Konuyu Yanıtla

Post a reply to the thread: Dogum günü kutlamak caiz midir?

Your Message

istanbul kaç yılında fethedildi?

 

Ek Seçenekler

  • Will turn www.example.com into [URL]http://www.example.com[/URL].

Konuyu Gözden Geçir (İlk Önce En Yeni)

  • 16-09-2017, 09:22
    Kayıtsız

    Kutlu doğum haftası

    Benim merak ettiğim bir konu var elhamdulillah müslümanız ben mesela pasta keserim doğum günlerinde ama kesinlikle mum koymam ben beyoğlunda doğup büyüdüğüm için istiklal caddesinde 4 tane büyük kilise var çocukken hep oyun amaçlı içlerine girerdik ve oralarda kiliseye gelenlerin hepsi mum yakardı aklım erdikten sonra araştırdım ve hristiyan geleneği olduğunu öğrendim benim sormak istediğim soru şu doğum günü kutlamak ve pasta kesmek pek tavsiye edilmiyor peki biz müslümanlar peygamber efendimizin kutlu doğum haftasını tüm dünyada kutluyoruz biz pasta kesmiyoruz ama aşure ve tatlı türü şeyler dağıtıyoruz yani peygamber efendimizin doğum gününü kutluyoruz buradan yola çıkarak mum yakmamak şartı ile pasta keserek doğum günü kutlanmasında bir sakınca veya günah olduğunu düşünmüyorum saygılarımla
  • 28-12-2009, 19:49
    Ömer ÇELİK
    Alıntı Tevfik YAZICILAR tafarından gönderildi Mesajı Göster


    Üstte Vaiz Ahmet Ünalın da belirttiği gibi dinin açık hükmüne, yasağına ve ilkesine aykırı olmayan şeyler hakkında haram diyemeyiz. Kısacası Kuran'da belirtilen helaller ve haramlar hariç Resulullah'ın (s.a.s) hakkında açık bir şekilde " yapma" diye bir ikazı bulunmayan herşey mubahtır. Bu şartlar dışında kişinin meşrebine göre hayatını düzenlemesine cevaz vardır.

    Kişinin doğum gününü, sevdiklerinin doğduğu günü kutlamaları hakında elinde Kuranda geçen bir helal/haram bilgisi yada Resullullahın (s.a.s) dilinden bir men etme bulabilirsen bu konuyu konuşmaya devam edelim ömer'im . aksi taktirde benden helal kılındığına dair bir belge/bilgi istemen hatalı olacaktır.

    Dua ile...
    Vaiz Ahmet Ünal'ı tanımam. Sika ve adalet sahibi birisi midir bilmem. Bir kişinin sözüne namak için sika ve adalet sahibi olması şarttır. Hele de bu ilmi birşeyse, o zaman zabt yeteneğenin iyi olmasının ve ilminin muteber bir seviyede olmasını şart koşaım. Tıpkı önceki şeref sahibi, alimlerimizin yaptığı gibi.

    Bak ben sana İmam Şafii'nin el-Umm (darul kitabil ilmiyye, beyrut baskısı) kitabı; Şeyhul Eimme es-Serahsi el-Hanefi'nin "el-Mebsut" (Prof Cevat Akşit Tercümesiyle) kitabı; Hüccetil İslam İmam Gazali'nin el-Mustasfa'sı; İmam eş-Şatibi'nin "el-İt'isam" ve "el-Muvafakat"ı (türkçe tercümeleri mevcut); Şeyh el-Karrafi el-Maliki'nin "el-Furuk" (türkçesi yok, gfaliba kahire baskılıydı) isimli usulil fıkıh bölümlerinde İmamların ittifaken kullandıkları bir kural tekrar edilmektedir.

    "Dünyadaki nimetler helaldir, haramlığı ispat edilene kadar. İbadetler haramdır, helalliği ispat edilene kadar".

    Bazılarında bu kural şöyle geçer:
    "Eşyada aslolan ibahattır.Amelde aslolalansa kerahattır"

    Burada ibahat "helal"; kerahat ise "haram" anlamında kullanılmıştır.

    Sen yaşamak istediğin ve uygun görmeyi umduğun bir din veya buna uygun fetvalar arıyorsan sana şunu derim:

    6000 küsür ayetlik kur'an, 300000 nden fazla hadis, 1400 senede kazılmış milyonlarca sayfalık ulemanın fetvaları ve te'lifleri; kişinin istediğini bulmasında yeterli derece geniştir.

    Yok eğer sen var olanı istiyorsan; var olan usulil fıkh kitabında zaten geçmektedir. Bak ben, bir tane vaizin sözünü getirmedim sana. Üzerinde şüphe olmayan, kimsenin itiraz etmediği, sikalıkta ve adalette herkesin şehadette bulunduğu kimselerin kitaplarını söylüyorum.

