odaya başhekim girer. şarona yaklaşıp gür ve kararlı bir ses tonuyla konuşur:
    ariel şaron, bugün 11 mayıs 2011 ve siz 5 yılı aşkın bir süredir bitkisel hayattaydınız.

    şaronun dudakları kımıldar. -beni kaçırdınız mı?
    -hayır, halen telaviv hasene hastanesinde bulunuyorsunuz. ve şu anda yeryüzünde yaşadığı bilinen son siyonistsiniz.

    * * * *

    tarih 15 mayıs 2011. yer birleşik islam orduları kudüs karargahı.
    mescid-i aksaya nazır büyük salonda 6 kişi bulunuyor.
    islam meclisi genel sekreteri abdullah haşimi, birleşik islam orduları başkomutanı ilker paşa, alimler konseyi başkanı abubekir attar, kudüs valisi halid meşal, bir sedyenin üzerinde yatan ariel şaron ve ben mehmet dağdelen.

    yarım saati geçkin süredir bekliyoruz. gelecek kişinin adı bile beni salonda bulunanlardan daha çok heyecenlandırıyor.

    birazdan bir tarih yazılacak ve son siyonist infaz edilecek. bugün kudüste mahşeri bir ortam var. bir arada buluşmuş en büyük insan topluluğunun gözü bu binada.
    salonun uzak ucunda hazırlanmış küçük giyotinin yanında duruyorum. herkes sessiz. komutan camdan dışarı bakıyor. büyük hoca ebubekir attar bir köşede sessizce kuran okuyor.

    ve iki kanatlı kapı iki asker tarafından açılıyor. evet, bu o! kapının önünde duruyordu. hanzala...
    oldukça yaşlı görünüyordu. salona baktı. yavaşça ayakkabılarını çıkardı. içeri yürüdü. ortada durdu ve şarondan yana bir bakış attı. halid meşal bana işaret etti. şaronun sedyesini tuttuk ve giyotine doğru götürdük. yerleştirip mekanizmayı hazırladık.

    genel sekreter hanzalanın kolundan tutup getirdi. elini tutup giyotinin koluna kavuşturdu. sonra sırtına hafifçe vurarak geri çekildi.

    hanzala bir şarona bir giyotine baktı. sonra kolu iterken semaya doğru seslendi:
    -allahu ekber!

    Milli Görüş; hakkı üstün tutmaktır!

  6. #6
    Erbakanist Esra MERTKAYA kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Mon Apr 2008
    Konum
    Fatih\İSTANBUL
    Yaş
    34
    İletiler
    180
    Alıntı mehmet dağdelen tafarından gönderildi Mesajı Göster
    sene 2011. Yer telaviv hassanah hastanesi, airel şaron'un yoğun bakım odası.

    Odada bir hastabakıcı nöbet tutuyor. Nöbetçinin yüzünün bir yanı tamamen yanık bir yanı ise sakalla kaplı. Bu haliyle oldukça ürkütücü görünüyor.

    Hastabakıcının gözü bir an şaronun parmağına kayar. Parmağını oynatıyor... Daha dikkatli bakar ve yanlış görmediğinden emin olur. Oturduğu yerden fırlar ve şaronun yüzüne bakar. O da kendisine bakmaktadır. Koşarak odadan çıkar ve bağırmaya başlar... "ayıldı! Kendine geldi!"
    bir koşuşturmaca başlar. Hekimler ve hastane polisi odaya doluşur.
    şaron gözündeki sis perdesi dağıldıkça bir terslik olduğunu anlamaya başlar. Odanın içi müslüman sakallı insanlarla doludur.
    Odaya başhekim girer. şarona yaklaşıp gür ve kararlı bir ses tonuyla konuşur:
    Ariel şaron, bugün 11 mayıs 2011 ve siz 5 yılı aşkın bir süredir bitkisel hayattaydınız.

    şaronun dudakları kımıldar. -beni kaçırdınız mı?
    -hayır, halen telaviv hasene hastanesinde bulunuyorsunuz. Ve şu anda yeryüzünde yaşadığı bilinen son siyonistsiniz.

    * * * *

    tarih 15 mayıs 2011. Yer birleşik islam orduları kudüs karargahı.
    Mescid-i aksaya nazır büyük salonda 6 kişi bulunuyor.
    Islam meclisi genel sekreteri abdullah haşimi, birleşik islam orduları başkomutanı ilker paşa, alimler konseyi başkanı abubekir attar, kudüs valisi halid meşal, bir sedyenin üzerinde yatan ariel şaron ve ben mehmet dağdelen.

    Yarım saati geçkin süredir bekliyoruz. Gelecek kişinin adı bile beni salonda bulunanlardan daha çok heyecenlandırıyor.

    Birazdan bir tarih yazılacak ve son siyonist infaz edilecek. Bugün kudüste mahşeri bir ortam var. Bir arada buluşmuş en büyük insan topluluğunun gözü bu binada.
    Salonun uzak ucunda hazırlanmış küçük giyotinin yanında duruyorum. Herkes sessiz. Komutan camdan dışarı bakıyor. Büyük hoca ebubekir attar bir köşede sessizce kuran okuyor.

