Konuyu Yanıtla

Post a reply to the thread: Havuz Sistemi nedir ?

Your Message

istanbul kaç yılında fethedildi?

 

Ek Seçenekler

  • Will turn www.example.com into [URL]http://www.example.com[/URL].

HTML

Konuyu Gözden Geçir (İlk Önce En Yeni)

  • 26-12-2014, 12:44
    Kayıtsız
    Kemal Üçüncü: Erbakan'ın başarılı "havuz" sistemi neden bir daha uygulanmadı


    Kamunun nafile borçlanma gereğini ortadan kaldırdığını gördüğümüz Erbakan hükümetinin başarıyla uyguladığı kamu kaynaklarının tek ekrandan kontrol edilebildiği havuz sistemini yenileyecek misiniz? (o günden beri nedense bu başarılı uygulama bir daha ağızlara alınmaz oldu, cıss yapanlardan mı korkarsınız)



    Türkiye siyaseti büyük bir tıkanıklığı yaşamaktadır. Sorunları aşacak takat ve birikiminin olmadığı aşikâr. Bir kısmı, bu kadar yıl sonra “Pi sayısını" yeniden buldum! diye çığlık atıyor, diğer bir kısmı 1000 yıl önce çözülmüş soru ve sorunları tekrar gündeme getiriyor.

    Sanatçılara taş çıkartacak bir doğaçlama tutkusu

    Herkes çıhış ediyor, hem nalına hem mıhına vuruyor.

    Malumunuz, keşif yoluyla rüyada gördüğümüze göre Mars gezegenindeki son olayları, hukuk adına , siyaset adına ortaya konan kepazelikleri, suçlamaları, savunmaları yabancı bir dile (Almanca, İngilizceye, Fransızcaya) tercüme etseniz, hukuk ve siyaset erbabı ,size bir tarafı ile güler.

    Mars’taki siyasi iradenin pampaları ve hukukçuları Venüs’le pek sevişirken işbirliği içinde yaptıkları bu kepazelikler 10 yıl sonra gündeme getirildiğinde hemen konuyu değiştirmeye çalışacaklar. Gora filminde sık sık “bir cisim yaklaşıyor" diyen ufaklığın basıldığı sahnedeki duruma düşecekler. Komutan Logar’ın halini siz görün o zaman.

    GEÇELİM LÜTFEN

    Siyasi partilerin sırf algı yönetimi ve manipülasyona dayalı uygulamaları, toplumsal kesimlerin sorunlarının siyasete yansımasını engellemektedir. Türkiye’de siyasi partiler kanunundaki kısıtlar, aday tespit sürecindeki çarpıklıklar nedeniyle siyasal tercih ve felsefi kanaatler, kendi önemsedikleri kadrolarını ve temsilcilerini siyasete taşıyamamaktadırlar. Baraj ve seçim sistemindeki engeller yüzünden seçmen iradesi temsile doğru olarak yansımamaktadır. Toplumsal kesimlerdeki örgütsüzlük buna tuz biber ekmektedir. Bu yönüyle temsili demokrasi bir nevi halk iradesinin dönemsel gaspı niteliği arz etmektedir.

    Karar alma süreçlerine halk ve sivil toplum, paydaşlar olarak katılıp talep ve isteklerini ifade edemedikleri ve bu taleplerin hak, hukuk, adalet, eşitlik ekseninde hukuk ve siyasete yansımadığı bir süreçten söz ediyoruz. Bunun adı biçimsel bir demokrasidir.

    Bu durum, sorunları her geçen gün daha da ağırlaştırmaktadır.

    Karadeniz, Kafkasya, Hazar Orta Asya hattı Türkiye’ye yeni bir dış politik ve stratejik imkân sunmaktadır. Lâkin uzmanlık bilgisinin yansıdığı yeni bir planlamaya ihtiyaç vardır.

    Kafaları Ortadoğu’dan kaldırmak lazım, yoksa bedeli katmerli ağır olacak. Bu hatırlatmayı eğer ilgi duyarlarsa cihet-i askeriyeye, hariciyeye ve siyasal iktidara da yapmak istiyorum.