    Eğer benim dediklerime inanmıyorsan; kitapların isimlerini verdim, zahmet edip de araştırırsan tatmin olursun. Elbette ki tatmin olmak istersen.

    gel gelim diğer mes'eleye.

    Peki Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in "her kim bizim yapmadığımız bir ameli yaparsa onun ameli merduttur" nasıl anlamılıyız?
    Yahut da
    Neden Allah azze ve celle önceki kavimlerin haramlığı kendilerine bildirilmemiş olmasına rağmen yaptıkları bazı amellerden ötürü onları helak etti?
  • 20-12-2009, 14:36
    Z.OMER TURGUT
    bence bir mahsuru yok asiriya gidilmedi muddetce.Herseyin asiri sakincalaidir.
  • 20-12-2009, 01:04
    Kayıtsız
    Alıntı Zehra ÖZDİN tafarından gönderildi Mesajı Göster
    Merhaba dava dostum,

    Dinimizde gereksiz yere içip, zıvanadan çıkmak adına doğum günü kutlamak kesinlikle caiz değildir,zaten bu tür şeyler sadece doğum günlerinde değil hiç bir kutlamada caiz görülmez.

    Ama özellikle de son 20 yılda çok büyük bir değişim geçiren ülkemizde yeni nesil artık çok farklı büyüyor. Düne kadar keskin çizgilerle yasaklanan bir çok konu artık esnemiş vaziyette.( hatta gereğinden fazla esnetildi...)

    Pantolon giymek de caiz değil deniyordu, ama bütün tesettürlü kızlarımız giyiyor, üzerine vücut hatlarını örten rahat tunikler giyenlere bir şey diyemiyorum ama belde biten üstlerin altına giyilen pantolon ve jeanlere çok karşıyım...Bu tesettür değil...

    Dinimizde sağlığa zararlı herşey haram, o zaman sigara da haram...Ama kadınlı erkekli,dindar veya modern çoğu kişi içiyor...

    Dindar camia arasında karşı cinsle el sıkışmak 20 yıl önce düşünülemezdi bile, ama bugün bu artık kanıksanmış vaziyette, kaldı ki, bazı kardeşlerimiz karşı cinsle dialoglarında çok ileri gitmekte ...(ben bundan çok rahatsız oluyorum)

    Ve daha neler....

    Hal böyleyken, daha hafif konularda dizginleri fazla germenin hayır getirmeyeceği kanısındayım...

    Dindar dahi olsalar okul ve iş çevrelerinde birilerinin, arkadaşlarının doğum gününü tebrik etmek için basit bir şekilde de olsa aralarında para toplayıp pasta ve ufak bir hediye alması ve bunun karşılığında kutlanan kişinin yaşadığı duygu ve sevinç dolu anları gören gençlik, özellikle de çocuklar bunu bir sevgi göstergesi olarak algılıyor ve kendilerine yapılmayınca, etraflarında onları seven hiç kimse olmadığı hissine kapılıyorlar, bu kişiler özellikle doğum günlerinde, kendilerini çok yalnız hissediyorlar. (bir de şimdi Sevgililer Günü çıktı başımıza, bugün yaklaştığında çoğu insan 1 günlük dahi olsa sevgili bulma telaşına giriyor, bu da sevgi kavramının içini boşaltıyor maalesef)...onlar da kendi aralarında meşru ortamlarda sosyal bir ortamı paylaşma imkanı bulma fırsatını da veren bu tür etkinliklere katılmak,sınırlı ölçülerde eğlenmek istiyorlar,

    Peygamberimiz buyurmuştur ki, Hediyeleşiniz çünkü hediyeleşmek sevgiyi arttırır. Günümüzde, hele ki bu ekonomik krizde biri birine durduk yerde hediye verince millet sevineceğine korkuya kapılıyor, " acaba bu neyin bedeli, bunun altında ne var, bu kişi durup dururken bana neden hediye verdi, bak şimdi borçlu oldum, benim de ona almam lazım hissine kapılıyor, durduk yerde verilen hediyeleri kabul etmeye çekiniyor, korkuyor, hatta aldığı hediyeden rahatsız oluyor...

    Ama aynı kişiler özellikle doğum günlerinde kendilerine küçük de olsa bir hediye en azından bir pasta alınmasını bekliyorlar, bu sefer de diğer durumun aksine alınmayınca ,üzülüyorlar, ve kendilerini çok yalnız ve sevgisiz hissediyorlar...


    En basitinden doğum günlerinde çeşitli portallardan gelen tebrik mesajları bile insanı kısa bir an için de olsa çok farklı bir havaya sokuyor...

    Mesela bugün benim doğum günümdü ve "milligorusportal dahil bir çok site den bana tebrik mesajı geldi, kardeşlerim arayıp tebrik etti, bu bile beni mutlu etmeye yetti...

