Konuyu Yanıtla

Post a reply to the thread: DARBELERiN HEDEFi "MİLLİ GÖRÜŞ" OLMUŞTUR

Your Message

istanbul kaç yılında fethedildi?

 
 

Mesajınız için listeden bir ikon seçebilirsiniz

Ek Seçenekler

  • Will turn www.example.com into [URL]http://www.example.com[/URL].

Konuyu Gözden Geçir (İlk Önce En Yeni)

  • 04-10-2017, 12:31
    İlhan ŞENEL

    DARBELERiN HEDEFi "MİLLİ GÖRÜŞ" OLMUŞTUR

    DARBELERiN HEDEFi "MİLLİ GÖRÜŞ" OLMUŞTUR

    Saadet Partisi Teşkilatlanma Başkanı ve İl 2. Başkanı Abdullah Yıldız, 12 Eylül´den 15 Temmuz´a darbeler süreciyle ilgili gazetemize açıklamalarda bulundu. Darbelerin sadece Türkiye Cumhuriyeti döneminde değil, Osmanlı´nın son döneminde de olduğunu söyleyen Yıldız, "Yakın tarihe baktığımızda yapılan darbelerin milletimizin bin yıllık tarihinden süzülen ´Milli Görüş´ hareketine yönelik olduğunu görüyoruz." dedi.

    Geçtiğimiz hafta 12 Eylül askeri darbesinin 37. yıldönümünü geride bıraktık. İlimizdeki siyasi parti il başkanlarından darbeler süreciyle alakalı düşüncelerini sorduk. 12 Eylül darbesiyle ilgili gazetemize açıklamalarda bulunan Saadet Partisi Sivas İl 2. Başkanı Abdullah Yıldız, "Terörist ve işgalci İsrail´in Müslümanların ilk kıblesi olan mescidi aksa nının da bulunduğu Kudüs´ü başkent yapma kararı aldığında ömrü Siyonizm ve ırkçı emperyalizmin yerli işbirlikçilerine karşı mücadele ile geçen Erbakan Hocamız Konya´da bir miting düzenleyerek kararı şiddetli bir şekilde protesto etmişti. Bilindiği üzere bu mitingten bir hafta sonra katil İsrail´in hamisi Amerika´nın ´bizim çocuklar başardı´ dediği 12 Eylül ihtilali gerçekleşti. Ülkemize çok karanlık ve kötü hatıralar bırakan 12 eylül ihtilalinden sonra yapılan askeri müdahalelerin de milli görüş hareketine yönelik yapıldığını biliyoruz." dedi.

    Darbeleri ele aldığımızda sadece Türkiye Cumhuriyeti dönemine bakmanın yeterli olmayacağını belirten Yıldız, "Sadece Türkiye´deki darbeler tarihine bakarsak bazı noktaları atlamış oluruz. Bunun için özellikle şuna dikkat çekmek gerekiyor. Dünyada Müslümanlar üzerinde oynanan oyunların büyük bir geçmişi var" diye konuştu.
    Yıldız, "Haçlı seferlerinden tutun, özellikle Osmanlı´nın son yüzyılında kadro değişikliği veya yönetimde bulunan insanların ideallerinin ortadan kaldırılmasına yönelik hareketler olmuştur. Tanzimat Fermanı bulardan birisidir. Ötesinde Sultan Abdülhamit´e karşı yapılan 31 Mart Vakası dönemin Siyonist güçlerinin Abdülhamit´i tahttan indirme hayalleri ile yapılmıştır. Büyük İsrail Devletini kuramayacaklarını anladıklarında 31 Mart Vakasını gerçekleştirdiler ve organizasyonu tamamen Siyonistler tarafından yapılan bir darbe gerçekleştirdiler. Elindeki gücü kullanıp Selanik´ten yola çıkan adı da Hareket Ordusu olan, bu çapulcu sürüsünü ortadan kaldırabilecek elinde güç olmasına rağmen Sultan Abdülhamit hiçbir zaman o yola tevessül etmemiştir. Akacak bir damla Müslüman kanının kendisi sorumlu olduğunun bilincinde olan bir Hakan´dı mekânı cennet olsun" ifadelerini kullandı.

    İLK KIPIRDANMALAR 1946 YILINDA BAŞLADI
    Türkiye tarihine bakıldığı zaman ülkemizde tek partili dönemlerde mevcut olan müesses nizamın korunması için değişik güçler kullanıldığını belirten Yıldız, "Çok partili hayata geçiş süreci vardı. Bu deneme adı altında yapılan çalışmalarda esasında kendi konumlarını muhafaza edebilmek için muhalefet partisi de var görüntüsü altında girişimlerde bulundular ama hiçbir zaman o partilere müsaade etmediler. Çünkü o kurulan partiler kendileri gibi düşünmüyordu, kendi programları değildi. O an için gücü elinde bulunduran siyasi parti bu şekilde düşünüyordu" dedi.

