+ Konuyu Yanıtla
8 sonuçtan 1 --- 8 arası gösteriliyor

Konu: Kamalak, Saadetin'in Şerefini Koruyamadı

  1. #1

    Kamalak, Saadetin'in Şerefini Koruyamadı

    Kamalak, Saadet'in şerefini koruyamadı!

    Necmettin Aydın: "Mustafa Kamalak, Rahmetli Hocamız ve ailesinin, Davamızın, Saadet Partimizin itibarını, haysiyetini ve şerefini koruyamamıştır. İstifa etmelidir."

    İVEDİHABER.COM

    Saadet Partisi Kurucu Üyesi ve Eski Genel Başkan Yardımcısı Necmettin Aydın, Saadet Partisi Genel Başkanı Mustafa Kamalak’ın Erbakan soyadını yıpratma ve silme girişimleri karşısında beceriksiz bir idare gerçekleştirdiğini ileri sürerek“Rahmetli Hocamız ve ailesinin, Davamızın, Saadet Partimizin itibarını, haysiyetini ve şerefini koruyamamıştır. Hatta Rahmetli Hocamızın ailesinin, Milli Görüş Camiasının ve Saadet Partimizin içine fitne sokmuştur. Siyasi, ahlaki, İslami, insani tüm meşruiyetini kaybetmiştir. Derhal istifa etmelidir.” dedi.

    Necmettin Aydın, bununla da kalmadı ve Zeynep Erbakan’ı psikolojik durumunu kullanarak intihara sürükleyecek bir sürece zorladıkları için partinin ilgilileri hakkında savcıları göreve çağırdı.

    İşte Necmettin Aydın’ın söz konusu basın açıklaması:

    ZEYNEP ERBAKAN’IN İNTİHAR TEHLİKESİ VAR!

    Merhum Erbakan Hocamızın büyük kızları Zeynep Erbakan Hanımefendi’nin sağlık durumu ile ilgili bilgiler geçen hafta basında yer aldı. Boşanma dosyasından alındığı belirtilen bu raporların Hacettepe ve Gazi Üniversiteleri gibi ciddi kurumlar tarafından verildiği, epilepsi - organik delüzyonel (şizofreni benzeri) mental bozukluk ve bipolar tanıları konulduğu görülmektedir. Raporlardan da anlaşıldığı gibi, bu hastalıklar sürekli ağır ilaç tedavisi, daimi terapi desteği ve stresten uzak bir hayat gerektiren bir durumdur. Çünkü bu tür rahatsızlıklarda ne zaman geleceği belli olmayan fiziksel temelli nöbetler söz konusudur. Daha da önemlisi, psikolojik açıdan aşırı coşku ve arkasından intihara varabilecek depresyon söz konusudur.

    ZEYNEP ERBAKAN’IN HASTALIĞINI KULLANDILAR!

    Bir psikolog kimliğiyle, kendisinden, ailesinden ve tüm yakınlarından binlerce özür dileyerek bu raporların ne anlama geldiğini özetlemeye çalıştım. Tüm bu açıklamalardaki asıl amacım, öncelikli olarak Zeynep Hanımefendi’yi korumaktır. Gerçeğin bilinmesi onu koruyacak en güvenli kalkandır. Ancak şunu da ifade edeyim ki hastalık asla ayıp değildir; Allah’tandır ve hastalar Allah’ın emaneti ve imtihanıdır. Asıl ayıp olan hastalığın kullanılması, istismar edilmesidir.

    ZEYNEP ERBAKAN’I İNTİHARA TEŞVİK EDİYORLAR!

    Hal böyleyken;

    1 - Bu durum bilindiği ve bu güne kadar hiçbir siyasi tecrübesi olmadığı halde (Hatta Fatih Erbakan için tecrübesiz denilirken) özellikle bu hanımefendi Hanım Kolları Genel Başkanlığı gibi normal insanlar için bile çok stresli olan bir göreve niçin getirilmiştir? Açıkça içine sokulduğu bu stres ortamı; Türk Ceza Kanunu 84. Maddeye göre ciddi bir suçtur. Zira ‘Başkasını intihara azmettiren, teşvik eden, başkasının intihar kararını kuvvetlendiren ya da başkasının intiharına herhangi bir şekilde yardım eden kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.’ TCK Madde 84

    ZEYNEP ERBAKAN’I AİLESİNE KARŞI KIŞKIRTTIRLAR!