    Eğer böyle günleri fırsat bilmezsek birbirimize hediye verme, jest yapma fırsatını biraz zor buluruz, ya o zaman kendimize farklı İslâmi günler tespit edeceğiz bu da zor ve zamanla oturtulacak bir şey, (baksanıza İslâm Alemi olarak, bayramlarımızı bile aynı günde kutlamayı başaramıyoruz, biri diğerinden önce veya sonra başlıyor bayrama ...)ya da bu tür etkinliklere sınırlı ölçüde olmak kaydıyla müsamaha göstereceğiz...

    Ayrıca Doğum günleri, Manevi Bilanço günlerimiz gibidir,bu vesile ile her yıl bir özeleştiri yapma fırsatı buluruz, tabi inanan insan Ramazan, Kandiller ve Kadir Geceleri vesilesi ile bu fırsatı yılda bir kaç kez buluyor ama, doğum günlerimiz de bir özeleştiri yapma fırsatı verir bizlere... " Küçük, masum kutlamalara sıcak bakılmalı " diye düşünüyorum, ama ben Fetva makamı değilim o da ayrı bir mesele....
    Dogümgünü bahane birlik sahane.
    Devir degisiyor bazi seyler ise ona göre uyarlaniyor. Elbette degimeyen kaideler var,ama cok degisen seylerde var
  • 12-12-2009, 23:00
    Zehra ÖZDİN

    Özeleştiri yapma fırsatı verir...

    Merhaba dava dostum,

    Dinimizde gereksiz yere içip, zıvanadan çıkmak adına doğum günü kutlamak kesinlikle caiz değildir,zaten bu tür şeyler sadece doğum günlerinde değil hiç bir kutlamada caiz görülmez.

    Ama özellikle de son 20 yılda çok büyük bir değişim geçiren ülkemizde yeni nesil artık çok farklı büyüyor. Düne kadar keskin çizgilerle yasaklanan bir çok konu artık esnemiş vaziyette.( hatta gereğinden fazla esnetildi...)

    Pantolon giymek de caiz değil deniyordu, ama bütün tesettürlü kızlarımız giyiyor, üzerine vücut hatlarını örten rahat tunikler giyenlere bir şey diyemiyorum ama belde biten üstlerin altına giyilen pantolon ve jeanlere çok karşıyım...Bu tesettür değil...

    Dinimizde sağlığa zararlı herşey haram, o zaman sigara da haram...Ama kadınlı erkekli,dindar veya modern çoğu kişi içiyor...

    Dindar camia arasında karşı cinsle el sıkışmak 20 yıl önce düşünülemezdi bile, ama bugün bu artık kanıksanmış vaziyette, kaldı ki, bazı kardeşlerimiz karşı cinsle dialoglarında çok ileri gitmekte ...(ben bundan çok rahatsız oluyorum)

    Ve daha neler....

    Hal böyleyken, daha hafif konularda dizginleri fazla germenin hayır getirmeyeceği kanısındayım...

    Dindar dahi olsalar okul ve iş çevrelerinde birilerinin, arkadaşlarının doğum gününü tebrik etmek için basit bir şekilde de olsa aralarında para toplayıp pasta ve ufak bir hediye alması ve bunun karşılığında kutlanan kişinin yaşadığı duygu ve sevinç dolu anları gören gençlik, özellikle de çocuklar bunu bir sevgi göstergesi olarak algılıyor ve kendilerine yapılmayınca, etraflarında onları seven hiç kimse olmadığı hissine kapılıyorlar, bu kişiler özellikle doğum günlerinde, kendilerini çok yalnız hissediyorlar. (bir de şimdi Sevgililer Günü çıktı başımıza, bugün yaklaştığında çoğu insan 1 günlük dahi olsa sevgili bulma telaşına giriyor, bu da sevgi kavramının içini boşaltıyor maalesef)...onlar da kendi aralarında meşru ortamlarda sosyal bir ortamı paylaşma imkanı bulma fırsatını da veren bu tür etkinliklere katılmak,sınırlı ölçülerde eğlenmek istiyorlar,

    Peygamberimiz buyurmuştur ki, Hediyeleşiniz çünkü hediyeleşmek sevgiyi arttırır. Günümüzde, hele ki bu ekonomik krizde biri birine durduk yerde hediye verince millet sevineceğine korkuya kapılıyor, " acaba bu neyin bedeli, bunun altında ne var, bu kişi durup dururken bana neden hediye verdi, bak şimdi borçlu oldum, benim de ona almam lazım hissine kapılıyor, durduk yerde verilen hediyeleri kabul etmeye çekiniyor, korkuyor, hatta aldığı hediyeden rahatsız oluyor...

    Ama aynı kişiler özellikle doğum günlerinde kendilerine küçük de olsa bir hediye en azından bir pasta alınmasını bekliyorlar, bu sefer de diğer durumun aksine alınmayınca ,üzülüyorlar, ve kendilerini çok yalnız ve sevgisiz hissediyorlar...


    En basitinden doğum günlerinde çeşitli portallardan gelen tebrik mesajları bile insanı kısa bir an için de olsa çok farklı bir havaya sokuyor...

