Konuyu Yanıtla

Post a reply to the thread: Erbakan Hoca ve Filistin Davası

Your Message

istanbul kaç yılında fethedildi?

 
 

Mesajınız için listeden bir ikon seçebilirsiniz

Ek Seçenekler

  • Will turn www.example.com into [URL]http://www.example.com[/URL].

Konuyu Gözden Geçir (İlk Önce En Yeni)

  • 29-06-2017, 14:07
    Halil BAYKARA

    Erbakan Hoca ve Filistin Davası

    Adem Peygamber (A.S) ile başlayan Peygamber Efendimiz (S.A.V) ile kemale eren ve 1071de Alpaslan ile Anadoluda bir tohum olarak atılan Milli Görüş davasının yirmi birinci yüzyıldaki lideri Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan Filistin davasının edebiyatını yapmadı. O tüm işlerde olduğu gibi işin gereğini yaptı. Yaptığı işlerde dünyevi menfaatler gözetmeksizin meclis kürsüsünden haykırdığı gibi ben bunları bana oy versinler diye yapmıyorum, Allah rızası için yapıyorum Allah rızası için” haykırışını hayatı boyu yaptığı tüm fiillerde görmek mümkün…

    Tüm insanlığın umutla beklediği bir zamanda;

    Adem Peygamber (A.S) ile başlayan Peygamber Efendimiz (S.A.V) ile kemale eren ve 1071’de Alpaslan ile Anadolu’da bir tohum olarak atılan Milli Görüş davasının yirmi birinci yüzyıldaki lideri hiç kuşkusuz Prof. Dr. Necmettin Erbakan’dır. Ömrünü tüm insanlığa saadet, huzur, adalet ve barış getirmek için adeta vakfeden Hoca’nın olmazsa olmazlarından birisi de Filistin davasıdır. O, ümitlerin kesildiği bir anda tüm ümmetin umudu olarak; bir çiçekle bahar mı gelir diyenlere inat, açan bir çiçeği bin bir çeşit çiçeklerle bezeli bir bahçeye çeviren Erbakan Hoca, uykudakileri uyandırmaya yeter olan o tek kişi oldu.

    Davası büyük olan liderlerin hedefleri de büyük olur. “Doğu’da bizim, Batı’da bizim, Kudüs’te bizim, Zafer de Bizim” diyerek çıktığı cihat yolunda son nefesine kadar ümmeti ve Filistin davası cihadının merkez noktasına koydu. Erbakan Hoca, beş bin yıllık mikrobu en iyi tanıyanlardan biriydi… Bir hekim titizliğinde hiç bıkmadan ömrü boyunca insanlığa bu mikrobu tanıttı. O, Filistin davasına bağlılığının bedelini, cihadın kolay olmadığı biliyordu. Ve bu bedeli yaşamı boyunca hep ödedi… Kurduğu partiler kapatıldı, hapislere atıldı, yasaklandı, iftiralar atıldı, karalanmaya çalışıldı. Fakat Erbakan Hoca’daki inanmışlık ve azim onu zerre miskal davasından alıkoyamadı. Son nefesine kadar Siyonizm’i anlattı ve ona karşı cihat etti. Çok iyi biliyordu ki Filistin’in kurtuluşu ümmetin kurtuluşu olacaktı. Çünkü çıbanbaşı orada büyüyordu. O, anlatmadan önce İslam âleminin uzak kaldığı bir konuydu Filistin. Filistin davasını, Filistin’in yerini haritada bile gösteremeyecek insanların kalbine soktu. Filistin halkının en büyük dostu olan Erbakan Hoca, Siyonist İsrail’in ise en büyük düşmanıdır. Siyonistlerin Erbakan Hoca’dan ne kadar çok korktuklarını kendi ifadelerinden biliyoruz.