    CHP VE MHP BU KONUDA ADETA DİRENİYOR

    Hiç kimse kendi kendini kandırmasın.

    Deniz bitti, sonuna geldik, o yüzden “ya bir yol bulacağız ya bir yol açacağız”

    CHP ve MHP 150 yıllık aydınlanma, milli düşünce ve lâik demokratik cumhuriyetin entelektüel sermayesinden istifade etmemek için adeta direniyorlar.

    Bağışlasınlar, yansıyan görüntü bu yöndedir. Kitlenin ezici çoğunluğu bu görüştedir.

    Kendi entelektüel miraslarının ve kadrolarının en yavan tabakası siyasete yön vermektedir.

    Siyasal ve sosyal hareketler bilgi > bilinç> doğru eylem sistematiğini dikkate almadan bir hedefe varamazlar.

    Bu iki siyasi hareket öncelikle kendi cephelerinde doğru bilgiyi üretmeli, projelendirmeli, bunu kadroları ile paylaşarak içselleştirmeli, doğru bir politik temsil kadrosuyla halka ve kitleye ulaştırmalıdır.

    Günümüzde siyasal ve toplumsal sorunlar bir siyasetçinin dar uzmanlık birikimi perspektifinden çözümlenemeyecek kadar çok katmanlı ve çetrefildir. Politikacıların buna ayıracak yeterli zamanı da yoktur, olmamalıdır da. O nedenle doğru bilginin ve nitelikli danışma mekanizmasının önemi ortadadır.

    NİTELİKLİ BİR EKONOMİ PROGRAMI YOK

    CHP Türkiye’ye ihtiyaç duyduğu sesi verecekse dört başı mamur bir ekonomi politikası için bütün birikimini seferber etmelidir. Yeni ekonomik program olarak açıkladıkları metin pek çok soru ve soruna cevap vermemektedir. Toplumsal kesimlere sunabileceğiniz bütün sorulara cevap veren nitelikli bir ekonomik programınız yok.-Cek ,-cakla birlikte finansman modellerini de gündeme getirmelisiniz.

    Keza MHP dar bir yol arkadaşlığı jargonuna, teslim olmamalı, sahibini beğenmese de doğru bilgi ve nitelikli projelere açık olmalı, bu tutumu özendirmelidir. Türkiye’nin en nitelikli eğitimcilerine sahip bir siyasal gelenek Türkiye’ye dört başı mamur bir eğitim projesi sunabilmelidir. Ülkemizde her aile bir şekilde eğitimle ilgilidir. Orta büyüklükteki bir Avrupa ülkesi kadar öğrenci sayımız var.

    Yanlış ve eksik söylüyorsam bana kızın, en ağır şekilde eleştirin.

    Ama lütfen, vicdan ve sağduyunuzla, lütfen bir tefekkür edin.

    [Lütfenler, özür dileme ve nezaket normalde üçüncü kadehten sonra başlar Türkiye’mde. Aslanı kediye boğduruyorsunuz o yüzden içmeden sarhoşuz].

    HİÇBİR ÇÖZÜM ÖNERİSİ YOK

    Seçim sürecindeyiz hiçbir partide nitelikli bir program ve çözüm üretme heyecanını göremiyoruz.

    Bu bile başlı başına bir problemdir.

    Meseleleri bir doktora tezi ciddiyeti ile ele alıp kısa, orta, uzun vadeli a, b seçenekleri olan finansman modelini de öneren projeler üretip toplumsal kesimlerle, paydaşlarla sivil toplumla tartışmalısınız.

    Bunu yapmadan “halk bizi anlamadı” demek doğru olmaz.

    Bazı tahlilleriniz yanlış.

    Halk bizden ne istiyor? diye sosyolojik alan çalışmalarınız olmalı.

    Mesela “hayırlı cumalar”, “yâr yardımcı, vesile” mesajından daha çok, maaşına nasıl zam yapacağınız, onu daha çok ilgilendiriyor.