    Mesela bugün benim doğum günümdü ve "milligorusportal dahil bir çok site den bana tebrik mesajı geldi, kardeşlerim arayıp tebrik etti, bu bile beni mutlu etmeye yetti...

    Eğer böyle günleri fırsat bilmezsek birbirimize hediye verme, jest yapma fırsatını biraz zor buluruz, ya o zaman kendimize farklı İslâmi günler tespit edeceğiz bu da zor ve zamanla oturtulacak bir şey, (baksanıza İslâm Alemi olarak, bayramlarımızı bile aynı günde kutlamayı başaramıyoruz, biri diğerinden önce veya sonra başlıyor bayrama ...)ya da bu tür etkinliklere sınırlı ölçüde olmak kaydıyla müsamaha göstereceğiz...

    Ayrıca Doğum günleri, Manevi Bilanço günlerimiz gibidir,bu vesile ile her yıl bir özeleştiri yapma fırsatı buluruz, tabi inanan insan Ramazan, Kandiller ve Kadir Geceleri vesilesi ile bu fırsatı yılda bir kaç kez buluyor ama, doğum günlerimiz de bir özeleştiri yapma fırsatı verir bizlere... " Küçük, masum kutlamalara sıcak bakılmalı " diye düşünüyorum, ama ben Fetva makamı değilim o da ayrı bir mesele....
  • 12-12-2009, 02:43
    Tevfik YAZICILAR
    Haram -Helâl
    Helâl, dinen yapılması, yenilip içilmesi yasaklanmış olamayan, serbest bırakılmış olan şey demektir. Haram ise bu tanımın tam tersi...

    Allah (cc) ve Resulü’nün (s.a.s) bir şeyin helâl olduğunu belirtmesi ya da işlenmesinde günah olmadığını bildirmesi, o fiilin helâl olduğunu gösterdiği gibi, o fiil ya da şeyin yasaklandığına dair bir delil bulunmaması da helâl olduğunu gösterir. Çünkü eşyada aslolan helâl oluşudur.

    Buna göre bir şey dinin açık hükmüne, yasağına ve ilkesine aykırı olmadıkça helâldir, meşrudur. Vaiz Ahmet ÜNAL
    Üstte Vaiz Ahmet Ünalın da belirttiği gibi dinin açık hükmüne, yasağına ve ilkesine aykırı olmayan şeyler hakkında haram diyemeyiz. Kısacası Kuran'da belirtilen helaller ve haramlar hariç Resulullah'ın (s.a.s) hakkında açık bir şekilde " yapma" diye bir ikazı bulunmayan herşey mubahtır. Bu şartlar dışında kişinin meşrebine göre hayatını düzenlemesine cevaz vardır.

    Kişinin doğum gününü, sevdiklerinin doğduğu günü kutlamaları hakında elinde Kuranda geçen bir helal/haram bilgisi yada Resullullahın (s.a.s) dilinden bir men etme bulabilirsen bu konuyu konuşmaya devam edelim ömer'im . aksi taktirde benden helal kılındığına dair bir belge/bilgi istemen hatalı olacaktır.

    Dua ile...
  • 11-12-2009, 21:03
    Ömer ÇELİK
    Alıntı Tevfik YAZICILAR tafarından gönderildi Mesajı Göster


    Ömer bir konuda anlaşamıyoruz. Sen doğumgünü kutlamayı Hristiyanların adetlerinden sayıyorsun ben ise doğumgünü kutlamayı ananevi bir gelenek sayıyorum. Üstte bahsettiğin gibi nasıl mutasavvufların görüşleri ile Mevlid kandilini yani Peygamber efendimizin doğum gününü kutlamak küfre düşürücü değil ise benimde kendi doğduğum günü yada sevdiklerimin doğduğu günü kutlamam beni küfre düşürücü bir eylem değildir. Bir insanın doğum gününe sevinmesi onu Sedatın örneklediği paskalya kutlamasında olduğu gibi küfre düşürücü değildir, çünkü paskalya Hristiyanlara özel ve onlara has bir bayramdır ancak doğum günü bir kavme/dine değil insanlığa has bir kutlama çeşididir.

    Ömer sen doğumgünü kutlamayı Hristiyanlığa ait bir haslet olarak algılar ve yorumlarsan elbette yorumlarına katılmaktayım ancak ben hiçbir zaman doğum günü kutlamayı Hristiyanlara özel bir kutlama olarak görmedim/kabul etmedim.

    Oysaki bir sevdiğimin doğum gününü kutlamak, kendi doğduğum günle mutlu olmak, sevdiklerimle hediyeleşmek, mutluluklarını paylaşıp üzüntülerini kucaklamak benim için en insani ve islami duygudur.
    Pekala tevfik ağabey! Varsayalım ki, doğumgünü kutlaması hristiyanlığa hass bir adet değildir. Varsayalım ki, paskalya gününden çok farklı bir meseledir. Peki.