    Ve iki kanatlı kapı iki asker tarafından açılıyor. Evet, bu o! Kapının önünde duruyordu. Hanzala...
    Oldukça yaşlı görünüyordu. Salona baktı. Yavaşça ayakkabılarını çıkardı. Içeri yürüdü. Ortada durdu ve şarondan yana bir bakış attı. Halid meşal bana işaret etti. şaronun sedyesini tuttuk ve giyotine doğru götürdük. Yerleştirip mekanizmayı hazırladık.

    Genel sekreter hanzalanın kolundan tutup getirdi. Elini tutup giyotinin koluna kavuşturdu. Sonra sırtına hafifçe vurarak geri çekildi.

    Hanzala bir şarona bir giyotine baktı. Sonra kolu iterken semaya doğru seslendi:
    -allahu ekber!
    allahu ekber.
    Allah'ım sen bizi başımızdaki deccallardan kurtar.(amin)

  7. #7
    Birleşik islam orduları başkomutanı ilker paşa biraz garip olsada güzel kurgulanmış Rabbim razı olsun Mehmet abi.
    Bir Halifemiz olsa ne güzel olurdu!

  8. #8
    _ALBAY_ SİTE BAŞKANI Tevfik YAZICILAR kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Thu May 2006
    Konum
    İstanbul
    İletiler
    8,608
    Blogdaki Konular
    5
    Alıntı Mehmet DAĞDELEN tafarından gönderildi Mesajı Göster
    sene 2011. yer telaviv hassanah hastanesi, airel şaron'un yoğun bakım odası.

    odada bir hastabakıcı nöbet tutuyor. nöbetçinin yüzünün bir yanı tamamen yanık bir yanı ise sakalla kaplı. bu haliyle oldukça ürkütücü görünüyor.

    hastabakıcının gözü bir an şaronun parmağına kayar. parmağını oynatıyor... daha dikkatli bakar ve yanlış görmediğinden emin olur. oturduğu yerden fırlar ve şaronun yüzüne bakar. o da kendisine bakmaktadır. koşarak odadan çıkar ve bağırmaya başlar... "ayıldı! kendine geldi!"
    bir koşuşturmaca başlar. hekimler ve hastane polisi odaya doluşur.
    şaron gözündeki sis perdesi dağıldıkça bir terslik olduğunu anlamaya başlar. odanın içi müslüman sakallı insanlarla doludur.
    odaya başhekim girer. şarona yaklaşıp gür ve kararlı bir ses tonuyla konuşur:
    ariel şaron, bugün 11 mayıs 2011 ve siz 5 yılı aşkın bir süredir bitkisel hayattaydınız.

    şaronun dudakları kımıldar. -beni kaçırdınız mı?
    -hayır, halen telaviv hasene hastanesinde bulunuyorsunuz. ve şu anda yeryüzünde yaşadığı bilinen son siyonistsiniz.

    * * * *

    tarih 15 mayıs 2011. yer birleşik islam orduları kudüs karargahı.
    mescid-i aksaya nazır büyük salonda 6 kişi bulunuyor.
    islam meclisi genel sekreteri abdullah haşimi, birleşik islam orduları başkomutanı ilker paşa, alimler konseyi başkanı abubekir attar, kudüs valisi halid meşal, bir sedyenin üzerinde yatan ariel şaron ve ben mehmet dağdelen.

    yarım saati geçkin süredir bekliyoruz. gelecek kişinin adı bile beni salonda bulunanlardan daha çok heyecenlandırıyor.

    birazdan bir tarih yazılacak ve son siyonist infaz edilecek. bugün kudüste mahşeri bir ortam var. bir arada buluşmuş en büyük insan topluluğunun gözü bu binada.
    salonun uzak ucunda hazırlanmış küçük giyotinin yanında duruyorum. herkes sessiz. komutan camdan dışarı bakıyor. büyük hoca ebubekir attar bir köşede sessizce kuran okuyor.

    ve iki kanatlı kapı iki asker tarafından açılıyor. evet, bu o! kapının önünde duruyordu. hanzala...
    oldukça yaşlı görünüyordu. salona baktı. yavaşça ayakkabılarını çıkardı. içeri yürüdü. ortada durdu ve şarondan yana bir bakış attı. halid meşal bana işaret etti. şaronun sedyesini tuttuk ve giyotine doğru götürdük. yerleştirip mekanizmayı hazırladık.

    genel sekreter hanzalanın kolundan tutup getirdi. elini tutup giyotinin koluna kavuşturdu. sonra sırtına hafifçe vurarak geri çekildi.

    hanzala bir şarona bir giyotine baktı. sonra kolu iterken semaya doğru seslendi:
    -allahu ekber!
    yıl 2017 ve biz hala o günleri bekliyoruz
    Gün gelecek bütün dünya Hocama selam duracak!

Yer İmleri

Gönderme Kuralları

  • You may not post new threads
  • You may not post replies
  • You may not post attachments
  • You may not edit your posts
  •