    ERBAKAN'IN SİSTEMİNİ YENİLEYECEK MİSİNİZ

    Türkiye’de yıllık 50 milyar dolara dayanan kent rantlarını nasıl ekonomiye katıp kaynak yaratacağınızın cevabı daha önemli.

    Kamunun nafile borçlanma gereğini ortadan kaldırdığını gördüğümüz Erbakan hükümetinin başarıyla uyguladığı kamu kaynaklarının tek ekrandan kontrol edilebildiği havuz sistemini yenileyecek misiniz? (o günden beri nedense bu başarılı uygulama bir daha ağızlara alınmaz oldu, cıss yapanlardan mı korkarsınız).

    2 trilyon dolarlık maden varlığını ne yapacağınız daha önemli.

    Finlandiya gibi sırf orman ürünlerinden 50 milyar dolar nasıl kaynak üreteceğiniz merak ediliyor.

    “Orman mühendisi alırken, hakim savcı alırken, MHP ve CHP yazılı sınavda ilk sıralarda olan ve sizin partinizden olmayan memleket çocuklarını elemek için sözlüde “dinsiz , kitapsız, lutîmeşrep, gulampare numeroları ile hak hukuk tanımayan onursuz ” bir heyet kurarak hak yemeyeceğiniz sözü çok önemli.(Kurmayacağınızı biliyoruz ama bunu deklare ediniz).”

    Servetten nasıl vergi alacağınız daha mühim.

    Dolaylı vergileri, kazançtan alınan vergilerin altına nasıl indireceksiniz.

    Kaynakları ortaya koyun [kaynak üretmek için oturup çalışmak lazım]

    Cevabını verin, siz iktidarsınız.

    Doç. Dr. Baran Dural’ın saha çalışmalarına bakmanız lazım. MHP kadroları için orada bazı cevaplar var.

    Yeni çalışmaları siz istemelisiniz.

    Mevcut yapınız bu dinamiği üretmeye uygun mu? evvela buradan başlayın.

    Teknik bilgi ve destek almak için her türlü uzmanlığa (sizin görüşünüzde olması icap etmez) başvurmanız icap eder.

    Lütfen, slogan, şiir, özlü söz, kelâm-ı kibâr, atasözüne başvurmadan çözümler üretiniz.

    “Ya bir yol bulalım, ya bir yol açalım”, “aslanı kediye boğdurmayalım”.

    Hannibal veya Kürşad öne çıksın, “Siganfu sarayından Vey Irmağına kadar korku sar[sın] geceyi”.

    [slogan atmayın! diyerek son cümleyi şiirle bitirmek de benim tezatım olsun!]

    Prof. Dr. Kemal Üçüncü

    Odatv.com
  • 12-08-2011, 13:17
    Kayıtsız
    Prof. Dr. Aykut Kibritçioğlu tarafından yapılan araştırmada 1987-2007 yılları arasında görev yapan hükümetlerin ekonomik göstergeleri mercek altına alındı.
    Ekonomik performanslar incelenmiş ama havuz sistemini ne kadar incelemiş bilemiyorum.Linkler altta.Umarım işinize yarar.

    http://www.milligazete.com.tr/haber/...met-205450.htm

    http://mpra.ub.uni-muenchen.de/3962/
  • 10-08-2011, 09:12
    Kayıtsız

    yardim

    arkadaslar havuz sistemiyle ilgili ciddi bir akademik calisma biliyorsaniz paylasabilir misiniz?
    mumkunse detayli bilgi verin ornegin, kitabin ismi, yazar ya da yazarlarin ismi, yayin evi vs. tesekkur ederim...
  • 09-12-2009, 12:45
    Kayıtsız
    bir toplum neyi hak ediyorsa allah onu
    başlarına getirir
  • 02-03-2009, 03:46
    Kayıtsız