    Erbakan Hoca’mız Filistin davasının edebiyatını yapmadı. O, işin gereği neyse onu yaptı. İktidar olduğu dönemde Siyonist İsrail Filistin’e tek kurşun atamadı. Bunu bizzat Hamas Lideri söyledi… Yaptığı işlerde dünyevi menfaatler gözetmeksizin meclis kürsüsünden haykırdığı gibi “ben bunları bana oy versinler diye yapmıyorum, Allah rızası için yapıyorum Allah rızası için” haykırışını hayatı boyu yaptığı tüm fiillerde gördük…

    Hocayı anlamak kavramlara yüklediğin manaları anlamakla mümkündür. O, her eyleminde, sözünde, mimiğinde, attığı her adımda küffarla cihat ettiğini göstermişti. Attığı imzada dahi İslam’ın en büyük düşmanı Siyonist’e ben (Milli Görüş) var oldukça sen asla Büyük İsrail devletini kuramazsın mesajını açık bir şekilde vermişti.

    Erbakan Hocanın Filistin aşkı son nefesine kadar azminin ve kararlılığını yitirmedi. Aldığı her nefeste Siyonist oyunlardan bahseden Erbakan Hoca, son vasiyet olarak ümmete İkinci Yalta Konferansı’nı hedef göstererek bir kez daha ufuk çizmiş oldu. Sen tekeden süt çıkaran inanmışlığınla Siyonizm’i hiç bıkmadan usanmadan son nefesine kadar herkese haykırdın ve bu uğurda cihat ettin. Biz şahidiz Hocam…
    Zalimlere Lanet Mitingi

    Filistin’e destek için 2009 yılında Çağlayan Meydanı’nda yapılan efsane mitinglerden birisini daha gerçekleştiren Prof. Dr. Necmettin Erbakan liderliğindeki Milli Görüşçüler. Yüzbinlerce inanmış yürek bir kez daha zulmü tel’in edip mazlumun yanında olduğunu ortaya koyuyordu. İşte Erbakan Hocamızın o efsanevi mitingde yaptığı konuşmadan satır başları:

    Siyonistler Firavunları Geçti

    Filistinliler bilelim ki, kendi ülkeleri için değil, İslam âlemi, Türkiye ve bütün insanlık için mücadele ediyorlar. İsrail’in hileli, vahşi planlarını yaşıyoruz. İsrail, Gazze bölgesini, sözde Filistin’in bir bölgesini serbest bırakmış görüntüsü altında boşalttılar. Hâlbuki asıl maksadı, orayı bütünüyle bombalayıp yok ederken, kendi askerlerine bir zarar gelmemesini temin etmek, korumak içindi. Hedef, Gazze’deki 1 buçuk milyon Müslüman kardeşimizi bir yandan tanklarla, füzelerle, uçak bombardımanlarıyla yok edilmesi sağlanırken, öbür yandan kuşatılmış Gazze bölgesine konulan ambargolarla Müslüman kardeşlerimizin aç, ilaçsız, elektriksiz bir suretle yok edilmelerini sağlamaktır. Son 15 günde sadece 484 şehit, 4 binin üzerinde yaralı ve ilaç ve yiyecek tedavülünde kullanılan 40 tünel ve mahalleler yıkılmış, taş üzerinde taş bırakılmamıştır. Bu zulüm 50 yıldan beri devam etmektedir. İsrail böylece, Firavunların İsrailoğullarına uyguladıklarından daha fazlasını Filistinli kardeşlerimize uygulamaktadır.