    Bu varsayımlardan sonra şu problemler nasıl halledilecektir:
    1- "...İbadetlerin ve amellerin tümü haramdır, ta ki helalliği ispat edilene kadar" ittifak halindeki fıkhi kurali gereğince,
    2- "Kim bizim yapmadığımız şekilde amel ederse onun ameli reddedilmiştir" (muttefeukkun aleyh) ve "kim bizim yapmadığmız şekilde bir amel/ibadet icat ederse onun yaptığı amel/ibadet reddedilmiş" (müslim) hadisleri gereğince;
    3- "Amellerin bir varlık şartı, iki de mmakbul olma şartı vardır. Varlık şartı: Kararlılık. Makbul şartı: a-Şeriata uygunluk, b-Salih niyet" usul-i kaidesi gereğince;

    Doğum günü kutlanılmasının helal ve caiz olduğuna dair ispatını (yani şeriata uygun olduğununa dair delillendirme) yapabilir miyiz?

    Kısır tartışmalardsan ziyade, sonuç getiren bilgiler ve paylaşımlar daha isabet olur.

    Son olarak Allah Resulü (sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'in şu veciz sözüyle yazımı sonlandırıyorum:

    "Kişinin kendisini ilgilendirmeyen şeyleri terketmesi İslamının güzelliğindendir." (Buhari-Müslim)
  • 11-12-2009, 02:56
    Kayıtsız

    yas gunu

    Dinimizde yaş günü kutlaması diye bir uygu-lama yoktur. Ancak, her yıl ömür takviminden düşen bir yaprağın nelerle dolu olduğuna bakmalı, onun muhasebesini yapmalı, kıyamet günü gelip hesaba çekilmeden kendini hesaba çekmeli, yarın karşısına çıkmasını, yüzünü güldürmesini istediği işleri çoğaltmalı, yüzünü kızartacak davranışları varsa onları tövbe edip affettirmeli, benzeri kötülükleri bir daha yapmamaya kendini zorlamalı, her yaş yılının bir öncekine nazaran daha olgun maddî-manevî daha karlı olmasına dikkat etmeli. Yoksa Müslüman sadece yaşı sayısınca mum söndürmenin saçmalığına kendini kaptırmamalıdır.
  • 11-12-2009, 02:10
    Tevfik YAZICILAR
    Alıntı Ömer ÇELİK tafarından gönderildi Mesajı Göster
    Bismillah.


    Bu hayır dileklerimden sonra;
    "Mevlid kandili" ile "hristiyanların dinlerinin bir adeti olan doğum günü kutlanması"nı ayrı ayrı değerlendirmek gerekir.

    Bu dğerlendirmeler yapılırken de bid'at ve (kimi alimlerce) İslam Hukuku'nun kaynak olarak gördüğü örf ve adetlere değinilmelidir.

    Bid'at kavramı hakkında, ulemadan birçok kişi, farklı tanımlar yapmış ve bid'atı kısımlara ayırmada farklı görüşler içerisinde olmuşlardır.

    Bid'at'ı; mutlak bid'at ve izafi bid'at olarak ikiye ayıran İmam Şatibi'nin (el-i'tisam isimli eserinde geçtiği üzere) tanımlarına bakmak gerekir.Mutlak bid'atı; İslam'ın aslında, hiçbit yönüyle olmayan sonradan din adına ortaya çıkarılan şeylerdir diyerek tanımlar. İzafi bid'atı ise; İslam'ın aslında bazı yönleriyle bulunup da, ibadet olarak sonradan dine izafe edilen şeylerdir diye tanımlamıştır.

    Bid'atı, küfür düşüren ve düşürmeyen bid'atlar olarak ikiye ayıran ulema da olmuştur. vs vs

    Konuyu fazla uzatmak istemiyorum. Mevlid kandili, mutlak bid'attır. Ancak küfre düşürücü bir bid'at değildir. Çünkü birşeyin küfür olabilmesi için; ancak ve ancak Şari'nin isimlendirmesi gerekir. Mevlid kandilinin küfür olduğuna dair şari'nin bir isimlendirmesi de yoktur.

    Diğer taraftan, mevlid kandilinin aslı Hristiyan adetine değil, mutasavvufların görüşlerinden gelir. Mutasavvuflar da ehl-i kitaptan yada asl-i kafirlerden değillerdir.

    Oysa ki; Doğumgünü kutlaması, Hristiyanlığın adetlerindendir.

    İnşaAllah ikisinin arası ayrılmıştır.
    Ayrıca ben doğumgünün kutlanmasına küfür demiş değilim. Sadece, İbni Abidin'in nakletmiş olduğu hanefi alimlerinin görüşlerini yazdım.