    1946´lı yıllarda farklı kıpırdanmalar olduğunu ifade eden Yıldız, "1950 yılında Demokrat Parti tek başına iktidar oldu. Türkiye´deki bu hareketin 10 yıl sürmesi neticesinde birileri bir şey kaybettiler. Neyi kaybettiler? Ellerinde bulunan yıllardır yönettikleri toplumun farklı kesimlere, farklı noktalara yöneldiğini gördüler. Bunun da bir şekilde önüne geçilmesi gerekiyordu ve Türkiye´nin ilk askeri darbesi 27 Mayıs 1960 darbesi gerçekleşti" diye konuştu.

    KAYBEDEN HER ZAMAN MUHAFAZAKAR KESİM OLDU

    Bu darbelerin sonucunda kaybeden kesimin her zaman muhafazakâr ve mütedeyyin insanlar olduğunu vurgulayan Saadet Partisi İl 2. Başkanı Yıldız, şöyle devam etti:
    "Düşünce ve irade sahibi insanlar zindanlara atılmış, işkenceler görmüştür. Ama bu hiçbir zaman ümmet şuuru taşıyan insanları yıldırmamıştır. Neticesinde 1970 yılına gelindiği zaman yine açık bir muhtırayla örtülü bir darbe yapılmıştır. 1973 yılında MSP ile Erbakan hocamızın hükümet ortağı olması üzerine herkesin bildiği Kıbrıs Barış Harekâtı yapılmıştır. Milletimize büyük bir özgüven sağlayan bu harekatın mimarı Rahmetli Erbakan Hocamızdı. Bunun neticesinde Siyonistler Erbakan Hoca´nın iktidarda olmasını bir türlü hazmedemediler. Çünkü Milli Görüş Hareketi´nin iktidarda olması demek, onların 5300 yıllık hedeflerine vurulmuş birer darbeydi. Dolayısıyla o hükümetin ömrü uzun olmadı. 6 aylık bir ömürdü fakat o süreçte Erbakan Hoca birçok sanayi hamlesi gerçekleştirdi, memleketin en ücra köşelerine fabrika temelleri attı. Birçoğu hizmete açıldı. Bunun sonucunda yine Milli Görüş Hareketi´nin güçlendiği ve özüne döndüğü bir ortamda 12 Eylül darbesi gerçekleştirildi. Bu darbenin gerçekleşmesinin altında yatan neden de yine Milli Görüş Hareketinin güçlenerek iktidara yürümesiydi.

    YAHUDİ´NİN AMENTÜSÜNÜ İYİ BİLMEK GEREKİYOR

    Milli Görüş Hareketi´nin adından da anlaşılacağı üzere bu ´milli´ bir hareket olduğunu belirten Yıldız, " Tarihin her döneminde hak ve batılın savaşının devam ettiğini biliyoruz. Bu mücadelenin içinde biz seçimimizle güçlüden taraf değil, haktan taraf olduk. Erbakan Hocamızın kullandığı bir cümle vardı "Dünyayı kimler yönetiyor bunu iyi bilmek için Yahudi´nin amentüsünü iyi bileceksin" derdi. Yani Yahudi´nin amentüsünü iyi bilirsek dünyada neler oluyor kim ne tarafta duruyor bunu çok iyi anlayabiliriz. O yüzden 12 Eylül darbesi mili görüş hareketinin önünü tıkamak için yapıldığı çok net ortada. Muhafazakârlar, kanaat önderleri 12 Eylül darbesinin mağduru olmuşlardır. Milli Görüş partileri kapatılmıştır. İnsanlar yargılanmıştır, siyasetten mahrum edilmiştir. Bunun tek nedeni Siyonizm´in dünya hâkimiyeti sağlamak adına yapılmasıydı. Onlar diyor ki dünya üzerindeki en üstün ırk Yahudilerdir. Diğerleri tamamen bize hizmet için yaratılmışlardır. O yüzden öncelikle Müslümanları inancından uzaklaştıracağız, parçalayacağız, yumuşak lokma haline getirip yutacağız." dedi.