    Filistinli Kardeşlerimizin Yanındayız

    Aylardan beri devam eden mahşer bir yandan ırkçı emperyalizmin ne olduğunu gözler önüne sererken diğer yandan bütün diğer ülkelerin, sözlerime dikkat edin lütfen, Müslüman ülke yöneticilerinin ne yapıda olduklarını da gözükür hale getirmektedir. İsrail’in vahşi saldırıları karşısında, Milli Görüşçüler olarak bizler ne yaptık; Biz Milli Görüşçü olarak Selçuklu ve Osmanlı’nın abadı olarak aziz milletimizi inancıyla, imanıyla, ruh köküyle, tarihiyle ve kimliğiyle temsil ettiğimiz için bundan önce nasıl İsrail’in Kudüs’ü başkent ilan etmesi üzerine siyasi ilişkileri kesmeyen dışişleri bakanını ikaz ettiysek ve bugüne kadar çeşitli mitinglerle hep vücut Filistin’deki katliamların karşısında üzerimize düşeni yaptıysak şimdi de Filistin’de aylardan beri devam eden soykırım, katliam ve vahşet karşısında bu muazzam mitingi yaparak Selçuklu, Osmanlı ecdadımızın torunları olduğumuzu ortaya koyuyoruz. İsrail’in zulümlerini telin ediyoruz. Ve bütün gücümüzle soykırım ve katliama uğrayan Filistinli kardeşlerimizin yanında olduğumuzu haykırıyoruz. Bu, ecdadımızın bize bıraktığı mirastır. Görevimizi yapıyoruz, ecdadımıza layık olmaya çalışıyoruz. Kimliğimizin gereğini yerine getiriyoruz.
    “Laf yetmez, hareket, aksiyon ve çözüm…”

    Çok değerli muhterem kardeşlerim, şimdi bu hitabımı en iyi cümlesini söylüyorum; Görevi layıkıyla yapmak başka bir şeydir. Bir şey yapıyormuş gibi lafla geçiştirmek başka bir şeydir. Laf yetmez, hareket, aksiyon ve çözüm gerekir. Bu mitingin yapılmasını vesile ettiği için Cenab-ı Allah’a sonsu şükürler ederken başta İslam alemi olmak üzere insanlığın tamamı bu mitingimiz vesilesiyle Filistin’deki katliamın durdurulması için hiç vakit kaybetmeden gereken tedbiri almaya davet ediyorum.
    Amerika İsrail’i Çok Seviyorsa, Bir Eyalet Versin

    Erbakan Hoca’mız 1980’de yapılan Büyük Kudüs Yürüyüşü öncesi söylediği tarihi sözü Çağlayan’da yüz binlerin katıldığı “Zalime Lanet Mitingi’nde bir kez daha haykırıyor ve “Amerika, İsrail’i çok seviyorsa, İsrail’e Amerika’da bir eyalet versin” diyerek adeta Emperyaliz’e ve Siyonizm’e bir kez daha meydan okuyordu.

    Çağlayan Mitinginde Hocanın Yaptırdığı Yemin

    Erbakan Hoca konuşmasının sonunda, mitinge katılanlara “Mukaddes şehrimiz Kudüs’ü, mukaddes mabedimiz Mescid-i Aksa’yı, İslam diyarı Gazze’yi, her türlü işgal ve tecavüzden kurtarmak için, bütün İslam ve insanlık adına, bütün gücümüzle çalışacağımıza söz veriyoruz” diye yemin ettirdi.
    Basel’de İslam Birliği Konferansı

    Theodor Herzl liderliğinde Yahudilerin ileri gelenlerinin 1897 yılında İsviçre’nin Basel şehrinde I. Siyonist Kongreyi toplamış ve İsrail’in kurulması için gerekli plan ve çalışmaları başlatmıştı. Ve 2. Siyonist kongre ve Büyük İsrail Devleti’nin kurulması içinde yüz yıl sonrası hedef konulmuştu. Fakat Siyonistlerin hesap etmediği bir şey vardı. Milli Görüş ve Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan. Erbakan Hoca Başbakan olduğu dönemde tam da Siyonistlerin Büyük İsrail Devleti için hedef koyduğu 1897 Siyonist Kongresi’nin 100. yıldönümünde (1997) ve yapıldığı İsviçre’nin Basel kentindeki tarihi aynı salonda İslam Birliği Konferansı adıyla bir uluslararası toplantı düzenleyip Siyonist oyunları bir kez daha boşa çıkartmıştı. Gerçekten: Siyonizm için büyük anlam ifade eden böyle bir günde… Yahudilerin son derece güçlü ve etkin oldukları İsviçre gibi bir ülkede… Ve o tarihi salonu özellikle kiralayarak… Müslüman ülkelerden davet ettiği temsilcilerle İslam Birliği Konferansı yapmak… Erbakan’ın böyle mesaj yüklü, gözdağı verme ve gücünü gösterme amaçlı bir toplantı yapmayı başarması ve İsrail’in bunu engelleyememesi Siyonistler için tam bir yenilgiydi.