    2 - Bu durum bilinmesine rağmen Zeynep Hanımefendi’nin günlerce teşkilat–teşkilat dolaştırılarak kardeşlerinin, özellikle Sayın Fatih Erbakan’ın aleyhine konuşturulduğu anlaşılmakta dır. Sayın Kamalak’ın “Bu mesele kardeşler arası miras kavgasıdır. Partiyi ilgilendirmez” sözü ile eşinden ve çocuklarından kopmuş bir kişinin kardeşlerine karşı da kışkırtıldığı çok açıktır. Böyle bir yaklaşım, aile bağlarından kopartılmış ve sağlık raporundan anlaşıldığı kadarıyla rahatsız bir kadının depresyonunu artıracağı kesindir. Söz konusu ruh haliyle Zeynep Hanımefendi’nin ciddi manada özellikle kendisine zarar verecek yanlış kararlar alması da kuvvetle muhtemeldir.

    ZEYNEP ERBAKAN’I SİYASİ OPERASYONA KURBAN ETTİLER!

    3 - Bu güne kadar Türk siyasi hayatında hiç olmayan olmuştur. Bir hanımefendi üzerinden, hatta daha kötüsü hasta bir hanımefendi üzerinden siyasi bir operasyon yapılmaktadır. Savaşın bile bir hukuku vardır. Mafya bile, hanımlar ve çocuklar üzerinden vurmaz. (Bu konuyu; SÖZCÜ Gazetesi yazarı Necati DOĞRU bey 17/03/12 tarihli ‘Kız kardeşi silah yaptılar, Fatih ERBAKAN ı vuruyorlar’ başlıklı yazısında çok güzel özetlemiştir).

    MİLLİ GÖRÜŞ CAMİASI ŞOKTADIR VE HESAP SORACAKTIR!

    4 - Yine bu süreçte iğrenç bir biçimde Merhum Erbakan Hocamızın kemiklerini sızlatırcasına evlatlarına ve dolayısı ile kendisine zimmet suçlaması yapılmıştır. Tüm Milli Görüş camiası Merhum Liderlerine yapılan bu iftiradan dolayı galeyan halindedir

    Milli Görüş Camiası olanı biteni anlamış ancak kabullenmekte zorlanmakta ve şoktadır. Çok yakında bu şok geçecek Milli Görüş tabanı canlarından çok sevdikleri Milli Görüş davalarına, Hocalarına ve ailesine yapılanların hesabını soracaktır. Aksi takdirde bu haksızlık karşısında susmanın ne olduğu çok iyi bilinir.

    MUSTAFA KAMALAK, SAADET’İN ŞEREFİNİ KORUYAMAMIŞTIR

    Tüm bu olanların baş sorumlusu Genel Başkan olarak Sayın Kamalak’tır. Rahmetli Hocamız ve ailesinin, Davamızın, Saadet Partimizin itibarını, haysiyetini ve şerefini koruyamamıştır. Hatta Rahmetli Hocamızın ailesinin, Milli Görüş Camiasının ve Saadet Partimizin içine fitne sokmuştur. Siyasi, ahlaki, İslami, insani tüm meşruiyetini kaybetmiştir. Derhal istifa etmelidir.

    SAVCILAR GÖREVE!

    Son olarak, Türkiye Cumhuriyeti’nde Başbakan Yardımcılığı ve Başbakanlık yapmış olan Sayın Erbakan’a ve evlatlarına yapılan bu saldırılar karşısında Cumhuriyet savcılarını göreve çağırıyorum. Saygılarımla

    Necmettin AYDIN
    20. Dönem Zonguldak Milletvekili
    Saadet Partisi Kurucu Üyesi ve Eski Genel Başkan Yardımcısı



    Not: Ara başlıklar ivedihaber tarafından atılmıştır.






  2. #2
    _ALBAY_ SİTE BAŞKANI Tevfik YAZICILAR kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Thu May 2006
    Konum
    İstanbul
    İletiler
    8,612
    Blogdaki Konular
    5
    Konuşması gerekenlerin sustuğu bir ortamda, susması gerekenlerin konuştuğu bir dünyada yaşıyoruz. ne günlere kaldık...
    Gün gelecek bütün dünya Hocama selam duracak!

  3. #3
    Kayıtsız
    Misafir
    Kamalak neyin şerefini koruyabildi ki. Bu rezaletin tek suçlusu Kamalak'tır. Hasta bir kadını kadın kolları başkanı yapan birinden ne beklenir.