    neden

    Neden %180 verenden alınır borçta %40dan alınmaz. %40 veren devlete mi vermiyodu. Allah belasını versin devletimize getirisi olan projelerin önünde duran zihniyetin, Erbakan hocanın kulu kölesi olamazlar bunlar.
  • 01-03-2008, 19:48
    Resul ZENGİN
    Çok güzel özetlemişsiniz olayı.
    Türk halkı ne zaman görecek gerçekleri :(...
  • 28-02-2008, 20:07
    İlyas TUNÇ
    hocamızdan allah razı olsun imf ye amerkiya siyonist köpeklerle işbirliği yapmadı türkiyenin kendi kaynaklarından elde ettiği gelirler dünyanın en büyük gerlirleridir hocam bunu yapmaya çalıştı ama siyonist köpekler yediremedi büyük türk devletine islamın büyümesine izin vermediler allah hepsinin belasını versin
  • 28-02-2008, 19:08
    Ali YILMAZ

    Havuz sistemi...

    Bizzat refah yol hükümetinde bakanlık yapmış Dönemin Maliye Bakanı Abdullatif Şenerden dinledim.Refah yol hükümetini yıkmalarının en büyük sebebinin bu havuz sistemi olduğunu söyledi. Çünkü bu sistem çıkar çevrelerinin çıkarlarına oyle bir darbe vurmuş ki, birbir bahane ile hükümeti devirme senaryoları ortaya çıkarmışlar. Yoksa irtica falan bahane..



    HAVUZ SİSTEMİ

    Devlet ait kuruluşların bütün paralarını bir hesapta toplayan sistemdir.Burada toplanan paralar paraya ihtiyaç duyan diğer devlet kuruluşuna faizli olarak borç olarak verilirdi.Yani devlet bir cebinden diğer cebine para aktarırdı.

    Bu sistem haricinde her devlet kuruluşu kendi hesaplarında para toplar ve faiz alır.Paraya ihtiyacı olan devlet kuruluşu bankalardan normal insan gibi daha fazla faizle para alır.Bu devlet bankaları harici diğer özel bankalardanda alarak gerçekleşir.BU sayede özel bankalara kaynak aktarılmış olur.Kısaca devlet sömürtülür.

    Kısaca ve öz olarak cevab bu.
    Her zaman uygulanabilir ve olmazsa olmaz şartlardandır.Tabi bunu yapmak için Rant ağalarına diyeti olmayan iktidar olması gerekir.
  • 26-02-2008, 20:40
    Recep SARI
    BENİ ANLADIĞIM: rantiye ye (çalışmadan para kazanmaya) akan paraların önün kesip halka aktarmaktır havuz sistemi. yani karayollarına para lazım olduğun da a banktan %50 faizle borç alıyorduş diğer tarafta iski nin kasasındaki para yine a bankta %5 faizle çalıştırılıyordu böylece bankalar devletin parasını devlete 5 kat fazlası ile satıyordu. havuz sistemi ile iski parasını devletin kasasına koyuyur parası değerini kaybetmeyecek şekilde muhafaza ediliyor ve karayollarına lazım olan para yine aynı kasadan tedarik edilerek devletin soyulması önlenmiş oldu. RANTİYECİLER BUNA ÇOK KIZDI TABİ
  • 26-02-2008, 19:12
    Haşim KILIÇASLAN
    Havuz sistemi...Bir kaç cümle etmeden geçemeyeceğim...
    Yukarıda da bahsedildiği gibi rantiyeci kesimin altın yumurtlayan tavuğu kesildi.Çok ilginç bir yazı okudum geçenlerde.1998 yılında İstanbul Ticaret Odası başkanı Hüsamettin Kavi'nin kendi çıkarmış oldukları bir dergide bir açıklaması vardı.Şöyle diyordu sn.Kavi: Türkiye'de bulunan en zengin 500 sanayicinin elde etmiş olduğu gelirin %87'si faizden,%13'ü yatırımlardan...

    Hal böyle olunca elbetteki o ülkesini seven sanayicilerimiz! ortalığı ayağa kaldırdı.Ekonomi adına tek bir kötü söz edemediler.Dünya basını bile Türkiye ekonomisi şaha kalktı manşetleri atarken onların ekonomi adına olumsuz iddialarda bulunmaları olamazdı elbet.İşte böylece 28 Şubatın pimi çekildi...