    Kudüs Yürüyüşü

    Milli Görüş Hareketi ve Erbakan Hoca denince hiç kuşkusuz zulme karşı yapılan mitingler akla gelir. Bunlardan en önemlisi ve tarihin akışını bir bakıma değiştiren mitinglerden birisi de hiç kuşkusuz Kudüs Mitingidir. Tarihte az yürüyüş vardır; böylesine Siyonizm’i korkutan, bunlardan birisi de 1980 yılında Milli Görüşçülerin liderleri öncülüğünde Konya’da gerçekleşen Kudüs Yürüyüşüdür.

    Filistin liderlerinin milli görüş lideri prof. Dr. Necmettin erbakan hoca hakkında söyledikleri…
    11 ayda tek kurşun sıkamadılar

    Filistin Başbakanı İsmail Haniye, “11 aylık Milli Görüş iktidarında İsrail Gazze’ye tek bir mermi dahi atmaya cesaret edemedi” demişti. Neden mi? Laf değil icraatlarıyla bilinen 54. Hükümetin Başbakanı Milli Görüşün Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hoca’mızın onurlu, şuurlu, milli, güçlü şu duruşundan dolayı. “Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan İslam dünyasının yetiştirdiği ve beslendiği en önemli liderlerden biridir. Sayın Necmettin Erbakan’dan Allah razı olsun. O Kudüs ve Filistin davasını her zaman çok önemsedi” ifadelerini kullanmıştı.

    Ümmet Siyonizm’i Ondan Öğrendi

    Hamas Lideri Halid Meşal’in, Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan hakkında söylediği sözler: “ Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan çağımızın Abdülhamid’iydi. İslam ümmeti Siyonizm’in ne tür bir bela olduğunu ondan öğrendi. Filistin davasına en çok Erbakan Hoca sahip çıktı. Muhterem bir insandır. ” demişti.
    Filistin’in hamisi Erbakan’dı!

    Gazze Hükümeti Eski Sağlık Bakanı Dr. Besim Naimi, Erbakan Hoca’mızın Filistin davası için ne ifade ettiğini, Hocamız’ın Rahmet-i Rahman’a kavuştuğunda şu ifadelerle dile getirmişti: “Her Filistinli Erbakan’ı seviyor. Biz Filistinliler Erbakan’a ‘Filistin’in Hamisi’ sıfatını verdik. Eğer Türkiye çok değerli bir insanı kaybettiyse, Türkiye’den sonra bu değerli insanı kaybeden ikinci ülke Filistin’dir. Filistin halkı adına konuşmak büyük sorumluluktur. Erbakan’ın ne anlama geldiğini anlatmak çok zor bizim için. Erbakan’ın yaptıkları sıradan değildir. Siyonizme karşı Filistin’i savunmak için yaptıkları bir ekoldür. Erbakan, ümmetin kendi uygarlık rolüne tekrardan kazanmak için geçtiğimiz yüzyılın ortalarında ciddi çalışmalar yaptı. İslam hilafetinin son devletinin yıkılmasından sonra bunu yapmak her yiğidin harcı değildir. Kendisi tek başına bu yükü üstlendi”

    Kudüs sevgisini vicdanlara yerleştirdi

    1948 Filistin İslami Hareketi Lideri ve Mescid-i Aksa Muhafızı Raid Salah’ın, Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hoca’mızın Filistin davası için ifade ettiklerini şöyle ifade etmişti. Salah, “Dünya Müslümanlarının ve Filistin davasının merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan’a hakkını ödeyemez. O bir devri kapatıp bir devri açtı. Erbakan Hocamız, Filistin, Kudüs ve Mescid-i Aksa sevgisini halkın vicdanına yerleştirdi. Eğer halk bugün Kudüs için bir şeyler yapıyorsa bu Erbakan Hocamız sayesinde oldu” ifadelerini kullanmıştı.
    Erbakan Hoca’nın İmzasındaki Filistin Davası