    Erbakan'dan şimdi de ‘bel altı’ şantaj davası

    Necmettin Erbakan’ın kızı Zeynep Erbakan, boşanma, kardeşleri hakkındaki ‘mal kaçırma’ davasının ardından şimdi de ‘şantaj davası’ açtı

    ÖNCE koca dayağı, ardından boşanma, sonra kardeşleriyle mal kavgası derken eski başbakanlardan Necmettin Erbakan’ın kızı Zeynep Erbakan’ın başı şimdi de ‘şantaj’ ile dertte. “Babamın mallarını benden kaçırdılar” diye suç duyurusunda bulunan Zeynep Erbakan, son olarak psikolojik tedavi görürken hastanede tanıştığı genç hakkında da “şantaj” yapıyor diye dava açtı. Suçlanan Murat Çankaya ise “Üç ay birlikte olduk. Benden kocasını öldürtmemi istedi. Ayrıca Ankara’daki kuyumcusuyla da ilişkisi var” dedi. Şok olay, Ankara Cumhuriyet Savcısı Ramazan Kaya’nın hazırladığı iddianame ile ortaya çıktı. Bir süre sonra görülecek dava için Zeynep Erbakan’ın yanı sıra şantajla suçlanan Murat Çankaya ifade verdi.

    ‘TEDAVİ DÖNEMİNDE TANIŞTIM’

    Asliye ceza mahkemesince kabul edilen dava, son dönemlerde sıkıntılı günler geçiren Zeynep Erbakan’ın suç duyurusu üzerine açıldı. İddianamede, “zincirleme şekilde şantaj ve kişilerin huzur ve sükûnunu bozma” suçunu işlediği gerekçesiyle hakkında 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası istenen şüpheli Murat Çankaya ile Zeynep Erbakan’ın karşılıklı ifadelerine yer verildi. Babası Necmettin Erbakan’ın rahatsızlığı döneminde Kasım 2009 ve Ocak 2010 tarihleri arasında Hacettepe’de psikolojik tedavi gördüğü sırada,Murat Çankaya ile tanıştığını belirten Zeynep Erbakan ifadesinde şunları dile getirdi:

    ‘150 BİN TL VERDİM’

    “Eşimle boşanma düşüncem vardı. Murat Çankaya bir avukatın yanında çalıştığı, boşanma davamda hukuki yardımda bulunacağı, ayrıca eşimin mal varlığı ile ilgili araştırma yapacağı vaadiyle benden para istedi. Ben de Aralık 2010 ile Haziran 2011 tarihleri arasında kendisine 150 bin lira verdim. Bu parayı verebilmek için o tarihlerde evimizi sattık ve evin 2/3’sinin parasını verdim. Zira parayı vermediğim takdirde eşime ve kamuoyuna açıklama yapacağı tehdidinde bulunmuştu. Ben de ailemin ismine helal getirmemek için parayı verdim. Bu kişi, daha sonra benden 100 bin lira daha istedi. Vermediğim takdirde de şeref ve saygınlığıma zarar verecek nitelikte isnatlarda bulunup, bunu açıklayacağını belirterek şantaja başladı. Telefonla sık sık arayıp,mesaj çekerek hem huzurumu bozdu, hemde şantajda bulundu. Hastanede aynı serviste bulunduğumuz sıralarda aramızda yaptığımız konuşmanın dışında herhangi bir hadise geçmemiştir. Ancak konuşmaları kaydetmiş olabileceği gibi, ismimi de kullanarak suçlamalarda bulunacağını ve bu yönde açıklamalar yapacağını belirterek şantaja devam etmiştir.”

    İşte iddianamedeki Çankaya’nın mesajları

    Zeynep Erbakan’ın, Murat Çankaya’nın kendisine gönderdiğini öne sürdüğü mesajlar da iddianamede şöyle yer aldı:
    -İlla partiyi mi arayım, oraya mı geleyim, seni rezil mi edeyim, karar senin.
    -Adının lekelenmemesi için partiye faks çekmiyorum, ama gerekirse çekerim ve partiye de gelirim, ama itibarına zarar gelmesini istemiyorum, pazartesi benle mutlaka görüş.
    -Hâlâ telefonu açmazsan sen bilirsin, zaten pisliklerin gibi sen de bir pisliksin, sonra da dinci diye geçinirsiniz.

    'KOCASINI 250 BİNE ÖLDÜRTMEMİ İSTEDİ'

    İŞSİZ, lise mezunu ve eşinden boşandığı belirtilen 35 yaşındaki Murat Çankaya ifadesinde iddiaları yalanlarken Zeynep Erbakan hakkında şok suçlamalarda bulundu. Hacettepe Hastanesi Psikiyatri Servisi Bölüm 44’te birlikte tedavi görürken tanıştıklarını söyleyen Çankaya’nın şu iddialarda bulunduğu öğrenildi: “Benden soyadını bilmediğim eski sevgilisi Serdar adlı kişiye ulaşmamı istedi. Bu kişiye para yedirdi. Kendisiyle bu samimiyet sonrası yaklaşık üç ay cinsel birliktelik yaşadık. 2011 yılının şubat ayının sonlarında başlayan bu ilişkimiz mayıs ayına kadar sürdü.