    Hritiyanlara benzemeyle alakalı olarak; "iktizatus sıratu müstakim" adlı eseri okumanızı tavsiye ederim. Yazarı ibni teymiyyedir. Pınardan çıkmıştır. Bunun yanında Hafız Zehebi'nin "hristiyanlara benzemeye reddiye" olarak türkçeye çevrilen bir risalesini de okumanızı tavsiye ederim. Medarik yayınlarından çıktı. Bu konuda arapça hacimce büyük birçok eser var. Fakat faydalanmamız için, türkçelerini söyledim.

    İnşaAllah, yanlış anlaşılmaları ve yanlış anltımları gidermişimdir.


    Ömer bir konuda anlaşamıyoruz. Sen doğumgünü kutlamayı Hristiyanların adetlerinden sayıyorsun ben ise doğumgünü kutlamayı ananevi bir gelenek sayıyorum. Üstte bahsettiğin gibi nasıl mutasavvufların görüşleri ile Mevlid kandilini yani Peygamber efendimizin doğum gününü kutlamak küfre düşürücü değil ise benimde kendi doğduğum günü yada sevdiklerimin doğduğu günü kutlamam beni küfre düşürücü bir eylem değildir. Bir insanın doğum gününe sevinmesi onu Sedatın örneklediği paskalya kutlamasında olduğu gibi küfre düşürücü değildir, çünkü paskalya Hristiyanlara özel ve onlara has bir bayramdır ancak doğum günü bir kavme/dine değil insanlığa has bir kutlama çeşididir.

    Ömer sen doğumgünü kutlamayı Hristiyanlığa ait bir haslet olarak algılar ve yorumlarsan elbette yorumlarına katılmaktayım ancak ben hiçbir zaman doğum günü kutlamayı Hristiyanlara özel bir kutlama olarak görmedim/kabul etmedim.

    Oysaki bir sevdiğimin doğum gününü kutlamak, kendi doğduğum günle mutlu olmak, sevdiklerimle hediyeleşmek, mutluluklarını paylaşıp üzüntülerini kucaklamak benim için en insani ve islami duygudur.
  • 10-12-2009, 23:00
    Deniz ZİYADE
    Alıntı Fatih KANLI tafarından gönderildi Mesajı Göster
    Ne dememi beklerdiniz?

    Mesela: "Hazırlıklımıyım hazırlıksızmıyım bilmiyorum Allah bilir" mi deseydim...Kendi yaşantınızdan, ne kadar hazırlıklısınız ne kadar değilsiniz bunu bilirsiniz.

    Zira ayet-i kerimede "De ki: Ey günahta aşırı giderek nefislerine zulmetmiş kullarım! Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Muhakkak ki Allah, bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir. Öyleyse azap gelmeden önce Rabbinize dönün ve Ona teslim olun; sonra kimseden yardım göremezsiniz." (Zümer: 53-54) Allahu teala böyle buyuruyor. O ümidinizi kesmeyin diyecek ben "acaba" diyeceğim öylemi?
    Havf ve reca; korku ve ümit bir kez daha okuyun lütfen.
  • 10-12-2009, 21:58
    Ömer ÇELİK
    Bismillah.

    Alıntı Tevfik YAZICILAR tafarından gönderildi Mesajı Göster

    Ömer şimdi burada diyorsun ki Mevlid Kandilini yani peygamberimizin doğum gününü kutlayanlar hristiyanlara benzedikleri için kafir olmuşturlar. öyle mi ?
    Öncelikle Tevfik ağabey, Allah azze ve celle'nin, izdivacının temelini tevhid ve islam, meyvelerini ise; Kafirlerin şüphelerini bertaraf eden ve Sahih ilmi insanlara yayan Rabbani alimler ve/veya kafirlere hayatlarından bezdiren cengaver mücahidler kılmasını dilerim.

    Bu hayır dileklerimden sonra;
    "Mevlid kandili" ile "hristiyanların dinlerinin bir adeti olan doğum günü kutlanması"nı ayrı ayrı değerlendirmek gerekir.

    Bu dğerlendirmeler yapılırken de bid'at ve (kimi alimlerce) İslam Hukuku'nun kaynak olarak gördüğü örf ve adetlere değinilmelidir.

    Bid'at kavramı hakkında, ulemadan birçok kişi, farklı tanımlar yapmış ve bid'atı kısımlara ayırmada farklı görüşler içerisinde olmuşlardır.

    Bid'at'ı; mutlak bid'at ve izafi bid'at olarak ikiye ayıran İmam Şatibi'nin (el-i'tisam isimli eserinde geçtiği üzere) tanımlarına bakmak gerekir.Mutlak bid'atı; İslam'ın aslında, hiçbit yönüyle olmayan sonradan din adına ortaya çıkarılan şeylerdir diyerek tanımlar. İzafi bid'atı ise; İslam'ın aslında bazı yönleriyle bulunup da, ibadet olarak sonradan dine izafe edilen şeylerdir diye tanımlamıştır.