    Erbakan Hoca imzasına baktığımızda Siyonist İsrail Bayrağına karşı bir cevap niteliği taşıdığı görülür. Siyonist İsrail bayrağı bilindiği gibi beyaz üzerine ortada yıldız yıldızın altında ve üstünden geçen iki mavi şerit şeklindedir. Bu iki mavi şerit Nil Nehri ve Fırat Nehrini simgeler. Yani İsrail bu bayrakta Nil’den Fırat’a kadar Büyük İsrail topraklarıdır der. Erbakan Hoca’nın imzasında da aynı şerit vardır. Burada da Erbakan Hocamız şu mesajı vermiştir. Ben yaşadığım müddetçe size Büyük İsrail’i kurdurtmayacağım dünyayı sömürmenize izin vermeyeceğim mesajı açıkça görülür. Arial Şaron: “Necmettin Erbakan Türkiye’de yarım dönem iktidar oldu bizim planlarımızı 10 yıl aksattı, eğer bir dönem kalsaydı biz planlarımızı tamamen unutmak zorunda kalacaktık” sözünden de anlaşılıyor ki Hoca’nın varlığı Siyonist’e korkunun ötesinde.

    Filistin’e İlk Askeri Yardımı Erbakan Gönderdi

    Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan Filistin davasının edebiyatını yapmadı. O tüm işlerde olduğu gibi işin gereğini yaptı. Yaptığı işlerde dünyevi menfaatler gözetmeksizin meclis kürsüsünden haykırdığı gibi ben bunları bana oy versinler diye yapmıyorum, Allah rızası için yapıyorum Allah rızası için” haykırışını hayatı boyu yaptığı tüm fiillerde görmek mümkün…
    Türkiye’de ilkleri gerçekleştiren REFAHYOL Hükümeti Filistin açısından da bir ilki gerçekleştiriyor ve son derece önemli icraatlardan birisi olarak Mehmetçiği 80 yıl aradan sonra Filistin’e gönderdi. REFAHYOL döneminde de Türkiye İsrail ilişkileri açısından son derece önem arz eden icraatlardan biri Türk Askerî Birliği’nin Filistin’e gönderilmesiydi. Bu Osmanlı Devleti’nin inkırazından tam 80 yıl sonra ilk defa gerçekleşen bir olaydı. 15 Ocak 1997 tarihinde Filistin yönetimiyle İsrail arasında El-Halil (Hebron) şehrinin Filistin yönetimine devri anlaşması imzalanmış, bu anlaşmayı müteakip bölgedeki barışın korunması için de 30 Ocak 1997 tarihinde Oslo’da imzalanan bir ikinci anlaşmayla Türkiye, Danimarka, İtalya, İsveç, İsviçre ve Norveç tarafından bir barış gücü oluşturulmasına karar verilmişti. REFAHYOL Hükümeti Türkiye tarafından imzalanan bu anlaşmayı üç gün sonra 04.02.1997 tarihinde Bakanlar Kurulu olarak onaylıyor, bir yandan bu anlaşmanın Meclis tarafından da tasdiki için hazırlanan tasarıyı Meclis’e sevk ederken, diğer yandan Anayasa’nın 92. Maddesi’ne göre bölgeye asker gönderilmesi için Meclis’ten izin talebinde bulunuyordu. Filistin’e asker gönderme önerisi TBMM’nin 20 Şubat 1997 tarihli 59. Birleşimi’nde görüşülmüş ve bütün partilerin oy birliğiyle ve alkışlarla kabul edildi. O tarihteki Birleşimi yöneten meclis başkanı bu mutlu olayı şu cümlelerle ifade ediyordu:“Diliyoruz ki, şanlı ordumuzun geçmişte bu bölgede bulunması dolayısıyla sağlanan barışın, şimdi tekrar ve sürekli olarak korunmasında bu defaki şanlı birliğimizin gidişi de yeterli bir unsur olsun.”


Gönderme Kuralları

  • You may post new threads
  • You may post replies
  • You may not post attachments
  • You may not edit your posts
  •