    Eski adalet bakanımız sn.Şevket Kazan'da bir özeleştiride bulunmuştu bu konuyla ilgili.Tablo böyleyken vatansever sanayicilerimizin! etekleri tutuştu.Rant kaygısı baş gösterdi.Sn. Şevket Kazan'da tüm sanayicilerimizi toplayıp bir brifing vermeliydik.Telaşlanmalarının yersiz olduğunu onlara açıklamalıydık ama bunu yapmadık dedi.

    Ekonomi adına bir uygulama daha vardı Refahyol döneminde.Devlet bütçesine ait yanlış hatırlamıyorsam 27 milyar dolar para yurt dışında çeşitli bankalarda muhafaza ediliyordu.Bunlardan bir gelir elde etmek şöyle dursun üstüne bir de bankalara para ödüyorduk paramızı muhafaza etsinler diye.Sn. Necmettin Erbakan bu paraların tümünün ülke ekonomisine getirilmesini yani kendi bankalarımıza getirilmesini sağlamıştır.

    Şimdiki döneme bakıyoruz birde..Borç-faiz kısır döngüsü tüm hızıyla devam ediyor.Ekonomiden sorumlu değerli bakanlarımızın açıklamalarına göre enflasyon düşüyor,faiz oranları düşük,ekonomik bir büyüme içerisindeyiz.Büyüme rakamları veriyor çarşaf çarşaf.Yalan söylemiyor işin aslı..

    Enflasyon oranları zaman zaman oldukça düşük rakamları gördü.Ancak seçilen sepet yanlış.Bulunduğumuz toplumun tüketim anlayışına uymayan bir enflasyon sepeti seçiliyor.Aynı zamanda bir yanlış uygulama daha yapılıyor.Küçük bir örnekle şöyle açıklayabiliriz.Bir gözlüğün çarşı fiyatı 10 lirayken,internetteki fiyatı 5 lira.Bunlar gidiyor gözlüğü 5 lira olarak alıyorlar.Ancak ülkemizde sanal alışveriş anlayışı yaygın bir alışkanlık değilki.Hal böyle olunca enflasyon rakamları küçülüyor...

    Gelelim büyüme rakamlarına..Rakamlar yalan yanlış değil.Türkiye'de ekonomik bir büyüme olduğunu gösteriyor.Ancak gel görki bu büyüme sanal bir büyümedir.Teknoloji üretmeden,yaratıcı fikir olmadan sağlanan büyüme sanal bir büyümedir.
    İşsizlik gitgide artarken,borç-faiz kısır döngüsü kırılamamışken,toplumsal kaynaşma sağlanamamışken bu büyüme nasıl gerçekleşiyor.Cevap çok basit.Büyümenin tek kaynağı kayıt dışı ekonomidir.Bugün asgari ücretlinin çalışma saati 8 saattir.Ancak sen bunu 10 saat çalıştırıyorsun.İstihdam sağlamıyorsun yani.İşte böylece kağıt üzerinde rakamlar büyüdüğünü gösteriyor.

    Tekrar milli görüş ile iyi bir büyüme,sürdürülebilir bir büyüme sağlamak dileğiyle...
  • 25-12-2006, 13:05
    Tevfik YAZICILAR

    Havuz Sistemi nedir ?

    Erbakan Hükümeti’nin öncesi ile başlayalım cümlelerimize. Ülkemizde 27’si İktisadi Devlet Teşekkülü (İDT), 10’u Kamu İktisadi Kuruluşu (KİT), 102’si müessese ve 39’u bağlı ortaklık olmak üzere toplam 178 adet KİT ( Kamu İktisadi Teşekkülü) mevcuttu. Bunların birçoğu ülke ekonomisini genel bir krize sürükleyebilecek raddede zarar eder durumda idi. Şu andaki AKP hükümetinin yaptığının bir benzerini Erbakan öncesi hükümetler de yapıyor ve milletimizin öz sermayesi ile kurulan KİT’leri yok pahasına satıyorlardı. Halbuki çare satmak değildi. Milletimiz satsınlar diye değil Yeniden Büyük Türkiye’yi kursunlar diye oy vermişti Erbakan ve arkadaşlarına.