    ‘ARAŞTIRMAMI İSTEDİ’

    Benden boşandığı eşi Ömer Faruk Baykoç ve eniştesi Mehmet Altınöz’ün mal varlıklarını araştırmamı istedi. Kendi adını kullanmaksızın annem (Hacettepe Öğrenci Yurdu’nda temizlik işçisi) G.Ç. adına İzmir Basmane PTT Şubesi’ne paralar gönderdi. Bu paraları istediği kişilere dağıttım. Bana çeşitli işyerleri tarif edip, buralardan aldığım paraları farklı yerlere bırakmamı söylüyordu. Bu işlemleri İstanbul, Balıkesir ve Adana illerinde yoğunluklu olarak yaptım. Bütün bu işlerin karşılığında bana 100 bin lira ödeyecekti. İlişkimiz devam ettiği sırada beni bunaltıyordu. 24 saat bana ulaşmaya çalışıyordu. Gecenin geç saatlerinde dahi arıyordu. Sayısız tanığım var. Bunaldığım için ilişkimizi kendim bitirdim. Beni 0507.... numaralı telefonu ve sokakta satılan telefon hatlarından alıp arıyordu. Benden kocasını öldürtmemi istedi. Bu işi başardığım takdirde 250 bin lira ödeyeceğini söyledi.

    ‘KUYUMCU İLE İLİŞKİSİ OLDU’

    Benden sonra da İbrahim K. adlı kişiyle ilişkisi oldu. İbrahim, Ankara’da kuyumcuda çalışan evli biridir. Bu kişiye çok miktarda para yedirdi. Ben müştekiden, aylık 3 bin lira ücret ve masraflar dışında para almadım. Hatta para bile verdim. Bana ve aileme kredi çektirdi. Tarihini hatırlamıyorum, ancak İş Bankası’ndan 35 bin lira çektik. Ben bu krediyi ve yakın akrabalardan elden para alarak kendisine 89 bin lira nakit para verdim. Senet veya yazılı belge düzenlemedik. Bu parayı ödeyeceğine yemin etti. Bu para ve vereceğini vaat ettiği toplam 189 bin lira ödeme yapacaktı. Kendisi ile 10 Kasım 2011 tarihinde sözlü anlaştık.

    ‘FOTOĞRAFI NEDEN VERDİ’

    Müştekiye kullandığım telefondan çekilen mesajlar ile soruşturma evrakları içerisinde bulunan ve eniştesi Mehmet Altınöz’e gönderdiğim el yazılı metinleri ben gönderdim. Boşandığı eşi Ömer Faruk Baykoç’a ait iki fotoğrafı neden bana verdiğinin sorulmasını istiyorum. Zira bu kişiden ayrılıp, çocukları yanında kalıp, kalan parayı kendisi yiyecekti. Söz verdiği halde borcunu ödemediği için, partiye, basın ve medya önünde rezil edeceğime dair mesajla, dosyada olmayan posta iletileri gönderdiğim ve bu hususu konuşmak için kendisini aradığım doğrudur.”


    31 Mart 2012 Cumartesi,
    Cemal DOĞAN/ HT GAZETE

  4. #4
    Sessiz DEVRİM! Fatih KANLI kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Sun Feb 2008
    Konum
    istanbul
    Yaş
    38
    İletiler
    3,669
    Blogdaki Konular
    1
    Necmettin AYDIN bu hareketin içindeki en çok dikkat edilmesi ve en çok uzak durulması gereken kişidir...

  5. #5
    Şeref mi? Okimya?

  6. #6
    Kayıtsız
    Misafir
    Merhum Erbakan Hocamızın büyük kızları Zeynep Erbakan Hanımefendi’nin sağlık durumu ile ilgili bilgiler geçen hafta basında yer aldı. Boşanma dosyasından alındığı belirtilen bu raporların Hacettepe ve Gazi Üniversiteleri gibi ciddi kurumlar tarafından verildiği , epilepsi - organik delüzyonel (şizofreni benzeri) mental bozukluk ve bipolar tanıları konulduğu görül mektedir. Raporlardan da anlaşıldığı gibi, bu hastalıklar sürekli ağır ilaç tedavisi, daimi terapi desteği ve stresten uzak bir hayat gerektiren bir durumdur. Çünkü bu tür rahatsızlıklarda ne zaman geleceği belli olmayan fiziksel temelli nöbetler söz konusudur. Daha da önemlisi, psikolojik açıdan aşırı coşku ve arkasından intihara varabilecek depresyon söz konusudur.