    Bid'atı, küfür düşüren ve düşürmeyen bid'atlar olarak ikiye ayıran ulema da olmuştur. vs vs

    Konuyu fazla uzatmak istemiyorum. Mevlid kandili, mutlak bid'attır. Ancak küfre düşürücü bir bid'at değildir. Çünkü birşeyin küfür olabilmesi için; ancak ve ancak Şari'nin isimlendirmesi gerekir. Mevlid kandilinin küfür olduğuna dair şari'nin bir isimlendirmesi de yoktur.

    Diğer taraftan, mevlid kandilinin aslı Hristiyan adetine değil, mutasavvufların görüşlerinden gelir. Mutasavvuflar da ehl-i kitaptan yada asl-i kafirlerden değillerdir.

    Oysa ki; Doğumgünü kutlaması, Hristiyanlığın adetlerindendir.

    İnşaAllah ikisinin arası ayrılmıştır.
    Ayrıca ben doğumgünün kutlanmasına küfür demiş değilim. Sadece, İbni Abidin'in nakletmiş olduğu hanefi alimlerinin görüşlerini yazdım.

    Hritiyanlara benzemeyle alakalı olarak; "iktizatus sıratu müstakim" adlı eseri okumanızı tavsiye ederim. Yazarı ibni teymiyyedir. Pınardan çıkmıştır. Bunun yanında Hafız Zehebi'nin "hristiyanlara benzemeye reddiye" olarak türkçeye çevrilen bir risalesini de okumanızı tavsiye ederim. Medarik yayınlarından çıktı. Bu konuda arapça hacimce büyük birçok eser var. Fakat faydalanmamız için, türkçelerini söyledim.

    İnşaAllah, yanlış anlaşılmaları ve yanlış anltımları gidermişimdir.



    Alıntı Kadir KILIÇASLAN tafarından gönderildi Mesajı Göster

    bidat bunlar bidat...

    şu abd de bi tarikat vardı hani araba , elektirik filan kullanmayan , garip garip
    giyinen... tamda bunun gibi bir ülke bulacaksın ömer gibilere yerleştireceksin
    oraya... aslında afkanistan tamda böyle bir yerdi. kudurmuş amerika ve kudurmuş
    yardakcıları salça olmasaydı. böyle bir ülke bulmak lazım ömeride oraya postalamak...

    adamın konuşması bile değişti. otur bi aynaya bak dimi. önceden espiri yapardı,
    anlayışlıydı ; arada ciddi olduğuda olurdu saçmaladığıda. şimdi ordan burdan
    bulduğu netteki yazıları buralara yapıştırıp , ayetleri orasından çekip burasından
    görülmemiş yorumlarla bezeyip... ne nuzul sebebine bakarak , ne hangi sebep
    ve koşulda , hangi ünvanla söylediğine bakmaksızın hadisleri kafasına göre
    yorumlamak... samimiyetini ciddiyetiyle öldürerek ve milleti kafir ilan ederek
    tebliğ yapıyor ömer bey.

    severdik kendisini , deliliklerini... halada severizde birde şu ağır abi ayaklarını
    bıraksa... dünyaya dönse yada afganistana.
    Varsa konuyla alakalı bir söyleyeceğin, bizlere de söyle. Bizler de öğrenelim. Hepimiz, öğrenmeye muhtaç insanlarız.

    Birbirimizin kalbini kırarak, iğneli laflar söylerek, iftiralar atarak ve en önemlisi nefsimizi tatmin etmek için tartışmak; ne sana ne bana ne de bir başka müslüman (senin de bildiğin üzere) doğru olmaz.

    BUgün teknolojinin Hritisyanlığın bir adeti olduğunu iddia eden var mı? Yok.
    Cihad uçar kardeşimin yukarıdaki tespiti gerçekten yerindeydi: "Buluşlar ile adetleri birbirine karıştırmamak gerekir"

    Konuyla alakalı olmyan fakat, şahsım hakkındaki sıkıntıları dile getirdiğin için de teşekkür ederim. İnşaAllah doğru olan davranışı sergilemeye gayret sarf edicem. Bu konudaki, doğruları göstermeyi kardeşinden eksik etme.
  • 10-12-2009, 19:42
    Fatih KANLI
    Alıntı Deniz ZİYADE tafarından gönderildi Mesajı Göster
    Size şaşırmamak elde değil.Yani nasıl bu kadar emin olabilirsiniz kendinizden? Müslüman havf ve reca arasında olmalı değil midir?Bir dakika sonra kalbimizin nereye meyledeceğini nerden bilebiliriz? İşte bunun için kendinize güveniniz fazla geldi bana.Yanlış buldum fikrinizi naçizane.
    Ne dememi beklerdiniz?

    Mesela: "Hazırlıklımıyım hazırlıksızmıyım bilmiyorum Allah bilir" mi deseydim...Kendi yaşantınızdan, ne kadar hazırlıklısınız ne kadar değilsiniz bunu bilirsiniz.