    KONYA MİTİNGİ PROVOKE EDİLDİ

    12 Eylül darbesinden 1 hafta önce Kudüs İsrail tarafından başkent ilan edildiğini ve akabinde de Erbakan Hoca tarafından Büyük Konya Mitinginin düzenlediğini belirten Yıldız, mitingin provoke edilmek istendiğini söyledi.

    Mitingten kısa bir süre sonra darbenin gerçekleştirildiğini belirten Yıldız, şunları kaydetti:

    "Darbeyle birlikte partiler kapatılıp genel başkanları zindanlara atıldı. 1983 yılında yeniden demokratikleşme sürecine girildi ancak milli görüşün partisine izin verilmediği için seçime sadece üç parti girdi ve ANAP tek başına iktidar oldu. ANAP´a oy verenler darbenin karşısında bir duruş sergilemek için oy verdiler. Böyle bir duruş olacağına inandılar ama darbelerin bir deprem olduğuna inanırsak ANAP darbeden sonraki geçici bir deprem çadırıydı. Nitekim daha sonraki süreçte Türk Siyasi Tarihi´nin tozlu raflarına kalkmış oldu. Akabinde ANAP´ın düşüşüyle birlikte geçmiş siyasiler 1989 yılındaki referandumla siyasi hayatlarına geri döndüler. Bu ülkede belli bir dönem Süleyman Demirel, Bülent Ecevit hükümetleri oldu. Ama Siyonistler bunları görüyordu. Siyonistlerin gördükleri bir şey daha vardı. Bu da Türkiye´de yükselen İslami değer. İnsanların İslami değerlerine, özüne dönüşüydü. Bunun önüne geçmenin yollarını aradılar. Meclisin en büyük partisi olan Refah Partisinin hükümeti kurmaması için çeşitli entrikalar çevirdiler. Bunlarda yine Siyonizm´in yerli işbirlikçilere yaptırdığı oyunlardı. Ama böyle olmayacağını çok iyi bildikleri için Erbakan Hocamın mücadelesiyle Refah Partisi 54. hükümete ortak olmuştur. Bu iktidar 11 ay 29 gün sürdü ve her türlü engellemelere rağmen efsane hizmetlere imza attı. Bize göre Türk siyasi tarihinin en başarılı hükümeti 54. Hükümettir. O kısa dönemde yapılan hizmetleri saymaya kalksak sayfalar yetmez. Ancak herkes o dönemde emekli, memur ve işçilere sorduğunda bunu rahatlıkla anlayacaktır.

    İLK KEZ DENK BÜTÇE YAPILDI
    54. Hükümette ilk kez denk bütçe yapıldığını ifade eden Yıldız, "Devlet olarak hiçbir zaman faize para ödemedi. Kamu ihalesi yapılıp kâğıt satılmadı, kendi bütçesiyle memuruna emeklisine 300´lere varan zamlar yapıldı. Ekonomik olarak bir rahatlaman oldu bereket geldi. Erbakan hocamızın çok güzel bir sözü daha var: ´Helal olan üç lira haram olan beş liradan evlâdır.´ Devletin, milletin parasına haramı karıştırmadığınız zaman işte onun bereketi Refah-Yol Hükümeti zamanında çok net ortaya çıktı. Konuşmamızın başında söylediğim gibi bu Siyonist örgüt bu gidişatın böyle devam ettiği zaman kendi hedeflerini sekteye uğratacağını biliyordu. Ve dönemin İsrail cumhurbaşkanının bir ifadesi var ´Necmettin Erbakan diye biri çıktı 1 yıl iktidarda kaldı bizim planlarımızı 10 yıl ötelemek zorunda kaldık´ diyor" dedi.

    DARBELERİN HEDEFİ MÜSLÜMANLAR
    Tarihin akışı içerisinde darbenin hedefinde her zaman Müslümanlar olduğunu belirten Yıldız, "Bu sebeple 28 Şubat´ta tankları insanların üzerinden yürütmeye çalıştılar. O süreçte halkın tercihine rağmen dönemin yöneticileri gerçekten bu ülke için hizmet eden Refah Partisini bir şekilde hükümetten uzaklaştırmışlardır. Bunun da hedefinde yatan mesele bellidir. O dönemde ortaya konan en büyük projelerden birisi D-8 Hareketi´nin dünya ticaretine bir darbe vuracağı düşüncesiydi ve bu gerçekti. D-8 Ülkelerinin yöneticilerinin hepsi ya idam edildi ya yönetimden uzaklaştırıldı. Bir örnek olsun diye söylüyorum, o dönemde enflasyonun sıfırlarda olduğu Malezya´da enflasyon bir anda ´a çıkması da bunların ekonomik bir oyunudur.