    Bir psikolog kimliğiyle, kendisinden, ailesinden ve tüm yakınlarından binlerce özür dileyerek bu raporların ne anlama geldiğini özetlemeye çalıştım. Tüm bu açıklamalardaki asıl amacım, öncelikli olarak Zeynep Hanımefendi’yi korumaktır. Gerçeğin bilinmesi onu koruyacak en güvenli kalkandır. Ancak şunu da ifade edeyim ki hastalık asla ayıp değildir; Allah’tan dır ve hastalar Allah’ın emaneti ve imtihanıdır. Asıl ayıp olan hastalığın kullanılması, istismar edilmesidir.

    Hal böyleyken;

    1-Bu durum bilindiği ve bu güne kadar hiçbir siyasi tecrübesi olmadığı halde (Hatta Fatih Erbakan için tecrübesiz denilirken) özellikle bu hanımefendi Hanım Kolları Genel Başkanlığı gibi normal insanlar için bile çok stresli olan bir göreve niçin getirilmiştir? Açıkça içine sokulduğu bu stres ortamı ; Türk Ceza Kanunu 84. Maddeye göre ciddi bir suçtur. Zira ‘Başkasını intihara azmettiren, teşvik eden, başkasının intihar kararını kuvvetlendiren ya da başkasının intiharına herhangi bir şekilde yardım eden kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.’ TCK Madde 84

    2-Bu durum bilinmesine rağmen Zeynep Hanımefendi’nin günlerce teşkilat–teşkilat dolaştırılarak kardeşlerinin, özellikle Sayın Fatih Erbakan’ın aleyhine konuşturulduğu anlaşılmaktadır. Sayın Kamalak’ın “Bu mesele kardeşler arası miras kavgasıdır. Partiyi ilgilendirmez” sözü ile eşinden ve çocuklarından kopmuş bir kişinin kardeşlerine karşı da kışkırtıldığı çok açıktır. Böyle bir yaklaşım, aile bağlarından kopartılmış ve sağlık raporundan anlaşıldığı kadarıyla rahatsız bir kadının depresyonunu artıracağı kesindir. Söz konusu ruh haliyle Zeynep Hanımefendi’nin ciddi manada özellikle kendisine zarar verecek yanlış kararlar alması da kuvvetle muhtemeldir.

    3-Bu güne kadar Türk siyasi hayatında hiç olmayan olmuştur. Bir hanımefendi üzerinden, hatta daha kötüsü hasta bir hanımefendi üzerinden siyasi bir operasyon yapılmaktadır. Savaşın bile bir hukuku vardır. Mafya bile, hanımlar ve çocuklar üzerinden vurmaz. (Bu konuyu; SÖZCÜ Gazetesi yazarı Necati DOĞRU bey 17/03/12 tarihli ‘Kız kardeşi silah yaptılar, Fatih ERBAKAN ı vuruyorlar’ başlıklı yazısında çok güzel özetlemiştir).

    4-Yine bu süreçte iğrenç bir biçimde Merhum Erbakan Hocamızın kemiklerini sızlatırcasına evlatlarına ve dolayısı ile kendisine zimmet suçlaması yapılmıştır. Tüm Milli Görüş camiası Merhum Liderlerine yapılan bu iftiradan dolayı galeyan halindedir.

    Milli Görüş Camiası olanı biteni anlamış ancak kabullenmekte zorlanmakta ve şoktadır . Çok yakında bu şok geçecek Milli Görüş tabanı canlarından çok sevdikleri Milli Görüş dava larına, Hocalarına ve ailesine yapılanların hesabını soracaktır. Aksi takdirde bu haksızlık karşısında susmanın ne olduğu çok iyi bilinir.

    Tüm bu olanların baş sorumlusu Genel Başkan olarak Sayın Kamalak’tır. Rahmetli Hocamız ve ailesinin, Davamızın, Saadet Partimizin itibarını, haysiyetini ve şerefini koruyamamıştır. Hatta Rahmetli Hocamızın ailesinin, Milli Görüş Camiasının ve Saadet Partimizin içine fitne sokmuştur. Siyasi, ahlaki ,İslami , insani tüm meşruiyetini kaybetmiştir. Derhal istifa etmelidir.