    Peki KİT’ler niçin zarar ediyordu ve niçin Erbakan’dan başka kimsenin aklına satmaktan başka çözüm yolu gelmiyordu ya da başka çözüm düşünmek istemiyorlardı.

    Özellikle Rahmetli Özal döneminde başlayan bir uygulama ile Devlet ( kar eden KİT’ler), elinde bulunan ve fonlarda biriken paralarını kısa vadeler ve düşük faizlerle özel bankalar yatırıyorlardı. Zarar eden ve paraya ihtiyacı olan diğer KİT’ler ise yine aynı özel bankalardan yüksek faizle kredi alıyorlardı.

    Örneğin kar eden “X” KİT kurumu kasasındaki parayı kar etmek amacıyla “D” bankasına yüzde 40 faizle veriyordu. Diğer taraftan ise paraya ihtiyacı olan ve zarar eden “Y” KİT kurumu ise aynı bankaya gidip yüzde 150 faizle borç para alıyordu Oysa aldığı para aslında bankanın değil, diğer bir devlet kurumu olan kar denen “X” KİT kurumunun parasıdır.

    Yani rantiyeci “D” bankası “X” kurumundan yüzde 40 ile aldığı parayı “Y” kurumuna yüzde 150 ile satıyor ve yüzde 100’leri aşan faiz karını cebine indiriyordu. Hem dehiç yatırım yapmadan, yeni istihdamlar oluşturmadan. İşte bunun adıdır rantiyecilik ve soygun…

    Erbakan ise Milli Görüş Lideri. Milli Görüş demek “Hakk’ı Üstün Tutan Görüş” demektir. Rantiye ise Hakk’ın razı olmadığı bir durumdur.

    18 Ekim ’96 tarihi bu bağlamda bir dönüm noktası oldu. Öncelikle devlet bankasında “Kamu Ortak Hesabı” oluşturuldu. Kasasında parası olan devlet kurumları parasını bu hesaba yatıracak ve yine paraya ihtiyacı olan kurumlar da özel bankalara değil bu devlet bankasına başvurarak hesaptaki paradan -devletin kendi parasından- faydalanabilecek. Yani 18 Ekim tarihinde rantiyenin musluğu bir anda kapatıldı. Dikkat ederseniz 28 Şubat senaryolu gazete manşetleri de bu tarihten sonra atılır oldu.

    Havuz sistemi ile sadece sekiz ayda 6,5 Milyar Dolar para rantiye yerine milletin kasasına girdi. İşte bu para ile memur, işçi, emekli, esnaf ve çiftçinin yüzü güldürüldü. Yüzde yüzleri aşana maaş zamları gerçekleştirildi.

    Demirel tarafından kara delik olarak nitelendirilen KİT’ler bir yıllık Erbakan Hükümeti zamanında hem 6,5 Milyar Dolar tasarruf sağladı hem de 2 milyar dolar kar etti.

    Muslukları kesilen rantiyeciler sahip oldukları medya kuvveti sayesinde Erbakan Hükümeti’nin devirme hesapları yapmaya başladılar.

    Atatürk zamanında ve O’nun talimatıyla kurulan KİT’ler Erbakan’ın havuz sistemi sayesinde kar etmeye başlamışken, musluğu kapanan rantiyeciler “Atatürk İlkeleri elden gidiyor!” ortalığı velveleye verdiler.

    Ecevit Hükümeti’nin havuz sistemini terk etmesiyle malumunuz üzere 2001 krizi patladı ve 2 milyon memleket evladı işsiz kaldı, işi olanlar ise karnını bile doyuramadı.

    s@zturk kişisel blogundan alıntıdır..

Gönderme Kuralları

  • You may not post new threads
  • You may post replies
  • You may not post attachments
  • You may not edit your posts
  •