    D-8 800 Milyonluk bir nüfusa hitap ediyordu. Ve bu büyük bir ticaret hacmiydi ülkeler hep Avrupa ve Amerika ile ticaret içindeydi. D-8´in oluşumu aynı zamanda Birleşmiş Milletler fonksiyonunu ortadan kaldıracak bir fonksiyondu. Siyonistler bunları bildikleri için 28 Şubat darbe girişiminin modern değimle Post- Modern darbe yapıldı. Refah Partisi kapatıldı ardından Fazilet partisi kuruldu daha sonra bir bahaneyle o da kapatıldı. Fazilet Partisinin bir kısım milletvekillerinin yenilikçi hareket adı altında kurdukları Adalet Ve Kalkınma partisi ve onlara katılmayan Saadet Partisi kuruldu. Bizim Saadet Partisi olarak düşüncelerimizde hiçbir değişiklik yok. 50 yıl öncesinde ne söylüyorsak bugün de aynısını söylüyoruz. Çünkü doğrular zamana ve zemine göre değişmez… Ekonomik sistemimizde, sosyal hayatımızda, topluma bakış açımızda hiçbir değişiklik yok. Dün ne diyorsak biz bugün aynısını söylüyoruz.

    FETÖ MİLLİ GÖRÜŞ´TEN NEMALANAMADI
    Geçmişte ülkemizde birçok hükümetle yakın ilişkiler içerisinde olan FETÖ yapılanmasının sadece Erkaban hükümetlerinden nemalanamadığına dikkat çeken Yıldız, "15 Temmuz darbe girişimin öncesine bakmak lazım. Onun için bu FETÖ hareketinin tarih içerisinde geldiği konuma baktığımız zaman Türkiye´de Milli Görüş düşüncesi hariç nemalanmadığı siyasi görüş yoktur. Mevcut iktidar partisi de olmak üzere tüm siyasi partilerin içinde var oldular. FETÖ´nün beslendiği kaynak Siyonizm´dir. FETÖ yapılanmasıyla tapınakçıların yapılanması aynı şekildedir. Onlar da Siyonizme hizmet etmektedir. İkisinin de inandıkları şey Mesih´in yeryüzüne gelip Büyük Armageddon savaşının çıkmasıdır. Yahudiler başka bir Mesih´e Avengelistler Hz. İsa´nın geleceğine inanıyorlar. Beklentileri farklı da olsa hedefleri aynıdır. Bugün Ortadoğu´daki karışıklıkların sebebi budur. Bu kadar karışıklık olmasına rağmen ayakta duran tek ülke Türkiye´dir. Türkiye Cumhuriyeti 1000 yıldır bu inanca sahiptir. Biz öyle bir vizyona sahibiz ki bizim ecdadımız bunlara karşı her zaman karşı çıkmıştır" diye konuştu.

    Yıldız, sözlerini şöyle sonlandırdı:
    "Biz bunun kıymetini bilmemiz lazım. Yani 15 Temmuz´un arkasında yatan sebep Müslümanların Dünya´ya adaletle hükmetme idealinin önüne geçmektir. Ama darbe girişiminin kaynağı her zaman aynıydı. Mevcut İktidarın bu darbe girişiminin içerisinde bilerek ve ya bilmeyerek vebali vardır. Bunların devletin içine, kamuya bu kadar yuvalanmalarının önü açılmıştır. Bu süreç 15 yıllık bir geçiş içerisinde gerçekleşmiştir. Bu ana kadar eğer siz bunu göremediyseniz daha çok işimiz var demektir. Siz bunları bilen insanlardınız ama şimdi siz kandırıldık diyorsunuz. Şimdi bu necip millet MHP´siyle AK Partisiyle Saadet Partisiyle yani toplumun tüm kesimleriyle meydanları doldurdu. Bunu partiler değil halk yaptı. Tıpkı Mehmet Akif´in dediği gibi, "Asım´ın nesli bu olsa gerekti" bize yakışan da buydu. Buna darbe girişimi dediğimiz zaman da bunu hafife almış gibi geliyor. Bu basit bir olay değildi aksine ciddi bir olaydı. Bir anlamda Türkiye´yi büyük bir kaosa sürüklenmenin projesiydi. Eğer bu darbe gerçekleşseydi bu ülke parçalanmanın noktasına gelmiş olacaktı. Artık herkes kendine bir ders çıkarmak zorunda bendensen iyisin benden değilsen kötüsün anlayışından çıkmak gerekiyor."

Gönderme Kuralları

  • You may post new threads
  • You may post replies
  • You may not post attachments
  • You may not edit your posts
  •