    Son olarak, Türkiye Cumhuriyeti’nde Başbakan Yardımcılığı ve Başbakanlık yapmış olan Sayın Erbakan’a ve evlatlarına yapılan bu saldırılar karşısında Cumhuriyet savcılarını göreve çağırıyorum. Saygılarımla



    Necmettin AYDIN

    20. Dönem Zonguldak Milletvekili

    Saadet Partisi Kurucu Üyesi ve Eski Genel Başkan Yardımcısı



    Şimdi Sn. Necmettin Aydın’a acil bir hatırlatmadır.

    1.En sinsi ve tehlikeli yalan; eksik anlatılan doğrulardır!

    2.“Katıra gücü yetmeyip, palanına saldırmak” çok ucuz ve uyuz bir kahramanlıktır!

    3. a. Aziz Hocamız’a yönelik, bu tür iftira kampanyasını; ve asılsız iddialarla çocuklarını birbirine kışkırtma kumpasını başlatanın da…

    b. Sn. Mustafa Kamalak’ı bir vitrin mankeni yerine koyanın da, Oğuzhan Asiltürk olduğunu, artık çocuklar dahi anlamasına rağmen, hala suçlu ve sorumlu olarak SP resmi Genel Başkanı’nı gösterip saldırmak, asıl hedefi saptırmak ve camiamızı kandırmak amaçlı bir sahtekarlıktır ve çok çiğ ve çirkin bir Oğuzhan yalakalığıdır!

    4.Bir dava için, tehdit ve tehlike unsurlarını önem ve öncelik sırasına koyamamak, AHMAKLIK; ama güya ciddiyet ve cesaret gösterisiyle, gerçek ve çirkef hıyanet odaklarını saklayıp aklamaya çalışmak ise MÜNAFIKLIK’tır.

    5.Sn. Mustafa Kamalak’ın, zafiyet ve acziyet içinde olması farklıdır, ama sadece O’nun istifasıyla SP’nin şahlanacağını sanmak farklıdır. Partimizin başında Oğuzhan Asiltürk ve yalakaları bulundukça, getirilecek her genel başkan, maalesef kukla olmaktan kurtulamayacaktır. Öyle ise Milli Görüşçülerin dirilip derlenip bu nifak ekibini davadan uzaklaştırmaları tek ve son şansları ve sorumluluklarıdır!

    6.Büyük dava önderleri ve tarihi devrim de değişim rehberleri böyledir; Onların hayatları gibi vefatları da bir imtihan süreci, sadıklar ve sahtekârların ayrışma vesilesi olmaktadır. Bu imtihan öyle kurusıkı kabadayılıkla değil, ancak iman ve vicdan kararlılığıyla kazanılacaktır.

    Allah’ın inayet ve selameti, hidayete tabi, hıyanete asi müminlerin üzerine olsun. (Amin)

    Ahmet Akgül

    Milli Çözüm Dergisi

  7. #7
    Kayıtsız
    Misafir
    GENEL BAŞKAN NE DERSE İTAAT EDİLİR DİYENLER’E!!!

    Bir süredir Saadet Partimiz’ de bir itaat ve biat tartışmasıdır gidiyor. Lider ve Genel Başkan kimse ona itaat edilir, söyledikleri ve yaptıkları sorgulanmaz şeklinde İslam fıkhının neresinde yazılı olduğu belli olmayan bir anlayış dikte ettiriliyor.

    Evet ortada gerçekten İslam’ın ortaya koyduğu istişare yöntemleri ve bu istişareye ehil insanların katılımıyla bir insan lider seçilirse itaat edilir. Ancak yaptığı yanlışlar kendisine söylenir, aynı yanlışlar devam ettiği müddetçe yapılan o yanlışta kendisine itaat edilmez tam tersine yaptığı hatalar söylenir, itiraz edilir.

    Pekala Milli Görüş’te lider olduğunu söyleyen Sn. Oğuzhan Asiltürk bey İslam’ın öngördüğü istişare usullerine göre mi seçilmiştir? Cennet mekan Erbakan Hocamızın Milli Görüş hareketinin liderliğine seçilişi ile kıyaslayacak olursak, bu soruya verilecek olan cevap kesinlikle HAYIR’ dır. Zira hocamız, hocası merhum Mehmed Zait Kotku Hocaefendinin de bulunduğu dönemin önemli İslam alimlerinin katıldığı bir toplantı sonucunda istişare edilerek hareketin başına geçmiş, yani ulema tarafından seçilmiştir. Tüm bu hoca efendiler kendisine itaat edeceklerini de dile getirmişlerdir. Sn. Oğuzhan Asiltürk bey ise 120 kişinin katılması gerekirken 50 kişinin olduğu parti GİK toplantısında 35 kişinin oyu ile kendisini lider ilan etmiştir. Hem sayısal, hem de bu oyları kullanan arkadaşların ilmi-İslami bilgileri açısından bu seçimin kadük olduğu ortadadır.