    Zira ayet-i kerimede "De ki: Ey günahta aşırı giderek nefislerine zulmetmiş kullarım! Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Muhakkak ki Allah, bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir. Öyleyse azap gelmeden önce Rabbinize dönün ve Ona teslim olun; sonra kimseden yardım göremezsiniz." (Zümer: 53-54) Allahu teala böyle buyuruyor. O ümidinizi kesmeyin diyecek ben "acaba" diyeceğim öylemi?
  • 10-12-2009, 18:26
    Sedat KUMOVA
    ''Mesela, İbni Abidin'in (rahimehullah) "Reddul Muhtar ala Haşiyetu İbni Abididin" adlı kitabında Hristiyanların paskalya günlerinde, müslümanların birbirlerine yumurta hediye etmelerinden ötürü kafir olacaklarını söylemiştir.''



    Alıntı Tevfik YAZICILAR tafarından gönderildi Mesajı Göster

    Ömer şimdi burada diyorsun ki Mevlid Kandilini yani peygamberimizin doğum gününü kutlayanlar hristiyanlara benzedikleri için kafir olmuşturlar. öyle mi ?

    Tevfik üstteki cümlenin sebep sonuç ilişkisini düşünmeden bu anlamı çıkarmanı, ancak düğün heyecanına bağlayabiliyorum..

    ayrıca Rabbim izdivacınızı Cennet'e girmenize vesile kılsın ..Amin.
  • 10-12-2009, 17:38
    Deniz ZİYADE
    Alıntı Fatih KANLI tafarından gönderildi Mesajı Göster
    Evet hazırlıklıyım elhamdülillah...
    Size şaşırmamak elde değil.Yani nasıl bu kadar emin olabilirsiniz kendinizden? Müslüman havf ve reca arasında olmalı değil midir?Bir dakika sonra kalbimizin nereye meyledeceğini nerden bilebiliriz? İşte bunun için kendinize güveniniz fazla geldi bana.Yanlış buldum fikrinizi naçizane.
  • 10-12-2009, 17:16
    Fatih KANLI
    Alıntı Deniz ZİYADE tafarından gönderildi Mesajı Göster
    maaşallah büyük güne hazırlıklısınız galiba.
    Evet hazırlıklıyım elhamdülillah...
  • 10-12-2009, 16:58
    Deniz ZİYADE
    Alıntı Fatih KANLI tafarından gönderildi Mesajı Göster

    Her gün biraz daha rabbimize yaklaştığımız için vuslat anına yaklaştığımız için seviniyoruz bunuda yaptıklarımızla ifadelendiriyoruz...
    maaşallah büyük güne hazırlıklısınız galiba.
  • 10-12-2009, 15:44
    Fatih KANLI
    Alıntı Deniz ZİYADE tafarından gönderildi Mesajı Göster
    Yani insanlar doğum günlerini neden kutlarlar hiç anlamiyorum.Biraz mantıklı düşünürsek bir yaş daha yaşlanıyoruz bunu mu kutluyoruz? Eğer yaş günü kutlanacak bir şeyse neden kimse yaşlanmak istemez? İki zıt durum yani.Sonra ecelimize de bir adım daha yaklaşmış oluyoruz, hesaba çekileceğimiz güne çok mu azığımız var da seviniyoruz ,eğlenceye kutlamaya dalıyoruz? Sonuç olarak kutlamaların en ilginci bence dogumgünü kutlamaları.

    Her gün biraz daha rabbimize yaklaştığımız için vuslat anına yaklaştığımız için seviniyoruz bunuda yaptıklarımızla ifadelendiriyoruz...
  • 10-12-2009, 14:43
    Deniz ZİYADE
    Yani insanlar doğum günlerini neden kutlarlar hiç anlamiyorum.Biraz mantıklı düşünürsek bir yaş daha yaşlanıyoruz bunu mu kutluyoruz? Eğer yaş günü kutlanacak bir şeyse neden kimse yaşlanmak istemez? İki zıt durum yani.Sonra ecelimize de bir adım daha yaklaşmış oluyoruz, hesaba çekileceğimiz güne çok mu azığımız var da seviniyoruz ,eğlenceye kutlamaya dalıyoruz? Sonuç olarak kutlamaların en ilginci bence dogumgünü kutlamaları.
  • 10-12-2009, 14:01
    Taner PINAR
    Alıntı Kayıtsız tafarından gönderildi Mesajı Göster
    islamiyette eğlence haramdır
    hocam şunu bir açıklarmısın .. şok oldum ya benim hayatım eğlence..
  • 10-12-2009, 12:48
    Fatih KANLI
    Alıntı Kayıtsız tafarından gönderildi Mesajı Göster
    islamiyette eğlence haramdır
    Kaynak?
Bu Konuda 20 den Fazla Cevap Var. "Buraya" Tıklayarak Tüm Konuyu Görebilirsiniz.

Gönderme Kuralları

  • You may not post new threads
  • You may post replies
  • You may not post attachments
  • You may not edit your posts
  •