    Dediğimiz gibi lider seçiliş süreci tüm ayrıntıları ile fıkıha uygun olsa dahi, bu lider yanlış yapmaya başladığı ve bu yanlışta ısrar ettiği müddetçe kendisine bu konularda da itaat edilmez,edilemez.
    Şimdi bazı arkadaşlarımız diyorlar ki liderin yaptığı yanlış onun liderliğine halel getirmez.

    İslam’ın 6. Halifesi olan Yezid hepimizin malumu Peygamber efendimizin (s.a.v.) biricik torunu Hz. Hüseyin’i şehit etmiştir. Şimdi kim çıkıp diyebilir ki yaptığı bu hareket Yezid’in halifeliğine halel getirmez. Kim diyebilir ki bu Yezid’e herkes itaat ve biat etmeliydi. Kim diyebilir ki Hz. Hüseyin halifeye itaat etmeyip karşı çıkarak hata etmiştir, günah işlemiştir. Ve kim bugün o da bir halife idi diyerek çocuğuna Ömer, Ebubekir, Ali, Hüseyin gibi Yezid ismini verebilir.

    Orada katliam var, bu günle nasıl kıyaslanabilir diye sorabilirsiniz. Bu gün de Sn. Oğuzhan Asitürk’ün ortaya koyduğu söylemler Fatih Erbakan ve ailenin diğer üyelerini manen yok etmeye yöneliktir. Cennet mekan hocamızın aziz hatırasına karşı yapılanlar Fatih bey’e karşı yapılanlardan çok daha ağırdır. Zira gerek Sn. Genel Başkan Mustafa Kamalak beyin ve Sn. Oğuzhan Asiltürk’ün konuşmalarına dikkatle bakacak olursak asıl hedef dolaylı olarak cennet mekan Erbakan hocamızdır.

    Zira Sn. Genel Başkan Kamalak, son katıldığı İstanbul İlçe Başkanları toplantısında şu ifadeleri kullanmıştır. “Konutta bulunan bir kasada Erbakan hocamızın sağlığında ve kontrolünde nakit olarak teşkilata ait 33 MİLYON TL (33 TRİLYON) bulunmaktaydı. Hocamız bu parayı avukatları aracılığı ile çocuklarına bıraktı. Çocukları da avukatta bulunan bu kağıdı alıp imha ederek bu parayı zimmetlerine geçirdi ve teşkilata vermedi.“ Bu sözler üzerine bir ilçe başkanımız genel başkana hitaben “ sn genel başkanım, madem hocamızın kontrolünde böyle bir para vardı da neden Erbakan hocamız trilyon davasının borcunu ödemek için illerden ve İstanbul’un ilçelerinde para toplamalarını istedi” şeklinde bir soru yöneltti. Sn. Genel Başkan bu zor soru soru karşısında “ ben bu konuyu tam olarak bilmiyorum, Oğuzhan ağabeyden duymuştum, kendisi daha iyi biliyor” diyerek kendi açtığı konuyu kendisi kapatma yoluna gitmiştir.

    Şimdi sorulması gereken sorulardan birini ve en önemlisini ilçe başkanımız sormuştur. Zira genel başkanın konuşmasında asıl hedef sözde teşkilata ait olan 33 MİLYON TL’yi teşkilata değil de çocuklarına bıraktığı dile getirilmiştir. Başka bir soruyu da biz soralım. 33 MİLYON TL ne kadarlık bir alanı kaplamaktadır ve bu kadar parayı alacak kasanın büyüklüğü ne olmalıdır? Bu büyüklükte bir kasa bir dairede tutulabilir mi? Bu soruyu iddianın ne kadar temelsiz ortaya konulduğunu daha iyi anlayabilmeniz için soruyorum.

    Sn. Oğuzhan Asiltürk’ün de 1 senedir iddialarının asıl merkezinde cennet mekan hocamız bulunmaktadır.

    Şimdi gelelim asıl olarak bu yazıyı yazmamızda ve bu başlığı atmamızda ki gayeye. Genel Başkan’a her şart ve durumda uymamız lazım diyen sevgili teşkilat mensuplarımız. Sn Genel Başkan geçen hafta içerisinde Fethullah Gülen cemaatinin organize ettiği Türkçe olimpiyatları için ülkemizde bulunan çocukları makamında ağırladı. Ve bu ziyaret sırasında yaptığı konuşmada şu sözleri dile getirdi.
    “ Fethullah Gülen Hocaefendi'yi de özlediklerini ifade eden Kamalak, Hocaefendi ile Erzurum'da üniversitede bulunduğu dönemde zaman zaman görüştüklerini anlattı.

    Kamalak, ''Çok önemli bir iş yaptığının elbette şuurundayız, farkındayız. Kim ne derse desin eğitim alanında, diplomasi alanında devletin yapamadığı bir görevi ifa ettiğini düşünüyorum. İnşallah Türkiye'de hocamızı tanıtıcı gerekli müesseseler oluşması lazım diye düşünüyorum. Takdirle izliyoruz. Birileri yahut bazıları eleştiriyor olabilir. Ama netice itibarıyla bu eleştiriler de normaldir'' diye konuştu.”
    Şimdi Sn genel başkan Fethullah Gülen’i özlediği ve takdirle izlediği için biz bütün teşkilat mensupları olarak özlemek ve takdir etmek zorundayız. Fethullah Gülen’i teşkilatlar olarak tanıtmak ve insanlara anlatmak gibi bir görevimiz var bundan böyle. Özellikle her şartta itaat söyleminin öncüsü İstanbul İl Başkanı Sn. Selman Esmerer ve her fırsatta Fatih Erbakan’a "yalancı" diyerek dolaşan Hüseyin Oruç, Fethullah Gülen’e sevgi programları organize etsinler.

    Ancak her ne hikmetse bizzat genel merkez tanıtım başkanlığı Sn. genel Başkan’ın bu açıklamayı yaptığı ziyareti görmezden gelerek konu ile ilgili haberi resmi internet sitesine girmemiştir. Bu da sayın genel başkana karşı açıkça cephe alındığını gösteriyor ki, genel merkez tanıtım başkanı Sn. Birol Aydın’ın tüm programları yasaklanmalı ve kendisini buna rağmen programa çağıran teşkilatlar derhal görevden alınmalıdır.
    Her şartta itaat diyorsanız eğer, yapılması gerekenler bunlardır.

    ÖNEMLİ NOT : Cennet Mekan Erbakan hocamızın “Ilımlı İslam” ile alakalı yaptığı açıklama için lütfen izleyin.

    http://www.youtube.com/watch?v=tTp7v5AvT1k

  8. #8
    ayyildiz
    Misafir
    Alıntı Kayıtsız tafarından gönderildi Mesajı Göster
    GENEL BAŞKAN NE DERSE İTAAT EDİLİR DİYENLER’E!!!


    Zira Sn. Genel Başkan Kamalak, son katıldığı İstanbul İlçe Başkanları toplantısında şu ifadeleri kullanmıştır. “Konutta bulunan bir kasada Erbakan hocamızın sağlığında ve kontrolünde nakit olarak teşkilata ait 33 MİLYON TL (33 TRİLYON) bulunmaktaydı. Hocamız bu parayı avukatları aracılığı ile çocuklarına bıraktı. Çocukları da avukatta bulunan bu kağıdı alıp imha ederek bu parayı zimmetlerine geçirdi ve teşkilata vermedi.“ Bu sözler üzerine bir ilçe başkanımız genel başkana hitaben “ sn genel başkanım, madem hocamızın kontrolünde böyle bir para vardı da neden Erbakan hocamız trilyon davasının borcunu ödemek için illerden ve İstanbul’un ilçelerinde para toplamalarını istedi” şeklinde bir soru yöneltti. Sn. Genel Başkan bu zor soru soru karşısında “ ben bu konuyu tam olarak bilmiyorum, Oğuzhan ağabeyden duymuştum, kendisi daha iyi biliyor” diyerek kendi açtığı konuyu kendisi kapatma yoluna gitmiştir.

    Şimdi sorulması gereken sorulardan birini ve en önemlisini ilçe başkanımız sormuştur. Zira genel başkanın konuşmasında asıl hedef sözde teşkilata ait olan 33 MİLYON TL’yi teşkilata değil de çocuklarına bıraktığı dile getirilmiştir. Başka bir soruyu da biz soralım. 33 MİLYON TL ne kadarlık bir alanı kaplamaktadır ve bu kadar parayı alacak kasanın büyüklüğü ne olmalıdır? Bu büyüklükte bir kasa bir dairede tutulabilir mi? Bu soruyu iddianın ne kadar temelsiz ortaya konulduğunu daha iyi anlayabilmeniz için soruyorum.
    Sn genelbaskan bunlari söylemis olamaz

+ Konuyu Yanıtla

Tags for this Thread

Yer İmleri

Gönderme Kuralları

  • You may post new threads
  • You may post replies
  • You may not post attachments
  • You may not edit your posts
  •